Pasif sigara içiciliği ve sinüzit

Başlatan Tuğra, 26 Nisan 2010, 00:28:02

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tuğra


Sigara özellikle içerdiği zararlı-zehirli maddelerle kronik sinüzite zemin hazırlıyor ve insanların yaşam konforunda ciddi azalmalara yol açıyor. Türkiye'de her yıl yaklaşık 15 milyon kişi sinüzit nedeniyle tedavi görüyor. Kronik sinüzit hastaları normal insanlara göre yılda en az iki kez daha fazla doktora gitmekte ve beş kez daha fazla ilaç kullanıyor.

Her bir sigaranın içinde tütün ve dışında kağıt vardır. Sigara yakıldığında ucundaki ısı 900 santigrad derece, çekilen nefesteki sıcaklık ise 30 derecedir. Dokuz yüz derece sıcaklıkta tütün bitkisi içindeki moleküllerde bir takım değişiklikler olması kimse için sürpriz değildir.

Pek çok yeni kimyasal madde bu sıcaklıkta oluşabilir veya zaten tütünde bulunan kimyasalların başka formları ortaya çıkabilir. Bu kimyasallardan bazıları kanserojendir.

Kanserojen olan kimyasalların sayısının; sigaranın tütününe, kağıdına ve filtresine bağlı değişmek üzere; yaklaşık olarak 55 adet olduğu bilinmektedir. Polisiklik aromatik hidrokarbonlar, aza-aranes, N-nitrozaminler, aromatik aminler, heterosiklik aromatik aminler, aldehidler, çeşitli organik maddeler ve inorganik bileşenler bu maddelerdendir.

Peki tüm bu maddelerin önemleri nedir? Niye bunları sayıyoruz?

Bu maddeler kanserojen olmaları yanında burun ve sinüs mukozası için de toksik yani zararlı maddelerdir. Mukozanın kendi kendisini temizleyen, bakteri ve virüsleri uzak tutmaya çalışarak, vücuttan atan kendisine has bir savunma mekanizması vardır. Bu mekanizma o kadar etkindir ki; pek çok kişi nezle-gripli hastalarla karşılaşmalarına rağmen çoğu zaman bu sistem sayesinde bir sorun yaşamazlar.

Tarif ettiğim bu savunma yolunu evvelce sayılan yanan sigaranın içinden çıkan maddeler sekteye uğratır ve virüs veya bakteriler kolayca yerleşerek burun ve sinüs mukozasında şişlik veya yara yaparak, zaten son derece dar olan sinüs açılma deliklerinin tamamen kapanmasına yol açarlar. Kapanan sinüs açılma delikleri sonrasında sinüsler içerisinde kapalı kalan hava ve oksijen azalmakta, ayrıca sıcak, nemli, besin açısından zengin havasız bir ortam bulan bakteriler de hemen çoğalmaya başlayarak sinüslerin iltihaplanmasına yol açmaktadır. İltihap arttıkça şişlik ve tıkanıklık artacağından hasta kronik sinüzit dediğimiz kısır daire döngüsüne girmiş olur.

Bu kadar teknik bilgi sonrasında biraz da işin insan hayatını ve iş yaşamını etkileyen boyutuna bakalım. Sigara kullanımı azalmakla beraber özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde sanıldığı kadar bir azalma söz konusu değildir. Sigara ile Savaşanlar Vakfı'nın 2004 yılında yaptığı bir ankete göre ülkemizde on üç yaş üzerinde sigara kullanımı %45, 18-25 yaş arasında üniversite gençliğinde ise bu oran %58 olarak bulunmuştur.

Aslında sorunun sadece bu rakamlarla sınırlı kalmadığı da açıktır. Sigara içenlerin yanında dolaşan kişiler, aynı evde yaşayan insanlar veya iş yerinde çalışan mesai arkadaşları da hesaba katıldığında neredeyse toplumun tamamının zaman zaman yoğun olarak sigara dumanına maruz kaldığını düşünmek yanlış olmaz. Pasif içicilik dediğimiz bu durumda sigara dumanına karışan kimyasalların hepsinin solunması, solunanların da burun ve sinüs mukozasına yapışarak yerleşmesi söz konusudur.

Sorunun mali boyunu anlamak için birkaç örnek verelim. Türkiye'de her yıl yaklaşık 15 milyon kişi sinüzit nedeniyle tedavi görmektedir. Kronik sinüzit hastaları normal insanlara göre yılda en az iki kez daha fazla doktora gitmekte ve beş kez daha fazla ilaç kullanmaktadır.

Amerika'da sinüzit nedeniyle yıllık iş gücü kaybı maliyeti 73 milyon doları bulmaktadır. İş gücü kaybının maliyetine, ilaç, ameliyat ve doktor için harcanan paraları da katarsanız işin ekonomik boyutunun büyüklüğü bütün dehşeti ile gözler önüne serilir.

Son iki paragraftaki bilgilerimizi bir toparlayacak olursak sadece sinüzit ile ilgili olarak sigaranın bizatihi kendi maliyeti yanında iş gücü kabının maliyeti ve doktor maliyetlerinin de birey, aile ve ülke ekonomisindeki yıkıcı etkileri olduğunu; özellikle içerdiği zararlı-zehirli maddelerle kronik sinüzite zemin hazırladığını ve insanların yaşam konforunda ciddi azalmalara yol açtığını görebiliriz.

Bu nedenle hep birlikte bir kez daha vurgulayalım: Yaşasın dumansız hava sahası !

Amerikan Hastanesi
Kulak Burun Boğaz Kliniği
Doç. Dr. Erkhan Genç
〰〰〰〰🐠

Tuğra


Yeni yayınlanan bir araştırma, çok seyrek sigara içenlerde ve az miktarda da olsa pasif olarak sigara dumanına maruz kalanlarda zararlı genetik değişikliklerin meydana geldiğini ortaya koydu. Gerçi her sene tüm dünyada 600 bin kişinin pasif sigara içiciliğinin yol açtığı hastalıklar yüzünden öldükleri biliniyordu ama bunun mekanizmaları konusunda çok fazla bilgiye sahip değildik.

Weill Cornell Medical College of Cornell Üniversitesi ve Presbyterian hastanesi uzmanları tarafından yapılan araştırma aktif veya pasif olarak maruz kalınan sigara dumanının genleri etkilediğini ortaya koyan ilk araştırma olma özelliğini taşıyor.

Araştırmada 121 kişinin idrarlarında nikotin ve kotinin değerleri ölçüldü ve bunlar bu maddelerin idrardaki düzeylerine göre sigara içmeyenler, aktif olarak sigara içenler ve az miktarda dumana maruz kalanlar olarak üç gruba ayrıldı. Nikotin ve onun parçalanma ürünü olan kotinin bir kişinin ne kadar sigara içtiğini veya pasif olarak sigara dumanına maruz kaldığını gösteriyor.

Bu sınıflamadan sonra bronkoskopi yapılarak bu kişilerin solunum yollarını döşeyen epitel hücrelerinden örnekler alınarak incelendi. Epitel hücreleri sigara dumanına doğrudan maruz kalan hücrelerdir. Daha sonra bu kişilerin tüm genomları taranarak hücrelerde hangi genlerin aktive oldukları hangilerinin baskılandıkları araştırıldı.

Sonuçta idrarlarında çok düşük düzeyde nikotin veya kotinin olanlarda bile genetik değişikliklerin geliştiği ortaya çıktı. Bunlarda incelenen 372 genden 128' inin (yüzde 34) aktive oldukları; 41' inde (yüzde 11) meydana gelen değişikliklerin ileri düzeyde olduğu belirlendi.

Buna göre çok az sigara içilmesi bile solunum yolları hücrelerinde genetik değişikliklere yol açarak akciğer kanseri, KOAH gibi hastalıkların başlamasına sebep olabiliyor.

YORUM
Bu araştırmadan çıkarılması gereken önemli dersler var:
BİR: Haftada veya günde bir sigara içilmesi veya çok az da olsa sigara içilen ortamlarda kalmak akciğer sağlığı bakımından son derece zararlıdır.

İKİ: Bu araştırma kapalı mekânlardaki sigara yasağına titizlikle uyulmasının ne kadar önemli olduğunu da ortaya çıkıyor. Sigara yasağını sulandırmaya çalışanlara kesinlikle taviz verilmemelidir.

ÜÇ: Bu araştırmaya katılan ve kendilerine bronkoskopi yapılmasına izin veren denekleri de tebrik etmek lazım. Bizde hasta olanları bile bronkoskopiye razı etmek bazen çok zor hatta imkânsız bile oluyor.

Bir hatırlatma

USA' da her sene kendisi sigara içmeyen ama sigara içen biriyle birlikte yaşayan 46 bin insan kalp hastalıklarından, 3 bini de akciğer kanserinden ölmektedir. 18 aydan küçük 50-300 bin bebek pnömoni veya bronşit olmakta ve bunların 7.500-15 bininin hastaneye yatırılmaları gerekmektedir. İkinci el duman bir milyon civarında çocukta da astım atakları ve orta kulak iltihabından sorumludur.

Prof.Dr. Ahmet Rasim Küçükusta

KAYNAK

Yael Strulovici-Barel, Larsson Omberg, Michael O'Mahony, Cynthia Gordon, Charleen Hollmann, Ann E Tilley, Jacqueline Salit, Jason Mezey, Ben-Gary Harvey, Ronald G Crystal:

Threshold of Biologic Responses of the Small Airway Epithelium to Low Levels of Tobacco Smoke" Am. J. Respir. Crit. Care Med. 2010, doi:10.1164/rccm.201002-0294OC
〰〰〰〰🐠

Tuğra


Pasif içicilikten korunmak için bunlara dikkat!

Evinizde sigara içmiyor olabilirsiniz. Fakat evinize gelen misafirler sigara içtiğinde bunun sizin ve çocuklarınızın sağlığı üzerinde ne gibi etkileri olabileceğini biliyor musunuz?

Pasif içicilikte toksinlere maruz kalma astım, kanser ve diğer ciddi problemlere yol açabiliyor.

Mayo Clinic'te yer alan habere göre, soluduğunuz dumanın içinde ne olduğu bilmeniz ve havayı temizlemek için önlemler almanızın önemli olduğu belirtiliyor.

Sigaranın zararlarını bildiğiniz için siz içmiyor olabilirsiniz. Peki pasif içicilik hakkında neler biliyorsunuz? Başkasının içtiği sigaranın dumanı kardiyovasküler hastalıklarda kansere kadar birçok sağlık sorununa neden olabiliyor. İşte sigaranın dumanında bulunan binlerce zehirli kimyasal maddeden bazıları:

-Benzen,

- Karbon monoksit,

- Krom,

- Siyanür,

- Formaldehid,

- Çinko,

- Nikel,

- Polonyum.

Sigara dumanındaki tehlikeli maddeler havada saatlerce dolaşabiliyor. Bu dumanı kısa süre için solumak bile akciğerlerinizi tahriş edebilir ve kanınızdaki oksijen miktarını azaltabilir. Esas, bu dumana uzun süre ve sık sık maruz kalmak daha tehlikelidir.

Ayrıca sigara dumanı odadaki perdelerin, halıların ve mobilyaların yanında içen kişinin saçına, giysilerine de siner. Bu durum özellikle çocuklar için büyük riskler oluşturuyor.
 
Zaman Online
〰〰〰〰🐠

Tuğra

 
Pasif içiciliğin dünyada yılda yaklaşık her 100 insandan birinin ölümüne neden olduğu, bu oranın 165 bini çocuk olmak üzere 600 binden fazla ölüme denk geldiği bildirildi.

İngiliz The Lancet tıp dergisinde yayımlanan bir araştırmada, çocukların pasif içicilikten en çok etkilenen kesim olduğu, ebeveynleri evde Sigara içen çocukların bundan kaçamadıklarına değinildi.

Pasif içicilikten kaynaklanan 600 bin ölüm vakası, Sigara kullanımının neden olduğu yılda 5,1 milyon ölüm vakasına dahil edildiğinde yıllık ölüm vakası sayısı toplam 5,7 milyona yükseliyor.

Pasif içiciliğin küresel çapta etkisini ele alan ilk araştırma olan bu araştırmayı yapan uzmanların, incelenen 192 ülkeden alınan en yeni verileri kapsayan 2004 yılı verilerini kullandıkları belirtildi.

Stockholm'deki Karolinska Enstitüsü ve Dünya Sağlık Örgütüden uzmanların araştırmasında, 2004 yılı itibariyle, çocukların yüzde 40'ı, Sigara içmeyen erkeklerin yüzde 33'ü, kadınların da yüzde 35'inin pasif içiciliğe maruz kaldığı ortaya çıktı.

Araştırma, bu durumun neden olduğu ölümlerin 379 bininin koroner nedenlerden, 165 bininin alt solunum yolları enfeksiyonlarından, 36 bin 900'ünün astımdan ve 21 bin 400'ünün akciğer kanserinden olduğunu belirledi.

Bu durum yüzünden 5 yaşın altında 165 bin çocuğun her yıl alt solunum yolu enfeksiyonlarından hayatını kaybettiğini, bu ölümlerin üçte ikisinin Güney Asya ve Afrika'da meydana geldiğini ortaya koyan araştırmacılar, "Bulaşıcı hastalıklar ve tütün kullanımı, bu bölgelerdeki çocuklar için öldürücü bir birleşim oluşturuyormuş gibi görünüyor" şeklinde görüş belirttiler.

Yüksek gelir düzeyine sahip Avrupa ülkelerinde, yine 2004 yılı itibariyle, pasif içicilikten ölüm oranı 71 çocuk ölümüne karşılık 35 bin 388 yetişkin ölümüne denk gelirken, araştırılan Afrika ülkelerinde bu oranın 9514 yetişkin ölümüne karşılık 43 bin 375 çocuk ölümü olarak gerçekleştiği tahmin ediliyor.

AA
〰〰〰〰🐠

v_u_s_l_a_t

Bir Ölümün Kaleme Alınışı
Mahir BEDRAKA   


Hononolu yazar Mark Waters son hikayesini 27 Ocakta yazdı. O gün arkadaşlarına, "Bu benim ölüm ilânım ve ölümüm için yazılan yazı olarak neşredilsin" dedi. "Belki birine yardımcı olurum." Dört gün sonra düzeltmelerini yaptı ve 1 Şubat tarihinde akciğer kanserinden öldü.

The Reader's Digest
Mark Waters

Benim ölümüme sebep olan sigaradır. Katilimle ondört yaşımdayken tanıştım. O sıralarda babamın çekmecesinden sigara çalmaya başlamıştım. İlk tüttürdüğüm vakit başım dönmüştü, ama inadım galip geldi.

Onaltı yaşındayken başka bir kente taşınmıştık. Sigara bulmak artık benim için mesele değildi. Okuldan sonra sigara parasını çıkarabilmek için çeşitli işler yapıyordum. Ondokuz yaşımdayken Amerika'nın başına gelen mali kriz hepimizi etkiledi. Simdi para sıkıntısı çektiğimiz için babam sigaralarını saymaya başlamıştı. Bunun üzerine bir arkadaşla atılmış izmaritleri toplamaya başladık. Tütünü fırına atıp kurutuyor sonra da kağıda sarıp içiyorduk. Korkunç bir tadı vardı. O sırada gençlerin iş bulabilme imkanı sıfır olduğu için Deniz gücüne katılmaya karar verdim. Artık sigara bulmak mesele değildi. Denizci olunca bir karton sigarayı kırk sente alabilirdiniz. Günde iki paket içmeye başladım. Yirmi yıllık denizci kariyerim sona erince yazarlığa başladım. Bir gece arabamla giderken sol tarafıma hafif bir felç indi. O gün ve gece sigara üstüne sigara içmiştim. Bu felcin sebebinin sigara olduğuna karar verdim.

Sigarayı bırakmayı denedim, ancak sekiz gün dayanabildim. Aslında sigaradan o kadar zevk almıyordum. Ağzım hep zehir gibiydi. Sigara iştahımı kesiyordu. Nefes almamı zorlaştırıyordu. Göğsümü her üşüttüğümde ızdırabım artıyordu. Kırkyedi yaşıma geldiğimde her zamankinden daha fazla sigara içmeye başlamıştım. Bir eylül günü korkunç bir öksürüğe tutuldum. Sol ciğerimde ağrı vardı. Doktora gittim. Filim çekildi ve "Akciğerinde bir tümör var" dedi. Dört gün sonra ameliyat oldum ve sol akciğerimin bir kısmı alındı. Bir ay geçince isimin başına döndüm. Üç ay sonra üşüttüğümü anladım ve tekrar doktora gittim. Sol akciğerimden bir parça daha alındı. Birkaç defa daha doktora gittim. Sonunda "Vakit darlaşıyor" dedi. Bir yıldan fazla ömrümün kalmadığını öğrenmiştim artık.

Doktorum bana sunu söyledi. Akciğer kanserine tutulan her yirmi kişiden ancak biri kurtuluyormuş. Doktorum sigara ile akciğer kanseri arasında bir münasebet bulunduğuna kesinlikle inanıyor. İstatistikler doktorumun bu görüsünü destekliyor. Yirmi yıldan beri günde yirmi veya daha fazla sigara içen erkeklerden sekizde birinin akciğer kanserine tutulduğu istatistiklerden anlaşılıyormuş.

Sigaranın kötü etkisi sadece akciğer kanseri meydana getirmekle kalmıyor, kalbi yoruyor, kalpten ölüme sebep oluyor. Nefes darlığı meydana getiriyor, üstelik ağız, gırtlak kanserlerine de sebep olabiliyor.

Doktorların bu hususta çaresiz kaldıkları bir gerçektir. Benim gibi sigara tiryakilerini uyarıyorlar, ama onların uyarmalarına kulak asan kim?

Ve bütün o sigara reklamları... Doktorum, "Sigaranın birçok üzüntü ve aksilikleri unutturmaya yaradığına halkı inandırmak için reklam yapılıyor, bu uğurda milyonlarca para harcanıyor," diyor. Bu yazımla herhangi bir kişinin sigara içmekten vazgeçip geçmeyeceğini pek bilmiyorum.

Belki hepiniz aynı şekilde düşünüyorsunuz: "Bu şeyler bana olmaz." Ama akciğer kanserine tutulduğunuz vakit Allah yardımcınız olsun.

Röntgeninizde o gölgeyi görmek yeter. Allak bullak oluyorsunuz, ama yapacak birşey kalmamıştır.

Şimdi rahatım. Sancılarım tuttuğu zaman hemşireler gerekeni yapıyor, bana ilaç veriyorlar. Nefesim devamlı tıkanıyor, beş adım atınca yorulup oturmak zorunda kalıyorum. Kanser karaciğerimi ve daha bilmem hangi organlarımı sardı.

Kurtulma şansım zerre kadar yok

Benim için artık çok geç
Ama sizin için olmayabilir.