Gönderen Konu: Yediklerimiz Hangi Genlerin Aktive Olacağını veya Baskılanacağını Belirliyor!!!  (Okunma sayısı 562 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."

Yediklerimiz Hangi Genlerin Aktive Olacağını veya Baskılanacağını, Hastalıklı Mı Sağlıklı Mı Olacağımızı Belirliyor!

Herkes ne yiyorsan osun diyor ama bir şekilde dünya nüfusunun çoğunluğu bu gerçeğe kayıtsız kalıyor. Ancak bilim ve basit deneyler şifacıların asırlardır söylediklerini kesin olarak kanıtlıyor: Yedikleriniz sizi ta DNA'nıza kadar değiştiriyor. Görünen o ki beslenmemiz genlerimizin daha aktif olmasını veya baskılanmasını etkileyebiliyor. Temel olarak, obezite, tip 2 diyabet veya kalp hastalığı gibi durumların aktif olup olmamasını belirliyor.

İnsan vücudunun anne rahminden başlayarak ve doğduktan sonra aldığı besinler genleri etkiliyor. Genel kanı genlerimizin besinlerin nasıl yıkılıp hücreler tarafından emileceğini belirlediği doğrultusunda. Ancak 2013'te insan DNA'sının haritası tamamen çıkarıldığında hala birçok değişken eksikti. Açıkça tek başına genom bütün fizyolojik süreçleri açıklayamıyordu.

Daha sonra ise epigenetik denilen alanda yapılan araştırmalar beslenme ve çevresel faktörlerin DNA'da nasıl değişikliklere yol açtığını gösterdi. Örneğin farelerde, annenin hamilelik dönemindeki beslenmesinin kronik hastalık riskini, kilo ve metabolizmada köklü değişiklikleri etkilediği gösterildi. 2006'da yapılan bir çalışmayla anne obez olsa veya diyabet ve kanser gibi hastalıklara yakalanma riski fazla olsa bile hamileliğinde sağlıklı beslenirse çocuklarının sağlıklı doğduğu belirlendi. Yani annenin DNA'sı değil hamilelik sırasında beslenmesi çocukta kronik hastalık riskini belirliyor.

Son çalışmalar dengesiz beslenmenin organizmanın genel sağlığı açısından domino etkisi yaptığını ortaya koydu. Hastalıklardan korunmak için karbonhidrat, protein ve yağın dengeli bir şekilde vücuda girmesi gerektiği Norveç Bilim ve Teknoloji Üniversitesi araştırmacılarınca belirtiliyor. Cambridge Üniversitesi'nden biyokimyacı Markus Ralser'e göre yeme alışkanlıklarındaki değişikliklerin sonuçları inanılmaz.

Sonuç olarak, modern tıbbın beslenmeyle genetiği bütünleştirmesi gerektiği hiç bu kadar açık olmamıştı.

Özet çeviri: Nurçin Çağlar | Sağlıklı Yaşıyoruz | https://www.instagram.com/p/BIa4BSEA82C/?taken-by=saglikliyasiyoruzcom&hl=tr

Kaynak: http://www.naturalnews.com/053257_gene_activation_human_development_food_influences.html





Çevrimdışı Togika

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 166
Mücteba kardeşimize küçük bir katkımız olsun inşaAllah.

''SOD2 (SUPEROXIDE DISMUTASE 2) GENİ''
OKSİDATİF FOSFORASYONUN SÜPEROKSİT BİYO ÜRÜNLERİNİ BAĞLAYAN VE HİDROJEN PEROKSİT VE DİATOMİK OKSİJENE DÖNÜŞMESİNİ KATALİZE EDEN PEOTEİNLERİ KODLAYAN GENDİR. ERKEN YAŞLANMA, KANSER VE DOKU YIKIMI İLE İLİŞKİLİDİR.
*SOD2' geni 6' numaralı kromozom üzerinde bulunur. *SOD2' geni mitokondrial elektron transport zincirinde görev alır *Aldığımız besinlerin vücudumuzda yanarak enerjiye dönüşmesi sırasında serbest radikal diye adlandırılan toksinler açığa çıkar.  *Serbest radikallerin artması canlı hücreler için toksit yani zararlıdır. *Bu serbest radikallerin detoksifikasyonu ve vücuttan atılabilmesi için önemli savunma mekanizmaları mevcuttur. *SOD2' geni oksidatif stres ile karşılaşıldığında ortaya çıkan hücre ölümünü (apoptozis) engeller. *Yapılan bilimsel çalışmalarda, bazı bireylerde SOD2' geninde genetik polimorfizmler (değişimler) saptanmıştır. *Bu genetik değişikliklerin, SOD2' geninin oksidatif stresi azaltmadaki etkinliğini düşürdüğü gözlenmiştir. *Değişikliklere sahip kişilerde hücre / doku hasarlarının iyileşme süreci daha yavaş olmaktadır.
Uğrunda Fedakarlık Yapamadığın Sevgiyi Boşuna Yüreğinde Taşıyıp'ta Yük Etme.