'Etiketini okumadan hiç bir gıda ürününü satın almayın'

Başlatan İsra, 07 Temmuz 2010, 04:24:07

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

İsra

Satın aldıkları bütün gıda ürünlerinin etiketini okuyan ve içinde neler olduğunu esnafa soran gıda mühendisleri, alışveriş süresini uzatsa da sağlıklı ürünleri seçebilmek için herkesi aynı duyarlılığı göstermeye çağırıyor. Özellikle et ve et ürünlerine, bazı katkı maddelerine, son kullanma tarihine ve hijyenik kurallara uygun olmasına dikkat etmek gerekiyor.

Bir market alışverişi düşünün ki saatlerinizi alıyor. Ama sebebi kararsızlık değil, ince eleyip sık dokumak... Hiçbir gıda ürününü etiketini okumadan almayan gıda mühendisleri Kenan ve Zeliha Altunkaynak çifti, alışveriş yaparken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor. Bütün gıda mühendislerinin alışverişe uzun vakit ayırdığını ifade eden Altunkaynak çiftine göre mühendisler bundan şikayetçi değil ancak onlarla alışverişe çıkanlar bu kadar rahat olamıyor.

Bu yüzden aile ve arkadaşları gıda mühendisleri ile alışverişe çıkmak istemiyor. Eşinin mesleği farklı olan gıda mühendisi Ali Kaygısız da evliliklerinin ilk yıllarında onun bile kendisiyle alışverişe çıkmak istemediğini söylüyor. Kaygısız "Sakız dahi alsam ürünün hangi maddelerden yapıldığına, son kullanma tarihine ve hijyenine dikkat ederim. 'İçindekiler' kısmını incelerim. Bu nedenle az şey alsam da alışveriş biraz uzun sürüyor. Eşim ilk zamanlar beklemekten sıkılır, sürekli 'çabuk ol' derdi. Ancak o da artık alıştı." diyor.

Ürünlerin içeriğini sorgulamak gıda mühendislerini bazen zor durumda bırakıyor. Bu tür sorulara hiç de alışkın olmayan bazı işletme sahiplerinden tepki görüyorlar. Fırından ekmek alırken hangi un ve mayadan yapıldığını mutlaka sorduğunu belirten Ali Kaygısız "Fırıncı ekmekle ilgili birkaç soru daha sorunca 'sen de mi fırın işleteceksin?' diye tepki gösterdi. Esnaf bu sorulara pek alışık değil. Ancak herkes ne alırsa alsın mutlaka içeriğini sorgulamalı. Son kullanma tarihi ve hijyenine dikkat etmeli." şeklinde konuşuyor.

Bir evde iki gıda mühendisi olunca durum daha da farklı yaşanıyor. Kenan-Zeliha Altunkaynak çifti sadece esnafı uyarmakla kalmıyor, aile ve akrabalarına da ürünler hakkında bilgi veriyor, hatta bazen birbirlerini de ikaz ediyorlar. Açıkta satılan bir şeyi almaması konusunda eşini sürekli ikaz eden Zeliha Altunkaynak, "Eşim de her türlü çikolata ve şekeri yememem konusunda beni uyarır. Ayrıca dışarıda yemek zorunda kaldığımız zaman güvenilir yerlere gitmeye dikkat ediyoruz.'' diyor.

Ürünün Sadece fiyatına bakmayın

Kenan Altunkaynak, içeriğinde kanserojen maddeler bulunduğu için kesinlikle hazır sucuk ve benzeri et ürünleri almadıklarını ifade ediyor.

Altunkaynak "Alışveriş yaparken ürünlerin içine katıldığını bildiğim maddeler ve yapılış şekilleri aklıma geliyor. Özellikle et ve et ürünleri satın almıyoruz. Kendimiz özel yaptırıyoruz. İçeriğinde 'E120' yazan ürünleri kesinlikle almıyoruz. Çünkü E120, böcekten yapılan bir renklendiricidir.'' diyor.

Gıda mühendisi Merve Bostan da içeriğinde 'aspartam, MSG' yazan bir ürünü kesinlikle almadığını dile getiriyor. Bu katkı maddelerinin zekâ geriliğine yol açtığını vurgulayan Bostan şöyle konuşuyor: "Bir yiyecek sadece fiyatına bakılarak alınmamalı. Neden yapıldığı sorgulanmalı. Hazır tereyağı, hazır et ve et ürünlerini kesinlikle evimde bulundurmam. Et ve et ürünlerinin nasıl yapıldığını gördüm, et ürünü deniliyor ama bazı ürünlerin içinde yüzde 5 dahi et yok. Bunlar tamamen katkı maddeleriyle yapılıyor ve sağlığa çok zararlı.'' Bostan, alışveriş yapmanın kendisi için büyük bir zevk olmasına rağmen uzun sürmesi nedeniyle ailesi için tam bir işkenceye dönüştüğünü vurguluyor.

Gıda mühendisleri sadece alışverişte değil, yiyeceklerin hijyeni, muhafazası gibi konularda evlerinde de aynı özeni gösteriyor. Sebze ve meyveleri tüketmeden önce mutlaka sirkeli suda bekletiyor. Pişmiş yiyecekleri buzdolabının üst raflarına, pişmemişleri ise en alta yerleştiriyor.

Gıda mühendislerinden beslenme tavsiyeleri

Sucuk, sosis, salam gibi hazır et ürünlerini tüketmeyin. İçerisindeki katkı maddeleri ileride mide kanserine neden oluyor. Eğer tüketilecekse 'el yapımı' olmalı.

İçeriğindeki katkı maddelerinden dolayı hazır tereyağlarını tercih etmeyin. Bunun yerine zeytinyağı kullanın.

Etiketinde aspartam, MSG, E120 yazan ürünleri tercih etmeyin. Bu katkı maddeleri, zekâ geriliği, kanser, alzheimer gibi ciddi hastalıklara yol açabiliyor.

Herhangi bir ürünü sadece fiyatına bakarak almayın. Son kullanma tarihi ve içindekiler kısmını mutlaka okuyun.

Güvendiğiniz yerlerden alışveriş yapın.

Teflon ve alüminyum kaplar yerine cam olanları tercih edin. Teflon ve alüminyum kaplar, ileride kanser gibi hastalıklara neden olabiliyor.

zaman

Tuğra

'Son kullanma tarihi' güvenilir mi?

İngiltere'de son kullanma tarihi geçen gıdaların "yenilebilir" olduğunu tespit eden uzmanlar yeni standartlar üzerinde çalışıyor. Türk uzmanlara "Standartlar nasıl olmalı" diye sorduk.

İngiltere'de son kullanma tarihi geçtiği için imha edilen binlerce ürünün aslında 'yenilebilir' olduğu ortaya çıktı. İngiliz uzmanlar gıda ürünlerinin üzerinde yer alan "son kullanma tarihi" ibaresini tüketicilere daha detaylı bilgi verecek şekilde değiştirmeye hazırlanıyor. '

SOYUT KAVRAM MI?

Değişikliğin nedeni, ürünlerin sağlık açısından güvenli olup olmadığından daha çok kalitesi hakkında bilgi veren "son kullanma tarihi"nin gereksiz tüketime yol açması. Bu yolla yiyecek ve içeceklerin dörtte birinin çöpe atılmasının önüne geçileceği ve yılda kişi başı ortalama 680 pound (bin 700 TL) tasarruf edilmesi bekleniyor. Türkiye'de de son kullanma tarihi gündeme taşındı. Ancak Türk uzmanlar, "son kullanım tarihi"nin soyut bir kavram mı yoksa sağlık için olmazsa olmaz mı olduğu konusunda ikiye bölündü.

UZMAN GÖRÜŞLERİ

"Bakliyat kullanılabilir"

Prof. Dr. Ziya Mocan (İç hastalıkları uzmanı): Bakterilerin kolay üreyeceği tavuk, mayonez gibi kremalı yiyecekler, dondurma gibi, süt ürünleri gibi yiyecekler yenilmemeli. Bakliyatlar eğer iyi saklanmışsa, kapalı olarak nemden uzak tutulmuşsa kullanılabilir. Ayranda ekşime olur ama içilebilir. Normal değerlerin (+) (-) leri vardır. Gıdalarda ise bu konulmuyor. Yoğurt ve ayranda mikrop üremez.

"Opsiyonlar olabilir"

Evren Sağlam (İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Gıda Mühendisi): Bir yoğurt son kullanma tarihinden bir hafta sonra küflenmeye başlıyor. Hiçbir insan son kullanma tarihi 10-15 gün geçtiği için kullandığı ayçiçeği yağından zehirlenmez. Bakliyat grupları için bir ay, tereyağımargarin için üç gün, zeytin veya zeytinyağı için 15 gün opsiyon olabilir ama burada önemli olan tüketiciyi yanıltılmamaktır.

"Asla tüketilmemeli"

Dr. Tülay Bağcı Bosi (Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı A.B.D. Beslenme Uzmanı) : Son kullanım tarihi soyut bir kavram değildir. Kesin ve somut bir kavramdır. O tarihten sonra bozulma süresi başlar. Asla tüketilmemeli. Raf ömrü geçen ürünler tüketilmemelidir.

"Buzdolabı 2 gün verir"

Prof. Dr. Mustafa Özilgen (Yeditepe Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı): Buzdolabınızda bir ürün varsa ve son kullanma tarihi 2 gün geçtiyse kullanılabilir. Dışarıda bekleyen ürünü hiç kullanmamak lazım.

"Toksik zehirleyebilir"

Uzm. Dr. Ayça Kaya (Metabolizma Hastalıkları Uzmanı): İki sene raf ömrü olan maddenin içine konan koruyucu maddenin toksik etkisi olabilir, Etkisini kaybettiği zaman zararlı bakteri ya da mantarlar oluşabilir. Bu da kişiyi zehirleyebilir.

SABAH

〰〰〰〰🐠

mazhar

Alıntı YapGıda mühendisi arkadaşlar bu işleri biliyorlar.Bizim gibi sade vatandaşlar ne yapsın...?Her halde bizleri de mevzuat efendi korur diye düşünüyorsak !Yanılıyoruz...Türkiye'de,özellikle gıda  piyasasın da  hiç bir standartımız yok.A.B.  girmek için çırpıntığımız bu dönemde bile doğru inceleme ve denetleme yapılmıyor. Merdiven altların da şehirin varoşların da,imal edilen bakkalar da ve toplu tüketim yerlerinde satılan yüzlerce ne olduğu nasıl imal edildiği belli olmayan ürünler satılıyor.Bunlarla ilgili mezuat,yönetmelik, kanun,her neyse çıkarılması için bir gıda depremi'mi bekleniyor anlamış değilim.


Bu güzel ve önemli paylaşımlar için teşekkürler.