Ağız ve Diş Sağlığı Hakkında Bilgiler-Haberler

Başlatan mice, 26 Temmuz 2004, 17:42:57

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tuğra


Şekerli gıdadan sonra yenilecek bir parça peynirin çürükleri önlemede büyük rolü var.



Diş Hekimi Hakan Erdoğan özellikle şekerli ve asitli gıdalar ile dişler üzerine yapışıp kalan, kolay temizlenemeyen maddelerin diş sağlığı için sakıncalı olduğunu belirtti.

Bunları tamamen kesmek yerine belirli bir düzen içinde tüketmenin daha doğru olacağına dikkati çeken Erdoğan, şekerli, yapışkan ya da asitli gıdaların 3 ana öğün içinde tüketilmesini önerdi.

Haber3
〰〰〰〰🐠

Tuğra

Anadolu Sağlık Merkezi'nden Diş Hekimi Özge Sönmez diş taşlarının oluşumu ile ilgili bilgi verdi.

Dişeti hastalıkları dişetlerini, dişleri destekleyen kemiği ve dişlerin kemik içinde tutunmasını sağlayan lifleri etkileyen hastalıklardır. Dişler üzerinde bakterilerden oluşan ve "plak" adını verdiğimiz yumuşak eklentiler ve "tartar" ya da "diştaşı" diye bilinen sert eklentiler dişeti hastalıklarının nedenleridir. Bu yumuşak ve sert eklentiler, dişler yeterince temiz tutulmadığı, diğer bir deyişle etkin bir biçimde fırçalanmadığında oluşurlar. Bu arada diş aralarının diş ipi ya da ara yüz fırçaları ile temizlenmesi de göz ardı edilmemelidir. Bazı dişeti hastalıkları ise genetik olabilir veya genel bir sağlık sorunu dişeti hastalıklarını daha ileriye götürebilir.

Etkili bir diş fırçalama ve diş aralarının temizlenmesi ile bakteriyel plak diş yüzeylerinden uzaklaştırılabilir. Diş taşlarının temizlenmesi ve diş yüzeylerinin parlatılması ise diş hekimi tarafından yapılması gereken bir tedavi biçimidir. Bakteriyel plak ve diştaşları temizlenmediği zaman bu birikim devam eder, dolayısı ile dişeti sorunları da giderek artar. Dişler ve dişetleri arasında "cep" adını verdiğimiz aralıklar oluşur ve bu aralıkların temizlenmesi daha da zor olacağından, eğer hiçbir girişimde bulunulmazsa, dişeti hastalıkları ilerlemesini sürdürür.

Dişeti hastalıkları genellikle iki aşamada kendini gösterir:

•Dişeti iltihabı ya da "gingivitis" adı ile bilinen ve dişetlerinde kanama, kırmızılık ve şişme ile kendini gösteren başlangıç aşamasını oluşturan bu durum iyi bir ağız hijyeni ile ortadan kaldırılabilir.

•Daha ileri durumlar ise halk arasında bilinen adı ile "piyore", ya da hekimler tarafından "periodontitis" olarak adlandırılan biçimidir. Bu durumda dişleri tutan kemikte erimeler görülebilir ve gerekli tedaviler yapılmazsa, dişlerin sallanması sonucu çekilmeleri gerekebilir.

Periodontitis tedavisinde cerrahi yöntemlere başvurulabilir. Bu cerrahi uygulamalarda, son yıllarda yeni gelişmeler kaydedilmiş ve kemiğin yerini tutacak veya yeni kemik oluşmasını sağlayacak biomateryal uygulamaları önemli bir yer kazanmıştır.

Ancak, şurası unutulmamalıdır ki, tüm dişeti sorunlarının çözümlenmesinde iyi bir ağız hijyeninin sağlanması vazgeçilmez bir kuraldır. En gelişmiş tedavi yöntemleri bile kullanılsa, bireyler ağız hijyenine gereken önemi göstermezler ise tedaviden bir sonuç alınamayabilir.

Ayrıca, sert diş fırçası kullanımına bağlı olarak dişetlerinde iltihap içermeyen çekilmeler oluşabilir. Bunun sonucunda da dişlerde aşırı hassasiyet ve estetik sorunlar ortaya çıkabilir. Bu tür sorunların giderilmesinde de özel cerrahi teknikler uygulanır.

Dişeti hastalıkları her yaşta görülebilir, dolayısı ile, ağız hijyeni her yaşta önemlidir. Diğer taraftan bazı bireyler dişeti hastalıklarına daha yatkındır. Bazı özel durumlar, örneğin çapraşık dişler ağız hijyenin sağlanmasını güçleştirebilir.

Bakteriyel plakta bulunan bakteri türleri bireyden bireye farklılık gösterebilir ve bu farklılık sonucunda bazı bireylerde dişeti sorunları daha yoğun bir biçimde izlenebilir. Sigaranın dişeti sorunlarını daha ileriye götürdüğü bilinmektedir. Kullanılan bazı ilaçlar ağız kuruluğu yaparak dişetlerinde soruna neden olabilmektedir. Şeker hastalığı gibi metabolik sorunlar veya hormonal düzensizlikler de var olan bir dişeti hastalığının ilerlemesinde önemli bir etkendir.

Son yıllarda, dişeti hastalıkları ile kalp ve damar hastalıkları arasında bir ilişki saptanmıştır. Bu ilişkideki en önemli unsur sigara ve düzensiz beslenme gibi hazırlayıcı etkenlerdir.

Dişler ne kadar sağlıklı ve sağlam olursa olsun, dişleri destekleyen dişetleri ve kemiğin de aynı düzeyde sağlıklı olması gerekir. Bu nedenle, sağlıklı bir çiğneme fonksiyonu, estetik ve fonetik için, diş ve dişeti sağlığı birbirinden ayrılamaz bir bütündür.

Realage
〰〰〰〰🐠

Tuğra


Japon bilim adamları, farelerde kök hücreden diş üretmeyi başardılar.

BBC ve Daily Mail'in haberine göre, Tokyo Bilimler Üniversitesi araştırmacıları, kök hücrelerle bir dişin büyümesi için gereken "bilgiyi" içeren dokuyu, farenin çene kemiğine naklettiler.

Laboratuvar ortamında 5 gün boyunca çoğaltılarak minik bir kök haline gelen doku, farenin çene kemiğinin derinlerine nakledildi. 5 hafta sonra, dişin ucu diş etini yararak çıktı. 7 hafta sonraysa normal bir dişin sertliğine ve hassasiyetine sahip, yiyecekleri kolayca öğütebilen bir dişe dönüştü.

Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlanan araştırmada deney birçok kez tekrarlandı ve dişin tamamıyla kullanışlı olduğu görüldü.

Deneyin fareler üzerinde yapılmasına karşın, bunun insanlarda da "kendi dişlerini büyütmenin" yolunu açabileceği belirtildi.

Tekniğin, hastalıklar veya yaş dolayısıyla yıpranmış kalp, akciğer, böbrek gibi diğer organların yedeklerinin de vücutta üretilmesini sağlayacak şekilde geliştirilebileceği ifade edildi.

Hücrelerin fare embriyonlarından alındığını belirten bilim adamları, diğer tür hücrelerden de diş elde etmenin mümkün olduğuna inanıyor.

haber3
〰〰〰〰🐠

Kabristan

Çok sevindirici bir haber... Kimseden organ beklenmeyecek demektir ki inş... çabuk ve ucuza mal olur...Teşekkürler TUĞRA Allah razı olsun paylaşımın için ...
Kabristan etrafında kara taştan bir duvar.
Duvar dışında kalan mahpuslara haber var..

Tuğra

Amin cümlemizden,
-----------------------------

Günümüzde herkes artık inci gibi beyaz dişlere sahip olmak istiyor. Ama çoğu zaman diş beyazlatmayla ilgili doğru bilinen yanlışlar nedeniyle, doktora gitmek yerine dişlere zarar veren yöntemler uygulanıyor.

Dişlerini beyazlatmak için çamaşır suyuyla fırçalayan da var tuzla ve karbonatla da! Oysa bir diş hekimine giderek, hem hayalinizdeki dişlere kavuşabilir hem de dişlerinize zarar vermemiş olursunuz!

Güzel görünmenin ilk adımı kuşkusuz güzel bir gülüşle başlıyor. Güzel ve etkileyici bir gülüşün şartı ise elbette ki inci gibi beyaz ve sağlıklı dişler! Günümüzde herkes artık inci gibi beyaz dişlere sahip olmak istese de; hala diş hekimi yerine 'çamaşır suyu' ya da 'karbonat'a başvuranların sayısı da bir hayli fazla!

Diş beyazlatma yani bleaching hakkındaki kulaktan dolma bilgiler ve önyargılar nedeniyle dişlere zarar veren yöntemlere başvurulduğunu söyleyen Diş Hekimi Dt. Diler Karakaya, diş beyazlatmayla ilgili doğru bilinen yanlışları anlattı:

1- SERT FIRÇA KULLANMAK VE SERT FIRÇALAMAK DAHA ÇOK BEYAZLATIR:

Sert diş fırçası kullanmak dişin minesine daha çok zarar verir ayrıca sert ve yanlış şekilde fırçalamak ise dişlerimizin aşınmasına ve hassasiyete sebep olabilir. İyi fırçalamak; fırçanın sertliğiyle değil, fırçalama tekniğiyle ilgilidir. Genellikle orta sertlikte diş fırçaları kullanılır. Çok sert fırçalar, dişleri aşındırabilir. Çok yumuşak fırçalar ise dişleri temizlemeyebilir.

2- DİŞ MACUNUNU FAZLA KULLANMAK DİŞLERİ ÇİZER:

Diş macununun miktarından çok içindeki granüllerin büyüklüğü önemlidir. Dişlerin mine tabakasının çizilmesi; macunun fazla kullanılmasıyla ilgili değil, kullanılan macunun granüllerinin büyük olmasıyla ilgilidir. O yüzden granülleri büyük olan macunların uzun süreli kullanımından kaçınılmalı. Önerimiz; fırçanın üzerine konulan macun miktarının 'mercimek tanesi' kadar olmasıdır.

3- ÇAMAŞIR SUYUYLA FIRÇALAMAK BEYAZLATIR:

Çamaşır suyu ile dişleri fırçalamak kesinlikle çok sağlıksızdır; asla yapılmamalıdır! Çamaşır suyu, hem dişlerimizin yapısına hem de çevredeki ağız dokumuza zarar verebilir.

4- KARBONAT VE TUZLA FIRÇALAMAK BEYAZLATIR:

Karbonat ve tuz, büyük granüllü olduğu için dişin doğal yapısını zamanla bozup daha çok renkleşmelere neden olabilir. Bu nedenle özellikle uzun süre karbonat ve tuzla dişler fırçalanmamalıdır.

5- BEYAZLATMA DİŞLERİ DAHA ÇOK SARARTIR:

Dişleri beyazlatmak yani 'bleaching' aksine dişlerin rengini daha çok açmak için yapılır . Hekimin tavsiye ettiği gibi beslenirsek; yani beyazlatma süresince dişleri boyayacak (çay, kahve, kola, sigara vb.)maddelerden uzak durur ve rutin ağız bakımımızı yaparsak böyle bir durum söz konusu olmaz

Habe3
〰〰〰〰🐠

Tuğra


Günümüzde diş tedavilerinde özellikle ön dişlerdeki estetik yaklaşımlarda büyük bir değişim söz konusu. Herkes daha beyaz, daha estetik ve daha özgün bir gülümseme peşinde. Dişlerde kesim ve aşınma yapılmadan uygulanabilen 'laminalar' en çok tercih edilen işlemler arasında.

Diş Hekimi ve Protez Uzmanı Çağdaş Kışlaoğlu, lamina yönteminin görünüşü olumsuz yönde etkileyen birçok diş bozukluklarında mükemmel bir kozmetik çözüm olduğunu ifade etti. Lamina kaplamalarda ana unsurun, estetik sorunları olan dişlerin ön yüzlerine, porselenden hazırlanan ince tabakanın yapıştırılarak bu sorunlara estetik bir çözüm getirmek olduğunu açıkladı.

Kışlaoğlu lamina kaplamaların, çoğu durumda sağlam yapıları ve bozulmayan renkleriyle dişlere doğal bir güzellik kazandırdığını belirterek aynı zamanda kullanım açısından da oldukça doğal bir yapıya sahip olduğunu belirtti.

Lamina kaplamaların özellikleri nelerdir?

"Laminaların ağız içindeki görünümlerini doğal dişlerden ayırt etmek nerdeyse imkansızdır. Tırnak kalınlığında, istenen renk, boy ve formda özel olarak hazırlanmış bir porselen tabakasının dişin ön yüzüne yapıştırılarak doğal bir görüntü sağlanması amaçlanır. Bu yöntemde porselen kron uygulamasından farklı olarak sağlıklı dişler çok fazla prepare edilmez. Bunun yerine dişin ön yüzünden 0,3-0,7 mm bir diş tabakası kaldırılarak, hazırlanan porselen lamina özel bonding teknikleriyle bu bölgeye yapıştırılır."

Lamina tedavisinin aşamaları...

"Öncelikle dişiniz işleme hazırlanır, üzerindeki artıklar temizlenir. Ardından dişinizin tam bir kopyasını elde etmek için ölçü alınır. Porselen malzemeden dişinize yapıştırılacak olan tabaka hazırlanır. Porselenden imal edilen bu kaplamalar ince, yarı geçirgen bir tabakadır. Mevcut bir diş üzerine mükemmel bir uyum ve hassasiyetle hazırlanıp yerleştirilirler. İşlem bittiğinde mükemmel bir kaynaşma beklenir."

Lamina tedavisi ile hangi diş problemleri giderilebilir?

Lamina kaplamaların temel olarak, renk değişikliklerinin giderilmesi amacıyla kullanıldığını belirten Çağdaş Kışlaoğlu belli bir dereceye kadar olan şekil bozukluklarında da uygulanabilecek en iyi yöntem olduğunu belirterek başlıca uygulama alanlarını şu şekilde özetledi;

• Renklenmelerde, bleaching (diş beyazlatma) gibi metotlarla sonuç alınmayan ileri derecedeki antibiyotik, flor vb. lekelerinde kalıtsal yapı ve renk bozukluklarında
• Ayrık dişleri bitiştirmede (diastema kapama)
• Kırık veya aşınmış dişlerin tedavisinde
• Rengi ve yapısı bozulmuş eski dolguların düzeltilmesinde
• Çapraşık ve eğri dişlerin düzeltilmesinde (ortodontik tedavi alternatifi olarak)
 
Lamina uygulamasının avantajları nelerdir?

Diş Hekimi ve Protez Uzmanı Çağdaş Kışlaoğlu, lamina yönteminin çürük, aşınma, kırık veya yapısal bozukluklardan kaynaklanan durumlarda, dişlerin doğal bir görünüm kazanması açısından en etkili yöntem olduğunu belirterek lamina tedavisinin avantajlarını şöyle sıraladı;

• Diğer restorasyon işlemlerine göre sağlık açısından üstünlükleri daha iyidir.
• Küçük bir müdahale ile sağlıklı ve doğal bir görünüş elde edilir.
• Dişinizde tırnak kalınlığında bir yuva açılması (ki bu da her zaman gerekmeyebilir) yeterlidir.
• Sağlam, renkleri bozulmayan ve dayanıklı malzemelerden üretilirler.
• Porselen yüzeyleri son derece pürüzsüz olacağı için sigara ve benzeri sebeplerden kaynaklanan lekelenmeleri ve diş taşı oluşumlarını minimuma indirmektedir.
• Kahve, çay, sigara gibi dış etkenlerle renk değiştirmez.
• Aşınmaya karşı direnci yüksektir.
• Tedavinin laboratuar aşaması sadece 3 -4 gündür.

"Ancak gülümseme tasarımında bu süre sonunda, dudaklarınızın yeni görünümünüze uyum sağlaması 2 -3 haftayı bulabilmektedir. Bu uyum süresinde bazı dudak egzersizleri yapılması ve özellikle okuma egzersizleri tavsiye edilmektedir. Bu sürenin sonunda yüzünüzle tamamen bütünleşmiş ve yapay olduğu kesinlikle fark edilmeyen yeni dişlerinizle rahatlıkla gülümseyebilirsiniz."

"Ayrıca İyi bir klinik ve laboratuar çalışması gerektirir. Hekimin ve diş teknisyeninin bu konu üzerine teknik bilgisinin ve sanat yeteneğinin tam olması gerekir."

Lamina uygulaması uzun ömürlü müdür?

Lamina kaplamaların iyi bir ağız bakımıyla yıllarca sorunsuz olarak kullanılabileceğini belirten Kışlaoğlu, lamine kaplamaların diğer adeziv sistemlerden daha üstün özelliklere sahip porselenden imal edildiklerini ve bu sebeple lekelenme ve aşınmaya karşı daha dirençli olduğunu açıkladı. Ömürlerini uzatmak için ağız bakımına dikkat etmek gerektiğini ifade ederek, çok sert gıdaları ısırmaktan, tırnak yemek gibi alışkanlıklardan kaçınmak gerektiğini sözlerine ekledi.

Diş Hekimi ve Protez Uzmanı Çağdaş Kışlaoğlu
〰〰〰〰🐠

Tuğra


Yrd. Doç. Dr. Murat Kurt, önleyici tedavinin ağız ve diş sağlığındaki önemine işaret ederek, Türkiye'de insanların dişi ağrıdıklarında hekime başvurduklarını bunun da tedavi maliyetlerini artırdığını söyledi.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Murat Kurt, önleyici tedavinin ağız ve diş sağlığındaki önemine işaret ederek, Türkiye'de genellikle insanların dişi ağrıdıklarında diş hekimine başvurduklarını bunun da tedavi maliyetlerini artırdığını söyledi.

Sağlık hizmetlerinde önleyici tedavinin yaygınlaştırılması halinde ciddi oranda tedavi masraflarının azalacağını vurguladı.

Türkiye'de insanların büyük bir kısmının dişçi koltuğuna oturmaktan çekindiklerini ve düzenli diş kontrolü yaptırmadıklarını belirten Kurt, dişi ağrımadığı, apse yapmadığı ya da ağız sağlığında bir problem yaşamadığı sürece insanların ağız ve diş kontrolü yaptırmadıklarını söyledi.

Şikayetler başladığında ise uygulanacak tedavinin masraflarının da arttığını ifade eden Kurt, ''İnsanlarımız düzenli diş kontrolü yaptırmadıkları için, öncesinde basit bir operasyonla önüne geçilebilecek sağlık sorunları bize büyüyerek geliyor.

Bunun için de kullanılan malzeme ve harcanan mesai doğal olarak artıyor. Bunlar da ciddi masraflar oluşturuyor'' dedi.

Diş tedavisinde istenilenin hastanın diş kaybı yaşamaması olduğunu ve diş hekimlerinin hastanın kendi sağlıklı dişlerini korumaya öncelik verdiklerini eden Kurt, son yıllarda doğal dişlere en iyi alternatifin implant tedavisi olduğunu anlattı.

İmplantın, bir nevi diş ekimi olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Kurt, çene kemiğine titanyumdan üretilen vida formunda implantın yerleştirildiğini bunun üzerine de protezin uygulandığını, çene kemiği erimediği sürece imlantların uzun süre kullanıldığını kaydetti.

İmplant tedavisinin pahalı bir tedavi olduğunu hatırlatan Kurt, ağız ve diş sağlığının korunması için düzenli diş fırçalama, ağız ve diş sağlığı kontrolü yaptırılması gerektiğini sözlerine ekledi.

AA
〰〰〰〰🐠

İsra

Dişlerin kaybedilmesi, çürük, iltihap veya çeşitli sebeplerle yemek yerken yalnız bir tarafın kullanılması çene kemiği eklemine ve çiğneme kaslarına zarar veriyor. Çiğnemenin çift taraflı dengeli şekilde yapılmaması ilerleyen dönemde kronikleşerek çene kemiği ekleminde kalıcı hasara neden olabiliyor.


Tek taraflı çiğnemenin ağız açma, kapama ve çiğnerken eklemlerden ses gelme gibi sağlık sorunlarına yol açtığını ifade eden diş hekimi Ayşegül Marmara, dişlerin kaybedilmesi, çürük, iltihaplı dişler veya kaybedilen dişlerin protezle telafi edilmemesinden dolayı tek taraflı çiğnemenin alışkanlık haline getirildiğini ifade etti.

Marmara, "Yemeklerin ağızda tek tarafla çiğnenmesi ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Tek taraflı çiğneme yaparak tek çeneye yüklenmek eklemlerde şikayete neden oluyor. Ağız açmada ve kapamada kısıtlılık, konuşmada zorluk, çenede kayma, çiğnerken eklemlerden ses gelmesi gibi eklem hasarlarına neden olabiliyor. Çok ilerleyen vakalarda cerrahi müdahale gerektirebiliyor." dedi.

Yemekler gibi kabuklu yiyeceklerin de sürekli tek kırılmasının da çene kemiği eklemine zarar verdiği uyarısında bulunan Marmara, şunları söyledi: "Dişler çiğneme fonksiyonunu yerine getiren organlardır. Fındık, ceviz gibi kabuklu yemişler kırmak dişlerde ufak mikro çatlaklara neden olur. Bu çatlaklardan dolayı çürüme çok daha kolaylaşıyor. Sürekli bir şey kırılan dişlerde oluşan mikroskobik çatlaklardan sızan mikroplar çürümeyi hızlandırıyor."

Tek taraflı çiğnemenin önüne geçmek için eksik dişlerin protez dişlerle telafi edilmesi, iltihaplı dişlerin tedavisinin yapılması gerektiğini dile getiren Ayşegül Marmara, " Eksik dişler protez yapılarak tamamlanmalıdır.Gece diş sıkması olan hastalarda çene eklemine çok fazla yük biniyor. Buna bağlı olarak çenelerde ağrı ve ağız açmada kısıtlılık olabiliyor. Bunun da tedavisi mutlaka yapılmalı." diye konuştu.

(CİHAN)

Tuğra

Ne zaman normal diş fırçasından vazgeçip, elektrikli diş fırçalarını tercih etmek gerektiğini biliyormusunuz? İşte size birkaç ipucu;

Diş fırçalama süreniz hakkında kuşkularınız var ise (üzerinde zaman ayarı olan modeller sizi yeterince uzun fırçalamaya yöneltir),
Çocuğunuza diş fırçalamayı sevdirmeye çalışıyorsanız (çoğu zaman normal fırçalardan daha çok ilgilerini çekecektir),

Dişlerinizi normal fırçalar ile çok sert fırçalıyorsanız (yeni modeller uyguladığınız baskıyı esneyerek azaltır ya da durur),

Dişeti hastalığınız ya da artıkları dişlerinizden uzaklaştırmayla ilgili problemlerinize karşı diş hekiminiz tarafından önerildi ise,

Normal fırçalar ile en arka dişlerinize ulaşamayıp, o bölgeyi temizleyemiyorsanız,

Diş fırçalamanızı zorlaştıracak bir engeliniz veya ellerinizi kullanmada bir zorluğunuz varsa,

Sabit Ortodontik tedavi görüyor iseniz,

Yeni teknolojileri kullanmayı seviyorsanız,
sizin elektrikli diş fırçalarını tercih etmeniz gerekir.

Creadenta Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi
〰〰〰〰🐠

Tuğra


Yazın soğuk yiyecek ve içecek tüketiminin artması, diş hassasiyetinin de artmasına neden oluyorDiş hassasiyetinin ortaya çıkmasında birçok etken rol oynayabilir.

Ağız içinde gelişen çeşitli sorunlar, çürükler, diş eti çekilmeleri, diş ve kök kırık ve çatlakları, hatalı diş fırçalama alışkanlıkları, beslenme alışkanlıklarındaki hatalar, oluşan ağrının hasta tarafından diş hassasiyeti olarak tanımlanmasına yol açabilir.

Dişlerde sıcak -soğuk hassasiyetinin yaz aylarında arttığını belirten, sadece soğuk içecekler ve dondurmanın değil, meyvelerin bile dişleri sızlatabileceğini söyleyen Memorial Ataşehir Hastanesi Ağız, Diş ve Çene Hastalıkları Bölümü'nden Dr. Ezel Yıldız Elmas, diş hassasiyetinin nedenlerini ve oluşum mekanizmasını şöyle sıraladı:

"Eski dolgulu dişler: Kanal tedavisi uygulanmış ve sonradan fistül oluşmuş veya canlılığını tamamen ya da yarı yarıya kaybetmiş dişlerin ağız kapandığında karşı dişlerle temasında oluşan ağrı.

Kırık ve çatlak dişler: Dikey ve yatay, parça kırık veya çatlak oluşan dişlerin ağız kapandığında karşı dişlerle temasında oluşan ağrı.
Diş çürükleri: En yüksek derecede hassasiyet algısı, çürük doku diş minesini tamamen harap ettiğinde mine-dentin sınırını geçerken görülür. Hassasiyet, çürük dişin canlı dokusuna ilerleyene kadar artarak devam eder.

Diş eti çekilmesi: Kronik diş eti hastalığı olan kişilerde, diş eti ameliyatları sonrasında veya yaşla, ağız bölgesine alınan darbeler sonucu, dişlerdeki çapraşıklıklar ya da diğer yumuşak dokulardaki anomaliler ile dişlerin kök yüzeyinin açığa çıkmasıyla oluşan ağrı .

Diş fırçası abrazyonu: Sert diş fırçası kullanımı veya yumuşak diş fırçasının aşındırıcı özelliği, fazla macun kullanımı veya hatalı fırçalama sonrasında genellikle baskın kullanılan elin denk geldiği bölgede oluşan aşınma, hem diş eti çekilmesine neden olabilir; hem de diş eti çekilmesi sonucu yumuşak kök yüzeyinin açığa çıkmasıyla hissedilen ağrıya sebep olur.

Abfraksiyon lezyonları: Genellikle dişin anatomik şeklinin bozuk olduğu yerlerde dişlerde aşınma ve yüzeyden mikro düzeyde parça kopması ile oluşur. Çürük olmadığı halde diş yüzeyinde madde kaybı olan bu tip lezyonlar yüksek hassasiyet göstererek, dişin canlı dokusuna kadar ilerleyebilir.
Erozyon lezyonları:

Düşük Ph'lı ve yüksek karbonat oranlı kola, meyve ve enerji içecekleri diş yüzeyinden çürüksüz madde kaybı oluşumuna sebep olmaktadır. Bu tür içeceklerin kullanım alışkanlıkları, asitle yüzeyel olarak yumuşayan mine veya dentinin diş fırçalama ile kolayca yerinden kalkmasına sebep olacaktır. Reflü, bulimia gibi gastointestinal sistem hastalıkları dişlerin dile bakan yüzeylerinde, yüzeylerine zarar verirken; beslenme ile alınan asitli gıda tüketiminin fazlalığıyla oluşan lezyonlar dişlerin yanaklara (dışa) bakan yüzeylerinde görülür.

BESLENME ALIŞKANLIĞI NASIL ETKİ EDİYOR?

Herhangi bir sebeple hasarlanmış diş yüzeyi, domates, meyve suları, kola içecekleri gibi düşük Ph' lı içeceklerin asidik sıvısıyla temas ettiğinde ani hassasiyet oluşacaktır. Beslenme şekli erozyondan dolayı oluşan hassasiyeti şiddetlendirebilir.

Genetik hassasiyet: Hassas dişlerin hikayesi yıllardır hastalar tarafından anlatılır. Bu tip hassasiyetin sebebi, yüzde 10 sementin kök dokusunun ve mine dokusunun diş dentin yapısını örtmediği tipte sınıflandırılan anatomik yapı bozukluğu ile de korelasyon kurularak veya tüm hastaların farklı ağrı eşik değerlerinin olmasıyla da açıklanabilir.

Dolgu sonrası hassasiyet: Bazı tip gümüş civa karışımı amalgam dolguların 24-48 saat büzülmeye bağlı olarak hassasiyet oluşturması; diş renginde yapılan dolgu uygulamalarında yeterli teknik hassasiyet gösterilmemesi veya hatalı asit uygulaması; dolgu yapılırken diş kurutma tekniğinin hatalı uygulaması; diş dokusunda çürük temizlenirken hatalı uygulamalar yaparak dişin canlı sinir dokusunu etkilemek; dolgu yaparken ani ısı değişikliği oluşturmak ya da dolgunun normalden yüksek bırakılması; ağız içinde ani uyarılmaya veya 'pas ya da alüminyum' tadına sebep olan farklı metaller arasındaki reaksiyonlar hassasiyet oluşumunu tetikler.

İlaç kullanımı: Ağız kuruluğuna sebep olan ilaçlar (antihistaminikler, tansiyon ilaçları gibi) tükürüğün miktarını azaltarak koruyucu etkisini de bozar ve beslenmeyle meydana gelebilecek travmalara veya bakteri plak artışına sebep olurlar. Tükürük akışındaki azalma, yaşlanma ve ilaç alınımıyla birlikte tükürük Ph'ının diş çürüklerinin ve erozyon lezyonlarının oluşumuna sebep verecek düzeye inmesine neden olur.

Beyazlatma hassasiyeti: Kanal tedavisi uygulanmamış dişlere uygulanan diş beyazlatmasında yüzde 10'luk karbamid peroksitin ( yüzde 3 hidrojen peroksit, yüzde 7 üre) mine ve dentini geçerek sinir dokusuna ulaşmasıyla oluşur. Dentindeki sıvı akışı ve materyalin sinir dokusuyla temasıyla yoğunluğun değişimi nedeniyle, hassasiyet geri dönüşebilir sinir dokusu iltihabı şeklini alır. Hassasiyet tüm diğer beyazlatma yöntemleri (ışık aktivasyonlu, lazerle beyazlatma) sonucunda oluşabilir ve tercih edilen beyazlatma markası ve içeriği ile ilgilidir.

Beyazlatma işlemi sırasında, klinik hassasiyet oluştuğunda sebebin beyazlatma olabileceği belirtilmelidir. Hafif seyreden hassasiyetlerin tedavi protokolünde yeri yoktur. Ancak diş hekimi, hastayı tedavi süresini uzatma (örneğin uygulama sıklığı) konusunda bilgilendirerek yeni uygulama talimatları verebilir. Bu yöntemin geçerli olmadığı durumda, bazı klinisyenler beyazlatma yönteminin diş yüzeylerine flor jelleri uygulamalarıyla desteklenmesini savunurlar. Diğer klinisyenler beyazlatma öncesi ve sonrasında 2-3 hafta boyunca hassasiyet giderici diş macunları kullanımı öneririler.

Potasyum içeren hassasiyet giderici yardımcı materyallerin ağza uygulanan plaklarla kullanımının gelişmesi, diş hekimine hassasiyeti gidermekte yardımcı olurken; tedavi sürecinde hastaların daha efektif rol oynamalarını da sağlamıştır. Beyazlatma çalışmalarında, ihtiyaç duyulduğunda Günde bir, haftada bir, beyazlatmadan önce veya beyazlatma tedavisinin uygulama tipine göre 10-30 dk yardımcı hassasiyet giderici maddeler uygulanır."

ŞİKAYETLERİ AZALTMAK İÇİN NE YAPILMALI?

Dr. Ezel Yıldız Elmas, hassasiyeti gideren diş macunlarının şikayetleri azaltmada etkili olduğunu söylüyor ve bu sorunla başa çıkmak için alınabilecek önlemler ile tedavi yöntemeleri hakkında şu bilgileri verdi:

"En genel, profesyonel olarak önerilen, hassas dişe yalnız uygulama kolaylığı sunan hassasiyet giderici diş macunları, potasyum tuzları içerenlerdir. Potasyum tuzları mine ve diş dentin dokusundan kolayca geçerek birkaç dakika içinde dişin canlı sinir dokusuna ulaşır. Çoğunlukla potasyum bazlı hassasiyet giderici diş macunları diş dokusunu korumak için flor içerir aynı zamanda bazıları da değişik tatlar, beyazlatma özelliği, tartar kontrolü ve karbonat içerikli olarak tüketiciye sunulur. Kinik girişimlerde hassasiyet giderici etkili diş macunları günde iki kere ve yaklaşık iki hafta kullanım sonucunda hassasiyetin azalmasını sağlamış ve daha büyük etkileri de düzenli kullanımıyla gözlenmiştir. Bu arada hasta, üreticinin tavsiyesine de uyarak günde iki defa ağız hijyen uygulamasının bir parçası olarak fırçalamayı sürdürmelidir. Hastalara sürekli kullandıkları diş macununa benzer özellikler taşıyan hassasiyet giderici edici diş macunları önerildiğinde başarı oranı yükselecektir.

TEDAVİYİ ERTELEME DURUMU ZORLAŞTIRIR

Diş hekimi tüm olasılıkları gözden geçirmeli, doğru bir teşhis ve tedavi planı oluşturmalı ve buna göre hassasiyete sebep ve engel olan tüm faktörleri işaret eden bir tedavi stratejisi belirlemelidir. Tedaviler, hasta tarafından evinde restorasyon yapılan dişe uygulanan medikal materyallerden, pulpa extirpasyonu (kanal tedavisi) ve mukogingival (diş eti ameliyatları) cerrahiye kadar uzanır.

Hassasiyetin sıklığı ve şekli, tedavi seçenekleri arasındaki seçimi belirler. Restorasyon yapılmamış veya açık bir sorun patoloji bulunmayan kişilerde dişlerin kronik hassasiyet şikayeti çoğunlukla beklenmedik ve araştırılmaya muhtaç durumları işaret eder. Diş dolguları sonrası görülen hassasiyet klinik olarak 2 hafta ile 8 hafta arası takip edilir. Hekim tarafından uygun görülürse bu süre beklenmeden de dolgular yenilenebilir. Diş beyazlatması sırasında diş hassasiyetini engellemesi için uygulanan yüzde 5'lik potasyum nitrat flor jeli (diş macunu) gibi hassasiyet giderici materyaller oldukça etkili olmakta ve hastanın olay üzerindeki kontrolünü artırmaktadır."

Haber Aktüel
〰〰〰〰🐠

Tuğra


Fransız bilim insanları, diş çürüklerinin tedavisinde yeni bir dönemin kapısını araladı.
Yeni yöntem, dolgu ve kanal tedavisini rafa kaldıracak. Yeni yöntem sayesinde, çürüyen diş kendini tedavi edip iyileşmiş olacak.

Fransız bilim adamları, diş çürüklerinin tedavisinde çığır açabilecek bir yöntem geliştirdi.

İtalyan La Stampa gazetesinde çıkan habere göre, Paris'teki Ulusal Sağlık ve Tıbbi Araştırmalar Enstitüsünde görev yapan araştırmacılar, MSH (melanosit uyarıcı hormon) içeren bir jel ya da mikrofilm kullanarak çürük dişe müdahale ettiklerinde, dişin içindeki hücrelerin yenilendiğini gözlemledi.

Fareler üzerinde yapılan testlerde, yöntemin uygulanmasından yaklaşık bir ay sonra çürüklerin iyileştiğini gören bilim adamları, bu yöntemle birçok insanın korkulu rüyası olan diş dolgularının ve kanal tedavilerinin ortadan kalkabileceğine işaret etti.

Araştırmacılar, klinik testler tamamlanmadığı için bir süre daha piyasaya sunulamayacak olan ürünün çürüğü önleyici değil, tedavi edici bir yöntem olduğuna da dikkati çekti.

Aktif Haber
〰〰〰〰🐠

Tuğra


Hepimizin bildiği gibi ağzımızda en son süren dişler üçüncü azı dişleridir.

Genelde 17 ila 25 yaşları arasında sürmeye başlarlar. Bu dişlerin ağızda bırakılıp bırakılmaması konusu tartışmalıdır. Eğer doğru pozisyonda sürerlerse ve çevre dokulara zarar vermiyorsa bu dişin yerinde kalmasında bir sakınca yoktur. Çene kemiğine kaynaşmış ve anormal pozisyonlu bir dişin (röntgenle tespit edilmiş) ileride yol açacağı zararlar göz önüne alınarak çekimine karar verilebilir. Diş arkındaki yer darlığı durumlarında dişin sürmesi dişeti-kemik ve diğer komşu diş engeline takılabilir.

Yirmilik dişin çekilmesini gerektiren haller nelerdir?

ÇÜRÜK: Tükürük, bakteri ve yiyecek parçacıkları yeni çıkmakta olan dişin açtığı yuvada birikerek hem yirmilik dişi hem de yanındaki azı dişini tehdit eder. Bu tip çürükleri fark etmek ve tedavi etmek oldukça zordur. Ağrı ve enfeksiyona yol açan ve apseyle sonuçlanan ağır tablolar meydana gelebiliyor.

DİŞETİ HASTALIĞI (perikoronit): Kısmen çıkmış bir yirmilik dişin dişetinde bakteri ve yiyecek artıklarının depolandığı bir enfeksiyon odağı oluşur. Bu durum ağız kokusu, ağrı, ödem ve trismusa (ağzın tam açılamaması hali) sebep olur. Enfeksiyon lenfler aracılığı ile yanak ve boyuna yayılabilir. Yirmilik dişin etrafındaki bu enfeksiyona yatkın zemin her seferinde kolayca enfekte olmaya adaydır.

BASINÇ AĞRISI: Sürme sırasında komşu dişlere de basınç uygulanıyorsa sıkışmadan dolayı da bir ağrı hissedilebilir. Bazı durumlarda bu basınç aşınmaya yol açar.

ORTODONTİK SEBEPLER: Pek çok genç birey dişlerindeki çapraşıklıkları düzeltmek için ortodontik tedavi  görmektedir. Yirmi yaş dişlerinin sürme basınçları diğer dişlere de yansıyacağından diğer dişlerde de bir hareketlilik olur, çapraşıklıklar artabilir.

PROTEZLE İLGİLİ SEBEPLER: Protez planlaması yapılan bir ağızda yirmilik dişleri hesaba katmak gerekir. Çünkü, yirmilik diş çekildikten sonra değişen ağız yapısına göre yeni bir protez yapmak gerekecektir. 

KİST OLUŞUMU: Gömük bir dişin sebep olduğu kistik vakalar gözlenmiştir. Kist kemik yıkımına, çene genişlemesine ve çevredeki dişlerin yer değiştirmesine ya da zarar görmesine sebep olur. Kemik yıkımını önlemek için diş çekilmeli ve kist temizlenmelidir. Nadiren bu kist çok geniş alanlara yayılırsa tümörlere dönüşebilir veya çene kemiğinde kendiliğinden kırılmalara yol açabilir.(Bakınız, Diş Apsesi)

Hiçbir rahatsızlık vermese de kötü pozisyonlu bir yirmilik diş niçin çekilmelidir?

Dişin pozisyonunun bozuk olması enfeksiyon için tek başına yeterli bir sebeptir. böyle bir durumda bahsedilen problemler mutlaka yaşanacaktır. Üstelik bu tip problemler aniden ve beklenmeyen bir zamanda gelişirler. Yirmilik dişler, fırça ve diş ipiyle ulaşılması zor alanlarda bulunurlar. Zamanla çürümeye yol açan bakteri, asit ve yiyecek artıkları bu bölgede toplanır. Eğer diş çürür ve dolguyla restore edilmezse diş kısa zamanda iltihaplanır.

Bu dişleri temiz tutmak zor olduğundan biriken bakteri ve yiyecek artıkları kötü ağız kokusuna sebep olur.

Dişeti altında yatay (düşeyden sapmış) pozisyondaki gömük bir diş, diğer dişlerin hareketi, sıklaşması ve çarpıklaşması ile sonuçlanacak olan bir basınç oluşturur.

Gömük dişin üzerini kaplayan dişetinin altına toplanan bakteriler enfeksiyona yol açar.

Yirmilik dişlerin çekilmesi için en uygun zaman nedir?

İmpact-kötü pozisyonlu bir diş şikayete yol açsın ya da açmasın 14 ila 22 yaşları arasında çekilmelidir. Genç yaşlardaki operasyonlar teknik olarak daha kolaydır ve iyileşme daha çabuk olur. 40 yaşın üstünde operasyonlar epey zorlaşır.Ayrıca yaşın artmasıyla birlikte yan etkiler de artar ve iyileşme dönemi uzar.

Akut- aktif enfeksiyonun olduğu durumlarda (perikoronitis) diş çekilebilir mi?

Genellikle hayır. Enfeksiyonun var olduğu bir durumda müdahale edilirse enfeksiyon çevreye yayılır, yara iyileşmesi geç ve güç olur. Lokal ağız hijyeni, antibiyotikler ve bazen de karşı çenedeki yirmilik dişin çekimi ile enfeksiyon kontrol altına alınır.

Diğer diş çekimlerinden farklı mıdır?

Yirmilik dişin konum,şekil ve boyutuna bağlı olarak uygulanacak işlemin zorluk derecesi değişir. Basit bir çekimden sonra hafif bir şişlik, ağrı ve kanama olabilir. Daha özel işlemler gerektiren bazı kompleks çekimler de uygulanabilmektedir. Dişhekiminizin alacağı önlemler ve bulunacağı tavsiyeler yan etkileri minimalize eder.

Bu çekimi takiben-dry soket-denen bir iyileşme bozukluğu yaşanabilir. Çekim boşluğunda kan birikmez ve ağrı da gelişebilir. Birkaç gün içinde durum düzelir. Ayrıca dişhekiminin tavsiyelerine uyulduğu takdirde bu olayla hiç de karşılaşılmayabilir.

İleri yaşlarda kemik yapısı yoğunlaştığı ve esneklik azaldığı için çekim zorlaşır, iyileşme yavaşlar.

Operasyon sonrası bakım

Yara yeri kurcalanmamalıdır. Yoksa ağrı, enfeksiyon veya kanama gelişebilir.

İlk 24 saat boyunca o taraf ile çiğneme yapılmamalıdır.

Tükürülmemelidir. Yoksa kanama artar ve pıhtı yerinden oynayabilir.

Kanama kontrol edilmeli. Eğer dikiş atılmamışsa steril gazlı bezle tampon yapılır. Pıhtı oluşumu için tampon yarım saat ağızda tutulmalıdır. Tampon alındıktan sonra kanama devam ediyorsa yeni bir tane konur.

Şişkinliğin kontrolü. Operasyon sonrası bölgeye soğuk bir tampon uygulayarak dolaşım yavaşlatılır ve yüzün şişmesinin önüne geçilir. Uygulama şöyle olmalıdır: 20 dakika soğuk tampon- 20 dakika ara- tekrar 20 dakika soğuk tampon şeklindeki periyotlarla devam edilir.

İlk 24 saatten sonra her 2 saatte bir ılık tuzlu suyla ağzı gargara yapmak gerekir. Karışım 1 bardak ılık suya 1 çay kaşığı tuz koymak suretiyle hazırlanır.

hekimim
〰〰〰〰🐠

selcuklu

Dişlerinizde mükemmel temizliğin yolları

   
Herkes dişlerinin bembeyaz görünmesini, nefesinin ferah kokmasını ister. Bunun için de çeşitli yöntemlere başvurur. Kimisi dişhekimine giderken, kimi de evde kendi kendine bir şeyler yapmaya çalışır. Peki, bazı temel kurallara uyarak dişlerinizi her zaman tertemiz tutabileceğinizi biliyor musunuz?

BBC Focus'ta yer alan habere göre, dişlerinizi temizlemenin kolay ve pratik yolları bulunuyor. İşte bu yollar: .

Teknik: Dişlerinizi ileri geri fırçalamayın. Sadece fırçayı aynı nokta üzerinde geri ve ileriye doğru hareket ettirin. Hafif ve dairesel hareket ile her diş üzerinde fırçayı saat yönünde döndürmek daha etkilidir. Yiyeceklerin biriktiği dişeti çizgisine özen gösterin.

Çocukluğumuzdan beri dişlerimizi fırçaladıktan sonra fırçayı durulamamız gerektiği söylenirken, İngiliz Dişhekimliği Birliği fırçanın dik bırakılmasını öneriyor. Diş macunundaki floridin dişlerle temas etmesi, dişlerinizi bakterilerden uzak tutacaktır.

Diş fırçası: Diş fırçası yumuşak mı ya da sert mi olmalı? Elektrikli diş fırçaları mı yoksa normal diş fırçası mı daha iyi? Diş fırçalamak rahatsız edici ve aşındırıcı olabilir. Bu nedenle dişeti hasarını azaltmak için dişhekimleri yumuşak kıllı fırçaları öneriyorlar. Daha yumuşak fırça doğru kullanıldığında dişleri daha beyaz yapar. Küçük ya da orta büyüklükte fırça ağzınızın içindeki en kuytu köşelere bile rahatça girebilir. Buradaki bakteri ve plakları temizleyebilir.

Elektrikli sistemde ise bu fırçaların büyük avantajları yok. Her ikisinde de diş fırçanızı birkaç ayda bir değiştirmelisiniz. Ya da fırçanızın kılları dışarıya doğru kıvrılmaya başladığında değiştirme zamanı gelmiş demektir.

Diş macunu: Macunun içindeki floridin 3 fonksiyonu bulunuyor: Yeni dişleri güçlendiriyor, ağzınızda asit üreten bakterileri yavaşlatıyor ve ağzınızda asit oluşumunu etkisizleştiriyor. Bu etkiyi elde etmek için sadece basit bir florürlü diş macunu satın almalısınız. Ağız hijyeni şirketleri tarafından önerilen diğer elementler de yardımcı olabilir. Ağzınızın dengeli bir PH değerine sahip olması diş erozyonuna yol açan asit gibi problemleri önlüyor.

Bakım: Kola ya da tatlı içecekler asitlidir. Üzerinde beslenen bakteriler daha fazla asit üretiyor. Bu nedenle bu tür içecekler yemek sırasında tüketilmesi öneriliyor. Dilinizi fırçalamak yardımcı olacak, bakterileri uzaklaştıracaktır.

yolcu 27

bilgi paylaşımı için teşekkür ederim sağolun
Haksızlık önünde eğilmeyiniz çünkü hakınızla beraber şerefinizide kaybedersiniz Hz ali ra

Tuğra


Diş çürüklerinin giderek artığını belirten uzmanlar yapılması gerekenleri açıkladı...

Beslenme alışkanlıklarının değişmesinden dolayı Türkiye'de diş çürüğüne daha sık rastlanmaya başlandığına dikkat çeken Diş Hekimi Prof. Dr. Suat Altun, "Dengeli beslenin, dişleriniz çürümesin." dedi.

Bursa Özel Şahinkaya Eğitim Kurumları'nda 'Tea and Talk' günleri kapsamında gerçekleştirilen 'Yaşamdan Dersler Konferansı'nın konuğu olan Diş Hekimi Prof. Dr. Suat Altun, diş çürüklüğü konusunda uyarılarda bulundu. Öğrencilere, ağız ve diş sağlığına gereken önemi vermeleri yönünde uyarılarda bulunan Altun, "Şekerli, yapışkan ve asitli gıdalar diş çürüğünün artmasına sebep olur. Beslenme alışkanlıklarına dikkat ederek ve dişlerinizi düzenli olarak günde en az 2 defa fırçalayarak diş çürüklerini önleyebilirsiniz." ifadesini kullandı.

"TÜRK TOPLUMU DİŞ DOKTORUNDAN KORKUYOR"

Türk toplumunda diş doktorlarından korkan bir anlayış olduğunu belirten Prof. Dr. Suat Altun, "Özellikle çocukların düzenli olarak muayeneye götürülmeleri gerekmekte. Anne babalardan duyulan yanlış bilgiler, doktor ve iğne olma fobisi, bilgisizlik, diş hekimi muayenehanesinde karşılaşılan sesli ve çocuğun daha önceden görmediği ve kendine zarar verebileceğini düşündüğü bir takım cihazlar, güvensizlik, sayabileceğimiz çocukların diş hekimi korku nedenlerinden birkaçıdır." şeklinde konuştu.

Sağlıklı dişlere sahip olmanın bakım ve fırçalama gerektirdiğinin altını çizen Suat Altun, "Özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde diş çürüğüne eskiye oranla daha sık rastlanıyor. Bunun nedeni beslenme alışkanlıklarının değişmesidir. Bisküvi, şeker, çikolata, kola gibi her an elimizin altında olan bu gıda maddeleri dişlerin üzerine yapışıp kalan ve asit oluşturan maddeler oldukları için günümüzde diş çürüğü artışının başlıca sorumluları olarak kabul ediliyor." diye konuştu.

Dişlerin çürümemesi için tedbirlerin başında düzenli fırçalama geldiğine dikkat çeken Altun, "İlk yapmamız gereken ağzımıza uygun bir fırça seçmektir. Fırça ıslatılmadan, üzerine konulacak mercimek tanesi büyüklüğünde diş macunu ile dairesel hareketler çizerek masaj yapılmalıdır. Üst dişler aşağıya doğru, alt dişler ise yukarıya doğru fırçalanmalıdır." şeklinde konuştu.

iyilikgüzellik
〰〰〰〰🐠