Gönderen Konu: Peygamberimizin (sav) Yemek Tavsiyeleri  (Okunma sayısı 3174 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı sıddık-birgüvi

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 282
Peygamberimizin (sav) Yemek Tavsiyeleri
« : 23 Şubat 2006, 01:44:38 »

PEYGAMBERİMİZİN (SAV) YEMEK TAVSİYELERİ

Çok sıcak ve çok soğuk yemeyiniz.

Çok çiğneyiniz, yavaş yemek yiyiniz.

Yemekten evvel ve yemekten sonra ellerinizi yıkayınız.

Yemekten daima iştahlı olarak kalkınız, çok yemeyiniz.

Yemeklerde çok su içmeyiniz.

Kışın daha ziyade yağlı yemekler, yazın hafif yiyecekler ve sebze yiyiniz.

Yemeklerde daima neşeli olunuz, yalnız yemek yemeyiniz.

Yemekten sonra daima dua ederek şükrediniz.

Ayda bir gün muhakkak oruç tutunuz, vücudunuz dinlensin.

Bal yiyiniz, bin derde devadır.
« Son Düzenleme: 12 Eylül 2008, 13:56:27 Gönderen: Tuğra »

Vuslat Yolcusu

  • Ziyaretçi
PEYGAMBERİMİZİN (SAV) YEMEK TAVSİYELERİ
« Yanıtla #1 : 26 Şubat 2006, 01:53:24 »
Alıntı

Yemekten sonra daima dua ederek şükrediniz.
Ayda bir gün muhakkak oruç tutunuz, vücudunuz dinlensin.
Bal yiyiniz, bin derde devadır.

 :x

Çevrimdışı Mstfx67

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 354
PEYGAMBERİMİZİN (SAV) YEMEK TAVSİYELERİ
« Yanıtla #2 : 27 Şubat 2006, 17:31:55 »
:P  :P
BA$KASININ AYIBINI SÖYLEMEYi DÜSÜNDÜGÜN ZAMAN NEFSININ AYIBINI hATIRLA!!!

mazhar

  • Ziyaretçi
Ynt: Peygamberimizin (sav) Yemek Tavsiyeleri
« Yanıtla #3 : 18 Kasım 2014, 08:14:49 »

   Peygamberimizin hayatında kendisini sürekli dinç ve kuvvetli tutan beslenme şeklini merak ediyorum. Beni bu konuda aydınlatırsanız sevinirim.[/color][/size]


   Peygamberimiz'in şemaili ile ilgili kaynaklarda yeme içme âdeti başlığında işlenen pek çok konu bulunmaktadır. Bu rivayetleri incelerken o dönemin coğrafî ve kültürel şartlarını göz önünde bulundurmak sağlıklı bir yaklaşım olacaktır.
 
Hz. Peygamberin yemekte aradığı başlıca özellik onun helal ve temiz oluşu ile vücuda yararlı olup olmadığıdır. Yemek seçme ve yemeğe kusur bulma âdeti kesinlikle yoktur. Hiç bir yemeğe karşı aşırı düşkünlüğü olmadığı gibi canı çekme denilen halleri de olmamıştır
 
Hz. Peygamber daima arpa unundan yapılmış ekmek yemişler, kepeği iyice ayıklamış has undan mamul ekmek yememişlerdir. Kepeği iyice ayıklamak için elek kullanılmamış, kepekler üflenerek veya savrularak giderilmiştir.
 
Hz. Peygamber'in buğday ununa rağbet etmeyişini, buğdayın zararlı oluşundan veya buğday unu yemenin dinî sakıncasının bulunuşundan çok o dönemde Hicaz bölgesinde buğdayın ithal edilen pahalı bir yiyecek olmasına, Hz. Peygamber'in de lükse karşı kesin tavır koymasına bağlamak daha doğru olacaktır. Buna ilave olarak arpa unundan yapılan ekmeği tercih edişlerinde iktisadi sebepler yanında arpa ekmeğinin doyurucu ve besleyici oluşunun da bu tercihte payı vardır. Kepeğin iyice ayıklanmayışını sindirim sistemine faydası ile açıklamak mümkündür.
 
Hz. Peygamber, sofrasında iştah açıcı olarak kullanılan salata, turşu baharat vb için bir kap bulundurmazdı. Hiçbir zaman alıştığı miktardan daha fazla yemek yemezdi.
Kaynakların verdiği bilgiye göre Peygamber Efendimiz en fazla iki öğün yemek yemişlerdir. Bu iki öğünden birisi daima hafif yiyecekler şeklinde olmuştur. Onun hafif yiyeceği ise hurmadan oluşurdu. Akşam öğününün ihmal edilmemesini tavsiye eden Hz. Peygamber'in "akşam öğünü" olarak nitelediği yemek gün batımından veya akşam namazından hemen sonra yenen günün ikinci yemeğidir.
 
Alınan her gıdanın, insanın iyi ya da kötü davranmasına yol açan enerjiye dönüştüğünün farkında olan Hz. Peygamber ve ashabı, yedikleri yemeğin nasıl bir davranışa vesile olacağının endişesini taşımışlar, hayırlı işler yapmalarına vesile kılması için Allah'a şükür ve niyazda bulunmuşlardır
 
Yenilecek yemeğin miktarı olarak "midenin üçte birini yemeğe, üçte birini içeceğe, üçte birini de nefes payına"  ayırmanın tavsiye edildiği hadisten, iyice doymadan ve iştahı tam kesilmeden sofradan kalkmanın tavsiye edildiği anlaşılmalıdır.
 
Hz. Peygamber'in yemekte aradığı başlıca özellik onun helal ve temiz oluşu ile vücuda yararlı olup olmadığıdır. Yemek seçme ve yemeğe kusur bulma âdeti kesinlikle yoktur. Hiç bir yemeğe karşı aşırı düşkünlüğü olmadığı gibi canı çekme denilen halleri de olmamıştır.
 
Misafirlikte kendisine yapılan ikramları severek yiyen Hz. Peygamber "Sirke ne güzel katıktır, Ya Rabbi, sirkeyi mübarek kıl. Zira o benden önceki peygamberlerin de katığı idi. Sirke bulunan ev, muhtaç duruma düşmez" buyurmuş, kendisine et çorbası ve kabak yemeği ikram eden bir terzinin evinde kabağı iştahla yemiş bir başka davette et ikram edilince "et, dünya ve cennet yemeklerinin şahıdır" buyurmuştur. Bir başka münasebetle de hurma varsa başka katığa ihtiyaç yoktur anlamında "hurma bulunmayan ev, yemeksiz (katıksız) ev gibidir." buyurmuştur.
 
Eldeki vesikalar özetlenirse, Hz. Peygamber'in katık olarak yediği yemeklerin bir kısmı şöylece sıralanabilir: Koyunun ön kolu ve sırt eti, pirzola, kebap, tavuk, toy kuşu,et çorbası, tirit, kabak, zeytin yağı, çökelek, kavun, helva, bal, hurma, pazı, anber balığı.
 
Yine kaynaklardan Peygamber Efendimiz'in meyvelerden kavun, karpuz, salatalık, üzüm ayva, acur ve misvak ağacının meyvesini yediğini öğreniyoruz. Aslında ashab-ı kiramdan bu konuda gelen rivayetlerin içeriği, Efendimizin yediği ve yemediği, hoşlandığı veya hoşlanmadığı meyveleri anlatmaktan çok O'nunla geçen beraberlikleri içinde "meyve"lerle ilgili bir hatıra varsa bu arada onu da dile getirmek şeklinde olmuştur.
Asr-ı Saadet döneminin içeceklerinin başında bal şerbeti, hurma ve kuru üzüm şırası ve süt gelmekteydi.
Alınan her gıdanın, insanın iyi ya da kötü davranmasına yol açan enerjiye dönüştüğünün farkında olan Hz. Peygamber ve ashabı, yedikleri yemeğin nasıl bir davranışa vesile olacağının endişesini taşımışlar, hayırlı işler yapmalarına vesile kılması için Allah'a şükür ve niyazda bulunmuşlardır.
son Peygamber info[/color]
[/size]Cevaplayan: Meral Günel (Uzman İlahiyatçı)
[/font]