Haberler:


X adresimiz

Ana Menü

Nükteler...

Başlatan mice, 13 Mayıs 2004, 12:49:32

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Fatihan

Şehid Oldu İki Gâzi...

Hasırcızade'den bir gün yeni Müslüman olmuş yoksul bir gayrimüslim için yardım istemişler. Mehmet Ağa da o zamanın en değerli parası olan iki tane "El-Gâzi" altını yardımda bulunmuş. Fakat arkasından bir nükte savurmadan edememiş:

"Müslüman oldu bir Kâfir, şehid oldu iki Gâzi."

Fatihan

Kâmil eşek...

Eşref, İzmir'in kazalarından birinde kaymakamken, İzmir valisi olan Kâmil Paşa, o kazaya teftişe gelmiş. Vali kazaya geldiğinde Eşref bir eşeğin sırtında tur atıyormuş. Eşref o halde gören Kâmil Paşa Eşref'in dikkatini çekmiş:
- Aman dikkat et Eşref, eşek seni düşürmesin!
- Meraklanmayın paşa, eşek kâmildir.

Fatihan

Adamın biri Hz. Süleyman'a (a.s.) gelerek, kazlarının çalındığını ve bunu komşularının yaptığını
iddia etmiş. Hz. Süleyman (a.s.) hemen halkı mescide toplamış ve:
"İçinizde biri hem komşusunun kazlarını çalıyor, hem de çaldığı kazların tüyleri kafasında olduğu
halde utanmadan mescide geliyor," demiş.
Hırsız bu sözleri duyar duymaz eliyle başını sıvazlamaya başlamış. Onun bu halini gören 
Hz. Süleyman (a.s.) şöyle buyurmuş:  "Tutun, işte hırsız budur.

Fatihan

Meşhur şair Enveri,bir gün Belhte bir şahsın,kendi şiirlerini,'benimdir'diyerek okuduğunu,halkında onu şair Enveri sanıp dinlediğini görünce,adamın yanına yaklaşıp:

'Sen Enveriyi tanır mısın?'diye sorar.O şahısda kendisinden emin bir şekilde:

'Enveri deniel kişi benim.'diye cevap verir.Bunun üzerine Şair Enveri,gülerek o şahsa şöyle der:

'Çok tuhaf;şiirin çalındığını bilirdim de şairin çalındığını bilmezdim.'

kenz

Alıntı yapılan: fatihan - 03 Kasım 2007, 18:40:41
Adamın biri Hz. Süleyman'a (a.s.) gelerek, kazlarının çalındığını ve bunu komşularının yaptığını
iddia etmiş. Hz. Süleyman (a.s.) hemen halkı mescide toplamış ve:
"İçinizde biri hem komşusunun kazlarını çalıyor, hem de çaldığı kazların tüyleri kafasında olduğu
halde utanmadan mescide geliyor," demiş.
Hırsız bu sözleri duyar duymaz eliyle başını sıvazlamaya başlamış. Onun bu halini gören 
Hz. Süleyman (a.s.) şöyle buyurmuş:  "Tutun, işte hırsız budur.


Bu hikaye İmam-ı Azam hazretleri için horoz olarakta geçiyor  :dgnk
İNSAN akli ile melekleşen nefsi ile iblisleşen bir aciptir İNSAN
İNSAN kendi kabahatini bilmeyen cehli ile dünyalara sığmayan bir mağrurdur İNSAN
İNSAN bütün zaaf ve acziyyetine rağmen kudrete kafa tutan taşkın bir şaşkındır İNSAN
İNSAN maziye bağlı hâle aldanmış istikbali gözler bir taştır İNSAN

Fatihan


kenz

İNSAN akli ile melekleşen nefsi ile iblisleşen bir aciptir İNSAN
İNSAN kendi kabahatini bilmeyen cehli ile dünyalara sığmayan bir mağrurdur İNSAN
İNSAN bütün zaaf ve acziyyetine rağmen kudrete kafa tutan taşkın bir şaşkındır İNSAN
İNSAN maziye bağlı hâle aldanmış istikbali gözler bir taştır İNSAN

Fatihan


kenz


Biri İmam-ı Azam'a gelerek: "Yâ İmam, ben namazlarımı huşu içerisinde kılamıyorum.
Namazda iken develerimi otlatıyor, onlarla ilgileniyorum. Oysa siz benden daha zenginsiniz.
Peki siz ibadet zevkine nasıl erişiyor, ibadetlerinizi huşu içerisinde nasıl yapıyorsunuz?" diye sormuş.
İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretleri şöyle cevap vermişler:
"Ben develerimi kalbime bağlamam ki; ahıra bağlarım..."

İNSAN akli ile melekleşen nefsi ile iblisleşen bir aciptir İNSAN
İNSAN kendi kabahatini bilmeyen cehli ile dünyalara sığmayan bir mağrurdur İNSAN
İNSAN bütün zaaf ve acziyyetine rağmen kudrete kafa tutan taşkın bir şaşkındır İNSAN
İNSAN maziye bağlı hâle aldanmış istikbali gözler bir taştır İNSAN

Fatihan

Harun Reşid, bir gün Ebû Yusuf'a iki yemek ismi söyledi. Sonra da:
"Bunların hangisi daha güzeldir? diye sordu. Ebu Yusuf:
"Ey Mü'minlerin Halifesi! Sözünü ettiğiniz yemeklerin hangisinin en güzel olduğunu
ben tatmadan bilemem ki..." Bu sözün üzerine Halife, sözü edilen yemeklerden
birer tabak getirtti. Ebu Yusuf hangisinin daha güzel olduğuna karar verebilmek için
bir ondan bir diğerinden tatmaya başladı. Tabaktaki yemeklerin bitmesine az kala
Ebu Yusuf, Harun Reşid'e dönüp şöyle dedi:
"Ey Mü'mimlerin Halifesi! Ben birbirleriyle böylesine yarışan hasım görmedim.
Tam birini birinci ilân edeceğim, hemen diğeri devreye girip bir başka delil takdim ediyor."

Fatihan

Süheyb'in (r.a.) açlık canına tak etmişti. Bir yandan da tek gözü ağrımaya başlamıştı.Süheyb (r.a.) Medine'ye gelince önüne konan hurmaları hemen yemeye başlamıştı.Bunun üzerine Peygamberimiz (a.s.m.) şöyle sordular:

"Bir gözün ağrıyor, hem de yaş hurma yiyorsun" Süheyb, Efendimizi tebessüm ettiren şu karşılığı verdi:

"Ya Resülullah, ben yaş hurmayı ağrımayan gözümün adına yiyorum."

kenz

:) Teşekkürler... Mevla şefaatlerine nail eylesin...
İNSAN akli ile melekleşen nefsi ile iblisleşen bir aciptir İNSAN
İNSAN kendi kabahatini bilmeyen cehli ile dünyalara sığmayan bir mağrurdur İNSAN
İNSAN bütün zaaf ve acziyyetine rağmen kudrete kafa tutan taşkın bir şaşkındır İNSAN
İNSAN maziye bağlı hâle aldanmış istikbali gözler bir taştır İNSAN

Fatihan


Fatihan

Fatih S. Mehmed Han Hz.leri , nereye sefer düzenleneceğini hiç kimseye söylemezmiş. Bir gün kazasker merak ederek sormuş: "Padişahım, hangi yöne sefere gideceğiz?"
Padişah bu soruya devlet sırrını ve bazı sırların hiç kimseye söylenmeyeceğine dair  mesajlar içeren şu cümleyle karşılık vermiş:
"Eğer sakalımın tellerinden biri düşüncelerimi bilseydi, onu hemen koparır yakardım." 

Fatihan

Bir gün Fatih Sultan Mehmed'in huzuruna bi derviş gelip:
"124 bin peygamber gelip geçmiş. Her peygamber için bana bir akçe verde hepsinin şefaati üzerine olsun" dedi.

Fatih Sultan Mehmed :
"Peki say peygamberlerin isimlerini. Saydığın her peygamber için sana bir akçe vereceğim" dedi.

Derviş, ancak Kur'an'da yazılı olanlardan beş-on isim sayabildi.

Fatih de çıkarıp ona on akçe verdi.