Ağız ve Diş Sağlığı Hakkında Bilgiler-Haberler

Başlatan mice, 26 Temmuz 2004, 17:42:57

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

enfa

Hemen herkesin hayatında en az bir kez şikayetçi olduğu diş çürümeleri ve ağız kokusu doğal gıdalarla büyük ölçüde önlenebiliyor. Uzmanlar, tüketilen kereviz, peynir, balık ve yeşil çay gibi hayvansal ve bitkisel besinlerin dişleri güçlendirirken, ağız kokusunu de giderdiğine dikkat çekiyor.

Diş Hekimi Mehmet Zahid Kazandı, sürekli şekerli ya da nişastalı yiyeceklerin tüketilmesi halinde diş plaklarında bulunan bakterilerin dişlerin çürümelerine davetiye çıkardığını söyledi. Ancak doğal olarak bakterilerle savaşan, plakları uzaklaştıran ve nefesi tazeleyen yiyecekler tüketmeye özen gösterilmesi halinde dişlerin doğal yöntemlerle korunmasının desteklenmiş olacağını söyledi.

Diş Hekimi Kazandı'nın verdiği bilgilere göre, dişleri doğal yöntemlerle korumaya yardımcı olan bazı besin maddeleri ve önerileri şöyle:

Kereviz
Kereviz dişleri iki yolla korur. Kereviz ekstra çiğnemeyi gerektiren bir yiyecektir. Bu ekstradan tükürük salgılamayı sağlar, bu da çürüklere neden olan bakterileri etkisiz kılar. Buna ilaveten lifli ya da sert yapıdaki doğal yiyecekler dişetlerine masaj yapar ve diş aralarını temizler.

Peynir
Peynir dişler için birden çok yarar sağlar. İlk olarak ağzın PH dengesini ayarlamaya yardımcı olur. Aynı zamanda çürüklere karşı koruyup, yeni çürükler oluşmasını engeller. Özellikle şekerli gıdalar alındıktan sonra yenilecek bir parça peynir, şekerin dişleri çürütme etkisini giderme açısından son derece önemli.

Yeşil Çay
Yeşil çayda bulunan katesin maddesi ağızdaki bakterilerin yok olmasına yardımcı olurken aynı zamanda kansere karşıda etkili olur. Dolayısıyla ağız kanserlerine karşıda etkili bir maddedir. Bu madde aynı zamanda kötü ağız kokusuna neden olan bakterileri de ağızdan uzaklaştırmaya yardımcı olur.

Kivi
Vitamin C eksikliği dişetleri hassaslaştırabilir, bakterilere karşı daha dirençsizleştirebilir. Bu durumda da periodontal rahatsızlığa yakalanabilirsiniz. Bu durumla karşılamamak için yeterince C vitamini almalısınız ve bunun için kiviyi seçebilirsiniz, çünkü kivi diğer meyvelere göre daha fazla vitamin C içerir.

YoğurtKalsiyum açısından zengin olan yoğurdun dişlere olan faydaları saymakla bitmez. Kalsiyum periodontal rahatsızlığı olan kişilerdeki diş kökleri iltihaplı cep sayısını azaltır. Kalsiyum, periodontal rahatsızlık dolayısıyla oluşmuş sallantılı ve gevşek dişleri iyileştirmede yardımcı olur. Kalsiyum, diş kayıplarını önlemeye yardım eder. Eğer sizde diş sağlığınızı düşünüyorsanız, kalsiyum deposu olan yiyecekleri tercih edin.

Maydanoz
Ağız kokusuna neden olan yiyecekleri tükettikten sonra biraz maydanoz çiğnemek hoş bir ağız kokusuna sahip olmanıza yardımcı olacaktır. Bu sayede ise kötü ağız kokusu maydanoz sayesinde hoş bir kokuya dönüşür.

Çilek
Çilek dişlere ve dişetlerine iyi gelir. Aynı zamanda diş taşlarından doğal yöntemle kurtulmanın formülünü taşımaktadır. İçinde bulunan çeşitli asitler diş diplerinde biriken taşları eritir. Diş taşlarının oluşumunu engeller.

Kuru Yemişler
Kuru yemişler ve çekirdekler dişi kaplayarak bakterilere karşı koruyucu bir tabaka oluşturan doğal yağlar içerirler. Bu yağlar diş minesinin güçlenmesine yardımcı olarak çürümelere karşı daha dayanıklı olmasını sağlar ve çekirdekleri de kalsiyum içerir.

Elma
Elma, kabukla yenilmesi bir yandan dişlerin kuvvetlenmesini sağlarken, diğer yandan da içerisindeki maddelerle dişleri temizler. Elma, havuç gibi meyveleri ısırarak yenilmesi tavsiye edilir.

Balık
Balığın içeriğindeki fosfor, kemik ve diş dokusunun teme maddelerinden bir tanesidir. Bunlarda dişleri sertleştiren fosfor bulunmaktadır. Dolayısıyla daha sağlıklı dişler için haftada bir kez balık tüketilmelidir.





Zaman diyorum, biraz daha zaman.Dilimin ucundaki kelimeler bu kış donmazsa bir dahaki yıl uçmayı öğrenecekler!

Tuğra

Diş macununun belli zaman dilimlerinde değiştirilmesi önerildi.

Diş Hekimi Hakan Erdoğan, Online Sağlık'a  yaptığı açıklamada, diş sağlığında kullanılan diş macunu ve fırçanın büyük önem taşıdığını söyledi.

Erdoğan, kullanılan diş macununun zaman içerisinde ağızdaki bakterilere karşı istenen etkiyi göstermeyebildiğini belirterek, "Diş macunu hekim tavsiyesiyle belli zaman dilimlerinde değiştirilmelidir. Diş macunu kullanımının amacı ağızda bakteri plağı oluşmasını engellemek ve olası çürüğün önüne geçmektir. Ağızdaki mekanik ve hijyenik temizliğin sağlanmasında diş macununun önemi büyüktür" dedi.

Hakan Erdoğan ayrıca, kullanılan diş macununun içerisinde partikül bulunmamasına ve daha kaygan bir yapıda olmasına dikkat edilmesi gerektiğine de dikkat çekti.

Diş fırçalarını 4 ayda bir mutlak değiştirmeleri gerektiğine dikkat çeken Erdoğan, söz konusu fırçaların uçlarının yuvarlak olduğunu ancak, zamanla bu kısımların yıprandığını ve değiştirilmemesi durumunda dişlere zarar vereceğini ifade etti.

Diş fırçalanma şekline de dikkat çeken Erdoğan, dişlerin diş etinden dişe doğru yuvarlak masaj hareketi yapılarak, ağza basınç uygulamadan fırçalanması gerektiğini ifade etti.

Erdoğan, vatandaşların diş fırçalarken macunun miktarını az kullanmaya dikkat etmeleri gerektiğini belirterek, "Diş fırçalarken bol miktarda macun kullanmanın bir faydası yoktur. Mercimek tanesi kadar macun kullanmak yeterlidir" diye konuştu.

Diş Hekimi Hakan Erdoğan ayrıca, kullanılan diş macununun dişleri beyazlattığı yönündeki iddialarının da gerçeği yansıtmadığını savunarak, diş macununun dişin gerçek rengine daha yakın olmasını sağladığını, ancak ekstra bir beyazlık sağlamayacağını öne sürdü.

İHA
〰〰〰〰🐠

ENE 67

Tesekkürler,bizi bilgileriniz ile aydinlattiginiz icin Allah razi olsun.Bunlarin cogunu bilmiyordum.
SIKINTI VE HUZURSUZLUK MUTLAKA BIR GÜNAHIN CEZASI,HUZUR ISE BIR IBADETIN KARSILIGIDIR
HZ.Mevlana

Kahraman

İster inanın ister inanmayın tükettiğiniz yiyecekler diş sağlığınızı korumanıza ve gülüşünüzün parıldamasına yardımcı oluyorlar. Örneğin sürekli şekerli ya da nişastalı yiyecekler tüketirseniz plakta bulunan bakteriler dişlerinizi çürütmek için başka bir fırsat elde etmiş olurlar.

Ancak doğal olarak bakterilerle savaşan, plakları uzaklaştıran ve nefesinizi tazeleyen yiyecekler tüketmeye özen gösterirseniz dişlerinizi doğal yöntemlerle korumasını desteklemiş olursunuz.

Dişlerimizi doğal yöntemlerle korumaya yardımcı olan besinleri öğrenmek için Plusdent Diş Kliniği’nden Diş Hekimi Mehmet Zahid Kazandı’ yla görüştük.

İşte Diş Sağlığı İçin Tüketilmesi Gereken Besinler;

1. Kereviz; Kereviz dişlerimizi iki yolla korur. Kereviz extra çiğnememizi gerektiren bir yiyecektir bu da ekstradan tükürük salgılamamıza ki bu da çürüklere neden olan bakterileri etkisiz kılmamıza yarar sağlar. Buna ilaveten lifli ya da sert yapıda ki doğal yiyecekler dişetlerine masaj yapar ve diş aralarını temizler.

2. Peynir; Peynir dişleriniz için birden çok yarar sağlar. İlk olarak ağzınızın PH dengesini ayarlamaya yardımcı olur. Aynı zamanda çürüklere karşı koruyup, yeni çürükler olmasını engellediğini belirten Diş Hekimi Mehmet Zahid Kazandı şekerli gıda alındıktan sonra yenilecek bir parça peynirin, şekerin dişleri çürütme etkisini giderme açısından son derece önemli olduğu ilave ediyor.

3. Yeşil Çay; Yeşil çayda bulunan katesin maddesi ağızdaki bakterilerin yok olmasına yardımcı olurken aynı zamanda kansere karşıda etkili oluyor Dolayısıyla ağız kanserlerine karşıda etkili bir maddedir. Bu madde aynı zamanda kötü ağız kokusuna neden olan bakterileri de ağızdan uzaklaştırmaya yardımcı olur.

4. Kivi; Vitamin C eksikliği dişetlerinizi hassaslaştırabilir, bakterilere karşı daha dirençsizleştirebilir. Bu durumda da periodontal rahatsızlığa yakalanabilirsiniz. Bu durumla karşılamamak için yeterince C vitamini almalısınız ve bunun içinde kiviyi seçebilirsiniz çünkü kivi diğer meyvelere göre daha fazla vitamin C içerir

5. Yoğurt; Kalsiyum açısından zengin olan yoğurdun dişlere olan faydaları saymakla bitmez. Kalsiyum periodontal rahatsızlığı olan kişilerdeki diş kökleri iltihaplı cep sayısını azaltır. Kalsiyum, periodontal rahatsızlık dolayısıyla oluşmuş sallantılı ve gevşek dişleri iyileştirmede yardımcı olur. Kalsiyum, diş kayıplarını önlemeye yardım eder. Eğer sizde diş sağlığınızı düşünüyorsanız, kalsiyum deposu olan yiyecekleri tercih edin.

6. Maydanoz; Ağız kokusuna neden olan yiyecekleri tükettikten sonra biraz maydanoz çiğnemek hoş bir ağız kokusuna sahip olmanıza yardımcı olacaktır. Bu sayede ise kötü ağız kokusu maydanoz sayesinde hoş bir kokuya dönüşür.

7. Çilek; Çilek dişlere ve dişetlerine iyi gelir. Aynı zamanda diş taşlarından doğal yöntemle kurtulmanın formülünü taşımaktadır. İçinde bulunan çeşitli asitler diş diplerinde biriken taşları eritir. Diş taşlarının oluşumunu engeller.

8. Kuru Yemişler, Kuru yemişler ve çekirdekler dişi kaplayarak bakterilere karşı koruyucu bir tabaka oluşturan doğal yağlar içerirler. Bu yağlar diş minesinin güçlenmesine yardımcı olarak çürümelere karşı daha dayanıklı olmasını sağlar ve çekirdekleri de kalsiyum içerir.

9. Elma; Elmanın kabukla yenilmesinin bir yandan dişlerin kuvvetlenmesini sağlarken bir yandan da içerisindeki maddelerle dişleri temizlediğini aktaran Kazandı, "Elma, havuç gibi meyveleri ısırarak yenilmesini tavsiye ederim” diye ekledi

10. Balık; Balığın içeriğindeki fosfor, kemik ve diş dokusunun teme maddelerinden bir tanesidir. Bunlarda dişleri sertleştiren fosfor bulunmaktadır. Dolayısıyla daha sağlıklı dişler için haftada bir kez balık tüketilmelidir.

..Ey Rabbimiz! Bazı yüzlerin ağarıp,bazı yüzlerin kararacağı günde; bizi yüzleri ak,gönülleri pak olan,sevgili resülünün bayrağı altında toplanan mesut insanlar zümresine kat.O'nun(sav) yanında cennete girmeyi,mübarek Cemalini görmeyi,Senin dostlarınla komşu olmayı ve en büyük makam olan rızana ulaşmayı nasip eyle. Amin.

Kahraman

#34


Ağız Sağlığında Doğru Bildiğimiz Yanlışlar


Diş hekimliğindeki hızlı gelişmeler ve bunların ağız ve diş sağlığına olan olumlu etkilerine rağmen birçoğumuz halen kulaktan dolma bilgileri uyguluyoruz. Halk arasında doğru olduğuna inanılan birçok bilginin aslında yanlış olduğunu belirten Plusdent Diş Kliniği'nden Diş Hekimi Onur Öztürk ağız ve diş sağlığı konusunda doğru bildiğimiz yanlışları ve yaptığımız hataları anlattı.

Dişleri sert bir şekilde fırçalamak parlamasına neden olur

Dişleri sert fırçalamak; dişleri temizlemek, parlatmak yerine dişlerin mine tabakasında aşınmalara neden olur. Dişlerin mine tabakasının aşınması sonucunda da alttaki sarı tabaka ortaya çıkar ve dişler daha sarı gözükür. Ayrıca sert fırçalamak, dişlerde hassasiyete ve diş eti çekilmesine neden olur.

Eğer dişlerimde görülen bir problem yoksa diş hekimini ziyaret etmeme gerek yoktur.

Dişlerinizde görünen bir problem olmaması diş hekiminize yapacağınız genel kontrollerinizi aksatmanız için bir neden değildir. Bireylerin dişlerinde hissedilen bir rahatsızlık duymadıkları takdirde diş hekimi ziyaretlerini ertelediklerini ancak bu durumda diş hekimlerinin erken teşhiste bulunamayıp hastaların daha büyük problemlerle karşı karşıya kaldıklarını belirten Plusdent Diş Kliniği'nden Diş Hekimi Onur Öztürk altı ayda bir yapılacak olan diş hekimi ziyaretlerinin ağız ve diş sağlığı için oldukça önemli olduğunu ve ertelenmemesi gerektiğini vurguluyor.

Ailemin dişleriyle ilgili problemi yok dolayısıyla benimde endişe etmeme gerek yok

Ağız ve diş sağlığında genetik özellikler küçük bir rol oynar. Ağız ve dişlerinizin sağlığı sizin onlara ne kadar iyi baktığınızla, ağız ve diş bakımınızı ne kadar düzenli yaptığınızla alakalıdır.

Dişlerimi günde bir kereden fazla fırçalamak diş mineme zarar verebilir

Dişlerinize ve dişetlerinize hasar vermemesi için birçok diş hekimi yumuşak diş fırçaları önerirler. Böyle fırçalar kullandığınız sürece dişlerinizi günde iki kere fırçalamadan dolayı bir problemle karşılaşmazsınız.

Dişleri beyazlatmak için karbonatla fırçalamak gerekir

Dişleri karbonatla fırçalamak beyazlatmanın aksine dişin mine tabakalarını çizer ve aşındırır. Bunun sonucunda; dişin parlaklığı gider ve dişler daha kısa zamanda renkleşmeye başlar.

Yemeklerden sonra şekersiz sakız çiğnemek diş fırçalamak kadar etkilidir

Yemeklerden sonra şekersiz sakız çiğnemek dişlerinizi temizlemek, nefesinizi ferahlatmak gibi etkileri olsa da plakları temizlemede dişlerinizi fırçalamanın yerini alamaz.

Eğer dişiniz ağrıyorsa ağrıyan dişinizin üstüne asprin ya da kolonya koyun

Ağrıyan dişinizin olduğu bölgeye asprin ya da kolonya koymak "alkol, asprin yanığı" denilen komplikasyonlara neden olur.

Diş beyazlatma diş minesine zarar verir

Diş hekimliğinde kullanılan son teknolojiler sayesinde artık dişlerinize yapılacak olan estetik uygulamaların çok kolay ve son derece güvenli olduğunu belirten Diş Hekimi Onur Öztürk estetik uygulamalardan diş beyazlatma işlemini yaptırmak isteyen hastaların bunu diş hekimi kontrolünde güvenle yaptırabileceklerini, diş beyazlatma da kullanılan yöntemlerin diş hekimi kontrolünde yapıldığında diş minesine zarar vermediğinin altını çizmektedir.
..Ey Rabbimiz! Bazı yüzlerin ağarıp,bazı yüzlerin kararacağı günde; bizi yüzleri ak,gönülleri pak olan,sevgili resülünün bayrağı altında toplanan mesut insanlar zümresine kat.O'nun(sav) yanında cennete girmeyi,mübarek Cemalini görmeyi,Senin dostlarınla komşu olmayı ve en büyük makam olan rızana ulaşmayı nasip eyle. Amin.

Tuğra

Diş hastalıkları, başta göz, kalp ve böbrek sorunları olmak üzere pek çok hastalığa zemin hazırlıyor.

Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlter Uzel, diş hastalıklarının, başta göz, kalp ve böbrek sorunlarına zemin hazırladığına dikkati çekerek sağlıklı bir yaşam sürdürmek için dişleri düzenli olarak fırçalamanın yanı sıra günde en az bir kez aralarının iple temizlenmesi gerektiğini bildirdi.

Prof. Dr. Uzel, ağız ve diş sağlığının üzerinde hassasiyetle durulması gereken önemli bir konu olduğunu vurgulayarak, kesinlikle ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti.

Türkiye'de yaşayanların artık dişini fırçalama konusunda duyarlı bir yaklaşım sergilemeye başladığını belirten Prof. Dr. Uzel, ''Dişleri doğru ve belli kurallara göre özenle fırçalamak gerekli. Her gün en az 3 dakika, sabah ve gece yatmadan önce dişleri fırçalamalıyız. Altın kural, tüm yüzeyi, etinden diş ucuna doğru fırçalamaktır'' dedi.

Prof. Dr. Uzel, yapılan araştırmaların fırçalamanın diş çürüğünü yarı yarıya azalttığını gösterdiğini kaydederek, şunları söyledi:

''Ancak bu yeterli olmuyor. Fırçanın ulaşamadığı bölümler var. Özellikle çapraşık dişler ya da ağızda sabit protezler varsa, ortodontik tedavi uygulanıyorsa sorun daha da büyüyor. Burada diş ipi devreye giriyor. İp kullanımı diş aralarının daha etkili temizlenmesini sağlıyor. Ayrıca iki diş arasında 'gizli çürük' veya diş taşı olabiliyor. Bu uygulamada eğer iplikte tiftiklenme oluyor ise bu çürük habercisidir. Acilen gerekli önlemin alınması gerekiyor.''

ABD ve Avrupa ülkelerinde diş ipi kullanımının yaygın olduğunu belirten Prof. Dr. Uzel, insanların yoğun ortamlarda bile bunu rahatlıkla uyguladıklarını anlattı. Prof. Dr. Uzel, ''Bu yöntem son derece sağlıklı. Her gün mutlaka fırçalamadan önce dişlerin iple bir defa temizlenmesi gerekir. Türkiye'de de bu uygulamanın alışkanlık haline getirilmesi sağlanmalıdır'' dedi.

Olası rahatsızlıkların önlenebilmesi için öncelikle diş fırçalama alışkanlığının kazanılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Uzel, ''Bu alışkanlığı kazananlar ise bunu sürdürmeli, henüz kazanmayanlar da bu konuyu ciddiye almaları gerekli. Nasıl her gün yüzümüzü yıkıyor, saçımızı tarıyorsak dişimizi de bu bakımın içerisine almalıyız. Ayrıca hekime gitme alışkanlığı kazanılması gerekir'' diye konuştu.

''DİŞİNİZİ İHMAL ETMEYİN''

Prof. Dr. Uzel, dişin kesinlikle ihmal edilmemesi gerektiği konusunda uyarıda bulunarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Sorunlu bir diş var ve tedavi edilmez ise diş köklerindeki iltihap dokusu vücuda yayılarak, başta göz olmak üzere kalp ve böbrek rahatsızlıklarına neden olabiliyor. Bu sorun, kalp rahatsızlıklarında, endo kalp denen bölgede iltihaplanmaya ve kalp romatizmasına benzer olayların meydana gelmesinde etkili olabiliyor. Gözlerde ise odak enfeksiyonuna neden olduğu görülüyor.

Ayrıca diş eksikliği olanlar çiğneme işlemlerini tam anlamıyla yapamazlar, bu nedenle de mide ve sindirim şikayetleri yaşayabilirler. Tüm bu nedenlerden dolayı dişlerimizi ihmal etmeyip, sorunlu dişimiz var ise acilen hekime başvurarak tedavisini gerçekleştirmek gerekiyor. Sağlık, ağızdan başlar. Nasıl insanın elleri, ayakları, kulağı, burnu bir organ ise diş için de aynı durum söz konusudur. Her dişi bir organ kabul edip bakımını iyi yapmak gerekir.''

(AA)
〰〰〰〰🐠

enfa

İdeal ağız ve diş bakımı için sadece diş fırçalama ve diş ipi kullanımından daha fazlası gereklidir.

Diş Hekimi Mehmet Zahid Kazandı, bu önerileri sıraladı:

1. Ağız sağlığını korumanın en önemli üç elemanı: Diş fırçası, diş macunu ve diş ipi
Ağız hijyeninin olmazsa olmaz en önemli üç bakım elemanı diş fırçası, diş macunu ve diş ipidir. Günde iki defa diş fırçalamak ve bir defa diş ipi kullanımı sağlıklı bir ağzın anahtarıdır. Bu alışkanlık çocuk yaşta kazanılırsa bireyler ilerleyen yaşlarda da sıkıntı yaşamaz.

2. Ağzınızı düzenli olarak kontrol edin
Diş hekimine düzenli olarak gitmeseniz de ağzınızı düzenli olarak kontrol edin. Kontrol zamanınız gelene kadar ağzınızda olan bir problemi fark etmeniz yapılacak tedaviyi daha kolay ve daha masrafsız hale getirebilir. Diş kırılması, dişetlerinde oluşan şişmeler, renkleşmeler ya da ağzınızda oluşan ve iyileşmeyen yaralar dikkatli bir şekilde kontrol ettiğinizde sizin gözlemleyip doktorunuza bildirebileceğiniz birçok durum arasındadır. Bu kontrol özellikle sigara içenler için daha önemlidir, ağız kanserine yakalanma açısından daha büyük risk taşıdıkları için aksatmadan bu kontrolleri yapmaları gerekir.

3. Sigaradan uzak durun
Sigara, vücudumuzdaki diğer organlar kadar dişlerimize de zarar verir. Sigara ağız içi kanser riskini önemli oranda artırır, dişeti hastalık-larının oluşmasına, dişlerde renkleşmeye ve nefesin kötü kokmasına neden olur.

4. Yemekten sonra su için
Yemek yedikten sonra diş için yapılacak en iyi davranış su veya süt içmektir. Yemekten sonra içilen bir bardak su, yemek parçalarını ağızdan uzaklaştırır ve ağızdaki asidik ortamı nötrler. Ayrıca süt içmek dişte kalsiyum oluşumuna katkıda bulunur.

5. Düzenli olarak diş hekiminizi ziyaret etmek
Diş hekimine yapılacak düzenli ziyaretler dişlerinizde oluşabilecek problemleri ve daha büyük sorunları önler.

Zaman diyorum, biraz daha zaman.Dilimin ucundaki kelimeler bu kış donmazsa bir dahaki yıl uçmayı öğrenecekler!

Fatihan

Dişlerinizi genç tutmanın püf noktaları

Diş bakımı yaparken doğru yöntemleri uygularsanız uzun yıllar ağız sağlığınızı koruyabilirsiniz. İlerleyen yıllara rağmen dişlerinizi genç tutmanın püf noktaları:


Bu nedenle; akşam uyumadan önce protezlerinizi çıkarıp soğuk suya bırakmayı, protez temizleme tabletleri ve dişi ipi kullanmayı ama en önemlisi de diş hekiminize altı ayda bir uğramayı ihmal etmeyin!

Akıp giden yıllar dişlerimizde bazı değişikliklere neden olsa da, ağız sağlığının bozulması, aslında yaşlanmanın doğal bir sonucu değil. Örneğin; diş bakımına özen gösteren, diş hekimine düzenli olarak giden yaşlı birinin dişleri, yarı yaşındaki bir gencinkinden çok daha sağlam ve sağlıklı olabilir!

Medical Park Bahçelievler Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dr. Ahmet Mihmanlı, yaşlılıkta dişlerde meydana gelebilecek değişimleri ve ilerleyen yıllarda dişlere uygulanması gereken bakım yöntemlerini anlattı:

·  Ağız sağlığının bozulması, aslında yaşlanmanın doğal bir sonucu değildir. Bu durum; koruyucu diş hekimliği hizmetlerinin yetersizliğine, sistemik hastalıklara, ilaç kullanımına, yanlış ve yetersiz beslenmeye ve  uygun yapılmayan ağız bakımına bağlı olarak gelişir. Hatta çoğu zaman ağız hijyenine dikkat eden yaşlı bireylerin ağız sağlığı, ağız hijyenine dikkat etmeyen genç bireylerden daha iyi olabiliyor.

DÜNYA YAŞLANIYOR, DİŞLER GENÇLEŞİYOR!

·  Yakın bir gelecekte; dünya nüfusunun yüzde 20'sinin 65 yaşın üstünde olacağı öngörülüyor. Diğer sağlık sorunlarında olduğu gibi, diş ve ağız sağlığı bakımından da eğitim ve bilinç düzeyinin artmasının olumlu yansımaları oluyor. Örneğin; diş sağlığı konusundaki bilincin artması, doğru beslenme yöntemlerinin uygulanması sayesinde, ileri yaş nüfusunun artışına rağmen, günümüzde dişler daha uzun süreler ağızda kalabiliyor. Özellikle de düzenli diş hekimi kontrolleri, yaşam kalitesini olumlu yönde etkileyebiliyor.

·  Düzenli diş bakımıyla ağız sağlığını koruyabilsek de; yaşlanmaya paralel olarak minede meydana gelen aşınma sonucu dişlerde şekilsel değişiklikler görülebilir. Bu durum basit yüzeysel aşınmalardan, önemli madde kaybına kadar ilerleyebilir. Genel olarak, yaşlanma ile ilgili olduğu düşünülen ağız içi değişiklikler; diş kaybı, dişlerin renginde koyulaşma, dişetlerinde çekilmeler, tükürük miktarının azalması, ağız dokusunda ve kaslarda zayıflama ve tat duyusunun azalmasıdır.

·  Yaşla birlikte tükürük akışkanlığı azaldığı için bakteriyel plak birikimi dolayısıyla çürük ve dişeti hastalık riski artar.

PROTEZLERİNİZİ YILDA BİR KEZ CİLALATIN GECE ÇIKARIN VE SOĞUK SUDA BIRAKIN

· Yaşlanma ile ilgili olarak ağız içi ve çevre dokularda şekil ve fonksiyon açısından birtakım değişiklikler meydana gelebilir. Bu değişikliklerin ağız sağlığının bozulmasına neden olmaması için; kişisel bakımın ve düzenli diş hekimi kontrollerinin çok önemli olduğu unutulmamalı.

Yaş ilerledikçe en sık karşılaşılan sorun, dişeti çekilmeleri ve dişlerde aşınmalardır. Ancak dişler, evde yapılan düzenli bakım ve düzenli diş muayeneleri ile bir ömür boyu sağlıklı kalabilir.
Yaşlılıkta sistemik hastalıklarda artış olduğu için daha özenli ağız bakımı ve 6 ayda bir diş hekimi kontrolü gerekir. Ancak, ağız bakımı iyi olmayan ve ağız dokularını etkileyen sistemik hastalığı olanlar, daha kısa (1-3 ay gibi) aralıklarla doktora gitmelidir.
Her zaman olduğu gibi yaşlılıkta da dişler günde en az iki kere florürlü bir macunla fırçalanmalı.
· Dişeti dokusunun kaybı sonucu oluşan dişler arası boşluklar, besin birikimine neden olacağı için, bu alanların temizliğinde özellikle de gece ağız bakımı sonrasında arayüz fırçası ve diş ipi ile yapılmalıdır. Ağız gargaraları da önerilir.

· Yaşlılarda dişeti mekanik kuvvetlere karşı dirençli olmadığı için, bu hastalara yumuşak kıllardan oluşan diş fırçaları tavsiye edilir.

FLOR UYGULAMASI YAPILMALI

· Dişlere  yapılan flor uygulamaları ile kök çürüklerinin oluşumu veya başlangıç halindeki çürüklerin ilerlemesi önlenebilmektedir.

· Protez diş kullanan yaşlılar ise yemeklerden sonra protezlerini mutlaka fırçalamalıdır. Ayrıca kullanılan protezlerin yılda bir kez diş hekimine gidilerek profesyonel olarak temizliği yapılmalı, cilalanmalı ve gerekli görüldüğünde yenilenmeli.

· Protezler gece mutlaka çıkarılmalıdır; çünkü dişetlerinizin de dinlenmeye ve havalanmaya ihtiyacı vardır. Çıkarılan protezler  temizlenmeli ve soğuk su içinde tutulmalıdır.

YUMUŞAK FIRÇA VE DİŞ İPİ KULLANIN

· Protez temizleme tabletleri de protezlerin mikroplardan arınmasına yardımcı olur.

· Tüm bunların yanında yumuşak dokular düzenli kontrol edilmeli, olası değişiklikler kanser yönünden mutlaka incelenmelidir.

· Yaşlıda diş kaybı fazla olduğu için, kalan dişler sabit veya hareketli protezlerin tutuculuğunda önemli rol oynarlar. Bu yüzden, çürük dişlerin tedavisi gereklidir.

·  Sürekli  alınan bazı ilaçlar ağız kuruluğuna neden olabilirler. Tükürük, dişleri çürüğe karşı koruyan doğal bir salgıdır, bu nedenle tükürük salgısında azalma varsa diş hekimine danışılmalı.

· Ağız bakımını gerçekleştiremeyen yatağa bağımlı hastalarda bu işlemler, hasta yakınları ve yardımcı sağlık personeli tarafından yapılır.


Haber 7


Ay Iıığı

Akıp giden yıllar dişlerimizde bazı değişikliklere neden olsa da, ağız sağlığının bozulması, aslında yaşlanmanın doğal bir sonucu değil. 

Örneğin; diş bakımına özen gösteren yaşlı birinin dişleri, yarı yaşındaki bir gencinkinden çok daha sağlam ve sağlıklı olabilir! Medical Park Bahçelievler Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dr. Ahmet Mihmanlı, yaşla birlikte tükürük akışkanlığı azaldığı için bakteriyel plak birikimi dolayısıyla çürük ve dişeti hastalık riskinin artacağını söyledi.

Dişeti dokusunun kaybı sonucu oluşan dişler arası boşluklar, besin birikimine neden olacağı için, bu alanların temizliği özellikle de gece ağız bakımı sonrasında arayüz fırçası ve diş ipi ile yapılmalı. Mihmanlı, yaşlılarda dişeti mekanik kuvvetlere karşı dirençli olmadığı için, bu hastalara yumuşak kıllardan oluşan diş fırçaları tavsiye edildiğini belirtti. Mihmanlı şu önerilerde bulundu:

"Protezler gece mutlaka çıkarılmalı; çünkü dişetlerinizin de dinlenmeye ve havalanmaya ihtiyacı vardır. Çıkarılan protezler temizlenmeli ve soğuk su içinde tutulmalıdır."

Aile-Sağlık (Zaman)


enfa

Diş hekimi Sadettin Pay, aşırı kullanılan diş macunun ağızdan tamamen temizlenmesinin mümkün olmadığını belirterek "Fazla macun içeriği sebebiyle diş etlerinin erimesine sebep oluyor" dedi.

Ağız ve diş sağlığı konusunda bazı doğru bilinen yanlışlar olduğunu ifade eden Pay, fazla macunun dişleri daha iyi temizlemediğini, aksine diş etlerine büyük zarar verdiğini söyledi.

Ağız ve diş temizliğinin hem hijyen hem de estetik bakımından çok önemli olduğunu kaydeden Pay, şu uyarılarda bulundu: "Bu konuda ciddi hatalar yapılıyor. Çok diş macunu kullanıldığında dişlerin daha iyi temizlendiği sanılıyor. Dişleri macun değil, fırça temizliyor, macun temizliği kolaylaştırıyor. Diş macunu yeteri kadar kullanıldığında faydalı oluyor. Çok kullanıldığında ize diş etlerine büyük zarar veriyor, diş etlerini eritiyor. Bu da hem estetik açıdan kötü bir görüntü hem de ağız sağlığını tehdit ediyor "

Diş fırçalarken en büyük hatalardan birinin de çok uzun fırçalama olduğunun altını çizen Pay, "Diş fırçalamanın bir tekniği ve bir süresi var. Diş fırçalanırken kesinlikle fazla bastırılmaması gerekir. Diş ve diş etlerinde sorun olmayanlar orta sert fırça, diş etleri kanayanlar ise yumuşak fırça tercih etmeli. Fırçalama süresi de 3 dakikayı geçmemeli. Tesirli bir fırçalama diş etinden dişe doğru yapılan süpürme tarzındaki fırçalamadır. Alt ve üst damak birbirinden bağımsız şekilde fırçalanması faydalı olur. Diş fırçalama sırasında yanağın iç kısmı ve dilde yoğun bakteri birikeceğinden yanaklar ve dilde fırçalanarak temizlenmelidir. " bilgisini verdi.

Yoğun iş temposunda gün içinde bir şeyler yiyip içtikten sonra dişleri fırçalamanın mümkün olmadığını dile getiren Pay, doğru diş fırçalama tekniği uygulandığı taktirde 12 saatte bir dişlerin fırçalanmasının yeterli olacağını vurguladı.

CİHAN

Zaman diyorum, biraz daha zaman.Dilimin ucundaki kelimeler bu kış donmazsa bir dahaki yıl uçmayı öğrenecekler!

Tuğra

Dişlerimizi nasıl beyazlatırız...

1)Diştaşı temizliği ile dişlerimizin rengini açabiliyor muyuz?

İki türlü tedavi vardır. Diştaşı temizliği olarak bilinen detertraj işleminde; sadece dişler üzerinde ki lekeler(sigara,çay,kahve….vs) ve diştaşları temizlenir. Dişlerin doğal renginde bir değişiklik olmaz, dişlerin rengi açılmaz. Bleaching dediğimiz işlemde ise önce diştaşı temizliği yapılır, sonra dişlerin rengini açan bir ilaç kullanılarak dişlerin doğal rengi birkaç ton açılır.

2)Yan etkisi var mı?

İşlem esnasında kısa süreli hassasiyet oluşabilir. Sonrasında hemen flor uygulanarak hassasiyetler ortadan kaldırılır.

3)Dişlerimizi beyazlattıktan sonra etkisi ne kadar sürüyor?

Kişinin alışkanlıklarına bağlı olarak renkte geri dönüşüm 2-4 sene içinde olmaktadır. Bu nedenle belli sürelerde pekiştirme tedavisi uygulanması gerekiyor.

4)Dişerimizi beyazlattıktan sonra ne yapmamız gerekiyor?

En az 1 hafta olabildiğince çay-kahve-sigara-gazlı içecekler gibi dişleri boyayıcı etkenlerden uzak durulmalıdır. Dişlerin rengi esas olarak bir haftada oturmaktadır,bu nedenle ilk hafta dikkat edilmedilir.

5)Diş beyazlatmayı ne sıklıkta yapmalıyız?

Kişinin alışkanlıkları diş renginin eski rengine dönmesinde önemlidir.Çok sigara çay kahve… içenlerde geri dönüş daha hızlı olmaktadır.Kişiye göre pekiştirme tedavisi uygulanmalıdır.

6)Kaç tip beyazlatma yöntemi vardır?

İki tiptir. Ev tipi ve ofis tipi olarak adlandırılmaktadırlar.

7)Hangi beyazlatma yöntemini önerirsiniz?

Ofis tipinde diş hekimi beyazlatmayı klinikte uygular. Yaklaşık 45 dakika gibi bir sürede  sonuç hemen alınmış olur.

Ev tipinde ise kişiye özel kalıplar hazırlanır. Kişi bu işlemi evinde uygular. 3-4 gün boyunca, kişi kalıpların içine şırıngada ki ilaçları sıkarak kalıpları dişlerine yerleştirir. 4 saat boyunca kalıplar ağızda tutulur. Bu esnada kesinlikle yemek yemek yasaktır. 4 gün sonra bembeyaz dişlere kavuşulur.

8)Ev tipi diş beyazlatma 3-4 saatten fazla uygulanırsa dişe herhangi bir zararı olur mu?

Dişlerde hassasiyet oluşturabilir. İlaçlar, mutlaka diş hekiminin önerdiği şekilde uygulanmalıdır.

9)Ofis tipi diş beyazlatmada uygulanan lazer ışınının herhangi bir yan etkisi var mı?

Özel olarak diş beyazlatmaya uygun olarak tasarlanmış cihazlar kullanıldığı için herhangi bir yan etkisi yoktur.

DİŞ HEKİMİ
Yeşim Tünal GÜZEY

〰〰〰〰🐠

Tuğra

Dr Haşmet Yakar.Estetik dişhekimliğindeki koruyucu ve hızlı çözümleriyle tanınmış bir hekim olan Sn Yakar, sizleri de şaşırtacağına inandığım yaklaşımları ile bizlere pratik, ağrısız, kesin ve son derece estetik çözümleriyle ışık tutacak.

Soru:
Sn Haşmet Yakar, günümüz dişhekimliğinde koruyucu ve estetik alanlardaki gelişmelerden bahsedermisiniz?

Dr.Haşmet Yakar:
Aslına bakarsanız en büyük gelişme halkımızın beyaz dolgu ya da diş rengindeki dolgular olarak tanıdığı kompozit dolgularda ve bunların yapıştırıcıları yani dişlere tutunmasını sağlayan bağlayıcı maddelerde gerçekleşti.

İnsanımızın lazerle dolgu olarak tanıdığı, halbuki lazerle alakası olmayan, tamamen farklı dalga boyundaki görünür bir mavi ışık uygulanarak sertleştirilen bu dolgu malzemeleri, kurallarına uygun olarak yerleştirildiğinde hem estetik hem de dayanıklılık açısından son derece tatminkar sonuçlar vermektedir.

Amalgam dolgular, yani halkımızın siyah ya da gümüş dolgu olarak adlandırdığı malzemeler,
dayanıklı olmalarına rağmen estetik olmayıp ,dolgu yerleştirilmeden önce sadece dişteki çürük dokunun değil,bir kısım sağlıklı ve sağlam dokunun da kesilerek şekillendirilmesiyle dişe adapte olabilmektedirler.Yani bir amalgam ya da gümüş dolgunun uygulanması sağlam diş dokusunundaki kayıpla mümkün olabilmektedir.

Estetik dolgulardaki son 20 yılda gözlenen hızlı gelişim hem dişin korunması açısından hem de gözü rahatsız etmeyen ve son derece doğal algılanan tedaviler için destekleyici olmuştur.

Soru:
O halde kompozit olarak adlandırdığınız bu dolgu malzemeleri hem estetik hem de koruyucu tedavilere önayak olmakta .Doğru mu?

Dr.Haşmet Yakar:
Kesinlikle….Son yıllarda özellikle ön bölgeye ait dişlerdeki bozukluklarda sıklıkla uygulama alanı bulan laminate tekniğinden bahsetmek isterim.

Kompozit dolgu malzemeleriyle ve seramik materyallerle uygulanabilen bu teknikle:

* Pek çok çapraşıklığın düzeltilmesi
* Diğerlerinin yanında küçük duran bir dişin o anda büyütülmesi
* Estetik görünmeyen ve hastaya rahatsızlık veren dişler arası boşlukların kapatılması
* Bir çarpma sebebiyle kırılmış ön bölgedeki dişlerin onarılması
* Herhangibir sebeple oluşmuş renklenmelerin giderilmesi
* Dişlerde estetiği bozacak derecede göze batan sivriliklerin yuvarlatılması
mümkün olabilmektedir.

En önemlisi, kompozit malzemeyle, yani halkımızın beyaz dolgu olarak bildiği (estetik)ve mavi ışıkla sertleşen dolgu maddesiyle yapılan laminate uygulamalarında, tüm bu uygulamalar aynı seansta ve dişte herhangibir aşındırma ya da madde kaybı oluşturmadan sadece malzemenin diş üzerine yapıştırılmasıyla mümkün olabilmektedir.

Soru:
Etkileyici…O halde kısa bir sürede büyük bir estetik iyileşme yaşamak mümkün öyle mi?

Dr.Haşmet Yakar:
Doğru...Vak’a nın şiddetine göre işlem en fazla 3 saat içinde bitirilmekte.
Hasta klinikten bambaşka bir ağız ve diş estetiğiyle çıkmakta.Hem de dişinde hiçbir madde kaybı olmadan.

Soru:
Hasta sonradan eski haline dönmek isterse bu mümkün olur mu?

Dr.Haşmet Yakar:
Evet… Bu hastaların hiç yapmadığı bir şey olmasına rağmen işlem sırasında bunu onlar da sıklıkla sorarlar.Gerçekten eski dişlerine dönmek isterlerse yapıştırılan malzeme dişten çıkarılabilir ama inanın kazanılan yeni görüntüden sonra bunu isteyen tek bir hastamı bile hatırlamıyorum.

Soru:
Bu görüntülerden sonra sormaya dilim varmıyor ama bu yöntemin herhangibir dezavantajı var mı?

Dr.Haşmet Yakar:
Bir handikap sayılır mı bilemiyorum ama laminatelerin renklenmesini önlemek için yemeklerden sonra dişlerin fırçalanması önerilir. 6 ayda bir dişhekimi kontrolü de şarttır. Bir de hastalara dişlerin üzerine direkt kuvvet uygulamamalarını salık veriyoruz .

Mesela laminate uygulanmış dişle kalem vs ısırmak doğru olmaz .Yapıyı zamanla zayıflatabilir.Hastalara elma ısırmayın demiyoruz tabii ki… Ancak bu denli hızlı ,estetik ve koruyucu bir tedaviden sonra zaten normalde göstermeleri gereken özeni onlar da inanın fazlasıyla gösteriyorlar zaten.

Kariyercafe
〰〰〰〰🐠

devran

Radyo 7 programcılarından Eda Çelebi’nin hazırlayıp sunduğu Eda’yla Gün Ortası programın dünkü konuğu Diş Hekimi  Fatma Orhan Oldu. Ağız ve diş sağlığı hakkında bilgiler verdi.

Kürdan yerine diş ipini tavsiye eden Orhan, kürdan kullanımını kötü alışkanlık olarak tanımlıyor. Günde iki kez diş fırçalamak gerektiğini belirten Orhan,  dişlerin mutlaka yatmadan önce fırçalanması gerektiğini vurguladı.

Ağız kokusunun sebebi ağız içindeki yaralar olabileceği gibi iç organlardan da kaynaklanabilir diyen Diş Hekimi Fatma Orhan, diş çürümeleri, çocukların diş bakımı, diş çekimi, hamilelikte diş sorunları gibi konularda bilgiler verdi.

EDA: Ağız ve diş sağlığını korumak için neler yapmamız gerekiyor?
FATMA ORHAN: Öncelikli olarak tabi ki dişleri fırçalamamız gerekiyor. Dişlerin bakımını çok iyi yapmamız gerekiyor. Bunun için mutlaka kontrollere gitmemiz gerekiyor. Maalesef bizler dişimiz ağrımadan ya da dişimizde bir sorun çıkmadan kontrollere gitmiyoruz. Aslında hiçbir şey yokken rutin kontrollerimize gitmemiz lazım. Hekimimizin bizi yönlendirdiği şekilde diş bakımının yapılması lazım. Bu anlamda kişinin bakımı ve kontrollerle her şeyin üstesinden gelinebilir.

EDA: Ne kadar sıklıkla diş hekimine gidilmelidir?
FATMA ORHAN: 6 ay ile 1 yıl arasında rutin bir şekilde diş hekimine kontrollere gidilmesinde fayda var.

EDA: Diş fırçalamak ağız sağlığına yetiyor mu?
FATMA ORHAN: Dişi fırçalamanın yanında başka türlü bakımlarımız da var. Mesela diş ipi kullanmakta ilave bir bakımdır. Hepsinden önemlisi tabi ki fırçalamaktır. Ama genelde bizde kürdan kullanımı çok fazladır. Oysaki bunun yerine diş ipi kullanmak hem diş eti sağlığımız hem de temizlik açısından çok daha etkilidir. Diş ipi çok daha rahattır ama nedense kürdan kullanmak bizde neredeyse bir gelenek haline geldi.

EDA: Kürdanın oluşturduğu tahribatlar nelerdir?
FATMA ORHAN: Kürdan kullanan kişiler genelde dişlerinin arasındaki şeyi çıkartamazlar. Çünkü mutlaka diş etini zedeler ve yiyeceklerin araya sıkışmasına sebep olur. Oysaki diş ipi iki diş arasına o kadar rahat girer ki girdikten sonra hem tahrip etmez hem de araya sıkışan gıda rahat bir şekilde çıkabilir. Dolayısıyla kürdan kullanmak aslında bizim kötü alışkanlıklarımızdan birisidir.

EDA: Peki dişlerin günde kaç defa fırçalanması gerekiyor?
FATMA ORHAN: Toplum olarak bu anlamda biraz tembeliz. Benim hastalarıma tavsiyem şudur: eğer günde bir defa dişler fırçalanıyorsa onu da yatarken fırçalamaktır. Çünkü gün içerisinde yemek yiyorsunuz, su içiyorsunuz, meyve yiyorsunuz, konuşuyorsunuz… Bunların hepsi ağzın işlev görmesini sağlıyor. Yattığınızda da ağzın bir hareketi olmuyor ve dolayısıyla biriken gıdalar ağızda etkili bir şekilde çürümelere neden oluyor. Bundan dolayı da yatarken diş fırçalamak bizim için çok önemlidir. Birde geceleri tükürük akışımız olmadığı için mutlaka geceleri yatarken dişlerin fırçalanmasını öneriyoruz. Çünkü salgılanan tükürükte ağzı temizlediği için çürümeyi bir miktar engelleyebiliyor. Normalde tabi ki dişlerin sabah ve akşam fırçalanması gerektiğini öneriyoruz.

EDA: Ağız gargaraları için neler düşünüyorsunuz? Bunları öneriyor musunuz?
FATMA ORHAN: Tabi ki hastalarımız bunu kullanabilirler. Sonuçta ferahlatıcı ve içindeki maddelerle bakımın daha rahat olmasını sağlıyor. Ağız kokusu, boğaz enfeksiyonu olan kişilerde gerektiği zaman gargarayı veriyoruz. Onun yanında benim önerim evde yapabilecekleri tuzlu suyla gargaradır. Bununda ağzımızı çok rahatlatıcı bir özelliği vardır.

EDA: Bunlar fırçalamadan sonra olacak işlemler değil mi?
FATMA ORHAN: Evet fırçalamadan sonra yapılırlar. Önce ağız içinde güzel bir temizlik yapılıp ondan sonra gargaralar yapılmalıdır.

EDA: Ağız kokusunun nedeni nedir?
FATMA ORHAN: Öncelikli olarak bir hastamız bize ağız kokusu şikâyetiyle geldiği zaman öncelikle ağız içini değerlendiriyoruz. Ağzımızda ki çürükler, diş eti problemleri gibi nedenlerden dolayı ağız kokusu olabiliyor. Örneğin dişlerimizi fırçaladıktan sonra diş etlerinde kanama oluyorsa mutlaka diş etlerinde iltihabi bir durum söz konusudur. Bu da iltihabi bir durum olduğu için ağız içinde kokuya neden olur. Öncelikli olarak ağız içini temizlememiz gerekiyor. Çürükler varsa onların tedavi edilmesi, diş taşımız varsa bunların tedavi edilmesi ve o iltihaplı durumun ağızdan giderilmesi gerekiyor. Bunlar giderildiği halde yine ağız içinde bir koku hissediyorsak o zaman mutlaka iç organlarla ilgili bir sorun var demektir. Bunlar mide, bağırsak olabilir, geniz etimizde, bademciklerde bir problem olabilir. Ama öncelikli olarak ağzın içini temizliyoruz. Yine de koku geçmiyorsa da hastalarımızı diğer doktorlara yönlendiriyoruz.

EDA: Ağız içi yaraları neden olur?
FATMA ORHAN: Ağız içindeki yaraların en büyük sebebi stres, sıkıntı ve vücut direncinin düşmesidir. Dolayısıyla bu konuda yapabileceğimiz çok fazla bir şey olmayabiliyor. Bunların belli bir dönemi oluyor ve bizim için önemli olan o dönemi ağrısız halletmek. Hastalarımızın da ağızlarını mümkünü olduğu kadar temiz tutmaları gerekiyor. Stres ve sıkıntıdan uzak durmaları gerekiyor.

EDA: 20 yaş dişler genelde daha erken veya daha geçte çıkabiliyor ve çene kilitlenmesine sebebiyet veriyor. Bunun nedeni nedir?
FATMA ORHAN: Bu diş çıkmakta zorlanıyor ve çıkarken diğer dişleri iterek çıkmaya çalışıyor. Çıkamadığı içinde diş etinin iltihaplanmasını, oradaki kasların iltihaplanmasına sebep olduğu için şişliklere sebep oluyor. Bazen ağzı açmak zorlaşıyor. Dolayısıyla orada zorlayıcı bir kuvvet oluşuyor. Genelde çeneler küçülmeye başladığı için diş çıkmaya yer bulamıyor. Erken yaşta da çıkabiliyor, geç de çıkabiliyor. Çene genişse ve diş kendine yer buluyorsa kimi hastalarımız 20 yaş dişinin çıktığını bile anlamıyorlar. Ama kimilerini de çok zorluyor.

EDA: Ağız kanserlerinin nedeni nedir? Neden kaynaklanır?
FATMA ORHAN: Vücutta bulunan diğer rahatsızlıklardan dolayı bu durum ağza yansımış olabiliyor. Mesela lösemi hastalarında aşırı derecede diş eti kabarmaları oluyor. Ağız içinde oluşan yaralar vücudumuzda herhangi bir organımız da olan bir rahatsızlığın da habercisi olabiliyor. O yüzden hastalarımızın düzenli yaptıkları kontroller birçok şey açısından bir rehber oluyor.

EDA: Diş çürümeleri neden kaynaklanır? Bunu nasıl engelleriz?
FATMA ORHAN: Öncelikle ağız bakımımız, kontrollerimizin düzenli yapılması gerekiyor. Ama bazen dişlerini fırçalayıp ağza bakım yapıldığı halde dişleri çürüyen hastalarımız oluyor. Ya da kimileri dişlerini hiç fırçalamıyor ve dişlerinde hiçbir şey yok. Tabi ki bakım ve kontroller çok önemli ama maalesef genetik yatkınlıkta bunlara neden olabiliyor.

EDA: Asitli içecekler de diş çürümelerini tetikler mi?
FATMA ORHAN: Kesinlikle etkiler. Asit ortamında zaten diş minesi çürümeye başlıyor. Tabi yine tükürük bu durumu dengeliyor. Ama asitli yiyecek ve içecekler direk etki eden bir şey. Dolayısıyla mutlaka o tarz şeyler tükettikten sonra en azından bir miktar su içip ağzı çalkalamak gerekiyor.

EDA: Elmayı hep kurtuluş olarak söylerler. Dişleri fırçalamadığımız zaman elma yemenin yararını sizde öneriyor musunuz?
FATMA ORHAN: Elmayı özellikle ısırarak yediğiniz zaman dişleri yıkama etkisine sahip oluyorsunuz. Elma ya da ısırarak yediğiniz herhangi bir şey mutlaka dişlerin fırçalanmasında etkili oluyor. Su içerken bile ağzınızı çalkalayarak içmek etkiliyor.

EDA: Diş çürükleri farklı hastalıklara da davetiye çıkarabiliyor mu?
FATMA ORHAN: Tabi ki vücuttaki sağlık ağızdan başlıyor. Sindirim organlarımızın ilki ağızdır. Dolayısıyla ağız içerisindeki diş eti hastalıkları olsun, çürüklerde oluşan mikroorganizmalar olsun bunlar bir şekilde vücuttaki diğer organlara yayılabiliyor. O yüzden dişleri ve ağzı temiz tutmak çok önemli.

EDA: Çocuklarımıza diş fırçalamayı ne zaman öğretmeliyiz? Diş macunları dişlerin temizlenmesinde etkili oluyor mu?
FATMA ORHAN: Çocuklarımız genelde 6 aylıkken süt dişlerini yavaş yavaş çıkarmaya başlarlar. Kimi biraz daha erken kimi biraz daha geç olabilir. Yaklaşık 2,5 yaşındayken de süt dişleri çıkarmayı tamamlarlar. Dolayısıyla diş çıkarmayı tamamladıktan sonra artık ufaktan o çocuğa diş fırçalamayı göstermeliyiz. Çocuklar için özel diş macunları var. Toplum olarak birde bizim fırçanın üzerine baştanbaşa macunu sıkmak gibi bir alışkanlığımız var. Sonradan da o fazlalığın lavaboya düşüp ziyan olduğunu görüyoruz. Ben hastalarıma şunu tavsiye ediyorum: büyükler için nohut tanesi kadar, küçükler için de mercimek tanesi kadar diş macun kullanmaları. Macunu mutlaka fırçanın içine sıkın. Bu da fırçanın tam anlamıyla köpürmesine yardımcı oluyor. Yoksa macunu boydan boya sıkmak veya fırçanın üstüne sıkmanın pek bir yardımı olmuyor.


EDA: Çocuklar dişlerini günde kaç defa fırçalamalılar?
FATMA ORHAN: Yetişkinler gibi onlarda günde iki defa fırçalamaları gerekiyor. Anne baba gece yatmadan önce çocuklarını da yanına alarak dişlerini fırçalamaları gerekiyor. Bu alışkanlığı o çocukta sağlamak gerekiyor. Bir şeyleri ne kadar erken yaşta kazandırırsanız öyle de devam ediyor.

EDA: Hamilelik döneminde diş eti kanaması olması normal midir?
FATMA ORHAN: Normaldir çünkü hormonlarımız değişiyor. Hamilelikte farklı bir sürece giriyorsunuz. Hormon değişikliği olduğu için diş eti kanamalarının olması normaldir. Bu hamilelik sonuçlandıktan sonra tekrar eski haline dönecek bir şey. O yüzden çok da korkulacak bir şey değil. Ama benim genelde genç ve anne olmayı düşünenlere önerim şudur: mutlaka böyle bir şeye kalkışmadan önce bir diş hekimi kontrolüne gitmeliler. Çünkü biz genelde hamileliğin ilk 3 ayında bebeğin organları oluştuğu için çok fazla müdahale etmek istemiyoruz. Aslında 9 ay boyunca hiçbir müdahalemiz olsun istemiyoruz. Müdahale etmek zorunda kalırsak müdahale ettiğimiz dönem 3 ila 6 ay arası.

EDA: Diş çekimi sonrası neler yapılması gerekir?
FATMA ORHAN: Diş çekimi sonrasında bir süre normal olarak kanamamız olabilir. Ağız içerisindeki bakıma mutlaka devam etmek gerekir. Çok fazla sıcak-soğuk gıdalar tüketmek ancak kanamayı artıran bir etkiye sahiptir. Ağız içini de ne kadar temiz tutarsak yara o kadar çabuk iyileşir. Sigara kullananlar en azından o günü mutlaka sigara içmeden geçirmeliler.

EDA: Diş çarpıklıklarının düzeltilme yöntemi sadece tel takmak mıdır? Diş teli ne işe yarar?
FATMA ORHAN: Çocuklarımızı özellikle 6 yaşından sonra mutlaka 6 ayda bir ya da senede bir kez hekim kontrollerine götürmek gerekiyor. Bu çapraşıklıkların o dönemde diş hekiminin yönlendirmesiyle engellenebilme ihtimali olabiliyor. Fakat 12–13 yaşlarından sonra bunların geri dönüşümü biraz daha zor oluyor. Dolayısıyla böyle şeyleri küçükken halletmek daha kolay. Ama çene problemimiz varsa ya da çok büyük çapraşıklıklar varsa onları diş teliyle düzeltilebiliyor. Kişinin 40lı yaşlarında da hala çapraşıklık varsa dişleri düzeltilebiliyor. Ama çenelerde problem varsa durum daha farklıdır. Belli bir yaştan sonra çenelerdeki sorunu düzeltmek daha zordur. Bu konuda gerekli ameliyatların yapılası gerekir. Ama çapraşıklığın düzeltilme anlamında bir yaşı yok. Her yaşta bu işlem yapılabiliyor.     

EDA: Diş telinin ne kadar durması gerekiyor?
FATMA ORHAN: Bireyin bu konuda yaşı çok önemli bir faktör. Yaş ilerledikçe süreç ne yazık ki uzuyor. Ama tabi çapraşıklığın derecesi de bir etkendir. Kişinin teli kullanma şekli de süreyi değiştirebiliyor.

EDA: Beyazlatma işlemi nedir, nasıl yapılır?
FATMA ORHAN: Öncelikle dişlerimizin temiz bir hale gelmesi bizim için çok önemlidir. Çay, kahve, sigara lekelerinin temizlenmesi önemlidir. Dişimizin ana rengi ortaya çıktıktan sonra bazı jellerimiz var. Herkesin diş yapısı farklı olduğu için plaklar hazırlanıyor, ölçüler alınıyor. Hastamız o jelleri kullanıyor. Bunlar muayenehane ortamında da yapılabiliyor, evde de hastayı yönlendirmemizle yapılabiliyor. Dişin durumuna göre mutlaka dişleri birkaç ton beyazlatabiliyoruz.


EDA'YLA GÜN ORTASI RADYO 7'DE

Sağlıklı beslenmeden diyete, şifalı bitkilerin gizemli dünyasından hayatı yaşanılır kılan pratik bilgilere ve yemek tariflerinden çocuk gelişimine pek çok konu Eda'yla Gün Ortası'nda.
Gün Olur devran döner.

devran

  Ağız kokusuna dikkat


Erişkin hastalarda gözlemlenen daha ciddi boyutlu durumlar da söz konusu. Uzmanlara göre, ağız, boğaz ve alt solunum yolları bölgelerinde tümöre bağlı bir nefes kokması probleminin baş göstermesi de mümkün.

Kulak Burun Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Gürkan ünal, "Ülserasyon" diye tabir edilen krater tarzında tümörün çok süratli büyümesine ayak uyduramayıp, ölen dokuların oluşturduğu lezyonun kötü koku yayabildiğıini söyledi. Dr. Ünal, "Elbette sadece nefesi kokan bir insan için akla gelebilecek en son neden budur. Başka bir deyişle ilk nedenler arasında sayılmamalıdır. Ancak, özellikle erişkin yaşlarda nefes kokmasıyla birlikte ses kısıklığı, yutma güçlüğü, kulağa vuran ağrı, ağızdan kan gelmesi ve boyunda şişlik şikayetleriyle birlikte (biri veya birkaçı) ortaya çıkarsa tümör ihtimali göz önünde bulundurulmalı ve hasta ayrıntılı Kulak-Burun-Boğaz muayenesinden geçmelidir" dedi.

Halk arasında "ağız kokusu" olarak bilinen "nefes kokusu", erişkinlerin bir çoğunda ömürlerinin bir bölümünde ya da sürekli olarak görülüyor. Ağız kokması çocukluktan başlayan bir rahatsızlık değil. Daha çok yetişkin dönemde ortaya çıkıyor. Yaşamın bu evresinde karşılaşılan ağız kokusu, bireylerin sosyolojik ve psikolojik hayatlarını olumsuz etkiliyor.

Ağız kokusu şikayeti olan hastaların mutlaka "Kulak-Burun-Boğaz" muayenesinden geçmesi gerektiğini anlatan Op. Dr. Gürkan Ünal, ağız kokusunun nvedenlerini şöyle anlatıyor: "Sinüzite bağlı nedenler; sinüzit denilen yüz kemiklerinin içindeki boşluklarda bulunan müzmin iltihap, sarı-yeşil ve kalın kıvamda bir tür akıntının genze akmasına yol açıyor. Bu geniz akıntısının iltihaplı oluşu hastanın nefesine hoş olmayan bir koku veriyor. Öncelikle medikal yolla tedavi ediliyor. İlaçlar yoluyla bu iltihap giderilmeye çalışılıyor. İlerlemiş sinüzit vakalarında ise, akıntı ilaçla tedavi olmadığı için endoskopik sinüs cerrahisine başvuruluyor." dedi.

Bademcik iltihabına bağlı nedenler; ağız bölgesinde müzmin bademcik iltihapları "magma" denilen katı kıvamlı bademcik döküntüsüne yol açarak hastalarda ağız kokusu şeklinde kendini gösteriyor. Bademcikler alınarak yada coblator denilen radyofrekans aleti ile buharlaştırılarak sorun gideriliyor. Diş ve diş eti hastalıkları da ağız kokusuna yol açabiliyor. KBB uzmanlarının sorunu görerek diğer ağız kokusu nedenlerini ortadan kaldırmaları gerekiyor.

Sorun, KBB hekimleri tarafından tespit edildikten sonra hasta konunun uzmanı olan diş hekimlerine yönlendirilmesi gerektiğini kaydeden Ünal, mide ve bağırsak sistemi hastalıklarının da ağız kokusu sorununa yol açabildiğine dikkat çekti. Ünal, reflü adı verilen hastalığa dikkat çekerek şöyle dedi: "Bu hastalık midedeki asit içeriğinin, özellikle geceleri yemek borusundan yukarıya hareketle mideden kaçak yapıp boğazın arka duvarını, ses tellerinin giriş yerini ve gırtlağı tahriş etmesi durumudur."

Cihan
Gün Olur devran döner.

Tuğra

Diş konusunda da birçok konuda olduğu gibi cin fikirliyiz. Kimi protezi çamaşır suyuna koyarken, kimi ağrı keser diye dişe rakı, tütün, tuz basıyor, kimi kanadı diye seviniyor...

İşte sağlıklı dişler için efsane zenginiyiz. Toplum arasında öyle inanışlar var ki okuyunca siz de şaşıracaksınız. İşte birbirinden ilginç inanışlar ve bu inanışların dişlerimize verdiği zararlar;

1. Sert diş fırçası daha iyi temizler:

İyi fırçalamak; fırçanın sertliğiyle değil, fırçalama tekniğiyle ilgilidir. Genellikle orta sertlikte diş fırçaları kullanılır. Çok sert fırçalar, dişleri aşındırabilir. Çok yumuşak fırçalar ise dişleri temizlemeyebilir.

2. Sert fırçalamak dişleri daha iyi temizler:

Dişleri sert fırçalamak; dişleri temizlemek yerine, 'fırça çürüğü' dediğimiz aşınmalara neden olur. Dişlerin mine tabakası aşındığı için, alttaki sarı tabaka ortaya çıkar ve dişler daha sarı gözükür. Ayrıca sert fırçalamak, dişlerde hassasiyete ve diş eti çekilmesine neden olur

3. Diş macununu fazla kullanmak dişleri çizer:

Dişlerin mine tabakasının çizilmesi; macunun fazla kullanılmasıyla ilgili değil, kullanılan macunun granüllerinin büyük olmasıyla ilgilidir. O yüzden granülleri büyük olan macunların uzun süreli kullanımından kaçınılmalı. Fırçanın üzerine konulan macunun miktarı ise 'mercimek tanesi' büyüklüğünde olmalı.

4. Karbonat ve tuzla fırçalamak dişleri beyazlatır:

Bu maddeler iri granüllü olduğu için dişin mine tabakalarını çizer ve aşındırır. Bunun sonucunda; dişin parlaklığı gider ve yediğimiz ve içtiğimiz besinlerle, dişler daha kısa zamanda renkleşmeye başlar.

5. Sarı dişler daha sağlamdır:

Dişin rengi dişin sağlamlığını belirlemez.

6. Dişler, macun ve fırça ıslatılarak fırçalanmalı:

Diş fırçası, fırçalamaya başlamadan önce ıslatılmamalıdır. Çünkü fırça kılları ıslatılınca, sertliğini kaybeder. Macunun köpürmesi için de yeterli sıvı ağızda mevcuttur.

7. Macun kullanmaya başladıktan sonra dişlerim çürüdü:

Macun; dişleri fırçalarken sabun görevi görür ve içeriğinde dişlerde biriken mikroorganizmaları yok etmek için etken maddeler vardır. Yani çürümeye neden olmaz.

8. Çürükler genetiktir, ne yaparsan yap dişin çürür:

Bireyler arasında çürüğe yatkınlık farklı olabilir. Fakat kötü beslenme alışkanlığının düzeltilmesi, ağız hijyenine önem verilmesi ve düzenli diş hekimi kontrolleri durumunda çürüğe yatkınlığın bir önemi kalmaz.

9. Dişler kahvaltıdan önce fırçalanır:

Dişler günde en az iki kez, kahvaltıdan sonra ve yatmadan önce fırçalanmalı. Diş fırçalama işlemi bitince, dilin üst kısmı da yumuşakça fırçalanmalı.

10. Estetik diş doğuştan olur, çarpık dişten kurtuluş yok:

Diş düzeltme (ortodonti); dişler ağızda mevcut olduğu sürece her yaşta uygulanabilir. Ortodontik tedavi sayesinde; dişler mevcutsa, her yaşta düzeltme yapılarak, güzel gözüken dişlere sahip olunabilir.

11. Her bünye implantı kabul etmez:

Implant; eksik olan dişlerin yerine çene kemiğine yerleştirilen yapay diş kökleri olarak tanımlanabilir. Sadece yara iyileşmesini etkileyen bir sistemik hastalık ile kontrol altında olmayan kalp ve şeker hastalığı varsa yapılmaz.

12. Hareketli protezler çamaşır suyuna konursa beyazlar:

Hareketli protezleri çamaşır suyuna koymak zararlıdır. Protezin kırılganlığını artırır ve protezin ömrünü azaltır. Protezler için özel temizleme tabletleri vardır; onlar kullanılmalı.

13. Çektirdiğim 20 yaş dişinin yerine diş yaptırmalıyım:

Çekilen 20 yaş dişlerinin yerine protez diş yaptırmaya gerek yoktur. Dişiniz kanayınca sevinmeyin bir doktora gidin!

14. Diş röntgeni çektirirsem çok fazla ışın alırım:

Diş röntgenleriyle alınan radyasyon çok azdır. Bu radyasyon doğada alınan radyasyondan daha azdır.

misafirnet
〰〰〰〰🐠