Gönderen Konu: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]  (Okunma sayısı 21907 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı duha

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 5143
  • ѕησωƒℓαкє
Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
« Yanıtla #15 : 26 Temmuz 2010, 21:01:00 »

Allah bu geceyi en güzel bir şekilde ihya edenlerden eylesin.
söz Hayâtî'dir; İnanç taşıyoruz.....

[/center]

Çevrimdışı omur

  • ömür
  • yazar
  • ****
  • İleti: 649
Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
« Yanıtla #16 : 26 Temmuz 2010, 22:38:57 »
Allah bu geceyi en güzel bir şekilde ihya edenlerden eylesin.

Amin.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
« Yanıtla #17 : 12 Temmuz 2011, 00:46:03 »
15 Temmuz 2011 Cuma Akşamı
Mübarek Berâat Kandilimiz olup,
hazırlıklı ve uyanık olmak istifade açısıdan son derece ehemmiyet arz etmektedir.




______________________quote author=Mahi______________________
Bu Gecenin İhyası

Faziletine sınır olmayan bu gecenin ihyâsına önceden hazırlanmalı, Efendimiz (S.A.V)'e uyarak 13. ve 14. gece ve günlerinden başlanmalıdır. Aynı zamanda “Eyyâmı biyz” olduğu için Şâ’banın 13, 14, 15.( Perşembe, Cuma ve Cumartesi) günleri mutlaka oruçlu olunmalıdır. Bu şekilde hem Şâ’banı şerifin ortasından üç günü yani “Eyyâm-ı Biyz”'ı oruçlu geçirmenin faziletine nâil oluruz. Hemde Berâat Kandilini oruçla karşılamış ve daha mühimi Kandilin gündüzünde de oruç tutmuş oluruz.

13 ve 14. gecelerden itibaren Tesbih namazı, Teheccüt namazı gibi namazları kılarak bu geceye hazırlanmakta büyük faydalar vardır.

Bu geceye girmeden önce  şahsi işlerimizi  ibâdete mâni olmayacak şekilde  ayarlamalıyız.

Bu  geceye dinç bir şekilde girerek kendimizi sadece ibadete vermeliyiz.

Bilhassa tarif edilen 100 rekatlı namazı kılmaya çalışmalıyız. 100' e tamamlayamasak bile 2 rekattan başlayarak kılabildiğimiz kadarına gayret etmeliyiz.  (İhlasların arasında Besmele okunmaz.)
______________________quote______________________


« Son Düzenleme: 11 Haziran 2014, 00:40:44 Gönderen: Mücteba »

mazhar

  • Ziyaretçi
Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
« Yanıtla #18 : 12 Temmuz 2011, 08:19:18 »
Hatırlatma için Allah razı olsun.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
« Yanıtla #19 : 12 Temmuz 2011, 11:48:15 »
Hatırlatma için Allah razı olsun.

Cümlemizden mazhar. Bu Mübarek gecede bize de dua ediniz.

Çevrimdışı Lahza

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 13
  • İ' Lem eyyühe ' l _Aziz !! ...
Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
« Yanıtla #20 : 12 Temmuz 2011, 12:13:05 »
Beraat gecesi,Rabbimiz tevbe, istiğfar ederek pişmanlık duyan günahkârların cümlesini affedeceğini bildiriyor.
Ancak şu sekiz sınıfın KESİN TEVBE ETMEDİKÇE bu aftan istifadelerinin olamayacağını da işaret ediyor:
1-Allah’a şirk koşanlar.
2-Ana-babalarına isyan eden, onların kablerini kırıp gönüllerini yıkanlar.
3-İçkiye devam edenler.
4-Falcılık edip gelecekten haber verenler.
5-Din kardeşine besledikleri kinden vazgeçmek istemeyenler.
6-Adam öldürmekten pişmanlık duymayanlar.
7-Nikâhsız aile ile yaşayanlar.
8-Akrabalarıyla alâkayı kesip ihmal edenler.

Rabbim bu geceyi hakkıyla idrak etmeyi cümlemize nasip etsin birbirimize dua edelim inşaAllah ,sadakat ailesi olarak dualarınıza acizane ihtiyacım var selametle..
İ' Lem  eyyühe ' l _Aziz !! ...

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
« Yanıtla #21 : 12 Temmuz 2011, 23:09:52 »

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
« Yanıtla #22 : 13 Temmuz 2011, 10:09:17 »

Çevrimdışı ihvan

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2354
Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
« Yanıtla #23 : 13 Temmuz 2011, 17:09:06 »
.kandilimiz bütün ihvana mübarek olsun.dua eder dua bekleriz............

Çevrimdışı fuba30

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 101
    • http://www.islamiyetim.net
Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili
« Yanıtla #24 : 13 Temmuz 2011, 17:43:22 »
BERAT KANDİLİ
Hadislerle Berat Kandili

- Resulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurmuşlardı:
“Recep, Allah’ın ayıdır. Şaban, benim ayımdır. Ramazan, ümmetimin ayıdır”. Mübarek Recep ayının ardından gelen Şaban ayı Resulullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in ayıdır. Bu mübarek ayın değerini bilerek, ibadetlerimizi yapmalı, alemlerin Rabbinden af dilemeliyiz.

Şaban ayının önemli özelliklerinden biri Beraat gecesi gibi müstesna bir gecenin bu ayın içinde bulunmasıdır.

Ebu Hüreyre RadıyAllahu And’dan rivayet edildiğine göre: Resulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurmuştur:
—“Şaban ayının on beşinci gecesinin ilk vaktinde Cebrail (a.s) bana geldi; şöyle dedi:
—“Ya Muhammed, başını semaya kaldır. Sordum.
—“Bu gece nasıl bir gecedir? Şöyle anlattı:
—“Bu gece, Allah-u Teala, rahmet kapılarından üç yüz tanesini açar. Kendisine şirk koşmayanların hemen herkesi bağışlar. Meğer ki, bağışlayacağı kimseler büyücü, kahin, devamlı şarap içen, faizciliğe ve zinaya devam eden kimselerden olsun. Bu kimseler tövbe edinceye kadar, Allah-u Teala onları bağışlamaz.
Gecenin dörtte biri geçtikten sonra, Cebrail yine geldi ve şöyle dedi: “Ya Muhammed başını kaldır. Bir de baktım ki, cennet kapıları açılmış.
Cennetin birinci kapısında dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyor: “Ne mutlu bu gece rüku edenlere.
İkinci kapıdan dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: “Bu gece secde edenlere ne mutlu”.
Üçüncü kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: “Bu gece dua edenlere ne mutlu.” Dördüncü kapıda duran melek dahi şöyle sesleniyordu: -”Bu gece, Allah’ı zikredenlere ne mutlu”.
Beşinci kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: “Bu gece Allah korkusundan ağlayan kimselere ne mutlu.”
Altıncı kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: “Bu gece Müslümanlara ne mutlu.” Yedinci kapıda da bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: “Günahının bağışlanmasını dileyen yok mu ki, günahları bağışlansın.
Bunları gördükten sonra, Cebrail’e sordum: “Bu kapılar ne zamana kadar açık kalacak?
Şöyle dedi: “Ya Muhammed, Allah-u Teala, bu gece, Kelp kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısı kadar kimseyi cehennemden azat eder.”

- Hz. Ayşe RadıyAllahu Anha anlatıyor: “Resulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem buyurdular ki: “Allah Teala Hazretleri, Nıfs-u Şa’ban gecesinde dünya semasına iner ve Kelb kabilesinin koyunlarının tüyünün adedinden daha çok sayıda günahı affeder.”

Berat Gecesinin Mahiyeti ve Önemi

Yıllık bir program çerçevesinde yürütülen ticari faaliyetler yıl sonunda o program esaslarına göre kontrol) ve teftiş edilir. Kâr zarar hesapları yapılır. Kesin hesabın tespitinden sonra da gelecek yılın programı hazırlanarak şeklini alır.
Her yıl tekrar edilen bu kontrol ve tespit işlemleri sayesinde ekonomik hayatta istikrarlı ve sağlam bir ilerlemenin temini mümkün olur.
Bu misalin ışığında manevi hayatımıza ve faaliyetlerimize bakalım. Dünya, âhiret hayatının kazanılması için yaratılmış bir manevi ticaret yeri olduğuna göre, o ticaretle ilgili faaliyetlerin de yıllık muhasebeye tabi olması gayet tabiidir.
Bu muhasebenin vakti üç ayların içindedir. Berat Kandili ile başlayıp Kadir Gecesiyle biten devreye rastlar.
Duhan Sûresinin 2., 3. ve 4. âyetlerinin Berat Gecesinden bahsettiği bildirilmektedir. Âyetlerin meali şöyle:
“O apaçık kitaba and olsun ki, biz onu gerçekten mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz onunla insanları uyarmaktayız. Bütün hikmetli işler o gecede tefrik olunur.”
Bu âyetler hakkında iki görüş vardır. Çoğu tefsir bilginlerinin görüşüne göre, bu mübarek gece Kadir Gecesidir. İkrime bin Ebi Cehil’in de dahil olduğu bir grup alim ise; bu gecenin Berat Gecesi olduğunu söylemişlerdir. Her iki tefsiri birleştiren diğer bir görüşe göre de, hikmetli işlerin ayırımının yapılmasına Berat Gecesinde başlanmakta ve bu işlem Kadir Gecesine kadar devam etmektedir. Bu hikmetli işler nelerdir ve âyetin mânası nedir?

Yıllık kader programı
İbni Abbas’tan rivayet edildiğine göre, hikmetli işlerin birbirinden ayırd edilmesi şu şekilde cereyan etmektedir:
Bu seneden gelecek seneye kadar meydana gelecek olayların hepsi ayrı ayrı melekler tarafından defterlere yazılır. Rızıklar, eceller, zenginlik, fakirlik, ölümler, doğumlar hep bu esnada kaydedilir. O yılki hacıların sayısı bile bu devrede takdir olunur. Herkesin ve her-şeyin o sene içindeki mukadderatı kaydedilir.
Rızıkla alakalı defterler Mikail Aleyhisselâma verilir.
Savaşlarla ilgili defterler Cebrail Aleyhissalama verilir.
Ameller nüshası dünya semasında görevli melek olan İsrafil’e verilir ki bu büyük bir melektir.
Ölüm ve musibetlerle ilgili defter de Azrail Aleyhisselâma teslim edilir.
Fahreddin er-Râzî”nin açıklamasına göre bu defterlerin düzenlenmesi Berat Gecesinde başlar, Kadir Gecesinde tamamlanarak her defter sahibine teslim edilir.1
Berat Kandilinin “bütün senede bir kudsi çekirdek hükmünde ve beşer mukadderatının programı nev’inden olması cihetiyle Leyle-i Kadrin kudsiyetinde” olması bu manalara dayanmaktadır.2
Kur’ân’ın bu gecede indirilmesi meselesine ise şöyle bir açıklama getirilmektedir:
Berat gecesi, Kuran-ı Kerimin Levh-i Mahfuzdan dünya semasına toptan indirildiği gecedir. Buna inzal denir. Kadir gecesinde ise Peygamberimize ilk kez ve parça parça indirilmeye başlanmıştır. Buna da tenzil denir.

Berat Gecesinin özellikleri
Tefsirlerde bu gece ile ilgili olarak şu şekilde izahlar yer almaktadır: Vergi ödendiği zaman nasıl ki vergi borçlusuna borcundan kurtulduğunu gösteren bir belge veriliyorsa, Allah Azze ve Celle de Berat Gecesinde mü’min kullarına berat yazar. Zaten bu gecenin dört adı vardır: “Mübarek Gece”, “Berae Gecesi”, “Sakk Gecesi. Belge ve senet. (Allah Teala bu gece mü’min kullarına beraet yazar)”, “Rahmet Gecesi.”
“Berat, beraet” kelimesi “el-berâe” kelimesinin Türkçedeki kullanılış şeklidir. Beri olmak, aklanmak, temiz ve suçsuz çıkmak demektir.
“Berâet” iki şey arasında ilişki olmaması, kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmaması anlamına gelmektedir. Mü’minlerin bu gece günah yüklerinden kurtulup İlâhî bağışa ermeleri umulduğu için de Berat Gecesi denmiştir.
Bir kısım âlimlerin, kıblenin Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’dan Mekke’deki Kabe istikametine çevrilmesinin Hicretin ikinci yılında Berat Gecesinde gerçekleştiğini kabul etmeleri de geceye ayrı bir önem kazandırmaktadır.3
Berat Gecesinin beş ayrı özelliği vardır.
1. Bütün hikmetli işlerin ayırımına başlanması.
2. Bu gecede yapılacak ibadetlerin diğer vakitlere nispetle kat kat sevaplı olması.
3. İlâhi rahmetin bütün âlemi kuşatması.
4. Allah’ın af ve bağışlamasının coşması.
5. Peygamberimize tam bir şefaat yetkisinin verilmiş olması.
Bir rivayette bildirildiğine göre Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam Şâban’ın onüçüncü gecesi ümmeti hakkında şefaat niyaz etti, üçte biri verildi. Ondördüncü gecesi niyaz etti üçte ikisi verildi. Onbeşinci gecesi niyaz etti, hepsi verildi. Ancak Allah’tan devenin kaçması gibi kaçanlar başka…
Zemzem kuyusunun bu gecede açık bir şekilde coşup çoğalması da bu manaları kuvvetlendiren kutsal bir işaret olarak yorumlanmaktadır.4

Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde Berat Gecesinin feyiz ve bereketini çeşitli şekillerde nazara vermektedir.
“Şâban’ın 15. gecesi geldiğinde geceyi uyanık ibadetle, gündüzü de oruçlu olarak geçirin. O gece güneş battıktan sonra Allah rahmetiyle dünya semasına tecelli eder ve şöyle seslenir:
“İstiğfar eden yok mu, affedeyim ve bağışlayayım. “Rızık isteyen yok mu, hemen rızık vereyim.
“Başına bir musibet gelen yok mu, hemen sağlık ve afiyet vereyim.
“Böylece tan yerinin ağarmasına kadar bu şekilde devam eder.”s
Çünkü o gece İlâhi rahmet coşmuştur. Berat Gecesi beşer mukadderatının programı çizilirken insanlara verilen eşsiz bir fırsattır. Bu fırsatı değerlendirip günahlarını affettirebilen, gönlünden geçirdiklerini bütün samimiyetiyle Cenab-ı Hakka iletip isteklerini Ondan talep eden ve belalardan Ona sığınan bir insan ne kadar bahtiyardır. Buna karşılık, her tarafı kuşatan rahmet tecellisinden istifade edemeyen bir insan ne kadar bedbahttır.

Bu gece af dışı kalanlar
Peygamber Efendimiz bu gecede af dışı kalanları şu hadisleri ile bildirmektedir:
“Muhakkak ki, Allah Azze ve Celle Şâban’ın onbeşinci gecesinde rahmetiyle yetişip herşeyi kuşatır. Bütün mahlukatına mağfiret eder. Yalnızca müşrikler ve kalbleri düşmanlık hissiyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler müstesna.”6 “Yüce Allah bu gece bütün Müslümanlara mağfiret buyurur, ancak kâhin, sihirbaz yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün olan veya ana babasını inciten yahut zinaya ısrarla devam eden müstesna.”7
“Allah Teâlâ Şâban’ın onbeşinci gecesi tecelli eder ve ana-babasına asi olanlarla Allah’a ortak koşanlar dışında kalan bütün kullarını bağışlar.”8
Üç aylara ayrı bir ruh ve mâna içinde giren Peygamber Efendimiz özellikle Şaban ayına özel bir özen gösterir, başka zamanlarda görülmemiş bir derecede ibadete ve âhiret işlerine yönelirdi. Bu ayın çoğu günlerini oruçlu geçirirken, geceleri de diğer gecelerden çok farklı bir şekilde ihya ederdi
Bir Berat Gecesinde uyanıp da Resulullah Aleyhissalâtü Vesselamı yanında bulamayan Hz. Âişe kalkarak Efendimizi aramaya başladı. Sonunda Peygamberimizi Cennetü’1-Bakî mezarlığında başını semaya kaldırmış halde buldu.
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam mübarek hanımına Berat Gecesinin faziletini şöyle anlattı:
“Muhakkak ki, Allah Teâlâ Şâban’ın onbeşinci gecesinde dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve Benî Kelb Kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca insanları mağfiret eder.”5

Bütün mahlukatına mağfiret eder. Yalnızca müşrikler ve kalbleri düşmanlık hissiyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler müstesna.”6 “Yüce Allah bu gece bütün Müslümanlara mağfiret buyurur, ancak kâhin, sihirbaz yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün olan veya ana babasını inciten yahut zinaya ısrarla devam eden müstesna.”7
“Allah Teâlâ Şâban’ın onbeşinci gecesi tecelli eder ve ana-babasına asi olanlarla Allah’a ortak koşanlar dışında kalan bütün kullarını bağışlar.”8
Üç aylara ayrı bir ruh ve mâna içinde giren Peygamber Efendimiz özellikle Şaban ayına özel bir özen gösterir, başka zamanlarda görülmemiş bir derecede ibadete ve âhiret işlerine yönelirdi. Bu ayın çoğu günlerini oruçlu geçirirken, geceleri de diğer gecelerden çok farklı bir şekilde ihya ederdi
Bir Berat Gecesinde uyanıp da Resulullah Aleyhis-salâtü Vesselamı yanında bulamayan Hz. Âişe kalkarak Efendimizi aramaya başladı. Sonunda Peygamberimizi Cennetü’1-Bakî mezarlığında başını semaya kaldırmış halde buldu.
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam mübarek hanımına Berat Gecesinin faziletini şöyle anlattı:
“Muhakkak ki, Allah Teâlâ Şâban’ın onbeşinci gecesinde dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve Benî Kelb Kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca insanları mağfiret eder.”9

İşlenen sevaplı amellerin değeri başka zamanlarda on ise, Berat Kandilinde yirmi bindir. Meselâ başka zamanlarda okuduğumuz bir tek Kur’ân harfine on sevap veriliyorsa, bu gecede her bir harfine yirmi bin sevap verilmektedir.

Bu bakımdan tam bir ihlâsla çalışıp ihyasına gayret gösterebildiğimiz takdirde Berat Kandili elli bin senelik bir ibadet hayatının sevabını bir gece içinde bize kazandırabilir.
“Onun için elden geldiği kadar Kur’ân ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır.”10

Tek kişinin çalışma ve kazanma gücü maddi hayatta olduğu gibi manevi hayatta da sınırlıdır diyorsak, bunun çaresi vardır. Aynı gayeyi paylaşan ve dünyada aynı maksatla yaşayan mü’min kardeşlerimizle birlikte teşkil ettiğimiz manevi şirket; bize hesabından âciz kalacağımız sonsuz bir manevi serveti kazandırabilir. Üstelik maddi kazançlarda kâr, ortaklar arasında bölünerek küçüldüğü halde mânevi kârda böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü manevi faaliyetler nurludur. Nur ise maddi eşya gibi küçülmez ve bölünmez.

Berat Gecesi ibadeti
Gecenin manevi değeri dolayısıyla namaz, Kur’ân tilaveti, zikir, teşbih ve istiğfarla geçirilmesi, bu gece vesilesiyle muhtaçlara yardım ve benzeri hayırlı amellere özel bir önem verilmesi müstehaptır.

İşlenen sevaplı amellerin değeri başka zamanlarda on ise, Berat Kandilinde yirmi bindir. Meselâ başka zamanlarda okuduğumuz bir tek Kur’ân harfine on sevap veriliyorsa, bu gecede her bir harfine yirmi bin sevap verilmektedir

Bu bakımdan tam bir ihlâsla çalışıp ihyasına gayret gösterebildiğimiz takdirde Berat Kandili elli bin senelik bir ibadet hayatının sevabını bir gece içinde bize kazandırabilir.
“Onun için elden geldiği kadar Kur’ân ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır.”10

Tek kişinin çalışma ve kazanma gücü maddi hayatta olduğu gibi manevi hayatta da sınırlıdır diyorsak, bunun çaresi vardır. Aynı gayeyi paylaşan ve dünyada aynı maksatla yaşayan mü’min kardeşlerimizle birlikte teşkil ettiğimiz manevi şirket; bize hesabından âciz kalacağımız sonsuz bir manevi serveti kazandırabilir. Üstelik maddi kazançlarda kâr, ortaklar arasında bölünerek küçüldüğü halde mânevi kârda böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü manevi faaliyetler nurludur. Nur ise maddi eşya gibi küçülmez ve bölünmez.

İmam-ı Gazali Hazretleri el-İhyâ’da, Berat Gecesinde yüz rekât namaz kılınması hakkında bir rivayete yer verse de, hadis âlimleri bu namazın sünnette yerinin olmadığını, böyle bir namazın Hicretten 400 sene sonra Kudüs’te kılınmış olduğu tesbitinde bulunurlar. Hatta İmam Nevevi böyle bir namazın sünnette bulunmadığı için bid’at bile olduğunu ifade eder.

Bunun yerine kaza namazının kılınması daha isabetli olacaktır. Bununla beraber kılındığı takdirde de sevabının olmadığı anlamına gelmez.
Çünkü ibadet alışkanlıklarının iyice azaldığı zamanımızda insanların bu vesileyle namaza yönelmelerini hoşgörü ile karşılamak faydalı olacaktır.

Berat Gecesi Duası
Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bu gece Rabbine şöyle dua etmiştir:
“Allahım, azabından affına, gazabından rızana sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin.”11

Berat Duası
Bazı mâna büyüklerinin de şöyle bir duası vardır:
“Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, ‘Allah dilediğini
siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır.”12
Bu idrak ve şuur içinde ihya edeceğimiz Berat Gecesinin hepimiz için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Haktan niyaz edelim.

Berat Gecesi Namazı -I
Şaban ayının on beşinci gecesi kılınacak olan namaz ; yüz rekattır. Bu namazın her rekatında, Fatihadan sonra on kere ihlas süresi okunur. Yüz rekat kılan kişi bin defa ihlas süresini okumuş olur.
Bu namaza hayır namazı da denmiştir. Geçmiş büyükler bu namazı toplu halde cemaatle de kılmışlardır. Bu namazın çok fazileti olduğu gibi, hesaplanama-yacak kadarda çok sevabı vardır.

Hasan-ı Basri Rahmetullahı Aleyh’den gelen rivayete göre:
“Otuz sahabeden dinledim, bu namaz için şöyle dediler: “Her kim bu namazı, berat gecesi kılar ise. Allah-u Teala’nın yetmiş rahmet nazarı ona ulaşır. Her nazarda, kendisinin yetmiş ihtiyacı yerine gelir. Bunların en küçüğü, Allah-u Teala’nın mağfiretidir.
Berat Gecesi Namazı -II
Berat gecesi kılınan namazlardan biride iki rekat olarak kılınır.
Birinci rekatta Fatiha okunduktan sonra kısa bir sure okunarak rükuya gidilir. Rükudan doğrulur ve secdeye gidilir. Secdede uzun sure kalınır, bu konuda belli bir tahdit yoktur, ne kadar dayanabilirsen.
İkinci rekatta da aynı şekilde Fatihadan sonra kısa bir sure okunur. İlk rekatta olduğu gibi secdeye gidildiğinde yine uzun sure secdede kalınır. Gücünüzün yettiği kadar. Secdeden kalkılır tahiyatta okunacaklar okunur ve selam verilir. Selam ile birlikte eller dua için alemlerin Rabbine kalkar…
Bu namaz hakkında Hz. Aişe RadıyAllahu An-hum’a validemiz, Resulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğunu nakletmiştir.
-”Ya Aişe, bu gecenin nasıl bir gece olduğunu bilir misin? Bende
-”En iyisini, Allah ve Resulü bilir.” Dedim. Şöyle buyurdu:
-”Bu gece şaban ayının yarısıdır. Dünya işleri ve kulların işleri bu gece Yüce Hakka arz edilir. Bu gece cehennemden azat edilenlerin sayısı; kelb kabilesinin koyunları sayısı kadardır. Bu gece bana izin verir misin”?
-”Olur” dedim. Kalkıp namaza durdu. Ayakta durması hafif oldu. Fatiha suresini okudu; sonra da küçük bir sure okudu. Gecenin yarısına kadar secdede kaldı. Daha sonra ikinci rekata kaktı. Ayakta iken, birinci rekatta okuduğu kadar bir şey okudu. Sonra yine secdeye vardı. Bu secdede dahi, tan yeri ağarıncaya kadar kaldı. Secdede o kadar kaldı ki, bunun için Yüce Allah ruhunu aldı sandım. Bana gelmesi uzayınca, kendisine yaklaştım. Hatta ayaklarına elimi sürdüm. Hareket ettiğini görünce rahatladım. Secdesinde şöyle dediğini işittim:
“Azabından affına sığınırım. Dargınlığından rızana sığınırım. Senden sana sığınırım. Şanın yücedir. Sen kendi zatını övdüğün gibi, seni övemem…”
Sonra kendisine sordum: “Ya resulullah, bu gece secdende bir şeyler okuduğunu duydum. Bunları daha önce okuduğunu hiç duymamıştım. Böyle demem üzerine, bana sordu: “Sen onları öğrenebildin mi”? Bu sorusuna karşılık: “Evet” deyince, şöyle buyurdu:
“Onları hem sen öğren, hem de başkalarına öğret.”


Kaynaklar
1 Hülâsâtü’l-Beyân. 13:5251.
2 Şualar, s,426.
3 TDİ.”Berat” maddesi.
4 Hak Dini Kur an Dili, 5:4295
5 İbni Mâce, İkame, 191.
7 et-Tergîb ve’t-Terhib, 2:118.
8 İbni Mace, İkametü’s-Salât, 191; Tirmizî, Savm, 38.
9 Tirmizî, Savm:39.
10 Şualar, s.426.
11 et-Tergib ve’t-Terhîb, 2:.119, 120.
12 Ra’d Suresi, 39; Mecmuatü’l-Ahzab, 1:597.



Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
« Yanıtla #25 : 14 Temmuz 2011, 11:07:51 »

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
« Yanıtla #26 : 15 Temmuz 2011, 11:30:26 »


Çevrimdışı omur

  • ömür
  • yazar
  • ****
  • İleti: 649
Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
« Yanıtla #27 : 25 Temmuz 2011, 05:47:10 »
Şaban-ı Şerifin yirmiyedinci gece namazi

Bu mubarek ayin yirmi yedinci gecesi de receb-i serif ve ramazan-i serifin yirmi yedinci geceleri gibi, ihyasi mustehab olan gecelerdendir.
Bu gecede dort rekat kilinir ki; tarifi soyledir.

Her rekatta, bir Fatiha´dan sonra, bir Zilzal Suresi, yirmibes kere de Ihlas Suresi okunur.

Selamdan sonra secde yapilir ve secdede yedi Fatiha, birer kere Ihlas ve Mu´avvizeteyn (Felak ve Nas) Sureleri okunur.

Yuzer kere de istigfar,

Salavat-i serife,

Ve havkale (La havle vela kuvvete illa billah) okunur.

Muhammed Hakki en-Nazili.Hazinetu´l-esrar.sh.68

mazhar

  • Ziyaretçi
Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
« Yanıtla #28 : 23 Haziran 2013, 08:24:03 »
MÜBÂREK BERÂT GECESİNİN ÖNEMİ

Bilindiği üzere, bazı mekânlar emsâline göre daha mukaddes, bazı insanlar akrânına nisbetle daha muhterem olduğu gibi, bazı zamanlar da benzerlerine nazaran çok daha kudsî, mukaddes ve mübârektir. Nasıl ki, altın madeni bakır, demir, kömür gibi madenlerden çok daha üstün ise, yine yâkût taşı diğer normal taşlardan çok daha kıymetli ise, bu geceler de diğer normal gecelerden çok üstündürler.

  Geçen kandilde [ya’nî Mi’râc gecesinde] de ifâde ettiğimiz vechile, Allahü teâlâ, kullarına çok merhamet ettiği, acıdığı için bazı gecelere, günlere ve aylara husûsî kıymet vermiş, bu gece, gün ve aylardaki duâ, tevbe, namaz ve oruç gibi ibâdetleri kabûl edeceğini bildirmiştir. Aslında kullarının çok ibâdet yapmaları, duâ ve tevbe etmeleri için böyle gece, gün ve ayları birer sebep kılmıştır.
MÜBÂREK BERÂT KANDİLİNİN ÖNEMİ

14 gün evvel ya’nî 02 Temmuzda idrâk ettiğimiz Şa’bânü’l-muazzam ayının bugün 14. Günüdür. Bu gece çok mübârek bir gecedir. Bilindiği gibi, Şa’bân ayınının 14. gününü 15. gününe bağlıyan gece, mübârek  “Berât Kandili”dir. Aslı “Berâet” olan ve Türkçe’ye “Berât” olarak giren bu kelimenin sözlük anlamı, “Borçtan, hastalıktan, suç ve cezâdan kurtulmak” ise de, dînî literatürümüzde bu kelime: “İlâhî afv ve rahmete nâil olmak, günâhlardan arınmak, temize çıkmak” ma’nâsını ifâde etmektedir.

Bütün kâinâtın yaratıcısı ve sâhibi olan Yüce Allah, bu gece [Berât Gecesinde], ezelî ilminde mevcût olan sırların bir yıllık bölümünü, “Levh-i Mahfûz”a indirir ve yeni bir yıl için, Melekleri, yapacakları işler bakımından görevlendirir.

  Bilindiği üzere Cenâb-ı Hak, ezelde hiçbir şeyi yaratmadan önce herşeyi takdîr etmiş, dilemiştir. Bunlardan bir yıl içinde olacak (doğumlar, vefâtlar, terfî’ler, tenzîller, ameller, ömürler, ölüm sebepleri, rızıklar gibi) her şeyi, Şa’bân ayının onbeşinci (Berât) gecesinde meleklere bildirir. İşte Kur’ân-ı kerîm Levh-i mahfûza o gece inmiştir. Bunlar, Duhân sûresinin 1-6. âyet-i kerîmelerinde bildirilmektedir. Allahü teâlâ meâlen buyuruyor ki:

“Hâ Mîm, (Helâl ile harâmı ve sâir hükümleri apaçık bildiren bu) Kitâba (Kur’ân-ı Kerîme) yemîn ederim ki, gerçekten biz onu [Kur’ânı] mübârek bir gecede indirdik. Muhakkak biz, (hak dîn İslâm’dan yüz çeviren) insanları uyaranlarız. (O, öyle bir gecedir ki, bu geceden gelecek senenin aynı gecesine kadar rızıklar, eceller ve benzeri) her hikmetli iş, katımızdan bir emir ile o zaman ayrılır. Hakîkat biz, Rabbinden bir rahmet (eseri) olarak (Peygamberler) gönderenleriz. Şüphe yok ki Allahü teâlâ (her şeyi) hakkıyla işiten, (her şeyi de) kemâliyle bilendir.” [Duhân Sûresi, 1-6]

Tefsîrlerde, Kur’ân-ı kerîmin, Levh-i mahfûza bu gece indirildiği bildirilmektedir. Bilindiği gibi, Kur’ân-ı kerîmin iki türlü inişi vardır: Birincisi Levh-i mahfûza inişi, diğeri de semâ-i dünyâya ve oradan Peygamber Efendimize inişi. Birincisi Berât gecesinde olmuş, ikincisi ise Kadir gecesinde başlamıştır.

Sevgili Peygamberimiz, bir hadîs-i şerîfinde buyurdular ki:

“Şu beş gecede yapılan duâ reddolmaz, geri çevrilmez. Regâib gecesi, Şa’bânın 15. [ya’nî Berât] gecesi, Cum’a gecesi, Ramazân bayramı gecesi ve Kurbân bayramı gecesi.) [İbn-i Asâkir]

Diğer iki hadîs-i şerîfte ise, 4’er gece zikredilmektedir:

“Rahmet kapıları dört gecede açılır. O gecelerde yapılan duâ reddolmaz. Fıtr ve Kurbân bayramlarının birinci geceleri, Berât ve Arefe geceleri.” [İsfehânî]

“Allah şu dört geceyi hayırla süsler. Ramazân bayramı gecesi, Kurbân bayramı gecesi, Arefe gecesi, Şa’bânın yarısındaki [Berât] gecesi ki, onda eceller, rızıklar yazılır.” [Deylemî]

Görüldüğü gibi, her üç hadîste de “Berât Gecesi” zikredilmektedir.

Dînimizde, mübârek aylara, günlere ve gecelere büyük önem verilmiştir. Cenâb-ı Hak, kullarının çok ibâdet yapmaları, duâ ve tevbe etmeleri için bu gece, gün ve ayları sebep kılmıştır. Allahü teâlâ, kullarına çok acıdığı için, bazı gece, gün ve aylara husûsî kıymet vermiş, bu gecelerdeki, duâ ve tevbeleri kabûl edeceğini bildirmişdir.

Bilindiği gibi, kıymetli geceye, kendinden sonra gelen günün ismi verilir. Önceki günü öğle namazı vaktinden, o gecenin fecrine yani imsâk vaktine kadar olan zamandır. Yalnız, Arefe ve üç kurban günlerinin geceleri böyle değildir. Bu dört gece, bu günleri takip eden gecelerdir.

Gecenin oniki kısmından bir kısmını meselâ bir sâat kadarını ihyâ etmek, bütün geceyi ihyâ etmek olur. Yaz ve kış geceleri için hep böyledir. Fıkıh kitâblarında sâat demek, bir miktar zaman demektir.

Bildiğiniz gibi, üç ayların ilki olan Receb ayının ilk Cum’a gecesi, “rahmet-i İlâhiyye”nin “Nisan yağmuru” gibi indiği mübârek “Regâib Kandili”, 27. gecesi ise mübârek “Mi’râc Kandili” idi. [Hâtırlıyacağınız üzere, o târihlerde, bu mübârek gecelerle ilgili konuşmalar yapmıştık. O konuları tekrâr ele alacak değiliz; ancak şu kadarını söyliyelim ki:] “Mi’râc Gecesi”nde, Allahü teâlâ, hiçbir Peygambere, hiçbir mahlûkuna vermediği ni’metleri, Habîbine ihsân etmiştir. Onu kendine da’vet etmiş,  o yedi kat gökleri geçmiş,  her gökte büyük bir Peygamberi görmüştür. Resûlullah (aleyhisselâm), bu “İsrâ ve Mi’râc” yolculuğunda Kürsî, Arş ve rûh âlemlerini geçip, Cenneti, Cehennemi, sayısız şeyleri görmüş; hiçbir mahlûkun bilemiyeceği, anlıyamıyacağı ni’metlere kavuşup, Allahü teâlânın dilediği yüksekliklere ulaşmıştır. Mekânsız, zamânsız, cihetsiz, sıfatsız olarak Allahü teâlâyı da görmüş; gözsüz, kulaksız, vâsıtasız, ortamsız olarak Rabbi ile konuşmuştur.

Diğer bazı hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

Şa’bânın 15. gecesini ibâdetle, gündüzünü de oruçla geçirin! O gece Allahü teâlâ buyurur ki: ‘Af isteyen yok mu, affedeyim. Rızk isteyen yok mu, rızk vereyim. Dertli yok mu, sıhhat, âfiyet vereyim. Ne isteyen varsa, istesin vereyim.’ Bu hâl, sabaha kadar devâm eder.” [İbn-i Mâce]

“Allah, Şa’bânın yarısındaki [Berât] gecesinde, dünyâ semâsına tecellî eder. Benî Kelb kabîlesinin koyunlarının kıllarından daha çok kimsenin günâhlarını affeder.” [Tirmizî, İbn-i Mâce]

“Allahü teâlâ, Şa’bânın 15. Gecesinde, rahmetiyle tecellî ederek, müşrik (kendisine şirk koşan) ve müşâhin [bid’at ehli] hâriç herkesi affeder.” [İbn-i Mâce]

“Allahü teâlâ, Berât gecesinde, kâfirler hariç, müminleri mağfiret eder. Kindârları da (müslüman kardeşine kin güdenleri de), bu huylarını bırakıncaya kadar mağfiret etmez.” [Taberânî, Beyhekî]

“Sâlih akrabâyı terk eden, ana-babaya âsî olan kimse de, bu gecede (Berât gecesinde) affa kavuşamaz.” [Beyhekî]

“Cebrâîl aleyhisselâm gelip, ‘Kalk, namaz kıl ve duâ et. Bu gece, Şa’bânın 15. gecesidir’ dedi. Bu geceyi ihyâ edenleri Allahü teâlâ affeder. Yalnız, müşrik, büyücü, falcı, cimri, kinci, müşâhin [ya’nî bid''at ehli], içkici, fâizci ve zânîyi affetmez.” [Taberânî]

[Ehl-i sünnet i’tikâdına göre, içki içmek, cimrilik, kin gütmek, ana-babaya isyân… gibi günâhları işleyen kâfir olmaz. Îmânı düzgün ise, günâhlarının cezâsını çektikten sonra Cennete girer. Sevâpları günâhlarından daha çok ise, Cehenneme girmeden de Cennete gider.]

Bir hadîs-i şerîfte buyuruluyor ki:

“Dört gecenin gündüzü de gecesi gibi fazîletlidir. Allah, o günlerde duâ edenin isteğini geri çevirmez, onları mağfiret eder ve onlar bu günlerde bol ihsâna nâil olurlar. Bunlar: Kadir gecesi, Arefe gecesi, Berât gecesi, Cum’a gecesi ve günleri” [Deylemî]

RESÛLULLAH (ALEYHİSSELÂM), BERÂT GECESİNDE ÇOK İBÂDET VE DUÂ EDERDİ

Resûlullah (sallAllahü aleyhi ve sellem), Berât gecesinde çok ibâdet ve duâ ederdi. Yine o, Berât gecesinde, “Allahümmerzuknâ kalben takıyyen mineş-şirki beriyyen lâ kâfiren ve şakıyyen” duâsını da çok okurdu. (R. Nâsıhîn)

Hazret-i Âişe vâlidemiz, “Yâ ResûlAllah, Allahü teâlâ, seni günâh işlemekten muhâfaza buyurduğu hâlde, neden Berât gecesinde çok ibâdet ettin?” diye sordu. Peygamber Efendimiz ona cevâben buyurdu ki:

“Ben, şükredici bir kul olmayayım mı? Bu yıl içinde doğacak her çocuk, bu gece deftere geçirilir. Bu yıl içinde öleceklerin isimleri, bu gece özel deftere yazılır. Bu gece herkesin rızkı tertîp olunur. Bu gece herkesin amelleri Allahü teâlâya arz olunur.” [Gunyetü’t-tâlibîn]

Bir hadîs-i şerîfte de şöyle buyurulmuştur:

“Berât gecesi göklerin kapıları açılır, melekler, mü’minlere müjde verir ve ibâdete teşvik ederler.” [Nesâî, Beyhekî, Münzirî]

Mübarek günler ve geceler, Cenâb-ı Hakkın bu ümmete birer ihsânıdır. Geçmiş ümmetlerin ömürleri uzundu. Beşyüz yıl, bin yıl yaşayan ümmetler vardı. Ömürleri uzun olduğu için elde ettikleri sevâplar da o oranda fazlaydı.

Peygamber Efendimiz, ümmetinin ömrü kısa olduğu için sevâpları da az olacak diye üzülüyordu. Allahü teâlâ, mübârek gün ve geceleri ihsân buyurarak, bu gecelerde verdiği kat kat fazla sevâplarla diğer ümmetlerden daha çok sevâp kazanmalarına imkân verdi.

Nitekim, Peygamberimiz geçmiş ümmetlerin işledikleri amelleri, aldıkları sevapları anlatırken, Eshâb-ı kirâm hayret edip, “Biz bu kısa ömrümüzle bu sevâplara nasıl kavuşabiliriz?” diye üzüldüler. Bu anda, Cebrâîl aleyhisselâm gelerek:

“Ya ResûllAllah! Sen ve Eshâbın geçmiş ümmetlerin bin ay ibâdet edip, bu müddet içinde göz açıp kapayacak kadar Allahü teâlâya isyânda bulunmadıklarına hayret ettiniz. Allahü teâlâ, sana bundan hayırlısını indirdi. Kadir sûresinde beyân olunun fazîletler, sen ve Eshâbının hayret ettiğiniz şeylerden üstündür” buyurdu.

Âyet-i kerîmede bildirilen “Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır” müjdesine  Resûlullah ve Eshâbı çok sevindiler.

MÜBÂREK GECELERDE NELER YAPMALI?

Bize düşen iş; böyle geceleri, namâzla-niyâzla, duâyla, tevbe ve istiğfârla geçirip Cenâb-ı Hakk’ın yüce merhametine sığınmak, kendimizi ve sevdiklerimizi, râzî olduğu kulları zümresine ilhâk buyurmasını dilemektir. Şüphesiz ki O’nun, herşeye gücü yeter.

İnsan, varlıklar içinde en mümtâz ve en mükerrem bir şekilde yaratılıp yükselmelere ve alçalmalara müsâit duygu ve kâbiliyetlerle donatılmıştır. İnsan, yüce Yaratıcı tarafından bu dünyâya “Eşref-i mahlûkât” olarak gönderilmiştir. Bunun yanında, insan imtihâna da tâbi tutulmuştur.

İşte üç aylar ve bu aylardaki mübârek gece ve günler; nefis ve şeytânın tuzağına düşmüş ve her iki dünyâsını zindâna çevirecek günâh, isyân ve gaflet bataklığında boğulmakla karşı karşıya gelmiş insanın kurtuluşu için uzatılan can simidi gibidirler.

Mübârek aylar, gece ve günler, günâhkâr ve yaratılış gâyelerini unutan insanlara, kerem ve ihsân sâhibi yüce Allah tarafından tanınan ve eğer iyi değerlendirilebilirse, çok büyük kazançlara vesîle olan birer fırsattır.

Bu aylarda ve içerisindeki mübârek gece ve günlerde, içimizi ve dışımızı çok iyi bilen Rabbimize karşı, nefsimizi muhâsebeye çekmeli, O”nun, bizim dünyâ ve âhıret hayâtımızı Cennet”e çevirmek için gönderdiği İslâma tâm teslîm olup olmadığımızı gözden geçirmeli, hiç vakit geçirmeden İslâmın rahmet, bereket, mağfiret, fazîlet ve hayât bahşeden çeşmesinden kana kana nasîp almak için bu ayları, günleri başlangıç yapmalıyız.

Gâfil olmamalı, bu gece ve günleri mutlaka ihyâ etmelidir. Bütün mübârek gece ve günleri birer ganîmet bilmeli, bu fırsatları iyi değerlendirmelidir. Bu gece ve günleri lâyıkı vechile ihyâ etmeli, geceleri ibâdetle, gündüzleri de oruçla geçirmelidir.
Böyle gece ve günlerde, Allahü teâlânın ihsân ettiği bütün ni’metlere şükretmeli, yapılan hatâlar, günâhlar için de tevbe-istiğfâr etmeli, Cehennem ateşinden kurtulmayı istemelidir. “Yâ Rabbî, bize dünyâ ve âhıret saâdeti ihsân eyle…”, “Bize hidâyet verdikten sonra, kalblerimizi kaydırma…” diye de duâ etmelidir.

Bu gece ve günlerde bolca tevbe-istiğfâr etmeli, çokça kazâ namazları kılmalı, Kur”ân-ı kerîm okumalı ve duâ etmelidir.

Bilhâssa böyle mübârek zamanlarda, ilim öğrenmelidir. En kıymetli ilim ise, doğru yazılan ilmihâl bilgileridir.

Allahü teâlâya ilticâ, münâcât, tazarru’ ve niyâzda bulunmalı, yalvarıp yakarmalıdır. Günâhlarını düşünmek, ayıplarını-kusurlarını hâtırlamak, kıyâmetteki azâpları düşünüp korkmak, Cehennemin sonsuz acılarından titremek lâzımdır. Afv ve mağfiret için çok yalvarmalıdır.

Fakîrlere ve yetîmlere de sadaka ve hediyeler vermeli, müslümânları sevindirmeli, bunların sevâblarını ölülerimizin rûhlarına da göndermelidir.

Tesbîh, tahmîd, tekbîr, tehlîl ve benzeri her çeşit zikir, fikir ve şükürle meşgûl olmalıdır.

Kazâ namazı borcu olanlar [ve olmayanlar da], bolca kazâ namazları kılmalıdır. [Seyyid, allâme Muhammed Emîn İbn-i Âbidîn, kazâ namazı olmıyanların da, kazâ namazı kılmalarının ihtiyâtlı olduğunu ifâde buyuruyor.]

Kur”ân-ı kerîm okumalı, sevâbını da ölülerimizin rûhlarına göndermelidir.

Sevgili Peygamberimize ve âl ü eshâbına da çokça salevât-ı şerîfe okumalıdır.

Ana-baba, diğer yakın akrabâ ziyâret edilmeli veya telefonla gönülleri ve duâları alınmalıdır. Dargınlar, küskünler barışmalıdır.

Ayrıca bu vesîleyle güzel vatanımızın dirliği, asîl milletimizin birliği ve berâberliği, bütün müslümanların ve İslâm âleminin huzûr ve seâdeti, bütün insanların da hidâyeti için duâ etmeliyiz.

Ayrıca, şu anda bütün dünyâda elem ve ıstırâp çeken, milyonlarca müslümân kardeşimizi de duâlarımızda unutmamalıyız; onlara hiç olmazsa duâlarımızla yardımcı olmalıyız.
Prof. Dr. Ramazan Ayvallı]

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Şaban-ı Şerif ve Beraat Kandili [11 Agustos 2008]
« Yanıtla #29 : 11 Haziran 2014, 01:15:19 »
Allah razi olsun...