Haberler:


X adresimiz

Ana Menü

Nükteler...

Başlatan mice, 13 Mayıs 2004, 12:49:32

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Fatihan

Siz Nehri

Kibarlığıyla tanınmış olan yazar Abdülhak Şinasi Hisar bir gün Süleyman Nazif’in de bulunduğu toplantıda kendi kardeşine "Sen" deyince, Süleyman Nazif:
- Doğrusu şaşırdım beyefendi, siz de "sen" diyebiliyorsunuz... Oysa arkadaşlarınız, sizin Paris anılarınızı anlatırken "Sen Nehri"nden bile "Siz Nehri" diye söz ettiğinizi söylediler, demiş.

Fatihan

Komşumu Sattım

Büyük Kur'an hizmetkârı Ebu'l-Esved (r.a.) komşularından memnun değilmiş.
Bu yüzden evini değiştirmeye karar vermiş ve evini satıp başka bir yerden ev almış.
Onun evini sattığını duyanlardan biri:
"Yazık oldu," demiş. evini satmışsın." O ise şöyle karşılık vermiş:
"Hayır, ben evimi değil, komşumu sattım. Evimi satmış olsaydım şimdi evsiz kalmıştım.
Lâkin komşumu sattığım için şimdi komşumdan uzakta ve huzur içerisindeyim."

Fatihan

Kabristan

Hz. Ali, mezarlığa neden sık gittiğini soranlara şu cevabı vermiş:
- İki sebebi var. Anlattıklarıma itiraz etmiyorlar ve arkamdan gıybetimi yapmıyorlar.

Fatihan

Bir gün Cahiz’e biri gelerek demiş ki:
“Sen çok susturucu sevap bilirmişsin, onlardan bazılarını bana da öğret de ben de başkalarını susturabileyim.” Cahiz:
“Bu bir kabiliyet işi,” Diyerek adamı ikna etmeye çalışır. Yalnız ne kadar uğraştıysa da adamı ikna edemeyip, sonunda şöyle sorar:
“Peki nasıl bir susturucu cevap istiyorsun, söyle bakalım?” O şahıs sevinerek hemen şu soruyu sorar:
“Mesela; bana birisi ‘aptal adam’ dedi. Böyle bir durumda benim ona ne demem gerekir?” Cahiz şöyle verir cevabını:
“Ne diyeceksin ki; doğru söylüyorsun, hakkın var, dersin.”

Fatihan

Hiç yumurtlamadım ki

Neyzen Tevfik'in yakinen tanıdıklarından biri roman yazmış. Bu romanı bastırmadan önce de Neyzen Tevfik'in düşüncelerini almak için müsveddeleri ona vermiş. Neyzen Tevfik, romanı okuduktan sonra: "Beğenmedim." demiş. Romanın yazarı bu cevaptan hoşlanmayıp şöyle demiş: "İyi de, böyle bir yargıya nasıl varırsınız. Hem siz hiç roman yazmadınız ki..." Buna mukabil Neyzen, şöyle savunmuş kendini: "Ben yumurtanın bayat mı olduğunu, taze mi olduğunu anlarım;ama hiç yumurtlamadım ki..


Fatihan

Bayrak Şairimiz Arif Nihat Asya`ya bir konferansta
"Mini etek konusunda neler diyeceksiniz "
diyerek kanaatini öğrenmek isterler. Asya bir beyitle cevap verir :
"Onlar diyorlar mini etek !
Ben diyorum hani etek ?....

Fatihan

Keçecizade Fuad Paşa; ileri görüşlü ve yenilikçi birisiydi. Onun yaptığı bazı işler kimilerince beğenilmezdi. Bu yüzden hasımları onu sık sık eleştiri yağmuruna tutarlar, hakkında ileri geri konuşurlardı. İstanbul sokaklarını bir ara yer yer kaldırımlarla süslemesi de ayrıca hakkında dedikoduların çıkmasına neden oldu. Bir gün devletin ileri gelenlerinen biri ona:
"Bu kaldırımlar neyle yapıldı?" diye sordu.
Fuat Paşa'nın cevabı şöyle oldu:
"Bize atılan taşlardan yapıldı."

İsra

Yavuz Sultan Selim,birçok Osmanlı padişahı gibi sefer hazırlıklarını gizli tutarmış.Bir sefer hazırlığında veziri ısrarla seferin yapılacağı ülkeyi sorunca,Yavuz Sultan Selim ona:

-Sen sır saklmayı bilir misin? diye sormuş

Vezir,Yavuz Sultan Selimdenden cevap alacağı ümidiyle:

-Evet hükümdarım bilirim,dediğinde;Yavuz Sultan Selim cevabı yapıştırmış:

-Ben de biliirim

enfa

 Sahabelerden biri, Hz. Ebubekir'in yanına gelerek:
- Çok günahkârım, der. Benim için dua eder misiniz? demesi üzerine, Hz. Ebubekir şu duayı eder:
- Ya Rabbi, der. Bir günahkâr, diğer bir günahkârdan dua istiyor. İkisini de affeyle.

Zaman diyorum, biraz daha zaman.Dilimin ucundaki kelimeler bu kış donmazsa bir dahaki yıl uçmayı öğrenecekler!

enfa

 Bir gün Abdurrahman Câmî dost meclisinde şu beyti okudu:

                         Yaralı gönlümdeki sensin hep;

                     Uyanık gözümdeki sen.

                     Uzaktan kim görünse,

                     Sanırım ben sen.

Meclistekilerden biri sordu:

-Ya bir eşek görünürse peki? Molla Cami cevap verir:

-Yine sanırım sen!

Zaman diyorum, biraz daha zaman.Dilimin ucundaki kelimeler bu kış donmazsa bir dahaki yıl uçmayı öğrenecekler!

enfa

  Nüktedan biri bir bedeviyle yolculuk ediyordu. Yolda bedeviye sordu:

- Adın ne?

- Matar, (yağmur.)

- Künyen nedir?

- Ebul-gays, (yağmurun babası. )

- Babanın adı ne?

- Ebul-feyz (akarsuyun babası.)

- Annenin adı ne peki?

- Sihâb (bulut.)

- Onun künyesi ne?

- Ummul-bahr (denizin anası.)

- Allah aşkına bekle bir dakika, bir yerlerden kayık bulayım. Yoksa seninle giderken boğulacağım!

Zaman diyorum, biraz daha zaman.Dilimin ucundaki kelimeler bu kış donmazsa bir dahaki yıl uçmayı öğrenecekler!

İsra

Necip Fazıl vapurla Karaköy'e geçerken, yanına biri yaklaşıp:

"Üstad", diye sormuş "Peygamberlere ne diye gerek duyuldu, biz kendimiz yolumuzu bulabilirdik."

N. Fazıl, okuduğu kitaptan başını kaldırmadan:

"Ne diye vapura bindin ki, yüzerek geçsene karşıya" cevabını vermiş.

enfa

 Keçecizade Fuat Paşa'ya, yetmişlik bir kadının otuz yaşındaki bir gençle evlenmek istediğinden bahsetmişler. Paşa hemen:

-Ahmed müsaade etmez, demiş.

-Hangi Ahmed? diye sormuşlar.Paşa cevap vermiş:

-Karacaahmed!

Zaman diyorum, biraz daha zaman.Dilimin ucundaki kelimeler bu kış donmazsa bir dahaki yıl uçmayı öğrenecekler!

İsra

At nalı uğur getirir mi?

Kadıköy Camiinde vaaz vermekte olan Osman Demirci Hoca ya:

- Hocam, diye sormuşlar. At nalını evimizin kapısına asarsak uğur getirir mi?

- Demirci Hoca:

- Zannetmiyorum, diye cevap vermiş. O nallardan her atta dört tane var ama, bütün gün kamçı yiyip duruyorlar.

İsra

 Hastalıktan ötürü gözleri kapanmış olan bir adam, halk şairi Seyrani'ye:

- Bende dünyayı görecek göz mü kaldı? diye şikayette bulununca, söz eri Seyrani:

- Hiç üzülme dostum demiş. Zaten dünyada da bakılacak surat kalmadı.