Şunun şunun hürmetine, hatırına vs...

Başlatan fuducuk, 31 Aralık 2008, 18:00:34

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tuğra

Hz Adem’in (as) telakki ettiği kelimeler

İstisnasız bütün müfessirlere göre Hz Adem’in (as) Allah’dan cc belleyip tevbede kullandığı kelimelerin Araf-23 deki sözler olduğu söylenmesine rağmen, bunda da bazı gayelerle destek rivayetler serdedile gelmiştir;

İbn-i Abbas’dan (ra) rivayetle-ki İbn Cevzi ve Suyuti mevzu’ ilan etmiştir- Hz Peygamber, bu kelimeler hakkında;

"Adem, Muhammed, Fatıma, Hasan ve Hüseyn’in hakkı için kendisinin bağışlanmasını istemişti."

****************************

Maide Suresi 35 ruhul beyan


"Ey îman edenler! Allah'tan korkun." Yani, O'nun azabından korkun ve O'na karşı mâsiyetlerden sakının.
Kendiniz için "O'na", yani O'nun mükâfatına ve O'na "yaklaşmaya yol arayın." Yani salih amellerle O'na yaklaşmaya çalışın.

Atâ (r.a.), vesîlenin cennetin en üstün derecesi olduğunu söylemiştir.

Bir hadiste Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Allah'tan benim için vesileyi isteyiniz. Çünkü o, cennette sâdece tek bir kulun erişeceği derecedir. O kulun, ben olmamı umuyorum. "Tirmizî, Menâkıb 1; Müsned, II, 265

Bir başka hadiste de şöyle buyurulmuştur: "Kim ezanı duyduğu vakit "Ey Allahım! Ey bu tam çağrının ve başlayan namazın sahibi Allahım! Efendimiz Muhammed (s.a.v.)'e vesileyi ve fazileti ver. Onu kendisine vaadettiğin yüce makama ulaştır." diye duâ ederse kıyamet gününde şefaatime nail olur. "Buharı, Ezan 8

Molla Fenârî, Tefsîr-i Fatiha adlı kitabında şöyle demiştir: "Vesîleye gelince o, Adn cennetindeki en yüksek derecedir ki bu Rasûlullah (s.a.v.)'e aittir. Burası ona ümmetinin duâsıyla verilecektir. Hak Sübhanehû, gizlediği bir hikmet gereği bunu böyle yapmıştır. Biz de Rasûlullah (s.a.v) sebebiyle Allah tarafından mutluluğa erdik. Onun sayesinde "insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmet" (Âl-i İmrân, 3/110) olduk. Yine Allah, onunla peygamberlere son verdiği gibi onun sayesinde de ümmetleri hitâma erdirmiştir.

Rasûlullah (s.a.v.), kendisine Allah tarafından söylemesi emrolunduğu gibi bir müjdeleyicidir. Bizim onun vasıtasıyla münâcâtta bulunduğumuz, onun da karşılık verdiği Allah katında özel bir yerimiz var. Aynı şekilde bütün yaratıkların onun yanında Rabbi'ne karşı özel bir yeri vardır. Biz, Allah'ın emriyle Rasûlullah (s.a.v.) için duâ etmekle emrolunduk ki böylece ümmetinin duâsıyla Allah Rasûlü o vesile denilen yere nail olsun. Bu, gayret-i ilâhiye kabilinden bir şeydir.
〰〰〰〰🐠

Tesniye

Sevgili fudukcuk;

Seni; tek başına bazı meseleleri anlamaya ve yorumlamaya çalışıyor olarak görüyorum. Ehli Sünnetim diyorsun çok güzel. Klasik bilgilerle yetinmeyip bu meselelerin aslını da araştırayım diyorsun, tebrik ediyorum.

Öncelikle ehli sünnet alimlerine karşı bir hürmetin olması icap eder. Zehirli şahsiyetlerle, ehli sünnet temsilcilerini ayırt etmen icap eder. Her gördüğün tefsire balıklama dalarsan kafa allak bullak olur. Kurandan anladıklarımızla amel edemediğimiz hakikatine vakıf olman icap eder. Bizler birer mukallidiz. Yani o ayetleri tefsir eden ehli sünnet alimlerinin izahatlarından ufak tefek bir şeyler anlarsak amenna.

Madem bu meselelere ciddi manada girmek istiyorsun, o zaman önce bir usulü fıkıh okumalısın. Şerhi akaid gibi, ilmi hadisler gibi ilimlerde bir seviyeye gelmelisin ki kıyas yaparken ya da söylenenlerin, ehli sünnetin neresinde olduğunu görebilesin.

Bu islam dini mahalle dini değil ki üç beş kişinin dediğinden hangisi mantığa daha yatkınsa onu kabulleniverelim.
Ezeli sırları ne sen bilirsin ne de ben
Bu muammayı ne sen okuyabilirsin ne de ben
Perde ardında sen ben dedikodusu var amma.
Perde kalktı mı ne sen kalırsın ne de ben..
<< Lüzumsuz Konular Atlası >>

fuducuk

Alıntı yapılan: Mezher - 03 Ocak 2009, 20:02:33
Fuducuk kardeş- sorunuzu samimi buldum ve onun için size cevab yazma zahmetinde bulundum.Hala samimi,gerçekten öğrenme kastı ile yazdığınıza tüm hüsnü niyetim ile inanmaya devam ediyorum.

Allah razı olsun kardeşim.

Alıntı yapılan: azizistanbul - 03 Ocak 2009, 21:51:14
Mezher kardeş ben  konuyu yukarıdan aşağya okuyunca fuducuk isimli üyeyi hiçte samimi bulmadım.

Allah senden de razı olsun kardeşim, Allah hepinizden razı olsun.

Hakkınızı helâl edin, benim varsa helâl olsun. Selâm ve sevgi ile...

fuducuk

#18
Selâmün aleyküm.

Konu ile ilgili e-Kitabı indirebilirsiniz. Doğru yolu gösteren Rabbimize şükürler olsun...


Tuğra

#19
Siz secdeye yatın kalkında Allah'ü Tealadan af dileyin ,

Verdiğiniz linkler silinmiştir burası Ehl-i Sünnet itikadı tam olan bir yerdir,sapık fikirlere yer yoktur.

Buda bizden size bir soru VEHHABİ MİSİNİZ?
------------------------------------------------

Vehhabiliği kuran, Mehmed bin Abdülvehhabdır. İngiliz casuslarından, Hempher’in tuzağına düşerek, ingilizlerin (İslamiyet’i imha) etmek çalışmalarına alet oldu.

[İngiliz Casusunun İtirafları kitabında, Vehhabiliğin kuruluşu uzun anlatılmaktadır. Bu kitabı, www.hakikatkitabevi.com adresinden okuyabilir ve temin edebilirsiniz.]

Eline geçirdiği, ibni Teymiye’nin Ehl-i sünnete uymayan kitaplarını okumuş, (Şeyh-i necdi) diye meşhur olmuştu. Düşünceleri, ingiliz paraları ve ingiliz silahları karşılığında, köylüler ve Deriyye ahalisi ile reisleri Muhammed bin Süud tarafından desteklendi. Sapık din adamı ibni Teymiye’nin fikirleri ile Hempher’in yalanlarının karışımına Vehhabilik denir.

Abdülvehhab oğlu, Beni Temim kabilesindendir. 1699 senesinde Necd çölündeki Hureymile kasabasında, Uyeyne köyünde doğmuş, 1791’de Deriyye’de ölmüştü. Önceleri ticaret için Basra, Bağdat, İran, Şam ve Hind taraflarına gitmiş, çok zeki ve bozguncu sözleri ile (Şeyh-i Necdi) adını almıştı. Dolaştığı yerlerde çok şeyler görmüş, şef olmak düşüncesine kapılmıştı. 1713 senesinde,

Basra’da tanıştığı ingiliz casusu Hempher, Abdülvehhab oğlunun devrim yapmak arzusunda olduğunu anladı. Bununla uzun zaman arkadaşlık yaptı. İngiliz Sömürgeler Bakanlığından aldığı hile ve yalanları buna telkin etti. Abdülvehhab oğlunun bu telkinlerden zevk aldığını görünce, yeni bir din kurmasını teklif etti. Bu yeni dinin esaslarını ona bildirdi. Casus da, Abdülvehhab oğlu da aradıklarına kavuşmuş oldular.

Abdülvehhab oğlu Vehhabilik adını verdiği bu sapık inancı yaymak için, Muhammed bin Süudu maşa olarak kullandı. Kendisine (Kadı), Muhammed bin Süuda (Hakim) ismini taktı. Kendilerinden sonra da, çocuklarının bu makama geçmelerini temin eden bir anayasa yaptırdı.

Abdülvehhab oğlu, önceleri Medine’de okurken, Medine’nin salih, temiz âlimlerinden olan babası Abdülvehhab ve kardeşi Süleyman bin Abdülvehhab ve kendisine ders okutan hocaları, bunun sözlerinden ve davranışlarından ve sık sık söylediği düşüncelerinden bunun ileride İslam dinini içeriden yıkacak bir sapık olacağını anlamışlardı. Kendisine nasihat verirler ve müslümanlara, bundan sakınmalarını söylerlerdi. Fakat, korktukları çabuk meydana geldi. Düşüncelerini Vehhabilik adı ile açıkça yaymaya başladı. Cahilleri, ahmakları aldatmak için İslam âlimlerinin kitaplarına uymayan yeniliklerle, dinde reformculukla ortaya çıktı. (Ehl-i sünnet vel-cemaat) mezhebinde olan doğru müslümanlara kâfir diyecek kadar taşkınlık yaptı.

Peygamberimizi ve başka Peygamberleri ve Evliyayı vesile ederek, Allahü teâlâdan bir şey istemeye ve bunların kabirlerini ziyaret etmeye şirk dedi.

Abdülvehhab oğlu, düşüncelerini kolayca yayabilmek için, Deriyye hakimine başvurunca, o da topraklarını genişletmek ve kuvvetlerini arttırmak için ve Londra’dan aldığı emirleri yaymak için, Abdülvehhab oğlu ile seve seve işbirliği yaptı. Onun fikirlerini her tarafa yaymakta bütün gücü ile uğraştı. İnanmayıp karşı duranlarla harp etti. Müslümanların mallarını yağma etmek, canlarına kıymak helal denilince, çöldeki vahşiler, soyguncular, Muhammed bin Süud’a asker olmak için yarış ettiler.

Mekke-i mükerreme şafii müftüsü Esseyyid Ahmed bin Zeyni Dahlan, El-Fütuhat-ül-islamiyye kitabının 2.cüz 228.sayfasından başlayarak, Fitnet-ül-vehhabiyye başlığı altında bunların bozuk inançlarını ve müslümanlara yaptıkları işkenceleri anlatmaktadır. Bunun 234.sayfasında diyor ki:

(Mekke’deki ve Medine’deki Ehl-i sünnet âlimlerini aldatmak için, buralara kendi adamlarını gönderdiler. Bu adamlar, İslam âlimlerine cevap veremediler. Cahil ve sapık oldukları anlaşıldı. Kâfir olduklarını ispat eden bir karar yazılıp her tarafa gönderildi.)

Hicaz’da bulunan dört mezhep âlimleri ve bunların arasında Abdülvehhab oğlunun kardeşi Süleyman efendi ve kendisine ders okutmuş olan hocaları, Abdülvehhab oğlunun kitaplarını inceleyerek, İslam dinini yıkıcı, bozguncu yazılarına cevaplar hazırladılar, sapık yazılarını çürüten kuvvetli vesikalarla kitaplar yazarak, müslümanları uyandırmaya çalıştılar. Süleyman bin Abdülvehhab’ın, kardeşine karşı yazdığı kitabın ismi, Savaık-ul ilahiyye firreddi alel-vehhabiyye’dir.

〰〰〰〰🐠

fuducuk

Allah büyüktür, hak ile batıl er geç ayrılacaktır. Hak yazıların silinmesi zulümdür, Rabbim zülmedenlere cezasını verecektir. Ben affederim, Allahtan da zulm edenlere hidayet dilerim. ben affederim de,Allah affeder mi bilemiyorum, en doğrusunu Rabbim bilir. Allah'ım, bizi doğru yola ulaştır ve o yolda başarılı kıl. Ehli Sünnetin özüne başkalarının yaptıklarıyla karıştırıp vehhabi diyorlar, sana sığınırım Rabbim...

enfa

YaRabbi Vehhabilerin ve onları savunanların şerrinden de bizleri muhafaza eyle..

Zaman diyorum, biraz daha zaman.Dilimin ucundaki kelimeler bu kış donmazsa bir dahaki yıl uçmayı öğrenecekler!

Devri Âlem

Sayın fuducuk, uzun zamandır bulunduğun bu ortamda herzaman İslami bilgiler konusunda yetersizliğinden ötürü bir takım soruları sorduğunu ve "öğrenmek" niyetinde olduğunu bildirip durdun. Şimdi ise karşımıza bambaşka bir imajla gelerek, "ben bilirim, sizler bilmiyorsunuz. Gelin öğrenin der gibi bir havan" var.

Şimdi önce rolleri iyi oturtalım:

1. Sen öğrenen mi? Yoksa öğreten misin?

Dünyevi alanda bile bir konu hususunda ihtisas sahibi olmak için insanlar yıllarını veriyor.

Şimdi prf a doçent e yeni bir talebe sen bilgisizsin, buyur benim dediklerim doğru diye diretirsen, tabiri caiz ise "çuvallarsın"

Bunun ne sana ne de burada onlarca bilinçli insana zerre kadar yararı yok, sadece zaman kaybı.

Eğer gerçekten bilmiyorsan, usulunce sor, sana yanıt verenlere de teşekkür et.

Yok eğer "bilmiyormuş gibi görünüp de" çarpık fikirlerini bu yolla yaymaya kalkıyorsan, hiç boşuna uğraşma burada bu konuda herkes yeteri ferasete sahibtir.
;)
اَلْعِلْمُ يَرْفَع بُيوتًا لاَعِمَادًا لَهَا وَالْجِهلُ يَهْدِم بِيُوتَ اْلعِزَّ وَلْكَرَمِ

fuducuk

Akideler bozuk olduktan sonra ne desem boş.

Devri Âlem

Madem akiden çok doğru neden onlarca insan sana karşı da bi sen doğrusun söyler misin?
اَلْعِلْمُ يَرْفَع بُيوتًا لاَعِمَادًا لَهَا وَالْجِهلُ يَهْدِم بِيُوتَ اْلعِزَّ وَلْكَرَمِ

Tuğra

Alıntı Yap
YaRabbi Vehhabilerin ve onları savunanların şerrinden de bizleri muhafaza eyle..

Aminnnnnnn


Alıntı YapŞimdi prf a doçent e yeni bir talebe sen bilgisizsin, buyur benim dediklerim doğru diye diretirsen, tabiri caiz ise "çuvallarsın"

Çok güzel ifade etmişsin Devri alem bilenler mekanında tuzağa düşmüş cahiller, kurnazlık yapılıyor gibi...
〰〰〰〰🐠

Devri Âlem

#26
Madem bilenler dedik, anlamayanlar için son bir kez bilenlerden güzel bir izah okuyalım:

Alıntı yapılan: muallim_abi - 02 Temmuz 2006, 02:28:36


Evliyanın hakkı için veya yüzü suyu hürmetine dendiği vakit, Allahu teala'ya yapılan duanın kabul olmasına vesile olur. Teşbihte hata olmaz, bir işyerine başvurunca nasıl ki referans gösterilir, aynı şekilde Allahu teala'ya dua ederken de, Allahu teala'nın sevgili kullarına olan hürmet ve sevgi ve muhabbet referans gösterilerek istenir.

Başka bir beldeye yaptığınız ziyarette bile, orada tanımadığınız bir kişi, en yakın dostunuzun dostu olsa, size muamelesi farklı olur. Hiç tanımıyor olsanız farklı olur. Allahu teala'ya yakın olan, Allah dostlarının referans gösterilmesi de böyledir. Yoksa bu zatlardan istenen birşey yok.

اَلْعِلْمُ يَرْفَع بُيوتًا لاَعِمَادًا لَهَا وَالْجِهلُ يَهْدِم بِيُوتَ اْلعِزَّ وَلْكَرَمِ

fuducuk

Alıntı yapılan: Devri Âlem - 07 Şubat 2009, 00:47:54
Madem bilenler dedik, anlamayanlar için son bir kez bilenlerden güzel bir izah okuyalım:

Alıntı yapılan: muallim_abi - 02 Temmuz 2006, 02:28:36


Evliyanın hakkı için veya yüzü suyu hürmetine dendiği vakit, Allahu teala'ya yapılan duanın kabul olmasına vesile olur. Teşbihte hata olmaz, bir işyerine başvurunca nasıl ki referans gösterilir, aynı şekilde Allahu teala'ya dua ederken de, Allahu teala'nın sevgili kullarına olan hürmet ve sevgi ve muhabbet referans gösterilerek istenir.

Başka bir beldeye yaptığınız ziyarette bile, orada tanımadığınız bir kişi, en yakın dostunuzun dostu olsa, size muamelesi farklı olur. Hiç tanımıyor olsanız farklı olur. Allahu teala'ya yakın olan, Allah dostlarının referans gösterilmesi de böyledir. Yoksa bu zatlardan istenen birşey yok.


Doğruya, Allah şöyle der; ben kul ayrımı yaparım. Kiminin dualarını kabul ederim kimilerinin etmem, aklınız varsa günahkar kullar salih kulları araya soksun, torpilli gelsin karşıma :D

Allah size hidayet versin ne diyeyim ben?!

Vesile olurmuş, geçmiş kavimlere bakın, bakın neden helak olmuşlar, bakın da ibret alın. Allah'a direkt dua edilir, referansa ihtiyaç yoktur. Çünkü Allah herşeyi gören ve bilendir. Tanımadığımız kişilerle ilgili verilen örnek ile ne güzel kandırıyorlar, o kişi herkei görebilir ve ihtiyacını bilebilir mi? Allah ise böyle mi? Allah herkesin halini bilir! Örnekler öyle saçma ki, neymiş, kişi beni tanımıyorsa ayrı muamele olurmuş, birini referans olarak gösterirsek ilgili olurmuş. Evet, Allah rızası gözetmeyen insanların yptığı bu ayrımı ne güzel de örnek getiriyorsunuz.

Dua Allah'ın hakkıdır, araya hatır gönül hürmet sokulmaz! Ben yanlışsam Rabbim bana kulum niye bana direkt dua ettin, araya şu şeyhi soksan duanı halbuki kabul edecektim mi diyecek? Haşa :)

Ne torpil gözetleyen türden bir hayat bu ya. :)

Ama niye ters tepeceksiniz, Allah dilediği kalbe kilit vurmuştur! ne desem boş, ne desem! Anlamak isteyen alır, anlamak istemeyen hesabını verir...

Mezher

Sen bu sitede fazla bile konuştun fuducuk! Kulaktan dolma onun bunun kitabını okuyup burda ahkam  kesme.
Bizim önümüze Akait , Şerhi akaid ,Şerhi mevakif,Elbidayefiusuliddin,ennibraz gibi Gerçek Alimlerin kitaplarını oku bu kitaplarda yıllarını ver de öyle gel sözüm  ona teymiyenin bozuk itikatını kendince okuyup kendini dinde kamil oldum sanma.

Müslüman birkişi  Allah ve Rasülüne inanmış  kimseye kafir,şirk ehli demez çok büyük vebali vardır.. Onuda hatırlatayım.

Tuğra

Allah Razı Olsun Mezher,

Fuducuk düz mantıkla bakıyor olaya, Zaten bu bakış açıları için vehhababilik süper bir yol.


Alıntı Yapkalbe kilit vurmuştur! ne desem boş, ne desem! Anlamak isteyen alır, anlamak istemeyen hesabını verir...

Buna şu meşhur söz denir bence;

Dinime küfreden müslüman olsa bari!

Sen önce gözündeki perdeyi kaldırmaya çalış belki bozuk kalbinde yola gelir...
〰〰〰〰🐠