Haberler:


X adresimiz

Ana Menü

Domuz gribi nedir?

Başlatan devran, 26 Nisan 2009, 16:12:20

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tuğra


Sağlık eski bakanlarından MHP Milletvekili Osman Durmuş, domuz gribi aşısıyla ilgili ilginç iddialarda bulundu. Durmuş, Türk insanının kobay olarak kullanılacağını, aşı Türkiye'de üretilebilecekken rant için dışarıdan alındığını iddia etti.   
   
MHP'li Osman Durmuş, TBMM'de Afyon Milletvekili Abdülkadir Akcan ve Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy'la birlikte gerçekleştirdiği basın toplantısında, domuz gribi aşısıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Durmuş, Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın Şubat ve Mart aylarında grip aşısı yapılmazsa 21 milyon kişinin hastalanacağı ve 5 bin 300 kişinin öleceğini açıkladığını, bunun ise kehanet anlamına geldiğini öne sürdü.

Durmuş, domuz gribi aşısının tehlikeli olmadığını söyledi. Mevsimsel enfeksiyonların daha tehlikeli olduğunu anlatan Durmuş, "Tüm dünyada son bir yılda domuz gribi nedeniyle ölen hasta sayısı 4 bin 500. Domuz gribinin daha hızlı yayıldığı halde mevsimsel gripler kadar korkutucu ve öldürücü değil.

Aşının gerekliliği, etkinliği ve hem de öldürücü ve felç edici etkileri bilim çevrelerinde bir isteksizliğe ve karşı çıkışa yol açmıştır.

Bakanlığın satın aldığı Smith Klein, Pastör ve Novartis'in aşılarında alüminyun ve skualen maddesinin bulunması ve aşının yumurta aşısı olması, yan etkilerinin yüksek olmasına sebep olmaktadır.

Medeni ülkelerde ilaç, aşı üretildikten sonra laboratuarda etkinliği, yan etkileri biyolojik olarak hayvan deneyleri ile güvenirliği test edildikten sonra insan uygulamalarına faz1 ve faz2 geçilir.

Aşılarda faz1 uygulama daha çok üçüncü dünya ülkelerinde gönüllüler ve özendirme karşılığı yapılır. Faz2 geri kalmış ülke insanları üzerinde denenir.

Türkiye'ye alınan bu aşıların henüz faz1 sonucu yoktur. Yani bizim insanlarımız denek olarak kullanılacak. Bakan Akdağ, açıklamasında Amerika'da gönüllüler üzerinde yapılan bu deneysel testler için, Amerika'da aşılama başladı diyerek yanlış bilgi veriyor.

Bu davranışı ahlaki bakımdan sorgulanmalıdır. Ülkemiz insanını üçüncü dünya ülkesi vatandaşı gibi kobay olarak kullandırmak bakana ne gibi bir itibar kazandıracaktır?"

"HASTALIK ABARTILIYOR"

Durmuş, bazı kesimler tarafından domuz gribi tehlikesinin Türkiye'de kasıtlı olarak abartılarak toplumun korkutulmaya çalışıldığını ileri sürdü.

Bunların başında okulların tatil edilmesi ve eğitimin TV'den verilmesi projelerinin geldiğini ifade eden Durmuş, "Vaveylaya gerek yoktur. Bakanlık öğrenciler için zehirli ilaçlama araçları yerine tüm okullarımıza lavabolara sıvı sabunluklar yerleştirmeli.

El yıkama, ağız ve gözün korunması ile ilgili hijyenik bilgiler basın yayın yolu ve okullardaki eğitimle öğrencilerimize, halkımıza verilmelidir.

Milli Eğitim Bakanı, orta öğretim müfredatına ilk yardım ve sağlık bilgileri dersi koymalıdır." önerilerinde bulundu.

Bakan Akdağ'ın açıkladığı domuz gribi aşısı için ödenecek 500 milyon TL ile 25 hastane yapılabileceğini kaydeden Osman Durmuş, "Paniğe de aşıya da büyük bir ihtiyacımız yoktur. 40 milyon kişi aşılanarak ne fayda umulmaktadır?

Bakanın insanları zorla aşı olmaya çağırması ve korkutması ne kadar doğrudur?" değerlendirmesinde bulundu.

Durmuş, kendisinin ve ailesinin gripten koruyucu önlemlerle korunacağını, ancak domuz gribi aşısı olmayacaklarını söyledi.

"ÇOCUKLAR VE HAMİLELER KULLANMASIN"

Durmuş, aşının özellikle bazı risk gruplarında kullanılmasının sakıncalı olduğunu kaydetti. Bunların başında küçük yaştaki çocuklarla hamile kadınların geldiğini aktaran Durmuş, "Bazen yandaş bilim adamları oluyor. Domuz gribi aşısını bazı firmalar 4 yaşına kadar yasaklıyor. 4 yaşına kadar çocukların kullanması yasaksa bence tüm hamilelerin kullanmaması gerekiyor." dedi.

Öte yandan toplantıda konuşan eski bakanlardan Abdülkadir Akcan da Türkiye'nin her yıl 500 milyon TL'lik aşı ithal edeceğini belirterek, bu aşının Türkiye'de de üretilebileceğini iddia etti. Akçan, ülkenin tüccar zihniyetiyle yönetildiğini, buna insan sağlığının bile kurban edildiğini savundu.

haberler.com
〰〰〰〰🐠

fasulye

#31
 Siyah beyaz perdede, ipek mendillere kan tüküren esas kız marazlığına varacak gibi gibi... :hihi

Tuğra


''Domuz gribine neden olan virüs, her geçen gün güç kaybediyor. Virüsün daha zararlı etkilerini, vakanın ilk çıktığı tarihten itibaren kaybetmeye başlaması, bulaşıcı hastalıkların çoğunda aynıdır."

Bu sözler, domuz gribinin öldürme riskinin, dünyadaki tüm vakaların ortalamasına bakıldığında sadece yüzde 1.2 olduğunu söyleyen Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Osman Erganiş'e ait.

Prof. Erganiş, nesli tükenme tehlikesi altında olduğu için koruma altına alınan yaban koyunlarının paratüberküloz hastalığı nedeniyle ölmeye başlaması üzerine TÜBİTAK'ın desteğiyle yaklaşık 1.5 yıl içinde aşı geliştiren Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Mikrobiyoloji Bölümü Öğretim Üyesi.

Prof. Erganiş, domuz gribinin, domuza ait bir virüs ile insanı etki altına alan grip virüsünün birleşmesi sonucu ortaya çıkan, kuş gribi ya da at gribine benzer bir virüs olduğunu ifade etti.

PANİĞE NEDEN OLACAK BİR HASTALIK DEĞİL

Domuz gribini Türkiye için toplumda endişeye ve paniğe neden olacak bir hastalık olarak görmediğini belirten Prof. Dr. Erganiş, ''Domuz gribinin öldürme riski, dünyadaki tüm domuz gribi vakalarının ortalamasına bakıldığında sadece yüzde 1.2. Türkiye'deki vakalarda şu ana kadar kimse ölmedi, bu durum söylediklerimin doğruluğunun kanıtıdır'' dedi.

Domuz gribinin daha çok, çocuklar, yaşlılar, akciğer ve kalp yetmezliği olan, yani immün sistemi zayıf olan insanlar için tehlikeli olduğunu bildiren Prof. Dr. Erganiş, şunları kaydetti:

KORKUNÇ SENARYOLARA GEREK YOK

''Domuz gribine neden olan virüs, her geçen gün güç kaybediyor. Virüsün daha zararlı etkilerini, vakanın ilk çıktığı tarihten itibaren kaybetmeye başlaması, bulaşıcı hastalıkların çoğunda aynıdır. Mutlaka tedbirler alınmalı, ancak korkunç salgın senaryolarına gerek yok. Toplum, bu virüsle ilgili çok detaylı bilgiye sahip değil, herkesten de bu konuda çok detaylı bilgi sahibi olması beklenemez.

Domuz gribi konusu oldukça medyatik de bir konu, o yüzden yapılan haberler ya da maksadını aşan ifadeler halkta yanlış anlamaya, gereksiz boyutta tedirginliğe neden olabiliyor. Bu virüsün bulaştığı kişiler, tıpkı normal gripte olduğu gibi bir süre hasta oluyor. Çoğu vakada kişinin bünyesini kuvvetlendirici ilaç takviyeleri yapılıyor, kişi bir süre sonra sağlığına kavuşuyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde bu virüs öldürücü etki yapabiliyor.''

HALK GEREKSİZ YERE PANİK OLMAMALI

Domuz gribinden korkmak yerine tedbir almak gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Erganiş, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bu virüsten çok korkmamak lazım. Şu da önemli, bir süre sonra tüm grip vakaları domuz gribi gibi algılanabilir, bu da gereksiz tedirginlik yaratır. Bu nedenle acil yapılması gereken şey, Türkiye'deki hemen hemen tüm tıp fakültelerinde bulunan PCR tanı sistemini domuz gribi virüsü teşhisinde de kullanmak. Bunun için de görevlilere 3-5 günlük bir eğitim verilmesi yeterlidir. Böylece her şüpheli durum 'domuz gribi şüphesi' şeklinde medyaya taşınmayacak, halk da gereksiz yere panik olmayacaktır.''

Kaynak: NTV
〰〰〰〰🐠

adıgüzel

#33
Sağlığınız yerinde ve H1N1 hastalık belirtileri göstermiyorken virüsün vücutta üremesini, belirtilerin daha da şiddetlenmesini ve ikincil enfeksiyonların gelişmesini önlemek için dikkatimizi N95 veya tamiflu gibi ilaçları stoklamaya vermek yerine çoğu bildirgelerde bahsedilmeyen bazı çok basit önlemleri uygulayabiliriz.

Ellerinizi sık sık yıkayın.

Ellerinizle yüzünüze dokunmayın. Yemek, banyo ve yara bakımı gibi zorunluluklar dışında yüzünüzün herhangi bir yerine dokunmaktan kaçınınız.

Ilık tuzlu suyla günde iki kere gargara yapınız ( tuza güvenmiyorsanız listerin kullanınız). H1N1 'in boğaz ve burun boşluklarında çoğalıp Enfeksiyona sebep olarak karakteristik belirtileri göstermesi için 2 -3 güne ihtiyacı vardır. Sağlıklı bir kişinin ılık, tuzlu suyla gargara yapmasının etkisi hastalığa yakalanmış olan bir kişinin tamiflu kullanması ile aynıdır. Bu basit ucuz fakat güçlü önleyici yöntemi küçümsemeyiniz.

önleme benzer olarak; Burnunuzun içini en az günde bir kere ılık tuzlu suyla temizleyiniz. *Günde bir kere burnunuzu sümkürün ve sonra ılık tuzlu suya batırılmış pamuk tamponlarla silerek temizleyiniz. Bu yolla burnunuzda bulunak virüs sayısını etkili bir şekilde azaltmış olursunuz.

Narenciye suları gibi C vitamin bakımından zengin olan yiyecekler kullanarak doğal bağışıklığınızı güçlendiriniz. Eğer ilave olarak C vitamin kullanmak zorunda iseniz emilimi artırmak için mutlaka Çinko ile birlikte alınız.

Bitkisel çaylar, çay, kahve gibi sıcak veya ılık içeceklerden içebildiğiniz kadar çok içiniz. * Sıcak içecekler içmek gargara yapmakla aynı etkiye sahiptir fakat ters yöne doğru. Sıcak içecekler virüsleri yaşamaları mümkün olmayan ortama sahip olan mideye doğru yıkayarak götürürler. H1 N1 virüsü mide'de çoğalamaz, herhangi bir zarar veremez ve hayatiyetını devam ettiremez.

memurlarnet
Doğrunun doğruluğu bütün sülalesine akseder hepsini hayra götürür.

Tuğra

Domuz giribine bitkisel çözüm! -Video


"Domuz Gribi"nin bulaşma yollarının konuşulduğu programda hijyenin önemine dikkat çekildi. Birçok hastalığın "bitkisel olarak önleyici ve koruyucu tedavi kavramı ve yöntemleri konusunda" uzman olan Saraçoğlu "domuz gribine hangi bitkilerden çare olduğunu" anlattı. İşte özel bağışıklık formülleri, izleyin...

http://media.samanyoluhaber.com/(X(1)A(QfqFCLmNygEkAAAANmZkZTI1OGYtNTcwNS00OWE0LTg5MDgtZmFiNzM4YTI1M2RmzZNYJmC8UvgGSn4gKgP4bPGHg8M1))/PlayMedia.aspx?Param=habervideo/2009/10/26/3.html&AspxAutoDetectCookieSupport=1
〰〰〰〰🐠

Tuğra


Şu anda görülen grip vakalarının mevsimsel değil, domuz gribi olarak kabul edildiği belirtildi. İşte o açıklama. Domuz gribinin yayılmasını önlemek için çeşitli önlemler alınıyor. Bu kapsamda okullar tatil edilirken, dezenfeksiyon çalışmaları da tüm hızıyla sürüyor.

Hürriyet gazetesine konuşan Sağlık Bakanlığı Pandemi İzleme Bilim Kurulu üyesi Prof. Mehmet Ceyhan, mevsimsel gribin Kasım ayında başlayacağının belirterek, şu anda görülen tüm vakaların domuz gribi olarak kabul ettiklerini söyledi.

En az birkaç bin vaka olduğun ifade eden Ceyhan, "Bundan böyle yatan hasta ve kritik hastalar dışında kimseye test yapılmayacak" dedi.

Nezlenin daha farklı olduğunu hatırlatan Ceyhan, ateş ve kas ağrılarıyla seyreden rahatsızlığın grip olarak adlandırılabileceğini kaydetti.

Ceyhan, şöyle konuştu: "Şu anda çok kişi domuz gribini ayakta atlatıyor. Grip belirtisi gösteren hekese gıdalarına dikkat etmelerini ve iyi dinlenmelerini öneriyoruz.

Bu arada, okulları tatil etmekteki amacımız daha iyi tedbirler alabilmek yoksa şu anda böyle bir erteleme yayılımı engelleyecek diye bir şey yok.

İnsanların toplu mekanlardan uzak durmasını öneremiyoruz. Çünkü bunu önermek sadece hastalığın zamanının ötelemek anlamına gelir."

BAKIR: NEREDEYSE TAMAMI DOMUZ GRİBİ

Radikal gazetesine konuşan Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlğı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Bakır ise, "Grip olan kişilerde hangi virüs olduğuna bakıldığında yüzde 99'un da domuz gribi görülüyor. Yani neredeyse tamamı domuz gribi, mevsimsel değil" dedi.

Haber Aktüel
〰〰〰〰🐠

İsra

Domuz Gribi, dünya genelinde önemli bir sağlık sorunu. Bu hastalığa yol açan virüs, kolayca bulaşabiliyor. Domuz gribinden korunmak ve bulaşma riskini azaltmak için öncelikle hastalıkla ilgili bilgilenmek ve bazı önlemler almak gerekiyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sesin Kocagöz domuz gribi ile ilgili merak edilenleri tüm yönleriyle anlattı...

NEDİR?

1. Domuz gribi nedir?

Domuz gribi, insanlarda mevsimsel gribe benzer şikayetlere yol açan viral bir hastalıktır. Kaynağı, A (H1N1) tipi virüstür.

Bu yeni virüs; insan, domuz ve kuş virüslerinin karışımıdır. Domuz gribi denmesinin nedeni ise, domuzlar arasında görülen grip virüsüne benzemesidir.

BULAŞMA YOLLARI

2. Hastalık nasıl bulaşır?

Domuz gribi, mevsimsel grip gibi, solunum (hava) yoluyla bulaşır. Hastalanan kişi; öksürürken ve hapşırırken havaya virüslü tükürük zerrecikleri yayılır. Hasta olmayan kişiler bu zerreciklerle temas ederse virüs onlara da bulaşır. Şöyle ki; kişi, grip virüsünün bulaşma oranının yüksek olduğu masa, sandalye gibi yüzeylere dokunduktan sonra ellerini, ağız, göz ya da burnuna götürürse hastalık etkenini kendi vücuduna bulaştırmış olur. Bu yüzeylerde virüsün ne kadar süreyle canlı kalabileceğini ısı, nem oranı, yüzey niteliği gibi pek çok faktör etkiler. Ancak her ihtimale karşı, hasta kişinin temas ettiği yüzeylere dokunulmamalı, herhangi bir sebeple dokunulduysa eller mutlaka yıkanmalıdır.

3. Kuluçka süresi (virüsün vücuda girmesinden, hastalık belirtileri ortaya çıkana kadarki süre) ne kadardır?

Kuluçka süresi 1-7 gün arasında değişir.

4. Hastalanan kişi, hastalığı ne kadar süreyle bulaştırabilir?

Erişkinler yaklaşık 7 gün, çocuklar ise 12 gün süreyle virüsü bulaştırabilirler.

BELİRTİLERİ

5. Belirtileri nelerdir?

Domuz gribinin belirtileri, mevsimsel grip belirtilerinden farklı değildir. Ateş, burun akıntısı ya da öksürük gibi solunum yolları bulguları, boğaz ağrısı, vücut ağrısı, baş ağrısı, halsizlik ve yorgunluk en sık görülen yakınmalardır. Seyrek olarak ishal ve kusma da görülebilir. Altta kronik hastalıklar gibi başka hastalıkları olan kişiler, mevsimsel gripte olduğu gibi Domuz Gribi için de risk grubu oluşturmakta ve hastalık bu kişilerde daha ağır seyretmektedir.

6. Çocuklarda ve yetişkinlerde hastalığın belirtilerinde fark var mıdır?

Genelde yoktur; ancak küçük çocuklarda dikkat edilmesi gereken ek belirti huzursuzluk, iştahsızlık ve uyku hali olarak görülebilir.

7. Erişkinlerde acil müdahale gerektiren belirtiler nelerdir?

• Zor nefes almak veya nefes darlığı

• Bilinç bulanıklığı

• Sık ve uzun süreli kusma

8. Çocuklarda acil müdahale gerektiren belirtiler nelerdir?

• Hızlı veya zor nefes alma

• Vücutta solgunluk ya da morarma

• Beslenememe

• Uyarılara cevapta azalma

• Uykuya meyil

• Huzursuzluk

• Ateşle beraber döküntü görülmesi

9. Domuz gribi ile mevsimsel grip arasındaki en belirgin fark nedir?

Aralarında belirgin bir fark yoktur. İkisi de benzer virüsler ile gelişmektedir.

TEŞHİS YÖNTEMLERİ

10. Domuz gribi nasıl teşhis edilir?

Bu hastalığın tanısı, burundan veya boğazdan alınan sürüntü örneğinden çalışılan testler ile konur.

11. Hangi durumlarda test önerilir?

Soğuk algınlığı belirtileri olanlardan hastaneye yatacak kadar ağır tablosu olanlar ile risk gurubunda olanlara önerilir.

12. Risk grubunda kimler yer alır?

Risk grubunda olanlar; gebeler, 2 yaş altı bebekler, 65 yaş üstü yaşlılar ile, kronik bronko-pulmoner hastalık, kronik kardiyovasküler hastalık, kronik nörolojik hastalık, diyabet, kronik akciğer hastalığı (astımlılar dahil), karaciğer yetmezliği, böbrek yetmezliği olanlar ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler.

KİŞİSEL KORUNMA YÖNTEMLERİ

13. Hastalıktan korunmak için nelere dikkat etmeli?

• Hasta görünen, ateşli ve öksürüğü olan kişiler ile yakın temas etmek zorundaysanız.

(1 metre kadar yakınına gelinecekse) maske takın ve temastan sonra elerinizi sabunlu su ile yıkayın.)

• Ellerinizi sık sık su ve sabun ile yıkayın. Özellikle öksürdüğünüzde veya hapşırdığınızda mutlaka yıkayın. Yıkama olanağı yok ise alkol bazlı el dezenfektanları kullanın.

• Öksürdüğünüzde veya hapşırdığınızda ağzınızı kağıt mendil ile kapatın. Mendili çöp kutusuna atın. Ardından ellerinizi yıkayın.

• Ellerinizi gözünüze, burnunuza ve ağzınıza sürmeyin. Virüsün bu yolla yayıldığını unutmayın.

• Eğer hasta iseniz evde kalın ve diğer kişilerle temasınızı sınırlandırın.

14. Soğuk algınlığı yaşayanlar ne tür önlemler almalı?

• Kendinizde soğuk algınlığı belirtileri hissettiğinizde hastalığınız ile ilgili ailenizi ve iş yerinizi mutlaka bilgilendirin.

• Mümkün ise bulaştırma riskini en aza indirmek için evde kalın ve kalabalıktan, okuldan, işten uzak durun.

• İstirahat edin ve bol sıvı alıp, var olan yakınmalarınıza yönelik tedavi uygulayın. Boğaz ağrısı için pastil, yüksek ateş, baş ve genel vücut ağrısı için ateş düşürücü, ağrı kesici alabilirsiniz.

• Hapşırırken ve öksürürken ağzınızı ve burnunuzu tek kullanımlık mendillerle kapayın ve kullanılmış mendilleri uygun şekilde yok edin. Özellikle hapşırdıktan veya öksürdükten sonra, ellerinizi iyice yıkayın.

• Yakınmalarınız artar ve soluk alırken zorlanma da başlar ise en yakın sağlık merkezinin acil servisine başvurun. Mümkün ise önceden, hekiminiz ile temasa geçin ve bilgilendirin.

• Yolculuk sırasında ağzınızı ve burnunuzu maske ile kapatarak etrafa bulaştırma riskini azaltın.

• Yakınmalarınızda artış olursa hekiminiz ile irtibata geçiniz.

AŞI İLE KORUNMA

15. Mevsimsel grip aşısı domuz gribine karşı koruma sağlar mı?

Hayır sağlamaz.

16. Kimler domuz gribi aşısı yaptırmalı?

Sağlık personeli ile enfeksiyonu ağır geçirme olasılığı olan risk grupları bu aşıyı yaptırmalıdır.

17. Domuz gribine karşı korunabilmek için beslenmede nelere dikkat etmeli?

Özel beslenmeye gerek yoktur. Sadece bol sıvı tüketmeye özen gösterilmelidir.

TEDAVİSİ

18. Domuz gribi olgularında kullanılan etkin bir ilaç var mı?

Gerektiğinde doktor kontrolünde kullanılabilecek ilaçlar mevcuttur. Bu ilaçlar doktor tarafından önerilmedikçe, reçetesiz olarak kesinlikle kullanılmamalıdır.

19. Domuz gribi hakkında tedavi uygulamaya ehliyetli kurum var mı?

Sağlık Bakanlığı'nın çeşitli dönemlerde tahsis ettiği hastaneler vardır.

20. Domuz gribi ile ilgili doğru ve resmi bilgi kaynağı neresidir?

http://www.grip.saglik.gov.tr/halka-yonelik-bilgiler-il9.html

http://www.who.int/csr/disease/swineflu/en/index.html

Tuğra

Dr.Vinay Goyal: Yoğun bakım ve Tiroit uzmanıdır. MBBS, DRM DNB.

20 yıldan fazla klinik tecrübesi vardır.

Hinduja Hastanesi, Bombay hastanesi, Saife Hastanesi, Tata Memorial hastanesi gibi önemli kurumlarda görev yapmıştır..

Şu anda Malad'da, Riddhiviayak Cardiac and Critical center'da Nükleer ilaç departmanı ve tiroit klinikleri şefi olarak görev yapmaktadır.

Mikrobun vücuda giriş noktaları yalnızca burun delikleri, ağız ve boğaz yoluyla olmaktadır. Çok bulaşıcı bir yapıya sahip olmasından dolayı her türlü önleme karşı H1N1 virüsüyle temas etmekten kaçınmak veya korunmak imkânsızdır. H1N1 virüsüyle temas etmek virüsün vücutta çoğalması kadar önemli değildir.

Sağlığınız yerinde ve H1N1 hastalık belirtileri göstermiyorken virüsün vücutta üremesini, belirtilerin daha da şiddetlenmesini ve ikincil enfeksiyonları n gelişmesini önlemek için dikkatimizi N95 veya tamiflu gibi ilaçları stoklamaya vermek yerine çoğu bildirgelerde bahsedilmeyen bazı çok basit önlemleri uygulayabiliriz.
 
1.Ellerin sıklıkla yıkanması ( Bütün bildirgelerde bahsedilmiştir)
 
2."Hands-off-the- face" "Ellerinizle yüzünüze dokunmayın" yaklaşımı. Yemek, banyo ve yara bakımı gibi zorunluluklar dışında yüzünüzün herhangi bir yerine dokunmaktan kaçınınız.
 
3.Ilık tuzlu suyla günde iki kere gargara yapınız( tuza güvenmiyorsanı z listerin kullanınız).  H1N1 'in boğaz ve burun boşluklarında çoğalıp enfeksiyona sebep olarak karakteristik belirtileri göstermesi için 2 -3 güne ihtiyacı vardır.  

Sağlıklı bir kişinin ılık, tuzlu suyla gargara yapmasının etkisi hastalığa yakalanmış olan bir kişinin tamiflu kullanması ile aynıdır. Bu basit ucuz fakat güçlü önleyici yöntemi küçümsemeyiniz.
 
4.Yukarıdaki 3. Önleme benzer olarak; Burnunuzun içini en az günde bir kere ılık tuzlu suyla temizleyiniz.  *Günde bir kere burnunuzu sümkürün ve sonra ılık tuzlu suya batırılmış pamuk tamponlarla silerek temizleyiniz. Bu yolla burnunuzda bulunak virüs sayısını etkili bir şekilde azaltmış olursunuz.

5.Narenciye suları gibi C vitamin bakımından zengin olan yiyecekler kullanarak doğal bağışıklığınızı güçlendiriniz. Eğer ilave olarak C vitamin kullanmak zorunda iseniz emilimi artırmak için mutlaka Çinko ile birlikte alınız.
 
6.Bitkisel çaylar, çay, kahve gibi sıcak veya ılık içeceklerden içebildiğiniz kadar çok içiniz. * Sıcak içecekler içmek gargara yapmakla aynı etkiye sahiptir fakat ters yöne doğru. Sıcak içecekler virüsleri yaşamaları mümkün olmayan ortama sahip olan mideye doğru yıkayarak götürürler. H1 N1 virüsü mide'de çoğalamaz, herhangi bir zarar veremez ve hayatiyetını devam ettiremez.
                                                                          
Dr.Vinay Goyal                                                                                          
〰〰〰〰🐠

Tuğra

Türkiye'de de etkisi görülmeye başlanıp, insanları tedirgin eden domuz gribi, vatandaşları bitkisel ürünlere yöneltti.

Domuz gribi aşısıyla ilgili tartışmalar sürerken, vatandaşlar gribin vücut direncini düşürmesi nedeniyle korunmak amacıyla direnci artıran şifalı bitkilerin satıldığı aktarların yolunu tuttu.

Şifalı olduğu belirtilen bitkilerden özellikle bağışıklık sistemini güçlendirici adaçayı, ıhlamur, tarçın, karanfil, yeşil çay, sığır kuyruğu, ısırgan ve papatya tercih ediliyor.

Gaziantep'teki tarihi Köşker Çarşısı'nda bitkisel ürünler satan Bülent Bilici, "Son dönemde Domuz gribi nedeniyle çok sayıda vatandaş grip ve bağışıklık sistemini güçlendirici bitkisel ürünler alıyor" dedi.

Domuz gribinin önlem alınmadığı takdirde zatürreeye çevirip tehlikeli bir hal aldığını anlatan Bilici, "Bize bununla ilgili sorular soruyorlar. Biz de bağışıklık sistemini güçlendirici adaçayı, ıhlamur, tarçın, karanfil ve zencefil gibi bitki türlerini öneriyoruz.

Çünkü bu tür kökler vücuttaki bağışıklık sistemini kuvvetlendirerek iltihaptan ve diğer rahatsızlıklardan koruyor. Ama vatandaşların bunları temin ederken, bilinçli yerlerden almalarını tavsiye ediyoruz" diye konuştu.

Bilici, şifalı ot türlerinin 3-4 dakika demleme yöntemiyle içilerek, kök türü bitkilerinin ise suda 10 dakika kaynatılarak şeker veya limonla tatlandırılıp içilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Hangi bitki neye iyi geliyor?

Zencefil: Kan dolaşımını uyararak solunum yolu rahatsızlıklarında ısıtıcı ve sakinleştirici etkiye sahiptir.

Ada Çayı: Bademcik iltihabında yapılan gargara gerçek bir yardımcıdır. İçeriğindeki cineol, öksürüğü engeller. Antibiyotik özelliği vardır. Yabani olmayan adaçayının kullanılması tavsiye ediliyor.

Isırgan: Otu ve çayı bahar nezlesi yani alerjik nezleye iyi gelir. Soğuk algınlığına yatkınlığı engeller. Isırgan otu, A, B, C vitamininin yanı sıra demir içeriğinden dolayı güçsüzlüğe de iyi gelir. Aşırı üşütmelerde solunum yollarının açılmasını sağlar.

Karanfil: Mikropları öldürür. Ağrıları dindirir. Sinirleri uyarır. Hazmı kolaylaştırır. Koku giderir. İştah açar.

Kekik: Bedeni kuvvetlendirir. Hazmı kolaylaştırır. Kalp çarpıntısını keser. Bağırsak iltihaplarını iyileştirir. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardım eder. Kandaki şeker miktarını azaltır.

Papatya: Her derde deva bir bitki. Tahriş olmuş, temizliğe ve ferahlamaya ihtiyacı olan ciltler için ideal. Kurutulmuş papatyalardan hazırlanmış bir losyonla gözlerinize yapacağınız kompres şişkinliğini alıyor.

İğde çiçeği: Kuvvet verici ve antiseptiktir. C vitamini deposudur. Gribe karşı etkilidir.

Meyankökü: Grip, nezle, anjin ve nefes darlığına faydalıdır. Öksürük ve balgam söktürür. Yüksek tansiyonu düşürür.

Hürriyet
〰〰〰〰🐠

adıgüzel

Domuz gribi testi ve tedavisi
31 Ekim 2009 11:21
Domuz gribi şu anda İstanbul'da salgın halinde. Ben her gün birkaç gripli hasta görüyorum, bunların çoğunun H1N1 suşu hastası olduğunu biliyoruz. Şimdiye kadar Domuz Gribi virüsü olduğu laboratuar da belgelenmiş dört kişi gördüm. İki çocuk ve anne babaları. Çocukların rahatsızığı 7-8 gün sürdü, ilk gün ateşleri 39 dereceye çıktı, iki gün içinde düştü ve hastalık bildiğimiz grip gibi seyredip kendiliğinden geçti. Anne babada ateş olmadı ama boğazda yanma, özellikle akşamları kas ve eklem ağrıları yorgunluktan şikayet ettiler. On gün sonunda onların da hiç şikayeti kalmadı. Aslına bakarsanız bende de geçen hafta benzer belirtiler oldu, aldırmadım, spor programımı bile aksatmadım, bir iki gün içinde daha iyi hissedeceğimi düşünüyorum.


Domuz gribinin testi var mı?

Son günlerde pek çok hastam domuz gribi testini soruyor. Domuz gribine özel H1 N1 testi Türkiye'de devlete ait iki merkezde yapılıyor. Bu nedenle ben test yaptırmak istiyorum diyerek yaptırma imkanınız yok. Sağlık Bakanlığı'nın yaptığı açıklamalardan anladığımız kadarıyla bundan sonra test sadece rahatsızlığın ağır seyrettiği düşünülen, yüksek ateş, şuur bulanıklığı, solunum sıkıntıları olan (dolayısı ile hastanede takibe alınan) hastalara yapılacak. Buna karşılık domuz gribi geçirip geçirmediğimizi başka bir testle anlayabiliriz.

İnfluenza A testi nasıl yapılıyor?

Özel steril torbaların içindeki ucu pamuklu burun çubukları dört santim kadar burun içine itilerek burun salgısı alınıp özel bir solüsyon içine çözülüyor ve antijen (virüsün kendisi) aranıyor. Sonuç yarım saat içinde belli oluyor.

Hangi testle?

Grİp virüslerinin aynı insanlar gibi aileleri ve sülaleleri vardır. Domuz Gribi virüsü 'İnfluenza A' dediğimiz virüs ailesine aittir. Şöyle anlatayım; Domuz Gribi virüsünün kimliğine baktığınızda adı hanesinde: Domuz Gribi yazar, soyadı kısmında ise : 'İnfluenza A' yazar. Şu anda neredeyse her laboratuvarlarda yapılabilen bir testle virüsün adını göremeyiz ama ama soyadını görebilir, soyadından yola çıkarak bunun adı Domuz Gribidir diye tahmin edebiliriz. Zaten şu günlerde 'İnfluenza A' testi pozitif olan kişilerin % 90 olasılıkla domuz gribi geçirdiklerini biliyoruz.

Grip olanlar test yaptırmalı mı?

Grİp olanların bu testi yaptırmalarına gerek yok. Domuz gribinin fazla öldürücü olmadığını, normal gripten hiçbir farkı olmadığını biliyoruz artık. Tabii ki ölümler olacak ama daha önceki griplerde de oluyordu, tek fark eskiden haberimiz olmuyordu şimdi hastane önünden canlı yayın yapılıyor. Test pozitif çıktığında farklı bir tedavi de önermediğimize göre boş yere 80-100 TL vermenin bir anlamı yok.

KİMLER TEST YAPTIRMALI: Örnekler vererek anlatayım. Bugüne kadarki istatistikler hamilelerde hastalığın daha ciddi seyrettiğini gösterdi. Bu yüzden diyelim eşiniz hamileyse ve sizde de grip bulguları başladı ise İnfluenza A testi yaptırmanız doğru olur. Eğer test pozitif çıkarsa on gün süreyle grip belirtileri tam olarak geçene kadar eşinizin yanına yaklaşmazsınız. Aynı şey yatalak, çok ağır şeker, böbrek hastalarının yakınları için de geçerli. Grip olduklarından şüpheleniyorlarsa eğer imkan varsa hasta ve yaşlı büyüklerinin yanlarına yaklaşmasınlar. Eğer çocuğunuzda grip bulguları ile birlikte yüksek ateş varsa iki gün sabredin. Bu arada paniklemeyin ateş 39 dereceyi geçmedikçe ateş düşürücü vermeyin. Novalgine, Aspirin ve Bebek Aspirini sakın vermeyin. Ateş 39 derce üzerinde ise parasetamol içeren şuruplar veya hapından verebilirsiniz. Ateş üçüncü gün de devam ediyorsa o zaman İnfluenza A burun akıntısı testi yapmanın bir mantığı olabilir. Pozitif çıkarsa doktorunuz çocuğunuzu daha yakın bir takibe alır.

DR. MURAT KINIKOĞLU



Doğrunun doğruluğu bütün sülalesine akseder hepsini hayra götürür.

Tuğra


Her gün çiğ 3-4 diş sarımsak yemenin domuz gribinden korunmak için yararlı olabileceği belirtildi.



KAYSERİ - Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yalçın Tekol, her gün yenecek orta boyda 3-4 diş çiğ sarımsağın, domuz gribinden korunmak için yararlı olabileceğini söyledi.

Sarımsağın domuz gribi virüsüne etkisinin özel olarak test edilmediğini belirten Tekol, ''Ancak, daha önce yapılan denemelerde sarımsağın grip virüsünün çeşitli tiplerine karşı etkili olduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla domuz gribinden korunmak için de sarımsak etkili olabilir'' dedi.

Tekol, sarımsağın gripten koruyucu etkisinin kısa sürdüğünü, bu nedenle her gün yenilmesi gerektiğini vurgulayarak, ''halkın sarımsak yemesini engelleyen en önemli nedenin, sarımsağın nahoş kokusu olduğunu, ancak herkesin sarımsak tüketmesi halinde kokusundan kimsenin rahatsız olmayacağını'' söyledi.

aa
〰〰〰〰🐠

Lika

Önceki yazımızda kuş gribinin arka planı özetlemeye çalışmıştık. Hem ülkemizde hem de dünyada gripler öldürücü bir hastalık. Lakin ‘domuz gribi’ gibi laboratuar virüsleri, iddia edildiği gibi diğer virüsler kadar tehlikeli değil.



Birçok tehlikeli virüs ile gıda güvenliği konusunda hatta ülkenin ekmek sorunu için bile önlem al(a)mayan bir bakanlığın, iş bu tür bir merkezden yönetilen ve ilaç firmalarının aç kurtlar gibi saldırdığı medyatik bir virüsle ilgili gösterdiği refleks, ister istemez sağduyulu çevreleri tedirgin ediyor.



Oluşturulan bu tedirginliğin baş sorumlusu hiç kuşkusuz Sağlık Bakanı ve ekibi. Her türlü çabaya rağmen, arzular gibi gözüktükleri sonucun ortaya çıkmayacağı ortada.



Ülkeye getirildiği iddia edilen aşıların tartışmasız bir komplo olduğu, su götürmez bir gerçek. Bu nedenle neden aşı olmamamız gerektiğini ve insanlığa reva görülen bu komplodan kimin ne çıkarı olduğunu izah etmeye gayret edelim. Aşı neden gereksiz, hatta neden tehlikeli ve de neden aşı olmamalıyıza geçmeden önce, Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın domuz gribi ile ilgili basına yansıyan açıklamalarından örnekler sunalım. Sonra konu ile ilgili çıkar çevrelerinin hedeflerini irdeleme gayret edelim.



Sağlık Bakanı Recep Akdağ;



30 Nisan 2009 : “Domuz gribinin ortaya çıkmasından sonra gece çok geç saatlere kadar yatmıyorum”



11 Haziran 2009 : “Biz aşıyı satın alma konusunda masaya oturmuş, önde gelen ülkelerden biriyiz. Domuz gribine yönelik aşın, birkaç ay içerisinde geliştirilebilecek ve aşı üretiminin yaklaşık 3-4 ay sürebilecek.”



08 Eylül 2009 : “Hastalığın aşı ile ilgili gelişmelerinin de henüz tamamlanmamış olmasıdır”



08 Eylül 2009 : “Bu hastalık, bütün dünyada önümüzdeki aylarda çok hızlı bir şekilde yayılacak. Burada önemli olan kendi ülkemiz açısından bu yayılmayı yavaşlatmak, riskli grupları iyi korumak, onları aşılamaktır. Ne yapacağımızı bilmektir. Çok insan hastalanacaktır, buna hazırlıklı olalım”



18 Eylül 2009 : “Domuz Gribi hastalığı, bütün dünyada önümüzdeki aylarda hızla yayılacak”



08 Ekim 2009 : ''3 ayrı firmadan aşı alıyoruz. Bu firmalardan biriyle anlaşmamız bitti. 25 milyon doz aşıyla ilgili sözleşmemizi bitirdik, tamamladık. İlk dozları bu ayın sonuna kadar almış olacağız. Bunu da ilk defa açıklıyorum. Aşağı yukarı 18 milyon doz aşıyla ilgili olarak da anlaşmamızı bu ay içinde bitirebileceğimizi düşünüyoruz. Önümüzdeki 6 ay içerisinde bu aşılar Türkiye'ye gelecek. Aşağı yukarı 20 milyon doza yakın, 17-18 milyon doz aşının yıl tamamlanmadan elimizde olacağını ümit ediyoruz. Anlaşmaları bu şekilde yaptık''



10 Ekim 2009 : “Ekim ayında ilk partisi alınması planlanan aşıda ciddi yan etki tespit edildiği takdirde aşılamadan vazgeçilebiliriz. Gerekli görülürse okulların kapatırız”



10 Ekim 2009 : “Türkiye’de hiç aşı yapılmazsa, nüfusun tahminen 3’te birinin hastalanacak, 5 bin kişi hayatını kaybedecek. Dolaylı kayıplar hariç salgının toplam maliyetinin 1.1 milyar TL olacak. Ama biz önlemimizi aldık. 1 milyon 800 bin kişinin hastalığa yakalanacağını ve 400 ölümünün gerçekleşeceğini öngörüyoruz”



10 Ekim 2009 : “2,5 milyon kutu antiviral ilaç ve 400 bin adet sağlık personeli koruyucu kiti stoklandı”



10 Ekim 2009 : Aşılar üç ayrı firmadan temin edilecek. Ocak başına kadar 48 milyon aşı siparişinin yüzde 35’i teslim edilecek ve aşılar ücretsiz yapılacak. Okulların kapatılabilecek, yarıyıl tatilinin uzatılabilecek”



13 Ekim 2009 : “Domuz gribi aşısı Ekim ayının 3. haftasında Türkiye'ye ulaşacak. Siparişimiz de 20 milyon dozdan 48 milyon doza çıkarıldı…” diyor.



Son günlerin en dikkat çekici konusunun demokratik açılımlar olması gerekirken, Sağlık Bakanı’nın kehanet dolu açıklamaları siyaseten gündem değiştirmeye mâtuf değilse –ki Sağlık Bakanının yedi yılda böyle bir becerisine rastlanmadı– cevaplanması gereken onlarca soru ortaya çıkmakta.



Bizde sorularımızı bilgi edinme hakkımızı kullanarak Sağlık Bakanlığı’na yönelttik.



Bakanlığa yönelttiğimiz ve cevaplanmasını beklediğimiz sorular?

1-      Yukarıdaki cümleler Sağlık Bakanı Recep Akdağ’a mı aittir?

2-      Bakan bey daha Nisan ayında aşının birkaç ay çerisinde geliştirileceği bilgisine nasıl ulaşmıştır?

3-      Hastalığın bütün dünyada hızlı bir şekilde yayılacağı kanaatine nasıl varılmıştır?

4-      Aşının üretiminin 3-4 ay alacağı bilgisine nasıl ulaşmıştır?

5-      48 milyon doz aşı alımı doğru mudur?

6-      Doğru ise zikredilen üç firmanın isimleri nedir?

7-      Bu üç firmanın ürettiği aşıların marka/isimleri nelerdir?

8-      Bu üç firmanın aşıları lisans almış mıdır?

9-      Bu aşılar insanlarda denenmiş midir?

10-  Denenmiş ise kaç kişide denenmiştir?

11-  Söz konusu aşıların denendiği insanlarda herhangi bir yan etkisi olmuş mudur?

12-  Yan etki olmuş ise bunlar nelerdir?

13-  Bu aşılar ihale kanunun hangi maddesine göre alınmıştır?

14-  Aşıların birim fiyatı ve toplam fiyatı kaç TL’dir?

15-  Aşılara ödenecek para hangi kaynaktan karşılanacaktır?

16-  Aşıların üretim ve son kullanım tarihi arasındaki aralık ne kadardır?

17-  Sağlık Bakanlığı’nın domuz gribi aşısının Türkiye’de üretilmesi için bilimsel bir çalışması olmuş mudur? Bu alanda çalışmak isteyen bilim çevreleri ile işbirliği yahut katkısı olmuş mudur?

18-  Bu aşılar Türkiye’de üretilemiyor ise Türkiye’de üretilmesinin önündeki engeller nelerdir? Türk bilim çevreleri bilimsel yeterlilik yahut ekonomik yeterlilik açılarından yetersiz mi kalmaktalar?

19-  Türk halkının üçte birinin domuz gribine yakalanacağı kanaatine nasıl ulaşılmıştır?

20-  Aşı olmayan ve domuz gribine yakalanan 5 bin kişi hayatını kaybedeceği kanaatine nasıl varılmıştır?

21-  Bakanlığınız yahut Sağlık Bakan’ı Azrail’le iletişim halinde midir?

22-  Aşı yararlı ise aşı olan kimselerden neden 1 milyon 800 yüz bin kişi domuz gribine yakalanacak ve 400 kişi neden ölecektir?

23-  Türkiye Sağlık Bakanı gibi ülkesinden kaç kişinin domuz gribine yakalanacağı ve öleceği konusunda rakam veren başka bakan var mı?

24-  Domuz gribin ABD’li tohum ve ilaç üreticileri ile Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Ticaret Örgütü ile organik ya da inorganik bir bağı var mı?

25-  Satın aldığınız domuz gribi aşılarını üreten üreticilerin Rockefeller Grubu ile bir bağı var mı?

26-  Domuz gribi mikrobu ile aşısının Rockefeller Grubu’nun dünya nüfusu azaltmak için 1952’den bu yana yürüttüğü nüfus planlaması ve kısırlaştırma programı ile bir ilişkisi var mı?

27-  Türkiye’de aşı olmak istemeyen kişilere karşı ne tür bir müeyyide öngörülmekte?

28-  Bu kadar kişi ölmez ise Sağlık Bakanı istifa etmeyi düşünüyor mu?

29-  Bu kadar kişi ölmez ise Sağlık Bakanımızın haklı çıkmasını sağlayacak bir önleminiz var mı?

30-  Satın aldığınız aşıların gençler ve gelecek nesiller üzerinde kısırlaştırıcı dâhil bir yan etkisi ortaya çıkması ihtimaline karşı bir önlem alındı mı?



Bakanlığın sorularımıza vereceği –ki verir ise- köşemizden sizlerle paylaşacağız.



Neden aşı olmamamız gerektiğinin cevabı aslında kuş gribinin her gün daha da netleşen hikâyesinde yatıyor.



Burada ana amaçlardan birinin Rockefellere Grubu’nun 1952’de kurduğu ‘Dünya Nüfus Konseyi’nin istenmeyen ırkları ortadan kaldırmak ve dünya nüfusunu azaltmak projesini bir parçası olmak ihtimali çok yüksek.



Kaldı ki 50 milyar dolar kâr öngörülen domuz gribi aşısının ilaç şirketlerini  –ki bu ilaç şirketlerinin önemli kısmı Rockefeller’le direkt ve endirekt yollarla ilişkili– küresel çapta plan yapması ve psikolojik harp yöntemleri dâhil, her türlü yöntemi kullanacağından hatta uzman satın almak gibi çok kullanılan yöntemleri deneyebileceğinden kuşku duymamak mümkün olabilir mi?



Elbette olamaz…



O halde bu oltaya takılmamak gerekiyor…



Griplerden nasıl korunabiliriz?



Domuz gribi ne boyutta olursa olsun, diğer grip türleri kadar öldürücü olmadığı hatta grip türlerinin en basiti olduğu ortada. Birçok sağduyulu uzmanda bu gerçeği teyit ediyor. Bakanın ifade ettiği gibi bir boyuta asla ulaşmayacak.



Çünkü bakan verdiği kehanet dolu rakamlarının DSÖ’nün birkaç ay önce virüsün dünya çapında ulaşacağını planladığı verilerini –fakat bu partnerlerinin bu kez beceriksiz çıkması nedeniyle planlanan gibi gitmedi– Türkiye nüfusuna orantılanmasından kaynaklandığı çok açık.



Bu yüzden bile aşı olmak akıllıca bir eylem olamaz. Sadece bu aşıyı değil, diğer aşıları olmakta asla gerekli değil. (Bunun en önemli nedenleri arasında Dünya Tarım, Sağlık ve Ticaret örgütlerinin gerçek yüzünü bilmekle de alakalı olduğunu göz ardı etmemeliyiz)



Konuyu bir çarpıcı örnekle açmaya çalışalım.



Yaklaşık iki yıl önce Sağlık Bakanlığı merkez teşkilatı bütün ekibine grip aşısı yaptırır. Aşıdan sonra hukuk servisinde çalışan bir kişi “Pnömoni” kaparak 1 ay yatmak zorunda kalır.   İdari Mali İşler Dairesi’nde görevli bir kişi ise “Guilan-Barre sendromu” adlı bir hastalığa yakalanıp altı ay kadar yatar. Çok tehlikeli bir süreç getiren bakanlık çalışanın hastalığının halen de devam ettiği ifade ediliyor.



Bu süreçte İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü ise aşıları kendi personeline yaptırmaktan çekinir. Burada şu soru önem kazanır. Neden acaba? İletişim kurabildiğim birçok bakanlık çalışanları domuz gribi aşısını kendisine ve ailesine asla yaptırmayacağını belirtiyor.



Bu çarpıcı örnek bile aşıları neden yaptırmamız gerektiği konusunda bizlere önemli ipuçları vermekte. Bu durum sadece bizde geçerli değil. ABD sağlık çalışanları, aşı olmamak için dava bile açtılar. Hâkeza Almanya bu konuda en ciddi sorunların yaşandığı ülkelerden biri.



İster domuz gribi açısından isterse de diğer bulaşıcı hastalıklardan korunmak için yapmamız gereken aşı olmak değil, özellikle toplu taşıma araç ve gereklerini kullandıktan sonra ve mümkünse her sabah ve akşam elimizi, yüzümüzü sirke ile yıkamaktır.



Bunun yanı sıra mutlaka meyve ve sebzeleri, yemek kaplarımızı ve çamaşırlarımızı sürekli olarak sirke ile yıkamamız birçok bulaşıcı hastalıktan korunmamız için yeterli.



Günlük düzenli meyve tüketir, özellikle savunma/immun sistemimizi dirençli tutmak için az günlük miktarda polen ve bitki destek ürünlerini kullandığımız zaman, bırakınız domuz gribini birçok hastalıktan kendimizi korumuş olacağız.



Netice itibari ile devlet her aşı olmak isteyene yazılı olarak; “Bu aşılar her türlü testten geçmiştir. Kısa, orta ve uzun vadede hiçbir sağlık sorununa neden olmayacağına dair trilyon dolar tazminat taahhüt ediyorum” dese bile biz ailecek aşı olmayacağız. Elbette karar sizlerin. Herkesin kararı kendini bağlar.



Savunma sistemleri zayıflatılarak bir defa değil, her gün hasta olacak nesiller ortaya çıkarmaya yani sağlıksız bir nesil, sağlıksız bir toplum hedefinin bir parçası olmak sadece kendimize değil insanlığa yapabileceğimiz en büyük haksızlık.



Akıllı insanlar, aynı tuzağa sürekli düşmezler!


Kemal Özer
timeturk
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Lika

Dün konu ile ilgili bir prga göz attığımda, bu meselenin dünyada da büyük tartışma konusu olduğu ve Fransa'da halkın aşı olmayacağız diye tepkiler yükselttiği belirtildi.
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

osmanli

Domuz gribine karşı en doğal formül     
Her geçen gün yayılan ve ölümlerle sonuçlanan domuz gribine karşı bitki uzmanları da çeşitli tedbirler öneriyor. Bitki uzmanı İbrahim Aydın, hastalanmadan önce vücudu kuvvetlendirmenin önemine dikkat çekti.

Aydın, domuz gribine yakalanmamak için bağışıklık sisteminin bitki karışımlarıyla güçlendirilebileceğini belirtti. Bitki karışımını yapmak için uygulanacak formül konusunda da bilgi veren Aydın, "Bir iki adet zencefil, beş on adet karanfil ve kuşburnu, bir tutam da ıhlamur beraber kaynatılarak, sabah akşam aç karnına içilirse, domuz gribine karşı ilk önlem alınmış olur. Ayrıca 100 gram zencefil, bir kilogram balla karıştırılarak macun haline getirilir. Günde üç defa aç karnına birer kaşık, 21 gün boyunca yenirse domuz gribine iyi gelir." dedi.

Bunların kullanılması halinde yıl boyunca başka hiçbir gribal enfeksiyona da yakalanılmayacağını iddia eden İbrahim Aydın, el temizliğine de çok dikkat edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

tunike

 -))?
bu hayvanın ismini kullanmasak sanırım daha uygun olacak gibi anlayışınıza sığınıyorum!
öyle itaatkar bir kul ol ki,dışardan görenler deli desinler.çünkü deli olmadan,veli olunmaz!