Gönderen Konu: Müslüman Bilim Adamlarının Bilinmeyen İlkler  (Okunma sayısı 31492 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı muallim

  • yazar
  • ****
  • İleti: 758
Müslüman Bilim Adamlarının Bilinmeyen İlkler
« : 05 Mart 2004, 10:22:24 »

İslam toplumlarında bilim ve gelişmesi  

İslam Toplumlarında Bilim

İslam Bilimi deyince ne anlaşılmalı?İslam topraklarında bilimsel çalışmalar ne zaman başladı,ne zaman duraklamaya girdi  ? İslam topraklarındaki bilime ivme veren nedir ? Kuran mı yoksa eski bilim mi ? Yunan klasiklerinin Arapça'ya çevrilmesinde Hıristiyanların, Süryanilerin ve çeşitli halkların katkıları olmuş mudur? Asiler, Gazali'nin ders notlarını görünce ne dediler de Gazali yeniden 4 yıl medreseye devam etti? Gazali,neyi savundu?

Katip Çelebi,Gazali'nin eseri İhyau Ulum’id-din için

" Eğer bu eser hariç, tüm İslami eserler tahrip olsaydı, İslamiyet yine de bir şey kaybetmezdi. ”derken kim "Gazali’nin tasavvufa dair İhyau Ulum’id-din  adlı kitabı yalan hadislerle doludur" demiştir?

Büyük Selçuklu veziri Nizam-ül Mülk'ü öldüren sınıf arkadaşı kimdi? İslam topraklarındaki bilim İspanya'ya ne zaman ve nasıl geçti? İslam topraklarındaki ansiklopedistlerde ve bu arada Erzurumlu İbrahim Hakkı'da ilkel de olsa evrim kuramının izleri olduğunu biliyor musunuz? Erzurumlu İbrahim Hakkı hangi etkiler sonucu bilim dışı görüşleri savunmaya başladı? Ben sizi bir kısımını buraya yazabildiğim soruların yanıtlarıyla yüzyüze getireciğim.

Önce İslam Dünyasındaki Bilgelere ve İlgi Alanlarına Göz Atalım:

Cabir Ibn Hayyan (Geber)Kimya (Kimyanın babası)        öl: 803
Al-Asmai Zooloji, Botanik, Animal Husbandry.            740 - 828
Al-Khwarizmi(Algorizm)Matematik,Astronomi,Coğrafya.(Algorithm,Algebra, calculus)    770 - 840
'Amr ibn Bahr Al-Cahiz,Zoologi, Arap Grameri, Rhetoric,Lexicography
776 - 868
Ibn Ishaq Al-Kindi (Alkindus)Felsefe, Fizik, Optik, Tıp,Matematik, Metalurji.800 - 873
Sabit Ibn Kurra (Thebit)Astronomi, Tıp, Geometri, Anatomi.836 - 901
'Abbas Ibn Firnas, Mechanics of Flight, Planetarium, Artificial Crystals. öl:888
Ali Ibn Rabban Al-Tabari,Tıp, Matematik, Caligraphy, Literature.838 - 870
Al-Battani (Albategnius),Astronomi, Matematik, Trigonometri.858 - 929
Al-Fargani (Al-Fraganus)Astronomy, Civil Engineering.C. 860
Al-Razi (Rhazes)Tıp, Ophthalmology, Smallpox,Kimya,Astronomi.864 - 930
Al-Farabi (Al-Pharabius),Sosyologi, Logic, Felsefe, Siyaset Bilimi,Muzik.870 - 950
Abul Hasan Ali Al-Mesudi,Geography, History.öl: 957
Al-Sufi (Azophi)  Astronomi 903 - 986
Abu Al-Kasim Al-Zahravi (Albucasis),Surgery, Medicine. (Father of Modern Surgery)   936 - 1013
Muhammad Al-Buzcani,Matematik, Astronomi, Geometri,Trigonometri.940 - 997
Ibn Al-Haytam (Alhazen)Fizik, Optik, Matematik.965 - 1040
Al-Mawardi (Alboacen),Siyaset Bilimi, Sosyoloji, Jurisprudence, Ethics.972 - 1058
Abu Reyhan Al-Biruni,Astronomi, Matematik. (Dünyanın Çevresini ölçtü)973-1048
Ibn Sina (Avicenna) Tıp, Felsefe, Matematik, Astronomi.981 - 1037
Al-Zarqali (Arzachel)Astronomi (Usturlabı bulmuştur).1028 - 1087
Omar Al-Hayyam,Matematik, Şiir.1044 - 1123
Al-Gazali (Algazel)Sosyoloji, Teoloji, Felsefe.1058 - 1111
Müslüman Toledo'nun(1085), Korsika ve Malta'nın(1090), Provence 'in(1050), Sicilya (1091) ve Kudüs (Jerusalem (1099)'ın düşması.Birkaç Haçlı Seferi Müslüman kaynaklarının,yaşamlarının,mülklaerini,kurumlarının ve alt yapısının yüzyıllık bir dönemin üzerinden birinci hasar dalgası.
Abu Bakr Muhammad Ibn Yahya (Ibn Bajjah)Felsefe, Tıp, Matematik, Astronomi,Şiir, Muzik.1106 - 1138
Ibn Zuhr (Avenzoar)Cerrahi, Tıp.1091 - 1161
Al-Idrisi (Dreses)Coğrafya (Dünya Haritası, İlk küre).1099 - 1166
Ibn Tufayl, (AbdubacerFelsefe, Tıp, Şiir.1110 - 1185
Ibn Ruşd (AverroesFelsefe, Law, Tıp, Astronomi, Teoloji.1128 - 1198
Al-Bitruji (Alpetragius)Astronomy öl: 1204
Müslüman kaynaklarının, yaşamlarının, mülklerinin, kurumlarının ve altyapısının yüz on iki yıllık bir sürenin üzerinde ikinci hasar dalgası. Haçlı Seferleri (1217 - 1291) ve Moğol istilaları (1219 - 1329). Haçlılar, Kudüs'ten Müslüman İspanya'nın batısına kadar Akdeniz boyunca etkindi. Müslüman Kordoba'nın (1236), Valencia'nın (1238) ve Seville'nin (1248) Düşüşü. Doğudaki en Müslüman sınırdan, Orta ve Batı Asya, Hindistan, İran ve Arap anavatanına kadar Moğolların hasarı. Bağdat'ın Düşüşü (1258) ve Abbasi Halifeliği'nin sonu. İki milyon Müslüman Bağdat'ta katledildi. Önde gelen Müslüman medeniyet merkezlerindeki başlıca bilimsel kurumlar, laboratuvarlar ve altyapı imha edildi.
Ibn Al-Baitar Eczacılık,Botanik, Öl: 1248
Nasir Al-Din Al-Tusi Astronomi, Öklitçi Olmayan Geometri.1201 - 1274
Celaleddin Rumi Sosyoloji1207 - 1273
Ibn Al-Nafis Damişki, Anatomi1213 - 1288
Al-Fida (Abdulfeda)Astronomi, Coğrafya, Tarih.1273 - 1331
Muhammad Ibn Abdullah (Ibn Battuta)World Traveler. 75,000 mile voyage from Morocco to China and back.1304 - 1369
Ibn Haldun,Sosyoloji, Tarih Felsefesi, Siyaset Bilimi.1332 - 1395

Ulug Bey,Astronomi,1393 - 1449

Müslüman kaynaklarının,yaşamlarının,mülklerinin,kurumlarının ve alt yapısının üçüncü hasar dalgası. İspanya'da Müslüman egemenliğinin sonu'(1492). Granada'da Vivvarrambla halk meydanında bilim, edebiyat,felsefe ve kültür üzerine bir milyon ciltten fazla eser yakıldı. Afrika,Asya ve Amerika'da kolonileşme başladı.

Herhangibr başka yerdeki kıyaslanabilir bir gelişiminden iki yüz yıl önce,Türk bilimadamı Hezarfen Ahmet Çelebi,Galata Kulesi'nden havalanıp Boğaz üzerinden uçtu.Elli yıl sonra,Çelebi ailesinin bir diğer bireyi Logari Hasan Çelebi,ateşleme yakıtı olarak 150 okka( yaklaşık 300 pound) barut kullanarak ilk insanlı roketi gönderdi.

Güney Hindistan'da Misore Sultanı Tipu (1783-1799) dünyanın ilk savaş roketinin mucididir. Srirangapatana'da İngilizler tarafından ele geçirilen roketlerden ikisi,Londra'daki Woolwich topçuluk müzesi'nde sergilenmektedir. Roket motor muhafazası çok gözenekli çelikten yapılmıştır. 50 mm çapında ve 250 mm uzunluğundaki roket,900 metreden 1.5 km'ye kadar menzil performansına sahiptir.

               (Dr.A.Zahoor:http://users.erols.com/zenithco/index.html)

 İslamın Yükselişi ve Düşünce/ Bilim

İslam’ın yükselişi birden bire oldu. 632 yılında Hz.Muhammed’in ölümünden daha beş yıl geçmeden izleyicilerinin orduları hem Pers ve hem de Roma ordularını kesin bir şekilde yenilgiye uğrattılar. Bundan sonra uzun yıllar, karşılarına hiçbir kuvvet çıkamayacaktı. 8. yy’da İslamiyet, Orta Asya’dan İspanya'ya kadar uzanan geniş bir alanda egemenlik kurdu. Afrika ve Asya’daki Roma sömürgeleri,büyük öneme sahip Küçük Asya’nın(Anadolu) dışında Arapların ellerine geçti. Orta Asya’dan Hindistan içlerine uzanan Pers İmparatorluğu da aynı durumda idi. O zamandan itibaren bu geniş bölgenin büyük bir kısmı ortak bir kültür,ortak bir din ve ortak bir dille,birkaç yüzyıl kadar da ortak bir hükümete ve serbest ticaret koşullarına sahip olacaktı. Daha da uzun bir zaman din ve hac, Fas’tan Çin’e kadar,bilgin ve şairlere serbest geçiş sağladı.

Bu yayılma, kısa vadede, kültür ve bilimi büyük ölçüde etkiledi. O zamanın Arapları, uygarlığın (medeniyetin)  yabancısı değillerdi. Kendi kurdukları kentler vardı ve Roma İmparatorluğu’ nun doğu ticaretinin örgütlenmesinde esaslı bir işlev görmüşlerdi.Ayrıca savaşlar ve fetihler, onları yeni halklar ve kültürlerle tanıştırdı. Fetihlerin kolaylığı, Akdeniz’in kentsel uygarlığını yerli halkın rızası ile ele geçirdiklerini gösterir. O tarihlerde halkın çok azı,giderek etkisizleşen bir hizmet karşılığı boyuna ağırlaşan vergiler koymaktan başka bir işe yaramayan imparatorluk yönetimini savunmak yanlısı değildi. Hıristiyanlığın resmi din olması gerçeği,İmparatorluğun Asya ve Afrika bölgelerindeki nüfusun direnmesine yardım edeceği yerde bu direnmeyi engelledi.Çünkü dalalet mezheplerine bağlı olan büyük çoğunluk müslüman Halifeler yönetiminde,ortodoks imparatorlarca yönetilmdikleri zamanlara oranla cezalandırılma tehlikesinden daha uzaktılar.”

İslam güçleri, işgal ettikleri bölgelerde kendi memuriyet gelirlerini sağlama bağladıktan sonra yerel ve kentsel ekonomilere karışmak yanlısı değillerdi. Şam’daki Emevi Halifeliği, tamamen Yunan yönetmenlerce ve Yunanca yönetiliyordu. Buna bağlı olarak İslam’ın kendine özgü bir ekonomik sistemi olmadı.Askeri kumandanın önceleri tam-kan Araplara münhasır olduğu,fakat sonraları Roma’daki gibi herhangi bir becerikli maceracının eline geçtiği son aşamaların klasik kentsel ekonomisinin basit bir şekli idi. Kölelik ortadan kalkmadı; ama köle arzının azlığından,bunlar artık sadece ev içi hizmetlerde kullanılır oldu. Kölelerin sürü halinde olduğu yerlerde kitle isyanları eksik olmadı. Örneğin Basra Körfezindeki güherçile ocaklarında zenci Zanj’ların isyanı Roma devrinin Spartaküsçülerinin isyanı kadar dehşetli oldu. Arazi,serf durumundaki,ağır şekilde vergilendirilmiş reaya tarafından ekilip biçiliyordu. Bunlar da sık sık isyan ettiler. Toplumcu(komünist) Karmatianların böyle bir isyanı yüzyıldan fazla sürdü.

Ticaretin canlanması ile klasik çağlara oranla tüccarların önemi daha bir arttı. Gerçekten de İslamın birliği, Roma İmparatorluğunun sıkıntılarla dolu son yıllarında yitirdiği geniş bölgenin yeniden tek bir yönetim altında ve daha da genişleyerek birleştirilmesine ve ademi merkezileştirilmesine olanak hazırladı,bu da ticareti büyük ölçüde artmasına yolaçtı. Korodoba’dan Buhara’ya dek müslümanlarca fethedilen hiçbir yerde,Roma gibi imparatorluğun kanını emen ve ekonomisini baskı altında tutan bir merkez olmadı. Mekke siyasi,ekonim ya da kültürel değil daima dini merkezdi. Sardece İskenderiye, Antakya ve Şam gibi eski kentler,yaşamlarında yeni bir canlılığa kavuşmakla kalmadılar;her tarafta Kahire,Bağdat ve Kordoba gibi aynı tarzda yeni kentler kuruldu. Bütün bu kentler birbirleriyle sürekli ilişki içindeydiler ve ürünlerinin farklılığı hem ticaretlerinin hem de teknik gelişmelerinin bir dayanağını oluşturdu. Bunlardan başka ,İslam kentleri, Roma İmparatorluğundaki durumun tersine,geriye kalan Doğu dünyasından kopuk değildi. İslam, Asya ve Avrupa biliminin odak noktası olmuştu. Sonuç olarak Yunan ve Roma teknolojisi bakımından oldukça yabancı ve erişilmez bir dizi yeni icat,aynı pota içinde toplanabilidi. Bunlara çelik, ipek, kağıt ve porselen gibi maddeler dahildir. Bu maddeler de 17. ve 18. yy’larda Batının büyük teknik ve bilimsel devrimine yol açacak daha sonraki gelişmelerin temelini oluşturdular.”

(J. Bernal, BilimTarihi, s: 191-192)

   Ünlü Bilim Kenti: Bağdat  

8. yüzyıl ortasında Dünyanın en ünlü kentlerinin listesine bir şehir daha eklenmişti:  Bağdat . İlk Hıristiyan yüzyıllarında Mezopotamya bölgesinin ortası ve güneyi Perslerin elindeydi ve bunların başkenti şimdiki Bağdat’ın yakınlarında olan Ktesiphon’du. Bağdat, Farsça “Tanrıverdi” anlamına gelir.Bağdat, 750 de kuruldu. 1258' de yıkıldı. Kurucusu, Abbasi halifesi  Mansur (Ebu Cafer). Dört yıl süreyle binlerce sanatkar, işçi, mimar, duvarcı, tuğlacı,  marangoz, dekoratör, daire şeklinde bir modele göre bu güzel şehri oluşturdular. Şehri kuşatan üç sur vardı: Merkezinde halifenin sarayları ve konakları bulunuyordu. On yıl içinde bu genç başkent, huzurun, bilimin ve estetiğin kaynaştığı bir şehir oldu.  Şairlerin anlattığına göre yerler, gül suyuyla yıkanıyordu. Yolların tozu miskti. Her yerden yeşillikler ve çiçekler fışkırıyordu. Kuşların cıvıltısı, huzuru besleyen doğal bir müzik şöleni gibiydi. Flüt sesleriyle hurilerin gümüş sesi birbirine karışıyordu. Bağdat, beşyüz yıl Doğu dünyasının parlayan bir kültür merkezi olarak kaldı.

( Bağdat bilgileri:S. Mahmud,İ.T., s: 112,Ortadoğu s: 18)

"Binbir Gece Masallarını " okumayan, halife saraylarının ününü duymayan var mıydı?

Bağdat' ta hafif yapılı kemerler, çöldeki serap gibi iç açıcıydı. Orada sanatçının eli, duvarların ağırlığını hantallığını kaldırmıştı. Şadırvanların suları, beyaz mermer kaplara akar ve insan,  akanın su mu, yoksa mermer mi olduğunu anlayamazdı. Tüm duvarlar, tüm tavanlar, acaip nakışlarla cümlelerin çizilmiş ve yazılmış olduğu kabartma bir halı gibiydi. Arap yazısı, Arap nakışları gibi karışıktı, girintili çıtkıntılıdır. Yazıların yanında nakışlar, bilinmeyen bir dilde yazılar gibiydi. Yazılarda tanrı ve Muhammet övülür, halifelerin sarayı göklere çıkarılır ve insanların yaşadığı konutların en güzeli olduğu söylenir."
« Son Düzenleme: 18 Aralık 2010, 01:39:15 Gönderen: Lika »
"Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki rahmete eresiniz."
[Hucurat Suresi 10]

Çevrimdışı matilda

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 6
islam toplumlarında bilim ve gelişmesi
« Yanıtla #1 : 18 Mart 2004, 16:39:16 »
bu konu tam da soru cevap bolumundeki soruya guzel bir cavap olur...

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6993
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Ynt: islam toplumlarında bilim ve gelişmesi
« Yanıtla #2 : 22 Ekim 2007, 16:57:36 »
Ne bilim adamları çıkarmışız..

Ya şimdi?

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3888
    • Herkonudan.com
Müslüman Bilim Adamlarının Bilinmeyen İlkleri
« Yanıtla #3 : 20 Aralık 2008, 07:17:07 »
Yüzyıllar önce Semerkant, Bağdat ve İstanbul'dan Latinceye veya Fransızcaya çevirilen kitaplar ve buluşlar ilk bulan alimler göz ardı edilerek Avrupalı bilim adamları tarafından nasıl sahip çıkıldı?

Dekart, Galile, Kopemik, Newton, Lavoisier, Kepler, Wright Kardeşler, Toriçelli, Kristof Kolomb, Vasco de Gama...

İçinizde bunları tanımayan var mı? İlkokuldan başlayarak tanımaya başladığımız bu yabancı bilim adamları tarih kitaplarına bakarsanız, birçok önemli buluşun "ilk" sahibi. Yüzyıllar önce Semerkant, Bağdat ve İstanbul'dan Latinceye veya Fransızcaya çevirilen bir çok kitaplar ilk bulan alimler göz ardı edilerek Avrupalı bilim adamları tarafından sahip çıkıldı. Günümüzde batılı bilim adamları bunları yer yer itiraf etmektedirler.

Mesela "Newton'dan yerçekimini "ilk bulan" kişi diye bahsederiz. Oysa yerçekimini ilk keşfeden, bilim adamı, pek tanımadığımız bir müslüman: Razi'dir.

Şimdi gelin, Batı kaynaklı önyargıları bir kenara bırakalım ve bilimsel birçok buluşu "ilk" yapan İslam bilginlerini tanıyalım.

Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3888
    • Herkonudan.com
Ynt: Müslüman Bilim Adamlarının Bilinmeyen İlkleri
« Yanıtla #4 : 20 Aralık 2008, 07:17:42 »
TurkStudent:
(Aşağıda isimleri geçen alimlerin yaşadıkları zamanları göz önüne alırsak son bir kaç yüzyılda ilim adına millet olarak hemen hemen hiç bir şey yapamadığımızı görüyoruz. Günümüzde üniversitelerimiz dünyada ilk 1000 e bile girmekte zorlanıyor ne yazık ki...)


İlk kağıt fabrikasını kuran alim İbni Fazıl
Kızamık ve çiçek hastalığını keşfeden; alim Razi

Mikrobu ilk tanımlayan alim Akşemseddin

Cüzzamı bulan alim ... İbni Cessar
Vebanın bulaşıcı olduğunu bulan alim İbni Hatip

Verem mikrobunu bulan alim Kambur Vesîm

Retina tabakasını bulan alim İbni • Rüşd



İlk göz ameliyatını yapan alim Ammar

İlk kanser ameliyatını yapan alim Ali bin Abbas

Küçük kan dolaşımını bulan alim İbnünnefis

İlk Tabipler odası başkanı Ali bin Rıdvan

Sıfırı ilk kullanan alim Harizmi

Trigonometriyi ilk bulan alim Battani

Tanjant, kotanjant ve kosekantı ilk kullanan alim Ebul Vefa



Trigonometri kitabını yazan alim Nasiruddin Tusi

İlk trigonometrik dönüşüm formülünü bulan alim İbni Yunus

Binom formülünü ilk bulan alim Ömer Hayyam

İlk difransiyel kitabını yazan alim. Sabit bin Kurra

Ondalık kesiri ilk bulan alim Gıyaseddin Cemşid

İlk usturlabı yapan alim Zerkali

Dünyanın döndüğünü keşfeden ilk alim Biruni




Dünyanın çevresini ilk ölçen alim Musa kardeşler

Güneşin yüzündeki lekeleri ilk bulan alim Fergani

Yıldızların yer ve açıklıklarını ölçen ve ilk cetveli geliştiren alim Cabir bin Eflah

İlk otomatik kontrol sistemleri tasarlayan alim Ahmet bin Musa

Sibernetiği ilk kuran alim. İsmail-El Gezeri

İlk optik temellerini koyan alim İbni Heysem

Sesin .fiziki açıklamasını ilk yapan alim Farabi




İlk torna tezgahını yapan alim İbni Karara

Kanatlarla uçan ilk alim Hazerfen Ahmed Çelebi

İlk uçağı yapan alim Ebu Firnas

Yer çekimini ilk bulan alim Razi

Sarkaçlı saati ilk yapan alim İbni Yunus

Maddelerin özgül ağırlığını ilk hesaplayan alim Hazini

Atomun parçalanabileceğim ilk bulan alim Cabir bin Hayyan




Gök kuşağını ilk açıklayan alim Kutbettin Şirazi

İlk kimya laboratuarını kuran alim. Cabir

Saf alkolü ilk elde eden alim Razi

Fosforu ilk bulan alim Beşir

Havan topunu ilk bulan alim Fatih Sultan Mehmed

İlk kıta seyahatnamesini yazan alim İbni Battuta

İlk dünya haritasını çizen alim Mürsiyeli İbrahim

İlk ecza kitabını yazan alim İbni Baytar
« Son Düzenleme: 20 Aralık 2008, 07:20:27 Gönderen: Lika »
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6600
Piri Reis
« Yanıtla #5 : 20 Aralık 2008, 12:06:13 »
PİRİ REİS KİMDİR?

Asıl adı Muhiddin Piri’dir. Karamanlı Hacı Ali Mehmed’in oğlu Osmanlı’nın nam salmış denizcilerinden Kemal Reis’in yeğeniydi. Kaptan-ı Deryalık yapan, Kitab-ı Bahriye’sinde Ege ve Akdeniz’e ilişkin eşsiz bilgiler veren Piri Reis, 80′li yaşlarında Hürmüz Adası halkının malını yağmaya sebebiyet vermek ve askerlerini Basra’da bırakmak suçlamasıyla Mısır’da idama mahkum edildi. Çizdiği kusursuz Amerika haritası yıllardır tartışılıyor.

PİRİ REİS HARİTASI’NIN DÜNYAYA SUNDUĞU YENİLİKLER

Harita adeta mucizelerle dolu. 1800′lerde keşfedilen Antarktika kıtası 1513′te zirveleri ve sıradağları bile şaşılmayacak şekilde çizilmiştir.

Arjantin’le başlayan Güney Amerika kıtasının Antarktika’nın bir uzantısı olduğu ortaya konulmuştur.

Arjantin uzaydan bakıldığında 47 derece sağa kıvrık gözükür. Piri Reis bugün bile haritalarda dik olarak (yanlış) çizilen Arjantin’i bu açıyla birebir çizmiştir.

Cebelitarık Boğazı adeta uzaydan görülür gibi verilmiştir.

Harita 22,.5 derece eğim verilerek çizilmiştir. Dünyanın jeoid (sonsuzgen) ya da geoid (yuvarlak) olmadığını 16 parçalı haritasıyla ispatlamıştır. NASA’nın yayınladığı son dünya fotoğrafları da yerkürenin 16 genliğine atıf yapmıştır.

Atlas Okyanusu’ndaki adaların çoğu isabetle doğru şekilde çizilmiş, yıldız koordinatları işlenmiştir.

Okyanus rüzgârları bugünkü ana hava akımlarıyla örtüşür şekilde haritaya işlenmiştir. Rüzgâr alınan yönler bile gemi maketleriyle şekillendirilmiştir.

İlk kez haritada hayvan, bitki figürleri kullanılmış. O coğrafyaların özellikleri belirtilmiştir. Soylu, bu figürlerin Süleyman Peygamberin işaretçileri olduğuna inanıyor.



PİRİ REİS’İN 1. DÜNYA HARİTASI

Piri Reis Haritası günümüze kalan, Amerikakıtasını gösteren en eski haritalardan biridir.. Osmanlı amirali Piri Reistarafından 1513′de çizilmiş olup, Avrupa ve Afrika’nın batı kıyılarını ve Güney Amerika’nın doğu kıyılarını gösterir.16. yüzyıl Avrupa ve Müslüman denizcilerinin coğrafya bilgilerini içeren değerli bir tarihi belgedir.



PİRİ REİS’İN 2. DÜNYA HARİTASI

Osmanlı Amirali Piri Reis’in 1528′de çizdiği ikinci dünya haritasından günümüze kalan parça, büyük bir haritanın kuzeybatı köşesi olup, Orta Amerika’nın yeni keşfedilmiş kıyılarını, Florida’yı, Kanada’nın kuzeydoğu köşesini, ve Grönland’ı gösterir. Piri Reis in Kanuni Sultan Süleyman’a armağan ettiği haritanın bu parçası, Piri Reis’in 1513′te çizdiği ilk dünya haritasıyla beraber halen Topkapı Sarayı’nda bulunur.



PİRİ REİS’İN AVRUPA HARİTASI



*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6600
Ynt: Müslüman Bilim Adamlarının Bilinmeyen İlkleri
« Yanıtla #6 : 20 Aralık 2008, 12:14:04 »
..............Hazinelerinin yanında tartışmaları süren konulardan biri de Piri Reis’in haritası. Amerika’nın kaşifi olarak bilinen Kristof Kolomb ile seyyah Toscanalli’nin haritalarının Piri Reis Haritası’yla aynı devirlerde yapılmış olması yıllardır gündemde.

Batılı bilim çevreleri ile bir kısım Türk aydınları Piri Reis’i ‘hırsız ve sahtekâr’ noktasına getirecek derecede iftiraya varan yorumlar yapmıştı. Araştırmalarında delil olarak Piri Reis’in eserlerini temel alan genç araştırmacı Metin Soylu, ünlü Hattat Fuat Başar’ın bilirkişi raporuyla bir başka tarihî gerçeğe daha ışık tutuyor.

Başar’ın, Metin Soylu’nun talebiyle Piri Reis Haritası ve Kitab-ı Bahriye üstünde yaptığı incelemeler bu tartışmalara yeni bir boyut kattı. Başar, öncelikle denizcilik kitabı ile haritadaki yazıların aynı elden ‘Talik Kırması’ şeklinde yazıldığını tespit etti. Eserler aynı kalemden çıkmıştı. Ancak çok önemli bir ayrıntı tarihin tozlu rafları arasında bugüne kadar gizli kalmıştı. O da haritaya ün veren Amerika kıtasının yanı başındaydı.

Haritanın Güney Amerika’yı gösteren kısmından başlayan metinlerde kullanılan Osmanlıca yazı karakteri ile haritanın diğer kısımları ve denizcilik kitabındaki yazılar uyumlu değildi. Haritanın solundaki bir bölüm güzel yazı üstatlarının ‘Nesih Kırması’ adını verdikleri hatla yazılmıştı. Yani haritaya ikinci bir el değmiş, tahrifat yapılmış ya da yazılar sonradan eklenmişti.

 Fuat Başar bilirkişi raporuna bu tespitlerini aynen yansıtır: “Kitab-ı Bahriye adlı eserin sayfaları ve ciltleri arasında çapraz kıyaslamalar yaptım. Tüm Osmanlıca yazılar aynı kalemden çıkmıştır. Ve yazılar Talik Kırması’dır. Yine Piri Reis’in 1513 tarihli haritasındaki yazılar da Talik Kırması’dır. Her iki eser de aynı kalemden çıkmıştır. Ancak haritada Güney Amerika hattı üstündeki bir kısım yazılar Nesih Kırması’dır. Harflerin uzantı ve çıkıntıları bile farklıdır. Bir hattatın anlayabileceği bu fark haritanın tahrif edildiğine ya da haritaya ekleme yapıldığına işarettir.

Peki, neden haritanın sol tarafındaki yazılar farklıdır? Yazıların içeriği nedir? Hattat Başar ve Soylu’yu şaşırtan da burası olur. Çünkü farklı üslupla yazılan kısım, Avrupa denizcilerini öne çıkaran, Kristof Kolomb’u anlatan övgü ifadeleriyle dolu. Topkapı’daki orijinal harita üstünde de inceleme yapmak istediğini söyleyen Fuat Başar, ekleme olduğunu söylediği yazının bir telaş havasında kaleme alındığına dikkat çekiyor.

Haritadaki değişiklik ve tahrifatla ilgili Hattat Başar ve Soylu’nun iki tahmini var. Biri haritanın 1929′da ortaya çıkarılmasında Alman Prof. Kahle’nin de katıldığı Cumhuriyet dönemi ilk incelemeleri sırasında değişiklik-ekleme yapılmış olabilir. Diğer ihtimale göre ise Kanuni Sultan Süleyman devrinde Hürrem Sultan’ın da dâhil olduğu, haritanın ilk hediye edildiği dönemde bu değişiklikler yapılmıştır..........................

yetenek.com
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3888
    • Herkonudan.com
Newton'u tahtından eden Iraklı bilim adamı!
« Yanıtla #7 : 07 Ocak 2009, 08:09:36 »
Newton'u tahtından eden Iraklı bilim adamı!



Pek çok kişi modern bilimin babasını tartışmasız Isaac Newton kabul eder. Ancak bu görüşe itirazlar var, hem de Newton’un anavatanı İngiltere’den



İngiltere’nin Surrey Üniversitesi’nden fizikçi Prof. Jim el Halili, BBC’nin internet sitesinde yayınlanan makalesinde, Newton’dan yedi yüz yıl önce yaşayan, Irak doğumlu Hasan İbn-i Haysem’in, ilk gerçek bilim adamı olduğunu ve Newton’ın özellikle optik alanındaki buluşlarının Haysem’in çalışmaları üzerinden yükseldiğini yazdı.

Prof. Halili, makalesinde şunları yazıyor;

AVRUPA’NIN KARANLIK İSLAM DÜNYASININ ALTIN ÇAĞI

“Bilim tarihindeki popüler açıklamalar tipik olarak Antik Yunanlılar ile Avrupa Rönesansı arasındaki dönemde hiçbir büyük bilimsel gelişme olmadığını öne sürer. Ancak Batı Avrupa’nın karanlık çağlarda yaşadığı gerileme, dünyanın kalanının da durguluk yaşadığı anlamına gelmez. Gerçekte, 9. ve 13. yüzyıl arasındaki dönem İslam bilimini altın çağı olarak nitelendirilebilir.
 


Bu dönemde matematik, astronomi, tıp, kimya ve felsefede büyük ilerlemeler yaşandı. Bu dönemdeki pek çok dehanın yanında İbn-i Haysem öne çıkmaktadır.




İLK BİLİM ADAMI
İbn-i Haysem, modern bilimsel metodun babası unvanını hak ediyor. Genel tanımıyla, modern bilimsel metodu, deney ve gözleme dayalı bilgilerin kullanılması ve formüller ve testlerle ortaya konulan hipotezlerin takip edilerek bilinmeyen açıklanması, yeni bilgilerin ortaya konması ya da varolanların düzeltilmesi olarak tanımlayabiliriz. Bilim bugün bu şekilde yapılıyor ve bilimsel gelişmelerin temelinde de bu yöntem yatıyor.

Genellikle bilimsel metodun, 17. yüzyılda Francis Bacon ve Rene Descartes’e kadar ortaya konmadığı iddia edilir. Ancak benim, bu konuda İbn-i Haysem’in ilk olduğuna hiçbir kuşkum yok. Deneysel bilgi ve sorgulanabilir sonuçlar söz konusu olduğunda Haysem genellikle ‘ilk gerçek bilim adamı’ sayılmaktadır.

GÖRME OLAYINI AÇIKLADI




İbn-i Haysem'in optik üzerine yaptığı çalışmalar yüzyıllar sonra Avrupa'da da yayınlandı.

İbn-i Haysem, cisimleri nasıl gördüğümüze ilişkin soruya ilk doğru açıklamayı getirmiştir. Örneğin İbn-i Haysem, Platon, Öklit ve Ptolemy gibi düşünürlerin inandıkları yayılma teorisinin (bu teoriye göre gözümüzden çıkan ışınların, bakılan cismi aydınlatması ile görüyoruz) deneysel verilerle yanlış olduğunu kanıtladı.

Ayrıca, daha önce hiç kimsenin yapmadığı biçimde iddialarını kanıtlamak için matematiği kullandı. Bu nedenle de onu ilk teorik fizikçi olarak nitelendirebiliriz.

Belki de buluşları arasında en çok tanınanı ‘iğne deliği kamerası’dır, bu nedenle de onun yansıma kanunlarını keşfettiğine inanılmaktadır. Ayrıca ışığın yayılmasında, renk bileşenlerine ayrılması üzerine ilk deneyleri yapmış, gölgeler, gökkuşakları ve güneş tutulması üzerine çalışmış ve güneş ışınlarının kırılması üzerinden atmosfer yüksekliğinin yaklaşık 100 km. olduğunu hesaplamıştır.

ntvmsnbc
haber7.com
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı MAVERA02

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 128
Batı ve Ortaçağ
« Yanıtla #8 : 17 Mart 2009, 17:19:31 »
BATI ORTACAĞ’DA "EŞELENİRKEN",
MÜSLÜMANLAR BUNLARI BULDU...

Kilise'nin en büyük astronom ilan ettiği Batlamyus'un bir bilim hırsızı olduğunu!

Bacon'un muhbir ve rüşvetçi olduğunu!

Galileo'nun bazı deneylerinin uydurma olduğunu!

Newton'un hayali deneylerle kitaplar yazdığını, eserinde1000'den fazla hata yaptığını!

A.G. Mendel'in yaptığı istatistiklerin hayali ve uydurma olduğunu!

Aksemseddin'in (1389-1459) Pasteur'den 400 sene önce mikrobu bulduğunu!

İbn-i Rüşt'ün (890) Coğrafya adlı eserinde (s.12): "Bilginler arasında yeryüzünün bir küre şeklinde olduğu konusunda ittifak vardır" dediğini, eserlerinin yüzyıllarca Avrupa'da okutulduğunu!

Macellan'dan önce Piri Reis'in yaptığı harita'da Amerika’nın gösterildiğini!

İmam-ı Azam'ın (o.767) yeryüzünü bir top gibi yuvarlak kabul ettiğini! (El-Muvafekat, 1/161)

İbn-i Sina'nın (980- 1037) eserlerinin Avrupa'da 600 sene temel eser olarak okutulduğunu!

İbn-i Yunus'un (o.1009) Galile'den önce sarkacı bulduğunu!

Ali bin Abbas'ın (o. 994) 1000 sene önce kanser ameliyatı yaptığını!

Ali bin İsa’nın (11.yüzyıl) ilk defa göz hastalıkları hakkında eser yazdığını!

İlk katarakt ameliyatını Ammar'ın (11.yüzyıl) gerçekleştirdiğini!

İlk Atom bombası fikrinin Cabir bin Hayyam'a (721-805) ait olduğunu!

Battani'nin (858-929) Kopernik'ten önce dünyanın merkez olmadığını, galaksinin bir parçası olduğunu söylediğini; trigonometri, sinus-kosinus'u bulduğunu!

Beyruni'nin (973-1051) Kolomb'tan 500 sene önce Amerika'dan bahsettiğini, atom ağırlığı konusunu araştırdığını ve ilk defa dünyanın dönüşünü ispat ettiğini!

Zerkali'nin (1029-1087) dünyanın güneşe uzaklığını hesapladığını!

Ebu'l-Vefa'nın (1271-1331) sekant-kosekant, tanjant-kotanjant'i bulduğunu!

Fatih Sultan Mehmet'in ilk kez yiv-set ve roket'i bulduğunu!

Harizmi'nin (780-850) sıfırı bulduğunu, ilk cebir kitabini yazdığını!

Cezeri'nin (1136-1206) otomatik sistemin kurucusu olduğunu!

Demiri'nin (1349-1405) Avrupalılardan 400 sene önce zooloji ansiklopedisi yazdığını!

Ebu Ma'şer'in (785-886) Med-Cezir'i ilk keşfeden kişi olduğunu!

Fârabi'nin (870-950) ses olayını ilk kez fiziki yönden açıklayan kişi olduğunu!

Hasan bin Musa’nın dünyanın çevresini ölçtüğünü!

Fergani'nin (9.yy) ekliptik meyli ilk tespit eden olduğunu!

G. Cemsid'in ondalık kesir hakkında ilk eser yazan matematikçi olduğunu!

İbn-i Cessar'in 900 sene önce cuzzam hastalığının sebep ve tedavisi ile ilgili kitap yazdığını!

Kambur Vesim'in (o.1761) R. Koch'dan 150 sene önce verem mikrobunu keşfettiğini!

MaşAllah’ın (o. 815) usturlubla ilgili ilk eser veren kişi olduğunu!

N .Taha’nın (1202- 1274) trigonometri alanında ilk eser yazan kişi olduğunu!

Sabit bin Kurra'nin (o. 901) dünyanın çapını doğru olarak hesapladığını,

Newton'dan çok önce diferansiyel hesabini keşfettiğini!

İbn-i Heysem'in (965-1051) optik ilmin kurucusu olduğunu!

İbn-u'n-Nefis'in (1210-1288) Avrupa'dan üç asır önce küçük kan dolaşımını keşfettiğini!

İbn-i Firsan'in (888), Wright Kardeşlerden 1000 yıl evvel ilk uçak denemesi yapan kişi olduğunu!

Magribi'nin (16. yy) Paskal Üçgeni diye bilinen hesabi bulduğunu!

Çağdaş tarih felsefecisi Arnold Toynbee'nin "Tarih Üzerine Bir Etüd" adli eserinde, "Eflatun'un ideal devletine en fazla yaklaşabilmiş sistem Osmanlı sistemidir" dediğini!

Bir İsrailli yetkilinin S. Demirel'e, "ben, Osmanlının bir onbaşı ile Filistin’i idare ederken, bizim bunu binlerce asker ile başaramamamıza şaşıyorum." dediğini!

Mısırlı Hıristiyan kıpti rahiplerin 327 yıl önce Osmanlı’nın koyduğu bir kuralı bilmeden bozan bir rahip yüzünden birbirine girdiğini, yaralananlar olduğunu (03.08.2002)!

Amerika Birleşik Devletlerinin, Osmanlı Devletine Akdeniz’deki gemilerini korsanlardan koruması karşılığında haraç ödediğini!

Türklerden ise hâla Osmanlı’yı beğenmeyen ğâfillerin olduğunu!

Biliyor muydunuz?..
« Son Düzenleme: 18 Aralık 2010, 19:18:11 Gönderen: Tuğra »
Doğru olsam ok gibi, yabana atarlar beni
Eğri olsam yay gibi, elde tutarlar beni

Mahi

  • Ziyaretçi
Ynt: Batı ve Ortaçağ
« Yanıtla #9 : 17 Mart 2009, 17:29:01 »
Mavera kardeş Başlıkları KÜÇÜK HARFLERLE yazıyoruz f1))
« Son Düzenleme: 17 Mart 2009, 21:58:29 Gönderen: İsra »

Çevrimdışı Ay Işığı

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1163
Küçük Kan Dolaşımını Keşfeden Müslüman Hekim İbnü'n Nefis
« Yanıtla #10 : 17 Mart 2009, 19:23:02 »
Ali b. Ebi'l-Hazm Ibnü'n-Nefis el-Kareşi ed-Dımeşkı (1210-1288)

İbnü'n-Nefis, 1210 yılında Dimeşk (Şam) yakınındaki Kareşiye'de doğduğu için Kareşi, Dımeşk'te okuyup şöhretini orada kazandığı için de Dımeşki nisbesiyle anılan, meşhur İslam hekimi ve ilim adamıdır. 'Kalp, ancak ve ancak kendi bünyesi içinden geçen damarlar vasıtasıyla beslenir' diyerek küçük kan dolaşımını keşfeden tıp alimi olmuştur.

Nureddin Zengi'nin Dımeşk'te inşa ettirdiği Bimaristanü'n-Nuri'de tıp tahsil etmiş ve yine aynı şehirdeki Dahvariyye Tıp Medresesi'nin kurucusu Mühezzebüddin ed-Dahvar' ın talebesi olmuştur. Dımeşk'te tahsilini tamamlayıp hekimlikte tecrübe ve nam kazandıktan sonra Mısır'a giden ibnü'n-Nefis, Memluk Sultanı Birinci Baybars'ın hususi hekimliğine ve devletin Suriye-Mısır hekimleri reisliğine getirilmiştir. Selahaddin-i Eyyubi'nin 1181 'de inşa ettirdiği Bimaristanü'n-Nasıri'de hocalık yaparak çok sayıda talebe de yetiştirmiştir.

21 Zilkade 687 (17 Aralık 1288) tarihinde vefat eden Ibnü'n-Nefis'in, Kahire'de müreffeh bir hayat sürdüğü ve eviyle kütüphanesini Sultan Kalavun tarafından 1284 yılında kurulmuş olan Bimaristanü'l¬Mansuri'ye bağışladığı bilinmektedir.

Ibnü'n-Nefis, tıp ilmi yanında, tarih, mantık, nahiv, fıkıh, fıkıh usulü ve hadis usulü gibi sahalarda da çalışmalar yapmıştır. Tıptaki çalışmaları neticesinde "Ikinci ibn-i Sina" olarak anılmıştır. İbn-i Sina'nın el Kanun fi't-Tıbb'ı üzerine araştırmalar yapmış, onun el-İşarat ve't-Tenbihat'l ile bir mantık kitabı olan el Hidaye'sine şerhler yazmış, ancak kendisine filozofun eş-Şifa isimli eseri için de bir şerh yazması teklif edildiğinde bu zor işe yanaşmamıştır.

Nahivci Bahaeddin en-Nehhas'tan Zemahşeri'nin Enmuzec adlı kitabını okuduktan sonra bu sahada orijinal bilgiler ihtiva eden bir eser telif etmiş ve onun bu muvaffakiyeti, devrinin nahivcilerinden büyük takdir toplamıştır. Eserlerini umumiyetle başka kitaplara müracaat etmeden yazdığı söylenen ibnü'n-Nefis, Şafii fıkhında Ebu ıshak ıbrahim b. Ali eş-Şirazi'nin Kitabü't-Tenbih'ine şerh yazacak derecede bilgi sahibi olmuş ve Kahire'deki Mesruriyye Medresesi'nde bu mevzuda ders vermiştir. Sübki'nin Şafii fakihlerinin biyografilerini yazdığı eserinde onu da tanıtması bu sahadaki mevkiini göstermeye kafidir.

Kan dolaşımını keşfetmesi

lbnü'n-Nefis'in tıp tarihindeki en büyük muvaffakiyeti küçük kan dolaşımını keşfetmesidir. Calinus ve onu bu mevzuda takip eden ibn-i Sina'nın ileri sürdüğü, kalpteki kanın sağ karıncıktan sol karıncığa bir menfez yardımıyla geçtiği şeklindeki faraziyeyi, iki karıncığı ayıran septumda kanın geçeceği bir menfezin görülmediğini söyleyerek reddeden ibnü'n-Nefis, kanın sağ karıncıktan pulmonar arterle akciğere gittiğini ve akciğerden pulmonar ven ile kalbin sol tarafına geldiğini söylemiş ve böylece küçük kan dolaşımını açık bir ifadeyle izah ederek keşfini ortaya koymuştur.

Ibnü'n-Nefıs'in kan dolaşımı ile ilgili tesbitieri şöyle hülasa edilebilir:

1. Kalp, ancak ve ancak kendi bünyesi içinden geçen damarlar vasıtasıyla beslenir.

2. Kan, akciğerleri beslemek için değil, temiz hava götürmek için yayılır.

3. Akciğere giden damarla, akciğerden dönen damar arasında, dolaşımı tamamlayan bağlantılar mevcuttur. (Üç yüz sene sonra Colombo bunu ilk defa kendisinin bulduğunu iddia etmiştir).
 
4. Akciğer toplardamarı, önceden zannedildiği gibi, hava veya is ile değil, kan ile doludur.

5. Akciğer atardamarının duvarı, akciğer toplardamarının duvarından daha kalındır. (Bu keşif yakın zamana kadar Michael Servetus'a dayandırılıyordu).

6. Kalp odacıkları arasındaki bölmede geçit yoktur. Kan, dolaşımını kalpte tamamlar: "Kalbin sağ boşluğundan akciğerlere gelen kan, burada ısınmakta ve hava ile karıştıktan sonra, akciğer toplardamarı yolu ile kalbin sol boşluğuna geçmektedir" diyen ibnü'n-Nefis, böylece akciğer dolaşımını ilk keşfeden ilim adamı olmuştur.

Bu keşif Avrupa'ya Andreas Alpagus (ö. 1520 civarı) tarafından yapılmış bir tercüme yoluyla ulaştırılmış olmasına rağmen batılılar bunu kendileri keşfetmiş gibi göstermişlerdir. Halbuki batılı ilim adamı Andreas Alpagus, Suriye'de 30 sene ikamet etmiş, Arapça'yı öğrenmiş ve Islam tıbbını yakından tanımış, Şerhu'l-Kanun adlı kitabın bir kısmını Latince'ye çevirip neşretmiş ve bu sebeple Avrupa'nın bu sıralarda ibnü'n-Nefis'in keşfinden haberdar olduğu da tesbit edilmiştir.


Abdullah Akar
Yedikıta Dergisi


----------
Kaynaklar
Fuat Sezgin, islam'da Bilim ve Teknik, i, istanbul 2008, s. 50.
Esin Kahya, "ibnü'n-Nefis", DIA, XXI, s. 173-176.
A. Adnan Adıvar, Osmanlı Türklerinde İlim, Istanbul 1982.
M. Bayrakdar, Islam'da Bilim ve Teknoloji Tarihi, Ankara 1989.
S. Hunke, Avrupa'nm Üzerine Doğan Islam Güneşi, IstanbuL.
M. Karakaş, Müsbet ilim de Müslüman Alimler, Ankara 1991.

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3888
    • Herkonudan.com
Cebir'in babası El Harizmi
« Yanıtla #11 : 14 Nisan 2009, 22:40:34 »
Dünyanın matematiksel düşünce hayatını değiştirerek bilim tarihine ismini yazdırmış, kuramlarının  kullanımı günümüz bilimi içinde de gelişerek süren çok az çalışma sahibi  vardır. Bunlardan biri de ülkemizde çok az tanınan ve tanıtılan, Müslüman ve gerçek adından çok, unvanı ile ünlenmiş büyük bir  matematikçi ve astronom; Miladın 9. yüzyılın başlarında, büyük bir kültür merkezi olan Bağdat'ta yaşamış olan Türk kökenli bilim adamımız EL-HARİZMİ dir.
 

Miladın 9.yüzyılında Cebir biliminin inceliklerini anlatmış olduğu kısaca, "El-Cebr Ve'l Mukabele" adı ile anılan eserinin ilk kelimesi olan “El-Cebr” kelimesi hiç  değiştirilmeden İngilizce'ye “Algebra” ve Türkçe'ye “Cebir”  şeklinde geçerek bu bilim dalına isim olmuştur. Bugün Batıda Arap (Müslüman) Rakamları olarak anılan 0,1,...9 şeklinde ki “onlu sayı sistemi”ni kuran ve Sıfır'a bir sembol veren, ona bir kimlik kazandıran ve aritmetik işlemlerde kullanan kişi büyük matematikçi El-Harizmi'dir. Getirdiği Sembolik mantık ile Birinci ve İkinci dereceden denklemleri çözen ilk bilim adamıdır. El-Harizmi , “El-Cebr  vel Mukabele” adlı eserinde karmaşık cebir problemlerini basit adımlara indirgeyerek çözmek için yöntemler önermiştir.

Bilgisayar Programcılığının Bu bakımdan El-Harizmi'yi bugünkü bilgisayar programlama dillerinin algoritmasını meydana getirdiği için bilgisayar programlamacılığının da kurucusu (pîri) olarak kabul etmek bir insanlık borcudur. Çünkü Bilgisayar bilimlerinin pek çok tanımı vardır ancak bunların içinde bilgisayar bilimlerinin temel yapısını içeren en önemli tanım “algoritma” kavramına dayanır. Yaşadığı zamandan günümüze kadar sürekli olarak bilim  gündeminde kalmayı başarmış olmasının en büyük delili; “El-Harizmi” demek olan Latince  “Algoritma” kelimesidir. Onun için bu bile yeter..

habervaktim
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3888
    • Herkonudan.com
Müslüman Bilim Adamlarının Bilinmeyen İlkleri
« Yanıtla #12 : 23 Nisan 2009, 02:04:41 »
İnsanlık tarihinde bilimsel anlamda ilk defa uçma girişiminde bulunan kişinin Endülüslü ünlü bilim adamı Abbas Kasım ibn Firnas olduğunu, Firnas’ın Amerikalı Wright kardeşlerden 1000 yıl önce gerçekleştirdiği bu ilk uçuş denemesini başarıyla tamamladığını biliyor muydunuz?
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3888
    • Herkonudan.com
Ynt: Müslüman Bilim Adamlarının Bilinmeyen İlkleri
« Yanıtla #13 : 05 Haziran 2009, 03:53:45 »
Dünyanın ilk sistem mühendisi, ilk sibernetikçi ve elektronikçisi olan Müslüman bilim adamı Cezeri’nin (1136-1206) aynı zamanda bilgisayar sisteminin kurucusu olduğunu biliyor muydunuz?
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3888
    • Herkonudan.com
Teknolojinin babası El Cezeri..
« Yanıtla #14 : 14 Temmuz 2009, 06:57:43 »


İslam dünyasındaki icatların Osmanlı robotu ile sınırlı kalmadığı ortaya çıktı. İşte ayrıntılar..


İslam dünyasındaki icatların Osmanlı Sultanı 2. Abdülhamid'in Japon İmparatoru Meji'nin yeğeni Prens Komatsu'a hediye ettiği insan şeklinde tasarlanan 'Alamet' adlı robotla sınırlı kalmadığı ortaya çıktı. 1153 yılında Cizre'de doğan ve tam adı Ebul İz Bin Rezzaz El Cezerî olan fizikçi, robot ve matriks ustası, fizik ve sibernetik alanlarında yoğunlaşarak halen kullanılmakta olan ve aşılmamış onlarca buluşa imza attı.

ROBOTU İLK O BULMUŞ

Dünya bilim tarihi açısından bugünkü sibernetik ve robot biliminde çalışmalar yapan ilk bilim adamı olan El Cezerî, mekanik hareketlerden mühendislikte faydalanmayı içeren "Kitab-ül Hiyel Hiyel", Türkçe anlamı "İlim ve Tekniğin Birleşmesiyle oluşan, Hayal Sanatı'nın Toplamı" olan bir eser ortaya çıkardı. Kitapta icatların nasıl kullanılacağına dair bilgiler yer alıyor.

50'den fazla makinenin mucidi olan El Cezerî genel olarak, robotlar, saatler, kan toplama kapları, su makineleri, şifreli kilitler, şifreli kasalar, termos ve otomatik çocuk oyuncakları gibi sibernetik ve hidrodenge makineleri icat etti. Fizikçi ve Mekanikçi El Cezerî'nin diğer bir eseri de Diyarbakır Ulu Camii'nin ünlü Güneş Saati'dir. El Cezerî, bugün sibernetiğin ve bilgisayarın ilk adımlarını attığı ve ilk robotu yapıp çalıştırdığı kabul edilir.

Bugün
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim