Haberler:


X adresimiz

Ana Menü

Faydalı Bilgiler

Başlatan Tuğra, 14 Ocak 2008, 21:51:49

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tuğra

Kan bağışı ile kan bekleyen kişilerin hayatlarını kurtarmanın yanısı sıra vücudumuz için de sayısız faydaları olduğunu biliyoruz.

Kan verince, kan yapan organlar uyarılır ve kan yapmaya sevk edilir, kan hücreleri yenilenir ve verdiğimiz kan, acil bir şekilde kana ihtiyacı olan insanların hayatlarının kurtulması açısından büyük önem taşır.

Fakat kan verdikten sonra vücudumuzun bu kanı geri koymak için ne kadar kalori harcadığını hiç düşündünüz mü?

İşte bu sorunun cevabı:

Red Cross ve Mayo Clinic'te yer alan habere göre, vücudumuz verdiğimiz kanı geri kazanmak için 600-650 kilokalori (1 kilokalori= 1000 kalori) enerji kullanıyor. Bu enerjinin büyük çoğunluğu kırmızı kan hücrelerinin üretiminde kullanılıyor. Eritropoiez olarak isimlendiriler bu üretim süreci, geniş kemiklerin içindeki ilikte gerçekleşiyor.

Haber Aktüel
〰〰〰〰🐠

Lika



Dünyada en fazla maden suyu çıkan ülkelerden biri olan Türkiye'de, yemekte maden suyu yerine genelde asitli içeceklerin tercih edildiği bildirildi.

Türk Kızılayı Doğal Mineralli Su İşletmeler Müdürü Recep Dönmez, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yağmur ve kar suyu gibi yüzey sularının kayaçların yarık ve çatlaklarından derinlere sızarak rezervuar olarak tanımlanan hazne kayaçta depolandığını söyledi.

Rezervuardaki basınç ve sıcaklığın etkisiyle suların, bulduğu en kolay yoldan (genellikle fay hatları veya hidrotermal kanallardan) yukarıya doğru hareket ederek kaynak şekilde yüzeye çıktığını belirten Dönmez, suların yer altına sızarken ve yukarıya çıkarken temas ettiği değişik türdeki kayaçlardan farklı mineralleri bünyelerine alarak, mineralli su özelliği kazandığını bildirdi.

Avrupa'da su yerine mineralli su tercih edilmesinin en önemli sebeplerinden birinin topraktaki mineral seviyesinin azalması nedeniyle ihtiyaç duyulan minerallerin sadece sebze ve meyve tüketilerek karşılanamaması olduğunu ifade eden Dönmez, şunları kaydetti:

''Meyve ve sebzelerden alınan mineralin yeterli gelmediği yerde, mineralli su içilerek bu açık telafi edilebiliyor. İçme suyu şebekelerinin giderek kirlenmesi şüphesi sebebiyle de özellikle Avrupa'da her geçen gün mineralli su tüketimi artış gösteriyor. Avrupa bizim gibi yumuşak su içmiyor. Bu suyun kalbe, kemiklere, kas yapısına faydası var. Avrupa'da kişi başına yılda yaklaşık 100 litre maden suyu tüketilirken, bu rakam bizde 6-7 litre civarında. Bunun 2 temel sebebi var, biz gazlı suya pek alışık değiliz. Yemekte maden suyu içmeye yeni başladık, bunun sofraya girmesi lazım. Avrupa'da maden suyunun tercih edilmesinde, bu suyun güzellik ve gençlik verici özellikte olması da önemli bir etken olarak ortaya çıkıyor. Maden suyunun içinde, vücudun ihtiyaç duyduğu başlıca mineraller olan kalsiyum, magnezyum, potasyum, fosfat ve sodyum doğal olarak bulunuyor.''

Dönmez, Türkiye'nin dünyada en bol maden suyu çıkan ülkelerden biri olduğunu, ancak yemekte daha çok asitli içecekler tüketildiğini, bunun yerine maden suyu içilmesi alışkanlığının artması gerektiğini söyledi.

-TANSİYON VE KALP HASTALARI SEÇİCİ OLMALI-

Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Nefroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Türk, maden suyunun sağlıklı yaşam için çok büyük yararları olduğunu bildirdi.

Türkiye'deki maden suları ile Avrupa'da su yerine bol miktarda tüketilen maden suları arasında bazı farklılıklar olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Türk, şöyle devam etti:

''Türkiye'deki bazı maden sularında yüksek tansiyon ve kalp hastalarına zararlı olacak şekilde sodyum ve tuz miktarı oldukça yüksek. Avrupa'da böyle değil. Avrupa'daki mineralli suların sodyum oranları çok düşük. Sodyum vücuda fazla alındığında kan basıncını yükseltir. Yüksek tansiyonu olan kişilerin, sodyum oranı yüksek olan maden sularını kesinlikle tüketmemesi gerekir. Bu kişiler ve sağlıklı insanlar, Türkiye'de de üretilen sodyum oranı düşük maden sularını, Avrupa'daki gibi yine su yerine bol bol tüketilebilir.''

zaman
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Günbatımı

Maden suyu ile soda aynı şey mi acaba? 
Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana 

Fatihan

Maden suyu ile sodayı yani içilebilir sodanın aynı olduğunu biliyoruz.

Ama yazıda geçen batılıların mineralli su sodadan farklı bir şey olması lazım.Şu an piyasada var mı bilmiyorum ama birkaç sene önce çok büyük bir markette mineralli su adında bir ürün almıştık.Yeni çıkmıştı o dönemlerde hafif meyvemsi bir tadı vardı.Çok tutulmadı sanırım...

Günbatımı

Teşekkürler Fatihan kardeşim... :)
Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana 

Tuğra


Ananas, hücre kaybini engelleyen ve enerji üretimine yardimci olan mükemmel bir meyvedir.



İlk defa Orta ve Güney Amerika'da yetistirilen ananas, Avrupa'ya tanitildiktan sonra yaygin olarak kullanilmaya baslanmis.

Ananas genis ve silindirik yüzeyli, pürüzlü, kahverengi-sari karisimi bir renk tasiyan bol lifli tropik bir meyve.

Meyve olarak yenilebilir, suyu cikartilarak kokteyllerde kullanilabilir. Meyve veya sebze olarak ya da salata malzemesi olarak tercih edilebilir.

Muzdan sonra Amerika'da favori tropik meyveler arasinda ikinci sirada yer aliyor.

Kansere karsi etkili Taze ananas bromelin enzimini icerir. Bromelin protein ayristirici ve sindirimine yardimci bir enzimdir.

İlk kez 1957 yilinda tanimlanmis ve bircok arastirmaya konu olmustur. Kükürtlü bilesikleri iceren bromelin enzimi sadece protein sindirimine yardimci olmakla kalmaz, ayni zamanda siskinligin ve ödemin atilmasina da katkida bulunur.

Deneysel calismalarda kanser önleyici etkilerine rastlanmistir. Klinik calismalarinda ise siskinligin ve ödemin görüldügü sinüzit, bogaz agrisi, kireclenme ve gut gibi iltihabi durumlarda iltihap önleyici etki göstererek siskinligin azalmasina yardimci olabilecegi saptanmistir.

Ananasin tek basina ögün aralarinda sap kisminin ve gövdesinin tüketilmesiyle bromelin enziminin iltihap ve ödem önleyici etkisi maksimum düzeyde artirilabilir.

Bagisiklik sisteminin destekcisi Ananas biyoyararliligi yüksek olan C vitaminini icerir.
C vitamini antioksidan özelligiyle vücutta hasar olusturan serbest radikallerin etkisini azaltmakta ve hücre kaybini önleyebilmektedir.

Yüksek düzeyde serbest radikal damar hasarina neden olup hasari ilerletmekte, astim ataklarini siklastirmakta, kolon hücrelerine zarar verip kolon kanseri riskini artirmakta,
eklem agrilarinin görüldügü hastaliklara neden olabilmektedir.

Ananas besinlerle az miktarda alinan manganezin de zengin bir kaynagidir. Manganez enzimlerin etkinliginin görülebilmesi ve antioksidan özelligin daha verimli olabilmesi icin
önemlidir.

Ananas manganezin yani sira iyi derecede B1 vitamini icerir. B1 vitamini enzimatik reaksiyonlarda tamamlayici ve enerji üretiminde yardimcidir.

Tıme Turk
〰〰〰〰🐠

Tuğra

Bir çok kişi için kola vazgeçilmezdir. Peki kimilerinde alışkanlıktan öte bağımlılık haline gelen kolanın marifetlerini biliyor musunuz?

Yunanlı bilim adamları tarafından yürütülen bir araştırma, aşırı kolanın vücutta potasyum seviyesini düşürdüğünü ortaya koydu. Ioannina Üniversitesi tarafından uzmanlarına göre daha kola kalp ritminin bozulmasına, kalp krizine ve kasların kasılıp kalmasına yol açabiliyor.

2007'de dünya çapında kola ve şekerli gazlı içecek tüketimi 552 milyar litreydi. Yani her insana yılda 83 litre düşüyordu. Bu oranın 2012'de 95 litreye çıkacağı öngörülüyor.

Günde 3 litre kola içen 21 yaşındaki bir hastada kalp tıkanıklığı yaşandığı ancak kolayı bırakıp potasyum takviyesi aldığında tamamen iyileştiği gözlendi. Kolanın daha önce de obezite, diş çürümesi, diyabet ve kemik dokusunu zayıglatma gibi sorunlar yarattığı da ortaya çıkmıştı. Bilim adamları yüksek orandaki şeker ve kafeinin vücuttaki potasyumu yok ettiğini tahmin ediyor

Aktif Haber
〰〰〰〰🐠

Lika



Uykusuzluk kan şekeri seviyenizi yukarıya çıkarabilir, sizi depresyona meyilli hale getirir ve beyin hasarına yol açabilir.

Uykusuzluk, hafızanızdan bağışıklık sisteminize, kalp ve metabolizmanıza kadar her şeyi etkileyerek tiroid ve stres hormonu seviyenizi değiştirebilir. Hatta uykusuzluk sizi öldürebilir. Çünkü, arabanızla yolda giderken uyuklarsanız kaza yapabilirsiniz. (Her yıl tahminen 71 bin kişi direksiyon başında uyukladığı için yaralanıyor.) Günlük işlerinizi yerine getirmek ve sağlınız için en az günde 7 saat kesintisiz uyumanız gerekiyor.

Readers and Digest dergisinde yer alan habere göre, işte size derin bir uyku çekmenizi sağlayacak tavsiyeler:

1. Uykuya geçiş rutini oluşturun: Bunu her gece yatağa gitmeden önce yapın. Kedinizi dışarı çıkarın, ışıkları kapatın, ısıtıcıyı kapatın, yüzünüzü yıkayın, dişlerinizi fırçalayın. Bu ve buna benzer davranışlar sizi uykuya hazırlayacaktır.

2. Vücut siklusunuzu hesaplayın: Bazı uzmanlar uykunun sikluslarla geldiğine inanıyor. Vücut saatinizde bu ritmlerin farkına varırsanız, bunları avantaja çevirmek için kullanın. Uykunuz geldiğinde hemen yatağa gidin. Aksi takdirde, tekrar uykuya hazırlanmanız uzun bir zaman sürebilir.

3. Yeni yıkanmış yastık ve çarşaflar kullanın: Bu durum gevşemenize ve sakinleşmenize yardımcı olacaktır. Ya da oda parfümünüzü lavantalı seçin ve yatağa yatmadan önce yatağınızın üzerine sıkın.

4. Saati yatağınızın altında ya da göremiyeceğiniz bir yerde saklayın: Saatinizin ışığının sizi rahatsız etmemesi için ve gecenin bir yarısı uyandığınızda ya da uyku sorununuz olduğunda saatin ne kadar geç olduğunu görüp öfkelenmemeniz için saatinizi göreceğiniz bir yere koymayın.

5. Yastığınızı kabartın: Eğer devamlı olarak yastığınızı yumrukluyorsanız yastığınız incelecektir. Alçak yastık da uykunuzu kaçırabilir. Gardrobunuzdan yeni bir yastık alın, mis kokulu yastığınızda tekrar uykuya dalmayı deneyin.

6. Doğru yastığı seçin: İdeal olan yastık yumuşak olmalı, ancak çok yüksek olmamalı, boynunuzu desteklemeli, alerji yapmamalı ve yıkanabilir olmalı. Yastığın boynunuzu desteklemesi uyku kalitenizi yakından ilgilendiriyor ve boyun ağrınızı azaltıyor.

7. Pencerelerinize kalın perdeler takın: Hatta sokak lambalarından gelen çevre aydınlatması, dolunay ya da komşunuzun evinin ışığı uykusuz kalmamak için ihtiyacınız olan uykuyu engelleyebilir.

8. Yatak odanızı temizleyin ve yatıştırıcı adaçayı yeşiline boyayın: Ya da diğer yatıştırıcı renklere boyayın. Bu renkler, insana uykuyu hatırlatıyor, yatağınızda kitap okurken ya da uyumaya hazırlanırken sizi rahatlatıyor.

9. Yatağınızı dış duvarlardan uzağa taşıyın: Bu dışarıdan gelen gürültülerin biraz azalmasını sağlar. Eğer gürültü sizi halen rahatsız ediyorsa, vantilatörünüzü açmayı deneyin.

10. Kış aylarında ayaklarınızın arasına sıcak su şişesi koyun ya da kalın çorap giyin: Sıcak olmak vücudunuzun iç sıcaklığının uyku için en üst seviyede olmasına yardımcı olur. Aslında iç sıcaklığınız düştüğünde daha rahat uyursunuz. Ayaklarınızı ısıtarak, bacaklarınıza doğru olan kan akışını garantilersiniz ve vücudunuz serinler.

11. Uyumadan önce 600 mg kalsiyum ve 300 mg magnezyum alın: Magnezyum kemikleriniz için mineral kaynağı olmasının yanında doğal bir yatıştırıcıdır. İlaveten, kalsiyum kas hareketlerini düzenlemeye yardımcı olur. Magnezyum ayrıca bacak kramplarını önlemeye yardımcı olur.

12. Yatmadan önce bir avuç ceviz yada 1 tane muz yiyin: Ceviz iyi bir triptofan kaynağıdır. Bu aminoasit uykusuzluğa iyi gelir. Muz da triptofanın yanında uyku hormonu olan melatonin kaynağıdır. Gelenekselleşmiş olan bir bardak ılık süt de iyi bir triptofan kaynağıdır.

13. Yatmadan sadece su için: Bir araştırma, katılımcıların 1 fincan meyve suyu içtikten 20-30 dakika sonra uykuya dalabildiklerini gösterdi. Çünkü, meyve suyunun içinde yüksek oranda şeker bulunuyor.

14. Asit önleyici ilaçları akşam yemeğinden sonra alın, yatmadan içmeyin: Bu ilaçlar uykunuzu engelleyen aluminyum içeriyor.

15. Uykuya dalarken teypten kitap dinleyin: Yatmadan önceki hikayeler çocukluğunuzda sizi sakinleştirirdi. Teypteki yatıştırıcı kitap büyükler için de aynı etkiyi verebilir. Şiir ya da biyografileri dinleyin, korku romanlarından uzak durun.

16. Bir fincan suda 3-4 büyük salata yaprağını 15 dakika kaynatın: Bunu ateşten alın, 2 dal nane ekleyin ve yatmadan önce için. Salata yaprakları insanı uyumaya yönlendiren laktukarim isimli bir madde içeriyor.

17. Masaj yapın: Parmak uçlarınızı gözlerinizin çevresinde dairesel şekilde yavaşca hareket ettirin. 1 dakika sonra ağzınıza doğru hareket ettirin, sonra boynunuza ve başınızın arkasına aynı hareketi uygulayın. Gevşeyip uyumaya hazır hale gelene kadar devam edin.

18. Kaslarınızı rahatlatmak için okaliptus kullanın: Bu güçlü kokulu bitki bizi yatıştırıyor ve gevşememizi sağlıyor.

19. Yatağa yattıktan sonra günlüğünüz için 10 dakika ayırın: Gün içinde yaşadığınız olayları, hissettiğiniz duyguları aktarın. Bu uykunuzu gün içinde yaşadıklarını hatırlayıp durmanızı önler, böylece daha çabuk uykuya dalarsınız.

20. Yatağınızın yanında küçük bir defter, lamba ve kalem bulundurun: Gece yarısı kalkarsanız ve aklınıza birşeyler gelirse, hemen bunları bu deftere not edin, çünkü tekrar uykuya daldıktan sonra bu düşünceler uçup gidiyor.


Zaman Online
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Tuğra

Kemik erimesinden korunun...

Uzmanlar, sütün içerdiği kalsiyum sebebiyle kemik erimesine karşı önemli bir besin kaynağı olduğunu söylüyor.

Kayseri İl Sağlık Müdürü Dr. Kadir Çetinkara, okul çağındaki çocukların kemiklerinin güçlü olabilmesi için süt içmesi gerektiğini söyledi.

Yaşam boyunca kadınlarda yüzde 45-50, erkeklerde ise yüzde 20-30 oranında kemik kaybı yaşandığını kaydeden Çetinkara, sütün kemik erimesinden korunmak için önemli bir besin kaynağı olduğunu ifade etti.

Sütün sindirim sistemini rahatlattığını, bağışıklık sistemini güçlendirdiğini, diş çürümesini önlediğini dile getiren Çetinkara, "Süt optimal kan basıncını sağlayarak, yüksek tansiyondan korunmak için önemli bir özelliğe sahiptir.

Son yıllarda yapılan çalışmalarda yağı azaltılmış sütün kolesterolü düşürdüğü ve kanser türlerinden korunmak için etkilidir. Ancak ülkemizde tüketilen süt miktarı diğer ülkelere oranla oldukça düşük. Sağlıklı bir yaşam için günde en az 2 su bardağı sağlıklı süt ve süt ürünleri tüketilmelidir" dedi.

Sağlıktabugün
〰〰〰〰🐠

Tuğra

Türk damak tadının vazgeçilmez bir lezzeti olan şifa deposu bu gıda özellikle böbrek ve bağırsakların dostu...



PEYNİR

Peynir eğer bekletilmiş zeytinyağı, tuzlanmış inek paçası suyu ile karıştırılır ve eklemlere sürülürse eklem ağrılarını geçirir. Peynir suyu pişirilirse sütü az olan annelerin sütünü artırır. Böbrek ve mesane taşlarını giderir. Bağırsak yaraları üzerinde de çok etkilidir...

ÖZELLİKLERİ

Peynir ya kesilmiş sütten ya da sütten yapılır. Kesilmiş sütten yapılana peynir derler. Taze peynir, ikinci derecede soğuk ve rutubetlidir; eski ve tuzlu peynir sıcak ve kurudur. Suyunda bulunan burukluk dolayısıyla, sıcaklığı azdır. Peynir suyundaki burukluk, kan ve safravilikten kaynaklanır.

NİTELİKLERİ

Peynirin iyisi, sakız gibi benek olmayan, ne çok hızlı ne çok yavaş mayalanmayan, yani normal süre içinde mayalanan, lezzeti yerinde, tadı hoş, atlıya meyilli, lezzeti mutedil tuzlulukta olan, kesin lezzette olmayandır. Ekşimiş sütten yapılan peynir iyidir. Yumuşatıcı şeyler peynir üzerine yenirse, onu bozar. Bundan dolayı, bu bozulan maddeler deliklere girer, damarlara ve kanallara nüfuz eder ve bütün vücuda dağılır, zararlı etki meydana gelmesine sebep olur.

YARARLARI

Taze peynirde temizleyici ve rutubetlendirici bir özellik vardır. Şişmanlatıcı bir özelliği de vardır. O, yemek üzerine balla yenir. Eski peynir, temizleyici ve parlatıcıdır, kendine uygun safravi hıltı meydana getirir, tuzludur.

GÜZELLİK

Tuzsuz taze peynir, şiş ve tümör oluşmasına ve cerahatli yaralara engel olur.

YARALAR

Eski peynir, zor yaralara iyi gelir ve cerahatlere de iyi gelir. Taze peynir, hafif travmalardan olan cerahatli yaralara iyi gelir. Taze peynir bu bakımdan daha güçlüdür. Bu yaraların kistleşmesini ve tümörleşmesini önler. Bunun için çınar yaprağı ve kuzukulağı ile birlikte kullanılması gerekir ve onun suyu uyuza iyi gelir.

HAREKET ORGANLARI

O, beklemiş zeytinyağı veya tuzlanmış inek paçası suyu ile karıştırılıp, eklem taşlarına (eklemdeki kireçlenmelere karşı) haricen yakı şeklinde uygulanır.

BESLENME

Tuzlu ya da tuzsuz peynir, mide için zararlıdır; mideyi kazır. Dioscorides, taze peynirin mideye iyi geldiğini söylemiştir, fakat biz bunu kabul edemeyiz.

DIŞARI ATAN ORGALAR

Peynir, böbreklerde ve mesanede taş meydana getirir. Özellikle taze peynir, daha fazla taş oluşmasına sebep olur. Baharatla birlikte yenen taze peynirin taş yapma ihtimali daha fazladır.

Tuzsuz peynir yumuşatıcıdır. Peynir suyu, safra salgısını artırır ve içindeki mineral maddeler ve temizleyici maddeler dolayısıyla, bu etkisi, yani safra salgısını artırma özelliği vardır. Keçi ve koyun sütünden yapılan peynirle hazırlanan peynir, bağırsakların yaraları üzerinde yararlı olur ve özellikle, pişirilerek hazırlanmış olanların etkisi çoktur ve onlar ishale mani olurlar.

Aktif Haber
〰〰〰〰🐠

İsra

Deri, organizmayı dış etkenlere karşı koruyan, bunun yanı sıra sıvı ve ısı dengesini sağlayan, salgı yapan, duysal ve immünolojik pek çok işlevi olan, insan vücudunun yaklaşık 2 metrekaresini kaplayan en büyük organdır. Şüphesiz bu çok sayıda işlevlerin dışında yumuşak, parlak, temiz ve pürüzsüz görünümü ile estetik açıdan da büyük önem taşır; özellikle de kadınlar için!

En güzel giysi: Cildimiz: Bedenimizin giysisi olan cildimiz mevsimsel değişikliklere uyum sağlamaya çalışır. Çevrede oluşan değişiklikler, ilk ve doğrudan deriyi etkiler. Deri, iç ve dış ortam arasında bariyer görevi yapar. Çevresel ve mevsimsel değişikliklere uyum sağlayamayan cilt zamanla incelir ve yıpranır. Sağlıklı ve ışıl ışıl bir cilde sahip olmak için öncelikle cildin çok iyi korunması gerekir. Mevsim geçişlerinde yaşanan ani ısı değişiklikleri derinin kurumasına neden olur. Kuruyan deri kırışmaya mahkûmdur. Bu yüzden özellikle yaz aylarına yaklaştığımız şu günlerde soğuk hava ve rüzgârın kuruttuğu cildinizi cilt tipinize uygun deri yenileme özelliği olan nemlendiricilerle bakıma alın.

Mevsimlere göre nemlendirici seçin: Kışın kullanılan nemlendirici ve bakım kremlerinin yazın kullanımı uygun değildir. Nemlendirici seçerken güneş koruma faktörü de içeren ürünler olmasına dikkat edin. Aşırı kuruyan, alerjik olan ciltlerde nemlendiriciler 2-3 saatte bir yinelenmelidir. Yüze sürülen A, C, E vitaminler ile selenyum içerikli nemlendiricilerin güneşin meydana getirdiği hasarları engelleyici rolleri vardır.

Özellikle leke oluşturmaya meyilli ve lekeli cilt yapısına sahip kişiler, bu aylarda çok daha dikkatli olmalıdır. Her yaz mevcut lekeler daha da derinleşeceği ve deri biraz daha kalınlaşıp matlaşacağı için yaza girmeden bunların tedavi edilmesi gerekir. Meyve asidi içeren ürünler çok dikkatli ve doktor kontrolünde kullanılmalıdır.

Mezoliftingle yenilenin: Yaz aylarına girerken kuruyan deriyi nemlendirmenin diğer bir yolu da çeşitli vitamin, mineral, aminoasit ve nem tutucu, leke açıcı, sıkılaştırıcı maddelerin deri altına enjekte edilmesidir. Cildin kaybettiği nem, vitamin, aminoasit ve mineral desteği, deri altına ufak iğneler yardımıyla enjekte edilir. Mezolifting denilen bu yöntemle yüz, boyun, dekolte ve özellikle el bölgesinde oluşan kırışıklıkları ve yaşlanma etkilerini geriletebilirsiniz. Sigara ve alkol kullanımından da zarar gören cildin yeniden yapılanmasını sağlar.

Yaz aylarında saçlarınızın daha parlak ve sağlıklı görünmesini sağlayabilirsiniz. Saç mezoterapisi ile saç dökülmeleri engellenebilir, saçlarınız daha parlak ve sağlıklı görünür. Saç mezoterapisinde; saç dökülmesini önleyen, yeni saç çıkışını uyaran ve saçları besleyen vitamin, mineral, aminoasit ve dolaşım artırıcı ajanlar saç köklerine verilir. Yeni çıkan saçlar daha parlak, kalın ve güçlü olur.

Işıl ışıl bir cilt için düzenli egzersiz: Kırışıklıkların giderilmesi veya oluşumunun engellenmesinde beslenme de çok önemlidir. Mükemmel görünümlü bir cilt için düzenli ve sağlıklı bir diyet şarttır. Hızlı kilo alıp verme durumunda deride çatlaklar oluşur. Unutmayın ki; doğru beslenme alışkanlığı ve sporun cilt sağlığı için en az dışarıdan kullandığımız kozmetik ürünler kadar etkisi vardır. Çünkü düzenli egzersiz yapılması; sağlıklı kan dolaşımını düzenler, cildi toksik maddelerden arındırır, cilt rengini güzelleştirir; cilde parlaklık ve ışıltı kazandırır.

***

Parlak ve pürüzsüz bir cilt için 5 altın öneri

1- Bol bol su için.

2- Biotin, A, C ve E vitamininden zengin gıdalarla beslenmeye dikkat edin, bol bol balık tüketin.

3- Cildinizi nemlendirin.

4- Düzenli spor ve egzersiz yapın.

5- Sigaradan ve stresten uzak durun.

TEMİZLİKTE PH DENGESİNE DİKKAT!

Derinin korunmasında ilk adım, doğru bir şekilde temizlenmesidir. Deri temizliğinde kullanılan ürünler, deriyi çok tahriş etmeden ve derinlemesine temizlemelidir. Bu amaçla kullanılan temizleyici ürünlerin PH dengesi deriyi kurutmamalı.

KOLONYA GÜNEŞ LEKESİ YAPAR!

Cilt temizliği için kolonya veya alkol içeren temizleyiciler kullanılmaz. Bunlar cildin PH dengesini bozar, tahrişe sebep olur. Hatta kolonya veya parfüm içeren temizleyicilerde bulunan bazı maddeler güneşe duyarlılığı artıracağından leke oluşumuna sebep olabilir.

SERTLEŞEN AYAKLARA PONZA

Sertleşen ayak tabanları, haftada bir ponza taşı ile temizlenirse zaman içerisinde oluşan nasırlaşmanın önüne geçilir. Ayaklara sık sık vazelin uygulamak da, ayak derisinin yumuşak ve sağlıklı görünmesini sağlar. Akşamları iyice yorgun düşmüş haldeki ayakları masajla rahatlatmakta fayda var.

DUDAKLARINIZ ÇATLAMASIN

Bunun için yanınızda taşıyacağınız bir çatlak kremini gerektiğinde sürmeniz yeterli olacaktır.

BOYUN EGZERSİZLERİNİ İHMAL ETMEYİN

Boynunuzun bakımlı ve güzel görünmesini istiyorsanız boyun kaslarınızı çalıştırın. Yapacağınız boyun egzersizleri sayesinde boyun bölgesi gerginliğini korur ve çizgilenmeler önlenir. Ayrıca boyun bölgesinin bir fırça yardımıyla (kesinlikle naylon olmamalı) fırçalanması da kan dolaşımını artırır ve deriye esneklik kazandırır.

Medical Park Hastanesi Dermatoloji Uzmanı

ENE 67

Kalbin dostu Domates

Genel bir kural olmamakla beraber her sebze ve meyve mevsiminde tüketilmelidir. Çünkü insan vücudu mevsimlere bağlı olarak farklı çalışır.

Domatesin özelliklerinden istifade edebilmek için, doğal tohumundan yetiştirilmiş olma şartı vardır. Eğer satın aldığınız domates ebter (kısır) tohumdan elde edilmiş ise yararlı özelliklerinden yararlanamıyorsunuz demektir. Adı ister “arılı” ister “organik” olsun; Tohumu ebter tohum ise değişen bir şey olmaz. Domatesin hiçbir yararından faydalanamıyorsunuz demektir. Hangi sebze veya tahıl olursa olsun, tohumu ebter ise onun hastalıklara karşı önleyici ve koruyucu gücünden yeterli düzeyde yararlanamazsınız. Tüketeceğiniz sebze ve tahılın veya da bakliyatın ebter tohumlu olmaması gerekir.

Tıpta, henüz kalp büyümesine karşı etkili bir ilaç tedavisi geliştirilememiştir. Özellikle, ağır yük taşıma işinde çalışanların veya ağır spor yapanların veya yüksek tansiyon hastalarının, haftada iki - üç defa, yemeklerden yarım saat önce, bir çay bardağı taze sıkılmış domates suyu içmeleri, onları kalp büyümesine karşı dirençli kılacaktır. Kullanılacak domatesin mutlaka hormonsuz ve doğal tohumdan üretilmiş olması şartı vardır.

Antremanlarına başlayacak olan sporcuların, aynı gün sabah kahvaltısında bir bardak domates suyu içmeleri halinde, domatesin kalp büyümesini önleyici ve durdurucu etkisinden mükemmel bir şekilde faydalanabilirler .

Kalp büyümesindeki bir sorun da, büyüme sırasında kalbin kas kütlesinin artmasına karşın, kendini besleyen damar yapısının aynı kalmasıdır. Böylelikle her bir kas kütlesine düşen damar miktarı göreceli olarak azalmış olacaktır. Bu da kalp kasının beslenmesini bozacak ve yeterli beslenemeyen kalp kası hasara uğrayacaktır. İşte böyle bir hasara karşı, haftada üç-dört kez içilecek bir çay bardağı taze sıkılmış domates suyu mükemmel bir önleyicidir.
Domates alerjisi olanlara brokoli

Domates veya brokoli kürleri iyi huylu prostat büyümesinin neden olduğu idrar yapma zorluğuna karşı mükemmel bir çözümdür. Domates, bazıları için alerjendir. Eğer domatese karşı alerjiniz varsa brokoli kürünü öneririm.

Domatesin yararları
-Antioksidan
- Kalp büyümesine karşı önleyici
- Kalbin dıştan yağlanmasına karşı hem koruyucu hem de yok edici
- Makula dejenerasyonuna karşı önleyici ve koruyucu
- Makula dejenerasyonu başlangıç aşamasında ise tedavi edici
- İyi huylu prostat büyümesine bağlı idrar yapma zorluğuna karşı
- Yüksek göz tansiyonun düşürülmesinde olumlu etki
- Kolestrolün düşürülmesinde ve dengelenmesinde yardımcı

Dikkat:
Egzama şikâyeti olanlar domatesi ölçülü tüketmeli. Domates, içerdiği bazı etkin maddeler bakımından egzamayı azdırır.

SIKINTI VE HUZURSUZLUK MUTLAKA BIR GÜNAHIN CEZASI,HUZUR ISE BIR IBADETIN KARSILIGIDIR
HZ.Mevlana

Lika

Fransız Ulusal Sağlık ve Tıbbi Araştırmalar Enstitüsü’nün (Inserm) Lizbon Üniversitesi ile ortaklaşa yaptığı araştırmada, günde en az üç fincan kahve veya 6 fincan çayın, günde sadece bir fincan veya daha az içenlerle kıyaslandığında hafızayı koruyucu etkisi bulunduğu ortaya çıktı.

65 ve daha yaşlı 4 bin 197 kadın ve 2 bin 820 erkeğin kafein tüketimi ile hafıza, dil ve mantık yürütme gibi “tanımaya değin” entellektüel peroformansları arasındaki ilişkinin, 4 yıl boyunca elde edilen veriler ve bir istatistik modeli oluşturularak değerlendirildiği araştırmada, kafeinin sadece kadınlarda hafızayı koruyucu etkisi olduğu tespit edildi.     

Inserm’den Karen Ritchie, araştırmanın kafeinin kadınların beyin fonksiyonu üzerinde koruyucu bir etkisinin bulunduğunu açıkça gösterdiğini belirterek, kafeinin neden sadece kadınların hafızasını koruyucu bir etkisi bulunduğunu anlamaya çalıştıklarını kaydetti.

Ritchie, kafeinin erkek ve kadınların metabolizmalarında farklı etkilere yol açabilmesi veya hormonal bir etkileşimin bu farkı yaratmış olabileceğini belirtirken, kafein temelinde bir tedavinin yararlı olup olmayacağını anlamak için öncelikle biyolojik mekanizmayı aydınlatmak gerektiğine işaret etti.                         

Araştırmanın, kafeinin Alzheimer hastalığına ortadan kalkması konusunda bir etkisi bulunmadığını gösterdiğini belirten Ritchie, araştırmanın kafein ile Alzheimer arasındaki ilişkinin daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla iki yıl daha sürdürülmesi gerektiğini, kafein tüketiminin bu hastalığın ortadan kalkmasında değil, gelişiminde rol oynayabildiğini düşündüklerini ifade etti.

Anneyiz.Biz
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Tuğra

Ülkemizde özellikle içinde yer alan sütü ile tanınan bu gıda baş ağrısına iyi geldiği gibi mideyi de güçlendiriyor.

Avrupa'da 700 yıl tıp hocalığı yapan ünü dillere destan, hekimlerin piri İbn-i Sina'nın 'Tıp Kanunu' kitabından bugüne kadar hiçbir yerde rastlamadığınız çok özel formülleriyle şifa bitkilerin reçeteleri… Dr. Yaman SÖNMEZ ve Tarihçi Ahmet ALMAZ hazırladı.

Yaygın olarak Ekvator kuşağında yetişen Hindistan cevizi baş ağrısna iyi geliyor, mideyi güçlendiriyor. Çam fıstığı ise cinsel gücü artırıyor, akciğerleri temizliyor...

KÜÇÜK HİNDİSTAN CEVİZİ

Küçük Hindistan cevizi, birbiri üzerine konmuş, kat kat olmuş, sertleşmiş, kurumuş, sarı ve kırmızımsı renkli yapraklara benzer; ağaç kabuğuna ve oduna benzer bir yapıdadır. Dili dalayıcı ve büzücü bir tadı vardır. Hint biberi gibi keskin lezzettedir. Çin'de yetişir. İbn-i Miskeveyh, onun Hindistan cevizi kabukları olduğunu söylemiştir. Mesih ise, küçük Hindistan cevizinin narmüşke (Hint narı) benzediğini, hatta ondan daha iyi olduğunu söylemiştir.

iÇERiĞi

Bolus (Paulus), onun normal olduğunu söylemiştir. Diğer hekimler, onun ikinci derecede sıcak ve kuru olduğunu ve onun sıcaklık ve kuruluğundan şüphe edilmeyeceğini söylemiştir.

YARARLARI

Gazları çözer, atar; onda kabız etkisi vardır.

ŞİŞLER

Sertliği, ağır katılığı çözer; eğer balmumu ile karıştırılırsa, bu etkiyi gösterir.

GÜZELLİK

Güzel koku verir.

BAŞ ORGANLARI

Menekşe yağı ile kullanılırsa, baş ağrısını dindirir ve şiddetli rüzgardan olan baştaki ve şakaklardaki sıkıntıyı (baş ağrısını) giderir.

BESLENME

Karaciğer ve mideyi güçlendirir.

DIŞARI ATAN ORGANLAR

İshali giderir, peklik verir; rahimde olan ülserleşmiş yaralara iyilik verir.

ÇAM FISTIĞI

Cevizden daha besleyicidir, ancak sindirimi daha zordur. Onun mürekkep bir içeriği vardır; hem sıvı, hem de toprak (madeni) nevinden maddeler içerir. Ondaki gaz nevinden maddeler daha azdır. Onunla ilgili daha ayrıntılı bilgi 'Çam' maddesinde verilecek.

İÇERİĞİ

Onun normal bir içeriği, çok az sıcaklığı vardır.

YARARLARI

Vücudu besleyicidir; bağırsaklardaki kötü rutubeti düzene sokar. Onun hazmı zordur, geç hazmedilir. Onun soğuk olanının hazmı bal ve sıcak olanının hazmı Tebriz şekeriyle kolaylaştırır. Böylece çam fıstığının besleyici değeri daha da artar. Çam fıstığı suda ezilirse, acılığı ve yakıcılığı gider ve dolayısıyla yemesi kolaylaşır. Hatta besleyici olmayan küçük çam fıstığı da bu şekilde hazırlanacak olursa, onun besleyici değeri ortaya çıkar. Bu küçük çam fıstığı bütün memleketlerde bulunur.

HAREKET ORGANLARI

Sinir ağrılarını ve romatizmal ağrıları giderir. Sırt ve siyatik ağrılarına iyi gelir. O, kas yorgunluğu ve gevşemelerinde faydalıdır.

ZEHİRLENME

İncirle veya hurmayla birlikte akrep sokmalarına karşı etkindir.

SOLUNUM

Akciğer için iyi bir temizleyicidir. Onlardaki irin ve ağır hıltlar artar. Akciğerlerdeki mukoz sıvı ve irinlerin dışarı atılmasını sağlar.

DIŞARI ATAN ORGANLAR

Gücü artırır; özellikle ondan yapılan ezme bu etkiye sahiptir. O, irinlere ve mesanedeki taşlara karşı yararlıdır.

BUGÜN
〰〰〰〰🐠

Tuğra


Çiçeklerin şahı gülün, diğerleri içinde farklı bir yeri ve önemi var ki o da bir gülün kokusunda bin çarenin gizlenmesi.

Tıp tarihçisi Prof. Dr. Ayten Altıntaş'ın uzun soluklu araştırmaları sonucunda kaleme aldığı "Gül'ün Tarihte, Tedavide ve Gelenekteki Yeri"ni B'IOTA Vakfı yayınladı. Altıntaş, incelediği yüzlerce tarihi tıp kitaplarında gülle ilgili o kadar çok bilgiye rast gelmiş ki; not tutmaya başlamış. Sonra da bir kitapta toplamış bunları. Amacını da şöyle anlatıyor:

"Uzun yıllar tıpta tedavi edici etkisi sebebiyle kullanılan kokulu gülleri bugünkü tıbba tanıtmak ve tıp tarihindeki serüvenini günümüze taşımak." Güzel kokunun kısa bir tarihçesine de değinilen kitapta gül suyu ve kokusu elde etme yöntemleri detaylı bir şekilde anlatılıyor. Kokuyu şişelere hapsetmeyi keşfeden Zerdüşt rahiplerinin yöntemlerinden, gülü ilaç olarak kullanan İbni Baytar'ın tarifine kadar birçok ilgi çekici bilgiye yer veriliyor. Kitaptaki görseller de içeriği kadar dikkat çekici.

Gülün faydaları

Gül, baş ağrısına ve mide rahatsızlıklarına iyi geliyor: 20. yüzyıla yani modern tıbba kadar gül tedavide ve ilaç yapımında çok yararlanılan bir çiçek. Gül suyu, gül macunu ve gül yağı ayrı ayrı kullanılmış.

Güllü ilaç tariflerine tıp kitaplarında çok rastlanıyor. Mesela İbn Sina, gül suyunun ve yağının, serinletici etkisinden dolayı ateşli hastalıkları tedavi ettiğini yazmış. Baş bölgesindeki hastalıklarda ve yüksek ateş durumunda gül suyunun vücuda sürülmesini tavsiye ediyor. Gül yağının müshil olarak kullanılmasını da öneriyor ve "İçince boşaltılması gereken maddeleri boşaltır." yazıyor.

Botanikçi ve doktor İbni Baytar, gül suyunun mide bulantısına iyi geldiğini yazmış. İğrenme, öğürme ve kusmayı dindiriyor, mideyi güçlendiriyor, koklayınca baş ağrısını geçiriyor.

Gül macunu mideye iyi geliyor, hazmı kolaylaştırıyor. Balgamı söktüğü, ciğere kuvvet verdiği tıp kitaplarında sık yazılmış. Gül macunlarının en bilineni gülbeşeker ve gülengübin eskiden gece yatmadan önce veya yemek sırasında alınıyormuş.

Gül suyu yaşam kuvveti veriyor: İbni Baytar'a göre gül suyu aklı, beyni kuvvetlendiriyor ve duyuları keskinleştiriyor, yaşam kuvvetini artırıyor. Heyecandan dolayı aşırı kalp atışına da yararlı olduğu saptanmış.

Ruhsal hastalıkları, tedavisinde gül kullanılmış. 15. yüzyılda yazılmış önemli bir tıp kitabı olan Kamaliye'de 'teninun kokusu  gül kokusı gibi olması için' denilerek, bir çeşit pudra tarifi veriliyor:

Kuru gül yaprakları havanda dövülüp toz haline getirilir ve hamamdan çıkınca, daha beden ıslak iken boyna, göğse ve koltuk altlarına sürülür. Böylece güzel gül kokusu tekrar yıkanıncaya kadar vücuttan çıkmaz. Altıntaş'a göre bu formülün verilme sebebi ruhu tedavi etmek. Açıklaması da şöyle: "Bu koku ruhaniyeti kuvvetlendirir ve kalbi pek safi eyler."

Bayılana, daralana gül suyu ferahlık veriyor: Şimdi baygınlık geçirene kolonya dökülüyor ya, bu alışkanlık aslında gül suyundan geliyor. Eskiden bayılan hastalara gül suyu dökülürmüş. 30-40 yıldır kolonya kullanılıyor. Gül suyunun, ruh kararması anlamına gelen 'yürek kabarması'na da iyi geldiği yine bu kaynaklarda yer alıyor.

Gül suyu, boğaz ve kulak ağrılarını gideriyor.

Göz hastalıklarını tedavi ediyor. Göz kızarıklıkları, göz ağrıları için kullanılıyor.

Cilt hastalıkları için de gül kullanılmış. Dinaveri'nin Kitabü'n-Nebat kitabından: "Gülü kurutup uylukta ve kasıkta çıkan çıbana koysalar fayda eder, eğer yenmiş derin çıbanlara vursalar et bitirir."

Sivilceleri iyileştiriyor:

Ediye-yi Müfrede tıp kitabında da kurutulmuş gülün sivilcelere iyi geldiği yazıyor.

Gül suyundan bebek maması:

Eskiler gül suyundan bebekler için mama hazırlamış. Doktor Eşref bin Muhamed tarafından 15. yüzyılda yazılan tıp kitabı "Haza'inü's-Saa'dat"ta çocukların sağlığını korumak için mamalarını gül suyu ile hazırlamaları tavsiye ediliyor.

Gül yağı:

Osmanlı hekimlerinin 'mübarek yağ' veya 'iksir gibi faydalı yağ' olarak tanımladığı gül yağı bugün kullandığımız gül esansı değil. Eski tıpta kullanılan gül yağı, güllerin uygun bir sıvı yağ içinde bırakılarak (zeytinyağı, bademyağı, susam yağı) özünün bu yağa çıkmasıyla elde ediliyor.

Çiçekler, meyveler, kabuklar, kökler gibi yararlı olduğu düşünülen her bitkiden bu şekilde yağ yapılıyor. Bunun için kitaplarda şöyle formüller var: "4 ölçü susam yağıyla 1 ölçü gül yaprağını şişe içine koyarlar. 20 gün güneşte bırakırlar, sonra süzüp kullanırlar."

Aktif Haber
〰〰〰〰🐠