Gönderen Konu: Nükteler...  (Okunma sayısı 52368 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı duha

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 5143
  • ѕησωƒℓαкє
Sahabe ve Tabiundan Nükteler
« Yanıtla #135 : 25 Nisan 2009, 17:36:40 »



İkisini de Affeyle


Sahabilerden biri Hz. Ebu Bekir'in yanına gelip ona şöyle diyerek bir dua etmiş:
"Çok günahkârım, benim için dua eder misin?"
Hz. Ebu Bekir Efendimiz de şu şekilde bir dua etmiş:
"Yâ Rabbi, bir günahkâr bir diğerinden dua istiyor, ikisini de affeyle."

Allah'ın Takdiri


Suriye'ye gelen Hz. Ömer, burada veba salgını olduğunu öğrenince geri dönmek istedi.
Geri dönme kararı aldığı için Hz. Ebu Ubeyde Hz. Ömer'e itiraz etti ve:
"Allah'ın takdirinden mi kaçıyorsun?" diye sordu.
Bu soruya Hz. Ömer'in cevabı şu oldu:
"Keşke bunu senden başka biri söyleseydi. Evet, ben Allah'ın bir takdirinden diğer
takdirine kaçıyorum."

Nasıl Hesaba Çeker?

Biri, Hz. Ali Efendimize (r.a.) gelerek: "Ya Ali! Allah bu kadar insanı nasıl hesaba çeker?"
diye sorduğunda Hz. Ali'den şu cevap almış: "Nasıl rızıklandırıyorsa, öyle."

O Büyüktür


Hz. Abbasa soruldu: "Sen mi büyüksün, yoksa Hz. Peygamberimiz mi?" Peygamberimizin amcası olan Hz. Abbas, şu cevabı verdiler:
"Ben ondan önce doğdum; ama O (a.s.m.) benden büyüktür."

Nasıl Bilir?

Biri Hz. Aişe Validemize sormuş: "Ey Mü'minlerin annesi, bir insan kendisinin iyilerden olduğunu nasıl bilir?" Hz. Aişe Annemiz: "Kendisinin kötülerden olduğunu bildiği zaman," diye cevap vermiş. Bunun üzerine aynı şahıs: "Peki kendisinin kötü insanlardan olduğunu nasıl bilir?" diye sormuş. Hz. Aişe Annemiz bu kez de şöyle demiş: "Kendini iyilerden gördüğü zaman."

Miras


Günün birinde Ebu Hureyye (r.a.) sokakta gördüğü insanlara:
"Burada boşu boşuna ne dolaşıp duruyorsunuz? Mescide koşun; orada Resül-i Ekrem'in (a.s.m.) mirası bölüşülüyor. Siz de alın," der. Bunu işiten kişiler hemen mescide giderler. Ama orada herhangi bir mal varlığının paylaşıldığını göremeyince de geri gelip, Ebu Hureyre'ye (r.a.): "Biz senin söylediğin gibi bir taksim görmedik," derler. Ebu Hureyre (r.a.):
"Peki ne gördünüz?" diye sorar. Onlar da:
"Mescidde kimi Kur'an okuyor, kimi zikir yapıyor, kimi ilim öğreniyor," derler.
Bunun üzerine Ebu Hureyre (r.a.) şöyle der: "İşte Resül-i Ekrem'in (aleyhissalatu vesselam) mirası odur..."
söz Hayâtî'dir; İnanç taşıyoruz.....

[/center]

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7473
Ynt: Nükteler...
« Yanıtla #136 : 28 Nisan 2009, 03:18:30 »
Nefse Bu Eziyet Niye?


Alkarna bin Kays, nefsi ile çok mücadele ederdi. Kendisine:

- Nefsine neden bu kadar azap ediyorsun? diye sorulduğunda:

- Onu çok sevdiğim için,onu cehennemden korumak için, cevabını verirdi.

Çevrimdışı duha

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 5143
  • ѕησωƒℓαкє
Ynt: Nükteler...
« Yanıtla #137 : 19 Mayıs 2009, 00:45:17 »
Malın Nerede?

Hasan el-Basrî, "Ben ölümden korkuyor ve onu sevmiyorum" diyen birine şu cevabı vermiştir: - Malını geride bıraktığın için ölümü sevmiyorsun. Eğer malını ileriye (ahirete) gönderseydin, peşinden gitmek isteyecektin.
söz Hayâtî'dir; İnanç taşıyoruz.....

[/center]

Çevrimdışı Mahi

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1114
Haydi Çık Oradan
« Yanıtla #138 : 02 Haziran 2009, 13:26:45 »
Sultan Murat devrinde ayyaş Bekri Mustafa, meyhaneden zilzurna sarhoş çıkmıştı.Devriyeler peşine takılıp kendisini kovalamaya başladılar.Kurtulamayacağını anlayan ayyaş Bekri Mustafa, kendini kaldırıp havuza attı.Devriyeler havuzun kenarına gelip:

-“Haydi çık oradan” dediklerinde Bekri Mustafa;
-“Ben karada değil, deryadayım.Bana Kaptanpaşa karışır” diye cevap verdi.

Çevrimdışı bıktımm

  • okur
  • *
  • İleti: 50
Ynt: Nükteler...
« Yanıtla #139 : 04 Haziran 2009, 19:05:40 »
Mehmet Akif birgün oturken yanına bir adam gelmiş.Onu aşağılamak isteyerek sormuş:
"Efendim siz baytardınız değil mi?"
Mehmet Akif istifini bozmadan cevap vermiş.
"Evet,bir yeriniz mi ağrıyordu?"

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7473
Ynt: Nükteler...
« Yanıtla #140 : 17 Temmuz 2009, 23:45:33 »
İngiliz garson, Türk müşteriye:
-Çanakkalede çok askerimizi öldürdüğünüz için sizleri pek sevmeyiz deyince, bizimkinden gayet soğukkanlı bir şekilde şu cevabı almış:
-Orada ne işiniz vardı?

Gönlümü fethettiği için

Fatihe sorarlar:
-İstanbulu niçin fethettin?
Cevap verir:
-Önce o benim gönlümü fethettiği için!

Çevrimdışı Ay Işığı

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1163
Gölge Kadısı
« Yanıtla #141 : 12 Ağustos 2009, 23:20:38 »
Gölge Kadısı      

Hoca merhum büyük bir alimdir. Medrese mezunudur. Arkadaşı ise şehirde kadıdır.
Kendisi köylerde hocalık yaparmış. Bir gün işsiz kalmış. Şehirdeki Kadı olan arkadaşından  iş istemiş.
Arkadaşı da başından savmak için ;
   
__”Ben sana sonra haber veririm.” Hoca ;
   
__”Aklıma bir şey geldi . Ben gölge kadısı olayım.
   
__”Bu nasıl olacak ?
   
__”Gölgenin sana bir zararı olmadığı gibi benim de sana bir zararım olmayacak. Halledemediğin davaları bana yollarsın “der.
       
Bu durum arkadaşının hoşuna gider. Ve hocaya bir oda hazırlanır. Kapısına “GÖLGE KADISI” yazılır. Birkaç gün sonra arkadaşı olan kadıya iki kişi gelir. Birisi ,
   
__”Efendim bu adam bir zenginin odununu yarıyordu fakat yararken oduna vururken “ıh “ ses çıkarmıyordu. Bende ona yardımcı olmak için karşısına geçtim , her vuruşta “ ıh “ dedim. “Ih “ diye diye boğazım ağrıdı. Fakat hakkımı vermiyor. “
       
Zavallı odunları yaran adam zaten az para kazanmış .Kendisine savunmuş ama kadı şaşırıp kalmış. Hangisinden yana çıkacağını bilememiş. Son anda aklına gölge kadısı gelir. Der ki  ;
   
__”Sizin davanız çok önemli. Ben bu davaya bakamam. En iyisi siz “GÖLGE KADISI” ‘na gidin.
       
Onlarda hocanın yanına gelirler. Müddâî haksız olduğu halde hocaya anlatıda anlatır. Hoca da ;
   
__”Haklısın senin hakkını vermek lazım der.
       
Zavallı çalışan adam korkmaya başlar. Paraları gidecek. Sonra hoca oradan bir sac parçası ( teneke ) ister. Para kazanan adamdan bütün paraları ister ve adamdan paraları alır. Ve o tenekenin üzerine tek tek bırakır. Paralar her düşüşte ses çıkartıyor. Hoca paraların sahibine dönerek ;
   
__”Sen paralarını alabilirsin. Müddâîye ise ;
   
__”Sende bu paraların sesini al. “ der. Mahkeme hal olunur.   

Çevrimdışı ıssızada

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 107
osmanlı'da nükte
« Yanıtla #142 : 17 Aralık 2010, 22:22:54 »
19. yy. âlim ve şairlerinden Gaziantepli Hasırcızade Mehmet Ağa, devrinin en nüktedan kişilerinden biriymiş. Dönemin devlet adamlarından Fuat Paşa ile de tanışıklığı olan Hasırcızade Mehmet, Paşayla görüştüğü bir gün, gözü onun parmağındaki yüzüğe takılmış. Fuat paşa sormuş:
-Taşına mı bakıyorsunuz?
-Evet Paşam.
-Elmastır.
-Ne faydası var, yani ne getirir?
-Yüzük taşı ne getirecek Mehmet Ağa?
-Benim de babadan kalma iki taşım var, senede yüz altın getirirler.
-Yaa, ne taşı bunlar?
-Değirmen taşı paşam
'' Hudâ yardımcıdır ehl-i hüdaya ,

   Sizi ısmarladım hıfz-ı Hudâ'ya ''

Çevrimdışı ıssızada

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 107
Ynt: osmanlı'da nükte
« Yanıtla #143 : 17 Aralık 2010, 22:24:13 »
HİLLELİ MEHMET FUZULİ

Eşref, İzmir'in kazalarından birinde kaymakamken, İzmir valisi olan Kâmil Paşa, o kazaya teftişe gelmiş. Vali kazaya geldiğinde Eşref bir eşeğin sırtında tur atıyormuş. Eşref'i o halde gören Kâmil Paşa Eşref'in dikkatini çekmiş:
- Aman dikkat et Eşref, eşek seni düşürmesin!
- Meraklanmayın paşa, eşek kâmildir.
'' Hudâ yardımcıdır ehl-i hüdaya ,

   Sizi ısmarladım hıfz-ı Hudâ'ya ''

Çevrimdışı ıssızada

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 107
Ynt: osmanlı'da nükte
« Yanıtla #144 : 17 Aralık 2010, 22:25:47 »
Yavuz Sultan Selim devlet harcamalarında olduğu gibi şahsi harcamalarında da sadeliği
ön planda tutardı. Lüks ve israfa kaçan süslü elbiseleri giymeyi sevmezdi.
Süslü elbiselerin kadınlara yakıştığını düşünür ve erkeklerin böyle giyinmelerini de doğru bulmazdı.
Günün birinde oğlu Şehzade Süleyman, pek süslü ve parlak elbiseler giyinmiş ve pahalı
mücevherleri takınmış olduğu halde huzuruna çıktı.
Oğlunun bu süslü giyimini gören Padişah, şöyle dedi:
"Sen böyle giyinirsen anan ne giyinsin Süleyman? Anana takacak ziynet bırakmamışsın."
'' Hudâ yardımcıdır ehl-i hüdaya ,

   Sizi ısmarladım hıfz-ı Hudâ'ya ''

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6992
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Ynt: Nükteler...
« Yanıtla #145 : 20 Aralık 2010, 13:38:38 »
Yavuz Sultan Selim devlet harcamalarında olduğu gibi şahsi harcamalarında da sadeliği
ön planda tutardı. Lüks ve israfa kaçan süslü elbiseleri giymeyi sevmezdi.
Süslü elbiselerin kadınlara yakıştığını düşünür ve erkeklerin böyle giyinmelerini de doğru bulmazdı.
Günün birinde oğlu Şehzade Süleyman, pek süslü ve parlak elbiseler giyinmiş ve pahalı
mücevherleri takınmış olduğu halde huzuruna çıktı.
Oğlunun bu süslü giyimini gören Padişah, şöyle dedi:
"Sen böyle giyinirsen anan ne giyinsin Süleyman? Anana takacak ziynet bırakmamışsın."

Bu ikinci, üçüncü dereceden tarih kaynaklarında geçmekte, farklı versiyonları da bulunmaktadır.Bu nedenle doğruluğu zayıftır.

Çevrimdışı Hâsıl-ı Kelam

  • Moderatör
  • yazar
  • *****
  • İleti: 678
Bak Osman, tazıyı geri alırım ha!
« Yanıtla #146 : 06 Ocak 2011, 16:49:53 »
Padişah, gösterdiği bir hünerinden dolayı Osman isimli birisine demiş:

“Dile benden ne dilersen Osman!”

Osman da sinsi sinsi düşündükten sonra:

“Canınızın sağlını dilerim padişahım” dedikten sonra ilave etmiş:

“Bana bir tazı verin padişahım” demiş. Kendisinden çok şey isteyeceğini bekleyen padişah şaşırmış.

“Verin şuna bir tazı, ne yapacaksın bu tazıyı?” demiş.

“Ava gideceğim, onun için bir de ok, yay ve mızrak lütfedin efendim”

“Sözü mü olur, verin şuna biraz av malzemesi” demiş.

“Efendim, at olmazsa ben nasıl ava giderim?” demiş ve bir de at almış. Daha sonra bir bir sıralamaya başlamış. At için ahır istemiş, atın yayılabileceği bir çayırlık istemiş, ardından at bakıcıları istemiş. İstemiş de istemiş. Padişah bakmış iş kötüye gidiyor. Osman’ın kulağına eğilmiş:

“Bana bak Osman, tazıyı geri alırım ha!” demiş.
Nefsinle değil, kalbinle düşün ve karar ver!

Çevrimdışı xadam

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 9
Ynt: Nükteler...
« Yanıtla #147 : 06 Ocak 2011, 18:05:09 »
Bir bilgeye " Nasıl insan oluruz?" diye sormuşlar ya.
"Üç adım atlama" gibi bir cevap vermiş bilge kişi:
Önce sana kötülük yapanlara kötülük düşünmemen gelir,
İnsanlığa attığın ilk adım budur... Sana kötülük yapanlara iyilik
yapabildiğin an ise ikinci büyük adımı atar ve hakiki insan olmaya başlarsın. Nihayet, sana iyilik yapanla kötülük yapan arasında bir fark hissetmeyecek hale geldiğin zaman insan olursun

************************************

Bir bilgeye
sormuşlar:
- Bir insanın zekasını nereden anlarsınız?
- Konuşmasından.
- Ya hiç konuşmazsa?
- O kadar akıllı insan yoktur ki!..

*************************************

Bir bilgeye sormuşlar en mutlu insan kimdir. İşte o dağdaki çobandır demiş.
Neden diye sormuşlar. Çünkü demiş insan bildikleriyle yaşar, onun
bildikleri koyunları ve çevresiyle sınırlı kendisini mutsuz edecek veya kafasını karıştıracak fazla bir bilgiye sahip değil.
« Son Düzenleme: 06 Ocak 2011, 18:13:57 Gönderen: Tuğra »