Gönderen Konu: Kitapların Musannıfları  (Okunma sayısı 24547 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Mahi

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1114
Kitapların Musannıfları
« : 09 Eylül 2008, 17:16:24 »

 :onlysadakat


Emsile’nin musannıfı:
Çocuklardan ilk iman eden ve Peygamberimiz’in (s.a.v) amcasının oğlu, Hulefa-i Raşidin’in dördüncüsü ve Hz. Allâh’ın kendisine “Arslanım” diye hitab ettiği Hz. Ali KeremAllâhu Veche’dir.

اَسَدُ اللهِ غَالِبِ :
Galib olan Allâhı’ın Arslanı’dır. “KeremAllâhu veche” ifadesi ise dua olup Allâh yüzünü güzel kılsın demektir. Sebebi ise Hz. Ali Efendimiz bir defa bile olsun dönüp putlara bakmamıştır.

Emsile” mufâale bâbından ikinci mastar olup,  مَاثَلَ يُمَاثِلُ مُمَاثَلَةً وَمِثَالً وَمِيثَالً -  مِثَالٌ مِثَالَانِ اَمْثِلَةٌ olarak tasrif olunur.

Misal lügatte: Benzeticiye ve kavâidi kulliye'yi izah eden kelimelere denir.

Kavâidi külliye: Kendisinde “kül” edatı bulunan ve her yerde geçerli bir kaidedir.

Misal ıstılahta:  مَاتَغَ يَّرَ صِيغَةُ مُفْرَدِهِ وَ ضَمِيرِهِ لِتَغَيُّرِ الْمَعَانِ

Manası: Manaların değişmesi için müfredin ve zamirin sîgası değişen şeydir.

Emsile “İlm-i sarf”tan bahseder.

İlmi sarfın tağrifi: Ve huve ilmün yüğrafü bihi ehvalü’l-kelimetil arabîyyeti min haysül iğlâli ve’l-idğâmi.

Manası: İglâl ve idgâm cihetinden arabî olan kelimelerin halleri kendisi ile bilinen ilimdir.

İlmi sarfın mevzuu: Huvel kelimetü’l-arabîyyetü min haysül iglâli vel idğâmi.

Manası: İğlal ve idğâm cihetinden arabça kelimelerdir.

İlmi sarfin gayesi: Elihtirâzü anilhata'i fil iğlâli vel idğâmi.

Manası: İğlâl ve idğâmdaki hatadan kaçınmaktır.

Kibâri Kelam: İnnes sarfe ummul ulumi ven-nahvu ebühâ.

Manası: Muhakkak sarf; ilimlerin anası, nahiv ise babasıdır.

Emsile-i muhtelifenin tağrifi: Mehtelefe siygatü fil maddeti ve’l-heyeti.

Manası: Siğasi madde ve hey’ette muhtelif olandır. (nasara yensuru, nasran... ilâ ahir gibi)

Emsile-i muttaridenin tağrifi: Madderade siğatü fil maddeti vel heyeti.

Manası: Siğasi madde ve hey’ette muttehid olandır. (nasara, nasaraa, nasaru.. .ila ahir gibi )

Madde’den murad: Harf

Hey’ettten murad: Görünüş, şekil

Muttehidden murad: Bir olandır.

Musannif hazretlerinin nasara ile başlamasının 3 sebebi vardır;

1- Hazreti Ali Efendimiz bu kitabı yazarken Hazreti Allâh’tan yardım beklediği içindir.

2- Hazreti Ali Efendimiz yardım etmesini çok sevdiği ve tavsiye ettiği için.

3- Emsile kitabi diğer kitapları öğrenmeye yardımcı olacağı için.

Ebu’l-Faruk Silistrevi (k.s.) Hazretlerine suâl olunmuş niçin Nasara ile başlandı da, ketebe ile başlanmadı?

Ebu’l-Faruk Silistrevi (k.s.) Hazretleri de; “Çünkü yardım etmek yazmakdan daha hayırlıdır” buyurmuşlardır.

Nasara’nın Nun’u: Nuru ilahiyye’ye, Sad’í: Sabri ilahiyyeye, Rı’sı: Riza’i ilahiyeye delalet eder.

Nasara”nin “yensuru” uzerine tekattüm etmesinin 3 sebebi vardır:

1-Mazi geçmişe, Muzarî geleceğe delalet eder. Geçmiş gelecekten mukaddemdir.
2-Mazi tahkike, Muzârî teşkike delalet eder. Tahkik, teşkikden evladır.
3-Mazi mücerrettir. Muzârî mezîdun fihdir. Mücerred, mezîdun fihden mukaddemdir.


Fili muzârî’nin mastar uzerine tekaddüm etmesi:

Zira fili muzârî bazı kere mastara amil olur. Amil ise mâmülden eşreftir. Ve yahut fili muzârî fiildir. Fiil ise amelde muttefekun aleyhdir. Mastar ise istikakda asaleti muhtelefun fihdir. Böyle olunca muttefekun aleyhin muhtelefun fih üzerine takdimi elyakdır.

Mastarın muzârî ve meçhulü yoktur:
Eğer mastar İsmi fail manasına gelirse mâlum, İsmi meful manasına gelirse meçhul mastardır. Çünkü İsmi fail mâlum, İsmi meful meçhul fiil gibi  amel eder. Mesela: (Zeydun adlun ve adiyfun) gibi, bimâna (Zeydun aadilun ve aadûfun) dur.

Mastarın İsmi fail üzerine takaddüm etmesi:
Zira mastar muştakun minh, İsmi fail ise müştakdır. Muştağun minh ise muştakdan mukaddemdir.

Fehuve naasirun deki fe, fe-i tefri'iyyedir.

Fe-i tefri'iyye medhulunun fer'i olduğuna delalet eder.

Fe nin duhulunun sebebi:
1- İsmi fail, fili muzârîden, fili muzârî maziden, mazide mastardan muştakdir. Böyle olunca bunların küllüsüi ya bizzat ya bilvasıta asıldır. İsmi fail ise feridir.

2- Failden fiil sadır olduktan sonra İsmi fail ile vasıflanır. O zaman fiil asıl, İsmi fail fer'idir.

Veya fe-i atıfda  mufredi cümle üzerine atıf caiz olmadığı için hüve gelmiştir.

Nefî ile nehîy arasindaki fark:
1-   Nefi birşeyin olmadığını haber verir, nehîy ise bir şeyin olmamasını talep eder. O zaman nefi ihbari, nehi ise inşaidir.
2-   Nefi olan la yensuru daki la amil değildir. Nehi olan la yensur daki la amili semaidendir.

Mensarun” aslında 3 vecih idi fakat sığaları aynı olduğu için bir vezin olmuştur. Hazez zamaan, Hazel mekaan, Hazel fiil. Bunlarin manaları kelimenin siyak ve sebakından anlaşılır.

İsmi alet eser ile müesser arasında vasıtadır:
Mesela: "kalem" müesser olan kişi ile eser olan mektup arasında vasıtadır. Ama kalem mif’alun vezninde olmadığı için İsmi alet değildir.
İsmi alet ziyade bablarda cemî hurûfu muhafaza mümkün olmadığından ziyade bablardan gelmez. Lazım fiilinde gelmez. Zira her İsmi aletin bir eseri vardır, yani her fiil mefule tecavüz eder ki lazım fiilde yoktur.

İsmi tesğirin vezinleri:
Sülasi’de: fuaylun, Rubaî’de: fuayilun, Humasîde: fuayiylundur.
Mesela: kelemun-kuleymun, defterun-dufeyterun, mektuubun-mukeytiybun gibi.

Allâhü Teala’nın, enbiyanın isimlerinde ve umuru muazzamada tesğır cari olmaz. Çünkü küçüklük acziyet ifade eder. Eğer İsmi tesgirin mukebberi İsmi fail veya İsmi meful olursa müennesi gelir ve manası yardım edici bir ercik, yardım olunmuş bir ercik olur. Eğer mukebberi mastar olursa müennesi gelmez ve manası yardım etmecik olur.

Mubâlağa İsmi fail ile İsmi tefdilin arasındaki fark:
Mübâlağa İsmi failde Mübâlağalık kendi nefsindedir. Gayra nisbetle değildir. İsmi tafdılde ise gayra nisbetle mübâlağalık vardır.
Mesela: Zeydun efdalu min amrin gibi ki, zeyd amra nisbetle faziletlidir.

Lem ve lemmâ yani cahdi mutlak ve müstağrak:
Lafzen muzârî, mağnen mazidirler. Lem ve lemma dahil oldukları muzârîyi maziye çevirip maziyi nefi ederler.

Gâib: Mütekellim ve muhatab olmayan, velev ki hakkında konuştuğun kişi ile aynı odada veya yanında olsun karşında olmadığı müddetçe o hakkında konuştuğun kişi gâiptir.

İsmi fail: Ziyade bablarda İsmi fail sırf 6 sığa ile gelir 10 olarak değil.



                
EMSİLE

Muhtelife olur, Muttaride olur. Muhtelife; fiil olur isim olur. Fiil de ihbâri olur inşaî olur.

İhbâri: 1- Mazi                      İnşaî:  1- Emri gaib
          2- Muzârî                              2- Nehyi gaib
          3- Cahdi mutlak                      3- Emri hâzır
          4- Cahdi müstağrak                 4- Nehyi hâzır
          5- Nefî hal                             5- Fili taaccüp evvel
          6- Nefi istikbal                        6- fili taaccüp sânî
          7- Te’kidi nefî istikbal


İhbâri; müspet olur menfi olur.
Müsbet: 1- Mazi                  Menfî:    1- Cahdi mutlak
             2- Muzârî                             2- Cahdi müstağrak
                                                      3- Nefi hal
                                                      4- Nefi istikbal
                                                      5- Te’kidi nefi istikbal


İnşâî: taleb olur gayr-i taleb olur.
Taleb: 1- Emri gaib                  Gayri taleb: 1- Fili taaccüp evvel
          2- Nehyi gaib                                  2- Fili taaccüp sânî
          3- Emri hâzır
          4- Nehyi hâzır

Taleb: husulünü taleb olur terkini taleb olur.
Husulunu taleb: 1- Emri gâib            Terkini taleb: 1- Nehyi gaib
                        2- Emri hâzır                           2- Nehyi hâzır

İsim “müştak” olur, “câmid” olur, “sıfat” olur, “gayr-i sıfat” olur.
Müştak: 1- İsmi fail               Câmid: 1- mastar
            2- İsmi meful                      2- mastar mimi
            3- İsmi zaman                     3- İsmi alet
            4- İsmi mekan                     4- mastar Binâi merrah
            5- İsmi tefdil                       5- mastar Binâi nevi
            6- Mübâlağa İsmi fail             6- İsmi tesgir
                                                    7- İsmi mensub

Sıfat:  1- İsmi fail               Gayri sifat: 1- mastar
           2- İsmi meful                  2- Mastar mimi
           3- Mübâlağa İsmi fail        3- İsmi zaman
           4- İsmi tefdil                   4- İsmi mekan
                                               5- İsmi alet
                                               6- Mastar Binâi merra
                                               7- Mastar Binâi nevi
                                               8- İsmi tesğir
                                               9- İsmi mensub

Muttaride; “mâlum” olur, “meçhul” olur.

« Son Düzenleme: 08 Haziran 2009, 17:46:17 Gönderen: mystic »

Çevrimdışı Mahi

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1114
Binâ'nın Musannıfı
« Yanıtla #1 : 09 Eylül 2008, 17:18:52 »
Binâ'nın musannıfı: Ebu Cafer Ahmedübnü Abdullah Sermarî Hazretleridir. Binâ; Sülasi mücerredin 2. Babından sırafun vezninde mastar olup “benâ – yebnî – binâen” olarak tasrif olunur. İkinci babtan olduğuna ayeti kerimeden delil ise; “Ya haman-u ibni li sahran lealli” dir.

Manası; Ey haman! Sen bizim için bir binâ binâ et.

Hadis-i Şeriften delilimiz; “Yebnillahü beyten fil cenneti”.

Manası; Hz. Allâh Cennete beyti binâ eder.

Binâ ilm-i sarftan bahseder.

İlmi sarfın tağrifi: Ve huve ilmun yuğrafu bihi ehvalul kelimetil arabîyyeti min haysul iğlâli ve'l-idğâmi.

Manası: İğlâl ve idğam cihetinden arabî olan kelimelerin halleri kendisi ile bilinen ilimdir.

İlmi sarfın mevzuu: Huvel kelimetul arabîyyetu min haysul iğlâli vel idğami.

Manası: İğlal ve idğâm cihetinden arabça kelimelerdir.

İlmi sarfin gayesi: El-ihtirâzü anil hata'i fil iğlâli ve’l-idğâmi.

Manası: İğlal ve idğâmdaki hatadan kaçınmaktır.

Binâ’nın tarifi; Ve hiye ibaratün an adedi hurufil kelimetil mürettebet mea harekatiha ve sukuniha biğtibaril vaz’i.

Manası; Vaz’i itibari ile hareke ve sükunleri ile beraber tertip olunmuş kelimenin harflerinin adedinden ibarettir.

Binâ’nın Mevzuu; Ebniyyetü kelimil arabîyyetü eymevedduha ve eczauha

Manası; Arapça kelimelerin Binâları yani maddeleri ve cüzleridir.

Binâ’nın Gayesi;  Mağfiratü ahvalil ebniyyeti hatta yuğteraza anil hatai fi edai meaniha.

Manası; Kelimelerin manalarının edadaki hatadan kaçınmak için Binâlarının hallerini bilmektir.

Yani bir kelimeye mana verirken orada yanlış mana vermemek için onun hangi babdan olduğunu bilmektir.

Çevrimdışı Mahi

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1114
Maksut'un Musannıfı
« Yanıtla #2 : 09 Eylül 2008, 17:19:56 »
Maksut’un musannıfı; İmam-ı Azam Ebû Hanife Hazretleridir. Hicrî 80’de Kûfe’de doğmuş ve Hicrî 150’de de Bağdat’ta vefat etmiştir.

Azâm denmesi; Bilmediği şeylerde sukut ettiği içindir. Zira Peygamber efendimiz bir hadis-i şeriflerinde “A’zamü’l-ibadâtissukût” buyurmuşlardır.

Manası; İbadetlerin en büyüğü sukuttur.

Hanefî denmesi; Hanefi isminde bir kızı olduğu için değildir. Bunun 3 sebebi vardır;

Birincisi; Takva sahibi olduğu içindir. İmam-ı Azam hazretleri bir rivayete göre 40 sene yatsı namazının abdesti ile sabah namazı kılmıştır. Diğer bir rivayette ise sabah namazının 1. rekâtında 15 cüz 2. rekâtında 15 cüz okuyarak kuranı kerim hatmetmiştir. Bir sünneti terk ettiği için 40 senelik ibadetini kaza etmiştir.

İkincisi; Ulum-i arabîyye ve ulum-i şeriyyeyi cem ettiği içindir. Kendisine “Bu kadar ilmi nasıl elde ettiniz?” diye sual edildiğinde “Kitabıma ve hocama olan saygımdan hürmetimden” diye cevap vermiştir.

Üçüncüsü; Hanefi hokka ve divit manasınadır. Hokkasını divitine batırıp ilimleri yazdığı için Hanefi denmiştir.

Maksut” Sülasi mücerredin 2. Babından İsmi meful olup “kasede – yeksidü – kasden - fehüve kasidün -  vezake maksudun” olarak tasrif olunur.

2. Babdan olduğuna delil Lokman Sûresindeki “Vagsit fî meşyike vağzuz min savtike” ayeti kerimesidir.

Maksut; ilm-i sarftan bahseder.

İlmi sarfın tağrifi: Ve huve ilmun yuğrafu bihi ehvalul kelimetil arabîyyeti min haysul iğlâli vel idğâmi.

Manası: İğlâl ve idgam cihetinden arabî olan kelimelerin halleri kendisi ile bilinen ilimdir.

Mesela; “Gavele” kelimesinin iğlâl yapılıp “Gâle” olması, “Medede” kelimesinin idğâm yapılıp “Medde” olması ilmi sarf sebebi ile bilinen ilimdir.

Mevzuu: Ebniyyetül kelimil arabîyyeti eymevadduha ve evzauha.

Manası: Arapça kelimelerin Binâlarıdır. Yani maddeleri ve cüzleridir.

Maddelerden murat harekât ve sekenât. Cüzlerinden murat fiilerdir.

Gayesi;  Mağfiratü ahvalil ebniyyeti hatta yuğteraza anil hatai fi edai meaniha.

Manası; Kelimelerin manalarının edadaki hatadan kaçınmak için Binâlarının  hallerini bilmektir. Mesela;  “Kerume” iyi oldu manasındadır. “Ekrame” ikram etti manasınadır. “Kerume”ye ikram etti, “ekrame”ye ise iyi oldu manasını vermek gibi bir hatadan kaçınmaktır.

Çevrimdışı Mahi

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1114
Avâmil'in Musanıfı
« Yanıtla #3 : 09 Eylül 2008, 17:22:34 »
Avâmil’in musannıfı; İmam-ı Birgüvi Hazretleridir. İmam-ı Birgüvi H. 929 tarihinde Balıkesir’in Kepsut kazasının Tekke köyünde dünyaya gelmiş, Hicri 981 tarihinde İzmir’in ödemiş kazasının “Birge” nahiyesinde dar’ul-fenadan dar’ul-bekaya  irtihal etmiştir.

Bir kitaba başlamanda önce yedi şeyi bilmek gerekir. Üçü Vacib’ül İstiğmal, dördü ise Caiz’ül İstiğmaldir.

Vacip olanlar;
1- Besmele
2- Hamdele
3- Salvele (Salâvat-ı Şerife)

Caiz olanlar;
1- İsm-i Kitap  (Kitap ismi)
2- Fenni Kitap  (Kitabın içeriği, sarf v.s.)
3- Tâdâlı Fusül  (Fasıllar)
4- Tebyîni Garaz  (Maksadını Beyan).

İsmi kitap; Kitabımızın ismidir ki; Avâmil'dir. Avâmil sülasi mücerredin 4. Babından İsm-i fail cemi müennes mükessara olup, “ve Avâmilü” olarak tasrif olunur.

Fenni Kitap; Kitabımızın bahsettiği şeylerdir. Kitabımız ilm-i Nahivden bahseder.

Tedailül fusul; Fasılların adedini bilmektir. Avâmil üç kısımdır. Amil Mamul İğrab.

Tebyini Garaz; Garazımızın beyanıdır Garazımız evvela Hz Allâh’ın rızasını talep etmektir.

İlmi Nahvin Tarifi; Vehüve ilmün yüğrafü ahvalül kelimetil arabîyyeti min haysül iğrabi vel binâi

Manası; İğrab ve binâ haysiyetinden olduğu halde Arapça kelimelerin ahvali kendisi ile bilinen ilimdir.

İlmi nahvin Mevzuu; Vehiye kelimetü’l-arabîyyetü vakıatü fil kelami.

Manası; Kelamda vaki olan Arapça kelimelerdir.

Nahvin Gayesi;  İhtirazu anil hatai fil iğrabı vel Binâi
Manası; İğrab ve Binâdaki hatadan kaçınmaktır.

Çevrimdışı Mahi

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1114
İzhar’ın Musannıfı
« Yanıtla #4 : 09 Eylül 2008, 17:23:32 »
 İzhar’ın musannıfı; İmam-ı Birgüvi Hazretleridir. İmam-ı Birgüvi h. 929 tarihinde Balıkesir’in Kepsut kazasının Tekke köyünde dünyaya gelmiş, Hicri 981 tarihinde İzmir’in ödemiş kazasının “Birge” nahiyesinde dar’ul fenadan dar’ul bekaya  irtihal etmiştir.

İzhar; “İfal” babından mastar olup “Ezhara – yüzhirü – izheran” olarak tasrif olunur.

İzhar; ilm-i nahivden bahseder.

İlmi Nahvin Tarifi; Vehüve ilmün yüğrafü ahvalül kelimetil arabîyyeti min haysül iğrabi ve'l-binâi.

Manası; İğrab ve Binâ haysiyetinden olduğu halde Arapça kelmelerin ahvali kendisi ile bilinen ilimdir.

Mevzuu; Vehiye kelimetül arabîyyetü vakıatü fil kelami.

Manası; Kelamda vaki olan Arapça kelimelerdir.

Gayesi;
  İhtirazu anil hatai fil iğrabı vel binâi.

Manası; İğrab ve Binâdaki hatadan kaçınmaktır.

Çevrimdışı Mahi

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1114
Kafiye'nin Musannıfı
« Yanıtla #5 : 09 Eylül 2008, 17:24:11 »
Kafiye'nin musannıfı; İbni Hacib Hazretleridir. Hicri 570 senesinde Horasan’ın “Çam” kasabasında doğmuş, 646 senesinde İskenderiye’de vefat etmiştir.

Kafiye; İlm-i Nahivden bahseder.

İlmi Nahvin Tarifi; Vehüve ilmün yüğrafü ahvalül kelimetil arabîyyeti min haysül iğrabi vel binâi.

Manası; İğrab ve Binâ haysiyetinden olduğu halde Arapça kelmelerin ahvali kendisi ile bilinen ilimdir.

Mevzuu; Vehiye kelimetül arabîyyetü vakıatü fil kelami

Manası; Kelamda vaki olan Arapça kelimelerdir.

Gayesi;  İhtirazu anil hatai fil iğrabı vel Binâi

Manası; İğrab ve Binâdaki hatadan kaçınmaktır.

Çevrimdışı Mahi

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1114
Nur’ul-İzah’ın Musannıfı
« Yanıtla #6 : 09 Eylül 2008, 17:26:17 »
Nur’ul-İzah’ın musannıfı; Ebu’l-İhlas Ahsenü'l-lefai Eşşürün Bülali Hanefi Hazretleridir. İmam-ı Azam Hazretlerinin fetvalarına da dayanarak yazılmıştır.

Ebu’l-Faruk Hazretleri (k.s.); “Böyle büyük bir İmam’a her gün bir Fatiha Üç ihlas okumayanın aklına şaşarım” buyurmuşlardır.

Nur; Sülasi Mücerredin 1. Babından mastar olup “Nâra – yenuru – Nuran” olarak, İzah ise; “if’al” babıdan mastar olur “Evzaha – yuzihü – izahan” olarak tasrif olunur.

Nur’ul-İzah İlm-i fıkıhtan bahseder.

İlmi fıkhın Tarifi;  Marifetün nefsi maleha vema aleyha amela.

Manası;
Kişinin amel cihetinden leh ve aleyhe olan şeyleri bilmesidir.

Mevzuu; Edille-i Erbaa ve Ahkam-ı şeriyyedir.

Gayesi; Ahkam-ı şeriyeye mağrifet dolayısıyla Saadet-i dâreyne mahzariyyettir.

Çevrimdışı Mahi

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1114
Kudûrî’nin Musannıfı
« Yanıtla #7 : 09 Eylül 2008, 17:27:06 »
Kudûrî’nin Musannıfı; Ebu’l-Hasenil Kudûrîyyü’l-Bağdadi Hazretleridir.

Kudûrî; ilmi fıkıhtan bahseder.

İlmi fıkhın Tarifi;  Marifetün nefsi maleha vema aleyha amela.

Manası; Kişinin amel cihetinden leh ve aleyhe olan şeyleri bilmesidir.

Mevzuu; İbadat Muamelat Munekahat ve ukubattır.

Gayesi; Ahkam-ı şeriyeye mağrifet dolayısıyla Saadeti dareyne mahzariyyettir.

Meşayihi envar sahibi Kudûrî hakkında şunları söyledi; Hanefiler veba zuhur ettiğinde bereket için onu okurlar. Bu mübarek bir kitaptır. Onu ezberleyen fakirlikten kurtulur. Hatta derler ki Bu kitabı salih bir üstazdan okuyan kimse bitirdiği zaman hocasının bereket duasını alırsa kitaptaki meselelerin sayısınca dirhem kazanır.

Çevrimdışı Mahi

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1114
Emâlî’nin Musannıfı
« Yanıtla #8 : 09 Eylül 2008, 17:28:26 »
Emâlî’nin Musannıfı: Eş-Şeyh AllÂme  Ebu’l-Hasan Siracüddin Osman el-uşi  Hazretleridir. Bir rivayete göre Osman el-Evsi Hazretleridir.

Şerhinin Musannnıfı; Aliyyü’l-Kâri’dir.

Emâlî; “İfal” babından  mastarın cemisidir. “Emlee – yümliü – imlaen> imlaen - imlaani – Emâlî” olarak tasrif olunur.

Akâid dağınık, Emâlî manzum şekilde yazılmıştır.

Emâlî'nin üç İsmi vardır. Emâlî, Bed’ül-emâlî, Kasideyi lamiyye. (Beytlerin sonu lam ile bittiğinden Kasideyi lamiyye denmiştir.)

Emâlî ilmi kelamden bahseder.

İlmi kelamın tarifi; Vehüve ilmün bahısün an zatillahi Teala min haysü sıfatihi ve efalihil muteallekati bil mebdei vel meadi.

Manası; Sıfatları ve fiilleri itibarıyla Cenab-ı Hakkın zatından, nübüvvet ve risaletten, mebde’ (başlangıç) ve meâd (son) itibarıyla mükevvenatın ahvalinden bahseden ilimdir.

Mevzuu; Zatullah, sıfatullah, efalullah, mebde ve meada müteallik olan efaldir.

Gayesi; Vehiyettelakki min haziziz taklidi ila zirvetil yakını ve irşadil müsterşidine ve ilzamül  muhdiine  ve hıfzu Akâidül mü’mine an şüphetil mübdiline ve gayetü gayetil fevzü bisaadetin dareyni.

Manası; Taklid çukurlarından ilmin zirvesine yakın ve irşadı talep edenlere irşad etmek inançsızları susturmak mü’minlerin itikadını mübdinin şüphesinden muhafaza etmek gayesininde gayesi iki dar saadetinden necat bulmaktır.

Ebu’l-Faruk (k.s.) Hazretleri; “Dikkat! İlmi kelam vacibi liaynihidir. Yani bu meseleleri öğrenmek erkek ve kadınlara nasıl ki namaz farz ise bunu da öyle hatta ondan evvel vacip liaynihidir. Vacibi kifaye değildir.” buyurmuşlardır.

Çevrimdışı Mahi

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1114
Akâid’in Musannıfı
« Yanıtla #9 : 09 Eylül 2008, 17:29:07 »
Akâid’in Musannıfı; Ömerin Nesefi  Hazretleridir. Tuglel İsmi Ömer bin Muhammed Ahmed bin İsmail Havs bin Necmeddin Hazretleridir.

Hanefi âlimlerinin meşhurlarından olup Hicri 461 tarihinde Nesef’te doğmuş, 537 tarihinde Semerkant’ta vefat etmiştir. 100’e yakın eserlerinin olduğu söylenmektedir.

Şerhinin Musannıfı; Alleme-i Teftazani Hazretleridir.

Akâid;akidetün” lafzının cemisidir. “Akidetün – akidetani – Akâidün” olarak tasrif olunur. Badehü düğüm manasınadır.

Akâid ilmi kelamdan bahseder.

İlmi kelamın tarifi; Vehüve ilmün bahısün an zatillahi Teala min haysü sıfatihi ve efalihil muteallekati bil mebdei vel meadi.

Manası; Sıfatları ve fiilleri itibarıyla Cenab-ı Hakkın zatından, nübüvvet ve risaletten, mebde’ (başlangıç) ve meâd (son) itibarıyla mükevvenatın ahvalinden bahseden ilimdir.

Mevzuu; Zatullah, sıfatullah, efalullah, mebde ve meada müteallik olan efaldir.

Gayesi; Vehiyettelakki min haziziz taklidi ila zirvetil yakını ve irşadil müsterşidine ve ilzamül  muhdiine  ve hıfzu Akâidül mü’mine an şüphetil mübdiline ve gayetü gayetil fevzü bisaadetin dareyni.

Manası; Taklid çukurlarından ilmin zirvesine yakın ve irşadı talep edenlere irşad etmek inançsızları susturmak mü’minlerin itikadını mübdinin şüphesinden muhafaza etmek gayesinin de gayesi iki dar saadetinden necat bulmaktır.

Çevrimdışı Mahi

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1114
Menar’ın Musannıfı
« Yanıtla #10 : 09 Eylül 2008, 17:29:52 »
Menar’ın Musannıfı; Kasım bin Kutlu Buka  Hazretleridir. Bazı kitaplarda İmam-ı hafızutin Abdullahi Nesefi olduğu dahi görülmüştür.

Menar; sülasi mücerredin 1. babından İsmi mekân olup “nara - yenuru - Nuran ilah…” olarak tasrif olunur. “Nurlanacak mekan” manasınadır.

Menar; İlm-i usulden bahseder.

İlmi Usulun bir “Tarifi lakabi” birde “tarifi izafisi” vardır.

Tarifi lakabisi; Ve hüve ilmün yuğrafü bihi ahvalül edilleti vel ahkamüş şeriyyetani min haysü enne leha dahlen fi isbatissaniyyeti bil ula.

Manası; İlmi usul ikinci yani  ahkamı şerıyyeyi iki evvelkisi yani edilei şeriyyeye isbatta kendisi için te’sir olması haysiyetinden olduğu halde edilei şeriyye ve ahkamı şeriyyenin ahvali kendisi ile bilinen ilimdir.

Ayet: EhallAllâhul bey’a ve harremer riba Allâhü Teala para ile alışverişi helal faizi haram kıldı.

Bu ayeti kerime tahlilül beyi ve tahrimürribaya delalat eder. 2. Olan ahkamı şeriyyeyi yani bey’a (para ile almak) nın helal olup riba (faiz) nın olmasına evvelkisi yani edillei şeriyyeden kitap ile ispatta ahval için tesir vardır. O halde bu ilmi Usuldür.

Tarifi İzafisi; Ma yübtena aleyhi gayruhu.

Manası; Gayır yani ahkamı şeriyye kendisi üzerine yani edillei şeriyye üzerine Binâ kılına şeydir. Yani ahkamı şeriyye bu dört asıl üzerine kurulmuştur.

Çevrimdışı Mahi

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1114
İsaguci’nin Musannıfı
« Yanıtla #11 : 09 Eylül 2008, 17:30:28 »
İsaguci’nin musannıfı: Eş-Şeyh İmamü’l-Alleme Esiruddin Müfaddal bin Ömer'ül Ebheri Hazretleridir. Ömeri Kazveyn dahi söylenilir.

İsaguci; ilm-i mantıktan bahseder.

Mantığın Tarifi: Aletün kanuniyyetün tağsımü müraetüzihne anil hata-i fil fikri.

Manası: Kendisine riayat zihni fikirdeki hatadan muhafaza eden aleti kanunidir.

Mesela: Alemin hâdis olması gibi.Kendisine riayet yani alemin hadis olmasına riayet zihindeki hatadan alemin kadim olması gibi hatadan muhafaza eden aleti kanuni olmuştur.

İlmi mantık Ahkamı aklıyyeden bahseder. İslam dinini aklen müdafa etmeye büyük bir silah olmuştur.Bu akli bir ilim olup nakli ilimlerde bunu ile muhafaza olunmuştur.

Mantık sülasi mücerredin 2. babından kıyasa mutabık İsmi mekan kıyasa muhalif mastar mimi dir. 2. babdan olduğuna delil Vema yentiku anil heva Ayeti kerimesidir.

İsagucinin Mevzuu: El mâlumatüt-tasavvuriyyetü ve tasdikiyyetü min haysü nefi ha fi isali.

Manası: Neticeye vasıl olmakta menfaatli olması haysiyetinden oldugu halde malumati tasavvuriyye ve malumati tasdikiyyedir.

İsagucinin Gayesi: El-ihtirazü anil hata-i fil fikri.

Manası: Fikirdeki hatadan kaçınmaktır.

İsagucinin Tarifi: Ve hüve lafzun yünaniyyün mürekkebün min selasi kelimatin evvelühü is mağnahü ente vessani egu mağnahü ene vessalisü eci mağnahu seyme eyfi hezel mekani.

Manası: İsaguci 3 kelimeden mürekkeb yunani bir lafızdır. Evvelki is manası ente İkincisi egu manası ene üçüncüsü eci manası sen ben şu mekanda demektir.

İsaguci aslında is egu eci idi egunun hemzedi tahfif için hazfolundu İsaguci oldu.

Ebu'l-Faruk (k.s.): “Mantıksız ilim mizansız hesaba benzer” buyurmuşlardır.

Çevrimdışı Mahi

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1114
Alaka’nın Musannıfı
« Yanıtla #12 : 09 Eylül 2008, 17:31:04 »
Alaka’nın Musannıfı; Mahmudu Antaki Hazretleridir.

Alaka; Sülasi Mücerredin 4. Babından “zehadetün” vezninde mastar olup “alıka – yağlekü-  alakaten” olarak tasrif olunur.

Alaka tesmiye olunmasının sebebi; Bu kitap hakikat mecaz ve kinayeden bahseder ekseriya mecazdan bahseder. Her meceza bir alaka lazımdır. Lazım olan alakanın İsmi ile müsemma olmuştur.

Alaka ilmi beyandan bahseder.

İlmi Beyanın tarifi; Vehüve ilmün yüğrafü bihi iğradü mağnel vahidi bi turukin muhtelfetin fi vuzuhuddelalati aleyhi.

Manası: Kendisi üzerine delaletin açık olmasında muhtelif yollar ile bir olan manayı iğrad kendisi sebebi ile bilinen ilimdir.

Mevzuu: Hakikat, mecaz, kinayedir.

Gayesi: Mütekellim meramını muhataba ifade etme turukunun talibe talim etmektir.
Bu kitap İlm-i Meani, İlm-i Beyan ve İlm-i Bediğ'den teşekkül eden ilm-i belagatı muhtasar olarak izah ettiğinden “Telhis” ismi ile müsemma olmuştur.

Çevrimdışı Mahi

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1114
Telhis’in Musannıfı
« Yanıtla #13 : 09 Eylül 2008, 17:35:58 »
Telhis’in Musannıfı: Muhammed İbni Abdürrahman Hatibi Dımışki hazretleridir.

Telhisin Mevzuu: İlmi Meanî İlmi Beyan İlmi Bediğdir ki üç fenden müteşekkildir.

Bir ilmin şerefi mevzunun şerefi ile olur. mesela ilmi kelamın mevzuu Satül Barii ve Sıfatül Barii Teaaladır. Bu mevzuu İlmi Kelam olan Zatül Barii ve Sıfatül Barii den eşref olduğu için İlmi Kelamda eşrefdir. Keza Usulü Fıkhın Mevzuu Edillei Erbea ve Ahkamı Şerıyye olduğundan İlmi Usulü Fıkıhta çok şereflidir...

Telhisin Gayesi: Dakaiki arabîyye ve esrarı arabîyyeyi talim ve nizamı Kur'andaki vücüb'ül iğcazdan perdeleri keşf etmektir. Yani bu İlmi Belegatı öğrenmeden gaye elfazı arabîyyemnin manalarınını ve esrarını öğrenmektir.

Mesela "Eyne tezhebün" deki Eyne tahkir  içindir. "Ey kafirler ey münkirler ey mürdetler ey gafiler bu ku'an-ı kerimi  bu nuru bırakıp da nereye gidiyorsunuz" demektir.

Bir ilmin şerefi gayesinden de anlaşılır. Mesela İlm-i Belagatın Gayesi Elfazı Arabîyyenin dekaık ve esrarını teğlim ve nizamı Kurandaki vücühül iğcazdan perdeleri keşfetmek olduğundan ilmi belagat çok  şereflidir.

Telhis lugatta: Mücmel bir kelamı şerh ve beyan eylemek manasınadır.

Telhis: Tefıl babından mastardır. “Lahhasa - yülahhısu – telhisen” diye tasrif olunur.
Kudûrî’nin Musannıfı; Ebu’l-Hasenil Kudûrîyyü’l-Bağdadi Hazretleridir.

Çevrimdışı adilcevaz

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 235
  • susukunlugum asaletimdendir.
Ynt: Nur’ul-İzah’ın Musannıfı
« Yanıtla #14 : 10 Eylül 2008, 06:28:03 »
bu güzel bilgi için tşkkrlr kardeşim...
Bütün dünyayı verseler gamım bitmez nedendir bu
Taa ezelde gam turabıyla yoğrulmuş bendendir bu
Terk etme insafı makamı imtihandır bu
Gelen gider giden gelmez iki kapılı handır bu!