Gönderen Konu: Kafiiye  (Okunma sayısı 9467 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

zaman_1453

  • Ziyaretçi
Kafiiye
« : 22 Ağustos 2008, 00:58:28 »

KÂFİYE

Kâfiye, sülasi mücerredin ikinci babından ism-i fail müfred müzekkerdir. Sonundaki “te” vasfiyetten ismiyyete nakil “te”sidir. İlm-i nahivden bahseden bir kitaptır.

Kelime: Müfred mana için vazolunan lafızdır. Üç kısımdır. İsim, fiil ve harf
Kelam: İsnad sebebiyle iki kelimeyi tezammün edendir. Kelam ya iki isimden veya bir isimle bir fiilden meydana gelir.

İsimler mûreb ve mebnî olmak üzere iki kısımdır. Mûreb: Mebni asla benzemeyen mürekkebdir. (Yani bir amil ile beraber kullanılan kelimelerdir.)
Mûrebin nevileri: Rafî, nasp ve cerdir. Rafî failiyyet, nasp mef’ûliyyet, cer de izafet alametidir.

İğrab-ı Takdiri İki Sebeple Olur

Taazzürden ve istiskalden dolayıdır. Taazzür: Kelimenin iğrab almasında özürlü bir durum (bir mani) olmasına, İstiskal de; İğrabın kelimeye ağır gelmesine denir.

Gayr-i Munsarıf

Kendisinde dokuz illetten iki illet veya iki illet makamına kaim bir illet bulunan kelimeye denir. Bu illetler: Adil, vasıf, te’nis, marife, ucme, cemi, terkib, elif-nunu zaide ve vezn-i fiildir
İki illet makamına kaim olanlar: Cemî ve elifât-te’nis’tir. (Elif-i maksûre ve elif-i memdûde)
Bütün gayr-i munsarıflar kendilerine lam-ı tarif dahil olduğunda ve muzâf olduklarında munsarıf olurlar.

Adil: İsmin asıl siğasından çıkmasına denir. Bu da iki şekilde olur. Hakikaten ve takdiren Hakikaten olan, ismin gerçekten bilinen bir siğadan çıkmasıdır. Takdiren olan ise, kendisine yakın olan bir siğadan çıktığının farzedilmesidir.
Vasıf: Vasfın şartı, vasfiyetin asıldan olmasıdır.
Te’nis: Tâ-ü te’nisin şartı alemiyettir. Te’nis-i manevinin şartı ise, o kelimenin üç harften fazla olması, üç harfli olursa ortası harekeli olması veya ucme (yabancı dilden) olmasıdır.
Marife: Marifenin şartı alemiyettir.
Ucme: Şartı acemiyette (yabancı dilde)  alem olması, ortası harekeli olması veya üç harften fazla olmasıdır.
Cemi: Ceminin şartı he’siz siğa-i müntehel cumû olmasıdır. Siğa-i müntehel cumû demek; İlk iki harf meftuh, üçüncü harf elif, eliften sonra iki harekeli harf veya ortası sakin üç harf bulunan kelime demektir.
Terkib: Terkibin şartı alemiyyet, terkib-i izafi ve isnadi olmamasıdır.
Elif-nun’u zaide: İsimde olursa şartı alemiyettir. Sıfatta olursa şartı, Basralılara göre (fağlânete) vezninde müennesinin olmaması, Kûfelilere göre de (fağlâ) vezninde müennesi olmasıdır.
Vezn-i fiil: Şartı, fiile mahsus vezin üzere olmasıdır.


FAİLİN, MEF’UL ÜZERİNE TAKDİMİ VACİP OLAN YERLER

1.   Failin failiyyetine, mef’ulün mef’uliyyetine delalet eden iğrab ve garine özürlendiği zaman
2.   Fail fiile bitişik zamir olduğu zaman
3.   Fiilin mef’ulü illa’dan sonra geldiği zaman
4.   Fiilin mef’ulü illa manasına olan bir şeyden sonra geldiği zaman failin takdimi vaciptir.


MEF’ULÜN, FAİL ÜZERİNE TAKDİMİ VACİP OLAN YERLER

 1.   Mef’ul zamiri faile bitişdiği zaman
 2.   Fail, illa’dan sonra vaki olduğu zaman
 3.   Fail, illa manasına olan bir şeyden sonra olduğu zaman
 4.   Fail fiile bitişik olmadığı halde, mef’ul fiile bitişik zamir olduğu zaman mef’ulün takdimi vaciptir.

MÜPTEDA’NIN , HABER ÜZERİNE TAKDİMİ VACİP OLAN YERLER

1.   Müpteda, kendisi için sadr-ı kelam olan bir şeye şamil olduğu zaman
2.   Müpteda ile haber her ikisi de marife oldukları zaman
3.   Müpteda ile haber, umumilik ve hususilikte müsavi oldukları zaman   
4.   Haber müpteda için fiil olduğu zaman, müptedanın takdimi vaciptir.
   
HABERİN, MÜPTEDA ÜZERİNE TAKDİMİ VACİP OLAN YERLER

        1.   Müfred olan haber, kendisi için sadr-ı kelam olan bir şeyi tezammün ettiği zaman
     2.   Haber, müptedanın müptedalığını sahih kılıcı olduğu zaman
     3.   Müptedada haberin müteallikı için zamir olduğu zaman
     4.   Haber enne’den haber olduğu zaman, haberin takdimi vaciptir.   

Münâdâ: Lafzan veya takdiren ed’û makamına kaim olan bir harf sebebiyle dönmesi talep olunandır.   Münadanın iğrabı; Müfret marife olursa alâ mâ yürfeu bih (o kelimede rafi alameti ne ise o şey     üzerine) mebnidir. Lam-ı istiğase ile beraber cer, elif-i istiğase ile beraber meftuh, bunların dışında da mensuptur.

Mebnî: Mebni asla benzeyen ve gayr-i mürekkeb vaki olandır.

Zamirin kısımları: Merfû, mensup ve mecrur olmak üzere üç kısımdır. Merfû ile mensup hem muttasıl, hem de munfasıl olurlar. Mecrur ise sadece muttasıl olur.
Zamir-i merfuu muttasıllar: Darabe, darabâ, darabû ilh…
Zamir-i merfuu munfasıllar: Hüve, hümâ, hüm, hiye, hümâ, hünne, ente, entümâ, entüm, enti, entümâ, entünne, ene, nahnü.
Zamir-i mensubu muttasıllar: Darabehû, darabehümâ, darabehüm, darabehâ, darabehümâ, darabehünne, darabeke, darabekümâ, darabeküm, darabeki, darabekümâ, darabekünne, darabenî, darabenâ.
Zamir-i mensubu munfasıllar: İyyâhü, İyyâhümâ, iyyâhüm, iyyâhâ, iyyâhümâ, iyyâhünne, iyyâke, iyyâkümâ, iyyâküm, iyyâki, iyyâkümâ, iyyâkünne, iyyâye, iyyânâ.
Zamir-i mecrûr-u muttasıllar: Lehû, lehümâ, lehüm, lehâ, lehümâ, lehünne, leke, lekümâ, leküm, leki, lekümâ, lekünne, lî, lenâ

Fiil-i müzari, hatta, lam-ı key, lam-ı cuhûd, fa, vav ve ev’den sonra gizli en ile nasp olabilir. Yine fiil-i müzari; emir, nehi, istifham, temenni ve arazdan sonra da gizli in ile cezmolur.

Tenvin

Fiili te’kit için olmayıp, kelimenin ahirinin harekesine tabi olan nun’dur. Beş kısımdır: Tenvin-i temekkün, tenkir, ıvaz, mukabele ve terennümdür. Temekkün: Munsarıf isimlere dahil olan tenvindir.  Kelimenin gayr-i munsarıf olmadığını gösterir. Tenkir: Nekre kelimelere dahil olan tenvindir. Kelimenin muayyen olmadığını gösterir. Ivaz: Hazfedilen muzafün ileyhten ıvaz olarak muzafa getirilen tenvindir. Mukabele:  Cemi müennes nununa mukabil olması için getirilen tenvindir. Terennüm: Mısraların ve beyitlerin sonuna şiirin okunuşunu güzelleştirmek için getirilen tenvindir.


Çevrimdışı sessiz gemi

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 1
Ynt: Kafiiye
« Yanıtla #1 : 17 Temmuz 2012, 13:10:29 »
Allah RAZI OLSUN ... PEKİ BUNUN DEVAMI VAR MI