Gönderen Konu: Nükteler...  (Okunma sayısı 126134 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

zaman_1453

  • Ziyaretçi
Nükteler:
« Yanıtla #120 : 02 Temmuz 2008, 00:24:45 »

Nükteler:
•   “Dünya nedir?
Bu dünya yaptıklarımızın yankılanıp yine bize döndüğü bir dağdır.”
   Mevlana

•   Dünyada iki kişi yaşar; biri veliler diğeri ise delilerdir. Veliler bilerek, deliler bilmeyerek yaşarlar.

•   Üç günlük dünya:
Hz. İsa buyurur ki, “Dünya üç gündür: 1- Dün: geçmiştir, elinde ondan bir şey yoktur.
2- Bugün: içinde bulunduğun andır. Bunu ganimet bil, değerlendir.
3- Yarın: gelecektir. Fakat yetişip yetişmeyeceğini bilmiyorum.”

•   Büyüklenme insanoğlu büyüklük Allah’a yarar
   Sen bir aciz kulsun bu sıfat sende ne arar?


Çevrimdışı Aslıhal

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 271
  • Sadece,halin aslı
Ynt: Nükteler...
« Yanıtla #121 : 04 Ekim 2008, 23:48:14 »
Tâhir ez-Zührî anlatıyor: Adamın biri Ebu Yusufun dersine geliyor ve sürekli susuyordu. Ebu Yusuf "Konuşmayacak mısın?" diye sorunca "Oruçlu ne zaman iftar eder?" diye sordu. Ebu Yusuf, "Güneş batınca," dedi. Adam, 'Ya güneş batmazsa!" deyince Ebu Yusuf güldü ve söyle dedi: "Sen, susmakla doğru yaptın. Ben, seni konuşturmakla hata yaptım."

Sonra şu mısraları söyledi:

"Şaşarım; murâdını anlatamayana
Verir âlim görüntüsü susmakla.
Örter murâdını anlatamaması onunla
Çıkar ortaya sırrı konuşunca"
Bârını gerden-i ahbâba edenler tahmîl
Ne kadar olsa sebük-ruh olur elbette sakîl
 

Çevrimdışı Günbatımı

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2490
  • Görelim Mevlâ'm neyler, neylerse güzel eyler...
Nükteler
« Yanıtla #122 : 19 Kasım 2008, 11:26:42 »
ACAİP
Bir köylü şehre girerken köpekler hücum etmiş. Taş alıp köpekleri def etmek için kaldırım taşlarına sarılmış. Çıkaramayınca şöyle demiş: Burası ne acaip memleket! Taşları bağlayıp, köpekleri salıvermişler!

İSKENDER’E YAKIŞAN
Bir fakir, İskender’in önüne çıkar:
-Az bir şey olsun, ihsan etmez misiniz?
-Az şey vermek bana lâyık değildir!
-İyi o zaman, çok ihsan ediniz!
-O da sana lâyık değil!..

GÜBRE BÖCEKLERİ

Yakın tarihimizin önemli nüktedanlarından Sakallı Celal, oldukça sıska, bir deri bir kemik görünümündeki çocuklarını alarak, bir dostunu ziyarete gitmiş. Adam şakayla karışık sormuş:
-Sakallı, bu gübre böcekleri sizin mi?
Hazır cevap Celâl’in cevabı müthiş olur:
-Evet efendim! Kokunuza geldiler!
« Son Düzenleme: 22 Kasım 2008, 16:17:06 Gönderen: İsra »
Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana 

Çevrimdışı Günbatımı

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2490
  • Görelim Mevlâ'm neyler, neylerse güzel eyler...
Ynt: Nükteler
« Yanıtla #123 : 19 Kasım 2008, 11:29:25 »
KAÇ ÇEŞİT DOST VAR?
“Söyler misiniz, kaç çeşit dost var?” şeklindeki soruya, Şâir Bâki şu cevabı verir: “Üç çeşit dost vardır: Bir dost vardır; gıda gibidir. Sen onu her zaman ararsın. Bir dost vardır; ilâç gibidir. Lâzım olduğunda ararsın. Bir dost daha vardır ki hastalık gibidir. O seni arar.”


“NEYSE, SİZ GELDİNİZ YA!”
Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa, İstanbul’a gidecek olan nedimi Şâir Nihat Bey’den, gelirken getirmesi için beyaz renkli, çok iyi bir eşek ister. Fakat Nihat Bey, eşeği almayı unutur. Mısır’a geldiğinde ise paşa haklı olarak hemen sorar: “Nihat Bey! Bizim eşek nerede kaldı?” Şâir şaşkınlıkla şöyle der: “VAllahi unuttum paşam! Şimdi sizi gördüm de hatırıma geldi!” Paşa, aldığı cevaba hiç memnun olmaz ama yine de gülümseyerek şöyle der: “Neyse, siz geldiniz ya; artık lüzûmu kalmadı!”



« Son Düzenleme: 22 Kasım 2008, 16:25:28 Gönderen: İsra »
Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana 

Çevrimdışı Günbatımı

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2490
  • Görelim Mevlâ'm neyler, neylerse güzel eyler...
Ynt: Nükteler
« Yanıtla #124 : 19 Kasım 2008, 11:30:39 »
YALANCI
 Asker, komutanının karşısına çıkıp izin ister:
          “Komutanım! Karım, çocuğumuzun çok hasta olduğunu yazmış da…”
          “Yalan söylüyorsun! Çünkü karından gelen mektubu ben de okudum; hiç öyle bir şeyden bahsetmiyordu.”
           Asker selâm verir. Tam kapıdan çıkarken döner ve samimiyetle: “Komutanım!” der, “İkimiz de yalancıyız anlaşılan; çünkü ben evli değilim!”


DOĞRUSU BU
       Adamın biri, İmam-ı Ebu Yusuf’a öğrenmek istediği bir şeyi sorar. İmam da, “Bilmiyorum” der.
       Adam, “Mademki bilmiyorsun, öyleyse ne diye devlet hazinesinden boşuna aylık alıyorsun?” deyince, İmam şu cevabı verir:
“Ben, bildiklerim için para alıyorum. Bilmediklerim için alsaydım, hazinede para kalmazdı.”


« Son Düzenleme: 22 Kasım 2008, 16:25:59 Gönderen: İsra »
Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana 

Çevrimdışı Günbatımı

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2490
  • Görelim Mevlâ'm neyler, neylerse güzel eyler...
Ynt: Nükteler
« Yanıtla #125 : 19 Kasım 2008, 11:38:02 »
BAKIŞ FARKI!
Adamın biri, Muhammed Bin Vâsi'nin bacağındaki yarayı görüp, "Sana acıyorum" dediğinde, ondan şu cevabı almış:
- Ben, aynı yaranın gözümde çıkmadığına şükrediyorum.


MUTLULUK

Tolstoy'a "nasıl mutlu oluyorsunuz?" diye sorduklarında şu cevabı vermiş:
- Sahip olduğum şeylere sevinerek, sahip olmadıklarımı ise hiç düşünmeyerek


NE ALIRSINIZ ?
Çok şişman olan Yahya Kemâl, bir yokuşun sonundaki lokantanın önünde dinlenirken,içeriden çıkan garson:
- Buyurun beyim, diye atılmış. Ne alırsınız?
Yahya Kemal, tebessüm edip:
- Evlât, demiş. Müsaade edersen biraz nefes alacağım.


« Son Düzenleme: 22 Kasım 2008, 16:26:31 Gönderen: İsra »
Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana 

Çevrimdışı Günbatımı

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2490
  • Görelim Mevlâ'm neyler, neylerse güzel eyler...
Ynt: Nükteler
« Yanıtla #126 : 19 Kasım 2008, 11:42:43 »
NEYZENİN NEZAKETİ!
Mehmet Âkif, elini yıkadıktan sonra, Neyzen Tevfik’in kendisine uzattığı havlunun kirini görünce:
- Hayır, diye bağırmış. Elimi daha yeni yıkadım.


UYKU KARDEŞLİĞİ
Mevlana Hazretleri, talebelerinin biriyle yürürken, yol kenarında birkaç köpeğin sarmaş dolaş uyuduklarını görürler.
Yanındaki talebesi:
- Güzel bir kardeşlik örneği, der. Keşke insanlar da bundan ibret alsa.
Mevlana, tebessüm ederek karşılık verir:
- Aralarına bir kemik atıver de, gör kardeşliklerini.


« Son Düzenleme: 22 Kasım 2008, 16:27:01 Gönderen: İsra »
Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana 

Çevrimdışı ay-yüzlüm

  • yazar
  • ****
  • İleti: 641
Ynt: Nükteler
« Yanıtla #127 : 19 Kasım 2008, 11:49:52 »
elinize sağlık güzel nükteler..
« Son Düzenleme: 22 Kasım 2008, 16:27:20 Gönderen: İsra »
Yürü dünya yürü bu yol dergaha gider.
Bu yol gama,kedere,acıya,aha gider.
Çıkablirsen eyer bu yokuşu zirveye,
Hüzünlenme o zaman sonu felaha gider.

Çevrimdışı Günbatımı

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2490
  • Görelim Mevlâ'm neyler, neylerse güzel eyler...
Şark Donu!
« Yanıtla #128 : 21 Kasım 2008, 13:27:56 »
Merak Etmeyin

Hazır cevaplılığı ile tanınan Fuat Paşa, resmi bir toplantı sırasında protokol icabı uzun etekli, arkası yırtmaçlı ceket (redingot) giymiştil.

Rus Çarı ll. Aleksandır, paşaya takılarak:
"Bakıyorum redingot giymişsiniz! Demek ki batılılaşıyorsunuz!" der.

Fuat Paşa laf altında kalmaz:

"Merak etmeyin majesteleri, içimde de Şark donu var!"
Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana 

Çevrimdışı Günbatımı

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2490
  • Görelim Mevlâ'm neyler, neylerse güzel eyler...
Ynt: Nükteler...
« Yanıtla #129 : 22 Kasım 2008, 15:20:31 »
Telâş mı, Talaş mı?

Sultan ll. Mahmut, kalın ve gür ses tonuna sahipmiş. Konuşmalarında sık kullandığı “telâş” kelimesini sürekli “talaş” olarak telâffuz eder, etrafın dikkatini çekermiş. Ancak hiç kimse çıkıp da koskoca sultanın yanlışını söylemeye cesaret edemezmiş.

Musahip Sait Efendi, padişahı incitmeden bu yanlışı düzeltmek istemiş. Bir gün padişahın huzuruna çıkan Sait Efendi:

“Ah Efendim! Sormayın başıma ne geldi?! Dün bir kaza atlattık.” demiş.

Sultan Mahmut merakla sormuş:

“Ne oldu Sait? Anlat!”

“Saye-i şahanenizle çâker-hânemizi (Sizin yardımınızla benim evimi) tamir etmiştik. Evdeki taşları alıp, bahçenin bir köşesine yığdık. Bizim Arap aşçı da patlıcan kızartmak maksadıyla bahçeden bir kucak talaş alarak ocağa atmış. Talaş birden parlamasın mı?! Aşçı telâşa kapılmış.”

Birkaç kere aynı sözleri işiten Sultan Mahmut, maksadı anlayarak:

“Anladım Sait, anladım; sus artık!” demiş ve o günden sonra “telâş” kelimesini hep doğru telâffuz etmiş…

(Alıntı: Ayşe Şen-Gerçek Yaşam Öyküleri)


Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana 

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6994
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Ynt: Nükteler...
« Yanıtla #130 : 22 Kasım 2008, 22:03:34 »
teşekkürler günbatımı...

Çevrimdışı Mezher

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 127
Ynt: Nükteler...
« Yanıtla #131 : 20 Aralık 2008, 19:33:57 »
Kanunî Sultan Süleyman bir sebepten ötürü Şâir Bâkî'ye kızar. Bursa'ya sürülmesini şu beyitle emreder:
"Bakî bed, azli ebed
Nef'i beled Bursa'ya red"

Bakî bu emri duyunca hemen şu cevabı yazar:
"Bakî bed, azli ebed
Nef'i beled
Oldun ise ey Bakî
Cihan mülkü Süleyman'a değil bâkî
Azlimde ısrar ve tehevvür eyledin amma
Buna çerh-i kemîn derler
Ne sen bakî ne ben bakî."

Kanunî bu cevabı okuyunca emrini geri alır ve şâire ihsanlarda  bulunur.

Çevrimdışı duha

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 5144
  • ѕησωƒℓαкє
İslâm Düşünür ve Alimlerinden Nükteler
« Yanıtla #132 : 21 Nisan 2009, 20:45:59 »
Develeri Kalbime Bağlamam
Biri İmam-ı Azam'a gelerek: "Yâ İmam, ben namazlarımı huşu içerisinde kılamıyorum.
Namazda iken develerimi otlatıyor, onlarla ilgileniyorum. Oysa siz benden daha zenginsiniz.
Peki siz ibadet zevkine nasıl erişiyor, ibadetlerinizi huşu içerisinde nasıl yapıyorsunuz?" diye sormuş.
İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretleri şöyle cevap vermişler:
"Ben develerimi kalbime bağlamam ki; ahıra bağlarım..."

Borç

İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretleri bir gün yolda giderken karşıdan gelen bir adamın yolunu
değiştirerek karşı tarafa geçtiğini görünce sormuş:
"Beni görünce neden yolunu değiştirdin?" Soruya muhatap olan şahıs utana sıkıla:
"Size olan borcumu hâlâ ödeyemediğim için sizden utanıyorum. Ben bu yüzden sizi görünce
yolumu değiştirmek için karşıya geçtim. Sizinle karşılaşmaktan uyanıyorum," demiş.
Bunun üzerine İmam-ı Azam Hazretleri şöyle demiş:
"Bundan sonra bana artık herhangi bir borcun yok. Şu andan itibaren bana olan borcunu siliyorum. Bu zamana kadar beni her gördüğünde seni huzursuz ettiğim için bana hakkını helâl et."

Boynuz-Akıl

İmâm-ı Azam Hazretleri, bir gün kendisine doğru gelmekte olan bir hayvana yol verip kenara çekilmiş. Orada bulunanlar Ebu Hanife'ye niye kenara çekildiğini sorduklarında ondan şu cevabı almışlar: "Onun boynuzları var, benim ise aklım."

Neden Boşuna Para Alıyorsun

İmam Ebu Yusuf'a birisi öğrenmek istediği bazı konularda sorular sormuş. Ebu Yusuf, soruların bazılarına:
"Bilmiyorum" cevabını vermesi üzerine sorduğu soruların bir kısmına cevap alamayan şahıs:
"Bilmiyorsun madem devlet hazinesinden neden boşuna para alıyorsun?" diye fırça atmaya kalkınca, İmam Ebu Yusuf şöyle diyerek muhatabını susturmuş:
"Ben devlet hazinesinden bildiklerim için para alıyorum. Bilmediklerim için para almış olsaydım devlet hazinesinde para kalmazdı."
söz Hayâtî'dir; İnanç taşıyoruz.....

[/center]

Çevrimdışı Günbatımı

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2490
  • Görelim Mevlâ'm neyler, neylerse güzel eyler...
Ynt: Nükteler...
« Yanıtla #133 : 22 Nisan 2009, 12:09:27 »
Evi hırsızlar tarafından soyulmuş olan bir kadın, Kanuni Sultan Süleyman'a gelerek şikayette bulunur. Padişah kadını dinledikten sonra ona şöyle sorar:
"Hırsızların evini soyduğunu duymayacak kadar da insan derin uyur mu?"
Evi soyulan kadın, Padişah'ın sorusuna şu ilginç cevabı verir:
"Biz sizi uyanık bildiğimiz için o kadar derin uykuya dalmıştık."

Bugün bırakın devletin en üst kademesini, en alt kademelerden bir polis memuruna bile böyle desek halimiz nice olurdu herhalde!  e60))  İşte demokrasi, işte fikir özgürlüğü, işte kadının özgürlüğü vs. vs. ... -))?
Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana 

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6994
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Ağız tadından sonra
« Yanıtla #134 : 23 Nisan 2009, 12:44:22 »
Emir Timur, bir gün Akşehir'in ileri gelenlerini sarayına davet etmiş ve onlara şerbet ikram etmiş.Hizmetçiler ilk şerbeti Timur'a vermişler.Meclisde bulunanlardan birisi hükümdara 'afiyet olsun' diyeceği yerde telaşından 'merhaba' deyivermiş.Timur'un bu münasebetsizliğe kızdığını anlayan bir nüktedan, adamı bu zor durumdan kurtarmak için,

-"Sultanım, bizim Akşehir'in merhabası ağız tadından sonra yapılır." demiş.

Fazilet Takvimi, 23.04.2009