Gönderen Konu: Alerji?  (Okunma sayısı 8320 defa)

0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6606
Alerji?
« : 11 Mayıs 2010, 10:59:55 »


Alerji, vücudun herhangi bir yabancı maddeye karşı gösterdiği aşırı tepkidir. Alerjileri olan insanların bağışıklık sistemi, 'allerjen' dediğimiz bu yabancı maddeye karşı gösterdiği aşırı tepki hastada birtakım belirtilere neden olur. Alerji kişiye özel bir durumdur. Alerjik insanların hassas olduğu maddeler birbirinden farklı olabilir. Bazıları için polen allerjen bir madde olabilirken, bazıları içinse çilek allerjen olabilir.

Alerji nasıl oluşur?

Bağışıklık sistemi aşırı tetikte diyebileceğimiz bir insan, allerjenle karşılaştığında bazı olaylar meydana gelir:

1.Bağışıklı sistemimiz iyi bir belleğe sahiptir. Normalde zararsız olan allerjeni zararlı olarak algılayıp, ilk karşılaşmasında o allerjene özgün antikorlar üretmeye başlar, bu antikorlar IgE sınıfındandır. Böylelikle daha sonra allerjenle karşılaştığğında onu tanıyıp hemen tepki verecektir. Bu olaya "duyarlanma" denir.
2.Bu allerjenle tekrar karşılaştığında, onu tanır, ve o allerjene özgün antikorlar mast hücresi denilen bir kan hücresine bağlanırlar.
3.Antikorların bağlanmasından sonra mast hücrelerinden histaminin gibi bazı maddeler salgılanır ki bu da ciltte, burunda, gözde Alerjik belirtilere neden olur.
Allerjen eğer havadaysa, goz, burun, akciğerlerde belirtilere neden olur (Gözlerde yaşarma, burun akıntısı, öksürük, nefes darlığı vs..) Eğer yutulumuşsa, ağız, mide ve barsaklarda Alerji tepkilere neden olacaktır(kabızlık, gaz, şişkinlik, ishal vs..)

Bazen Alerjik tepki tüm sistemi etkileyecek boyutlara ulaşır ve sonucunda mast hücrelerinden salınan kimyasallar tansiyon düşüklüğü, şok, bilinç kaybı ve ölüme neden olabilir. Bu duruma anafilaktik şok denir. .

Alerji bir hastalık mıdır?

Alerji tek başına bir hastalık sayılmaz. Olabilir, vücut bazen hassaslaşır, bir maddeye tepki gösterir . Siz de onu bilir tedbirinizi alırsınız.

Toplumda insanların büyük bir bölümü bir ya da birkaç maddeye karşı alerjik olabilir. Burada önemli olan Alerjinin boyutunun artmaması ve Alerji sebebiyle ortaya başka bir hastalığın çıkmamasıdır.

Atopi nedir?

Atopi, alerjik bir bünyeye sahip olmak demektir. Bu durum kalıtsaldır. Yani anne veya baba alerjik bir bünyeye sahipse, bu durumda çocuğun da alerjik olma ihtimali artar. Ama tamaen normal de olabilir. Ya da tam tersi, yani çocuk alerjik olduğu halde anne, baba normaldir.

En sık rastlanan allerjenler nelerdir?

Allerjen maddeler kişiden kişiye değişebilir demiştik. Bununla beraber en sık karşılaşılan allerjenler:

•ev tozu akarları,
•polenler,
•küf mantarları,
•besin allerjenleri,
•hay van allerjenleri,
•ilaç allerjenleri vs...

Alerjik hastalıklar nelerdir?

Alerji sebebiyle vücutta görülen hastalıkların başlıcaları:

•Bitmeyen burun nezlesi,
•Sinüzit,
•Göz nezlesi,
•Bazı burun polipleri,

Ayrıca alerjiye bağlı olarak, orta kulak iltihabı, ürtiker ve egzema gibi alerjik hastalıklar, deri hastalıkları, gıdaya bağlı tepkiler, ilaç ve kimyasal maddelerden doğan alerjik vakalar alerjik rahatsızlık olarak sayılabilir. Üstelik birçok kimse bu tür rahatsızlıkların bir çoğunun gizli alerjik bir rahatsızlık olduğunu bilmez, kimi hekimler de hatırına getimez.

Alerjik astımın belirtileri nelerdir?

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi alerjik hastalıklar etkiledikleri yerlere göre farklı belirtiler verir. Saman nezlesinde göz ve burun etkilenirken , astımda akciğerler, egzemada deri etkilenir. Alerjik astımın belirtileri:

•Kuru öksürük,
•Hırıltılı solunum,
•Göğüste sıkışma,
•Nefes darlığı: Bronşların daralması, ve üretilen mukus tıkacının havayolunu iyice engellemesi nedeniyle ciddi nefes darlığı olabilir.

Krize sebep olan tetikleyiciler:

•Nezle, grip gibi üst solunum yolu enfeksiyonları
•Kirli hava
•Polenler
•Egzersiz
•Bazı besin ve katkılı maddeler
•Hava değişikliği vs.

Saman nezlesinin belirtileri

•Belirli dönemlerde ya da sürekli hapşırma
•Burunda kaşıntı
•Burun akıntısı
•Burun tıkanıklığı
•Geniz akıntısı
•Boğazda gıcıklanma
•Gözlerde yaşarma kızarıklık ve kaşıntı
•Kulakta dolgunluk hışırtı, kaşıntı
•Baş ve kulak ağrısı
•Koku alma bozukluğu
•Tat alma bozukluğu
•Ses bozukluğu vs.

Cilt alerjilerinin belirtileri nelerdir?

•Ciltte kaşıntı
•Kurdeşen adı verilen kabarcıklar
•Kırmızı renkli döküntüler
•Sulanma, kabuklanma
•Deride kalınlaşma, renk değişikliği vs.

Sindirim sistemini etkileyen alerjilerin belirtileri nelerdir?

•Bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı,
•İştahsızlık,
•Kilo kaybı,
•Gelişme geriliği,
•Kansızlığa bağlı halsizlik,
•Soluk benizlilik,
•Göz kapakları ve bacaklarda şişlikler gibi yakınmalar vs.

Alerjik hastalıklar nasıl teşhis edilir?

Teşhiste en yardımcı olan hastanın hikayesidir. Hastanın allerjenle maruz kalma sonrası ortaya çıkan belirtiler, ama ataklar arasında tamaen normal olması önemlidir.Bunun dışında deri testleri tanıya yardımcı olabilir. Ama çok sayıda allerjen vardır ve bunlar sadece deri testl ile belirlenemeyebilir.Alerjik hastalarda kanda IgE seviyesi yüksek olabilir. Ayrıca hastalığın tipine göre değişen teşhis yöntemleri vardır.

Alerjik hastalıklarda tedavi

Alerjik hastalarda en etkin korunma allerjenden uzak kalmaktır. Çoğu zaman bu mümkün olmaz. Ama en aza indirmek için ev içinde bazı önlemler alınabilir. Örneğin evde hayvan beslememek, toz barındırabilecek eşyaları kullanmamak (halı döşeme, yün yastık), evde sigara içilmemesi, parfüm, çamaşır suyu gibi irrite edici kokulardan uzak durmak vs..

Alerji tedavisinde kullanılan ilaçlar:

Antihistaminikler:

Yukarıda bahsettiğimiz histamin maddesinin etkilerini önlüyor. bazı antihistaminikler uyku hali ve sersemlik verebilir ve nedenle gün içinde kullanımı uygun olmayabilir.

Kortikosteroidler:

Alerjinin bağışıklık sistemindeki aşırı bir tepkiden kaynaklandığını belirtmişitk. Kortikosteroidler bağışıklık sistemini baskılayarak etki gösterir. Özellikle acil durumlarda çok etkin bir ilaç olmasına karşın uzun süreli kullanımında birçok yan atkisi olabilir. Bu yan etkiler ilacın lokal etkili formunu (örneğin astımda fısfıs olarak veya egzemada merhem olarak kullanılan ) kullanılması ile en aza indirilebilir.

Kortikosteroidlerin sistemik kullanıldığında önemli olan bazı yan etkileri bağışıklık sisteminin baskılanması nedeniyle enfeksiyona meyil artar. Kan şekerini yükseltir. Özellikle şekeri ve astımı olan hastalarda bu sorun olabilir. Kilo aldırır. Mide şikayetlerine, ülsere neden olabilir.

Diğer: Astımda kullanılan mast hücre stabilizatörleri, bronşları genişleten bazı ilaçlar da sık kullanılanlar arasındadır.

Aşı tedavisi: Alerji hastalarında ancak kısıtlı bir gruptaki hastalara etkisi olan bu yöntemle allerjenin tekrarlayan küçük dozlarla uygulanması ve allerjene karşı olan duyarlılığın azaltılmasına dayanarak etki eder.

Akupunktur ve alerji tedavisi

Alerjik hastalıkların tedavisinde faydalanılan bir başka metod ise akupunktur tedavisi olmaktadır. 1979 yılında Dünya Sağlık Teşkilatı bir dizi hastalık yanında alerjik hastalıkların da akupunktur ile tedavi edilebileceğini açıklamıştır. Halen biz de akupunkturla bir çok hastalık tedavi ettiğimiz gibi, alerjik hastalıkları da tedavi etmekteyiz.

Akupunktur tedavisini seanslar halinde uygularız. Örneğin astım hastalığı için ilk 1-2 ayda 15-20 seans uygulanır. Sonraki dönemlerde de klinik seyre göre haftada bir tedaviye alınır. Bu uygulamayla, astımlı hastalarda,15-20 seans sonunda diğer mevcut tedavilere göre oldukça iyi hatta kortizon kullanılmamışsa çok daha iyi neticeler elde etmekteyiz.

Uygulanan tedaviden sonra, hasta nefes darlığından kurtulmakta, 3 ayda bir krize yakalanıyorsa, bu üsre 6 ay ila bir yıla kadar gecikmektedir. Gelen krizin şiddeti de oldukça azalmaktadır. Çocuklarda ise lazer ile akupunktur tedavisi uygulanmakta, böylece çocuklarda iğne kullanmadan bu tedaviyi yapma şansımız bulunmaktadır.

Çocuklarda elde ettiğimiz başarı ise, 8-10 seans sonunda diğer tedavilerle kıyas kabul etmeyecek derecede mükemmeldir. Hastaların steroid kullanmış olmaları tedavimizin başarısını oldukça etkilemiştir. Tecrübelerle görülmüştür ki, daha önce kortizon almamış hastalar tamamen iyileşebilmektedir.

Akupunktur nasıl etkili oluyor?

Akupunkturun nasıl etkili olduğu konusunda çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Bu çalışmalarda şu sonuçlar elde edilmiştir.

•Akupunktur vücudun bağışıklık sistemini güçlendirterek direnci arttırmakta, hasta enfeksiyona daha az yakalanmaktadır. Daha az enfeksiyon daha az kriz demektir(Bardağın taşmasını engellemiş oluyor).
•Hastanın duygusal durumu kontrol altına alınmakta stres ,sıkıntı depresyonu önlemekte var ise tedavi edilmektedir. Dolayısıyla bardak taşmayacak ve reaksiyon oluşmayacaktır.
•Vücudun kendi steroidini salgılaması sağlanmakta ve böylece yara içeriden tedavi edilmektedir. Dışarıdan alınan steroid çocukların büyümesini engellediğinden, steroidi bıraktırarak bu zarardan çocukları kurtarmış oluyoruz.
•Alerji reaksiyonlarını oluşturan salgıların akupunktur tedavisiyle azaldığı tespit edilmiştir.
•Alerjik reaksiyonda en önemli rolü üstlenen immünoglobülin-E'nin akupunktur tedavisi sonunda azaldığı, örneğin 900 üniteden 200 üniteye düştüğü tespit edilmiştir

•Bütün bunlarla beraber akupunktur tedavisiyle vücudun genel dengesi düzelmekte, diğer hastalıklarla beraber alerjik rahatsızlık görülme oranı da azalmaktadır.

Ayrıca akupunkturun felsefi temellerinin olduğu, kendi mantığı içerisinde hastalığı iyileştirme açıklamalarının olduğu, (vücudun Qi enerjisi artar, meridyenlerdeki tıkanıklık giderilir Yin-Yang dengesi sağlanır vs.) unutulmamalıdır.

Akupunkturun hiçbir yan etkisinin olmadığını, ilaç kullanımını büyük ölçüde azalttığını, hatta ilaçların kullanımının kesildiğini düşündüğümüzde akupunkturun önemli olduğu ve neden akupunktur tedavisini tercih ettiğimiz anlaşılmaktadır.

Bu arada özellikle, 1994 yılınca ilaçların zararlı etkilerinden dolayı dünyada 144 bin kişinin hayatlarını kaybettiklerini, 2 milyon kişinin de sakat kaldığını (sağırlık, görme bozukluğu, böbrek yetmezliği, siroz vb.) dikkate alınmalıdır.

Sonuç olarak şunu belirtelim ki, alerjik hastalar alerjiyi kendilerine dert etmesinler. Asla korku ve paniğe kapılmasınlar. Her şeyin bir çaresi olduğunu düşünüp ümitsizliğe kapılmamaları bile bazen rahatlatır. Gerçekten her şeyin bir çaresi olduğu gibi alerjinin de çaresi vardır.

marasakupunktur
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6606
Şiddetli Alerjinin Belirtileri
« Yanıtla #1 : 19 Mayıs 2010, 23:34:22 »

Tedavi edilmezse insan hayatını tehlikeye atabilecek olan şiddetli alerjinin belirtileri...

İnsanlarda yaygın olarak görülen alerjilere yiyecekler, ilaçlar, polen ya da evcil hayvan kılı gibi çevresel tahriş ediciler yol açabiliyor. Alerji belirtileriniz hafif ya da çok aşırı ve ciddi olabiliyor, tedavi edilmezse insan hayatını tehlikeye atabiliyor.

MayoClinic ve Ulusal Tıp Kütüphanesi'ne göre, şiddetli alerji belirtileri arasında güçlükle nefes almak ve bilinç kaybı bulunuyor. İşte en yaygın olarak görülen diğer belirtiler:

Nefes almada güçlük: Yiyeceklere, ilaçlara, evcil hayvan kılına veya böcek sokmasına karşı alerjik reaksiyonun bir parçası olarak nefes almada güçlük çekebilir ve hırıltılı nefes alabilirsiniz.

Kurdeşen: Eğer hayvan tüyüne, ilaçlara ya da yiyeceklere alerjiniz varsa cildinizde kızarıklık, kaşıntı olabilir.

Kabarmalar: Böcek sokmalarına, ilaç ve yiyeceklere karşı olan alerjilerde, cildinizde ya da alerjenin temas ettiği bölgede, ağzınızda kabarmalar oluşabiliyor.

Kusma: Herhangi bir alerjenle temas ettiğinizde mideniz bulanıyor ya da kusuyorsanız, bu ciddi bir alerjinin göstergesidir ve acil tedavi gerektirir.

Güçsüzlük: Alerjenle temasınızda kendinizi güçsüz hissedebilir, başınız dönebilir bu durum dengenizin bozulmasına ve bayılmanıza neden olabilir.

Anafilaksi: Yaşamınızı tehdit eden anafilaksi, şiddetli alerji durumunda ortaya çıkar ve bunun belirtileri ise bilinç kaybı ve zayıf nabız atışıdır.

Aktif Haber
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı ahdevefa

  • okur
  • *
  • İleti: 84
Ynt: Alerji?
« Yanıtla #2 : 20 Mayıs 2010, 02:09:53 »
Emeginize saglik... bilgilendirdiginiz icin sagolun. Allah razi olsun...
Mevla'nın herşeydeki sırrı "sabır"dır.
Açlığa sabredersin adı "oruç" olur.
Acıya sabredersin adı "metanet" olur.
İnsanlara sabredersin adı "hoşgörü" olur.
Dileğe sabredersin adı "dua" olur.
Duygulara sabredersin adı "gözyaşı" olur.
Özleme sabredersin adı"hasret" olur.
Sevgiye sabredersin adı "AŞK" olur.

(Hz. Mevlana)

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6606
Nezle Deyip Geçmeyin
« Yanıtla #3 : 23 Haziran 2010, 23:53:49 »
GENİZ AKINTISI

Geniz akıntısı, burunda oluşan salgıların burnun arka kısmından gırtlağa doğru akmasıdır. Bu hastaları çok rahatsız eden bir belirtidir, çünkü bu akıntı hem boğazda gıcık hissine ve hem de hastanın sık sık burnunu çekmesine neden olur. Hastalar, ‘Şu boğazımdaki gıcık bir geçsin başka bir şey istemem’ diye şikayetçi olurlar. Bazıları da boğazını göstererek ‘Şuramda yapışıp kalmış toz gibi, tüy gibi, balgam gibi bir şey var. Bir atabilsem onu hiçbir şeyim kalmayacak’ diye yakınırlar.

ÖKSÜRÜK

Alerjik nezlelilerde sık rastlanan bir önemli bir belirti de öksürüktür. Öksürük sadece akciğer hastalıklarına ait bir belirti değildir. Akciğerler dışında burunda, boğazda, gırtlakta, kulakta da öksürük refleksini doğuran hassas bölgeler vardır. Bu nedenle pek çok kulak, burun, boğaz hastalığında öksürük ortaya çıkabilir. Burada esas önemli olan bu öksürüğün alerjik nezle ile sıklıkla bir arada olan astım hastalığına ait bir belirti de olabileceğinin unutulmamasıdır. Uzun süre devam eden, hastaları gece uykudan uyandıran, inatçı öksürüklerde astım hatırlanmalıdır.

BAŞ AĞRISI

Alerjik nezlelilerde baş ağrısı olduğunda akla ilk gelen hastalık sinüzittir. Gerçekten de nezle ve sinüzit ‘can ciğer kuzu sarması, ayrılmaz’ arkadaşlardır. Sinüzitle ilgili baş ağrısı daha çok yüz ağrısı şeklindedir ve yüz üzerinde sinüslerin üzerine basmakla ağrı olması tipik bulgusudur.

UYKUSUZLUK VE HORLAMA

Burun yerine ağız yoluyla solunum, daha çok geniz eti ve bademcik büyüklüğü ile ilgili bir sorun ise de, alerjik nezleye bağlı burun tıkanıklığı olanlar, geceleri ağızdan soluk alıp verirler ve horlayabilirler. Bu hastalarda ağız kuruması da sık rastlanılan bir şikayettir. Bazı hastalar yataklarının baş ucunda bir bardak su olmadan yatmazlar.

Ağızdan nefes alan ve horlayan hastalarda çeşitli uyku bozuklukları da görülür. Sabahları zor uyanırlar, uykularını tam alamadıkları için gün boyunca uyuklarlar, konsantre olamazlar…sinirli ve yorgundurlar…

YORGUNLUK, BİTKİNLİK, İŞTAHSIZLIK

Alerjik nezleli hastaların bazıları geceleri sağlıklı bir uyku uyuyamadıklarından sabahları çok zor uyanırlar. Uzun süre yatakta yatmış oldukları halde sanki çok az uyumuş gibidirler, kendilerini yorgun ve bitkin hissederler. Hastalarım bunu ‘Sabah yataktan vinçle kalkıyorum sanki’ diye ifade ederler. Tabii, bu şikayetler bu hastalarda daha sık görülen depresyonla da ilgili olabilir.

BULANTI, KARIN AĞRISI

Fazla miktarda burun akıntısı ve özellikle de geniz akıntısı olanlarda sık karşılaşılan bir yakınma da bulantı ve karın ağrılarıdır.

PSİKO-SOSYAL BOZUKLUKLAR

Alerjik nezle, hastaların psiko-sosyal yaşamlarını ciddi şekilde etkileyebilen bir hastalıktır. Okulda ve işte başarısızlık, entelektüel performansta azalma, sinirlilik, yorgunluk, uyku bozuklukları, depresyon bu olumsuzlukların başlıcalarıdır.

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta

www.ahmetrasimkucukusta.com
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6606
Alerjik Nezlenin Kardeşleri
« Yanıtla #4 : 23 Haziran 2010, 23:57:31 »
ALERJİK GÖZ NEZLESİ

Bu hastalığın tıp literatüründeki ismi alerjik konjunktivittir. Hemen daima alerjik nezle ile birlikte görüldüğünden allerjik rinokonjunktivit ismi de çok sık kullanılır. Hastalığın, astımla birlikte olma ihtimali alerjik nezleye göre daha azdır.

Göz, lokal ve bütün vücudu ilgilendiren reaksiyonlarda sık tutulan bir yerdir. En çok ta dış ortamla temas halinde olan konjunktiva tabakası bu olaylarda yer alır.

Alerjik göz nezlesi, her hangi bir yaşta görülebilir; sürekli ve mevsimsel türleri vardır. Sürekli olan tipi küçük  bebeklerde, mevsimsel olan tipi de 20-40 yaşları arasında daha fazla görülür. En ağır belirtilere polenlere alerjisi olanlarda rastlanır.
 
Başlıca belirtileri, gözlerde ve göz etrafında kaşıntı ve yanma, göz yaşarması, ışığa karşı hassasiyet, göz kapaklarında şişme, gözde yabancı cisim hissidir.

ALERJİK NEZLE ASTIMA YOL AÇAR MI ?
 
Alerjik nezle ve astım adeta ayrılmaz iki arkadaş, can-ciğer kuzu sarmasıdırlar. Bu, son yıllarda ‘one airway, one disease’ (bir havayolu, bir hastalık) ve ‘united airways’ (birleşik havayolları) terimi ile ifade edilmeye çalışılmaktadır. Yani, bir çeşit ‘to be or not to be ‘ durumu…

İşte, size konu ile ilgili çarpıcı istatistik bilgileri:

■Alerjik veya non-alerjik rinitli hastalarda astım gelişme riski, nezlesi olmayanlara göre 11-17 kat daha fazladır. Risk, sürekli alerjik nezlesi olanlarda yüksektir.
■Genel olarak, tüm astımlıların %75-80’ inde alerjik nezle vardır.
■Astım ve alerjik nezle belirtileri hastaların %25 kadarında aynı zamanda başlar.
■Birden fazla maddeye karşı alerjisi olanlarda astım riski daha fazladır.

SİNÜZİT VE POLİPLER

Sinüsler, burun etrafındaki iç yüzeyi burunu da döşeyen mukoza ile kaplı boşluklardır; sinüzit de bu boşlukların iltihabıdır. Araştırmalara göre, rinitli hastaların %50-70 kadarında sinüzit ve sinüzitlilerin %55 kadarında rinit belirtileri bulunur. Sinüzit, özellikle sürekli alerjik nezleli ve non-alerjik nezleli hastalarda görülmektedir.

Akut veya kronik sinüzit, alerjik iltihap nedeniyle burun zarının şişmesi ve sinüslerin ağızlarını tıkayarak havalanmalarını bozması sonucu meydana gelmektedir.

Polipler, sinüsleri döşeyen mukozanın şişmesi ile oluşan ve burun boşluğuna taşarak nefes almayı bozan oluşumlardır. Sanıldığının aksine bunların alerjiyle ilişkileri çok azdır (%5).

Poliplere en çok, aspirin duyarlılığı olan hastalarda rastlanır. Bu hastaların %80 kadarında rinosinüzit belirtileri,  burun tıkanıklığı ve burun akıntısı vardır. %70 hasta koku alamamaktan şikayet eder. Polipler tekrarlama eğilimindedirler.

ORTA KULAK İLTİHABI (OTİTİS MEDİA)

Otitis media, daha ziyade 2 yaşından küçük çocuklarda rastlanan orta kulak mukozasının iltihaplı hastalığıdır. Rinit de orta kulak iltihabı da çok sık rastlanan hastalıklardır ve aynı hastada aynı zamanda saptanabilirler.

Orta kulak iltihabı ve alerji arasındaki ilişki o kadar kesin değildir. Çeşitli araştırmalarda, orta kulak iltihabı olan çocuklarda solunum yolları alerjileri % 4-90 arasında bulunmuştur. Haklı olarak soruyorsanız hangi orana inanalım diye, yanıt yok !

EGZAMA

Egzama (atopik dermatit), her hangi bir yaşta ortaya çıkabilirse de, daha ziyade bir bebeklik çağı hastalığıdır.
Araştırmalara göre, bebekliklerinde egzaması olanlarda ileri yaşlarda solunum sistemi alerjisi riski yüksektir (% 50-75). Bunun tersi, yani alerjik nezleli hastalarda egzama ortaya çıkma ihtimali daha düşüktür (%5-13).

BESİN ALLERJİSİ

Polenlere alerjisi olan hastalarda, çeşitli meyve ve sebze alerjileri sık görülür.  Ben sadece küçük bir örnek vereceğim. Huş ağacı ve diğer ağaç polenlerine alerjisi olanlarda elma, havuç ve patatese alerjisi görülebilir.

ALLERJİK NEZLENİN HORLAMA İLE İLİŞKİSİ

Burun yerine ağız yoluyla solunum, daha çok geniz eti ve bademcik büyüklüğü ile ilgili bir sorun ise de, alerjik nezleye bağlı burun tıkanıklığı olanlar, geceleri ağızdan soluk alıp verirler ve horlayabilirler. Bu hastalarda ağız kuruması da sık rastlanılan bir şikayettir. Bazı hastalar yataklarının baş ucunda bir bardak su olmadan yatmazlar.

Ağızdan nefes alan ve horlayan hastalarda çeşitli uyku bozuklukları da görülür. Sabahları zor uyanırlar, uykularını tam alamadıkları için gün boyunca uyuklarlar, konsantre olamazlar…sinirli ve yorgundurlar…

DİKKAT…DİKKAT… DİKKAT…

Bugüne kadar görmüş olduğum alerjik çocuklarda, dikkatimi çeken en önemli özelliklerden biri, bu çocukların özellikle geceleri baş, boyun ve saç diplerinin terlemesi idi. Yine sorulduğu zaman, bu çocuklarda gece uyku sırasında diş gıcırdatma alışkanlığının da yüksek oranda görüldüğü sonucuna vardım. Okuduğum hiçbir kaynakta bu bulgulardan bahsedilmediğini de bildirmek istiyorum.

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta

http://www.ahmetrasimkucukusta.com/2010/02/09/yazilar/tip-yazilari/alerjik-nezle/alerjik-nezlenin-kardesleri/
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6606
Astım ve alerjiyi tetikleyen 10 etken
« Yanıtla #5 : 04 Temmuz 2010, 11:29:28 »
 
Astım ve alerji hastaları yaz aylarında rahatsızlıklarını tetikleyebilecek, şikayetlerini artırabilecek pek çok etkenle karşılaşıyor. Bu nedenle yaz mevsimi astımlı ve alerjisi olan bireyler için riskli dönemlerinin başında geliyor.

Seçilecek otelden, kalınacak odanın hava sirkülasyonuna; bahçe düzenlemesinden, tüketilecek yiyeceklere kadar tatil planlarının alerjenler açısından gözden geçirilmesi gerekiyor. Uz. Dr. İlkay Keskinel, yaz aylarında astım ve alerji hastalarının dikkat etmesi gereken noktalar hakkında bilgi verdi.

Polen kabusunun bittiğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz…

Astım, alerjik nezle ve alerjik göz rahatsızlıklarının önde gelen tetikleyicilerinden olan polenler, sanılanın aksine sadece ilkbaharda değil; yaz ortasından sonbahara dek yayılma gösterirler. Dolayısıyla, kişinin bu grup polenlerden hangisine karşı alerjisi varsa, o dönemde yakınmaları artar.

Otel odanızda halı olmasın

Yazın dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri tatile gidilecekse seçilecek otelin ya da yazlığın alerjenler açısından gözden geçirilmesidir. Halılar ev tozu akarlarını barındırabildiklerinden, otel odasının halı içermemesi ve mümkünse yüksek kalitede hava filtreleme sistemi olması tercih edilirken sigara içilmeyen odalar seçilmelidir.

Yine akar alerjisi olan kişiler eğer varsa akar geçirmeyen yatak ve yastık kılıflarını yanlarında götürmelidir. Kuş tüyü yastıklar da alerjik kişilerde soruna neden olabileceğinden tercih edilmemelidir. Hastanın evcil hayvan alerjisi varsa, evcil hayvan kabul etmeyen otel seçilmelidir çünkü hayvanlardan dökülen alerjen maddeler ortamda varlıklarını uzun süre sürdürebilmektedirler. Gidilen bölgedeki polen örtüsü de önem taşımaktadır. Kişinin alerjik olduğu bitkilerin yoğun olduğu bölgeler, polen mevsiminde tatil için tercih edilmemelidir.

Uçak yolculuğu yapacaksanız…

Yolculuk esnasında da, hasta alerjenlerle karşılaşabilir. Araba ya da otobüslerdeki döşemeler ve halılar ile havalandırma sistemleri, ev tozu akarları ve küflerin barınağı olabilir. Dış ortam alerjenlerine maruz kalınmasını engellemek açısından, araç camlarının açılması yerine, klima kullanılmalıdır. Araca binilmeden camların açılarak 10 dakika boyunca klimanın çalıştırılması, klima sistemindeki toz ve küfün boşaltılması açısından yararlı olacaktır.

Uçak yolculuklarında astım hastalarının kabin içi havasından olumsuz etkilenmesi mümkündür. Fazlasıyla kuru hava kimi zaman burun kuruluğuna neden olabileceğinden, tuzlu su içeren burun spreyleri şikayetlerin önlenmesinde önerilir. Bu tür spreylerin uçuş boyunca saat başı tekrarlanması, burun mukozasının aşırı kurumasını engelleyecektir.

Havuzdaki klor alerjinizi tetikleyebilir

Yaz aylarında karşılaşılabilecek başka bir alerjen de havuz dezenfeksiyonunda kullanılan klordur. Klor alerjisi olan kişi havuza girdiğinde ciltte kızarma, kaşınma, gözlerde batma, öksürük, hapşırık ve hırıltı gibi belirtiler görülebilir. Bu belirtiler birkaç saatten birkaç güne kadar sürebilir. Klor alerjisi olmadan da kimyasal maddelere karşı duyarlı olan kişilerde benzer şikayetler görülebilir.

Bu tür alerjilerden korunmada havuzdan çıkar çıkmaz duş yapmak, yüzme sonrası burnu temizlemek için tuzlu su spreyleri kullanmak, burna ve kulaklara su girmesini önlemek için tıkaç ve saç bonesi takmak uygun olur. İdeali, denizi ya da klor kullanılmadan dezenfekte edilmiş havuzları tercih etmektir.

Dondurma alerji nedeni

Soğuk deniz ya da havuza girmek de alerjiyi tetikleyebilir. Buna “soğuk alerjisi” denir. Soğuk alerjisi olan kişilerde soğuk bir uyarana maruz kalma sonucu vücutta kızarma, kaşıntı ve şişme olabilir. Dondurma gibi soğuk yiyeceklerle dudaklarda şişme görülebilir. Ağır durumlarda baş ağrısı, karın ağrısı ve bayılma ortaya çıkar.

Güneşe de dikkat!

Güzel güneşli günler içimizi ısıtsa da, güneş de alerji yapabilir! Kimi alerjik kişilerde güneş ışığına maruz kalma sonucu, kaşıntı, kızarıklık, hatta ciltte su toplaması gibi belirtiler görülebilir. Bu tipte alerjisi olan kişilerin özellikle saat 10.00 ile 16.00 arasında güneşte kalmamaları, kol ve bacaklarını örtecek uzun giysiler giymeleri, güneş gözlüğü ve şapka takmaları ve güneşe çıkmadan önce güneşten koruyucu kremler kullanmaları uygun olacaktır. Kimi antibiyotikler, doğum kontrol hapları gibi bazı ilaçların kullanımı sırasında güneşten kaçınılması önerilmektedir.

Böcek ve arı sokmaları beklenenden kötü sonuçlanabilir

Yazın açık havada karşılaşılan bir başka sorun da böcek ve arı sokmalarıdır. Daha önceden arı sokması sonucu alerji gelişmiş bir kişide yeniden sokma ile aynı şiddette veya daha ağır bir tablo gelişme olasılığı yüzde 60 kadardır. Arıları uzak tutmak için onları cezbedecek güzel kokular kullanılmamalı, açık renkli giysiler tercih edilmeli, yiyecek ve içecekler açıkta bırakılmamalıdır. Eğer arı sokması sonucu nefes darlığı; çarpıntı; tüm vücutta kızarma, şişme; tansiyon düşüklüğü gibi belirtiler görülüyorsa, kişi derhal bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdır.

Tatil egzersizlerinde aşırıya kaçmayın

Hareketsiz geçen kış aylarından sonra yazları açık havada aşırı egzersiz yapılması da alerji ve astım krizini tetikleyebilir. Yürüyüş de dahil olmak üzere tüm egzersiz çeşitleri ile kişide nefes darlığı, hırıltı, öksürük, göğüste sıkışma hissi, kaşıntı, deri döküntüsü ve bayılma gibi belirtiler görülebilir. Bu tür alerjiden korunmak için yemek sonrası 4-6 saat boyunca egzersizden kaçınmak; egzersiz öncesi bazı ağrı kesicilerden uzak durmak ve adet dönemlerinde egzersiz yapmamak uygun olacaktır. Ayrıca, egzersize yavaş yavaş başlayıp ve aynı şekilde bitirmek de önerilmektedir.

internet haber
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6606
Alerji ve egzamaya tedavi!
« Yanıtla #6 : 18 Eylül 2010, 00:23:58 »
Alerjiyle mücadele için iki hayati test çalışması başlatıldı...

Elbistan Devlet Hastanesi'nde alerji ile mücadele için iki ayrı test çalışması başlatıldı. Çalışmayla, alerji ve egzamaların tanısı ve tedavisinde bu testlerin faydalı olacağı belirtiliyor.

Konu ile ilgili açıklama yapan Cildiye Uzmanı Dr. Demet Ersivri, Cildiye Uzmanı Dr. Emine Çölgeçen, Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Uzmanı Dr. Sabriye Seda Genç, testlerin avantajlarına dikkat çekti.

Dr. Demet Ersivri, yaptığı açıklamada, alerji ve egzamaların tanısı ve tedavisinde testlerin faydalı olacağını belirtti. Ersivri, hastanede iki türlü alerji testi yaptıklarını söyledi. Deri yama testini, alerjik egzaması olan hastaları tespit ederken kullandıklarını kaydeden Ersivri, inatçı el egzamalarında, tedavi verilmiş fakat iyileşmemiş kaşıntı şikâyeti olan hastalara uyguladıklarını dile getirdi.

Bayanlarda temizlik maddeleri ile temas sonrası oluşan el egzamalarında, erkeklerde ise inşaat malzemeleri ile temas edenlerde, tarım ve çiftçilik ile uğraşanlarda, kuaförlerde ve temizlik personelinde el egzamalarının sıklıkla görüldüğünü anımsatan Ersivri, hastanın sırtına alerjen emdirilmiş test kâğıtları yapıştırdıklarını, 48 saat sonra kâğıtları çıkartıp testi okuduklarını anlattı. Hastanın 72 saat sonra tekrar gelmesini istediklerini aktaran Ersivri, tespit edilen maddeler ile temas etmemesini söyleyerek, sonuçları ona göre ortaya koyduklarını dile getirdi.

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Sabriye Seda Genç ise kendi bölümünde uygulanan çalışmaları aktardı. Genç, "Hastanemizde yapılan diğer alerji testimiz hem cildiye hem göğüs hastalıkları polikliniğinde uygulanıyor. Solunum yolu ve besin alerjilerini tespit etmeye çalışıyoruz. Bu testler alerjik rino konjonktivite, bronşsal astım, atopik dermatit, kronik ürtiker, inatçı kaşıntı ile besin alerjilerinin tanısında kullanılır.

Deri testi 2 yaşından büyük çocuk ve yetişkinlere uygulanabilir ön kola 8 alerjen içeren panel ile testi yapıyoruz. 15 dakika bekledikten sonra değerlendiriyoruz. Testteki maddelere karşı alerji gelişip gelişmediğine bakıyoruz. Yapılan bu deri testleri öykü ve fizik muayene ile beraber değerlendirilirse hastaya daha çok faydalı olur." diye konuştu.

iyilikgüzellik
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6606
Alerjik hastalıklar neden çoğalıyor?
« Yanıtla #7 : 12 Ekim 2010, 00:15:46 »

Uzmanlar, giderek artan alerjik rahatsızlıkların sebebi olarak bakın neyi gösteriyor...
   
Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Serhan Sakarya, insan hayatı için yaşamsal önem taşıyan mikroorganizmaların normal doğum sırasında anneden çocuğa aktarıldığını, bu nedenle normal doğum sayısındaki azalmayla birlikte alerjik rahatsızlıkların arttığını söyledi.

Doç. Dr. Sakarya, Aydın'ın Kuşadası ilçesinde düzenlenen 3. Tepecik Enfeksiyon Günleri'nde yaptığı sunumda, doğum, hamilelikte antibiyotik kullanımı ve bunların alerjik hastalıklarla ilişkisi konularını ele aldı.

Mikroorganizmaların, dünya için olmazsa olmazlarından biri olduğunu belirterek Doç. Dr. Sakarya, böylesi bir ortamda, insanın yaşamını sürüdürebilmesi için bu mikroorganizmalarla tanışıklığın yaşamsal öneme taşıdığını ifade etti.

Doç. Dr. Sakarya, insanın yaşamda sağlıklı bir birey olarak tutunabilmesi için bu mikroorganizmaları bünyesinde çok sayıda barındırdığına, bunu da doğum sırasında anneden aldığına işaret ederek, şu bilgileri verdi:

''İnsan için yaşamsal önem taşıyan mikroorganizmalar, normal doğum sırasında anneden çocuğa aktarılıyor. Daha sonra da anne sütüyle bunları güçlendiren birtakım faktörler yine anne tarafından veriliyor. Ne ek mama, ne süt, ne de başka bir besin bunun yerini tutuyor. Bu mikroorganizmalar, normal doğumda, bebeğe ağız yoluyla bulaşıyor ve sindirim sistemine yerleşiyor ve burada tıpkı annedeki gibi aynı görevi yapmak için uyumlu bir çevre oluşturuyorlar. Bu mikroorganizmalar, sadece bulunduğu sindirim bölgesi için değil, insan için önemli olan tüm yaşamsal bağışıklık sistemleri veya aldığımız gıdaların kullanımı açısından çok önemli.''

Doç. Dr. Sakarya, sezaryen doğumlarla bebeğin, bu mikroorganizmaları edinmeden dünyaya geldiğini belirterek, ''Normal doğumların azalmasıyla birlikte alerjik hastalıklar arttı'' dedi.

''KANSER OLUŞUMUNU BİLE ENGELLEMEDE ETKİNLER''

Bu mikroorganizmaların, kanser oluşumu, astım, alerji veya deri hastalıklarını engellemede önemli rol üstlendiklerine dikkati çeken Doç. Dr. Sakarya, annenin hamilelik döneminde sindirim sistemindeki mikroorganizmaların dengede tutulmasının, birçok hastalık açısından çok önemli olduğunu söyledi.

Doç. Dr. Sakarya, bu nedenle hamilelik döneminde antibiyotik kullanımına da çok dikkat edilmesi gerektiğini kaydederek, bu dönemde gereksizce ve hoyratça antibiyotik kullanılması bu dengeyi bozacağı için bebeğin bağışıklık sisteminin gelişmesini olumsuz etkileyebildiğini sözlerine ekledi.

Bugün
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6606
Lancet tıp dergisinde yayınlanan bir makalede Facebook gibi sosyal paylaşım sitelerinin stres kaynağı olabileceği ve astım krizini tetikleyebileceği bildirildi.

18 yaşındaki astımlı bir gencin annesi, oğlunun Facebook’ ta eski kız arkadaşının resmini her gördüğünde astım krizine girdiğini fark ederek doktorlardan yardım istedi. Napoli’ li genci sorgulayan doktorlar delikanlının kız arkadaşından ayrıldığını, kızın da onu Facebook’ taki arkadaş listesinden sildiğini; bunun üzerine gencin başka bir isimle yeni bir hesap açarak eski aşkıyla yeniden arkadaş olduğunu belirlediler. Uzmanlar, yaptıkları incelemede astımlı gencin eski kız arkadaşına ait fotoğraflara her baktığında nefesinin daraldığını ve astım krizine girdiğini ama Facebook’ a girmesi yasaklandığında astım krizlerinin durduğunu gösterdiler.

Stres-astım ilişkisi

Astım, sebebi ve mekanizmaları çok iyi bilinmeyen kompleks bir hastalıktır. Astım krizlerin ortaya çıkmasında da pek çok etkenin rolü vardır ve bunlardan biri de strestir.

Astım ve stres arasındaki ilişki M.Ö. 460-357 seneleri arasında yaşayan Hipokrat zamanından beri bilinir. Hipokrat, astımlıların korkularına karşı kendilerini korumaları gerektiğini, Thomas Willis de 1672’ de ‘heyecanların astım krizine sebep olabileceğini’ yazmıştı.

20. yüzyılın ikinci yarısına kadar da astım etiyolojisinde emosyonel temel etkenin stres olduğu psikosomatik bir hastalık olarak kabul edilmiştir. Bundan dolayı da astıma “asthma nevrosa” yani “sinirsel astım” adı verilmiştir. Astımlıların çoğunda kuvvetli nörotik bir öge olduğu ve hatta bu hastalığın bir nöroz, yani sinir hastalığı sayılması gerektiğine inanılırdı.

Stres ve psikolojik sıkıntılar, astımı olan bir kişide tek başına astım krizine yol açabilir, mevcut bir astım krizini ağırlaştırabilir veya krizin düzelmesini geciktirebilir. Astımlarının, bir yakınlarının ölümü, eşleri tarafından terk edilmeleri gibi ağır ruhsal sıkıntı yaratan durumlardan hemen sonra başladığını bildiren hastalar da vardır.

Yirmi kolej öğrencisi üzerinde yapılan bir araştırmada psikolojik stresin bronşlardaki alerjik iltihabı artırarak etkili olduğu gösterilmiştir. Bu öğrencilerin balgamlarında kaygı ve depresyon skorlarının en yüksek olduğu final imtihanları döneminde alerjik durumu gösteren eozinofil hücrelerin ve EDN ve IL-5 gibi maddelerin arttıkları gösterilmiştir.

Fareler üzerinde yapılan bir araştırmalarda da kronik psikolojik stresin astım krizlerinin ortaya çıkmasına sebep olabileceği tespit edilmiştir.

Stres astımı tetikleyebiliyor

Stres-astım ilişkisini inceleyen pek çok araştırma var. İşta bunlardan bazı örnekler:

Almanya’ da 40-65 yaşları arasındaki 5 bin kadın ve erkeğin 8 sene süreyle izlenmesiyle yapılan bir araştırmada işiyle ilgili anksiyeteleri olanlarda astım ataklarının daha çok görüldüğü ortaya konmuştur.

Japonya’ da yapılan araştırmada ise 223 anne ile 2 ve 12 yaşları arasındaki çocukları 1 sene süreyle izlenmişler ve 7 yaşından büyük çocuklarda annenin aşırı koruyuculuğunun, 7 yaşından küçük çocuklarda ise annenin kronik stresi ve korkularının astımın kötüleşmesiyle ilgili olduğu neticesine varılmıştır.

USA’ da 557 aile üzerinde yapılan başka bir araştırmada ise gebelikleri süresince stres yaşayan annelerin bebeklerinde astım riskinin yüksek olduğu belirlenmiştir.

1990’ da Irak’ ın Kuveyt’ i işgalini takiben 13 sene izlenen kişilerle yapılan araştırmada da savaşın 50-70 arasında olanlarda astım riskini artırdığı sonucuna varılmıştır.

Çok ağır astım krizi geçirenlerde ve astım krizinden ölen hastaların yüzde 60-80 kadarında depresyon, kişilik bozuklukları gibi çeşitli psikolojik faktörlerin bulunabileceği belirlenmiştir. Bunların bazıları trankilizan veya sedatif ilaç kullanan, bazıları ise alkol ve ilaç bağımlısı kişilerdir.

Komşudaki stres bile etkili

Astımın çevrelerinde şiddet olaylarına şahit olan çocuklarda daha çok görüldüğünü ortaya koyan bir araştırma bile var. Bu çalışmada, orta veya ileri derecede şiddet olaylarına şahit olan çocuklarda ileriki senelerde astım görülme riskinin daha sakin bir çevreleri olan çocuklara göre yüzde 60 daha fazla olduğu ortaya çıktı. Bu risk artışının ırk, sosyo-ekonomik durum veya diğer çevre faktörlerinden etkilenmediği de belirlendi.

Araştırmayı yapan uzmanlar, çevrelerinde şiddet olaylarıyla karşılaşan çocuklarda astımın daha çok görülmesini kronik stres ile açıklıyorlar. Kronik stresin astım gibi enflamatuar hastalık riskini artırabileceğini öne sürüyorlar. Çevredeki şiddetin annenin ruhsal sağlığını etkilemesinin; bunun da annenin çocuğuna ilgisinin azalmasına yol açmasının da astım oluşumunda etkili olabileceğini öne sürüyorlar.

Gelelim neticeye

Stres özellikle büyük şehirlerde yaşayan tüm modern zaman insanlarının hayatlarının âdeta ayrılmaz bir parçası. Herkesin kendine göre ve farklı sebeplerden kaynaklanan, farklı derecelerde stresi var.

Birçok hastalığın stresle alâkalı olduğu tartışılmaz bir gerçek. Astım da stresle en çok ilişkilendirilen hastalıkların başında geliyor. Tek başına stresin astım sebebi olduğuna inanmıyorum ama stresin astım krizlerini tetikleyebileceğinden veya mevcut bir krizi ağırlaştırabileceğinden de şüphe duymuyorum.

Uygun ilaç tedavilerine rağmen astımları bir türlü kontrol altına alınamayan büyük küçük tüm hastalarda psikolojik problemlerin olup olmadığı araştırılmalı, gereğinde bir uzmandan yardım istenmelidir.

Facebook’ un astım krizlerine yol açmasına gelince: Şayet Facebook astım yapıyorsa varın Wikileaks’in nelere yol açacağını varın siz düşünün.

http://www.ahmetrasimkucukusta.com/2010/12/01/yazilar/tip-yazilari/astim/facebook-astim-yapar-mi/
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6606
Alerji?
« Yanıtla #9 : 13 Aralık 2010, 22:19:46 »

PARASETAMOL İÇERİKLİ İLAÇLAR ALERJİYİ TETİKLİYOR

Yeni Zelanda'da yapılan bir araştırma, parasetamol içeren ağrı kesicilerin bebeklik döneminde alınmasının ileriki yaşlarda alerjenlere duyarlılık göstermesi ihtimalini 3 kat, astım riskini de 2 kat artırdığını ortaya koydu.

İtalyan La Repubblica gazetesinde çıkan habere göre, Wellington'daki Otago Üniversitesinden bir grup bilimadamı, 1500 çocuk üzerinde yaptığı araştırmada, ateş düşürücü ve ağrı kesici olarak kullanılan bu ilaçların henüz birkaç aylık bebeklere verilmesinin, ilerleyen yaşlarda alerji ve astım riskini arttırdığını gözlemledi.

Kullanımı çok yaygın olan 120 kadar ilacın bu maddeyi içerdiğine dikkati çeken araştırma ekibinin başındaki Julian Crane, henüz 15 ayını doldurmamış bebeklere parasetamol içeren bu ilaçlardan verilmesinin, bu kişilerin ilerleyen yaşlarda alerjenlere duyarlılık göstermesi ihtimalini 3 kat, astım riskini de 2 kat artırdığını söyledi.

Bunun nedeninin henüz bilinmediğini ve bu konuda başka araştırmalar da yapılması gerektiğini belirten Crane, ancak asıl sorunun, grip ve öksürük tedavisinde kullanılan birçok ilacın parasetamol içermesi ve bunların, küçük bebeklere çok rahatça verilebilmesi olduğunu vurguladı.

Bu, parasetamol içeren ilaçların erken yaşlarda kullanılmasından kaynaklanan riskleri ortaya koyan ilk araştırma değil. 2008'de yapılan diğer bir araştırma da bu maddeyi içeren ilaçların kullanılmasının astım, alerji ve daha az bir oranda da olsa egzama riskini artırdığını göstermişti.

habervitrini
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6606
Alerji Belirtileri
« Yanıtla #10 : 11 Şubat 2011, 23:15:40 »
ALERJİ BELİRTİLERİ

İnsan vücudundaki bağışıklık sistemi vücuda yabancı gelen her etken bir savaş içerisindedir ve onları yok etme eğilimindedir. Kişi, bağışıklık sistem ya da immün sistem adı verilen sistemin kuvvetine göre hastalıklara galip gelebilir. Fakat bazı durumlarda yanlış sinyal olması söz konusudur. Alerji olarak da isimlendirilen bu durumda, vücut için zararsız olan bir faktöre karşı vücudun alarma geçmesidir.

Kişideki bu durum hava şartlarından psikolojik nedenlere kadar değişen faktörlere bağlı olabilir. Alerji durumunda vücut alerjen (alerjik reaksiyona yol açan faktöre “alerjen” denir) maddeye karşı aşırı hassasiyet ya da duyarlılık gösterir. Bu maddeler nefes, ağız ya da cilt ile temas sonucu vücuda alınabilirler. Alerji belirtileri hafif, orta ya da şiddetli olarak kategorize edilebilir.

Hafif Alerji belirtileri

Hafif alerji belirtileri şunları içerebilir:

İsilik
Kaşıntılı, sulu gözler
Tıkanıklık
Vücudun diğer bölgelerine yayılmış olamayan hafif alerjik reaksiyonlar
Orta Alerji belirtileri
Orta alerjik reaksiyonlar vücudun diğer bölgelerinde yayılmış olan belirtiler içerebilir. Bunlar:

Kaşıntı
Nefes alma zorluğu
Ciddi alerji belirtileri (Anafilâksi)

Anafilâksi yaşamı tehdit eden acil bir durumdur. Anafilâksi, alerjen maddelere karşı vücudun tepkisi ani olmakta ve bütün vücudu etkileyen nadir bir durumdur. Alerji belirtileri birkaç dakika içinde göz veya yüzde ani kaşıntı ile başlar ve daha ciddi belirtilerle ilerleme gösterir. Solunum ve yutkunma güçlüğü, şişlikler de alerjini derecesine göre değişebilmektedir. Bunlardan başka ciddi semptomlar ise;

Karın ağrısı
Kramp
Kusma
İshal

Akıl karışıklığı ya da baş dönmesi de görülebilmektedir.

Bu semptomlara alerjiden başka durumlarda da gelişebilmektedir. Bu belirtiler tek başlarına bile hastalık habercisi olabilirler. Bu nedenle yukarıda sayılan durumlarda hastalık olup olmadığını anlamak için bir doktora görünmenizde yarar vardır.

sagliksiz.net
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6606
Fıstık Alerjisi
« Yanıtla #11 : 08 Mart 2011, 01:31:31 »
Son yıllarda giderek daha çok insanda görülmeye başlayan yer fıstığı alerjisi, özellikle Amerika ve diğer gelişmiş ülkelerde rastlanan bir sorun olmakla beraber, Türkiye’de son yıllarda astım ve alerjik hastalıklarda büyük artışlar olması yanında, fıstık tüketiminin de giderek artmakta olması, fıstık alerjisine karşı dikkatli olmamız gerektiğini göstermektedir.

Ciddi fıstık alerjisi anaflaksiye sebep olarak kişinin ölümüne bile yol açabilir. Hatta bu kişiler kendileri fıstık yemeseler bile yanlarında fıstık yiyenlerin paketlerinden etrafa saçılan koku ve zerreciklerden bile etkilenebilirler. Bundan dolayı Amerika’ da uçaklarda yolculara fıstık ikramı yasaklanmıştır.

ALERJİNİN SEBEBİ

Yer fıstığında bulunan pek çok maddenin alerji yaratması mümkündür. Bunların içinde protein yapısında olanların önemi vardır. Fıstıktaki esas proteinler arachin ve conarachin’ dir. Ayrıca, fıstık lektini, conconavalin A-reaktif protein, çeşitli proteaz inhibitörleri, fosfolipaz B, fitik asit ve aflatoksinler de bulunur.

Fıstığın yenmesinden başka, fıstık yağı, fıstık şurubu, fıstık yağı tozu, fıstık yağlı cipsler, fıstık unları da alerjiye sebep olurlar. Fıstık alerjisi olanlarda bakla, bezelye, mercimek, börülce, fasulye gibi yiyeceklere karşı alerji olma ihtimali yüksektir.

Fıstık alerjisi, fıstığın işlenmesi sırasında havaya saçılan alerjenlerin solunması yoluyla da ortaya çıkabilir; hatta daha önce fıstık hazırlanmış olan bir işletmede daha sonra hazırlanan başka bir yiyeceğe karışabilen önceki fıstık kalıntıları bile alerjilere sebep olabilir.

Fıstık alerjisi, fıstık yemiş kişilerin dudağında çok az miktarda da olsa kalabildiğinden, öpüşme ile bile ortaya çıkabilir.

Fıstık alerjisi riski, egzama, astım, saman nezlesi gibi rahatsızlıkları olanlarda daha yüksektir.

Çocukluk döneminde süt, yumurta gibi besinlere alerjisi olanların yüzde 90’ında 5 yaşından sonra alerji tamamen düzelirken, fıstık alerjisi olanların ancak yüzde 20 kadarında düzelme olur.

Amerika’da özellikle küçük çocuklarda daha fazla görülen yer fıstığı alerjisinin 1.5 milyon kişiyi etkilediği tahmin edilmektedir. Ülkemizde fıstık alerjisi ile ilgili bir araştırma yapılmamış olmakla beraber, bizde fıstık alerjisi görülme oranının Amerika’ya oranla çok düşük olduğunu söyleyebiliriz. Fıstık alerjisi tüm gelişmiş ülkelerde hızla artan bir sorundur. Mesela,  İngiltere’de 1996’da her 200 çocuktan birinde rastlanan fıstık alerjisi, 2002’ de her 70 çocuktan birinde görülür olmuştur.

FISTIK ALERJİSİNİN BELİRTİLERİ

Fıstık giderek daha çok tüketilen bir yiyecektir. İstatistiklere göre, USA’ da bir kişi yılda ortalama 8 pound fıstık tüketmektedir ve çocukların yüzde 80’ i 2 yaşına geldiklerinde fıstık yemiş olmaktadırlar.

Fıstık alerjisinin belirtileri kişiden kişiye değişir. Dilde şişme, damakta kaşıntı, boğazda kaşıntı ve yanma, gözde burunda kaşıntı, bulantı, kusma, karın ağrısı, nefes darlığı, hırıltılı solunum, morarma, göğüs ağrısı, kurdeşen, tansiyon düşüklüğü ve şoka kadar gidebilen çeşitli belirtiler ortaya çıkar.

Teşhis için, hastanın tipik hikâyesi, alerjik deri testleri ve kanda fıstığa karşı oluşmuş IgE sınıfı antikorların ölçülmesi yeterlidir.

ÖNEMLİ UYARILAR

Fıstık alerjisinin kesin bir tedavisi yoktur.

Fıstık alerjisi olanlar, sadece fıstıktan değil, fıstıktan yapılmış diğer ürünlerden de uzak durmalıdır. Ayrıca, bakla, bezelye, fasulye gibi yiyeceklerin de riskli olabileceği unutulmamalıdır.

Ailelerinde alerjik hastalık olan gebe ve süt veren anneler, bu süreç boyunca fıstık yememelidirler.

Paketlenmiş yiyeceklerde ‘fıstık ihtiva eder’ ya da ‘fıstık kullanılan bir fabrikada yapılmıştır’ gibi uyarılar yer almalıdır.

http://www.ahmetrasimkucukusta.com/2011/02/25/yazilar/tip-yazilari/alerji/fistik-alerjisi-hakkinda-bilmeniz-gerekenler/
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6606
Bir hapşırıktır gidiyor!
« Yanıtla #12 : 24 Mart 2011, 21:11:15 »
Alerjik hastalıkların Batı tipi beslenen ve yaşayan insanlarda görülme sıklığı daha fazla. Özellikle alerjik nezle çok yaygınlaştı. Birçok kişiyi etkiliyor, bazıları hafif geçirirken, bazılarının işini engelleyebilecek düzeyde seyrediyor, yaşam kalitesini bozuyor.

Alerjik nezle göz ve burun çevresinde histamin adlı bir maddenin salınımına neden olan polene (çiçek tozu) karşı alerjik reaksiyonla kendinin gösteren bir rahatsızlıktır.

Bir bitki veya hayvana ait bir parçacık vücuda girdiğinde bağışıklık sistemimiz bunu önlemek için bir yanıt veriyor. Bu aslında normal, doğal bir kontrol mekanizması. Ama bazı kişiler aşırı reaksiyon gösterebiliyor. Çünkü vücuda giren maddeler alerjik madddeler, ve vücutta antikor üretimine yol açıyorlar. Bu antikor antijenle birleşince vücutta bu reaksiyonu yaratıyor, bazı kimyasal maddelerin salınımına yol açıyor. Bunlardan en çok bilineni histamin.

Belirtileri şunlar:
Gözlerde kızarıklık, kaşıntı
Burun akıntısı
Burun tıkanıklığı
Hapşırma
Boğaz kaşıntısı
Aşırı mukus (sümük)

Alerjik nezlenin oluştuğu dönem, hangi polene karşı alerjiniz olduğu konusunda fikir verebilir. Nisan ayında başlarsa ağaçlardan uçuşan polenlere karşı, Haziran-temmuz aylarında ortaya çıkıyorsa çimene karşı olduğu düşünülebilir.

Tedavi
Klasik alerjik nezle tedavisinde 3'şü yaklaşım var
1- Şişme ve tıkanıklığa yol açan histamine karşı antihistaminik tedavisi
2- Kortizon tedavisi (alerjiyi baskılar)
3- Efedrin gibi akıntı önleyiciler

Beslenme şekli nasıl olmalı
Alerjik nezle her ne kadar polene karşı oluşsa da bazı yiyeceklerin belirtilerin şiddetini artırdığı biliniyor. Bağışıklık mekanizmasını tetikliyen bazı yiyecekler var.

Şu yiyeceklerden kaçınmalısınız
Buğday ve buğday ürünleri
Süt ürünleri (inek sütü ve peynir gibi)
Çilek
Sigara içiyorsanız bırakmaya çalışın. Sigara da alerjiyi tetikleyen etkenlerin başında geliyor.

Bunların yerine ne yiyeceksiniz
Soya sütü artık ülkemizde de kolaylıkla bulunuyor. Soya sütü, keçi peyniri inek sütü ve peynire iyi birer alternatif olabilir. Yulaf ezmesi, pirinç, pirinç krakerleri, çavdar ekmeği, çavdarlı krakerleri de buğday yerine kullanabilirsiniz.

Alerjik nezle mevsimsel bir yakınma olmasına rağmen bazı alerjiler sürekli de olabiliyor. Bu tür sürekli alerjilerin tetikleyicileri farklıdır. En çok görülenleri kedi-köpek tüyü, kuş tüyü, ev akarları, temizlik maddelerindeki kimyasallar. Nedenler farklı da olsa tedavide aynı beslenme şekli uygulanır.

Hangi destekleri kullanmalı?

C vitamini
C Vitamininin vücudumuzda doğal bir antihistaminik etkisi var. Bu yüzden belirtilerin şiddetini azaltabiliyor, hatta bazen tamamını ortadan kaldırabiliyor. Günde 500-1000 mg arası kullanılabilir. C vitamini için en güzel kaynak taze dolmalık kırmızı biber.

Ananas
Ananastan elde edilen bromelain adlı madde proteinleri parçalıyor. Sindirimi kolaylaştırıyor. Şu açıdan önemli; sindirilmemiş proteinler çeşitli sindirim sorunlarına ve besin alerjilerine yol açıyor. Ayrıca akıntıyı inceltip, bronşları açıyor.

Isırgan
Isırgan otu, saman nezlesi ve diğer alerjilerde kullanılıyor. Tıkanıklığı engelliyor.

Alerjik nezle için bir tarif

Sarmısaklı-cevizli kırmızıbiber
10-15 kırmızı biber
2 diş kıyılmış sarmısak
2 avuç ufalanmış ceviz
2 yemek kaşığı zeytinyağı

1- Kırmızı biberlere birer çentik atarak fırın tepsisine dizin. Önceden ısıtılmış fırında 150-180 derecede 20 dakika kadar çevirerek pişirin.

2- Soğuduktan sonra kabuklarını soyup kalın halkalar halinde doğrayın.

3- Ceviz-sarmısak ve zeytinyağıyla karıştırıp kavanoza koyun. Buzdolabında saklayın. Kahvaltıda yiyebilir veya yemeklerin yanında garnitür olarak kullanabilirsiniz.

Dr. Yasemin Bradley
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6606
Alerjiniz varsa sabahları pencereyi açmayın
« Yanıtla #13 : 30 Mart 2011, 23:54:20 »
Alerjiniz varsa sabahları pencereyi açmayın
 
Pek çok insan sabahları uyanır uyanmaz ortamı havalandırmak için pencereleri açar, temiz havayı ciğerlerine çeker. Ancak uzmanlara göre polen alerjisi olanlar bu hareketten kaçınmalı.

Alerjikler için bahar aylarının kâbustan farklı olmadığını ve sokağa çıkmak bir yana, pencereyi açarken dahi dikkatli davranmak gerektiğini belirten Uzm. Dr. Füsun Soysal, ağaçları, çiçekleri ve yemyeşil örtüsü ile bahar mevsiminin alerjik bünyeli kişiler için bir takım sıkıntıları da beraberinde getirdiğini hatırlatıyor. Alerjik reaksiyonların yaşamı zorlaştırabildiğini vurgulayan Dr. Soysal, bahar alerjilerinden korunma yolları hakkında şunları söylüyor:

“Bahar ayında yoğunluğu artan polenler, polen alerjilerine neden olmaktadır. Değişik ağırlık ve çaptaki bu küçük parçacıklar, solunum yoluyla burunda ve bronşlarda, ciltte, gözlerde alerjik reaksiyonlar ortaya çıkarmaktadır. Polenlerin yoğunluğu özellikle Mart- Nisan- Mayıs aylarında artar. En yaygın kaynakları, bahar mevsiminde ağaçlar, yaz sonuna doğru çimenlerdir.

ÖKSÜRÜK, HAPŞIRIK, KAŞINTI VE KIZARIKLIK GÖRÜLÜR

Polen, solunum yolu ile vücuda girdiğinde, vücutta salınan “histamin” etkisi ile “alerjik nezle” veya “rinit” denilen tabloya neden olabilir. Burun akmaya ve kaşınmaya başlar, hapşırık nöbetleri, burun tıkanıklığı ve geniz akıntısı görülür. Ayrıca bronşlar etkilenerek, öksürük, nefes darlığı ve hırıltı ile kendini gösteren alerjik astım krizleri ortaya çıkabilir. Gözlerde sulanma, şişme ve kaşıntı olabilir. Ciltte kaşıntı ve kızarıklıklar görülebilir. Vücutta genel olarak, yorgunluk, halsizlik, sinirlilik, konsantrasyon bozukluğu olabilir.

BAHAR ALERJİLERİNDEN KORUNMAK İÇİN BUNLARA DİKKAT!

• Polenlerin en yoğun olduğu sabah saatlerinde açık havaya çıkılmamalı ve bu saatlerde ev havalandırılmamalıdır.
• Polenlerin yoğun olduğu mevsimlerde açık havada spor yapılmamalıdır.
• Polenler, saçlar ve giysilerde eve taşınabileceğinden, dışarıda giyilen giysiler, eve gelince değiştirilmelidir ve her akşam saçlar yıkanmalıdır.
• Klimalarda polen filtresi kullanılmalıdır.
• Polen mevsiminde, açık havaya çıkarken, şapka ve gözlük kullanılmalıdır.

EN ÖNEMLİ NOKTA ALERJENİN TESPİT EDİLMESİ

Tüm alerjik hastalıkların tedavisinde en önemli konu, alerjiye sebep olan polenin saptanması ve ondan uzak durulmasıdır. Bunun dışında, şikâyetleri rahatlatmak için alerji ilaçları, kortizonlu göz ve burun damlaları, solunum yolu ile alınan spreyler kullanılır. Bu ilaçların mevsim boyunca düzenli kullanımı önemlidir. Eğer alerjik şikâyetler ilaçlarla kontrol altına alınamıyorsa, aşı tedavisi denenebilir.”

ntvmsnbc
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6606
Ağız Alerjisi Mevsimi Başladı
« Yanıtla #14 : 25 Nisan 2011, 00:22:13 »
Son senelerde tanınan alerjik hastalıklardan biri de baharın gelmesiyle beraber pek çok insanı etkileyen “Ağız Alerji Sendromu” veya kısaca “Ağız Alerjisi” olarak bilinen hastalıktır.

Duyarlı insanlarda bir takım sebze ve meyvelerin yenmesinden hemen sonra ortaya çıkan ağız alerjisi dudak, dil ve yanak mukozasının sızlaması ve kaşınmasıyla başlar. Hastaların yüzde 50’sinde dudaklar şişer. Birçok hastada boğazda da kaşıntı, sızlanma ve sertlik hissi vardır. Bazen, yüzde kızarma, yanak mukozasında kabarcıklar da görülebilir.

Ağız alerjisi bir takım meyve ve sebzelerde bulunan proteinlerin bazı ağaç, çayır ve yabani ot polenlerindeki proteinlerle benzer yapıda olmalarından kaynaklanır. Bu sebeple ağız alerjisine “Polen Besin Sendromu” ismi verenler de vardır.

En çok alerji yapan besinler elma, fındık, havuç, fıstık, ceviz, patates, domates, salatalık, kavun, karpuz, muz, armut ve şeftalidir.

Belirtiler hemen başlıyor

Belirtiler, meyve veya sebzeyi yedikten 5 dakika sonra görülmeye başlar ve 30 dakika içinde de tüm belirtiler ortaya çıkmış olur. Çok nadir de olsa, belirtiler 90 dakika sonra da  başlayabilir. Belirtiler, başladıktan 30-90 dakika sonra da tamamen kaybolur.

Bazı aşırı duyarlı kişilerde sadece sebze veya meyvenin yenmesi değil soyulması veya kesilmesi sırasında havaya karışan alerjenler hapşırma krizlerine sebep olur. Alerjenlerin göze veya derideki yara ve sıyrıklara temas etmesi de kaşınma, kızarma gibi belirtilere yol açar.

Ağız alerjisi olanların yüzde 80’ e yakınında astım veya alerjik nezle vardır ve bunların da hemen hemen tamamına yakınında polen alerjisi bulunur. Ağız alerjisinin belirtileri sadece polen mevsimi görülebileceği gibi, çoğu hastada tüm yıl boyunca da vardır.

Belirtiler, hastaların büyük çoğunluğunda 12 yaşından önce ortaya çıkar. Bunların üçte birinde, ağız alerjisini takiben ürtiker, mide-bağırsak sistemi alerjileri ve saman nezlesi gibi alerjilerinin diğer şekilleri de gelişir.

Ağız alerjisinin teşhisi

Ağız alerjisinin kesin teşhisi için şüpheli besin ile provokasyon testlerinin yapılması gerekir, ama bunun uygulanmasında çeşitli teknik güçlükler vardır. Bundan dolayı, ağız alerjisi teşhisi çoğu zaman hastanın bildirdiği belirtilere dayanır. Tipik belirtileri olan bir kişide, o yiyeceğe karşı pozitif deri testi veya kanda IgE yüksekliği olması teşhis için yeterlidir. Ticari yiyecek ekstreleri yerine taze meyve ile yapılacak testler daha duyarlıdır.

Tedavi nasıl yapılır?

Ağız alerjisi olanlar kendilerine dokunan sebze veya meyvelerden uzak durmalıdır. Bu hastalar çapraz alerji yapan polen ve besinleri iyi bilmelidir.

Kereviz ile ceviz, fındık ve fıstık dışında pişirilerek veya konserve edilerek yenen sebze ve meyvelerin alerji yapma etkisi daha azdır. Elma ve diğer meyvelerin soyulması da ağız alerjisi yapma etkisini azaltabilir. Meyve ne kadar olgunsa alerji yapma etkisinin de o kadar fazla olduğu unutulmamalıdır.

Ağız alerjisi belirtileri hissedildiği zaman ağzın temiz su ile iyice yıkanması ve çalkalanması işe yarayabilir. Hemen alınacak antihistaminik sınıfı ilaçlar da belirtilerin çabuk geçmesine yardımcı olur.

Ağız alerjisinin kesin bir tedavisi yoktur.

Bazı hastalarda polenlere karşı yapılan immunoterapi yani aşı tedavisiyle ağız alerjisinin gerileyebileceği belirlenmiştir, fakat yiyeceklere karşı imunoterapinin hiçbir yararı yoktur.

Çapraz alerjilere dikkat!

Bazı polenler ile bazı sebze ve meyvelerde ortak alerjenler bulunmasına çapraz alerji adı verilir. Bu durumun en iyi bilinen örnekleri şunlardır:

Ot polenlerine alerjisi olanlar şeftali, kereviz, domates, kavun, karpuz ve portakala duyarlı olabilir.

Huş ağacına polenlerine alerjisi olanlar kivi, elma, armut, şeftali, erik, kişniş, rezene, maydanoz, kiraz, havuç, fındık ve bademe duyarlı olabilir.

Yakup otu polenlerine alerjisi olanlar başta muz ile kavun ve karpuz olmak üzere domates, hıyar, kabak, ayçiçeği, papatya (çayı) ve ekinezyaya da duyarlı olabilir.

Lateks polenlerine alerjisi olanlar muz, avokado, kivi ve papayaya karşı duyarlı olabilir.

Misk otu polenlerine alerjisi olanlar havuç, kereviz, kişniş, rezene, maydanoz, biber ve ay çiçeğine duyarlı olabilir.


http://www.ahmetrasimkucukusta.com/2011/04/12/yazilar/tip-yazilari/alerji/agiz-alerjisi-mevsimi-basladi/
*~*~* TUĞRA *~*~*