Gönderen Konu: İstihâre Namazı ve Duâsı  (Okunma sayısı 16685 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı müteallim

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 4786
  • gizli mahzenlerde kalan tarihin yeni adresi
    • www.Libv- kamp-lintfort.de
İstihâre Namazı ve Duâsı
« : 31 Mayıs 2005, 01:24:16 »

İstihâre Namazı ve Duâsı


Istihare namazi bir kimsenin kendi hakkinda bir seyin hayirli olup olmadigina dair manevi bir isarete nail olmak isteyen kimse yatacagi zaman Güzelce abdestini alir iki rek´at namaz kilar Ilk rek´atda (gulya eyyühelkafirun)süresini okur.ikinci rek´atda(Ihlas)süresini okur.Namazdan sonra istihare düasini okur.Sonra abdestli olarak kibleye dönerek sag eli üzerine sünnete uygun olarak yatar.rü´yasinda bayaz veya yesil  rekli bir sey görürse hayra isaret .siyah veya kirmizi rekli bir sey görürse serre delalet eder. Eger bir sey göremezse yedi güne kadar devam eder. Neticede mutlaka bir isaret gösterilir.

ISTIHARE DUÂSI

Allahümme inni esteiyruke bi ilmike vestagdiruke bi gudretike ve es´elüke min fadlikel-aziym.Fe inneke tagdiru ve la agdiru ve ta´lemü ve la a´lemü ve ente allamülguyüb. Allahümme in künte ta´lemü inne hazel emre hayrun li fi diyni ve maasi ve agibetü emri  ve acilü emri  ve ecilühü  fagdirhü li  ve yessihü li sümme barik fihi li . Ve in künte ta´lemü inne hazel emre serrun li fi dini ve maasi ve agibetü emri  ve acilü emri ve ecilühü fe asrifhü anni ve asrifni anhü fegdirli elhayre  haysü kane sümme ardini bihi.

Bu duâyi okur.

Not: Bu düa türkce oldugu icin harfler tam yazilmadigindan arabcasini tercih etmek lazimdir.Düa büyük islam ilmühalinde mevcuttur.Sahife 208

Hayırlara vesile olur insAllah. Dualarinizda bizleri unutmayın. Bizim duâlarımız sizin.
« Son Düzenleme: 26 Şubat 2016, 17:10:30 Gönderen: Mücteba »
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik

Çevrimdışı müteallim

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 4786
  • gizli mahzenlerde kalan tarihin yeni adresi
    • www.Libv- kamp-lintfort.de
ISTIHARE NAMAZI
« Yanıtla #1 : 03 Haziran 2005, 00:49:27 »
Yzkarida yazmis oldugum istihare namazi ve hanci kardesimin arabi lafizlar ile ifade ettigi düa normal kitaplarimizda yazili olan istihare namazi ve düasidir.

Asasida yazacagim ise bize bazi büyüklerimizin ifade ettigi istihare namazi ve düasidir.

Güzelce abdest alinir ve iki rekat namaz kilinir.Namazda kafirun süresi ve ihlasi serif okunur.
Namazdan sonra ikiyüz def´a kevser süresi ve Rahman süresinin basindan Allemelbeyana kadar okunur. sag tarafina sag elinin icine yatar. beyaz veya yesil görürse hayir olur siyah veya kirmizi olursa ser olur.
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik

Çevrimdışı müteallim

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 4786
  • gizli mahzenlerde kalan tarihin yeni adresi
    • www.Libv- kamp-lintfort.de
ISTIHARE NAMAZI
« Yanıtla #2 : 26 Haziran 2007, 23:44:18 »
İstihare Namazı

İstihare "hayırlı olanı istemek" anlamına gelir. İnsanlar, kendileri için önemli olan bir karar verecekleri veya bir seçim yapacakları zaman, bazan belki eldeki verilerin yetersizliği sebebiyle veya çeşitli sebeplerle dünya ve ahiret baımından kendileri için hangi seçimin hayırlı olacağını kestiremezler ve bunu bilmek için çeşitli çarelere başvururlar. Mesela, Peygamber imiz'in nübüvetle görevlendirildiği sıralarda Araplar'dan bir kimse yolculuğa şıkmak istendiğinde, bu yolculuğun kendisi için hayırlı olup olmadığını anlamak için fal oklarına başvururdu. Peygamberimiz bu adeti kaldırarak onun  yerine istihareyi getirmiş ve şöyle buyurmuştur: (1)


" Biriniz bir iş yapmaya niyetlenince farzın dışında iki rek'at namaz kılsın ve şöyle desin: Ey Allahım, ilmine güvenerek senden hakkımda hayırlısını istiyorum, gücüme güç katmanı istiyorum. Sınırsız lutfundan bana ihsan etmeni istiyorum, gücüme güç katmanı istiyorum. Ben bilmiyorum, ama sen bilyorsun, ben güç yetremem ama sen güç yetirirsin. Ey Allahım! Yapmayı düşündüğüm bu iş, benim dinim, dünyam ve  geleceğim açısından hayırlı olacaksa, bu işi benim hakkımda takdir buyur, onu bana kolaylaştır, uğurlu  ve bereketli eyle. yok eğer benim, dünyam ve geleceğim için kötü ise, onu benden, beni ondan uzaklaştır. Ve hayırlı olan her ne ise sen onu takdir et ve beni hoşnut ve mutlu eyle!" (2)


Namazda, makbul olanı; ilk rekatta Fatiha ve Kafirun Suresi, ikinci rekatta ise Fatiha ve ihlas suresi  okumaktır. İki rek'at namaz kılıp  bu duayı  yaptıktan sonra, kalbe doğacak istek veya nefretle, yahut yapıcı veya engelleyici sebeblerle işin hayırlı olan tarafı gerçekleşmiş olduğuna kanaat beslenir ve buna rıza gösterilir. Namazı kıldıktan sonra dünya kelamı etmemek, sağ tarafa ve kıbleye doğru yatmak, uymaya çalışırken kalpten "Allah Allah" demek güzel olan şeylerdir. Bu namazı buradan okuyup, tatbik etmek isteyenlerden bir dileğimiz olacak, Yukarıdaki Peygamber efendimizin yukarıdaki duasını kendi sıkıntısına, problemine uyarlayıp kalbinden okuduktan sonra;

3 ihlas ve 1 Fatiha'yı da başta Peygamberimize, sevdiklerine ve Zamanın Sahibine hediye eylesin. Onların yüzü suyu hürmetine bu aciz kulunun anlayacağı şekilde her şeyi  aşikar göstersin, perdeleri aralasın diye Allah'a dua etsin. Dua esnasında:
Allah ile konuşur gibi dua etsin,
Etrafını saran melekleri hissetsin,
Dua esnasın da gözlerini  kapatsın,
Boynunu büksün,
Allah'ın aciz bir kulu olduğunu hisssetsin.

Birinci defada sonuç alınamazsa üç kere veya yedi defa tekrarlanabilinir.

Sammi olarak yapıldığı takdirde, kalbe doğuş olabilir, istihare sonucu bir ferahlık  ve rahatlık olursa o işin hayırlı olacağına, sıkıntı ve darlık olursa olumsuz olacağına işaret edilir. Gündüz yapılacağı gibi, iyice konsantre olunabilmesi için geceleyin yatmadan hemen önce yapılması tavsiye edilir.  İstihare için uykuya yatma ve rüya bekleme şartı olmadığıda unutulmasın.  Allah bunu samimi olarak isteyenlere bir işaret veya ipucu verir.

O kapısına geleni  geri çevirmez. O'nun kapısı umutsuzluk kapısı değildir.
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik

Çevrimdışı meftun

  • okur
  • *
  • İleti: 55
  • Bu Kültür Senin !
İstihare ile ilgili tüm detaylar..
« Yanıtla #3 : 14 Şubat 2008, 15:10:04 »
Ticaret, evlilik, seyahat ve benzeri bir işe teşebbüs eden kimse, o işin kendisi için hayırlı olup olmayacağı hususunda tereddüde düşerse, şüphesini giderecek, tereddüdünü ortadan kaldıracak hal çareleri aramak ister. Bu hususta yapılacak ilk iş, yapılması istenen meselenin meşrûluğunun ve helâlliğinin araştırılması, dinî ölçülere uyup uymadığının incelenmesidir. Kişinin kendisi bir neticeye varamadığı takdirde en sıhhatli yol, o meseleyi münasip olan ehliyetli birisine danışmak, onun fikrini almak, gerekirse meseleyi enine boyuna bütün teferruatıyla konuşmak; kısaca istişare yapmaktır.

İstişare yapılacak insanın da tecrübeli, bilgili ve sözüne itimat edilir olması gerekir.
Bir meseleyi kendi aralarında istişare etmeyi, oturup konuşmayı mü’minlerin vasıflarından sayan Kur’ân-ı Kerim, “Onların işleri aralarında müşavere iledir”1 buyururken, istişare ederken ehil kimselerin seçilmesini, fikren ve inanç bakımından yabancı olanlarla istişare yapılmaması hususunda da ikazda bulunmaktadır:

“Ey iman edenler! Sizden olmayan kimseleri içli dışlı dost edinip sırlarınıza ortak etmeyin. Onlar sizi zarara sokmakta kusur etmezler. Size sıkıntı verecek şeylerden hoşlanırlar. Size düşmanlıkları sözlerinden belli olmuştur; açığa vurmayıp da kalblerinden gizledikleri düşmanlık ise daha büyüktür. Biz size dostunuzu ve düşmanınızı böylece gösterip âyetlerimizi açıkladık—eğer akıl ederseniz.”
2

Görüldüğü gibi basiret sahibi mü’min, kendi hususi meselesini, her önüne gelene açmamalı, rastgelenin fikrini almamalı. Çünkü kendisine yardımcı olacak birisini ararken çok kere onunla konuşması neticesinde yanlış karara varmasından dolayı hatâya düşeceğini hesap etmelidir. Çünkü insanın aldığı bazı kararlar hayatı boyunca kendisini bağlayabilir, tesiri altına alabilir. Tahsil, iş ve evlilik gibi. Tam ölçüp tartmadan bir iş kuran kimse, öyle ki birgün gelir, işinin ters gittiğini görür, iflâsa gittiğin anlar, neticede sermayesini de kaybedebilir. Bu hal maddî hayatına, hem de mânevî hayatına çok büyük tesir icra eder. Yine inceleyip araştırmadan bir evlilik hayatı kuran insan bu aceleciliğin ve tedbirsizliğin cezasını hayatı boyunca çekebilir, dünyasını zehir edebilir. Bunun için istişareyi kendimize alışkanlık hâline getirmeli, en basit meselemizi dahi tecrübeli ve ehliyetli birisine sormadan yapmamalıyız.

Bütün hayat safhalarıyla ümmetine mükemmel bir örnek olan Sevgili Peygamberimiz her meselesini yakınları ve Sahabileriyle istişare eder, onların da fikrini alır, öyle karar verir, işe başlardı. Halbuki kendisi bir peygamber olması hasebiyle vahye mazhardı; herkesten zeki, akıllı, derin fikirli, sâlim düşünceli bir insandı. Vahiyle sâbit olmayan hemen hemen bütün meselelerde Ashabiyle istişarede bulunurdu. Ümmetini de istişaresiz iş yapmamaları için tenbih eder ve istişare edenin hiçbir zaman pişman olmayacağını ifade buyururdu:

“İstihare eden kimse zarar görmez, istişare eden pişmanlık duymaz, iktisada riayet eden maişetçe aile belâsını çok çekmez.”3

Dikkat edileceği gibi hadis-i şerif mü’minin sosyal hayatını üç temel esasa riayet etmeye bağlamıştır: İstişare, istihare ve iktisat. Bilhassa bunlardan istişare ve iktisadın ne kadar ehemmiyet taşıdığı şüphe edilmez bir gerçektir.

Hadis-i şerifte tavsiye istihare de, istişare ettiği halde kalben rahat olmayan ve hissen tatmin olamayan kimselerin başvurabileceği bir sünnettir.

İstihare, lûgat mânâsı itibariyle, Allah’tan hayır dilemektir. Yani yapılacak bir işin iyi mi, kötü mü olduğunu yahut o işi hemen mi, yoksa bir müddet sonra mı yapmanın daha iyi netice vereceğini anlamak ve kalbin o meseleye yatışmasını Allah’tan dilemek ve istemektir.

İstihare Peygamberimizin bir sünnetidir. Ümmetine tavsiye ettiği bir duâ ve ibadet şeklidir. Peygamberimiz (a.s.m.) istiharenin nasıl yapılacağını, hangi duânın okunacağını bizzat öğretmiştir. İstiharenin ehemmiyeti hususunda Câbir bin Abdullah şöyle demektedir:

“Resulullah (a.s.m.) bize Kur’ân’dan bir sûre öğretir gibi büyük küçük işlerimizin hepsinde istihareyi öğretti ve şöyle buyurdu:
‘Sizden biriniz bir işe kalben azmettiği zaman, iki rekât namaz kılsın.”4


İstihare namazı iki rekâttır. İmam Gazalî bu namazın birinci rekâtında Fâtiha’dan sonra Kul yâ eyyühe’l-kâfirûne, ikinci rekâtında da Kul hüvellahu ehad sûrelerinin okunmasını tavsiye eder.5

Namazı kıldıktan sonra Peygamberimizden (a.s.m.) rivayet edilen şu duâ okunur:

 

اَللّهُمَّ إِنِّى أَسْتَخِيرُكَ بِعِلْمِكَ وَأَسْتَقْدِرُكَ بَقُدْرَتِكَ وَأَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ الْعَظيمِ فَإِنَّكَ تَقْدِرُ وَلاَ أَقْدِرُ وَتَعْلَمُ وَلاَ أَعْلَمُ وَأَنْتَ عَلاَّمُ الْغُيُوبِ اَللّهُمَّ إِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هذَا اْلاَمْرَ خَيْرٌ لى فِى دينى وَمَعَاشِى وَعَاقِبَةِ أَمْرِى فَاقْدُرْهُ لى وَيَسِّرْهُ لى ثُمَّ بَارِكْ لى فيهِ  وَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هذَا اْلأَمْرَ شَرٌّ لى فِى دينى وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرى فَاصْرِفْهُ عَنِّى وَاصْرِفْنى عَنْهُ وَاقْدُرْ لِى الْخَيْرَ حَيْثُ كَانَ ثُمَّ أَرْضِنى بِه
 

 

"Allahümme innî estehîrüke bi-ılmike ve estakdirüke bi-kudretike ve es`elüke min fadlike`l-azîm. Fe-inneke takdiru ve lâ akdiru ve ta`lemü ve lâ a`lemü ve ente allâmü`l-ğuyûb. Allahümme in künte ta`lemu enne hâze`l-emre hayrun lî fî dînî ve meâşî ve âkıbeti emrî fakdürhü lî ve yessirhü lî. Sümme bârik lî fîh. Ve in künte ta`lemü hâze`l-emre şerrun lî fî dînî ve meâşî ve âkıbeti emrî, fasrifhü annî vasrifnî anhü vakdür li`l-hayre haysü kâne. Sümme ardınî bih..."

Mânâsı :
“Allah’ım, bu işimin hakkımda hayırlı olacağını yalnız Sen bildiğin için bana doğrusunu göstermeni niyaz ediyorum. Senin sonsuz kudretine iltica ediyor, yardım bekliyorum. Yüce lütfundan ihsan etmeni istiyorum. Muhakkak Senin her şeye gücün yeter; ben ise hiçbir şeye güç yetiremem. Sen her şeyi bilirsin, ben ise hiçbir şey bilmem; Sen bütün gaybları bilirsin, Allah’ım, bu iş benim dinim, yaşayışım, işimin âkibeti, dünyam ve âhiretim hakkında hayırlı ise bunu bana nasip eyle. Sonra bunda benim için feyiz ve bereket vücuda getir. Şayet bu iş benim dinim, yaşayışım, işimin âkibeti, dünyam ve âhiretim hakkında hayırlı değilse, bunu benden, beni bundan vaz geçir. Bu hususta gönlümde bir meyil bırakma. Benim için hayırlısı ne ise onu kolaylaştır. Sonra da beni takdir buyurduğun bu hayırla hoşnut eyle.”6

Dua okunurken, “bu iş” şeklinde geçen yerlerde yapılması istenen iş zikredilir. Bu şekilde duanın Türkçesi okunabileceği gibi, Arapça aslını okumak daha faziletlidir. Duânın aslı, verdiğimiz bu kaynaklarda olduğu gibi, ilmihal kitaplarında da mevcuttur.
Kişi istihare ettikten sonra kalbi hangi tarafa meylederse onu yapmalı, istihareden önceki peşin hüküm ve kanaatini bırakmalı, kendi temayülüne dayanmalıdır. İstihareye rağmen bir temayül ve gönül yatışması görülmediği takdirde, istihareyi tekrarlayabilir. Bu sünnettir. Bununla alâkalı olarak Enes bin Mâlik’in (r.a.) rivayet ettiği bir hadiste Resulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

“Ey Enes, bir işi yapmayı niyet ettiğin zaman o iş hakkında yeniden yedi defa istihare et. Sonra kalbinden geçen temayüle bak. Çünkü hayır kalbinde doğan mânâdadır.”7
İş acele olup da istihareyi tekrarlamak mümkün değilse şöyle duâ edilir:
“Allah’ım, hakkımda hayırlı olan ne ise onu nasip et. Beni kendi halime bırakma.”




 

İbni Abidin, istihare eden kimsenin dileğinin uygun olup olmadığına işaret olarak şöyle bir kayda yer verir:

“Yatmadan önce dua okunur ve abdestli olarak kıbleye yönelerek yatılır. Rüyada beyaz veya yeşil görülürse o işin hayır olduğuna, siyah ve kırmızı görülürse de şer olduğuna işaret eder. Şerli olandan kaçınmak icap eder.”8

Bütün bunlarla birlikte istihare, müşkül durumlarda mü’minler için ruhî ve mânevî bir kuvvettir. Bir işte tereddütte kalan bir mü’min iki rekât namaz kılarak Cenab-ı Hakka yönelir. Teşebbüs edeceği iş, seçeceği hayat arkadaşı, dini, dünyası ve âhireti için hayırlıysa gönlünde bu işe karşı bir ferahlık uyandırmasını, vücudunda bu işi yapabilmeye kudret ve kuvvet yaratmasını; şayet bu iş dini, dünyası ve âhireti için hayırlı değilse gönlündeki meyli yok etmesini Cenab-ı Haktan niyaz eder. İçinde de bir hafiflik duyar. İstihare ettiği şey hakkında kendisi için hayrın görüleceğine kalben emin olur. Neticesinde râzı olur.

1. Şûra Sûresi, 38.
2. Âl-i İmrân Sûresi, 118.
3. Tecrid Tercemesi, 4:135.
4. Buharî, Küsuf: 75.
5. İmam Gazalî. İhyâu Ulûmiddîn. (Daru İhyâi’l-Kütübü’l-Arabî) 1:207.
6. İbni Mâce, İkametetü’s-Salât: 188; Buharî, Küsuf% 75.
7. Tecrid Tercemesi, 4:143.
8. İbni Âbidin, 1:461.
Yandım ebedi hüsnüne meftun olarak
Kar etti dilim ruhuma efsun olarak..

Çevrimdışı müteallim

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 4786
  • gizli mahzenlerde kalan tarihin yeni adresi
    • www.Libv- kamp-lintfort.de
Ynt: İstihare ile ilgili tüm detaylar..
« Yanıtla #4 : 14 Şubat 2008, 16:53:48 »
tesekkürler güzel bilgilerden dolayi.
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik

Çevrimdışı Mahi

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1114
Ynt: İstihare ile ilgili tüm detaylar..
« Yanıtla #5 : 18 Şubat 2008, 22:40:53 »
A’zamAllahü ecrek ve ahsene azâek...

Çevrimdışı müteallim

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 4786
  • gizli mahzenlerde kalan tarihin yeni adresi
    • www.Libv- kamp-lintfort.de
Ynt: İstihare Namazı
« Yanıtla #6 : 30 Ekim 2008, 23:59:36 »
  istihare yapmakmi istihareye yatmakmi ?

 
İnsanlığın İftihar Tablosu, Hz. Peygamber (s.a.s) ve hülefa-ı Raşidin uygulamaları ile temellendirilmiş kitabî İslam ile bugün bizim inandığımız ve tatbik ettiğimiz İslam arasında ciddi farkların olduğu inkar kabul etmez bir gerçek. "Halk İslamı, Kültür Müslümanlığı" tabirleri bu farkı başlı başına ifade eden kavramlar.
Bu gerçeğin asıl nedeni bazı akidevî ve amelî mevzulardaki kaymalardır. Burada işin en can alıcı noktası ise bu halin ilk günden bu yana Müslümanların en büyük sorunlarından biri olmasıdır. Allah Rasulü (sas) sık sık önceki ümmetlerden misaller vererek bu duruma giden yolları kapatmaya çalışmış, ümmetine nasihatler vermiş, gerektiğinde zecrî tedbirlere dahi başvurmuştur. Sözün geldiği bu aşamada bid'at eksenli hadislerini hatırlayın isterseniz.

Akide ve amelî alanda farklı bir zemine kayan değerlerden bir tanesi de istiharedir. İstihare, sözlük anlamı itibarıyla iyilik, iyiliği arzu etme ve tercih anlamına gelmektedir. Istılahta ise Efendimiz'in beyanları ile tercih aşamasındaki bir iş için kişinin iki rekat nafile namaz kılması, peşisıra O'nun talim buyurduğu duayı okuması ve ardından kalbinde ağırlık kazanan tarafa yönelmesi, o istikamette karar vermesidir. Bunun ötesinde rüyaya yatmak, rüyada yeşil, beyaz görünce ilgili işi hayra; siyah, mavi, sarı görünce şerre yormak temel İslamî değerlerde olmayan bir uygulamadır. Bizim akidevî ve amelî kayma derken kasdını ettiğimiz de bu son kısımdaki uygulamadır. Zaten tek başına "istihareye yatmak" tabiri bile bu yanlışlığı ele vermektedir. Doğrusu, namazıyla, duasıyla istihare yapmaktır; yatmak değil.

Bu genel bilgiden sonra bir-iki hususa dikkatleri çekelim. Bir; gaybı Allah'tan başka kimse bilemez. Dolayısıyla istihareye, istihareden çıkan neticeye mutlak iyi, güzel, doğru nazarıyla bakılmamalıdır. "Evlilikleri öncesi istihare de yaptık, yaptırdık ama neden mutsuzlar!" gibi sözler istihareye yüklenen yanlış manayı ele vermektedir. Sebepler planında yaşıyoruz. Süregiden hayat içinde sebeplerde yapılacak kusurlar elbette aksi neticelerin doğmasına sebebiyet verecektir.

İki; istihare önemli bir karar arefesinde bulunan kişinin Rabb'isine dua ve taarruzla O'na hususi olarak yönelmesi, kulluğunu, acziyet ve fakrini yeniden hatırlayarak yardım talebini arz etmesi demektir. Farklı bir anlatım tarzıyla; karar adına tercih aşamasında bulunma duanın vaktidir. Bu anlamda istihare tam anlamıyla kulluk nişânesidir. İki rekât nafile namazıyla, duasıyla Rabb'e teveccühün, kulluğu ilanın ta kendisidir. İstihare duasının her bir cümlesi bu yaklaşımı isbatlar mahiyettedir.

Üç; istihare öncesi muhtemel kararlar aklî ve mantıkî alanda ayakları sağlam yere basmalı, öncesi-sonrası, önü-arkası ile mukayeselere tabi tutulmalı, muhtemel sonuçlar üzerinde fikir yürütmeli, iş ehil veya taraf olan insanlar arasında müzakerelere konu edilmelidir. Madem Efendimiz namaz sonrası "aklına geleni ve gönlüne yatanı yapsın" buyurmuştur; o halde bunun ön hazırlığının olması gerekmektedir. Bu da demektir ki istihare mutlaka rasyonel bir zemin üzerine oturtulmalıdır.

Dört; istişare istiharenin önünde gelir. İstişare ile herkesi tatmin eden bir sonuca ulaşıldıysa, istihare diye diretmenin veya istişarede çıkan umumi karara rağmen istihare neticesi herkese rağmen farklı bir karara varmanın izahı yoktur.

Rüyaya yatmanın hiç mi aslı yok denecek olursa, mutlaka vardır. İsimlerini bugün saygı ile andığımız bazı büyük İslam büyüklerinin şahsî hayatlarında tecrübe ettikleri uygulamalardır bunlar ama objektif değil, sübjektif değerlerdir; üçüncü şahısları bağlamaz. Kaldı ki aslına uygun yapılan istihare hatta sahih rüyalar dahi
 
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik

Çevrimdışı velevki

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 6
Ynt: İstihare Namazı
« Yanıtla #7 : 18 Ocak 2011, 22:04:02 »
 Allah razı olsun...

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Her İşte Hayır ve Şerri Gözetmek
« Yanıtla #8 : 26 Şubat 2016, 17:17:27 »
İstihâreyi sünnette olduğu gibi yapmak gerekir. Fakat istihâreden daha önemli olanın,"istişâre" yani, salih ve temiz bilirkişilere danışma olduğu da bilinmelidir.
Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz: "İstihâre yapan zarar etmez, istişâre edende pişman olmaz" (65 el-Hîndî VN/813 (H. 21532) buyurmuşlardır.



“Bir işi yapmak istediğin zaman (istihâre ve istişâre yaparak) âkıbetini iyi düşün. Hayırlı görürsen yap, hayırlı değilse terk et.”
(Hadîs-i Şerîf, İbn-i Mübârek, ez- Zühd)

Her İşte Hayır ve Şerri Gözetmek


Herhangi bir iş yapmak istenildiğinde dîn ve dünyâca fayda ve zararını iyice düşünmelidir. O husûsda ehil kimselerle istişâre ederek ve istihâre ile netîcesinde hayır olup olmadığını bulmaya çalışmalıdır. Tedbîrsiz iş gören, pişmân olur.
Tedbîr, bir işin sonunu düşünmektir. Yapılacak işin sonunda hayır görülür ise fırsatı hiç kaçırmadan yapmalıdır. Şer görülürse de o işten el çekmelidir.

İmâm-ı Gazâlî Hazretleri buyurdular:
Bir işte hayır olup olmadığını bilmek istersen onu şu üç ölçüye koy. Eğer bu ölçülere uygun gelirse hayırdır, onu yap, uymazsa şerdir, onu terk et.
Evvelâ o işi dînî ölçülere göre değerlendir. Eğer dîne uygun ise yap, değilse terk et.
Eğer bununla hayır yahut şer olduğunu anlayamazsan o vakit onun dîn âlimlerinin ve sâlih kişilerin yaptıklarına uyup uymadığına bak. Onların yaptıklarına uygunsa hayırdır, yap: değilse şerdir, yapma.
Bununla da hayır veya şer olduğunu tesbit edemezsen nefsine ve hevâna arz et. Nefs bir korkuya bağlı olmadan tabiî olarak ondan nefret ediyorsa, o hayırdır. Nefs Allâh’dan bir sevâb ümîd ederek değil de tamahkârlığı yüzünden ona meyl ediyorsa şerdir. Zira nefis dâimâ kötülüğü emreder ve asla hayra meyletmez.


( 03 Haziran 2012 Pazar, Fazilet Takvimi Arkası )
http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/6/3.html


Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
İstişâre Eden Pişman Olmaz
« Yanıtla #9 : 26 Şubat 2016, 17:21:21 »
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym

(عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ مَا رَأَيْتُ أَحَدًا أَكْثَرَ مَشْوَرَةً لِأَصْحَابِهِ مِنْ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ. (ت

Ebû Hüreyre (r.a.) şöyle buyurdu:
“Ashâbıyla Resûlullâh’dan (s.a.v.) daha çok istişâre eden hiç kimse görmedim.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)





İstişâre Eden Pişman Olmaz

Bir iş hakkında bazı kimselerin görüşüne müracaat etmeye, onlara danışmaya ve fikir alışverişinde bulunmaya istişâre denir. Bir yerde toplanıp istişârede bulunan topluluğa şûrâ; kendisiyle istişâre edilen kişiye müsteşar denilir.

İstişâre edilecek kimse güvenilir ve hayırsever olmalıdır. Kanâatinin aksine fikir beyan edip karşısındakini aldatan hâinlik etmiş olur. Danışılan şey kendisine ait olsa kendi hakkında ne düşünüyorsa başkası hakkında da öyle düşünüp fikir beyan etmelidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Her kim, kendisiyle istişârede bulunan, danışan kardeşine bildiği halde hayrın ve doğrunun aksine bir şey söylese, fikir beyan etse şüphesiz ona hıyânet etmiş olur.” buyurmuşlardır.

Dinin esaslarına ait hususlarda istişâreye izin yoktur. Hakkında kat’î delil bulunmayan yerlerde; dünya işleri, idârî ve ictimâî meselelerde istişâre sünnettir.

Âyet-i kerîmede Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) Ashabıyla istişârede bulunması emredilmiştir. Bu emir, Peygamber Efendimiz’in onların görüşlerinden istifâde etmesi için değildir. Onların akıllarının, fikirlerinin derecesini bilmesi ve kendilerine olan sevgi ve muhabbetlerini anlaması içindi. Onlarla istişâre ederek, onlara olan muhabbetini göstermiş ve onların kıymetini arttırmıştır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) dünya işlerinde ve idârî işlerinde, hatta husûsi işlerinde bile Ashâbıyla istişârede bulunurlardı. Bir hadîs-i şerîfte “Hiçbir topluluk, istişâreden zarar görüp helâk olmamıştır. İstişareyi terk etmek ise helâke sebep olur.” buyurmuşlardır.

Allâhü Teâlâ Resûlullâh’a (s.a.v.) istişâre yapmayı emir buyurması, ümmeti için istişârenin lüzumunu ve ehemmiyetini bildirir. İstişârenin ne kadar mühim olduğunu şu hadîs-i şerîfler göstermektedir:

• “İstihâre eden mahrûm olmaz; istişâre eden pişman olmaz; iktisât eden (israf etmeyen), fakirlik sıkıntısı çekmez.”

• “Bir millet istişâre yaptıkça işlerinin en doğrusuna yol bulmuş olur.”


(2 Haziran 2015 Salı, Fazilet Takvimi Arkası)

http://www.fazilettakvimi.com/tr/2015/6/2.html

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
İstihâre Namazı ve Duâsı
« Yanıtla #10 : 26 Şubat 2016, 17:24:08 »
İstihâre Namazı ve Duâsı

İstihâre namazı iki rek’attir ve namazdan sonra da hususi bir duası vardır.

Cabir b. Abdullah (r.a.) anlatıyor:

Rasûlullah (s.a.v.) bize, Kur’an’dan bir sure öğrettiği gibi her işte istiharede bulunmamızı öğretirdi. Buyururdu ki:

“Sizden biriniz bir işe kalben azmettiğinde, farzın dışında iki rek’at (nafile) namaz kılsın ve şöyle duâ etsin:

اَللّهُمَّ إِنِّى أَسْتَخِيرُكَ بِعِلْمِكَ وَأَسْتَقْدِرُكَ بَقُدْرَتِكَ وَأَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ الْعَظيمِ فَإِنَّكَ تَقْدِرُ وَلاَ أَقْدِرُ وَتَعْلَمُ وَلاَ أَعْلَمُ وَأَنْتَ عَلاَّمُ الْغُيُوبِ اَللّهُمَّ إِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هذَا اْلاَمْرَ خَيْرٌ لى فِى دينى وَمَعَاشِى وَعَاقِبَةِ أَمْرِى فَاقْدُرْهُ لى وَيَسِّرْهُ لى ثُمَّ بَارِكْ لى فيهِ وَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هذَا اْلأَمْرَ شَرٌّ لى فِى دينى وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرى فَاصْرِفْهُ عَنِّى وَاصْرِفْنى عَنْهُ وَاقْدُرْ لِى الْخَيْرَ حَيْثُ كَانَ ثُمَّ أَرْضِنى بِه

“Allâhümme innî estehıyruke bi-ilmike, ve’stakdiruke bi-kudretike, ve es-elüke min fazlike’l-azıymi, fe-inneke takdiru velâ akdiru, ve ta’lemu velâ a’lemu, ve ente allâmu’l-guyûbi. Allâhümme in künte ta’lemu enne haaze’l-emra hayrun lî fî dînî ve meâşî ve âkıbeti emrî, (ev kaale) âcili emrî ve êcilihî fa’kdürhü lî ve yessirhü lî, sümme bârik lî fîhi, ve in künte ta’lemu enne haaze’l-emra şerrun lî fî dînî ve meâşî ve âkıbeti emrî, (ev kaale:) âcili emrî ve êcilihî, fa’srifühu annî, va’srifnî anhu, va’kdür lî’l-hayra haysü kâne, sümme razzınî bihî” (kaale: ve yüsemmî hacetehuu)”

Manası: "Allahım, senden hayır taleb ediyorum, zira sen bilirsin. Senden hayrı yapmaya kudret taleb ediyorum, zira sen vermeye kadirsin, Rabbim yüce fazlını da taleb ediyorum. Sen her şeye kadirsin, ben âcizim. Sen bilirsin, ben câhilim. Sen gayıbları bilirsin.
Allahım, eğer biliyorsan ki bu işi bana dinim, hayatım ve sonum için -veya hâl-i hazırda ve ileride demişti-hayırlıdır, bunu bana takdir et ve yapmamı kolay kıl. Sonra da onu hakkımda mübarek kıl. Eğer bu işin, bana dinim, hayatım ve âkıbetim için -veya hâl-i hazırda ve ileride dedi- zararlıdır; onu benden çevir, beni de ondan çevir (uzak tut). Hayır ne ise bana onu takdir et, sonra da beni(im gönlümü) ona râzı kıl(bana onu sevdir)!" Hz. Câbir dedi ki: "Bu duadan sonra yapacağı işi zikrederdi."
[Buhari, Sahih, Da'avât 48; Teheccüd 25, Tevhîd 10; Ebu Dâvud, Sünen, Salât 366, (1538); Tirmizî, Sünen, Salât 394, (480); Nesâî, Sünen, Nikâh 27, (6, 80, 81); İbnu Mâce, Sünen, İkâmet, 188, (1383)]

Evet, Allah rızası için istihare namazı kılmaya niyet edilir ve herhangi iki rek’atli bir namaz gibi kılınır ve yukarıdaki bu duâ okunur. Eğer aslını okuyamayacaksa, Türkçesini de okuyabilir.


***

İstihare namazında okunan hususi bir sûre rivayet edilmemiştir. Ancak İbn Ömer’in (r.anhuma), Rasûl-i Ekrem Efendimiz’in (s.a.v.) “dünya ve içindekilerden daha hayırlı bulduğu”nu beyan buyurduğu sabah namazının sünnetinde ekseriyetle “Kul yâ eyyühe’l-kâfirûn” suresi ile “Kul hüve’llâhü ehâd” sûrelerini okuduğunu rivayet etmesi üzerine; başta İmam Gazalî (rh.) olmak üzere bazı âlimler, istihare namazında da bu sûrelerin okunmasının daha faziletli olacağına hükmetmişlerdir. [Bkz. İhyû ulûmiddîn, 1, 566] Keza İmam Nevevî (rh.) de istihare namazında Fatiha’dan sonra zamm-ı sure olarak bu surelerin okunmasının müstehap olduğunu söylemiştir.

***

İstihare namazı kılındıktan ve duası da edildikten sonra, abdestli olarak kıbleye yönelerek yatılır. Rüyada beyaz veya yeşil görmek, niyetindeki şeyi yapmasının hayırlı olacağına;  siyah veya kırmızı görmesi de, hayır değil şer getireceğine delalet eder.

İstihareden sonra, olumlu yönde işaret alır, kalbimizde bir yatkınlık, kararımızda bir ferahlık ve rahatlık, içimizde o işin hayırlı olabileceğine dair bir genişlik ve ümit doğarsa, Allah’a güvenerek o işe “Bismillah” der ve ilk adımı atarız. Eğer olumsuz yönde işaret alır, içimizden sıkıntı ve darlık kalbolmayıp kararsızlık hâli devam ederse, hayırlı olacağından emin olmama durumu sürerse, gönlümüz hâlâ yatışmamışsa, istihare namazını tekrar kılar ve Allah Teala’ya tekrar duâ ederiz. Böylece yedi defaya kadar istihare namazının kılınabileceğine dair Peygamber Efendimiz’den (s.a.v.) rivayet vardır. [Tecrid-i Sarih Terc. DİBY, Ankara, 1975, 4, 143] Ayrıca İbnü’s-Sünnî’nin (rh.) Hz. Enes’ten (r.a.) kaydettiği bir rivayet de şöyledir: “Bir iş için istihare edince yedi kere tekrarla. Sonra kalbine ilk gelen hususa dikkat et, zira hayır ondadır.” [Kütüb-i Sitte Muhtasarı, 9, 401; DİBY, Ankara, 1975, a.g.e., 4, 143]