Gönderen Konu: Sağlık Bilgileri  (Okunma sayısı 175232 defa)

0 Üye ve 4 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3884
    • Herkonudan.com
Ynt: Sağlık Bilgileri
« Yanıtla #405 : 22 Temmuz 2010, 22:32:47 »

Hepsi birbirinden önemli, kıymetli bilgiler. Teşekkürler.
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Buzlu çay böbrek taşı yapıyor!
« Yanıtla #406 : 24 Temmuz 2010, 23:53:59 »

Bilim adamları batı ülkelerde oldukça yaygın bir şekilde tüketilen son yıllarda ülkemizde de özellikle sıcak mevsimlerde popüler olan buzlu çayın böbrek taşına yol açtığını belirtti.Loyola Üniversitesi Üroloji Bölümü tarafından yapılan araştırmaya göre, buzlu çayda yüksek yoğunlukta oksalat bulunuyor ve bu kimyasal böbrek taşı oluşumuna yol açıyor.

Sıcak çayda da oksalat olduğunu ancak bunun böbrek taşı oluşturacak kadar çok içilmesinin zor olduğunu söyleyen araştırmacılar, erkeklerin ve orta yaştaki kadınların daha fazla risk altında olduğunu açıkladılar.

Hararetinizi alması için limon dilimleriyle süslenmiş bir bardak sudan daha iyisi olamayacağını belirten uzmanlar, limonda bulunan sitratın ise böbrek taşı oluşumunu engellediğini ifade ettiler. Ayrıca, taş oluşumunu destekleyen ıspanak, çikolata, kabuklu cevizler, tuz, et ve revent isimli bitkiden mümkün olduğu kadar uzak durulması gerektiği kaydedildi.

POPULERGAZETE
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7470
Şeker hastalığını 10 yıl daha erken tespit edebileceksiniz
« Yanıtla #407 : 20 Eylül 2010, 06:00:05 »
Mevcut teşhis yönteminden 10 yıl daha erken şeker hastalığı riskini belirleyebilen bir kan testi geliştirildi.

Birmingham'da İngiliz Bilim Festivali'nde kamuoyuna sunulan testin tip 2 şeker hastalığı olacak insanların yaklaşık yarısını belirleyebildiği belirtildi. Kandaki genetik moleküllerin seviyesini tespit ederek çalışan kan testinin çok yakında piyasaya çıkacağı belirtildi.

Journal Circulation Research" isimli tıp dergisinde yayınlanan çalışmada, microRNA (MiR) isimli benzer bir molekül testi ise kalp ve damar hastalığı oluşma riski bulunan kişileri saptıyor. MiR testinin geleneksel yöntemlerle birlikte kullanmayı umduklarını söyleyen araştırmacılar, testin hastaya maliyetinin yaklaşık 2 pound (yaklaşık 5 Türk Lirası) olduğunu açıkladılar.

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Kemik erimesine neden oluyor
« Yanıtla #408 : 20 Ekim 2010, 23:40:31 »

İki yıldır devam eden araştırma çarpıcı sonuçlar ortaya çıkardı.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Pediatrik Endokrinoloji Anabilim Dalı'nda, Trabzon'da yaşayan 11-18 yaş grupları arasında çocuklarda D vitamini eksikliğinin açtığı rahatsızlıklar araştırılıyor.

İki yıldır devam eden araştırmada Trabzon il merkezi ve ilçelerinde toplam 620 öğrenci üzerinde inceleme yapıldı. Araştırma için alınan kan örnekleri KTÜ Tıp Fakültesinde değerlendiriliyor. Fakültede değerlendirme sonucunda tedavi olmasına gerek duyulan öğrencilere fakültede ücretsiz tedavi hizmeti veriliyor.

Araştırmayı yapan Dr. Beril Dilber ve Dr. Sevim Türkday, "Bölgemizde güneş ışığı yıl düzeyinde yetersiz. 11-18 yaş grubunun loş ışık alan internet kafelerde veya evlerindeki bilgisayar ortamında zaman geçirmeleri dengesiz ve yetersiz beslenme, spor yapmama gibi nedenler kemik gelişimini engellemekte ve zaman içinde de kemik erimesine neden olmaktadır. Amacımız gençlerin bilinçlendirilmesi erken teşhis ve gereken tedaviyi uygulamak. Vakfıkebir Lisesi'nde yaptığımız çalışmalarda desteğini ve duyarlılığını gördüğümüz Okul Müdürü Mustafa Balaban'a idarecilere, okul rehberlik servisine teşekkür ederiz." açıklamasını yaptı.

iyilikgüzellik
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Böbrek taşını önemsiz görmeyin
« Yanıtla #409 : 26 Ekim 2010, 01:25:36 »

İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilimdalı öğretim üyesi Prof. Dr. Semih Sargın, böbrek taşının ağrı ya da kanama olmadan da kişilerde bulunabileceğini belirterek, bu durumun böbreklerde geri dönülmez sonuçlara yol açabileceği uyarısında bulundu

Prof. Dr. Sargın, yaptığı yazılı açıklamada, idrar yolları (böbrek, idrar yolları ve mesane) içindeki taşların kendisini idrarda kanama ve şiddetli ağrı ile belli ettiğini söyledi. Bu belirtilerin olmadığı kişilerde de taş hastalığının bulunabileceğine işaret eden Sargın, şu bilgileri verdi:

''Ağrının geçmesi taşın düştüğünü düşündürmemelidir. Taşlar her zaman ağrı veya kanamaya neden olmazlar, nadiren sessizce idrar yollarını tıkayıp uzun süre rahatsızlık vermeden durabilirler. Tıkanmış olan kanallar üst sistemin şişmesine, iltihaplanmasına, böbreğin idrar yapamayacak hale gelmesine, apseleşmesine sebep olabilir. Bu durum, böbreğin alınmasına neden olabileceği gibi, hayatı tehdit edebilecek kadar ağır sonuçlara yol açabilir. Taş hastalığı 20-50 yaş arasında sık görülür. Erkekte daha fazla sıklıkla rastlanır.''

Böbrek taşı hastalığı olmayanların 3 yılda bir kontrol yaptırmalarının yeterli olacağına işaret eden Sargın, ''Bu hastalığı geçirenler veya tedavi olanlar için nüks oranı yüzde 10–50 arasındadır. Bu nedenle tamamen taşsız kalınmış olsa bile yılda bir doktor kontrolüne gidilmelidir. Böbrek taşlarının ilaçlarla eritilmesi, ancak daha nadir görülen, sistin ve ürik asit gibi taşlarda çok kısıtlı oranlarda,eczaneilaçları ile söz konusu edilebilir. Medikal tedaviler, tekrar taş oluşumunun önlenmesi veya geciktirilmesi yönünde uygulanmaktadır. Asıl tedavi, ürologun uygun gördüğü vücut dışından taş kırma, kapalı veya açık taş ameliyatları ile mümkün olmaktadır.'' 


iyilikgüzellik
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Doğal yöntemlerle ağrınızı dindirin!
« Yanıtla #410 : 28 Ekim 2010, 01:32:54 »
İşte milyonlarca insanın kullandığı ağrınızı hafifletmeye yardımcı bazı doğal ilaçlar:

Foxnews'te yer alan habere göre, yeni bir şey denemeden önce mutlaka her zaman doktorunuza sormanız gerektiği belirtiliyor. Dünya Sağlık Örgütü dünya nüfusunun yüzde 65'inden fazlasının doğal ilaçlara bel bağladığını tahmin ediyor.

İşte milyonlarca insanın kullandığı ağrınızı hafifletmeye yardımcı bazı doğal ilaçlar:

1. Su için: Çok basit görünen bu uygulama sayesinde susuzluğu başlamadan durdurmak baş ağrısı, kramp ve yorgunluk gibi birçok hastalığı engelliyor.

2. Kafein: Birçok reçetesiz ilacın içeriğinde bulunan kafein bir fincan kahve sayesinde ağrınızı doğal yollardan kesebilir.

3. Balık yağı: Balık yağının iltihabı azalttığı ve şakaklarınızdaki kan damarlarını daraltarak ağrıyı kestiği belirtiliyor. Bu, migrenden şikayetçi olan inanlar için iyi bir haber.

4. Zencefil yiyin: Mide bulantısının tedavisi reçetesiz ilaçlarla bile çok zordur. Özellikle ilaç kullanması yasak olan hamile kadınlara mide bulantılarını iyileştirmeleri için zencefil öneriliyor.

5. Söğüt kabuğu: Söğüt kabuğunun aspirinin doğal şekli olduğunu söyleyen uzmanlar, kabuğun içinde Aspirin'in aktif maddesi olan salocin bulunuyor. Eklem iltihabı tedavisinde Aspirin kadar etkili olan söğüt kabuğu mide rahatsızlığına, mide kanamasına ya da ülsere yol açmıyor.

6. Şerbetçi otu: Özellikle eklem ağrısı olanların kullanması gereken şerbetçi otunun iltihabı yok edici etkisi vardır. Ayrıca sinirleri yatıştırır ve uyku verir.

iyilikgüzellik
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
İşlenmiş etler kalbe zararlı
« Yanıtla #411 : 13 Kasım 2010, 20:59:52 »
İşlenmiş etlerden salam, sucuk ve sosis gibi ürünlerin kalbe zararlı olduğu ortaya çıktı.



Salam, sucuk, sosis, pastırma gibi işlenmiş etleri seviyorsanız, bu habere dikkat edin. Ette bulunan sodyum nitratın kalp hastalığına yol açtığını biliyor muydunuz?

Zaman Online'ın derlediği habere göre, salam, sosis gibi bazı işlenmiş etlerde koruyucu olarak kullanılan sodyum nitrat, kalp hastalığı riskini artırabiliyor. Bu etlerde bulunan tuz ve doymuş yağdan başka, sodyum nitrat kalbinize zarar verebilir.

Sodyum nitrat kan damarlarınızı sertleştirip daraltarak zarar verebilir ve kalp hastalığına yol açabilir. Nitratlar aynı zamanda vücudunuzun şekeri kullanış şeklini etkileyebiliyor ve sizi şeker hastalığına karşı daha hassas hale getiriyor.

Sık sık et tüketiyorsanız, en iyisi işlenmiş et tüketimini sınırlandırın ve yağsız, taze etler ile tavuk, hindi gibi kümes hayvanlarının etini tercih edin. Yağsız biftek ve tavuk eti iyi seçimlerdir, ancak bu gıdaları tüketirken de günlük porsiyonlarınızın 200 gramdan fazla olmamasına dikkat edin.

Dünya Bülteni / Haber Merkezi
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Hâsıl-ı Kelam

  • Moderatör
  • yazar
  • *****
  • İleti: 678
Hiperaktif sorunların sırrı gıda boyası mı?
« Yanıtla #412 : 04 Ocak 2011, 15:25:32 »
ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), Mart ayında gıda boyalarının kullanımını yasaklamayı planlıyor.


FDA’nın gıda boyalarının yasaklanması için üzerinde durduğu gerekçe ise, bu boyaların çocuklarda hiperaktivite ve başka psikolojik sorunlara neden olduğuna dair araştırmaların bulunması. İngiliz bilim adamları tarafından yapılan ve 2007’de The Lancet bilim dergisinde yayımlanan bir araştırma gıda boyalarının hiperaktiviteyi tetiklediği yönünde bulguları gözler önüne serdi.

ABD’de ise 1970’ten bu yana çok sayıda psikolog hiperaktif çocukları diyetlerinden gıda boyası kullanılmış ürünleri çıkararak tedavi etmeyi deniyor. Ancak bazı ABD’li uzmanlar da zararsız olduğunu iddia ettikleri gıda boyası ile hiperaktivite arasında hala net bir ilişki bulunmadığını söyleyerek FDA’nın kararına tepki gösteriyorlar.

 
Vatan
Nefsinle değil, kalbinle düşün ve karar ver!

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Kıyafetlerinize Yerleşen Mikropları Öldürün
« Yanıtla #413 : 07 Ağustos 2011, 12:10:43 »
Kıyafetlerinize Yerleşen Mikropları Öldürün


Çamaşırların birçok hastalığa neden olabilen antibiyotiğe dirençli bakterilerden temizlenmesi için, sadece deterjan ya da değişik temizleme maddelerinin kullanılmasının yeterli olmadığı, aynı zamanda çamaşırların yüksek ısıda yıkanması gerektiği bildirildi.
 
İsveç'te yayımlanan Svenska Dagbladet gazetesinin haberine göre, İsveç Uppsala Üniversitesi Hastanesinden Mikrobiyolog Aosa Melhus'un da katıldığı araştırmanın sonuçları, çeşitli nedenlerle kıyafet, havlu, çarşaf gibi çamaşırları dirençli bakterilerden temizlemek için sabunun yeterli olmadığını gösterdi.
 
Dr. Melhus, beyazlığın çamaşırın temiz olduğu anlamına gelmediğini, laboratuvar ortamında yaptıkları deneylerde birçok bakterinin 42 derecede bile haftalarca canlı kaldığını gözlemlediklerini belirtti.
 
İdeal çamaşır yıkama sıcaklığının en az 60 derece olduğunu kaydeden Melhus, çamaşırların yıkandıktan sonra 10 dakika da kurutma makinesinde yüksek ısıda kurutulmasını tavsiye etti.
 
 
hastane.com.
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Mantara karşı çözüm mü bulundu?
« Yanıtla #414 : 11 Ağustos 2011, 21:50:30 »
ABD'li bilim adamları yeni bir şey keşfetti...

Maya mantarının, birçok mantar hastalığına karşı koruma sağlayabileceği belirlendi.
 
ABD'de bilim adamları ''saccharomyces'' türü mantarı (ekmek mayası), farelere enjekte etti.

Yüksek miktarda ''aspergillus'' türü mantar verilen farelerin, bu mantar türünün neden olduğu, solunumla ilgili ölümcül bir hastalık olan ''asperjilloz''a direnç gösterdiği belirtildi.
 
Maya mantarının bu hastalığa karşı koruma sağladığını bildiren bilim adamları, Mikrobiyoloji Tıp Dergisi'nde yayımlanan makalede, koruma sağlayan bileşenin maya mantarının hücre duvarında bulunduğunu vurguladı.
 
Bu ''aşının'' candida, cryptococcus ve coccidioides türü mantarların yol açtığı hastalıklarda da etkili olduğuna dikkat çekildi.

veteknoloji.com
*~*~* TUĞRA *~*~*

mazhar

  • Ziyaretçi
Ynt: Sağlık Bilgileri
« Yanıtla #415 : 01 Kasım 2011, 08:14:19 »
Yıkanmak


-(En az) Her yedi günde bir gusül edip başını ve bedenini yıkamak her müslümanın boynuna borçtur. (müslim.)

Çevrimdışı tk1978

  • IZLEMCI
  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 456
Kanserde aspirin umudu
« Yanıtla #416 : 20 Nisan 2012, 13:20:33 »
Dünyanın en eski ilaçlarından olan aspirinin yan etkilerini araştıran bilim adamları, ilacın kanser karşısındaki şaşırtıcı etkisi hakkında ipuçlarına ulaştı.
İskoçya, Kanada ve Avustralya'daki bilim adamları gerçekleştirdiği ortak araştırmada salisiklatın hücre gelişiminde ve metabolizmada düzenleyici rol oynayan AMPK enzimini etkilediğini ortaya çıkardı.

Aspirinin etkin maddesine çok benzeyen salisiklatın bu özelliği, aspirinin ağrı kesici ve ateş düşürücü etkilerinin yanı sıra kanser gibi pek çok hastalığın önlenmesinde de yararlı olabileceğini gösterdi.

İskoçya'daki Dundee Üniversitesi’nde görev yapan Grahame Hardie isimli bilim insanı, salisiklatın yan etkilerini incelerken, insandan alınan böbrek hücrelerine verilen salisiklatın hücre gelişiminde ve metabolizmada düzenleyici rol oynayan AMPK enzimini etkilediğini fark etti.

Hardie, Eski Mısır'daki elyazmalarında iyileştirici rolünden söz edilen ve bugün değiştirilmiş formuyla "aspirin" olarak hastalara verilen salisiklatın kanser karşısındaki etkisinin henüz net olarak tespit edilemediğini belirtti. Hardie'nın çalışması ile diğer iki ülkede gerçekleştirilen araştırmalar yeni ipuçları sağlasa da bu konuda daha çok çalışma yapılması gerekiyor.

Bilim adamlarının elde ettiği yeni ipuçlarının, daha etkili kanser ilaçlarının üretiminde yol gösterici olabileceği tahmin ediliyor.


Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Genç Vücut Nasıl Çöker
« Yanıtla #417 : 27 Eylül 2012, 16:38:15 »
Genç Vücut Nasıl Çöker

Genç vücut, kuvvetli olduğu için, yemekleri hazmederek, fazlalıkları dışarı atabilir. Ancak çok yemekle zorlanma devam ettiği sürece, bu kuvvet tükenir. Fazlalıkların giderek daha az atılmasıyla vücutta depolar oluşmaya başlar.

Depolar oluşunca buradaki atıklar kan ile birlikte dolaşmaya başlar. Böylece kan ağırlaşır, dolaşımı yavaşlar.

Ağırlaşan kan, bu atıkları damarlarda biriktirmeye ve zamanla damarları tıkamaya başlar. Daralmış ve tıkanmış damarlardaki kan, organları yeterli derecede besleyemeyecek kadar azalır.

Beslenemeyen organlar beyne “Açız!” uyarısı gönderirler; beyin de bu çağrıya cevap olarak iştahı çoğaltır.

Bu da insanı daha çok yemeğe zorlar. Yedikçe kandaki fazlalıklar ve damarlardaki tıkanıklıklar çoğalır.

Kan daha da koyulaşır, dolayısıyla organların açlık hissi daha çok artar. Bu kısır döngü devam ederken insanlarda konsantrasyon, hafıza, düşünme, anlama ve öğrenme kabiliyetleri azalmaya, hastalıklar bir bir kendini göstermeye başlar.

(Gerçek Tıp)

*~*~* TUĞRA *~*~*

mazhar

  • Ziyaretçi
Midenizi balıkla dinlendirin
« Yanıtla #418 : 11 Ağustos 2013, 22:42:58 »

Atatürk Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muhammet Atamanalp, ramazanda kırmızı etin çok fazla tüketildiğini, bu nedenle yorulan bedenlerin bayram sonrası balık yenilerek dinlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Prof. Dr. Atamanalp, özellikle Doğu Anadolu bölgesinde kırmızı et tüketiminin çok fazla olduğunu, ramazan ayında tüketimin çok daha arttığını ifade etti. Prof. Dr. Atamanalp, "Bölgemizde yoğun olan kırmızı et tüketimi ramazanda daha da arttı. Balık yeme oranı ise çok azaldı. Ramazandan çıkan vatandaşlar balık tüketimini artırarak bedenlerini dinlendirebilirler.
Fakültemizin alabalık tesislerinde her gün taze balık satışı yapılıyor. Balık etinin içerdiği zengin omega 3 yağ asitleri özelllikle insan vücudunun ihtiyaç duyduğu tüm vitaminleri içeriyor. Balığı her yönde ve her yaşta önerebiliriz.
Mutlaka diyetlerde yer alması gereken özelliklere sahip. Bebeklerde kas gelişimi, çocuklarda zihinsel gelişim, yaşlılarda özellikle son yıllarda yapılan çalışmalarda alzheimerı önlediği ortaya konmuştur. Depresyona dahi iyi gelen balık her daim yoğun şekilde tüketilmelidir" diye konuştu.
Basın