Gönderen Konu: Kalp krizini 6 adımda önleyin  (Okunma sayısı 20716 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Amade

  • Ziyaretçi
Kalp krizini 6 adımda önleyin
« : 18 Ocak 2008, 23:12:25 »





Kalp krizini 6 adımda önleyin
Ailede kalp varsa Kalp krizini 6 adımda önleyin

 

Dr. Deniz Şener: Yaşam şartları kalp krizine davetiye çıkartıyorsa bu küçük önlemlerle hayati riskten kurtulmaya çalışın..

Bir kişinin hiçbir riski olmasa bile hayatı boyunca kalp krizi geçirme riski yüzde bir. Ancak yüksek kolesterol, yüksek tansiyon, sigara, ailede kalp hastalığı öyküsü, hareketsiz yaşam ve 40 yaş üzerinde olma gibi faktörler, kişinin kalp krizi geçirme riskini yüzde 50 oranında artırıyor. Memorial Hastanesi Kardiyoloji Bölümü'nden Uz. Dr. Deniz Şener, kalp krizi riskini azaltmanın en kolay altı yolunu anlattı:

1- BOL BOL GÜLÜN:
Gülmek ve ağlamak aslında aynı şey. Her ikisi de duyguların boşalması anlamına geliyor. Gülmek, keyif hormonları salgılar ve stres hormonlarının baskılanmasına yardımcı olur. Bu sayede kalbe zararlı olan faktörler ortadan kalkar.

2- DERT ETMEYİN:
Çevredeki olayların çok fazla etkisi altında kalmak ve onlar için kederlenmek, kalbe oldukça zararlı. Çünkü kişinin sürekli kendini memnun ve mutlu edecek bir şeyler bulması, kalp krizi geçirme riskini azaltmaktadır. Bunun için, bahçe işleri, hayvan besleme gibi mutluluk verici detaylarla beyni doldurmak gerekli.

3- MUTLU EVLİLİK:
Düzenli ve mutlu bir evlilik, kalp krizi riskini düşürür. Mutlu bir evlilik ve düzenli bir yaşam, kişinin kafasındaki birtakım sorumlulukların eve yönlendirilmesine neden olur.

4- HAREKET EDİN:
Sürekli masa başında olan insanların kalp hastalıklarına yakalanma riski çok yüksek. Hareketsiz olarak iki saati masa başında geçirmek ciddi bir kalp krizi riski oluşturmakta. Öncelikle günlük 45 dakikalık yürüyüş yapmak çok önemli.

5- SİESTAYA ALIŞIN:
Öğle saatlerinde ya da öğle sonrası bir saatlik uyku, son derece dinlendiricidir ve vücuttaki bütün stresi alır. Uyuduktan sonra geri kalan zamanı daha verimli değerlendirmeyi sağlar. Çünkü uykuda beden ile birlikte ruhsal dinlenme de vardır. Ruhsal gerilim de vücutta zararlı hormonların salgılanmasına neden olur ve bu da kalp krizi riskini tetikler.

Çevrimdışı Uludag

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 922
    • www
Ynt: Kalp krizini 6 adımda önleyin
« Yanıtla #1 : 22 Ocak 2008, 15:44:42 »
Allah razi olsun hocam. Bunlarin hepsi sünnet-i seniyyede var. Demek ki Resulullah SAV ve arkadaslarinin yolunda olanlar saglikli yasarlar. :)

1) Günah ve hataya aglamak: Murakabe
2) Hayir ve serrin Allahtan olduguna inanmak: Teslimiyyet
3) Salih bir insanla evli yasamak: Muhabbet
4) Allah yolunda calismak: Mücahede
5) Kaylule yapmak: Istirahat

« Son Düzenleme: 22 Ocak 2008, 15:51:40 Gönderen: Turgut67 »
Ya rabbi, şu acizi ümmeti Muhammede hizmet etmeğe muktedir kıl.

Çevrimdışı enfa

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 1542
Antep Fıstığı Kalp Dostu
« Yanıtla #2 : 31 Ocak 2008, 14:33:06 »
Baskın düzeyde tekli doymamış yağ asitleri içeren Antep fıstığının, kalp rahatsızlıklarıyla ilişkilendirilen risk faktörlerini indirgemede olumlu sonuçlar gösterdiği bildirildi.

Celal Bayar Üniversitesi Akhisar Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özlem Tokuşoğlu, “Yeşil Altın: Antep fıstığı Teknolojisi, Kimyası ve Kalite Kontrolü” konulu araştırmasında, Antep fıstığının “nut” grubu olarak adlandırılan gıdalar arasında önemli yer tuttuğunu ifade etti.

ABD'de tüm ölümlerin yaklaşık yüzde 40'lık dilimine koroner kalp hastalıklarının yol açtığını, koroner kalp hastalıklarının hem erkekler hem kadınlar için ciddi tablolar oluşturduğunu vurgulayan Tokuşoğlu, koroner kalp hastalıklarıyla ilişkilendirilen en ciddi risk faktörünün yüksek kolesterol olduğunu bildirdi.

Tokuşoğlu, diyet ve egzersizle yüksek kolesterolün düşürülmesinin kalp rahatsızlıklarından korunmada etkili olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Yüksek kolesterol, kalp rahatsızlıklarıyla ilişkili başlıca risk faktörüdür ve yaklaşık 100 milyon yetişkini etkilemektedir. Sağlıklı bir diyetle ve egzersizle yüksek kolesterolün düşürülebilmesi, düşük kalp rahatsızlıkları riski açısından önemli olmaktadır.

Doymuş yağlarca yüksek olan diyetlerin kalp rahatsızlığı olaylarında artışla ilişkilendirildiği kabul edilmekte iken, son kanıtlar tekli doymamış yağ asitleri ve azalan kalp hastalıkları riski arasında pozitif yönde ilişki olduğunu ortaya koymaktadır.

Antep fıstığını da içine alan kuru yemişlerle yapılan araştırma bulguları, 'nut' grubu da denilen söz konusu gıdaların tekli doymamış yağ asitlerince zengin olduğunu göstermektedir. Baskın düzeyde doymamış yağ asitleri içeren Antep fıstığı kalp hastalıklarıyla ilişkilendirilen risk faktörlerini indirgiyor.”

Tokuşoğlu, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi, Antep fıstığının de içerisinde yer aldığı 'nut' grubu kuru yemişlerin ilgili sağlık iddialarını doğrulayıcı açıklamalar yaptığını, bu gıdaların tüketiminin koroner kalp rahatsızlıkları riskini düşürmede rol oynadığını rapor ettiğini belirtti.
Amerikan Kalp Birliği'nin de kalorilerin yüzde 20'sinin tekli doymamış yağ asitlerinden alınmasını, tekli doymamış yağ asitlerinin de zeytin yağı, balık, legume ve kabuklu yemişler (nutlar) aracılığıyla alınmasını önerdiğini vurgulayan Tokuşoğlu, bu diyet tercihinde Antep fıstığının önemli yer tuttuğunu ifade etti.

Tokuşoğlu, kalp sağlığı diyetinde yer alacak kuru yemişlerin hem kalori açısından istenilen skaladaki yağ yüzdesinde kalori almayı hem de doymuş yağlarla yer değiştirmeyi sağlayabilen gıda olarak önerildiğini belirterek bu gıdalar içinde baskın düzeyde tekli doymamış yağ asitleri içermesi dolayısıyla Antep fıstığının önemli yer tuttuğuna işaret etti.

HÜRRİYET


Zaman diyorum, biraz daha zaman.Dilimin ucundaki kelimeler bu kış donmazsa bir dahaki yıl uçmayı öğrenecekler!

osmanli

  • Ziyaretçi
Kalp krizinden korunmanın 10 yolu
« Yanıtla #3 : 28 Mayıs 2009, 02:02:08 »
Kalp krizinden korunmanın 10 yolu 
 
 
Kalp krizi herkesin başına gelebilir. Kalp krizinin oluşmasında sizin genleriniz, ne yediğiniz, ne kadar spor yaptığınız gibi birçok faktör rol oynuyor. 
 
 
 
İyi haber yaşam şeklinizdeki bazı değişikliklerle kalp krizini önleyebilirsiniz. Howstuffworks'te yer alan habere göre, size kalp krizinden korunmanın 10 yolu:

Egzersiz yapın: Ağırlık kaldırdığınızda kaslarınız daha çok güçleniyor ve sağlıklı hale geliyor. Kalbiniz de kastan oluşuyor, bu nedenle aynı durum kalbiniz için de geçerli. Doktorlar, haftada 3 kez 30 dakika kardiyovasküler egzersiz öneriyorlar. Eğer koşmayı sevmiyorsanız, biraz tenis oynayabilirsiniz ya da yüzmeyi deneyebilirsiniz. Yüzemiyorsanız, köpeğinizi gezdirebilirsiniz.

İyi uyuyun: Uyku temel ihtiyaçlarımızdan biridir. Herkes için değişse de doktorlar günde en az 8 saat gece uykusu öneriyor. Yetişkinlerin yüzde 60'ının uyku problemi var, ancak sadece yüzde 37'si tedavi istiyor. Araştırmalara göre, çok az ya da çok fazla uyumak kan basıncınız üzerinde olumsuz etki yapıyor.

Aspirin için: Düşük dozlarda aspirin kanı incelterek, kalp krizinden koruyor. Amerikan Kalp Derneği de ilk ve ikinci kalp krizi risklerini önlemeye yardımcı olduğunu belirtiyor.

Kolesterolünüzü düşürün: Kolesterol kötü bir darbedir. 2 çeşit kolesterol var. Biri karaciğerde üretilen ve vücut hücrelerinin fonksiyonunda rol oynuyor. Sağlıksız beslenme, hareketsizlik, sigara, fazla kilolar, yaş ve kalıtsal faktörler yüksek kolesterol seviyelerine sebep olabilir. Yüksek kolesterol seviyeleri, kan damarlarının zamanla tıkanıp daralmasına yol açabilir. Bu birikim çok yavaş gerçekleşir. Kan damarları daraldıkça, kalbe giden kan azalır. Kalbe giden kanın sınırlandırılması, göğüs ağrısına (anjin) yol açabilir. Kalbe giden kanın büyük ölçüde azalması veya tamamen durması ise kalp krizi ile sonuçlanabilir. Düşürmek için sağlıklı bir diyet uygulamalı ve egzersiz yapmalısınız. Ayrıca ilaç tedavisi de kolesterolünüzün düşmesinde yararlıdır.

Kan basıncınızı düşürün: Birçok insan kan basıncı kelimesini duymuştur ve hatta ne anlama geldiğini bilir. Kan basıncı, kanın arter duvarına yaptığı basınçtır. Kan basıncınız ölçüldüğünde, 2 tane okuma vardır, sistolik (90-140 mmHg) ve diyastolik (60-90 mmHg). Tansiyonunuz 120-139/80-89 aralığında ise prehipertansiyon, bu değerlerin üzerinde ise hipertansiyon (yüksek tansiyon) hastası olduğunuz anlamına gelir. İlk önce tansiyonunuzu düzenli olarak ölçtürmelisiniz, daha az yağlı yiyecekler yemeli, tuz alımını azaltmalı, alkol ve sigarayı bırakmalısınız ve egzersiz yapmalısınız.

Sakinleşin: Stresli olmak iyi değildir ve vücudunuzda bazı hastalıkların oluşmasına neden olabilir. Bilim adamları, kalp krizi geçiren insanların stresli mesleklere sahip olduklarını tespit ettiler. Stresli olunca kalbiniz daha hızlı atar, kan basıncınız yükselir. Stres seviyenizi azaltarak kalbinizin çarpmasını yavaşlatabilirsiniz, aynı anda kan basıncınız da düşecektir. Stresli bir işiniz varsa, işten sonra arkadaşlarınızla beraber vakit geçirin, yürüyüş yapın. Bunlar da işe yaramazsa, profesyonel yardım alın ve psikoloğa gidin.

Sigarayı bırakın: Sigara içen herkes bunun sağlıklı olmadığını bilir, sorun bırakmanın çok zor olmasıdır. Birçok insan sigarayı bırakmadığı için akciğer kanseri başka olmak üzere çeşitli hastalıklara yakalanıyor. Öncelikle sigarayı azaltmayı deneyin. Nikotin tedavisi ya da bazı ilaçlar farklı farklı kişiler için sigarayı bırakmada yararlı olabilir.

Koruyucu röntgenler çektiricin: İşte size koruyucu hekimlik, diğer bir deyişle problem oluşmadan onu durdurmaya çalışmak. Koruyucu sağlık röntgenleri size ve doktorunuza kardiyovasküler hastalık için ne kadar risk altında olduğunuzu açıklar. Basit kan testleri, muayeneler ve ultrasonlar ile gelişebilecek bir hastalığı önleyebilirsiniz.

Ailenizin sağlık durumunu öğrenin: Bazı aileler asla boşanmamıştır ve her şey hakkında dürüst ve açıktır. Diğer aileler ise tam tersidir. Boşanmadan, ölümden dolayı ailenin sağlık durumu çeşitlidir. Bazı insanların belirli hastalıklara karşı genetik yatkınlığı vardır. Ailenizdeki kronik hastalıkları araştırın.

Kalp dostu diyet uygulayın: Kalp dostu bir diyet uygulamak, kan basıncınızı ve kolesterolünüzü düşürmede size yardımcı olur, kilo alımınızı sınırlar. İşlenmiş gıdalardan uzak durun. Haftada en az 2 kez balık yiyin ve bol bol taze sebze-meyve tüketin. Omega 3 yağ asitleri bakımından oldukça zengin olan Somon balığı, damar plağı oluşumunu azaltacaktır.
 

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Kalp krizi riskini en çok taşıyan bölgeler belirlendi..
« Yanıtla #4 : 29 Mayıs 2009, 22:57:19 »
İşte Türkiye'nin o bölgeleri...

Türk Kardiyoloji Derneği (TKD) Girişimsel Kardiyoloji Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Ramazan Özdemir, zeytinyağı kullanımı sayesinde Ege'nin kalp krizinde en risksiz bölge olduğunu söyledi. En riskli bölgelerin Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu olduğunu kaydeden Prof.Dr. Özdemir, "Karadeniz'e bakıyorsunuz deniz var, balık tüketimi var. Ama orada farklı olan bir şey var tereyağı kullanımı" dedi.

TKD ve TKD Girişimsel Kardiyoloji Çalışma Grubu tarafından düzenlenen 16'ncı Ulusal Uygulamalı Girişimsel Kardiyoloji Toplantısı, Antalya Kemer'deki Rixos Sungate Otel'de başladı. 1000'e yakın katılımcının yer aldığı 4 gün devam edecek kongrede, Milano, Londra gibi kentlerden uydu bağlantılarıyla canlı ameliyatlar gerçekleştirildi.

`CERRAHLAR KORKSUN ARTIK'

TKD Girişimsel Kardiyoloji Çalışma Grubu Başkanı Prof.Dr. Ramazan Özdemir, basın toplantısında, bu yıl 16'ncısı gerçekleştirilen toplantının en önemli farkının ilk defa yurtdışı anjiyo laboratuvarlarıyla yapılan bağlantılar olduğunu söyledi. Kardiyolojinin artık kalp cerrahisinin müdahale ettiği birçok alanda tedavi yöntemleri geliştirdiğine dikkat çeken Prof.Dr. Özdemir, "Kalp deliklerinin artık yüzde 90'ı, şemsiye yöntemiyle kardiyologlar tarafından kapatılıyor. Cerrahlar korksun artık, kardiyologlar onları sıkıştırdı. Küçük bir alanları kaldı.

Cerrahların alanı son derece kısıtlandı. Bazı hastalar, kalp deliği çok büyük olan hastalar gibi belli bir grup hastalar tabii ki cerrahiye gidiyor. Eskiden `şu şu grup hastalar cerrahiye gider, şu hastaları kardiyologlar damar yoluyla tedavi eder' durumu ortadan kalktı. Şimdi kardiyologlar herşeyi yapmaya başladı" diye konuştu. Prof.Dr. Özdemir, bu sözlerinin cerrahları kızdıracağının hatırlatılması üzerine "Kızsınlar diye söylüyoruz" dedi.

STENT FİYATINDA FİYAT UÇURUMU

Kalp hastalığı tedavisinde ilaçlı stent uygulamasının giderek önem kazandığına dikkat çeken Prof. Dr. Özdemir, "İlaçlı stentler ilk çıktığında kurtarıcı olarak girdi. Bütün damarlarda uygulanmaya başlandı. İlaçlı stentlerde yeniden daralma oranı çok daha düşük. Sürekli olarak üstünde durduğumuz şey bu, ama pahalı ve devlet ödemiyor. Çıplak, ilaçsız stentleri devlet ödüyor. Avrupa'da bu kadar pahalı olmadığını görüyorsunuz.

Avrupa'da 400- 500 euro civarındayken Türkiye'de 2 bin 500- 3 bin dolar seviyesinde" diye konuştu. İlk ilaçlı stentler çıktığında dünya genelinde takılan stentlerin yüzde 90'ının ilaçlı stentler olduğunu ama sonrasında bir geri dönüş yaşandığını kaydeden Prof.Dr. Özdemir, "İlaçlı stentlerin kullanım oranı Türkiye'de yüzde 10- 20'ler düzeyinde gerçekleşiyor" dedi. Prof. Dr. Özdemir, bir soru üzerine ilaçlı stent tedavisiyle birlikte uzun süre kan sulandırıcı ilaç kullanıldığı için yakın dönemde cerrahiye gidecek hastada, kanserli bir hastada, kanamalı bir hastada kullanımın dezavantaj olabileceğini kaydetti.

STANDARTLAR DEĞİŞİYOR

Prof. Dr. Özdemir, by-pass cerrahisinin karşısında artık damar yoluyla anjiyo yapılan merkezlerde kalp krizine direkt müdahale şekli uygulandığını kaydetti. "Bu gerçekten hem can kurtarıcı oluyor hem de kalp yetmezliklerini büyük ölçüde engelliyor" diyen Prof.Dr. Özdemir, "Bu bence kardiyolojide gelinen en önemli noktadır.

Hasta anjiyo laboratuvarına alınıp 10 MD+BO MD-BO dakika içinde damalarının açılması bence kardiyolojide gelinebilinecek en büyük noktadır" dedi. Damar yoluyla anjiyonun artık standart haline geldiğini belirten Prof.Dr. Özdemir, "Anjiyo laboratuvarı olan her yerde artık standart tedavi haline geliyor. Kalp krizi geçiren hastalar direkt olarak yönlendirilsin, damarları açılsın.

Önümüzdeki bir dönemde alınacak kararlarla hastalar o yerlere yönlendirilecek. Şimdi Avrupa Birliği çerçevesinde bu konuda başlayan bir çalışma var. Anjiyo laboratuvarı olan yerlere hastaların yönlendirilmesi can kurtarıcı olur" diye konuştu. Türkiye'nin her yerinde anjiyo laboratuarı bulunduğunu kaydeden Prof.Dr. Özdemir, İstanbul'da ulaşıma bağlı olarak zorluklar yaşanabilceğinin altını çizdi.

EN RİSKSİZ BÖLGE EGE

Prof. Dr. Ramazan Özdemir, bir soru üzerine Türkiye'de kalp hastalıkları bakımından en risksiz bölgenin Ege olduğunu kaydetti. Ege'nin zeytinyağı kullanımı sayesinde kalp krizinde en risksiz bölge olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Özdemir, en riskli bölgelerin Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu olduğunu kaydetti.

Karadeniz'de tereyağı kullanım alışkanlığının yüksek olması nedeniyle yüksek risk sınıfına girdiğini kaydeden Prof. Dr. Özdemir, "Ama Ege de, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'dan gelen göçle değişiyor" dedi.

YUMURTA KONUSU

Tartışmalı yumurta konusuna da değinen Prof. Dr. Özdemir, "Yumurta hiç yemeyin demek doğru değil. Haşlanmış yumurtada sıkıntı olacağını sanmıyorum. Günde yenilen 1- 2 yumurtanın zararı olduğunu düşünmüyoruz. Kolesterolü olan kroner arter hastaları bile hafta üç gün yumurta yiyebilir" dedi.

İLAÇLI STENT KULLANIMI HER ÜLKEDE FARKLI

Avrupa Kardiyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Jean Fajadet ise Avrupa'da ilaçlı stendlerin kullanımının, geri ödemelere bağlı olarak değiştiğini kaydetti. Fransa'da ilaç salınımlı stentlerin kullanım oranının yüzde 55, Almanya'da yüzde 35, İsviçre'de ise yüzde 80'in üzerinde olduğunu kaydeden Prof. Dr. Fajadet, "Bu durum tamamen geri ödeme durumlarıyla bağlantılı olarak ortaya çıkıyor. Geri ödeme koşulları arttığı takdirde ilaç salınımlı stent uygulaması yaygınlaşacaktır" dedi.

GENÇLERDE KALP HASTALIKLARI ARTIYOR

Prof.Dr. Jean Fajadet, bir soru üzerine kalp damar hastalıklarının genç nüfusta daha sıklıkla görülmeye başladığını belirtti. Buna karşı genç nüfusun cerrahi operasyonlardan kaçındığını kaydeden Prof.Dr. Fajadet, "Ama ikinci bir husus yaşlı hastalar. Şu an tedavi ettiğimiz hastaların yüzde 20'sinden fazlasını 80 yaşın üzerindeki hastalar teşkil etmekte. Bu tür hastalarda yapılması gereken şey disiplinler arası bir yaklaşımı benimsemek olmalıdır" dedi.

Genç nüfusta kalp hastalıkları riskinin artmasının nedenleri arasında sigara içme eğilimi, her geçen yıl diyabetik olan hasta sayısında artış, kolestrol ve hipertansiyonu sayan Prof. Dr. Jean Fajadet, kroner kalp rahatsızlığı olan diyabetik hasta sayısı yüzde 20'den düşükken, son yıllarda bu oranın yüzde 30'larda seyrettiğini kaydetti. Prof. Dr. Fajadet, "Amerika'da bu oran yüzde 33'e kadar çıkabiliyor" dedi.

İtalya, Fransa, Hollanda'da halka açık alanlarda sigara içilmesinin yasaklanmasının ardından akut kroner sendromlarda yüzde 20'lik bir düşüş kaydedildiğini açıklayan Prof. Dr. Jean Fajadet, "Sigarayla mücadelede akciğer kanseri gibi bütün hastalıkları göz önünde bulundurarak mücadele etmemiz gerekiyor" dedi.

Türkiye'de tartışmalara neden olan kolestrol ve yumurta konusundaki soruları da yanıtlayan Prof. Dr. Fajadet, "Yumurtanın protein açısından alımı önemli, kolestrolü artırıcı özelliği var" dedi. Prof. Dr. Jean Fajadet, kalp hastalıklarına karşı düşük yağ tüketimi ve fiziksel egzersiz önerdi.

Haber3
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Ceviz Damarları Koruyor
« Yanıtla #5 : 01 Haziran 2009, 20:52:32 »
Ceviz, yağlı besinlerin damarlara verdiği zararı azaltıyor.

Cevizin kalp ve damar sağlığı için yararlı olduğu yeni bir araştırmayla daha kanıtlandı. İspanyol uzmanlar tarafından yapılan araştırmaya göre, öğünler sonunda yenen belli miktarda ceviz, yağlı besinlerin damarlara verdiği zararı önlüyor.

Amerikan Kardiyoloji Üniversitesi’nin dergisinde yayımlanan araştırmada, 24 kişiye bir hafta boyunca yağ oranı yüksek salam ve peynir içeren öğünler verildi.

Araştırmaya katılanların yarısına öğün sonlarında 5 çay kaşığı zeytinyağı, diğerlerineyse 8 adet ceviz verildi. Yapılan testler, hem zeytinyağı hem de cevizin yağlı besinlerin damara verdiği zararı azalttığını gösterdi.

Araştırma ayrıca cevizin damarların esnekliğini de koruduğunu ortaya koydu. Cevizin bu özelliğiyle, damar sağlığı için zeytinyağından da faydalı olduğu vurgulandı.

Yağlı besinlerin yol açtığı damar sertliği, felç ve kalp hastalıklarının temel nedenleri arasında gösteriliyor.

Sağlıktabugün
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Gençlerin kalbi alarm veriyor
« Yanıtla #6 : 03 Haziran 2009, 18:59:54 »

Türkiye, Avrupa'da genç nüfusta kalp hastalığının en sık görüldüğü ülke konumunda.

Türkiye'de kalp hastalığında son yıllarda ciddi bir artış olduğuna ve kalp hastalığı yaşının da giderek düştüğüne dikkat çeken Kozan, genç nesilde kalp ve damar hastalığının görülme sıklığındaki yüksek oranın, o ülke için "kötü gidişin göstergesi" olduğunu vurguladı. Kozan, "Avrupa'da genç nüfusta kalp hastalığı en sık görülen ülkeyiz" diyerek, bu yükselişi durdurmak gerektiğini söyledi.

Akut koroner sendromlar ile ilgili Avrupa'daki derneklerle ortak bir çalışma başlattıklarını anlatan Kozan, Avrupa Birliği'nin de bu projeyi desteklediğini bildirdi. Kozan, projeye göre, kalp hastalarına acil müdahale konusunda ortak bir politika oluşturmanın amaçlandığına işaret ederek, şöyle dedi:

"Kalp hastalarının büyük bölümü, geç kalmaktan ve farkında olamamaktan ölüyor. Zaman, kalp hastalarında hayat kurtarmaktadır. (Nasıl bir organizasyon yapalım, nasıl bir acil tedavi organize edelim ve sonra bunları hangi sistemle tedavi edelim) diye Avrupa Birliği destekli bu proje oluştu. Bütün Avrupa'yı ve Avrupa dışında bizim ülkemizi kapsayan bir projedir."

SİGARA VE FAST FOOD

Türkiye'de genç nüfusta kalp damar hastalığı görülme sıklığının nedenlerine de değinen Kozan, nedenlerden birini, "sigara kullanımı" diye vurguladı.

Kozan, kahvehane ve lokanta gibi yerlerde 19 Temmuzdan itibaren başlayacak sigara yasağının önemine işaret ederek, "Yasağı uygulayan ülkelerde kalp hastalığında yüzde 50 oranında azalma olduğunu görüyoruz. Türkiye'de bu yasak yeni olduğu için verilere yansıma etkisini henüz göremedik" diye konuştu.

Beslenme alışkanlığının hızlı şekilde fast-fooda yönelmesinin de gençlerde kalp damar hastalığının artmasında etkisi olduğunu anlatan Kozan, "Giderek şişmanlayan bir toplum olduk" alarmı vererek, şöyle uyardı:

"Yaşınız, cinsiyetiniz ve genetik yapınız dışında kalp hastalığına yol açan bütün etkileri değiştirmek sizin elinizdedir. Sigarayı bırakabilirsiniz. Kan basıncınızı, kan şekerinizi kontrol altına alabilirsiniz. Yürüyüşlerinizi yapabilirsiniz, kolesterolünüzü düzene koyabilirsiniz. Bütün bunların farkında olmadan bu risklerin üstüne gittiğiniz zaman, koroner arter hastalığına yakalanma riskinizi son derece artırıyorsunuz. Bu kadar önlenebilir risk faktörlerini halkınıza anlattığınız zaman, koroner arter hastalığını da o oranda azaltmış olursunuz."

NE BATIYA NE YURT DIŞINA

Kozan, ayrıca, Türkiye'nin girişimsel kardiyoloji tedavisinde, Avrupa'nın birçok ülkesinden iyi olduğuna işaret etti. Türkiye'deki kalp hastalarının tedavi için yurt dışına gitmesine gerek olmadığını vurgulayan Kozan, Türkiye'nin bütün bölgelerinde girişimsel kardiyoloji tedavisinin yapılabildiğini belirterek, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki kalp hastalarının da tedavi için batı büyükşehirlere gitmesine gerek olmadığını bildirdi.

Haber3
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Depresyon Kalbinizi de Etkiliyor
« Yanıtla #7 : 05 Haziran 2009, 07:26:41 »
Depresyonun ve üzüntünün vücuda verdiği zararlarından hep söz edilir. Ancak bilimadamları artık hastalıklar ve depresyon arasındaki bağlantıyı kanıtladılar. Yapılan araştırmalar depresyon ve kalp hastalıkları arasındaki bilimsel bağlantıyı ortaya koydu.

Cleveland Kliniği psikiyatristlerinden Dr. Leo Pozuelo'nun yaptığı açıklamaya göre depresyonda olan kişilerin kalp krizini takip eden 6 ay içinde ölme riskleri depresyonda olmayanlara göre çok daha fazla. Pozuelo'ya göre depresyonda olmak kalp sağlığı açısından yüksek kolesterol ve sigara kullanımı kadar büyük bir tehlike oluşturuyor.

Depresyon çoğu hastada kalp krizi ya da kalp ameliyatı sonrasında meydana geliyor. Eğer bir hasta kalp krizinden sonra depresyona girmişse sonraki bir yıl içinde tekrar bir kriz geçirme olasılığı büyük oranda artıyor. İşte bu nedenle kalp sorunu yaşamış kişilerde depresyonun tedavi edilmesi büyük önem taşıyor.

Depresyon kalp-damar hastalığı geçmişi olmayan kişilerde de kalp hastalıkları riskini iki kat artırıyor.

KİMYASAL BİR BAĞ VAR

Depresyon ve kalp hastalıkları arasında kimyasal bir bağ var. Depresyona girmiş kişiler daha çok kortizol hormonu salgılıyor. Normal seviyelerde olduğu zaman faydalı olan bu hormonun fazlalığı pıhtılaşma ve iltihaplanma gibi kan ve damar problemleri yaratıyor.

Depresyonla kişilerde bozulan serotonin metabolizması ise trombosit faaliyetini çoğaltıyor. Bu da damar sertliği plakların oluşumuna neden olarak damarların tıkanmasıyla sonuçlanıyor.

Depresyondaki kişilerin tipik bir özelliği de kalp atım hızı değişkenliklerinin genelde düşük olması. Bu durum kardiyovasküler hastalıkları olan hastalarda daha da belirgin olarak ortaya çıkıyor. Kalp krizi sonrası kalp atım hızı değişkeni düşük olan kişilerde ölüm daha çok görülüyor.

BELİRTİLERİ DİKKATE ALIN

Genel nüfusun erkeklerde ortalama yüzde 6, kadınlarında ise 18'ini etkileyen depresyon hasta kişilerin ortalama yüzde 40'ını olumsuz yönde etkilediği biliniyor.

Depresyonun tipik belirtilerinden uzun süreli yorgunluk, aşırı suçluluk duygusu, iştah kesilmesi, konsantrasyon güçlüğü, azalan hareketlilik, sürekli kötü şeylerin akla gelmesi ve önceden zevk alınan şeylerden artık zevk alamama. Diğer belirtiler arasında ise uyku sorunları, normal aktivitelere ilgi azlığı, enerji azalması, ağlama isteği ve yaşama karşı umutsuzluk sayılabilir.

Pek çok kişi depresyonun bir karakter zayıflığı olarak görüyor. Uzmanlar ise depresyonun karakterle uzaktan yakından ilgisi olmadığını söylüyorlar. Depresyon tamamen beyinde oluşan kimyasal bir rahatsızlık. Bu açıdan diğer organlardaki hastalıklardan hiç farkı yok. Depresyon hafife alındığı ve tedavi edilmediği takdirde ciddi sorunların ortaya çıkması ise kaçınılmaz.

HANGİ İLAÇLAR ETKİLİ

Araştırmalar serotonin geri alımını önleyici ilaçların (SSRI türü ilaçlar) kalp hastalığı olan hastalarda etkili olduğunu gösteriyor. Yan etkilerinin az olması bu ilaçların kalp hastaları tarafından uzun süre kullanımını da olanak sağlıyor.

SSRI'lar kardiyologların yazabileceği ilaçlar arasında, ancak doktorların bunların diğer kalp ilaçlarıyla olan etkileşimlerine dikkat etmeleri gerekiyor. SSRI'ların bir başka faydası da trombosit faaliyetini düşürerek kanın pıhtılaşmasını önlemeleri ve kalp atım hızı değişkenliğini normal düzeye taşımaları.

sağlık.turk.net
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Spor Yapanlar Dikkat
« Yanıtla #8 : 07 Haziran 2009, 23:23:39 »
Sağlıklı bir vücut için spor yapmaya karar verdiniz. Ruhunuz buna hazır ama ya bedeniniz? Spor ayakkabılarınızı giymeden önce kalbinizi mutlaka spora hazırlayın. Uz. Dr. Türker Baran, spor öncesi kalp sağlığı açısından alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi.   

Bedeniniz de Yaza Hazır Olsun

Soğuk, uzun süren bir kış mevsimini geride bıraktık. Güneşli yaz günleri geri geldi. Kışın soğuğu, metabolizmamızı yavaşlattı. Karanlık ve uzun geceler boyunca karbonhidrat ve şeker üretimimizi artırdık. Soğuk ve yağışlı havalar pek çoğumuzu dışarı çıkıp egzersiz yapmaktan alıkoydu. Kondüsyonumuz azaldı, kilo aldık. Şimdi kimimiz sağlık sebepleri, kimimiz ise estetik nedenlerden ötürü yeniden fit olmak, kondüsyon kazanmak için egzersiz yapmaya hazırlanıyoruz. Ancak bunun için bedenimizi ter dökmeye hazırlamamız çok önemli.

Kişi Önce Kendi Bedenini Tanımalı

Bir spor müsabakasında ya da antrenmanda, kimi zaman amatör kimi zaman da profesyonel bir sporcu sahada hayatını kaybedebilmektedir. Bu tür olaylarda genellikle ölüm sebebi biraz da genelleme yapılarak ‘kalp krizi’ olarak bildirilmektedir. Oysaki tanıyanlar, o kişinin daha önce bir hastalığı olmadığını anlatırlar.

Peki bu kişi sporcu kimliğine rağmen, lisans alırken geçtiği onca sağlık kontrolüne rağmen nasıl olup da bir kalp hastalığı nedeni ile kaybedilmektedir? Sağlıklı vücuda sahip insanlar trajik bir şekilde ölümle karşılaşırken kendilerini; sahillere, sahalara, spor salonlarına atan,  kimisi ruhen kimisi bedenen genç bireyler aslında sonu bilinmez maceralara mı atılmaktadırlar?

Ya kalp krizlerinin, hipertansiyonun travmaya uğradığı kalplerini zorlamaya, zedelenmiş kalp kapaklarını daha fazla mesai yaptırmaya hazırlanan hastaları egzersiz yapmaya davet eden hekimler gerekli önlemleri almıyor mu? Elbette hayır. Kişinin, direksiyona geçmeden önce aracını tanımak ve aksayan noktalarını kontrol ettirerek, onu nasıl kullanması gerektiği konusunda eğitim alması şartsa, vücudunu da aynı şekilde tanıması gerekmektedir.

Sporcuları Öncelikle Hangi Kalp Hastalıkları Tehdit Etmektedir?

Egzersiz sırasında vücudun toplam oksijen ihtiyacı dinlenme durumundakinin 12 katına çıkar. Bu talebi, dakikada pompaladığı kanı 42 litreye kadar artırabilen kalp karşılar. Bunu önce dakikadaki artış hızını artırarak, sonra da kasılma ve gevşeme sırasındaki hacimlerini ayarlayarak sağlar. Vücutta kan akışı bu sırada aktif olmayan kaslardan egzersize katılan kaslara kayar. Tıpkı ağırlık kaldıran kişilerin kas yapması gibi, kalp de iş yükü arttığında zamanla kas yapar. Esas olarak kanın vücuda pompalanmasından sorumlu sol karıncığın hacim ve kas yapısında artış olur.

Bu artış genelde ileri boyuta varmaz, ancak uzun dönemde olumsuz gelişmelere zemin hazırlayabilir. “Atlet ya da sporcu kalbi” düzenli egzersizle sağlanabilecek, kalbin sol karıncığındaki artış ve dinlenme durumundaki kalp hızında düşüşle, yüksek tempodaki egzersizi uzun süre devam ettirebilme yeteneğinin kazanılması olarak açıklanır. Ani, beklenmedik ölümler sporcularda özellikle gençlerde nadir görülse de dramatik bir olaydır. Otuz yaşın altında ani ölüm yüz binde 2 -7 kişide görülür ki bunların % 8’i egzersizle ilgilidir.

 Otuz yaşın üzerinde görülen ani ölüm ise yüz binde 50-60’tır. Bu ölümlerin % 2-3’ü egzersiz sırasında meydana gelir. Otuz beş yaşın üzerindeki sporcularda en sık görülen ölümler kalbi besleyen damarlardaki (koroner arterler) hastalıklarından kaynaklanır. Aslında koroner rahatsızlıklar tüm dünyada birinci sırada yer alan bir ölüm nedenidir.

Doğumsal Kalp Hastalıkları Da Sporcuları Tehdit Ediyor

Sporla yoğun olarak uğraşanlarda diğer insanlardan farklı olarak doğumsal koroner arter anomalileri de ölüm nedeni olarak üst sıralarda yer almaktadır. Otuz beş yaşın altında ise önde gelen ölüm sebebi ‘hipertrofik kardiyomiyopati’ adı verilen, kalp kasındaki simetrik olmayan kalınlaşma ile oluşan rahatsızlıklardır.

Sağ kalbi tutan ve ilk belirtisi hayatı sonlandıran bir ritim bozukluğu olan aritmojenik sağ kalp displazisi de egzersiz sırasındaki kayıpların önde gelen nedenlerinden birisidir. Yine sessiz kalmayı becerebilmiş kalp kapak hastalıkları, kimi zaman gribe benzer genel yakınmalardan başka bulgu vermeyen ancak kalp kaslarında ileri derecede yetmezlikler meydana getiren kalp kası iltihaplanmaları, miyokarditler ve kardiyomiyopatiler, sağlıklı olduğu düşünülen bireylere egzersiz sırasında kötü sürprizler yaşatabilmektedir.

Basit Kontroller Hayat Kurtarıyor

Ancak tüm bu tehlikeler, kişiyi egzersiz yapmaktan alıkoymamalıdır. Yapılacak, çoğu zaman çok da zaman alıcı ve masraflı olmayan bir inceleme, kalp sağlığınızın durumunu, aktif spor yapmanıza engel bir durum olup olmadığını ortaya çıkarmaya yetecektir.

Spor esnasında ani ölüm riskinin belirlenmesinde klasik fizik muayene bulgularının, rutin kan biyokimyasının değerlendirilmesi dışında istirahat EKG’si, egzersiz testi ve ekokardiyografi çok önemlidir. İstirahat EKG’sinde normal dışı değişiklikler bulunan kişiler mutlaka ekokardiyografi ile egzersiz testlerine yönlendirilmeliler. Spor uzun ve sağlıklı bir yaşam için vazgeçilmez bir gerekliliktir.

Sevdiklerinizle mutlu ve sağlıklı bir hayat sürebilmeniz için spor yapmaya karar vermeniz, kendiniz için alacağınız en güzel kararlardan birisi olacaktır. Ancak unutmayın, spor yapmaya başlamadan önce ve sonrasında yaptıracağınız düzenli kontroller, sizi karşılaşabileceğiniz pek çok sağlık riskinden koruyacaktır.

(HaberTürk)

*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Kalp hastaları için yaz diyeti
« Yanıtla #9 : 09 Haziran 2009, 09:19:59 »
An-Deva Hayat Kalp Hastanesi, stent takılarak hayata adeta yeniden 'merhaba' diyen kalp hastalarına yönelik Falez Parkı'nda bulunan Seyir Kafe'de moral yemeği verdi.

Yaklaşık 100 hastanın aileleriyle birlikte katıldığı yemeğe An Deva-Hayat Kalp Hastanesi Başhekimi Dr. Abdullah Işıkhan, Kardiyoloji Kliniği Direktörü Prof.Dr. Mustafa Şan ve çok sayıda doktor katıldı.

Yemekte konuşan Hastane Başhekimi Dr. Abdullah Işıkhan, kalp hastaları için moralin çok önemli olduğunu söyleyerek, "Kalp rahatsızlıklarının en önemli nedenlerinden bir tanesi de aşırı strestir. Burada sağlığına kavuşan hastalarımızla stresten uzak deniz manzaralı bir eğlence gecesinde bir araya gelmekten dolayı çok mutluyum" dedi.

YAZ AYLARINDA BESLENMEYE DİKKAT

Kalp hastalarına yemekte uyarılarda bulunan Hastanenin Kardiyoloji Kliniği Direktörü Prof. Dr. Mustafa Şan, şunları söyledi: "Ciddi bir kalp hastalığı sonucu damarların daralması ve tıkanması sebebiyle uygulanan tıbbi müdahaleyle hayata yeniden merhaba diyen hastalarla bir araya geldiğimiz için çok mutluyum Hastalarımız bundan sonraki yaşamlarında hasta olduklarını hiç unutmamalı."

Türkiye'de kalp krizi geçiren üç kişiden birinin hayatını kaybettiğini anlatan Şan, sözlerine şöyle devam etti: "Kalp rahatsızlıklarının önüne geçmek için beslenmemize çok dikkat etmeliyiz. Özellikle kolesterol bakımından kısıtlı hayvansal yağlar, yumurta ve kabuklu deniz ürünlerini tüketmeliyiz. Ayrıca hipertansiyonu olan kalp hastaları da tuz tüketiminden kaçınmalıdır."

BOL BOL SU İÇİN

Kalp hastalığının kronik olduğunu söyleyen Şan, şöyle konuştu: "Kalp rahatsızlıklarının tam olarak geçmesi mümkün değil. Tedavi ile kontrol altına alınabilir. Ayrıca kalp hastalarının sürekli doktor kontrolü altında olması çok önemli. Bu sayede olası bir kalp krizine karşı önlem alınabilir. Kalp hastalıklarının tedavisinde günlük egzersiz çok önemli ve yararlıdır. Günlük 6 kilometrelik bir yürüyüş, 30 dakikalık yüzme ve benzeri egzersiz kalp rahatsızlıklarının önüne geçebilir.

Egzersizler mutlaka hava sıcaklıklarının düşük olduğu saatlerde aç veya yemekten iki saat sonra yapılmalı. Yaz aylarında olduğumuz için bol bol sıvı tüketilmeli. Kalp hastalıklarını önlemenin en iyi yollarından birisi de su içmektir."

Tıme Turk
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Sigara içen kadınlarda kalp krizi daha ölümcül
« Yanıtla #10 : 10 Haziran 2009, 08:23:41 »

Sigara içmenin kadınlarda daha fazla sağlık problemine yol açtığını belirten doktorlar, geçirilen ilk kalp krizinin ölüme neden olma ihtimalinin yüksek olduğunu açıkladılar.

Hindistan'da Escorts Kalp Enstitisü ve Araştırma Merkezi'nden araştırmacılar, sigara içen kadınlar arasında bir dizi kalp krizi meydana geldiğini doğruladılar. Kadınların damarlarının erkeklerden daha küçük olmasından dolayı kadınlar arasında kalp hastalıklarının görüldüğünü söyleyen araştırmacılar, hatta ilk kez kalp krizi geçiren bir kadında ani ölüm meydana gelebileceğini kaydettiler.

Metro Hastanesi ve Kalp Enstitüsü'ndeki uzmanlar ise kadın içiciler arasındaki kalp komplikasyonu riskinin erkek içicilerden iki kat daha fazla olduğunu belirterek, genç yaşta sigara içmeye başlayan bir kadının kalp sorunlarıyla karşılaşma riskinin daha büyük olduğunu açıkladılar. Hamileliği süresince sigara içmeye devam eden kadınların bebeklerinde ani bebek ölümü ile ilerleyen yıllarda çocukta öğrenme bozukluğu ve dikkat eksikliği gibi sorunlar görüldüğü de vurgulanıyor.

Dünya Sağlık Örgütü'nün çalışmasına göre, Hindistan'da 10 kadından biri sigara içiyor ya da tütün çiğniyor. Raporda, gelişmekte olan ülkelerdeki kadınların yüzde 70'inin sigara içtiği tahmin edildiği açıklanıyor.

Çalışmada, kadınlarda sigara içmenin oluşturduğu zararlı etkiler şöyle belirtiliyor:

- Sigara, kalp hastalığı ve felç riskini artırıyor.

- Sigara, erken doğuma, düşük ağırlıklı bebeğe, düşüklere ve yeni doğan ölümlerine yol açıyor.

- Sigara içen kadınların çocuklarında, daha fazla soğukalgınlığı, kulak ağrısı, solunum problemleri ve hastalıklar görülüyor.

- Sigara, doğurganlığı etkiliyor.

- Sigara içen kadınlar, osteoporozdan(kemik erimesi) daha fazla etkileniyor.

- Sigara, kadınlarda erkeklerden daha fazla soluma sorununa neden oluyor.

Tıme Turk

*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Damarda eriyen stent !
« Yanıtla #11 : 12 Haziran 2009, 10:06:07 »
Bilim adamları damarda eriyen stent geliştirdi.

Aşırı kolesterol nedeniyle tıkanan veya kapanan kalp damalarına takılan "alüminyum kafes", damarı genişleterek açıyor ve kanın damarlarda tekrar dolaşmasını sağlıyor.

Ancak bu alüminyum kafesin; yani stentin, damarda uzun süre kalması, bazı problemleri de beraberinde getirebiliyor.

Stent bazı hallerde x-ışınlarını veya MRI Scan'lerin çekilmesini engelleyebiliyor. Ya da alyuvarları tutarak, kanın pıhtılaşmasını ve damarların sertleşmesine neden olabiliyor. Abbot laboratuarlarında bilimde devrim niteliğinde bir yenilikle, damar içinde zamanla eriyebilen bir stent geliştirildi.

Abbot Laboratories tarafından geliştirilen ve Auckland'deki Mercy Angiography Birimi tarafından 30 hasta üzerinde başarıyla denen "eriyebilen stent", aslında normal stentten farksız. Ancak alüminyum yerine, şeker kamışı ve mısırdan elde edilen poliaktik asitten üretiliyor. Damara takıldıktan 6 ay sonra, vücuda zarar vermeden yavaş yavaş erimeye başlıyor. 2 yıl içinde de tamamen ortadan yok oluyor.

Araştırmayı yürüten Prof. John Ormiston, yeni stentin, 2012 yılından itibaren Avrupa ve Amerika'da kullanılmaya başlanacağını söyledi

Haber3
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Ay Işığı

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1163
Türkiye kardiyolojide dünyadan geri değil
« Yanıtla #12 : 14 Haziran 2009, 15:09:55 »
Türk Kardiyoloji Derneği (TKD) Başkanı Prof. Dr. Çetin Erol, Türkiye'de bilimsel anlamda kardiyolojinin, dünyanın hiçbir ülkesinden geri olmadığını söyledi.

Erol, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünyada olduğu gibi Türkiye'de de ölümlerin yarısının, kalp ve damar hastalıklarından kaynaklandığına dikkati çekerek, bu nedenle dernek olarak doktorların kalp hastalıkları konusundaki bilgilerinin artırılmasına ve halkın bilinçlendirilmesine büyük önem verdiklerini söyledi.

Bilimsel kongreler ve toplantılar düzenlediklerini ifade eden Erol, halka yönelik yaptıkları kampanyalara değindi. Türkiye'de kalp damar hastalıklarındaki en önemli faktörlerin, sigara, hipertansiyon, kan kolesterolündeki yükseklik veya iyi kolesteroldeki düşüklük ve şeker hastalığı olduğunu belirten Erol, bu nedenle de halka yönelik kampanyaları, bu risk faktörleri çerçevesinde yaptıklarını kaydetti.

Erol, kampanyalar hakkında şu bilgileri verdi:

''Mesela 4 yıldır devam eden, 12-8 dediğimiz hipertansiyona karşı kampanyamız var. Bu kampanya vesilesiyle Türkiye'nin hemen her yerinde hipertansiyonun önemi anlatıldı. Hipertansiyon kan basıncı ölçümleri yapıldı. Kan basıncı yüksek olan, yani hipertansiyonu olan hastalar doktorlara yönlendirildi, takip edildi. Ve halkın kan basıncının önemi hakkındaki fikri artırıldı, bilinçlendirildi ve bu işin ciddiyeti, önemi kendilerine gösterildi. Kampanyamız halen de devam ediyor. İkinci bir kampanya, kalp-damar hastalıklarındaki riski belirlemeye yönelik ve birinci kademedeki hekimlerimizi, özellikle bu risk tayinini yapmakta daha ehil kılmak için yapılan bir kampanya, 'Kalbini Koru İçinde Sevdiklerin Var' kampanyasıydı. Çok güzel bir televizyon filmiyle bu kampanya tanıtılmıştı ve birçok doktor bununla eğitildi. Ve şu anda da halka yönelik olarak da belediyelerle işbirliği içerisinde halk toplantıları yapılıyor.''

-''KALBİNİ SEV, KIRMIZI GİY'' KAMPANYASI-

En son kampanyalarının ise yaklaşık 1 yıldır devam eden ''Kalbini Sev, Kırmızı Giy'' kampanyası olduğunu ifade eden Prof. Dr. Erol, bu kampanyaya halkın ''Kırmızı Kampanyası'' dediğini söyledi.

Bu kampanyanın derneklerine çok büyük bir tanınırlık sağladığını, aynı zamanda halkta 'Niçin Kırmızı?' diye merak uyandırdığını anlatan Erol, ''Kırmızı, renk niye tercih edildi? Çünkü kırmızı kanımızın rengi, kalbimizin rengi, aşkın rengi, bayrağımızın rengi ve aynı zamanda da tehlikenin rengidir. Biliyorsunuz her zaman ambulansların rengi, herhangi bir yerdeki yangın işareti, her zaman tehlikeli olan şeyler kırmızıyla gösterilir. Onun için kırmızı tercih edilmiştir'' diye konuştu.

Kırmızı rengin ''Eğer siz üzerinize kırmızı bir şeyler giyiyorsanız, evet Türkiye'deki kalp ve damar hastalıklarının ciddiyetini, önemini biliyorum ben, bu bir tehlikedir ve ben bunun bilincindeyim, bunun için gereken tedbiri aldım, size de bunu üstüme giydiğim bu kırmızıyla bildiriyorum'' anlamına geldiğini ifade eden Erol, o nedenle bu kampanya kapsamında kırmızı rengin televizyon reklamlarında ve diğer aktivitelerle yaygın bir şekilde sunulduğunu, kampanyanın değişik tarzlardaki aktivitelerle devam edeceğini söyledi.

-''YENİ KAMPANYA: KALBİNİZ NE KADAR GENÇ?''

Kırmızı rengini, Dünya Kalp Federasyonu, Avrupa ve Amerika kardiyoloji derneklerinin sadece kadınlardaki kalp damar hastalıklarına yönelik kullandığını anlatan Erol, şunları söyledi:

''Ama biz oraya bir kravat ilave ederek bunu hem kadınlarımıza, hem erkeklerimize yönelik hale getirdik. Bunu bütün halkımıza yaymış olduk. Şimdi bundan sonraki süreçte Dünya Kalp Federasyonunun yeni kampanyasına sanıyorum biz de katılarak 'Kalbiniz Ne Kadar Genç?' diye bir kampanya uygulayacağız. Böylece o risk faktörleriyle beraber, aslında bulunduğunuz yaşa göre kalbiniz daha mı yaşlı sizden, yoksa kalbiniz bulunduğunuz yaşa göre daha mı genç, bunun hesaplamaları yapılacak. Bu kampanyayı da önümüzdeki dönemde uygulamaya koyacağız.''

Erol, Kalp-damar hastalıklarının ana faktörlerinden biri olan sigaraya karşı getirilen yasağın kalp-damar hastalıklarının azalmasında çok büyük bir adım olduğunu kaydetti.

-TÜRKİYE'NİN KARDİYOLOJİ ALANINDAKİ DURUMU-

Türkiye ile gelişmiş ülkelerin kardiyoloji alanındaki durumunu kıyaslayan Erol, ''Türkiye'de bilimsel anlamda kardiyoloji, dünyanın hiçbir ülkesinden, ne Amerika'ndan, ne Avrupa'dan geri değil. Gerek tanı bakımından, gerek tedavi bakımından kesinlikle ve kesinlikle Türkiye'de her şey yapılıyor, o yönde hiçbir şüphe yok'' dedi.

Pdof. Dr. Erol, Türkiye'deki hastanelerin birinci sınıf hastane konumuna geldiğini, ''bakım, sağlık personeli'' gibi eksikliklerin de zamanla mutlaka karşılanacağını anlattı.

Habe Aktüel

osmanli

  • Ziyaretçi
Ynt: Kalp krizinden korunmanın 10 yolu
« Yanıtla #13 : 26 Temmuz 2009, 00:46:52 »
Kalp hastalarına müjde     
Boston Çocuk hastanesinde görevli araştırmacılar, kalp sinir sistemini yenileyici NRG1 faktörünün kalp krizinden sonra hasarlı kalbe enjekte edilmesiyle, hasarlı kalp dokularını yenileyebildiğini ortaya çıkardılar.

Cell dergisinde yayınlanan ve fareler üzerinde yapılan araştırmada, kalp krizinden sonra hasarlı kalp dokularına enjekte edilen NRG1 faktörünün, kardiyak fonksiyonunu tekrar eski durumuna getirdiği görüldü. Kalp krizi geçiren farelere 12 hafta boyunca her gün NRG1 faktörü enjekte edien araştırmacılar, 12 haftanın sonunda kalbin yine eskisi gibi pompalamaya başladığı tespit ettiler.

Hasara uğramış kalp dokuları genelde yenilenmiyor. NRG1 büyüme faktörünün uygulanmasıyla, kalp dokularının yenilenmesi konusunda kardiyak kök hücrelerine ihtiyaç kalmıyor. Araştırmacılar daha önce, kardiyak kök hücreleriyle kalp dokularının yenilenebileceği üzerinde çalışıyorlardı.

Bir sonraki araştırmada ise, daha büyük memeliler ve insanlar üzerinde araştırmaların yapılacağı ve aynı etkinin insanlarda da görülüp görülmeyeceği belirlenecek.

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Tıpta Devrim Olacak Buluş
« Yanıtla #14 : 18 Ağustos 2009, 22:51:35 »
İlişkili HaberlerTüm HaberlerAmeliyatsız Kalp OperasyonuKalp Hastalarına MüjdeKalbiniz İçin Favori YiyeceklerKalp Sağlığı İçin Müthiş ÖnerilerSodyum Ve Kalp Sağlığınız
 
Kana karıştırılan mikroskobik mıknatıslar sayesinde kalpteki hasarlı kasların olduğu bölgeye kök hücreler toplanacak ve buradaki hüclerelerin yenilenmesi sağlanacak.

London College Üniveristesi araştırmacıları kalp hastalıklarında Mıknatıs tedavisiyle devrim yapmaya hazırlanıyor. Hastarlı kablin olduğu bölgeye içinde mikro mıknatısların bulunduğu kök hücreler takviye edilecek.

Kan yoluyla hasarlı bölgeye gidecek olan bu mıknatıslar hasarlı bölgenin yenilenmesi için kök hücreleri bu yerde tutucak ve kalp kendini onaracak.

Aktif Haber
*~*~* TUĞRA *~*~*