Şunun şunun hürmetine, hatırına vs...

Başlatan fuducuk, 31 Aralık 2008, 18:00:34

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

fuducuk

Selâmün Aleyküm güzel kardeşlerim.

Bir büyüğün türbesine gidip ondan birşeyler istemenin yanlış olduğuna dair sanırım hepimiz kesinlikle hemfikiriz. Bununla ilgili bir sorun yok.

Dün bir sohmete katıldım. Sohbette bu kişilerin aracı olmasını istemenin de yanlış olduğu söylendi. Söylenenler de bana mantıklı geldi. La İlahe İllah deyip, sadece Rabbimizi bilip, duayı onun hakkı bilip başkasını araya dahi sokmak istemenin, onun hatırına vs. demenin yanlış olduğu anlatıldı. o ki bize şah damarımızdan daha yakın iken biz hatırı sayılır kişiler diye tabir edilen insalardan aracı olmalarını istemek yanlış düşüncesi benim de kafamda doğru olarak yer edindi.

Şefaat Ya Resullah demenin de yanlış olduğu söylendi. Evet, Peygamber efendimiz şefaat edecektir. Yalnız bu şefaat Allah'ın izni ve iradesi ile olacaktır. Yani peygamber efendimizin hür iradesi ile olmayacaktır. Biz ancak; "Allah'ım, peygamber efendimizin şefaatine tabi olanlardan kıl bizi" gibi bir dua edebiliriz dendi. Yani mutlak surette araya kimseyi koymadan Allah'a dua etmemizin doğru olduğu söylendi.

Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda, söylenenleri onaylıyor musunuz?

(aşağıdaki konuyu okudum ama tatmin olmadım)
http://www.sadakat.net/forum/islamgenel/yuzu-suyu-hurmetine-seklinde-dua-etmek-dogru-mudur-t6793.0.html

Mezher

#1
Alıntı yapılan: fuducuk - 31 Aralık 2008, 18:00:34
Selâmün Aleyküm güzel kardeşlerim.

Bir büyüğün türbesine gidip ondan birşeyler istemenin yanlış olduğuna dair sanırım hepimiz kesinlikle hemfikiriz. Bununla ilgili bir sorun yok.

Dün bir sohmete katıldım. Sohbette bu kişilerin aracı olmasını istemenin de yanlış olduğu söylendi. Söylenenler de bana mantıklı geldi. La İlahe İllah deyip, sadece Rabbimizi bilip, duayı onun hakkı bilip başkasını araya dahi sokmak istemenin, onun hatırına vs. demenin yanlış olduğu anlatıldı. o ki bize şah damarımızdan daha yakın iken biz hatırı sayılır kişiler diye tabir edilen insalardan aracı olmalarını istemek yanlış düşüncesi benim de kafamda doğru olarak yer edindi.
Şefaat Ya Resullah demenin de yanlış olduğu söylendi. Evet, Peygamber efendimiz şefaat edecektir. Yalnız bu şefaat Allah'ın izni ve iradesi ile olacaktır. Yani peygamber efendimizin hür iradesi ile olmayacaktır. Biz ancak; "Allah'ım, peygamber efendimizin şefaatine tabi olanlardan kıl bizi" gibi bir dua edebiliriz dendi. Yani mutlak surette araya kimseyi koymadan Allah'a dua etmemizin doğru olduğu söylendi.


AleykümSelam.
İlk başda bulunduğunuz meclis Ehli Sünnet itikatını tam manası ile benimseyememiş kişilerden olabileceğine yada ehli sünnet kisvesi altında  itikat bozma  amacı olduklarına şübhe ettim.Başda siz kardeşime tavsiyem sohbetininde bulunacağınız kişileri iyi tetkik etmenizdir.



Şefeat haktır bunda şübhe yok.Sad Suresi   109 ayeti kerimede beyan olunuyor.
يَوْمَئِذٍ لَا تَنْفَعُ الشَّفَاعَةُ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ الرَّحْمَنُ وَرَضِيَ لَهُ قَوْلًا
O gün şefaat faide vermez, ancak Rahmânın izin verdiği ve sözüne razı olduğu kimseler müstesnâ 


Şimdi Direk Peygamberimizden şefaat dilenmek  caizmidir?

Caizdir zira bu hususda ayeti Kerimede beyan  olunur .Bir takım Münafıklar sebebi ile inzal olunan Nisa Suresi 64.Ayet.
Biz her peygamberi -Allah'ın izniyle- ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan bağışlanmayı dileseler, Resûlullahda onlar için istiğfar etseydi Allah'ı ziyadesiyle affedici, esirgeyici bulurlardı.

Buradaki;  “Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan bağışlanmayı dileseler, Resûlullahda onlar için istiğfaretseydi” Ayeti kerimedeki bu mana  Rasulullahdan istiğfarına,yarıdımına taleb etmekte beis olmadığını ifade ediyor.
Hatta, Tefsiri medarikte, Allâme İbni Hacer, "el-Cevheru'l-münazzam" adlı kitabında denmiştir ki: Bâzı hafızlar, Ebû Saîdü's-Sem'ânî'den naklen rivayet etmişlerdir. Sem'ânî, Aliyyü'bnü Ebi" Talipden rivayet etmektedir. "Resülüllah Efendimizin vefatından üç gün sonra, onlara bir ârâbî gelip kendisini kabr-i şerifin üzerine atmış, oranın toprağından başının üzerine saçmış ve "Yâ Resulellah, sen söyledin, biz de senin kelâmını işittik ve kabul ettik. Bizim senden muhafazaya çalıştığımızı, sen de Allah'tan telakki ve muhafaza ettin. Allahü teâlânın sana indirdikleri arasında şu âyet de bulunmaktadır:
"Onlar, kendilerine zulmettikleri vakit sana gelip de Allah'dan mağfiret dileselerdi onlara (sen)Peygamber de mağfiret isteyiver seydi(n)elbette Allah'ı tevbeleri hakkıyla kabul edici, çok esirgeyici bulacaklardı" (91) "Ben de nefsime zulmettim, Rabbime benim için mağfiret dileyivermeniz için zâtına geldim"dedi. Kabr-i şeriften "O, seni muhakkak yarlığadı"diye bir ses yükseldi."

Bu hâdise, Hz. Ali'den başka yoldan da rivayet olarak gelmiş bulunmaktadır. Bunu Resülüllah Efendimizden sahih olarak rivayet olunan şu hadis-i şerif teyid etmektedir.

“Hayatım sizin için hayırdır.Siz haber verirseniz haberdar edilirsiniz.Ölümümde sizin için hayırdır.Yaptıklarınız bana arz olunur.Hayırdan birşey gördüğünümde Allah’a hamd ederim.Şerden birşey gördüğümde sizin için mağfiret dileğinde bulunurum”(Şevahidül haktan)

Netice; Rasülullah efendimizden  şefeat dilemekte hiç bir mahsur yoktur zira asıl af edecek olan zaten Hz Allahdır.Rasulullah efendimiz,Alemler onun hürmetine yaratılmış hatırı sayılır bir vesiledir.


Alıntı yapılan: fuducuk - 31 Aralık 2008, 18:00:34

La İlahe İllah deyip, sadece Rabbimizi bilip, duayı onun hakkı bilip başkasını araya dahi sokmak istemenin, onun hatırına vs. demenin yanlış olduğu anlatıldı. o ki bize şah damarımızdan daha yakın iken biz hatırı sayılır kişiler diye tabir edilen insalardan aracı olmalarını istemek yanlış düşüncesi benim de kafamda doğru olarak yer edindi.



“La İlahe İllah Muhammedün Rasulullah”  deriz . Rasulullah efendimizide vesile kılarız.Zira efendimizde dualarında  geçmiş nebileri vesile kılmıştır.
Bu hadis, lâfzı uzun bulunan bir hadis-i şerifin bir parçasını teşkil etmektedir. Taberânî, "el-Kebir" ve "el-Evsat"da; İbni Hibbân ve Hâkim Enesü'bnü Mâlik'den rivayet etmişler ve sahih olduğunu da ifade etmişlerdir.
Hadis, meâlen şöyledir: "Fâtıma binti Esed(RA), Hz. Ali'nin an nesi olup, Resülüllah Efendimiz'in küçüklüğünde onun yetişmesi ile meşgul olmuştu. O vefat edince, Resülüllah (S.A.V.), onun yanına girdi ve başı tarafında oturup "Anamdan sonra anam olan Fâtıma, Allah sana rahmet etsin" dualarıyla ona olan sevgi ve övgüsünü dile getir di. Onu "Bürd" adı verilen elbisesi ile kefenletti ve kabrinin kazılması nı emretti.
Enes (R.A.) diyor ki: Cemâat kabre vardıkları zaman, Resülüllah Efendimiz kabri eliyle kazdı ve toprağını mübarek elleriyle çıkardı. Bu işten eli boşaldığında Resülüllah (S.A.V.), kabrin içine girdi ve yanı üzerine yattı, sonra şöyle dua etti:
Manâsı:
"Ey dirilten ve öldüren, hayat sahibi olan ve ölmeyen Allah, Annem Fâtıma binti Esed'i yarlığayıver. Girecek mahalli olan kabri ni ben nebi'nin ve benden önceki nebiler(in)in hakkı için ona genişletiver. Zira sen, esirgeyenlerin en merhametlisisin."
”(Şevahidül haktan)


Netice olarak ehli sünnet ve cemat mezhebine göre Rasulullah efendimizden hayatında ve irtitihainden sonra onun ile tevessül (Sebeb tutmak) caizdir.Diğer peygamberler ve salih kullar hatırınada caizdir. Zira ehli Sünnet olan bizler hakikatte müessir olanın Hz Allah olduğunu inandık iman ettik. Peygamberler ve salih kulları vesile kılmak veya sebeb kılmak  o isteğimizi ve af edilmemizi  onların yerine getireceğini inandığımıza delalet  etmez.Bir takım Sapkınlar , Hz Allahın Kafirler(puta tapanlar) hakkında indirilen Ayeti Kerimeleri  bu hususta delil göstermektedirler.)Ve Rarsülullah efendimiz, Peygamber ve evliyaullah ile tevessül etmeyi şirk saymaktadırar.Onlara cevab olacak yukarıda yazdığımız ve daha yazmadığımız ayeti kerime  ve Hadisi Şerifer mevcuttur. Onların sapıkınlıklarına gelmemek  lazım
.
4 Mezhepde Rasulullah efendimiz ve diyer evliya ile tevessülü müstehap görmüşlerdir.

Allâme ibni hacerin El hayrâtül hisan...eserinde  Son olarak İmamı Şafi nin Bağdatta bulunduğu günlerde  Ebu hanife  ile tevessüldü bulunduğunu.İmam Ahmedü-bnü Hanbelin
İmamı  şafi Hz.eri ile tevessülde bulunduğunu beyan eder.Hatta oğlu Abdullah buna hayret etmiş  .Oğuna .“İmamı şafii,umum insanlar için güneş gibi,beden için afiyet mesabesindedir. Buyurmuştur.

Yine İmamı şafi hz.leri  Rasulullah efendimizin  ehlibeyti  ile tevessülde bulunup.

Peygamberin âli ,vasıtam benim
Onlar,Allaha vesilem benim,
Umarım sağ elime verilir benim
Onlar sebebi ile sahifem benim.
buyurmuşlardır.

Hz.Allah, Rasülüllah efendimizin şefeat eylediği,evliyaullahın himmet ettiği ümmetten  olmayı nasib eylesin.

fuducuk

Amin...

Kimi dinlesem onu haklı görüyorum. Rabbim, beni en doğru yola ilet ve o yolda sabit kıl.  :usgunn:

Tuğra

#3
İbni Hacer hazretleri, Cevher-ül-munzam kitabında buyuruyor ki:

Ehl-i sünnet âlimleri bildiriyorlar ki: Resulullah ile her zaman tevessül etmek çok iyidir. Yaratılmadan önce ve yaratıldıktan sonra, dünyada da, ahirette de, Onunla tevessül olunur.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

Âdem aleyhisselam, (Muhammed aleyhisselamın hakkı için beni affet!) diye dua etti.

Allahü teâlâ ise, (Onu henüz yaratmadım. Nereden bildin?) buyurdu.

Hazret-i Âdem de, (Arşta "La ilahe illAllah Muhammedün Resulullah" yazılı olduğunu gördüm.Anladım ki, şerefli isminin yanına ancak en çok sevdiğinin ismini layık görürsün) dedi.

Allahü teâlâ da buyurdu ki: (Ya Âdem, doğru söyledin. O bana insanların en sevgilisidir. Onun hürmetine dua ettiğin için seni affettim. Eğer O olmasaydı, seni yaratmazdım.)

[Taberani, Hakim]

--------------------------------------

Herkesi dinlemeyin lütfen...
〰〰〰〰🐠

ay-yüzlüm

Alıntı yapılan: fuducuk - 01 Ocak 2009, 01:13:05
Amin...

Kimi dinlesem onu haklı görüyorum. Rabbim, beni en doğru yola ilet ve o yolda sabit kıl.  :usgunn:

aminnn ecmainnn inşAllah..
Yürü dünya yürü bu yol dergaha gider.
Bu yol gama,kedere,acıya,aha gider.
Çıkablirsen eyer bu yokuşu zirveye,
Hüzünlenme o zaman sonu felaha gider.

Lika

#5
Hz  Ömer (R.A) yağmur kesildiğinde ashâbıyla istiskâ için müşavere ettiğinde sahabeden Hz Kaab Ey mü’minlerin emiri İsrail oğulları Peygamberlerinin yakınlarıyla Allahu teala'dan yağmur yağdırmasını niyaz ederlerdi. Aramızda Rasulullah SallAllahu Aleyhi Vesellem'in amcası bulunurken biz niçin onun yüzü suyu hurmetine kerim olan Allah'tan yağmur yardırmasını niyaz etmiyoruz. Demiş Bunun üzerine Hz Ömer ra. Hz Abbas r.a.’ı minber üzerine oturtup kendisi de yanına oturarak

«Allahümme netevesselü ileyke bi amm-i nebiyyike.»     «Ey Allahım! Peygamber (Hz. Muhammed) (S.A.V) in amcası yüzü suyu  hürmetine bize yağmur ihsan et diye dua etmiş, minberden inmeden bol yağmur yağmıştır.
...........................

Bizlerin itimat edeceği görüşler bellidir. Bu noktada sizler "doğru yer ve adrestesiniz", şüpheniz olmasın. Kardeşlerimiz Allah razı olsun, çok güzel izah etmişler. Öyle sanıyorum ki; bu örnek, şimdilerde "kendilerini dinî otorite" zanneden mürekkep yalaşmış cahillere güzel bir misal teşkil ediyor.
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

fuducuk

Uzun uzun yazdığınız, emek verdiniz, Allah razı olsun sizden kardeşlerim.

Fakat kalbim dediklerinizi almıyor, şöyle ki;

Ben araya kimseyi katmadan sadece Allah'tan istesem, Allah bana neden hatırı sayılır kişileri araya katmadın mı diyecek? En fazla, en fazla kaybedeceğim şey duam kabul olmayacak, 'hatırsız'.

Ya Mucip Ya Mucip Ya Mucip! Duaları kabul eden Rabbim! Güzel Rabbimizin duaları kabul eden ismi, sıfatı varken, O duamı kabul etmez de araya bir aracı soksam düşüncesi beni çok korkutuyor, çok!

Lâ İlâhe İllAllah, Muhammeden Resulullah...

İyyake nabüdü ve iyyake nestain.

Rabbim, yalnız senden yardım diler ve sana kulluk ederiz.

Rabbim, duada şirkten sana sığınırım! Ettiğim duanın kabul edilmeyeceğine dair şüpheye düşüp salih insanları araya sokma düşüncesinden sana sığınırım! Onlardan Allah razı olsun, zamanında dinimizin ve ilmin yayılmasında çok büyük işler yaptılar. Benim onlara yapabileceğim ruhlarına Fatiha, okumak, günahlarının bağışlanmasını ve mertebelerinin yükselmesini dilemektir!

Rabbim, sen bana şah damarımdan daha yakın iken nasıl başkalarını araya sokarım ben? Sen duan kabul olsun diye araya hatırı sayılır kişiler sok, o zaman kabul ederim demedinki! Lâ İlâhe İllAllah! Rabbim, dua yalnızca senin hakkındır!

Deprem olduğunda hepimiz sana sığındık, deprem bittikten sonra şu evliyanın şu velinin hatrına korunduk dedik! Rabbim, zor anlarımızda aklımıza yalnız sen gelirken felah anlarımızda şirkten sana sığınırım!

Bilindik bir çok menkıbede ve sizin verdiğiniz örneklerde araya birilerini sokarak sonuca gidiliyor. O yüzden ben bunların sahihliğine inanmıyorum.

Eğer siz haklıysanız Allah beni sizin bildiğiniz doğruya, ben haklıysam Allah sizi benim doğrumuza iletsin...


azizistanbul

#7
sizin verdiğiniz misalde aşağıdan yukarıya yani kuldan Allaha nida var ve araya hiç kimse girmesin diyorsun.

Peki Nİda yukarıdan aşağıya olunca yani Hz.Allahtan kuluna olunca ve yine şüphesiz olarak iman ettiğimiz ben size şah damarınızdan daha yakınım diyen rabbimiz Kuranı kerimi inzal buyururken Kulları arasında önce cebrail aleyhisselamı sonrada yine kullarından olan Peygamber efendimizi koymuştur

Rabbimiz sesini bize duyurmaya gücü yetmez mi ? ( haşa ve kella )

Ayrıca kabeyi ziyarette bir tevessüldür. Allah bizi her yerden duyar iken arafatta dua etmek ve orada kesinlikle af olacğımıza inanmakta şirk olmaz mı ozaman . Fakat arafa çıkmak haccın farzlarından.

kabeyi dönüp dolaşmanın ne mantığı vardır. Allah her yerdedir. oturduğumuz yerende ona tazimde bulunabiliriz.

Ayrıca madem öyle namaz kılarken belli şekillere niye takılıyoruz biz Allahı düşünerek onun karşısında olduğumuzu hissederek yapacağımız her hareket dua olmaz mı . neden ille belli ritüeller çerçevesinde namaz kılıyoruz . namaz kılarken oturmasak Allah bizim ibadet yaptığımızı anlayamaz mı ( haşa )

Neden kurban kesiyoruz. Allah bizim kurbanımızın etinden veya sütünden faydalanmayacak. Ayrıca kurbanın etini dağıtmak ta farz değil ama kesmek vacip . demek ki kesilmesi gerekiyor.

Hz. Allah ibrahim aleyhisselama bir kurban gönderdi cebrail vasıtası ile neden yedi kudreti ile ibrahim aleyhisselamın yanına kurbanı indirmedi.

hz. Allah bedirde 3000 melek ile müslümanlara yardım etti. Neden kafirlere kendi kudreti ile bir musibet vermedi. (çünkü Allah kainatı bir düzene koymuştur)

safa ile merve arasında deli gibi koşmak nedendir. eğer koşulacaksa bulunduğun memlekette koş. illa orası neden.

Allah ile kul arasına girilmez lafzının uzantılarıdır bu inançlar ve neticede de Allah ile kul arasına girilmez kulları tevessül etmeyin. Bunu kabul ettik mi ? evet .

O zaman devam ediyoruz.

Madem Allah ile kul arasına girilmez Allah ile kul arasında vasıta gereksizdir. o zaman günah işleyen insanlara niye karışıyorsunuz  o iş onunla rabbi arasında Allah ile kul arasına girmeyin (ki bunu söyleyenlerde çok) bunlara cevaben Emri bil maruf nehyi anil münker diye bir emri var rabbimizin mesela şu ayeti kerime mesela şu hadisi şerif mesela şu menkibe . yine alacağınız cevap ya öyle ama o ayetin tefsiri şöyle de yapılabilir o hadis zaten sahih bir hadis değil.

Ya kardeşim şu yerebatası dünyada ehli sünnet vel cemaat mezhebini köreltmek için ellerinden ne gelirse yapıyorlar . Ayet gösteriyorsun tevil ediyor Hadis gösteriyorsun mevzuu diyor. valla ben elimden geleni  yapmaya çalışıyorum.

İnsanların asıldığı kesildiği zamanlarda meydan da kimse yoktu her ne zaman ki dini ilimler prim yapmaya başladı bazı üstün şahsiyetlerin hizmetleri ile ondan sonra ortada leş yiyen çakallar dolaşmaya başladı.

  bu gün türkiyede zekat varsa oruç varsa fıtır varsa kurban varsa kuran eğitimi varsa ve diyanet dahi bir şeyler yapmaya çalışıyorsa . Kuran gönüllüleri olan insanların sayesinde ve onların dürtmesi iteklemesi sonucunda vardır.

şimdi rüzgar dinince deniz çarşaf olunca kaptan olan miçolar çoğalmaya başladı.
Vesselam gönül diyor ki arkadaşlarımızn anlattıklarına tereddütsüz inan amma zor yanlış yapmak doğru yapmaktan her zaman kolaydır.

Zaten bugün kendi ruh bıçağımı bilemekte zorlandım. Müslümana ümitsizlik yakışmaz ama ümitsizliğe kapıldım.Bugün saat sabah 10:00 da istanbul sokaklarındayım amma velakin öyle bir sessizlik var ki . istanbulun en sessiz olduğu gün diyebilirm. İşte müslüman bir memleketin lanet olası noel gününden sonra böyle bir uykuya dalması.Beni kahretti ama yinede kendimi toparladım. Hiç kimseye doğruları anlatamasam bile kendim için kendi makamım için islamı şiarı olan şeyleri vesile kılmaya ve yardımcı olabileceğim insanlara emri bil maruf ve nehyi anil münker yapmaya devam edeceğim. 
جُلُوسُكَ سَاعَةً عِنْدَ حَلَقَةٍ يَذْكُرُونَ اللهَ خَيْرٌ مِنْ عِبَادَةِ اَلْفِ سَنَةٍ

Tuğra

Allahu Tealâ şöyle buyurmuştur:

“Ey iman edenler, Allah’tan korkun, ona ulaşmak için vesile arayın ve onun uğrunda cihad edin. Umulur ki, felâha kavuşursunuz.” (Maide: 35)

Ve;

Dua edenler rabbına ulaşmak için bir vesile edindiler. Böylece kim (Allah’a) daha yakın olur diye ortaya çıkar. Bunlar, onun rahmetini umuyorlar ve onun azabından korkuyorlar. Şüphesiz ki onun azabı sakınması gerekli olan husustur.” (İsra:57)

Vasitasiz Allah'ü Teala'ya gidilirmi;

Rasülüllah ile H.Z.Allah arsinda cebrail .a.s vasita
Sahabei -kiram ile Allah arsinda Rasüllah vasita.
Namazda H.Z.Allah ile kul arasinda kabei-muazzama vasita.
Kabei-muazzama ile kul arasinda imam vasita.

*********************************************

Azizistanbul çok güzel ifade etmişsiniz Hz.Allah Razı Olsun

fuducuk kaygan bir zemindesiniz dikkatli olun ve kendinize şu soruyu sorun;

''Ben ilk peygamber ve ilk insan olan Adem As.'dan dahamı akıllıyım'da(Haşa) onun affına sebeb olan Efendimizi vesile kılarak yapmış olduğu dua da,vesileyi  kabul etmiyorum !!!!...''



〰〰〰〰🐠

fuducuk

Alıntı yapılan: fuducuk - 01 Ocak 2009, 18:39:51
Eğer siz haklıysanız Allah beni sizin bildiğiniz doğruya, ben haklıysam Allah sizi benim doğrumuza iletsin...

Bu duamı tekrarlıyorum!

Aslında tekrar yazmayı düşünmüyordum ama Maide 35 ve İsra 57'nin tefsir değil de meale göre yorumlandığı hissine kapıldım.

Alıntı yapılan: Tuğra - 02 Ocak 2009, 02:47:18
Allahu Tealâ şöyle buyurmuştur:

“Ey iman edenler, Allah’tan korkun, ona ulaşmak için vesile arayın ve onun uğrunda cihad edin. Umulur ki, felâha kavuşursunuz.” (Maide: 35)


Bu meali okuyup direkt yorumda mı bulundun güzel kardeşim, ordaki vesile kelimesini araya insan koymak olarak mı algıladın? Tefsirine baktın da mı yazdın?

Vesile cümlesi için Tefsire bakalım, tamamı için kaynak link; http://www.ihvanforum.org/showthread.php?t=17465

Alıntı Yap
Vesile Aramak:
“O’na (yaklaşmak için) vesile arayın!”
Bu ayette geçen “vesile”nin manası; Allah (c.c)’a salih ve razı olduğu amellerle yaklaşmaktır. Yoksa bazı kimselerin anladığı gibi; ölü veya diri salih kimselerden yardım istemek, onları Allah (c.c)’la arasında vesile edinmek değildir.
Salih amellerle Allah (c.c)’a yaklaşmak, dinin temelidir ve İslam’ın farz kıldığı ameldir. Bu sebebledir ki sahih bir hadiste geçtiği üzere, mağarada mahsur kalan üç kişi salih amelleriyle Allah (c.c)’a dua etmiş, Allah (c.c) da onları bu salih amelleri sebebiyle mağaradan kurtarmıştır. Bu kimseler Allah (c.c)’a, herhangi bir şahısla tevessül etmemişlerdir.
Salih ameller, sahibine gerek dünyada ve gerekse ahirette Allah (c.c)’ın rızasını ve mükafatını kazandırmaya bir vesiledir.
Bir kimsenin, sağ olan salih bir kimseden kendisi için Allah (c.c)’a dua etmesini istemesi ve salih kişinin kendisi için yapmış olduğu duayı Allah (c.c)’a yaklaşmak için vesile edinmesi İslam’da caiz olan bir ameldir.
Ömer (r.a), Rasulullah (s.a.s)’tan umre için izin istediğinde Rasulullah (s.a.s) ona şöyle demişti:
“Ey kardeş! Duanda beni unutma!” (Müslim)
Rasulullah (s.a.s), Ömer (r.a)’e, Uveys el Karani’yle karşılaştığında kendisini mağfiret etmesi için , Allah’a dua ettirmesini söyledi.
Rasulullah (s.a.s), kendisi için vesileyi (en yüksek mertebeyi) versin diye, ümmetine kendisi için Allah (c.c)’tan vesileyi istemelerini söylemiştir.
Rasulullah (s.a.s) şöyle demiştir:
“Her kim Allah (c.c)’tan benim için vesile isterse, o kimse kıyamette şefaatimi hak etmiştir.” (Müslim, Ahmed)

Ömer (r.a), yağmur talebinde bulundukları bir sırada şöyle dedi:
“Ey Allah’ım! Yağmur yağmadığı zaman nebimize dua ettirir ve onun duasını vesile edinirdik. Şimdi ise nebimizin amcası olan Abbas’ın duasını vesile edinerek senden yağmur istiyoruz. Ey Rabbimiz! Rasulullah’ın amcasının duasıyla bize yağmur yağdır.” (Buhari)
Bu hadis, gerek Rasulullah (s.a.s) vefat etmeden önce ve gerekse vefat ettikten sonra sahabelerin Rasulullah’ın şahsını hiçbir zaman Allah ile aralarında vesile edinmediklerini göstermektedir. Zira onlar, Rasulullah (s.a.s) hayattayken bir sorunla karşılaştıklarında, Rasulullah (s.a.s)’ın duasını vesile edinirlerdi. Yani ona, “bizim için Allah’a dua et” derlerdi.

Rasulullah (s.a.s)’ın vefatından sonra bir sorunla karşılaştıklarında ise Rasulullah (s.a.s)’ın amcası olan Abbas (r.a)’ın duasını vesile edindilerdi. Bu ise, vesile tayin edilenin şahıs değil, o şahsın duası olduğunu göstermektedir.
Bütün alimler, ölü olan bir kimseyi, bu kimse isterse salih bir kişi olsun, vesile edinmenin caiz olmadığını, şirk olan bidatlerden olduğunu söylemişlerdir. Böyle bir ameli hiçbir sahabe, gerek Rasulullah (s.a.s)’a ve gerekse başka bir salih kişiye yapmamıştır.
Fakat mezardaki müslümanlara selam söylemek, onlara meşru dualarla hitap etmek caiz olan bir ameldir.
Rasulullah (s.a.s), sahabelerine mezar ziyareti sırasında şöyle demelerini öğretmiştir:
“Ey kabir ehli! Size selam olsun! Biz inşeAllah size kavuşacağız. Sizden ve bizden önce ölenlere Allah (c.c) rahmet etsin! Size ve bize Allah (c.c)’tan afiyet dileriz. Ey Rabbimiz! Onların ecirlerinden bizi mahrum bırakma! Onlardan sonra bizi fitneye düşürme ve hem bizi hem onları mağfiret et!”(Müslim, Nesei)

Sahabeler hayır işlemek için azimle yarışırlardı. Hiçbir zaman ölüden herhangi bir şey taleb etmemişlerdir. Ölüleri hatta Rasulullah’ın şahsını bile hiçbir zaman vesile edinmemişlerdir. Bunun aksini söyleyen yalancıdır. Pis bir müşriktir.

Duada “Filancanın Hakkı İçin” Sözünü Kullanmak:

Dua sırasında; “ey Rabbim! Filan kulunun hakkı için hacetemi gider” şeklinde sözler söylemek, caiz değildir. Böyle bir sözün sadece Rasulullah (s.a.s) için kullanılabileceğine dair El İz İbni Abdisselam cevaz vermiştir.
El İz İbni Abdisselam şöyle dedi:
“Ey Rabbim! Rasulullah (s.a.s)’ın hakkı için hacetimi gider” şeklinde dua etmek caizdir. Çünkü Rasulullah, Adem oğullarının seyyididir. Fakat onun dışındaki nebiler, melekler ve salihler Rasulullah (c.c)’ın mertebesine ulaşmadıklarından onların hakkı için Allah (c.c)’a dua etmek caiz değildir.”
El İz İbni Abdisselam bu görüşüne şu hadisi delil göstermiştir:
Osman b. Hanif (r.a) dedi ki:
“Kör olan bir kişi Rasulullah (s.a.s)’a gelerek:
“Ey Allah’ın Rasulü! beni körlükten iyileştirmesi için Allah (c.c)’a dua et!” Rasulullah (s.a.s) ona dedi ki:
“İstersen Allah (c.c) seni körlükten iyileştirsin diye dua ederim. İstersen buna sabret! Bu senin için daha hayırlıdır.”
Kör adam:
“Allah’a dua et!” dedi. Rasulullah (s.a.s) ona, güzel bir abdest almasını ve abdestten sonra şu duayı yapmasını emretti:
“Ey Allah’ım! Rahmet nebisi olan nebinle sana yönelerek dua ediyorum.” Ey Allah’ın Rasulü! Hacetimi gidermesi için seninle Allah (c.c)’a yöneldim. Ey Rabbim! Rasulü bana şefaatçi kıl!” (Tirmizi rivayet etti ve hasen sahih dedi.)

El İz İbni Abdusselam’ın kendisine delil aldığı bu hadis, Rasulullah (s.a.s)’ın hakkı için Allah (c.c)’a dua edilebileği veya Rasulullah (s.a.s)’ın zatı vesilesiyle Allah (c.c)’a dua edilebileceği konusunda delil değildir. Zira hadiste geçen kör kişi, Rasulullah (s.a.s)’ın zatını değil, dua ve şefaatini vesile edinerek Allah (c.c)’a dua etmiştir. Hadisi iyice inceleyen kimse bunu açıkça görür.
Hadisteki “seninle”den kasıt; senin duanla demektir. Çünkü hadisin sonunda: “Ey Rabbim! Rasulü bana şefaatçi kıl” sözü geçmektedir. Zaten hadisin başında, kör adamın Rasulullah (s.a.s)’a gelerek ondan kendisi için dua etmesini istemesi de buna işaret etmektedir.
Ebu Hanife, İmameyn ve cumhura göre; sağ olsun, ölü olsun Rasulullah (s.a.s) dahil herhangi bir kişinin hakkı için dua etmek caiz değildir.
Sahabelerin ve Rasulullah (s.a.s)’ın ehli beytinin yapmış olduğu dualara baktığımızda Rasulullah (s.a.s)’ın zatını vesile tayin ederek dua ettiklerine dair herhangi bir sahih nakil gelmemiştir.
Yezid el Bustami şöyle dedi:
“Yaratılanın yaratılandan yardım istemesi, hapiste olan bir kimsenin hapiste olan diğer bir kimseden yardım istemesi gibidir.”
Alimler, “yaratılmışın hakkı için” dua etmeyi caiz görmediler. Çünkü yaratılmışın Allah (c.c)’a karşı bir hakkı yoktur.
Dua etmek isteyen kimse, direkt olarak ve vasıtasız bir şekilde sadece Allah (c.c)’a dua eder. Zira Allah (c.c)’a dua etmek için vasıta gerekmez.
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
“Bana dua ediniz ki, size karşılığını vereyim. Bana dua etmeyi büyüklüklerine yediremeyenler alçalmış olarak cehenneme gireceklerdir.” (Mü’min: 60)

“Yalnız sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz.” (Fatiha: 4)

“(Ey Muhammed!) Kullarım sana benden sorarlarsa (onlara de ki) şüphesiz ben onlara çok yakınım. Bana dua ettiği zaman, dua edene muhakkak cevap veririm.” (Bakara: 186)

İbni Abbas (r.a)’dan, Rasulullah (s.a.s)’ın ona şöyle dediği rivayet edilmiştir:
“Allah (c.c)’ı koru ki, Allah (c.c) da seni korusun! Allah (c.c)’ı koru ki, Allah (c.c) sana yardım etsin! Eğer birisinden isteyeceksen sadece Allah (c.c)’tan iste! Eğer birisinden yardım istersen sadece Allah (c.c)’tan yardım iste!” (Tirmizi rivayet etti hasen sahih dedi.)

Şimdi vesileden kasıdın ne olduğu daha güzel anlaşıldı mı?

Alıntı yapılan: Tuğra - 02 Ocak 2009, 02:47:18

Vasitasiz Allah'ü Teala'ya gidilirmi;

Rasülüllah ile H.Z.Allah arsinda cebrail .a.s vasita
Sahabei -kiram ile Allah arsinda Rasüllah vasita.
Namazda H.Z.Allah ile kul arasinda kabei-muazzama vasita.
Kabei-muazzama ile kul arasinda imam vasita.



Doğru söylemişsin. Yalnız bunlar yol gösterici. Dua aracı değil. Allah hepsinden razı olsun...

Alıntı yapılan: Tuğra - 02 Ocak 2009, 02:47:18

fuducuk kaygan bir zemindesiniz dikkatli olun ve kendinize şu soruyu sorun;

''Ben ilk peygamber ve ilk insan olan Adem As.'dan dahamı akıllıyım'da(Haşa) onun affına sebeb olan Efendimizi vesile kılarak yapmış olduğu dua da,vesileyi  kabul etmiyorum !!!!...''


Alıntı yapılan: Tuğra - 02 Ocak 2009, 02:47:18

fuducuk kaygan bir zemindesiniz dikkatli olun ve kendinize şu soruyu sorun;

''Ben ilk peygamber ve ilk insan olan Adem As.'dan dahamı akıllıyım'da(Haşa) onun affına sebeb olan Efendimizi vesile kılarak yapmış olduğu dua da,vesileyi  kabul etmiyorum !!!!...''


İnşAllah kaygan zeminde olan benimdir. Ben 1 kişiyim. Siz burda kaç kişisiniz. O kadar kişinin gizli şirke düşmesindense ben düşeyim, razıyım.

Adem'in duası ile ilgili menkıbe/hadis'in sahih olduğuna inanmıyorum. Ve artık bundan sonra buna benzer şeylere de inanmayacağım, hiçbiri artık benim için güvenilir değiller.

Ben bu konunun duada şirke yol açtığını belirttim ve araştırıp öğrendim. Aca burdaki arkadaşlar daha önce bildikleri üzere mi konuştular yoksa bildiklerini tekrar incelediler mi? Birşey bilinse de tekrar incelemek gerek, belki birşeyi yanlış öğrenmişizdir?

Deseniz ki biz Ehli Sünnetiz, çoğu kesim kendine hli sünnet diyor. Gerçek ehli sünnet kim acaba, araştırıp uğraşmak gerek. Ben de ehli sünnet insanıyım İnşAllah ama yanlış bildiğim birşeyler olabilir.

Yol göstericiler ile dua aracılarını birbirleriyle karıştırmamak gerek, diri birinden dua istemeyi de ölüden duaya aracı olmasını karıştırmamak gerek.

Son olarak bir arkadaşımızın bir forumda söylediği şey;

Alıntı Yap39/3- İyi bil ki, halis din ancak Allah'ındır. Onun berisinden bir takım evliya edinenler "Biz onlara sadece bizi Allah'a daha çok yaklastirsinlar diye kulluk ediyoruz derler" Şüphe yok ki Allah, onların aralarında ihtilaf edip durdukları şeyde hükmünü verecektir. Herhalde yalancı ve kafir olan kimseyi Allah doğru yola çıkarmaz.
şeylhere rabıta yapanlar ne maksatla bunu yapıyorlar
biz onlara sadece bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye rabıta ediyoruz
sakın lafı çevirip mekkeli müşrikler putlara yapıyorlardı biz şeyhlere yapıyoruz bizi nasıl aynı kefeye koyarsın diye itiraz etmeye kalkma.
resulullahın 23 sene boyunca mücadele etiiği, hicret etmek zorunda kaldığı ve hatta onlarla savaşmak zorunda kaldığı kişiler aynen sizin gibi evliyaya kulluk eden insanlardı
boşuna kendinizi kandırmayın. rabıta şirkin alasıdır koçum alası.. istersen cehennemi mülkün say ve beni cehenneme yolla. seve seve. ne cennet tasası taşıyorum. ne cehennem kaygısı.. sadece bu dünyadada Allah'a karşı iyi bir kul, dostlarıma dost, düşmanlarıma düşman. sevdiklerime sevgili, başarılarıma minnet, başarısılıklarıma öğretmen gözüyle bakıyorum..
(Isra Suresi 57. Ayet )Onların yalvarıp durdukları, Rablerine hangisi daha yakın diye vesile ararlar ve rahmetimi umarlar, azabından korkarlar; çünkü Rabbinin azabı korkunçtur.
bir müslüman Kur'an da baksaki onların yalvardıklarıda asıl yalvarılması gerekene yalvarıyorlar hemen rabbim ben yalnız sana sığınır yalnız senden nusret beklerim der olay kapanır yanılıyormuyum?
Kur'an okunduğu zaman seninle ahirete inanmayanlar arasına perde çekeriz demiyormu ayette. siz siz olun hidayet nasip edecek olan Allah'a yönelin ve ondan hidayet isteyin bunları boş verin olurmu!?

sakın lafı çevirip mekkeli müşrikler putlara yapıyorlardı biz şeyhlere yapıyoruz bizi nasıl aynı kefeye koyarsın diye itiraz etmeye kalkma.
resulullahın 23 sene boyunca mücadele etiiği, hicret etmek zorunda kaldığı ve hatta onlarla savaşmak zorunda kaldığı kişiler aynen sizin gibi evliyaya kulluk eden insanlardı
boşuna kendinizi kandırmayın.


diyor.

Çağrı filminde de bize putlara tapılır şeklinde anlatmışlardı müşrikleri.

Oysa onların da dua aracıydı putlar, direkt onlardan istemez, onları hatırı sayılır gördükleri için onları aracı koymak isterlerdi. O putlar geçmişte salih insanları temsil ediyordu. Şimdiki türbelerden ve araya birilerini araya koyarak dua etmekten farkı nedir?

Selâm ve sevgi ile...

Fatihan

Fuducuk kardeşim İhvan forumdan alıntı yaptığınız tefsir acaba kime ait? Bir malumatınız var mı?

Fatihan

#11
Alıntı YapBen bu konunun duada şirke yol açtığını belirttim ve araştırıp öğrendim. Aca burdaki arkadaşlar daha önce bildikleri üzere mi konuştular yoksa bildiklerini tekrar incelediler mi? Birşey bilinse de tekrar incelemek gerek, belki birşeyi yanlış öğrenmişizdir?

Araştırıp öğrendim derken öğrendiğiniz kaynak sadece verdiğiniz linkteki tefsir ise bence bunu yeterli görmemeniz lazım.Araştırma yapılırken dikkat edilecek hususlar var.Belli konularda zemin yoksa; duyulan herşeye- aktarılan her şeye inanmamak lazım.Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki eline kalem alan birşeyler karalıyor.Araştırma yaptığınız konu hakkında kim ne yazmış, kim ne söylemiş kaynakları neler? Bu insanlar acaba ehli sünnet mi ya da selefi akımından mı ya da sizin söylediğiniz gibi aslında ehli sünnet değil ama ehli sünnetim deyip ortalığı bulandıran mı?

Ben sizin link verdiğiniz tefsiri o siteye aktaranın profiline baktığım zaman tasavvuf karşıtı, rabıta düşmanı birini gördüm.Şİmdi o şahıs ehli sünnet mi? İnsanlar işine gelmeyince hadis sahih değil diyor ayet söyleyince de onun tefsirine bakalım deyip Seyyid Kutup gibilerin tefsirinden misaller getiriyor.

Hakikat her zaman hakikattir.Ben burada arkadaşların verdiği kaynakları yeterli görüyorum izahları da iyi.Belki yine de takviye yapacak olanlar olabilir.

Ama araştırma yaparken birşeyleri sorgularken ince eleyip sık dokumak lazım, karşılaştırmaları iyi yapmak lazım.Allah doğru yoldan şaşırtmasın...

Mezher

#12
Fuducuk kardeş- sorunuzu samimi buldum ve onun için size cevab yazma zahmetinde bulundum.Hala samimi,gerçekten öğrenme kastı ile yazdığınıza tüm hüsnü niyetim ile inanmaya devam ediyorum.

Kısaca anlaşılır dille,İslamiyet,Peygamberimizin vesilesiyle bize getirdiği  canımızı uğruna vereceğimiz  Ehlisünnet akıdesi üzerine gelmiştir.Ehli sünnettin amelleri,4 mezhebin ictihadı doğrultusundadır.İtikattada ise Dikkatbuyurunuz! imamımız  Ebu Mansur Muhammed Maturidi  ve  Ebül Hasen el-Eşari dir.Diğer itikattakilerin inancını 1000 defa düşünürüz.
İşte hakiki Ehli Sünnet budur. Anlatabilmişimdir inş.


Eğer inanıyorsanız inanırsınız,isterseniz inanmazsınız bizden mes’uliyet  gitmiştir inş.
Eğer ki;  bu yazdıklarınız ile birşeyler iddia peşindeyseniz Allaha şükür her yazdığınıza Sahıh tefsirlerden .Ayeti kerimelerlede Hadisi şeriflerlede cevabımız mevcuttur. İnternette  birçok forumda bu tarz tartışmalar var ve hangi inanışta olduklarını nelere inanıp nelere inanmadıklarını kasıtlarının ne olduğunu bu forumda çoğu kişi gayet iyi bilir.Şimdiye kadarda  Sapık itikat aşılayanlar çok olmuştur ve  onların itikatını çürüten  reddiye yazan  ulemada çok olmuştur. O kitapları alıp okursanız sizi ikna edermi  bilemiyorum.Yoksa size burda ne yazarsak yazalım araya nefis girip sizi sağlıklı düşünmekden alıkoyar.

Bu şirk meselesinide "bu itikat sahipleri,daha ahirete gitmeden ölüm halinde yapayalnız elinde bir referansız kendi günahları ile başbaşa kaldıklarında daha iyi anlayacaklar ,fakat  iş işden geçtiğinde nedamet fayda vermeyecek.

Hz. Allah tenebbüh nasib eylesin.

azizistanbul

#13
Mezher kardeş ben  konuyu yukarıdan aşağya okuyunca fuducuk isimli üyeyi hiçte samimi bulmadım.

Çünkü dikkat ederseniz açılış mesajı gayet mütevazi ve bir şeyler öğrenmenin hevesinde ve bir mesele hakkında tereddütte kalmış samimi bir talip havası var. fakat son mesajına baktığınızda o birinci mesajdaki terettüd yerini burhanlara burakmış ve o kadar kendinden emin ki detaylandıra detaylandıra herkesin suallerine cevap veriyor.

İşte burada internetin kahpel yüzü ortaya çıkıyor. yani sual yavaşça sorulacak empoze edilmek istenen fikir terettüd şeklinde peydahlanacak ve sonra tartışmalar tartışmalar tartışmalar ve bir çok kafa karışacak ya öylemi  yoksa böylemi neticede bazı zihinler bulaşacak.

Eğer bir fikri empoze etmek istiyorsan açıkça dersin ki " kardeşler sizin itikadınızı hatalı gördüm o mesele şöyle olmaz böyle olur. " insanlarda sana cevap vermeye çalışır.

Yazdığım ilk mesajım fuducuk isimli üyenin şahsı ve bu mesajı rastgele okuması muhtemel olan müslümanlar için idi.

fakat yazdığım şu son mesajı sadece hasbel kader arama motorlarından bu konuyu okuma ihtimali olan samimi müslümanlar yanlış yönlendirilmiş olmasın diye yazdım. Site sakinlerine gelince internetin hangi yüzünü kullanırsanız kullanın bu sitenin sakinleri zaten o ehli sünnet dışı oyunlara gelmezler . Onlar için bu konuda  klavyemin tuşuna basbak için zahmet bile etmem.

Ayrıca ehli sünnet ehli sünnettir ve kaideleri kuralları kitaplarda bellidir. Gerçek ehli sünnet diye yeni bir kavram oluşturmaya çalışmayın . eğer vehhabi zihniyetli sizler " gerçek ehli sünnet " olursanız o zaman bizde kendimize en hakiki gerçek ehli sünnet deriz .

Sonra siz başına birtane daha gerçek getirirsiniz bu iş böyle uzar. iyisimi siz vehhabi deyin hem ingilizlerde bu tür sözlere prim veriyorlar. nede olsa onların kurdurduğu mezheptir.

Son günlerde bana göre kurban kesmesekte bir öğrenciyi giydirsek bence daha sevap diyen ,
Her haltı yediği halde diyanet işleri başkanının veya bir hocanın veya bir müftünün  o mesele ile alakalı günah olduğunu söylemesi halinde " benim müslümanlığım kimseyi ilgilendirmez imam ne karışır müftü ne karışır diyen türler ortaya çıktı.

Kardeşim bir dini o dinin din adamları bilir senin kafana göre hüküm verilmez . günah işliyorsan işle .Ama o günahtır diyenlere karışma sana ne . Yada ben müslüman değilim de. Hem islam dairesinde kalmak istiyorsun hemde islamın çizdiği çizginin dışında olmak istiyorsun.

İşte ehli sünnette böyle ya ehli sünnet alimlerinin söylediği gibi inanacaksın . yada ben ehli sünnet değilim diyeceksin . var olan şeyin gerçeğini aramanın anlamı yok .

o şuna benzer gayet akıllı bir adam diğerine hoşlanmayacağı bir haberi  veya hükmü veriyor.  o haberi veya hükmü alan adamda başlıyor ya bu adam akıllı mı , gerçek akıllı mı falan filan zırva . sizin bu işin gerçeğine inme hikayesi de bunun gibi .
جُلُوسُكَ سَاعَةً عِنْدَ حَلَقَةٍ يَذْكُرُونَ اللهَ خَيْرٌ مِنْ عِبَادَةِ اَلْفِ سَنَةٍ

Tuğra

Foruma üye olduğunuzdan beri aslında hiçbirşey bilmeyen ve bu işlere yeni başlayıpöğrenmek isteyen olduğunuzu ifade etmiştiniz sıkça,doğal olarak yine hiç birşey bilmeyen olduğunuz için bazı sapık akımlara inanmaya başlamışsınız.

Ve vehhabilerin sitelerinde boy gösteren sözde tefsiri önümüze getiriyorsunuz.

Sap ile samanı ayıralım belliki siz ayıramıyorsunuz,bizler hepimiz Allah'ü telaya dua eder ondan isteriz,dualarımızın kabulunün hızlı olması içinde  Allah'ü tealanın sevgililerinin hatrı için kabul olmasını temenni ederiz

Bir örnek;

siz hiç hayatınızda çok sevdiğiniz birinin hatrı için hiç tanımadığınız birilerinin istediklerini yapmadınızmı? !!!!

Alıntı Yapsakın lafı çevirip mekkeli müşrikler putlara yapıyorlardı biz şeyhlere yapıyoruz bizi nasıl aynı kefeye koyarsın diye itiraz etmeye kalkma.
resulullahın 23 sene boyunca mücadele etiiği, hicret etmek zorunda kaldığı ve hatta onlarla savaşmak zorunda kaldığı kişiler aynen sizin gibi evliyaya kulluk eden insanlardı
boşuna kendinizi kandırmayın.

Abdülvehhapdan alıntılar  e44)) Bunu yazan nası bir AHMAK oluyorda Evliyaullah Hz.'lerine dil uzatabiliyor

Alıntı YapO putlar geçmişte salih insanları temsil ediyordu. Şimdiki türbelerden ve araya birilerini araya koyarak dua etmekten farkı nedir?

Ciddi ciddi saçmalamışsınız,putlar nasıl olurda salih insanları temsil eder,hayret verecek bir cehalet...

kâfirler, şefaat etmeleri için putlara tapınıyorlar. Allahü teâlâyı bırakıp, dileklerini yalnız putlardan istiyorlar. Allahü teâlânın âlemlere rahmet olarak gönderdiği Muhammed aleyhisselama ve getirdiği İslam dinine inanmıyorlar.

Tekrar ediyorum açık bir tükçe ile

Biz, Peygamberlere, Evliyaya tapınmıyor, her şeyi yalnız Allah’tan bekliyoruz. Evliyanın vasıta, vesile olmasını istiyoruz. Âlemlere rahmet olarak gönderilen en sevgili kul, en büyük Peygamber Muhammed aleyhisselam efendimizin şefaat etmesini istiyoruz.

Allahü teâlânın, sevdiği kullarına şefaat için izin vereceğini, sevdiklerinin şefaatlerini ve dualarını kabul edeceğini, Kur’an-ı kerimde bildirdiği için, Kur’an-ı kerimde bildirilen bu müjdeye inandığımız, iman ettiğimiz için, Allahü teâlânın sevgilisi olan yüce Peygamberimizden, sevgili kulları Evliyadan şefaat ve yardım istemekteyiz.

Şirk koşmanın  ne olduğunu bile bilmeden bizleri itham ediyorsunuz.

Bizler başkaları gibi kendi aklını beğenmişlerden değiliz,yani mantığıma aklıma yatanı kabul ederim ama Ehl-isünnet müctehid alimlerin ittifak ettikleri konuları,aklıma mantığıma yatmazsa kabul etmem

Diyecek kadar cahil değiliz Elhamdülillah....


〰〰〰〰🐠