Namazla alakalı muhtelif sorular

Başlatan saadet bahçesi, 12 Eylül 2012, 19:04:10

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

saadet bahçesi

Bulunduğum bölgede vehhabi -selefi-ibni teymiyenin fikirlerine sahip zihniyette olan kişiler var ve kendilerini çok yetiştirmiş olanlar var. Onlardan gördüğümüz bazı uygulamalar var az çok aldığımız eğitim gereği Allaha şükür inanç ve itikadımızda bir sıkıntımız yok ama bu diğer arkadaşların kafasını karıştırıyor. bizde istiyoruz ki bunlara gerekli cevabı verelim

1-Namazdan sonraki tesbihatı (SübhanAllah,Elhamdülillah,Allahükber) farzın hemen akabinde yapıyorlar.sonra son sünneti kılıyorlar Asrı saadetten değişik misaller getirerek şu anda yapılanın yanlış olduğunu söylüyorlar.
2- Sadece farzdan önce kamet getiriyorlar, sonra yapılan duaların herkesin kendisinin okuması gerektiğini müezzinin komutuyla toplu olarak sünnete kalkma tesbih çekme v.s pergamberimiz(SAV) zamanında olmadığını bir dönem İslam alimlerinin islama yeni giren veya duaları henüz öğrenememiş olanlar için böyle bir uygulamaya gittiğini ama bunun artık ihtiyaç olmamasına rağmen zamanla yerleştiğini ve bidat olduğunu söylüyorlar.
3- namazdan sonra  dua etmeden kalkıyorlar
4- ellerini gögüs hizasında bağlıyorlar ve bileklerinden değil dirseklerine yakın bir yerden veya dirsekleriden  tutuyorlar.
5-Kıyamda ayaklarını yanındakilerin topuklarına değdirecek şekilde açıyorlar…v.s
 Bu kişiler kendilerini yetiştirmiş veya bir yerlerde yetiştirilmişler hadisi şerifleri de kaynak gösterdikleri için bunlara gerekli cevapları veriyoruz ama bazen yeterli olmuyor. Ehli sünnet in bu hususlara gerekli cevabı elbette vardır bu mevzuda bilen kardeşlerimiz hocalarımız yardımcı olursa seviniriz.

azizistanbul

yapılanların hepsi doğrudur. Problem yoktur. ufak tefek farklılıklar hanbeli mezhebi ile alakalı olabilir.

Ancaaak.

Problem şuradadır ki :Vehhabiler inadi fikriyatlarıyla  insanoğlunun tüm hayatını kapsayan bir kurallar bütünü olan dinin insanların günlük hayatında bazı örflere veya alışkanlıklara , adetlere yol açmasını bidat olarak görmeleridir.

yani onlara göre ibadetlerin dışında  islami referanslarla oluşan tüm hareketler bidattir.

Hat sanatı bidattir.
müftülük imamlık müezzinlik vaizlik görevleri  diyanet işleri  bakanlığı , başkanlığı , müdürlüğü (ülkeye göre değişir) bidatir.
önemli gün ve gecelerde camillerden salatü selam okumak bidattir.
ramazanda toplanıp mukabele okumak bidattir.

جُلُوسُكَ سَاعَةً عِنْدَ حَلَقَةٍ يَذْكُرُونَ اللهَ خَيْرٌ مِنْ عِبَادَةِ اَلْفِ سَنَةٍ

saadet bahçesi

#2
sualime tam cevap alamadım madem yapılanların hepsi doğrudur -ki hanbeli mezhebinde bunlar olabilir itirazım yok- ama bunu yapanlar bir mezhebe intisabından dolayı değil hadisi şerifleri okuyarak bunları uyguluyor. o zaman bizim yaptıklarımıza bidat  diyorlar ve delil istiyorlar. ben de bu uygulamalara (tesbihatı farzın hemen akabinde değilde namazın sonun da yapmak, müezzinin komutuyla toplu olarak sünnete kalkma tesbih çekme ,namazdan sonra  dua etme,Kıyamda ayaklarını yanındakilerin topuklarına değdirecek şekilde değilde tabii bir şekilde dört parmak miktarı açmak, kıyamda elleri göbek üzerinden bağlamak v.s. ) madem  bidat deniyor asrı saadette uygulandığına veya bidat olmadığına dair delilleri merak ediyorum.

sugibi

Ben şunu öncelikle söyleyeyim. Hanefi mezhebine göre hareket ediyorum.

Bende müezzinin toplu komutuyla tesbih çekme, sünnet namaza kalkma, sünnet namazları camide kılmak (imkanı olmayanlar hariç) delil bilmiyorum.

(Farz) Namazdan sonra dua etmek delileri çoktur. Bazıları

773/1643-Zeyd b. Erkam'dan [3]
Allah'ın Peygamberi (Satiaitaim aleyhi ve seiiem) (farz) namazın sonunda derdi:
"Allahümme, [4]Rabbena Rabbe külli şey'in, ene şehîdün Enneke Ente'r-hbü vahdeke lâ şerike lek.360 Rabbena Rabbe külli şey'in, ene şehîdün 'l-abde küllehüm ihvetün. Allahümme, Rabbena Rabbe külli şey'in'ic'alnî ennhlisan leke ve ehlî fi külli saatin mine'd-dünya ve'l-âhirati, ze'i-celâli ve'l"rn'isma' ve'stecib. Allahü'l-ekberu'l-ekber Allahü nûru's-semâvâti ve'l Allahü'l-ekberu'l-ekberu hasbiyAllahü ve ni'me'l-vekîl, Allahü'l-ekberu'l-ekber."
NOT: Duanın tercemesi:
"Allahım, Rabbimiz, her şeyin Rabbi! Ben şahidim ki şüphesiz Sen ortağı ol­mayan tek Rabsın ve şüphesiz Muhammed Sen'in kulun ve peygamberindir. Allahım, Rabbimiz, her şeyin Rabbi! Ben şahidim ki şüphesiz kulların hepsi kardeştir. Ailahım, Rabbimiz, her şeyin Rabbi! Beni dünya ve âhiretin her anında senin İçin ihlaslt olan kişi kıl ve ailemi de. Ey celâl ve ikram sahibi! (Duamı) dinle ve kabul et. Allah en büyüktür, en büyüktür. Allah göklerin ve yerin nurudur (nurunu verendir). Allah en büyüktür, en büyüktür. Allah bana yeter, O ne güzel vekildir. Allah en büyük­tür, en büyüktür." [5]

774/1644-Muâz b. Cebel (Radıyaiiaha anh) anlattı:[6]
Rasûlullah t&üiaiiahu aleyhi ve seiiem) (Muâz'ın) elinden tutup şöyle dedi:
"Ey Muâz! Ben seni kesinlikle seviyorum." Ben:
Ey Allah'ın Rasûlü! Annem babam sana feda olsun, ben de seni se­viyorum' deyince o şöyle buyurdu:
"O halde, her (farz) namazın sonunda şöyle demeni sana tavsiye/va­siyet ederim:
Allahümme eınnî alâ zikrike ve şükrike ve husni ibâdetik."
§Muâz bu şekilde Sünâbihî'ye tavsiye etti, Sünâbihî bunu Ebû Abdurrahman'a tavsiye etti, Ebû Abdurrahman da bunu Ukbe b. Müslim'e tavsiye etti.
NOT: Duanın tercemesi:
"Allahım! Seni zikretme, sana şükretme ve sana güzelce ibadet etme konusunda bana yardımcı ol."
§Bu rivayette Hz. Peygamber'in insani davranışlarından biri göze çarpmak­tadır. O, sevdiği insana sevgisini ifade eden, aradaki muhabbetin artmasını isteyen ve ona mutlaka bir iyilikte bulunma çabasında olan bir insandı.
Zikir, şükür ve güzel ibadet üçgeni ile bu tavsiye dünya ve âhiret hayrını için­de toplamakta, her konuda olduğu gibi bu konuda da Allah'tan mutlaka yardım istenmesi gerektiğini bize öğretmektedir.
ŞRivâyetin sonunda sahabiden başlayarak tabiûn ve diğer râviler birbirlerine bu duayı tavsiye etmektedirler ki râvilerin sona doğru bu şekilde aynı hareketi yaparak ya da aynı sözü söyleyerek naklettikleri hadise müselsel hadis denir. [7]

776/1646-Ummü Seleme'den (Radıyatiahüanha):[10]
Rasûlullah (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem) sabah namazını kılıp selâm verdiğin­de şöyle derdi:
"Allahümme, innî es'elüke ilmen nâfian ve rizkan vâsian (Bir rivayette: ve rizkan tayyiben), ve amelen mütekabbelen."
NOT: Duanın tercemesi:
"Allahım, ben senden faydalı ilim, bol rızık (Bir rivayette: ...temiz rızık) ve kabul olunan amel isterim."
§Hz. Peygamber bu duada insan hayatı için önceliği olan Üç şey istemekte; ilim, rızık ve amel. Ancak bunların da faydalı, bol/temiz ve kabul olunanı şeklinde vasfetmektedir. Bu hayır üçgeninde kalan ve kendisini koruyan insan dünyada da âhirette de büyük hayırlara nail olacaktır. [11]

777/1647-Hz. Ali'den (RadıyAllah anh). [12]
Rasûlullah'm (Saiiaiiainı aleyhi ve setiem) namazını anlatırken:
Namazdan (çıkış) selâmını verdiğinde şöyle dedi:
'Allahümmeğfirlî ma kaddemtü vema ehhartü vema esrartü ema a'lentü ve vema esraftü vema Ente alemü bihi minnî Ente'l-mukaddimu ve Ente'l- muahhiru Lâ ilahe illâ Ente."
NOT: Duanın tercemesi:
"Allahım! Benim yaptığım ve yapacağım, gizlediğim ve açığa vurduğum, haddi aştığım ve ayrıca benden daha iyi bildiğin (bütün) günahlarımı affet! Sen dilediğini ileri götüren ve dilediğini de geride bırakansın, senden başka ilâh yoktur." [13]

[3] Sened:
Kasen: Müsned, IV/369, H.no:19189; Ebû Dâvûd, Vitir, 25, H.no:1508; Taberânî, el-tnu'cemü'l-kebîr, V/210, H.no:5122; Hadisin senedinde Dâvûd b. Râşid et-Tafâvî bulunmak-u. Bu râvi hakkında olumlu olumsuz farklı değerlendirmeler yapılmıştır. Fakat hadis kuvvetlenir ve hasen Ii gayrini seviyesine yükselir.
[4] Ahmed b. Hanbel'in hocası İbrahim (b. Mehdi) bunu iki kere söyledi.)
[5] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/150-151.
[6] Sahih: Müsned, V/244-245, H.no:22018; Benzer rivayet için bk. V/247, H.no:22025 (750/ 6-Û. hadis); Ebû Dâvûd, Vitir, 26, H.no:1522; Nesât Sehv, 60, H.no:1301. Ebû Hüreyre'den (RadıyAllahü anh) şahidi için bk.775/1645. hadis. Şeddâd b. Evs'ten (RadıyAllahU anh) şahidi için bk. 779/1649. hadis. Ayrıca bk. 750/1620. hadis.
[7] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/151-152.
[8] Sened:
Sahih: Müsned, 11/299, H.no:7969; Bu rivayete benzer bir rivayet de şöyledir:
(Ahmed b. Hanbel'in 8087 ve 10134. hadisleri zayıftır. Çünkü senedlerinde Ferec b. Fedâle ve Ebû Saîd el-Hımsî bulunmaktadır.) Tayâlisı, s.256, H,no:1274; Ebû Nuaym, Hılyetü'l-evliyâ, IX/223. Heysemî Mûsâ b. Târik haricindeki râvİlerinin sahih hadis ricalinden sayıldıklarını, Mûsâ b. Tarık'ın İse sika olduğunu söyler. Ayrıca Heysemî şunu da ilâve eder: "Ahmed b. Hanbel bu hadisi bir rivayetinde Ebû Yezîd el-Medînî, bir başka rivayetinde ise Ebû Saîd el-Hımsî kanalı ile nakleder. Ben bu iki râviyi tanımıyorum." Bk. Mecmu', K/172. Ahmed Muhammed şâkir ise Heysemî'nin bu değer­lendirmesini eleştirir. İlgili eleştiri için bk. H.no;8087.
Muâz b. Cebel'den (RadtyAllahü anh) şahidi için bk. 750/1620 ve 774/1644. hadisler. 363 „ Seddâd b. Evs'ten (RadtyAllahü anh) şahidi için bk. 779/1649, hadis.
[9] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/152-153.
[10] V1/305' H-no:26481; Diğer rivayet için bk. VI/294, H.no:26401; Benzer rivayetler İkam VI/318' H-no:26579-26580^ VI/322- H.no:26610; Humeydu 1/143, H.no:299; fon Mâce, Mü C'J-2' H*no:925 ^bn Mâce'nİn hocası İbn Ebî Şeybe'den naklettiği bu rivayetinde ve Sün - in d'^er rivâyetlerinde de (^VJjjj) lafzı yer almaktadır). Bûsirî, İbn Mâcenin narien'ıçin yazdığı zevâidinde: "İsnadının râvileri sikadır. Fakat Ümmü Seleme'nin mevlâsı duru phem râviier> tanıtan eserlerde bu zata yer veren birine rastlamadım. Cerh-tadil açısından C|Lı!?.UnUn ne oldu§unu da bilmiyorum" der. Fakat isminin belli olmaması zararlı değildir. ku Abdullah b. Râfi1, Setine, Nebhân, Nâfi' ve Nâim mevlâdır ve her biri de sikadır.
[11] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/153.
[12] Sened:
Sahih: Müsned, 1/94-95, H.no:729; Diğer rivayet için bk. 1/102-103, H.no:803; 1/119, H.no: 960 (633/1503. hadis); Mâlik, Salât, 17; Müslim, Müsâfîrûn, 201-202; Ebû Dâvûd, Salât, 119, H.no:760; Vitir, 25, H.no:1509; Tirmizî, Salât, 82, H.no:266 (İbn, Ömer, îbn Abbas, İbn Ebî Evfâ, Ebû Cuhayfe ve Ebû Saîd'den (RadıyAllahü anhüm) şahidinin de bulunduğunu söyleyen Tirmizî, Hz. Ali rivayetinin hasen-sahih olduğunu ifade eder); Deavât, 32, H.no:3421-3423 (hasen-sahih); Nesâî, İftitâh, 17, H.no:895; İbn Mâce, İkâme, 15, 70, H.no:864, 1054; Dârimî, Salât,33,71,H.no:1241, 1320.



Elleri bağlama şekli ve ayakları açma mesafesindeki ihtilafların çok yadırganacak bir durum olmadığını düşünüyorum.