Gönderen Konu: Târihten Hakîkatler ve İbretli Sahifeler  (Okunma sayısı 42655 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ruy-ı zemin

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1109
  • Seher vakti bereket vakti...
Ynt: Târihten Hakîkatler ve İbretli Sahifeler
« Yanıtla #30 : 17 Temmuz 2008, 17:19:17 »

            ATINI HAVADA TUTAN OKÇU

        Onaltıncı asrın ünlü ok atıcı pehlivanlarından Ahmet Ağa yaşlanmış, 75 yaşına varmıştı. Birgün okçular başına gidip ok ısmarladı. Esnaftan bir delikanlı;

   -   Pehlivan sen kocadın, yaşlandın. Kolunda yay çekecek güç kaldı mıki ok ısmarlarsın? Diye alaylı bir sual sordu.

    Ahmet Pehlivan bir şey demeden atını çarşının kapısına sürdü. Kapıdaki zincirlere kollarıyla asıldı. Bacaklarını da atının karnına doladı. Kollarını şöyle bir kısınca, kendisiyle birlikte koca atı da yerden kaldırıp havalandırdı. Gülerek:

   - Oğlum! Bazularım da azıcık bir şey kalmış gibi… dedi .  

پاى مار      چشم مور      نان منلا      كس نديد

Çevrimdışı ankebut-57

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 908
Ynt: Târihten Hakîkatler ve İbretli Sahifeler
« Yanıtla #31 : 17 Temmuz 2008, 17:57:06 »


F.T. 16-Mart-1976

Kusuruma bakmayın bu neyin kısaltmasıydı?

Âlimleri irfan sahib eden, üç harf ile beş noktadır.(عشقْ)
Mü'minleri duhûlü cennet eyleyen, beş harf ile üç noktadır. (ايمان)

www.ayasofya.org

Çevrimdışı Ferzin

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 240
Ynt: Târihten Hakîkatler ve İbretli Sahifeler
« Yanıtla #32 : 17 Temmuz 2008, 18:14:11 »
Fazilet Takvimi kardeşim.:)

Çevrimdışı ankebut-57

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 908
Ynt: Târihten Hakîkatler ve İbretli Sahifeler
« Yanıtla #33 : 17 Temmuz 2008, 19:05:14 »

:)
Âlimleri irfan sahib eden, üç harf ile beş noktadır.(عشقْ)
Mü'minleri duhûlü cennet eyleyen, beş harf ile üç noktadır. (ايمان)

www.ayasofya.org

Çevrimdışı Ferzin

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 240
Ynt: Târihten Hakîkatler ve İbretli Sahifeler
« Yanıtla #34 : 19 Temmuz 2008, 11:39:11 »
Bizans'ı feth ederek ehli salibin son kal'asını yıkıpı HŞ. sırrına mazhar olan Fatih Sultan Mehmed Han'ı yok edebilmek için venediklilerin tertiplediği 14 suikast bir netice vermemiş, 15. suikastle büyük ZTürk hakanı bir yahudiye zehirlettirilip, öldürülmüştir!

Maestro Jacapo adlı venedikli bir yahudi sözde müslüman olarak "yakup" adını almış, bilahere paşa ünvanını da kazanarak "yakup paşa" olan bu dönme, Hz. Fatih'in hususi hekimliğine kadar yükselebilmiştir!. Venediklilerin bu dönme hekimle yaptığı anlaşmaya göre, şayet yakup paşa padişahı zehirleyip öldürebilirse, kendisine 250 bin duka altını verilecek ve hem kendisi, hem de neslinden gelecek bütün ahfadı her çeşit vergi ve mükellefiyetten muaf tutulacaktır!

Fatih Sultan Mehmed Han muhtemelen İtalya üzerine yapılacak sefer için 300bin kişilik ordusu başında İstanbuldan Üsküdara geçmiş ve işte o gün, yakup paşa adlı yahudi dönmesi hekim Hz. Fatih'i zehirlemiştir.

Hz. Fatih bu zehirlenme neticesi, tarihçi aşık paşazadenin kayd ettiğine göre, üsküdarla gebze arasındaki hünkar çayırı mevkiinde vefat etmiştir. Padişaha'a suikast yapıldığı duyurulduğunda yakup paşa adlı yahudi dönmesi,oracıkta asker tarafından parça parça edilmiştir.

F.T
30-Mart-1976



Çevrimdışı Ferzin

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 240
Ynt: Târihten Hakîkatler ve İbretli Sahifeler
« Yanıtla #35 : 21 Temmuz 2008, 17:39:07 »
32. Osmanlı Padişahı Sultan Abdülaziz Han, 15 sen 4ay ve ondokuz gün süren padişahlığı müddetince, memleketin içinde de bir çok ilerleme kaydetmiş, islah yapmıştır. Şuray-i Devlet-i kurmuş, san'at okulları açmış, orduyu yeni silahlarla teçhiz etmiş; isyanlar bastırdığı gibi, Arabistan yarımadasında Yemen'in bir kısmı gibi Bahreyn taraflarını da fethetmiş ve Osmanlı ülkesine katmıştır. Sultan ikinci Mahmud'un oğlu olan Abdülaziz, önce azledilerek Topkapı Sarayına hapsedildi. Aradan bir kaç ay geçtikten sonra ittihatçı Mithat Paşa ve arkadaşları tarafından 4 Haziran 1876'da Kur'anı Kerim okurken bilekleri kesilerek şehid edildi.

F.T. 4-Haziran-1976

Çevrimdışı müteallim

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 4786
  • gizli mahzenlerde kalan tarihin yeni adresi
    • www.Libv- kamp-lintfort.de
Ynt: Târihten Hakîkatler ve İbretli Sahifeler
« Yanıtla #36 : 21 Temmuz 2008, 23:15:57 »
Belgrad şehidi Karaca Paşa ve Hasan Ağa
 
Fâtih Sultan Mehmed Han, Avrupa’nın kapısı olan Belgrad’ı fethetmek için 13 Haziran 1456 günü kusatmıştı. Muhasara sâdece kara tarafından baslamıstı. Bu yeterli değildi, zîrâ kalenin nehir yolu ile irtibâtı devam ediyordu. Macarların “millî kahraman”ı Hunyadi Yanoş gelmeden önce kaleye girmek lâzımdı...

“TUNA’NIN ÖTESİNE GEÇEYİM!”
Rumeli Beylerbeyi Karaca Paşa;
“Pâdişâhım, destur veriniz. Tuna’nın öte yakasına geçeyim. Hisar karşısında durarak, gelecek küffârın önüne çıkayım” dedi. Rumeli akıncıları ve sancak beyleri bu fikre katılmadılar.
13 Haziran ile 20 Temmuz arasında devam eden muharebeler çok kanlı olmuştu. Hunyad’ın kumandayı ele alması ile morali düzelen düşman, inatla bütün hücumlara karşı koyuyordu. Sultan 20 Temmuz günü Karaca Paşa’yı huzuruna kabul ederek, ertesi gün için umûmî bir taarruzun yapılacağını, kendisinin de ordunun başında bulunacağını söyledikten sonra;
“Karaca, senden her zamankinden fazla gayret beklerim. Mâruzâtın sem’i itibâra alınmadı diye neden gam çekersin?” diye sordu. Karaca gözleri dolu olarak;
“Pâdişâhım! Sen hemen emret, billah Allah yolunda şehîd olmaktan gayri düsüncem yoktur. Canın ne kıymeti vardır devletlüm!” cevâbını verdi.
Ertesi gün, sabahın erken saatlerinde umûmî hücum başladı. Karaca Paşa en öndeydi. Yanında da Yeniçeri Ağası Hasan Ağa vardı...
Muharebe bütün şiddeti ile devam ediyordu. Ancak; önce Karaca, arkasından Hasan Ağa şehîd düştü. Osmanlı ordusundan beş bin kişi kaleye girmişti. Hunyad, karşı taarruza geçti. Şehre girenleri çıkarttıktan sonra, bütün gücüyle ordugâha saldırdı. Bunun üzerine Sultan, ordugâha giren düşmanı karşıladı ve bir nara ile ileri atıldı. Bu durumu gören yeniçeri, yeniden parlamış ve bir alev olmuştu...

PADİŞAHIN GÖZYAŞLARI...
Akşam olduğu zaman, düşman on binden fazla ölü bırakarak Belgrad’a geri çekildi.
Fâtih Sultan Mehmed Han, Karaca Paşa ve Hasan Ağa’nın niçin huzuruna gelmediğini sorunca, paşalardan biri; ikisinin de kaleye girerken şehîd düştükleri haberini getirdi. Karaca Paşa son nefesini verirken; “Pâdişâhıma söyleyin! Allahü teâlânın emrine uyarak bu canı devletim ve onun için veriyorum” demişti.
Koca Fâtih, hiçbir zor karşısında eğilmeyen başını elleri arasına alarak;
“Vah Karaca Paşam! Vah Hasan’ım!” diye gözyaşı dökmüştü...
 
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik

Çevrimdışı Ferzin

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 240
Ynt: Târihten Hakîkatler ve İbretli Sahifeler
« Yanıtla #37 : 22 Temmuz 2008, 09:57:22 »
Fatih Devrinin en büyük ulemasından biride şüphesiz, Kadı Zade Hızır Beydir. Hızır Bey Anadolu Selçuklü Devleti vezirlerinden olup bilahare inzivaya çekildiği, Akşehir'de Nasreddin Hoca diye meşhur olan Hace Nasirüddin Mustavfi'nin kızının oğludur. Babası Sivrihisar'da kadı bulunurken orada dünyaya gelmiştir.

Hızır Bey, evvela babasından ders görmüş ve Molla Fenari'nin talebelerinden Molla Yeğen'den icazet almış ve Sivrihisar'a müderris olmuştur.

Fatih Sultan Mehmed Han İstanbul'u aldığı zaman İstanbul'a ilk defa kadı olarak onu tayin etti. Kendisi 1549 yılına, yani vefatına kadar bu vazifede kaldı. Oğlu 'Sinan Paşa' devrin büyük ulemasından olup Sultan Fatih'şn hocalarındandır ve Hoca Paşa diye meşhurdur. Diğer oğulları Ahmet ve Yakup Paşalar da şöhretli alimlerdendir.

Hızır Bey ilim dağarcığı diye anılmış olup, oğullarından maada pek çok değerli talebe yetiştirmiştir.

F.T.
5-Ocak-1982

 

Çevrimdışı Ferzin

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 240
Ynt: Târihten Hakîkatler ve İbretli Sahifeler
« Yanıtla #38 : 28 Temmuz 2008, 20:29:50 »
Hz. Halid'e Bizans hükümdarı şöyle dedi;

-Bizim hükümdarımız, yeryüzündeki bütün hükümdarların hükümdarıdır.

Hz. Halid de şu cevabı verdi;

-Sizin hükümdarınız böyle olabilir.Fakat sizin hükümdarınız bir an için aklından bize tasallut etmeyi geçirirse,onu hemen hükümdarlık makanından indiririz.

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Ynt: Târihten Hakîkatler ve İbretli Sahifeler
« Yanıtla #39 : 14 Ağustos 2008, 22:25:01 »
Du Lair şöyle der:''Küfürbazlık,öfke ve intikam hislerinin müşterek mahsülüdür.Bu hıristiyan memleketlerinde pek yaygın bir şekilde tamamıyla mevcuttur.Ancak Osmanlıların sokaklarında da evlerinde de hiç küfür sözü işitilmez.Bunun yüzümüzü kızartacak ve bizi hayrete düşürecek tarafı da,Osmanlıların lisanlarında küfür kelimelerinin bulunmayışıdır.Onlar yalnız ''VAllahi'' şeklinde Allah'a yemin ederler''

Nitekim o devre şahit olan insanlar naklederler ki,bir şahsın kendisini kızdıran bir meselede muhatabı için kullandığı cümleler: ''La Havle'' ''La Havle vela kuvvete illa billah'' ''Hay derdini alsın'' ''FesübhanAllah'' ''HasbünAllahü ve ni'me'l- vekil'' ''Ya sabur'' gibi güzel ve teskin edici ifadelerden ibarettir. Tekke ve zaviyelerde'de duvarlara asılı levhalarda teselli için;''Bu da geçer'' ''Vazgeç'' "Hoş gör Ya Hu'' sözleri meşhurdur.
           
Osmanlıların edep, nezaket ve terbiye hususunda kaydettikleri seviye hiç bir milletle kabil-i kıyas değildir.Onların muaşeret adabı, bir mükemmellik ve incelik arz eder.Bunlar millet ve mezhep ayrımı yapılmaksızın bütün insanlara karşı aynen riayet edilen ruhi ve vicdani bir kanun mesabesindedir.Dolayısıyla Osmanlı demek,imrenilecek edep ve nezaket timsali demektir.
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı ASUDE

  • yazar
  • ****
  • İleti: 632
Ynt: Târihten Hakîkatler ve İbretli Sahifeler
« Yanıtla #40 : 14 Ağustos 2008, 23:33:58 »
Ber-ceste,Mahi, Tuğra, Ferzin, MÜteallim, Ruy-ı zemin,Eymen hepinizden Allah razı olsun paylaşımlşarınızdan dolayı... &)) &))
o güzel yüreklerinize sağlık  o1)) o1))

Çevrimdışı Kahraman

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 116
Ynt: Târihten Hakîkatler ve İbretli Sahifeler
« Yanıtla #41 : 14 Ağustos 2008, 23:55:29 »
Ber-ceste,Mahi, Tuğra, Ferzin, MÜteallim, Ruy-ı zemin,Eymen hepinizden Allah razı olsun paylaşımlşarınızdan dolayı... &)) &))
o güzel yüreklerinize sağlık  o1)) o1))
..Ey Rabbimiz! Bazı yüzlerin ağarıp,bazı yüzlerin kararacağı günde; bizi yüzleri ak,gönülleri pak olan,sevgili resülünün bayrağı altında toplanan mesut insanlar zümresine kat.O'nun(sav) yanında cennete girmeyi,mübarek Cemalini görmeyi,Senin dostlarınla komşu olmayı ve en büyük makam olan rızana ulaşmayı nasip eyle. Amin.

Çevrimdışı ruy-ı zemin

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1109
  • Seher vakti bereket vakti...
Ynt: Târihten Hakîkatler ve İbretli Sahifeler
« Yanıtla #42 : 15 Ağustos 2008, 11:19:46 »
    Arslanla Dolaşan Paşa

    On sekizinci asrın namlı vezirlerinden Cezayirli Gazi Hasan Paşa'nın hayatı maceralarla doludur. On beş yaşında iken bir korsan gemisine atlayarak Cezayir'e giden, harikulade cesaretiyle pek çabuk sivrilen, gemi sahibi olan ve nihayet devletin kaptanpaşalığına ve sadrazamlığına yükselen Hasan Paşanın türlü garipliklerinden biri de şehir içinde terbiyeli bir arslan ile dolaşması idi. O geçerken herkes arslanın dehşetinden ter dökerdi.

Tarihi hakikatler-1  (Çamlıca Basım Yayın)
پاى مار      چشم مور      نان منلا      كس نديد

Çevrimdışı ruy-ı zemin

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1109
  • Seher vakti bereket vakti...
Ynt: Târihten Hakîkatler ve İbretli Sahifeler
« Yanıtla #43 : 15 Ağustos 2008, 11:25:59 »
      190 Yaşında Ölan Zaro Ağa

      Türkiye'de uzun ömür rekoru kırmış olan Hamalbaşı Zaro Ağa'dır. Kabri Eyüp'te, Piyer Loti kahvesine çıkan yolun az üstündedir. Mezar kitabesinde şunlar yazılıdır: "Bitlisli Şemsi Ağa oğlu 190 yaşında ölen Zaro Ağa'nın ruhuna".



Tarihi hakikatler-1  (Çamlıca Basım Yayın)
پاى مار      چشم مور      نان منلا      كس نديد

Çevrimdışı Ferzin

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 240
Ynt: Târihten Hakîkatler ve İbretli Sahifeler
« Yanıtla #44 : 19 Ağustos 2008, 18:23:47 »
Dar-üs-seade ağası iken emekli olan Sünbül ağa, Mısır'a giderken, gemisi Rodos açıklarında, Malta korsanları tarafından basılıp, ağa şehit edildi. Venedik gemileri Mora'ya asker çıkarıp çocuk ve kadın demeden, binlerce Müslümanı öldürdü.

On sekizinci padişah Sultan İbrahim, çok merhametli idi. Hıristiyanların bu katliamını işitince pek üzüldü. 1646 senesinde bunlara karşılık olarak Osmanlı idaresinde misafir olarak bulunan Hıristiyanların kısas olarak, öldürülmelerini istedi.

O zamanda Şeyh-ül-islam olan Ebüs-Said efendi, yanına Bostancı başıyı alarak padişahın huzuruna çıktı. Padişaha, her ne kadar suçsuz Müslümanları katledenler hıristiyan iseler de, verilecek cezanın, aynı dinden de olsa herhangi bir hıristiyana değil, bizzat bu fiili işleyenlere verilebileceğini ve suçsuz yere insan öldürmenin İslam dinine aykırı olduğunu bildirdi.

Sultan İbrahim, bütün Osmanlı sultanları gibi, İslam dinine ve Allahü teâlânın kitabına çok bağlı olduğu için, Şeyh-ül-islamın sözünü dinleyip, fikrinden vazgeçti. [Fezleke-i tarih-i Osmanı ve Tarih-i devlet-i Osmaniyye]