Gönderen Konu: Nükteler...  (Okunma sayısı 50862 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı mice

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 142
    • http://www.caregenclik.com
Nükteler...
« : 13 Mayıs 2004, 11:49:32 »

Oğlunun okuması için elindeki bütün inekleri satan bir koylu, onun bir şey öğrenemediğini görünce:
- Ne bahtsız adammışım, diye söylenmiş. Bir öküz uğruna ne inekler feda
ettim.


Sair Deyheki, çocuklarını yanına alarak bir dostunu ziyarete gider. Kara,
kuru ve sıska çocukları gören dostu latife olsun diye:
- Efendi, der. Bu gübre böcekleri senin mi?
Sair, tası gediğine koyar:
- Evet efendim! Kokunuza geldiler


Sadrazam Keçecizade Fuat Pasa Paris'te iken, elçiler arasında hangi devletin kuvvetli olduğu tartışılıyordu. Sıra Paşaya gelince, elçilere söyle dedi:
- En kuvvetli devlet, Osmanlı devletidir.
Herkes bu sözler üzerine şaşkınlık içerisinde iken, Pasa sözünü tamamladı:
- Evet o kadar sağlam ve kuvvetli ki, siz dışarıdan biz içeriden
çalıştığımız halde, bir türlü yıkamıyoruz



Sokrat ölüme mahkum edildiğinde, eşi:
- Haksiz yere olduruluyorsun, diye ağlamaya başlayınca Sokrat:
- Ne yani, demiş. Bir de hakli yere mi öldürülseydim?



Tanıdıklarından biri, yazdığı romanın müsveddelerini Neyzen Tevfik'e
göstererek fikrini sorar. Neyzen, beğenmediğini ifade edince, adam:
- İyi ama, der. Siz hiç roman yazmadınız ki!
Neyzen Terfik su cevabi verir:
- Ben yumurtanın tazesini bayatini iyi anlarım. Ama bu güne kadar hiç
yumurtlamadım.



Bir konuşmacı "İnkılaplarımızla Avrupa’yı on asır geride bıraktık!" diye
nutuk çekerken, Yahya Kemal esefle dizine vurarak:
- Hay Allah ya! demiş. Su Avrupa’yla da bir turlu beraber olamıyoruz. Ya geri
kalıyoruz, ya onu geçiyoruz.!..




Mahkemede hakim, Necip Fazil'a:
- Bak, der. Seni bundan sonra böyle bir daha huzurumda görmeyeceğim, öyle
değil mi?
Necip Fazıl sorar:
- Hakim Bey, yoksa istifa mi ediyorsunuz?

alıntı: www.ezan.com.tr.tc
Yazıkki yine akşam oldu biz yine yalnız kaldık.
Bir kıyısı görünmez denize daldık.
Bir gemiye binmişiz bulanık bir gecede
Allah’ın denizinde Allah’tan uzak kaldık.

Çevrimdışı alkan_unal

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 29
Nükteler...
« Yanıtla #1 : 07 Temmuz 2005, 12:09:03 »
Çeşitli nükteler


Besmeleyle başlarız, güzel olsun kelamlar,
Allah’a hamdü sena, Resulüne selamlar.
 
İstişare edenler, hiç pişman olmaz elbet
Danışacak bir yerin varsa ne büyük nimet.
 
İstişare sünnettir, danışan dağı aşar,
Danışmayan zavallı, düz yolda bile şaşar.
 
Bilmemek ayıp değil, sormamak ayıp olur,
Ehline soran kişi, hakiki yolu bulur.
 
Meşveretin Türkçesi, ehline danışmaktır,
Başlamadan bir işe sebebe yapışmaktır.
 
Şaşkınlık içindesin, sendeki bu çile ne?
Eğer bin bilsen bile, sormalısın bir bilene.
 
Çabucak öfkelenen, çok yanlış karar verir,  
Demişler, “Keskin sirke, küpüne zarar verir.”
 
Sevgi yakınlık ister, kaçan mahrum kalırmış,
Gözden ırak olanlar, gönülden de olurmuş.  
 
Mazlum ol, zalim olma, üzül de üzen olma!
Mahşerde hesap zordur, ezil de ezen olma!
 
Kötü cezasız kalmaz, eden bulur sonunda,
Elbette su testisi kırılır su yolunda.
 
Allah için sabreden, Sırat'ta atlı olur.
Sabır acı ise de, meyvesi tatlı olur.
 
Dine hizmet ederken, sıkıntıyı nimet bil!
Herkese nasip olmaz, hizmeti ganimet bil!
 
Kaç kötü arkadaştan, yardan aşağı atar.
Umulmadık bir anda, beş para için satar.
 
Kalbi kara olana, günahlar tatlı gelir.
Kalbi temiz olanlar, günahı zehir bilir.
 
Kötü ile dost olan, umursamaz günahı
Hak sözü duymaz olur, hatırlamaz Allah’ı
 
Soğuk su katmayasın, hiç kimsenin aşına,
Hayır dile komşuna, hayır gele başına.
 
Zararın neresinden dönülse kârdır elbet.
Henüz nefes alırken, hadi hemen tevbe et!
 
Eden kendine eder, belayı bulur azan,
Kendi içine düşer, el için kuyu kazan.
 
Cam sarayda oturan, rasgele taş atamaz
Dünyayı fâni bilen, gâilesiz yatamaz.
 
Sağlığını düşünen, mideyi az doyursun!
Az yersen az uyursun, çok yersen güç uyursun.
 
Pehlivan sayılıyor hasmını yere vuran,
Kim öfkesini yener, odur asıl pehlivan.
 
Kıyamet yaklaştıkça, güçleşir uymak dîne,
Ateş almaya benzer avuçların içine.
 
Cenâb-ı Hak her zaman, sabreden kulu sever.
Resûlü buyuruyor: Sabreden bulur zafer.
 
Gafleti bırakmalı, ömür akar su gibi,
Her yerde ve her zaman, gözetmeli edebi.
 
Paraya gönül veren, bir gün bürünür yasa.
Şifresi unutulur, kilitli kalır kasa.
 
Dünyadan ahirete, ihlaslı amel taşı!
Karıncadan ibret al, yazdan karşılar kışı.
 
Öfkeyle kalkan kişi, ahmak nefsine uyar,
İstediğini söyler, istenmeyeni duyar.
 
İlmihâlini öğren, geçip gidiyor zaman,
Elbette aldanmıştır, iki günü bir olan.
 
Hizmet, ganîmet iken, isteme istirahat,
Dünya mihnet yeridir, salihler etmez rahat
ak o kadar parlaktır ki, körler bile görebilir.
Ben ekmeksiz yaşarım,hürriyetsiz yaşayamam.
Biz muhabbet fedaileriyiz.Düşmanlığa vaktimiz yoktur.
Nefsini ıslah etmeyen başkasını ıslah edemez
SAİD NURSİ(R.A)

Çevrimdışı orell

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 3
Çeşitli nükteler
« Yanıtla #2 : 07 Temmuz 2005, 12:11:59 »
OTUZ SENEDE NELER ÖĞRENDİN?

•Şakîk-ı Belhî hazretleri talebesi Hatim-i Esam'a sordu: Otuz senedir benden ilim tahsil ediyorsun? Neler öğrendin?
• Sekiz şey öğrendim efendim.
• Neymiş bu sekiz şey?
• Birincisi, halka baktım,herkes kendine bir arkadaş, birdost seçmiş. Herkesin dostu,kabre kadar arkadaş oluyor. Definden sonra çekip geliyor. Dü
şündüm, ben öyle bir dost bulmaluyım ki, devamlı arkadaşım olsun, kabirde de beni yalnız bırakmasın. Böyle bir arkadaş ise ancak sâlih amel olurdu. Ben de onu seçtim.
•Güzel seçmişsin. Diğerleri ne?
•İkincisi, halka baktım, çoğu nefsine esir olmuş. Hâlbuki Kur'ân-ı kerîmde, nefsine hâkim olan kimsenin yerinin Cennet olduğu bildirilmektedir. Kur'ân-ıkerîmin hak olduğunu bildiğim için nefsime esir olmadım, onunla mücâdele edip Hakkın emrine boyun eğmek mecburiyetinde bıraktım.
•Allah seni mübarek etsin!..
Üçüncüsü, halka baktım, dünyanın fâidesiz meşgalesi içine boğulmuş didinip duruyorlar. Bir şey kazandık zannederek onunla seviniyorlar. Hâlbuki Kur'ân-ı kerîmde, insanların kazandıkları ne kadar çok olursa olsun tükeneceği, fakat Allah'ın indindeki-lerin ise bakî olduğu bildirilmektedir. Senelerdir kazandıklarımın tükenmemesi için, âhıret azığı olarak hep bakî kalmak üzere Allah'ın indine emânet ettim. Ya'nî dine hizmet eden müesseselere ve diğer hayır hasenata verdim.
• Çok güzel etmişsin.
•Dördüncüsü, halka baktım, kimisi şerefi akrabasının çokluğunda görüyor, kimisi kibirlenmekle şeref sahibi olacağını zannediyor, kimisi sülâlesi ile iftihar ediyor. Hâlbuki Kurân-ı kerîmdeen şereflilerin takva sahihleri olduğu bildirilmektedir. Ya'nî bütün haramlardan kaçarak Allahemrine uymaktır. Ben de takvasahibi olmayı seçtim.
•Çok güzel...
• Beşincisi, halka baktım, bazısı mal ve makam sevgisi yüzünden birbirine haset ve buğz ediyorlar. Hâlbuki taksimatın ezelde sabit olduğunu ve bunu kimsenin değiştirmeğe gücünün yetmiyeceğini bildiğim için hiç kimseye haset etmedim. Hak Teâlâ-nın taksimatına razı oldum. Kimseye buğz etmeden helâlinden kazanmağa çalışdım.
• Ne iyi yapmışsın ve ne iyi söylüyorsun.
• Altıncısı, halka baktım,bazılan nefsânî garaz ve şeytanî vesveseler yüzünden birbirine düşmanlık ediyor. Hâlbuki Allahü Teâlâ, "Şeytan sizin düşmanınızdır." buyuruyor. Şeytanı kendime düşman bildim. Onun hilesine düşmemeğe çalıştım. Alla-hın emrine uyarak doğru yolda yürümeğe gayret ettim.
• Güzel etmişsin ey Hatim.
• Yedincisi, halka baktım.
Bazısı dünyalık ihtiyâçlarını kazanmak için nefsine esir düşerek haram ve şüpheli şeylerden kaçamıyorlar. Halbuki Kur'ân-ı kerîmde her canlınınrızkının Allahü teâlâya ait olduğu bildirilmektedir. Ben de yeryüzündeki canlılardan birisiyim. Allahın benim de rızkımı tekeffül ettiğinibildim. Bu bakımdan harama el uzatmadım. Rızkımın helâl yoldan gelmesine çalıştım.
• Güzel etmişsin.
• Sekizincisi, halka baktım.Kimi malına mülküne, kimi mesleğine, kimi sanatına, kimi bileğine güveniyor. Kimi diplomasına, kimi oğluna kızına, kimi
kendine bırakılan mirasa güveniyor. Hâlbuki herkesin güvendiği bir şey vardır. Hâlbuki Kur'ân-ı kerîmde, tam bir tevekkül ile Allah'a güvenip dayanan kimseye Rabbimizin kâfi geleceği bildirilmektedir. Sebeplere sarılaraktam bir tevekkül ile AJlah'a itimat edip O'na güvendim.
•En güzelini yapmışsın ey Hatim. Allah seni muvaffak etsin. Hakîkaten dört kitapta mevcut olan ilim ve ma'rifetin bu sekiz temel üzerinde bulunduğunu gördüm. Bu sekiz usûl ile ameleden kimse dünya ve âhıret saadetini kazanmış olur.

Çevrimdışı mahmud_sami

  • okur
  • *
  • İleti: 62
Nükteler...
« Yanıtla #3 : 03 Eylül 2005, 13:38:23 »
NÜKTELER

* Tasavvuf, son nefeste imanla gidebilmek yani Allah diyebilmek ilmidir.
* Sabrın alameti, şikâyeti terk, sıkıntıları ve musibeti gizlemektir.
* Ölümü hatırlamak, Allahû Teâlâ’nın sevgisinin işaretidir.
* Edep; söz dinlemek, itiraz etmeden, yorum getirmeden peki demektir.
* Başarılı olmak için 4 şart vardır: İman, Adalet, Doğruluk, Fedakârlık
* İman, mümin ile ateş arasında büyük bir perde gibidir. Mümini ateşten korur. İmanı olmayan kurumuş demektir. Kurumuş ağaç ne yapılır, kesilip yakılır. Dünyada bile yakıyorlar. Ahireti siz düşünün.
* Kadı [hâkim] karşısında sultan ve çoban aynı saftadır, aynı muameleyi görür. Bu adaletin gereğidir.
* Bize kalana bakın siz. Bizde olana değil. Bize kalan Allah rızası için verdiklerimizdir.
* Sabır acıdır, fakat mutlak şifadır.
* İyilik görmenin yolu, iyilik yapmaktan geçer.
* Önce istişare sonra istihare…
* Bedbahtlığın alametleri: Halinden şikâyetçi olmak, ilmiyle amel etmemek, yaptığı amelin ihlâstan mahrum olması…
* Çok sayıda iyi vardır, ama bunların en iyisi iki şeydir:
1- Doğru iman
2- İnsanlara hizmet, yardım ve şefkat…
*Çok sayıda kötü vardır ama en kötüsü iki şeydir:
1- Kâfirlik
2- İnsanlara eziyet etmek.
* Peygamber efendimizin yoluna uygun olmayan her şey seraptır.
* İslam âlimlerine her gün bir Fatiha oku, hediye et. Onlar da hediyene karşılık verirler. Bu karşılık, seni dünyada ve ahirette saadete kavuşanlardan edebilir.
* Büyüklere dua eden, onların şahsında kendisine dua etmektedir.
* Öfkenin başı geçici cinnet, sonu ise ebedi pişmanlıktır.
* Firavunlar ben ben diye ömür sürmüşlerdir.
* Her kim sıkılıyorsa, dünya işleri içindir, o kişinin dünyayı sevdiğini gösterir.
* Cehennemdekilerin çoğunun zenginler ve kadınlar olduğu bildirilmiştir. Bu, hakaret değil, ikazdır. Kaldı ki, ilk mümin kadındır.(Hz. Hatice annemiz) İlk şehid de kadındır. Hz.Sümeyye)
* İhlâs Allahû Teâlâ’yı çok sevmektir ve sevdiği her şeyi Allah c.c. için sevmelidir.
* Ehl-i sünnet âlimlerinin hayatının esası üçtür:
1-Öğrenmek   
2-Öğrendiğini öğretmek
3-Birlik ve beraberliği sağlamak.
* İlim müminin dünyadaki feneridir. İlim için iki tane ölçü var, öğrenmek ve öğrendiğini öğretmek. Nereden öğrenecek? Ehl-i sünnet âlimlerinin kıymetli kitaplarından. Öğrendiğini öğretmek önemlidir, kendi kafasından kaynaksız konuşandan kaç…
* İslamiyet öğrenmek ve öğrendiğini öğretmektir. Öğretmek değil öğrendiğini öğretmektir. Öğrenmek ve öğretmek değildir. Çünkü kendinden söyleyen mutlaka hüsrana uğrar ve kendisi ile beraber dinleyenleri de helak eder.
* Dört Türlü evliya vardır:
1- Evliya olduğunu kendi de bilir, başkaları da bilir.
2- Evliya olduğunu kendi bilir, başkaları bilmez.
3- Evliya olduğunu kendi bilmez, başkaları bilir.
4- Evliya olduğunu kendi de bilmez, başkaları da bilmez.
ŞARET OLSA YOL SAPTIRMAZ,BİLGİ OLSA SÖZ SAPTIRMAZ.

Çevrimdışı Mstfx67

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 354
NÜKTELER
« Yanıtla #4 : 08 Ocak 2006, 03:12:23 »
1- Evliya olduğunu kendi de bilir, başkaları da bilir.
2- Evliya olduğunu kendi bilir, başkaları bilmez.
3- Evliya olduğunu kendi bilmez, başkaları bilir.
4- Evliya olduğunu kendi de bilmez, başkaları da bilmez.
_________________ :oops:  :oops:
BA$KASININ AYIBINI SÖYLEMEYi DÜSÜNDÜGÜN ZAMAN NEFSININ AYIBINI hATIRLA!!!

Çevrimdışı ABDULLAH LFC

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 169
.
« Yanıtla #5 : 09 Ocak 2006, 04:06:13 »
.
« Son Düzenleme: 12 Temmuz 2012, 01:03:34 Gönderen: ABDULLAH LFC »

Çevrimiçi İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7472
NÜKTELER
« Yanıtla #6 : 09 Ocak 2006, 07:46:04 »
Ellerinize sağlık hepside çok anlamlı sözler :x

Çevrimdışı müteallim

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 4786
  • gizli mahzenlerde kalan tarihin yeni adresi
    • www.Libv- kamp-lintfort.de
NÜKTELER
« Yanıtla #7 : 22 Ocak 2006, 22:36:22 »
ERKEN KALKMADA BENI GEÇMISLER
Nûsirevân’in oglu Hürmüz, çocukluk yillarinda geceleri sabaha kadar, nüktedan nedîmler ve beylerle, sohbet meclisinde yiyip, içip eglenirdi. Sabah olmaya yakin yatip uykuya dalardi. Hürmüz’ün hocasi ise, her sabah gelir, Hürmüz'ü gaflet uykusunda bulurdu. Ve her zaman nasîhat edip:
– Ey saadetli sâh, seherle kalk. Çünkü seherle kalkanlar devlet, saadet ve seref bulur, zafer kazanarak yardima nâil olurlar, derdi. Hürmüz ise hocasinin her gün seherle kalkip gelmesinden ve her zaman bu nasîhati vermesinden huzursuz oluyordu. Bir gün kölelerine;
– Birkaçiniz seherde kalkip hocanin yoluna durun ve gelince hemen üzerinde bulunan güzel elbiselerini soyup saliverin, der. Adamlari Hürmüz'ün emrini yerine getirirler. Erkenden kalkip hocanin yolunu bekleyip hoca gelince tutup belinden kemerini, basindan mücevherli tacini ve üzerinden de süslü elbiselerini soyup alirlar. Hoca bu hâlde Hürmüz'e gelir. Hürmüz, hocayi görüp bilmiyormus gibi hocadan basindan geçenleri sorar. Hoca soygunculari sikâyet edince, Hürmüz;
– Ey bilgi sâhibi ve yol gösterici, bana her zaman “Seherle kalkan devlet ve zafer kazanir, yardima nâil olur” derdin. Hayret edilecek sey, bu musîbet ve zillet sana neden oldu? der. Hoca:
– “Ey cihan sâhi, soyguncular erken kalkmada beni geçmisler” dedi.
MESNEVI:      
Seher âyine-i nûr-i Hudâ'dur.
Seher gencîne-i sidk u safâdur.
Fütûh ebvâbina miftâh-i Hak'dur.
Saâdet sem'idür misbâh-i Hak'dur.
Manâsi: Seher Allâh'in nûrunun aynasidir.
Seher berraklik ve dogruluk hazînesidir.
Fetih kapilarina Hakk'in anahtaridir.
Hakk'in kandili, saâdet mumudur. (M.G-14)
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik

Çevrimdışı sıddık-birgüvi

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 282
cesítlí nükteler
« Yanıtla #8 : 10 Mart 2006, 02:33:49 »
Besmeleyle başlarız, güzel olsun kelamlar,
Allah’a hamdü sena, Resulüne selamlar.
 
İstişare edenler, hiç pişman olmaz elbet
Danışacak bir yerin varsa ne büyük nimet.
 
İstişare sünnettir, danışan dağı aşar,
Danışmayan zavallı, düz yolda bile şaşar.
 
Bilmemek ayıp değil, sormamak ayıp olur,
Ehline soran kişi, hakiki yolu bulur.
 
Meşveretin Türkçesi, ehline danışmaktır,
Başlamadan bir işe sebebe yapışmaktır.
 
Şaşkınlık içindesin, sendeki bu çile ne?
Eğer bin bilsen bile, sormalısın bir bilene.
 
Çabucak öfkelenen, çok yanlış karar verir,  
Demişler, “Keskin sirke, küpüne zarar verir.”
 
Sevgi yakınlık ister, kaçan mahrum kalırmış,
Gözden ırak olanlar, gönülden de olurmuş.  
 
Mazlum ol, zalim olma, üzül de üzen olma!
Mahşerde hesap zordur, ezil de ezen olma!
 
Kötü cezasız kalmaz, eden bulur sonunda,
Elbette su testisi kırılır su yolunda.
 
Allah için sabreden, Sırat'ta atlı olur.
Sabır acı ise de, meyvesi tatlı olur.
 
Dine hizmet ederken, sıkıntıyı nimet bil!
Herkese nasip olmaz, hizmeti ganimet bil!
 
Kaç kötü arkadaştan, yardan aşağı atar.
Umulmadık bir anda, beş para için satar.
 
Kalbi kara olana, günahlar tatlı gelir.
Kalbi temiz olanlar, günahı zehir bilir.
 
Kötü ile dost olan, umursamaz günahı
Hak sözü duymaz olur, hatırlamaz Allah’ı
 
Soğuk su katmayasın, hiç kimsenin aşına,
Hayır dile komşuna, hayır gele başına.
 
Zararın neresinden dönülse kârdır elbet.
Henüz nefes alırken, hadi hemen tevbe et!
 
Eden kendine eder, belayı bulur azan,
Kendi içine düşer, el için kuyu kazan.
 
Cam sarayda oturan, rasgele taş atamaz
Dünyayı fâni bilen, gâilesiz yatamaz.
 
Sağlığını düşünen, mideyi az doyursun!
Az yersen az uyursun, çok yersen güç uyursun.
 
Pehlivan sayılıyor hasmını yere vuran,
Kim öfkesini yener, odur asıl pehlivan.
 
Kıyamet yaklaştıkça, güçleşir uymak dîne,
Ateş almaya benzer avuçların içine.
 
Cenâb-ı Hak her zaman, sabreden kulu sever.
Resûlü buyuruyor: Sabreden bulur zafer.
 
Gafleti bırakmalı, ömür akar su gibi,
Her yerde ve her zaman, gözetmeli edebi.
 
Paraya gönül veren, bir gün bürünür yasa.
Şifresi unutulur, kilitli kalır kasa.
 
Dünyadan ahirete, ihlaslı amel taşı!
Karıncadan ibret al, yazdan karşılar kışı.
 
Öfkeyle kalkan kişi, ahmak nefsine uyar,
İstediğini söyler, istenmeyeni duyar.
 
İlmihâlini öğren, geçip gidiyor zaman,
Elbette aldanmıştır, iki günü bir olan.
 
Hizmet, ganîmet iken, isteme istirahat,
Dünya mihnet yeridir, salihler etmez rahat.
 
Cehenneme layıktır, müslümana kin güden,
Elbet sevilir seven, affedilir affeden.
 
Allah lanet ediyor fitne fesat saçana,
Fertlerin, toplumların arasını açana.
 
Tedbir dinin emridir, edilmeli riayet
Deveni sıkı bağla sonra da tevekkül et.
 
Dünya nimet yeridir, ahiret aşığına,
Ne koyarsan aşına, o gelir kaşığına.
 
Acele gidenlerin, ayakları burkulur
Acele ile kalkan pişmanlıkla oturur.
 
Yakını görmüyoruz, gözlerimiz uzakta,
Hep dikkatli olmalı, ayağımız tuzakta.
 
Yavaş ol, tökezlersin, düşüp başın yarılır,
Acele etsen de iş, olacağına varır.
 
Her işinden bellidir, cahil olanın hâli,
Dinden habersiz olur, bilmeyen ilmihâl.
 
Huzur istersen eğer, iyilik olsun yolun!
Dinimiz emrediyor: Güzel ahlaklı olun.
 
Acı söz çok kimseyi çekip çıkarır dinden,
Tatlı söz de yılanı çıkarır deliğinden.
 
Fen ve sanat müminin kaybettiği malıdır,
Kimde olursa olsun, muhakkak almalıdır!
 
Tevazu fazilettir, çirkindir büyüklenmek,
Sadaka gibi sevap, kibirliye kibretmek
 
Allah’ı tanısaydı, gafletteki insanlar,
Âlem felah bulurdu, yağar idi ihsanlar.
 
Mütevazı olana, tevazu ile yaklaş!
Kibirliyle dost olma, hemen ondan uzaklaş!
 
Rabbimiz şekle bakmaz, sadece kalbe bakar,
İmansız olan kalbi, sonsuz ateşte yakar.
 
İman bir muma benzer, ibadet ise fener,
Fenersiz olursa mum, gün gelir birden söner.
 
Elbet pişman olacak hakka inanmayan kul,
Bâtılları bırakıp hakka dayanmayan kul.
 
Bugün ne ekmişsen, yarın onu biçersin,
Nasıl yaşamış isen, aynen öyle göçersin!
 
Dinimiz emrediyor, dikkat eyle şu sese:
İlim öğrenmek farzdır, kadın erkek herkese
 
Nasıl yaşarsan yaşa, muhakkak öleceksin!
Neyi seviyorsan sev, bir gün terk edeceksin!
 
Gaflet içinde yüzme, elbet bir gün göçersin,
Ettiğini bulursun, ektiğini biçersin!..
 
Sapıtmak istemezsen, önce imanı düzelt!
İlmihâlini öğren, emri yasağı gözet!
 
Hızlı yaşayan kişi, ölüm ile yarışır.
Unutma ki "Acele işe şeytan karışır."
 
Şu dünya ahiretin tarlasıdır muhakkak,
Ahmaklık olur tohum ekmeden ürün ummak.
 
Anarşidir ikilik, her takımı yatırır.  
Ne yapsa iki kaptan, bir gemiyi batırır.
 
İslamiyet gelince, değişmişti insanlar,  
İmanla şereflendi nice puta tapanlar.
 
Rabbimize kulluktur, yaratılış hikmeti.  
Dikkatli olmalı hep, bırakmalı gafleti!
 
Öyle başıboş gezme, ölüm gelir muhakkak.
Söndürme imanını, ibadet zırhını tak!    
 
Yaratanın emrini ihlas ile eda et!  
Allah rızası için neyin varsa feda et!
 
Ârife tarif olmaz, sivri sinek saz gelir,  
Anlamaz gafil olan, davul zurna az gelir.
 
Bil ki salih arkadaş, iyiye rehber olur,
Kişi sevdiği ile elbet beraber olur.    
 
Müjde doğru esnafa, eşi yok iyilikte,  
Mahşer günü haşrolur, şehidlerle birlikte.
 
Salih zengin düşünür muhtaç olan fakiri,
Bilir ona aittir malının kırkta biri.
 
Günah içinde yüzme, biraz kendine acı,
Artık bulmaya çalış, kalb yıkayan ilacı.
 
Allah iman vermişse, daha ne vermedi ki?
Ya iman vermediyse, ona neler verdi ki?
 
Takva sahibi ise, yazıp konuşan eğer,
Nasihat ettiğine, sözü de tesir eder.
 
Kendi o şeylere muhtaç iken bir kişi,
Başkasına verirse îsâr olur bu işi.
 
Tefekkür, düşünerek, gerçeğe yönelmektir
İnsanın yaratılış gayesini bilmektir.
 
Dua hakka yalvarıp hulûsî bir kalb ile,
Kişinin muradını getirmesidir dile.
 
İhlâs; bir müslümanın ziynetidir, süsüdür,
Onda iman nurunun dıştan görüntüsüdür.
 
Şu olmalı ibadet edenin düşüncesi;
Bu, hem Allah’ın emri, hem kulluk vazifesi...
 
Resulullah buyurdu, bir harpten döndüğü gün;
“Geldik küçük cihaddan, büyük cihada bugün.”
 
Kim ki Resulullaha, tâbi olursa eğer,
Sadıklardan olmanın, saadetine erer.
 
Her hâliyle gösterir mümin sadakatini,
İlimle, ihlâs ile yapar ibadetini.
 
Sabretmek; günahlardan sakınmaktır evvela,
Sonra tahammül etmek, gelince dert ve bela.
 
Hayır-şer Allah’tandır, takdire sabır gerek
Bütün şerler hayrolur, her hale şükür gerek
   
Lüzumsuz şaka yapmak, cahillik alameti,
Yerinde susmayı bil, istersen selameti.
 
Müslüman Rabbimizden diler af ve merhamet,
Kendisi de herkese, aynı davranır elbet.
 
İyilik ve ihsanda yarışır mümin olan,
Üç günden çok küs durmaz, barışır mümin olan.
 
Bir hadis-i şerifte şöylece buyurulur;
“Mümin vakâr sahibi, yumuşak huylu olur.”
 
Hikmet, hakkı bâtıldan ayıran bir kuvvettir,
Ruhun idrak gücünü gösteren bir haslettir.
 
İhsan, bir insana hakkından çok vermektir,
Hakkını vermemekse zulmü reva görmektir.
 
Tevbe, pişman olmaktır, söz vererek Allah’a,
Yapmamaya çalışmak, o günahı bir daha.
 
Allahü teâlâdan çok korkmalı müslüman,
Ümit kesmemelidir, rahmetinden de bir an.
 
Sapık şeyh çoğaldıkça, zil takıp oynar şeytan
Kurtulamaz pislikten, rehberi karga olan.
 
Hayâ, çirkin olandan arınma duygusudur,
Bunun esası ise, Allah korkusudur.
 
Felsefeci sonradan olmayı inkâr eder.
Der ki bu âlem böyle gelmiş böyle gider.
 
Şükreden kullarını Cenab-ı Allah sever
İmansız ölmek vardır, şükredilmezse eğer.
 
Sabır, Haktan gelene, razı olmak demektir
Her işte ve her zaman Allah’a şükretmektir.
 
Günah işleyenlere kâfir dememelidir,
Müslüman olanlara, hüsnü zan etmelidir.
 
Tevazu orta yoldur, ne gurur, ne de zül’dür,
Zıddına kibir denir, fazlası tezellül’dür.
 
İyi bil kibirdendir hep tevazu göstermek,
Bu aciz ve günahkâr diye kendini yermek.
 
Ayrılır ruh bedenden, ölüm gelir muhakkak
Gün gelir herkes için, vâki olur emr-i Hak
 
Dünya menfaatini kalblerinden çıkaran
Allah adamlarına denir salih müslüman
 
Hayat imtihanının gayet zor olanı var:
Herkese ömür boyu, namus imtihanı var.
 
Haset etmemek için, o kimseyi metheyle,
hediye ver, öğüt ver, iyiliğini söyle.
 
Bizlere esirdir söz, ağzımızdan çıkmadan
Biz onun esiriyiz, çıkınca ağzımızdan.
 
Kötüleri yaşatmak, iyilere ölümdür,
Zalimleri affetmek, mazlumlara zulümdür.
 
Sırf yiyip içmek için, koca ömür taşınmaz
Yaşamak için yenir, yemek için yaşanmaz.
 
Şu dünya bir binektir, taşır binersen seni;
Binmesini bilmezsen, taşıttırır kendini.
 
Öyle sözler vardır ki, keser kanlı savaşı,
Yine sözler vardır ki, kestirir suçsuz başı.
 
Göz iki, kulak iki, ağzımız ise tektir,
çok görüp, çok dinleyip, az söylemek gerektir.
 
Hârisin gözü açtır, doyma ümidi yoktur.
Fakirlikten hiç korkmaz, kanaatkâr hep toktur.
 
Güler yüzlü olmaya, geç kalma ver kararı
Tebessümün kimseye, asla olmaz zararı.

Çevrimdışı frgg72

  • okur
  • *
  • İleti: 53
cesítlí nükteler
« Yanıtla #9 : 10 Mart 2006, 20:38:33 »
hocam ellerine saglik.. :x  :x  :x

azicik kisa yazilmis   siir  daha uzunu yokmuydu :D
Çaresizseniz; çare , sizsiniz...

Çevrimdışı telecafe

  • Moderatör
  • araştırmacı
  • *****
  • İleti: 261
    • http://www.antoloji.com/mevlut_bicik
cesítlí nükteler
« Yanıtla #10 : 10 Mart 2006, 21:31:26 »
Yahu hocam siz isinize baksaniza !ne güzel sohbetler yaziyordunuz,sitilinizi degistirmeyin lütfen ,siir isini bizim elimizden alinca biz napicaz yahu  !!!!!!!!Töbe ,töbe,töbe ............ :D  :D  :D

Çevrimdışı frgg72

  • okur
  • *
  • İleti: 53
cesítlí nükteler
« Yanıtla #11 : 10 Mart 2006, 23:36:10 »
Alıntı yapılan: "telecafe"
Yahu hocam siz isinize baksaniza !ne güzel sohbetler yaziyordunuz,sitilinizi degistirmeyin lütfen ,siir isini bizim elimizden alinca biz napicaz yahu  !!!!!!!!Töbe ,töbe,töbe ............ :D  :D  :D



telecafe kardes siz korkmayin elinizden alamazlar...

Siz icinizden geldigi gibi yaziyorsunuz biz ise kopya cekiyoruz!!!
Sizin yeriniz ayri...
Çaresizseniz; çare , sizsiniz...

Çevrimdışı Ahi

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 923
  • Bugün Allah (c.c) için ne yaptın?
cesítlí nükteler
« Yanıtla #12 : 10 Mart 2006, 23:49:20 »
Alıntı
Siz icinizden geldigi gibi yaziyorsunuz biz ise kopya cekiyoruz!!!
Sizin yeriniz ayri...

 :salingac:
salla bakiim. skue 313' den selamlar
Herhangi bir insan vaktini nasıl geçireceğini, üstün bir insan ise vaktini nasıl tasarruf edeceğini düşünür. – Schopenhaver

Çevrimdışı frgg72

  • okur
  • *
  • İleti: 53
cesítlí nükteler
« Yanıtla #13 : 11 Mart 2006, 00:44:11 »
Alıntı yapılan: "Ahi"
Alıntı
Siz icinizden geldigi gibi yaziyorsunuz biz ise kopya cekiyoruz!!!
Sizin yeriniz ayri...

 :salingac:
salla bakiim. skue 313' den selamlar



Burasi  ciddi  bir Forum sahifesidir  ...Lütfen ciddiyeti muhafaza edelim :(
Çaresizseniz; çare , sizsiniz...

Çevrimdışı telecafe

  • Moderatör
  • araştırmacı
  • *****
  • İleti: 261
    • http://www.antoloji.com/mevlut_bicik
cesítlí nükteler
« Yanıtla #14 : 11 Mart 2006, 15:11:18 »
Görünce eski günlerimi hatirladim sevindim
Sanki ! su salincak,cocuklugumdaki salincak.
Ciddiyeti bozarmi diye düsündüm, degindim
Sabirli olsana kardesim.ne var bunda alincak.