Gönderen Konu: Kibirli Cennete girmez  (Okunma sayısı 1731 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3884
    • Herkonudan.com
Kibirli Cennete girmez
« : 25 Temmuz 2010, 02:29:56 »

Abdullah bin Selâm hazretleri nefsini kötü huylardan ve isteklerden tamamen temizleyip terbiye etmişti. Kendisi zengin olduğu hâlde, ba'zan Medîne çarşısında sırtında yük taşıdığı görülürdü. Bir gün yine onu bu hâlde görenler dediler ki:

- Senin çocukların, hizmetçilerin var. Bu işleri niçin onlara gördürmüyorsun?

- Evet bu işleri görecek kimselerim vardır. Fakat ben nefsimi denemek istiyorum. Böyle işler nefsime ağır geliyor mu, gelmiyor mu? Maksadım bunu anlamaktır.


Çünkü Peygamber Efendimiz (SallAllahu Aleyhi Vesellem) bir hadîs-i şerîflerinde, (Kalbinde hardal tanesi kadar kibir, büyüklenme bulunan kimse, Cennete girmiyecektir) buyurmuştur. Başka bir hadîs-i şerîflerinde de, (Meyve veya herhangi bir şeyi kendi eliyle evine götüren, kibirden uzaklaşmıştır) buyurmuştur. İşte bunun için yükümü kendim taşıyorum.
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

mazhar

  • Ziyaretçi
Ynt: Kibirli Cennete girmez
« Yanıtla #1 : 26 Temmuz 2014, 00:06:20 »

Hz. Peygamber (sav) “Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse cennete giremez.”(Buhari-Müslim) Yine hadis-i şerifte “Bir kimsenin kalbinde hardal tanesi kadar kibir bulunsa Allah (cc) onu yüzüstü cehenneme atar.”(Buhari-Müslim) buyurdular.

Kibir insanı hem Allah (cc) katında hem de insanların arasında küçük düşürüp rezil eden, yalnızlığa mahkûm eden ahlaki bir zafiyettir.

Kibirli insanı ne Allah (cc) sever nede kulları. Kibirli insanlar, içinde yaşamış oldukları toplum tarafından zamanla dışlanıp uzaklaştırılırlar.

İnsanlar ya ellerinde bulunan para, makam ve siyasi güç dolayısıyla ya da soylarının genişliği ve zenginliği münasebetiyle halk arasında yürürken, otururken ve konuşurken kibirlerinden dolayı büyüklük taslayıp kendilerini diğer insanlardan hep yukarıda görürler.

Bu halleri onlara hiç bir şey kazandırmaz aksine çok şeylerini kaybettirir. İnsan ile cennet arasında ki en büyük engel hiç şüphe yok ki onun içinde bulunan kibirdir.

Kibir maddiyata dayalı manevi bir hastalıktır. Tedavisi de elbette manevi yöntemlerle olacaktır.

Yaratılış itibari ile aslı bir damla su olan insanın geçici dünya nimetlerine aldanarak sonsuz hayatın lezzet, ikram ve ihsanlarına sırt dönmesi ve dünyayı cennete tercih etmesi akıl sahibi bir insana yakışır hal değildir.

Kibirli kimselerin kalplerinin iman ve hidayete karşı mühürlenip kapandığını ve Allah (cc)’ın kibirli insanları sevmediğini biliyoruz.

Malımız, makamımız ya da soyumuzla övünüp kibirlendiğimiz zaman, bizi seven insanların sayısının sevmeyenlerden çok ama çok daha az olacağını biliyoruz.

Bizi seven ya da sevdiğini söyleyen insanların, bizi malımızdan, mülkümüzden ve makamımızdan dolayı değil de, insan olduğumuz için, onlarla güzel, seviyeli, faydalı ve insani ilişkiler kurduğumuz için sevmelidirler. Buda elbette ki toplum içerisindeki bizim tutum ve davranışlarımızla alakalı bir durumdur.

Kibirlenip büyüklük taslamanın bize dünyada hiçbir fayda sağlamayacağını ve ahirette de rezil edeceğini biliyoruz. O halde elimizdeki imkânlar ne olursa olsun asla ve asla bizim için bir gurur ve kibir vesilesi olmamalıdır.

Şunu unutmamalıyız ki, dünya hayatında bize bahşedilen nimetlerin hiçbirisi bizim diğer insanlardan farklı olduğumuz için bahşedilmemiştir. Aksine az ya da çok sahip olduğumuz her şey, makam, mal, mülk ya da sosyal ve siyasal zenginliklerin hepsi dünya hayatındaki imtihanımız içindir. Akıllı insan bunları kibir vesilesi yapıp dünya ve ahiretini kaybetmez.

Acaba bütün bunları bildiğimiz halde niçin gurur, kibir, riya ve gösterişten kendimizi alamıyoruz. Bu dünya üzerinden gelip geçen nice zenginler, nice makam sahipleri nice soylu insanlar ve alternatifsiz olduğunu zanneden nice gafiller vardır ki, bugün insanlar onların isimlerini dahi bilmezler. Hepsi öldüler ve toprak oldular gittiler.

Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de “Yeryüzünde gururlanarak ve kibirlenerek yürüme!”(İsra-37) buyurmuş ve bu kibir konusunda kullarını uyarmıştır.

Ama kibre kapılmayan, gösterişten ve gururdan uzak duran, insanların yararına ve menfaatine çalışan nice ilim, edep ve ahlak sahibi kimseler vardır ki; bunların isimleri hâlâ hayırla yâd edilir. Onları insanlar rahmetle ve minnetle anmaktadırlar.

Onun için insana yakışan elindeki imkânları gurur ve kibir vesilesi yapmak değil, o nimetleri Allah (cc) rızası için harcayabilmek ve insana yatırım yapabilmektir.

Dünyanın bir imtihan dünyası olduğunu ve az ya da çok burada yapmış olduğumuz her şeyin hesabını vereceğimizi asla hatırımızdan çıkarmamalıyız.

Selman-ı Farisi (ra) şöyle buyurmuştur. “Kibir de şirk gibidir. Bu ikisinden hangisi bir insanda bulunursa onun ameli asla kabul edilmez.”
T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı Çumra Müftülüğü
« Son Düzenleme: 26 Temmuz 2014, 00:08:00 Gönderen: mazhar »