Gönderen Konu: İşte 73 Fırkanın Listesi  (Okunma sayısı 43515 defa)

0 Üye ve 4 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
İşte 73 Fırkanın Listesi
« : 24 Ağustos 2011, 01:46:50 »

İşte 73 Fırkanın Listesi

Meşhur ve kimsenin inkar etmediği ama tevil hususunda kiminin; burada maksat, sapık fırkalarının çok olacağına işarettir diye tevil yaparken, kimisi de 73 bir sayıdır ve bu sayıda da bir hikmet vardır, zira kesret ifade edilecek olsa 10 lu 20 li 100 lü bir rakam ifade edilir di, neden 73 sayısı özellikle ifade edilsin meyanında ifadelerde bulunmaktadır.

Bir takvim yaprağının arkasında ise bu 73 rakamı tek tek belgelenmiş. Manidar olan bu bilgileri sizlerle paylaşalım.

İmâm-ı Rabbânî (k.s.) hazretlerinden:

Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz, bazı hadîs-i şeriflerinde, ümmetinin düşeceği ihtilaflara dikkat çekmektedir. Bu hususta rivâyet edilen birçok hadîs-i şerif vardır. Bunların en genişi, Tirmizî ve İbn-i Mâce’de rivâyet edilen hadîslerdir.

İbn-i Mâce’de geçen hadîs-i şerifte Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyururlar:

“Yahûdiler, yetmiş bir fırkaya ayrıldı. Bunlardan biri cennette, yetmişi ateştedir.
Hıristiyanlar yetmiş iki fırkaya ayrıldı. Onlardanda yetmiş bir fırka ateşte, bir fırka cennettedir.
Muhammed (s.a.v.)’in nefsi kudret elinde olan Allâh’a yemin ederim ki, benim ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır.
Bir fırka cennette, yetmiş iki fırka ise ateştedir.”
Sahâbîler, “Yâ Resûlüllah! Cennette olan fırka kimlerdir?” diye sordular.
Resûlüllah (s.a.v.), “Cemaat” diye cevap verdi.
(S.İbn-i Mâce, Fiten 17)


İmam Tirmizî (rh.)’nin rivâyetinde ise şöyle buyurulmaktadır:

“İsrailoğulları yetmiş iki fırkaya ayrılmıştır.Ümmetim ise yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır.  Bir tanesi hariç, bunların tamamı ateştedir.”
Sahâbîler, “Yâ Resûlüllah! O kurtuluşa eren fırka kimlerdir?” diye sorunca, Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurdu: “Benim ve ashâbımın yolunda olanlardır.”
(S. Tirmizî, Îman 18)


Böylece Peygamber-i zîşân (s.a.v.) Efendimiz, ümmetinin başına gelecek hâdiseleri, mu’cizevî bir şekilde haber vermektedir.
Hadis âlimleri, hadîs-i şerifte geçen cennetlik olarak vasıflandırılan fırkadan maksadın, Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat olduğunu kaydetmektedir. Çünkü ifrat ve tefrit ortasında, i’tidâl üzere Resûlüllah (s.a.v.)’ın ve ashâb-ı kiramın yolunu tâkip etmeyi kendilerine şaşmaz ölçü edinenler, bu fırka mensuplarıdır.
Cehennemlik olan fırkalar ise, i’tikadî mes’elelerin birçoğunda, Ehl-i sünnet’e aykırı inançlarda bulunan mezheplerdir.

Kelâm ilmiyle alâkalı eserlerin en eskilerinden olan Sevâd-ı ’zam’da, Hicrî dördüncü asrın başında yaşadığı tahmin edilen müellif Hâkim es-Semerkandî (rh.), yetmiş üç fırka meselesini ve Ehl-i Sünnet’in neden fırka-i nâciye olduğunu açıklamaktadır.

Ona göre, Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz’in işaret buyurduğu yetmiş üç fırka şunlardır:

Ehl-i Sünnet bir, Hâricîler on beş, Mu’tezile altı, Mürcie on iki, Şîîler otuz iki, Cehmiye, Neccâriye, Darrâriye, Kilâbiye birer, Müşebbihe üç fırka olmak üzere toplam yetmiş üç fırka eder. Fahr-i Kâinat (s.a.v.) Efendimiz’in işaret ettiği fırkalar bunlardır. Bunların sadece bir tanesi ehl-i hak olan Ehl-i Sünnet fırkasıdır. Diğerleri bid’atlarla ma’lûl olan mezheplerdir. (Sevâd-ı ’zam, 52)

“Yetmiş üç fırkadan her biri, şerîate tâbi olduklarını iddiâ edip kendilerini necat bulan zümreden sayarlar. “... Her fırka, kendinde bulunan ile sevinip böbürlendi.” (S. Mü’minûn, 53) âyet-i kerîmesi onların bu halini tasdik eder. Halbuki Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz’in beyan buyurduğu fırka-i nâciyeyi, diğerlerinden ayıran delil, “Benim ve ashâbımın yolunda olanlar” beyanıdır.

Şerîat sahibi Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz’in burada, sadece kendilerini anlatması kâfî iken ashâbını da zikretmesi, "Benim yolum, ashâbımın gittiği yoldur. Kurtuluş yolu onların yoluna tâbi olmaya bağlıdır!" mânâsınadır. İşte Resûlüllah Efendimiz bunu ilan etmektedir. Zira, ashâb-ı kiramın yoluna tâbi olmadan, Resûlüllah (s.a.v.)’a tâbi olmak iddiâsı, boş bir dâvâdır. Hatta böyle bir ittibâ, hakikatte aynıyla Resûlüllah (s.a.v.)’a isyan sayılır.

Hâl böyle olunca, bu yolun yolcularına, necat bulmak nasıl mümkün olur?

Şu âyet-i kerîme bunların hâlini tam bir şekilde anlatır:
“Onlar, hakikaten kendilerinin bir şey üzerinde doğru yolda, necatta olduklarını sanırlar. Gözünüzü açın ki, onlar, cidden yalancıların ta kendileridir.” (S. Mücâdele, 18)

Hiç şüphe yoktur ki, Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz’in ashâbının yolunda dâim olanlar, Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat fırkasıdır. Allah Teâlâ bunların gayret ve çalışmalarını makbul eylesin. İşte fırka-i nâciye bunlardır.

(Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî, Cilt 1 - Mektub 80)



Fazilet Takvimi, 18-19 Temmuz 1998
incemeseleler.com


Çevrimdışı omur

  • ömür
  • yazar
  • ****
  • İleti: 649
Ynt: İşte 73 fırkanın listesi
« Yanıtla #1 : 24 Ağustos 2011, 06:14:08 »
Teşekkür ederiz. Allah razı olsun.
Mevlam bizi de fırka-i Naciyeden ayırmasın. Amin.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: İşte 73 fırkanın listesi
« Yanıtla #2 : 24 Ağustos 2011, 11:39:22 »
Teşekkür ederiz. Allah razı olsun.
Mevlam bizi de fırka-i Naciyeden ayırmasın. Amin.


Allahü zül celal vel kemal ve tegaddes hazretleri zamanın gerçek sahibine hakki evlad olmayı; son nefese kadar son nefes dahil, her nefeste onun mübarek yolunda hizmet etmeyi nâsib-i müyesser eylesin.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ehl-i Sünnet’i Savunmak Her Müslümanın Vazifesidir
« Yanıtla #3 : 24 Ağustos 2011, 11:51:03 »
...

Ehl-i Sünnet’i Savunmak Her Müslümanın Vazifesidir

MÜSLÜMAN bir gazeteci, okur-yazar olarak niçin Ehl-i Sünnet’i destekliyorum, savunuyorum?

Çünkü böyle bir destekleme ve savunma benim vazifemdir.

* Ehl-i Sünnet Müslümanlığı Kur’ân’a, Sünnet’e; Allah’ın rızasına, sevgili Peygamberimizin (salat ve selam olsun O’na) bize bıraktığı mirasa uygun Müslümanlıktır.

* Ehl-i Sünnet Asr-ı Saadet’le bizim aramızdaki devamlılıktır. Onda kopukluk olmasını istemeyiz.

* Ehl-i Sünnet ana caddedir. Kardeşlerimizin bu ana caddeyi bırakıp patikalara, çıkmaz sokaklara, dar ve ulaştırmaz yollara sapmalarını istemeyiz.

* Ehl-i Sünnet
İmamı Azam Ebu Hanife’nin, İmamı Mâlik’in, İmamı Şafiî’nin, İmamı Ahmed ibn Hanbel’in bize anlattığı dindir. Kurdukları fıkıh sistemleri devam etmemiş olan onlarca büyük müctehid efendilerimizin yoludur.

* Ehl-i Sünnet Ashab-ı Kiram efendilerimizin yoludur.

* Ehl-i Sünnet Selef-i Sâlihîn efendilerimizin yoludur.

* Ehl-i Sünnet Tâbiîn efendilerimizin yoludur.

* Ehl-i Sünnet ‘âmil ve rabbanî, gerçek ve icazetli ulemanın yoludur.

* Ehl-i Sünnet büyük müfessirlerin yoludur.

* Ehl-i Sünnet büyük muhaddislerin yoludur.

* Ehl-i Sünnet orta İslâm yoludur.

* Ehl-i Sünnet akl-ı selimin ışığında vahye ve sünnete dayalı İslâm’dır.

* Ehl-i Sünnet on dört asırlık icma-i ümmet yoludur.

* Ehl-i Sünnet evliyaullah’ın yoludur.

* Ehl-i Sünnet İmamı Buharî’lerin ve diğer büyük hadîs imamlarının, Gazalîlerin, Abdülkadir Geylanî’lerin, İmamı Süyutî’lerin, İmamı Şaranî’lerin, Muhyiddin ibn Arabî’lerin, İmamı Birgivî’lerin, Şah Muhammed Bahaüddin Nakşibendî’lerin, Ahmed er-Rufaî’lerin, Mevlana Celalüddin’lerin, Ahmed Yesevî’lerin, İmamı Rabbanî’lerin ve diğer bütün büyüklerin yoludur.

* Ehl-i Sünnet gavsların, kutubların, ebdalların, nücebanın, nükebanın ve diğer ruhaniyet büyüklerinin yoludur.

* Ehl-i Sünnet Selahaddin’lerin, İmamı Şamil’lerin, Emîr Abdülkadir Cezairî’lerin yoludur.

* Ehl-i Sünnet Ahmed Zeynî Dahlan’ların, Yusuf İsmail Nebhanî’lerin, Şeyhülislâm Mustafa Sabri’lerin, Zahid el-Kevserî’lerin yoludur.

* Ehl-i Sünnet Bediüzzaman Said-i Nursî’nin, Erbilli Esad Efendi’nin, Abdülhakim Arvasî’nin,  benzeri meşayihin yoludur.

Elbette bir Müslüman olarak bu mübarek ve feyizli ve nurlu yolu tutacağım, bu yolu savunacağım ve destekleyeceğim.

Bu yola karşı olanlarla, bu yolu kapatmak isteyenlerle, bu yola düşmanlık edenlerle en güzel, meşru ve uygun şekilde münazara etmek benim vazifemdir.

Yüce Kur’ân’ımızın cahiller, icazetli müfessir olmayanlar, kötü niyetliler tarafından re’ye, heva ve hevese dayalı olarak yanlış şekilde yorumlanmasına elbette karşı çıkacağım ve halkı uyaracağım.

Ehl-i Sünnet’i savunmak sadece ulemanın işi ve vazifesi değildir,bütün Müslümanların vazifesidir.


Ulema ilim ile ulema sınıfına dahil olmayanlar da akıllarının ve kültürlerinin yettiği derecede gerçekleri açıklayarak bu hizmet ve vazifeyi ifa ve eda ederler.
Ehl-i Sünnet yıkılmasın, darbelenmesin, halkın ve gençliğin bir kısmı aldatılmasın. Gayemiz budur.



Mehmet Şevket EYGİ - 02 Aralık 2008 Salı

Çevrimdışı omur

  • ömür
  • yazar
  • ****
  • İleti: 649
Ynt: İşte 73 fırkanın listesi
« Yanıtla #4 : 24 Ağustos 2011, 12:49:41 »

Allahü zül celal vel kemal ve tegaddes hazretleri zamanın gerçek sahibine hakki evlad olmayı; son nefese kadar son nefes dahil, her nefeste onun mübarek yolunda hizmet etmeyi nâsib-i müyesser eylesin.

Amin
« Son Düzenleme: 24 Ağustos 2011, 12:57:40 Gönderen: Tuğra »

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Fazlurrahman Toplantısı
« Yanıtla #5 : 24 Ağustos 2011, 18:10:38 »
Fazlurrahman Toplantısı

Önümde büyük boy, ciltli, iyi kağıda basılmış 360 sayfalık bir kitap var.
İsmi: “İslâm ve Modernizm. Fazlur Rahman Tecrübesi.” 1997′de İstanbul’da 2000 adet bastırılmış.
Bastıran: İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür İşleri Daire Başkanlığı.

Sunuş yazısını o zaman Belediye Başkanı olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan yazmış.

Şu cümlelerle başlıyor.
“Kardeş Pakistan’ın yetiştirdiği büyük bilim adamı ve düşünür Fazlur Rahman, İslâm dünyasında olduğu kadar Batı’da da önemsenen, düşünce ve tezleri üzerinde geniş tartışmalar açılan bir şahsiyettir. Düşünce hayatıyla yakından ilgilenenler merhum Fazlur Rahman’ın Türkiye’de ne büyük bir etkiye sahip olduğunu bilirler. Fazlur Rahman’ı hararetle savunan öğrencileri ve izleyicileri olduğu gibi, ona şiddetli muhalefet gösterenler de var.”

İstanbul Belediyesi 22-23 Şubat 1997′de bir Fazlur Rahman toplantısı tertiplemiş. Buna yabancı uzmanlar da çağrılmış, her gün dört oturum yapılmış, yekun olarak sekiz oturumda otuz kadar tebliğ okunmuş.
Bu kitap, Tarihsellik ekolü veya fırkası denilen bid’at cereyanının kurucusu olan Pakistanlı Fazlur Rahman’ın Ehl-i Sünnete uymayan fikir, inanç ve görüşlerinin bir nevi tanıtım ve savunmasıdır.
O Fazlur Rahman ki, kendi ülkesinde binden fazla din alimi, fakih, müftü, müderris tarafından protesto edilmiş ve kovulmuştur. Kitabın başında Prof. Mehmet S. Aydın’ın bir takrizi (övgüsü) yeralıyor.

Benim bildiğim kadarıyla şu anda Ankara İlahiyat Fakültesi Fazlur Rahman’ın yoluna girmiştir.

Sayın Recep Tayyip Erdoğan, hürmet ve itimat ettiği muhterem Emin Saraç hocaefendiye sormuş olsaydı, Fazlur Rahman’ın kim olduğunu, mahiyetini, içyüzünü öğrenmiş olurdu.

Ben bir Ehl-i Sünnet Müslümanı olarak Fazlur Rahman’ı hiç tutmam ve sevmem. Çünkü onun tarihsellik tezi kabul edilirse ortada din diye bir şey kalmaz. O tarihsel, bırak, bu tarihsel boş ver; geriye Yahudilerin ve Haçlıların istediği ılımlı, light, evcil, sulandırılmış bir İslâm kalır. (Diyalog İslâm’ı)
 
Türkiye’yi ve İslâm dünyasını kurtaracak yol, zihniyet, tez; yirminci asırda Ehl-i Sünnet İslâmlığının bayraktarlığını yapmış olan Şeyhülislâm Mustafa Sabri, Düzceli Muhammed Zahid el-Kevserî gibi icazetli gerçek hocaların zihniyetidir.
 
Fazlur Rahman, kelamcıların incelemesi, tahlil etmesi ve yanlışlarını ortaya koyması gereken bozuk bir fırka kurmuştur. Bu fırkanın, Türkiye’de çoğunluğu oluşturan Sünnî Müslümanlara bozuk olduğunun bildirilmesi ve başta inançlı aydınlar olmak üzere halkın uyarılması gerekmektedir.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi bu Fazlur Rahman toplantısı için kimbilir ne büyük masraflar etti. Dış ülkelerden gelenlerin uçak, beş yıldızlı otel masrafları, ziyafetler, hediyeler vs. Keşke bu paralarla bir Ehl-i Sünnet büyüğü tanıtılmış olsaydı. Ne kadar faydalı ve hayırlı olurdu.



Mehmet Şevket EYGİ - 02 Aralık 2008 Salı

mazhar

  • Ziyaretçi
Ynt: İşte 73 fırkanın listesi
« Yanıtla #6 : 25 Ağustos 2011, 03:39:25 »
Alıntı
Fazlur Rahman, kelamcıların incelemesi, tahlil etmesi ve yanlışlarını ortaya koyması gereken bozuk bir fırka kurmuştur. Bu fırkanın, Türkiye’de çoğunluğu oluşturan Sünnî Müslümanlara bozuk olduğunun bildirilmesi ve başta inançlı aydınlar olmak üzere halkın uyarılması gerekmektedir.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi bu Fazlur Rahman toplantısı için kimbilir ne büyük masraflar etti. Dış ülkelerden gelenlerin uçak, beş yıldızlı otel masrafları, ziyafetler, hediyeler vs. Keşke bu paralarla bir Ehl-i Sünnet büyüğü tanıtılmış olsaydı. Ne kadar faydalı ve hayırlı olurdu.


Sayın Başbakanımız bugün yine  bu toplantıyı düzenletirmiydi..?


Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: İşte 73 fırkanın listesi
« Yanıtla #7 : 25 Ağustos 2011, 15:19:14 »
Ehli Sünnet Haricindeki Bid’at Ehli 72 Fırkanın Düşünce, Söz ve Taktikleri


1- Bid’at ehli birini büyük bir zat olarak takdim edebilmek için, büyük zatların arasında söylerler.
“Ebu Hanife, İmam İbni Teymiyye ve Gazali gibi büyük zatlara dil uzatılmaz.” derler. Burada, ibni Teymiyye gibi ehli bi’datı iki büyük zat arasına sokulmuştur.
Bir Maocu da aynı taktikle  “Fatih ve Mao gibi büyük zatların kıymetini bilmeli.” demişti.
2- Hurafelerin arasına sünnetleri ekleyerek sayarlar.
“Yatırlara çaput bağlamak, mum dikmek ve ölü için Kur’an okumak, hurafedir.” derler. Çaput bağlamak, mum dikmek hurafedir ve caiz değildir ama ölü için Kur’an-ı Kerim okumak sünnettir.
“Kur’an ne fal bakmak için ne de kabirde okumak için inmemiştir” derler. Elbette Kur’an fal bakmak için inmemiştir, ama ölülere okunmasını Resulullah efendimiz bilmiştir.
3- “Ölüye, dua fayda etmez” derler.
4- “Peygamberden, evliyadan yardım istemek şirktir, çünkü ölü işitmez” derler.
5- Bazıları “Yalnız Kur’an” der, bazıları da “Kitap ve Sünnet” der; dindeki dört delili (Edille-i Şer’iyye) inkâr ederler.
6- Birçok hadis-i şerif için “uydurma” derler.
7- Mezheplerdeki rahmet olan farklı ictihadı bahane ederek, ehl-i bidatin sözlerine de ictihad derler.
8- “Mezhep taassubu” tabirini çok kullanırlar.
9- “İctihad kapısı açık” derler, sapık görüşlerini ictihad gibi gösterirler.
10- Mezhepleri birleştirmeye kalkarlar. Hangi mezhepteki hüküm akıllarına yatarsa onunla amel etmeye çalışırlar. Muhammaed Abduh gibi masonları mezhepler üstü müctehid kabul ederler.
11- “Mezhepler bid’attir, sahabenin mezhebi mi vardı” derler.
12- “İmam-ı A’zama, İmam-ı A’zam” demezler, “Ebu Hanife” derler.
13- “Her âlim bir şey söylüyor, hangisinin doğru olduğunu nereden bilelim? Onun için yalnız Kur’ana uymak lazım.” derler.
14- Ashab-ı Kiramın bazılarını kötülerler.
15- Tesettürün aleyhinde “Kapanmayı emreden açık bir âyet yok” derler. Mevcut âyetleri de değiştirerek “Allah başınızı örtün demiyor, yakanızı, göğsünüzü örtün diyor” derler.
16- Namazdaki tesettürü inkâr edip “Allah her şeyi görür. Onun için hiçbir şey perde olmaz. Karanlıkta da görür, elbiseli iken de görür. Onun için, kimse yok iken namazı çıplak kılmanın mahzuru olmaz. derler.
17- Bazıları cin ve miraç hadisesini inkâr eder.
18- Bazıları mucizeleri inkâr eder.
19- Bazıları kerameti inkâr eder.
20- Bazıları Kabir sualini, kabir azabını, iskatı ve telkini inkâr eder.
21- Sıratı, mizanı, şefaati inkâr ederler.
22- Cemâlullah’ı inkâr edip “Cennette de Allahü Teâlâ görülmez” derler.
23- Kurban ibadetini bozmaya çalışıp “Kur’anda sadece inek ve koyun kurban edilir demiyor, balıktan da olur horozdan da olur, herkes gücünün yettiğini keser.” derler.
24- Ezanı ve namazın Türkçe yapılması için “Anlamadan yapılan ibadetin faydası olmaz. Ezanda da, namazda da, her millet kendi dilini esas almalıdır.” derler.
25- Namazı bozmak için “Namaz üç vakittir” derler.
26- "İyi iş yapan Hıristiyan ve Yahudiler de Cennete girecek" derler.
27- “Günah işleyen namaz kılmayan kâfirdir, amel imandan parçadır” derler.
28- “Kur’an değişmiştir” derler.
29- Dinde reform yapmak, yani dini değiştirmek için ellerinden geleni yapıp “Zaman sana uymazsa sen zamana uy demişler. Luther’i örnek alarak dinin zamana uymayan yönlerini değiştirmek gerekir.” derler.
30- “İslami görüş”, “İslam düşüncesi”, “İslam felsefesi” gibi tabirleri kullanırlar.
31- Amentü’deki altı esastan  bazılarını inkâr ederler. Mesela "Hâyır Allah’tan, şer şeytandandır" derler veya kaderi inkâr ederler.
32- "Kur’an-ı Kerime mahlûktur" derler.
33- "Bütün mezhepleri tahkik ederim, doğru olanı alırım" veya "Mezhebe girmeyi caiz görürüm" ifadelerini kullanarak mezhepsizliği normalleştirirler.
34- "Dört hak mezhep" tabirini kullanmamaya itina gösterirler.
35- Deccal, Dabbet-ül-arz, Hazret-i Mehdi’nin geleceğine, Hazret-i İsa’nın gökten ineceğine ve diğer kıyamet alametlerine inanmazlar.
36- "Kâfirler cehennemde sonsuz kalmaz; cehennem ebedi değildir" derler.
37- "Mest üzerine mesh caiz değildir" derler.
38- "Sultana [devlete] isyan caizdir" derler.
39- İslam halifelerini, Osmanlı Sultanlarını kötülerler.
40- "Zühr-i âhir diye bir namaz yoktur" derler.
41- "Öldürülenler ve intihar edenler eceliyle ölmemiştir" derler.


Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: İşte 73 fırkanın listesi
« Yanıtla #8 : 25 Ağustos 2011, 16:33:26 »

Ehli Sünnet Haricindeki Bid’at Ehli 72 Fırkanın
Temelini Oluşturan Şahıslar


1.   Ahmet KADİYANİ,
2.   Ali ŞERİATİ,
3.   Mirza Hüseyin Ali (BEHAULLAH),
4.   Mûsâ BEYKİYEF,
5.   Cemaleddin EFGANİ,
6.   Ebul ALA MEVDUDİ,
7.   FAZLURRAHMAN Malik,
8.   Hasan EL-BENNA,
9.   Hasan SABBAH,
10.   İbni HAZM,
11.   İbn-i Kayyım EL-CEVZIYYE,
12.   İbn-i RÜŞD,
13.   İbn-i SEBE,
14.   İbn-i TEYMİYYE,
15.   İzmirli İsmail HAKKI,
16.   Muhammed bin Alî ŞEVKÂNİ,
17.   Muhammed ABDUH,
18.   Muhammed bin ABDÜLVEHHAB Necdi,
19.   Muhammed EL-MAKDİSİ,
20.   Muhammed ESED
21.   Prof. Dr. Muhammed HAMİDULLAH,
22.   Dr. Muhammed İKBAL,
23.   Muhammed Sıddık HASAN HAN,
24.   Muhammed Nasıruddin EL-ELBANİ
25.   Reşad Halife,
26.   Reşit Rıza,
27.   Prof. Dr. Seyyid KUTUB
28.   Seyyid SÂBIK,
29.   Şeyh BEDREDDİN,



Türkiye'de Yukarıdaki Listedeki Şahısların Düşünce, Söz ve Yazılarından  Etkilenip
bunlara göre hüküm veren Şahıslar


1.   Abdülaziz BAYINDIR
2.   Adnan Oktar
3.   Ahmet Şahin
4.   Ali BULAÇ
5.   Ali Rıza DEMİRCAN
6.   Ömer ÇELAKIL
7.   Bayraktar BAYRAKLI
8.   Bekir KARLIĞA
9.   Edip YÜKSEL
10.   Galip Hasan KUŞÇUOĞLU
11.   Hayreddin KARAMAN
12.   Hüseyin ATAY
13.   Hüseyin HATEMİ
14.   M. Hayri KIRBAŞOĞLU
15.   Muhammet NURDOĞAN
16.   Mustafa İSLAMOĞLU
17.   Nurettin YILDIZ
18.   Süleyman ATEŞ
19.   Zekeriya BEYAZ
20.   Yaşar Nuri ÖZTÜRK
21.   İhsan ELİAÇIK

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Ynt: İşte 73 fırkanın listesi
« Yanıtla #9 : 25 Ağustos 2011, 22:53:18 »
Alıntı
6.   Ömer ÇELAKIL

Doktorla ilgili bilgi arıyordum, neye dayanarak Ehl-i Sünnet dışı düşüncelere sahip olduğu söylenmiş acaba? Bilgi sahibi olan varsa lütfen eklesin  bizlerde etrafımızdakilere anlatabiliriz..
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı fazıl14

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1339
Ynt: İşte 73 fırkanın listesi
« Yanıtla #10 : 26 Ağustos 2011, 01:46:36 »
Alıntı
6.   Ömer ÇELAKIL

Doktorla ilgili bilgi arıyordum, neye dayanarak Ehl-i Sünnet dışı düşüncelere sahip olduğu söylenmiş acaba? Bilgi sahibi olan varsa lütfen eklesin  bizlerde etrafımızdakilere anlatabiliriz..

Essalamu Aleykum kardeşim..

Ömer Çelakıl`ın Kuranın şifrelerini çözme ve bunlar hakkında malumat vermesi her şeyden önce Kuran ve sünnete uygun değildir..Nice Allah`ın veli dostları gelmiş,nice EvliyaUllah zatlar,Nice İmam-ı Azamlar ve daha nice bu mübarek zatlar İslam ve Kuran için hizmetler etmişlerdir..Hiç biride bu zat gibi Kuranın şifreleri var diyip fetva vermeye kalkmamışlardır..Elbette kuran-ı kerim sırlarla doludur..Bunları anlayıp bu bağlamda fetva vermekte az önce saydığımız mübareklerin görevidir..Kuran-ı Kerim Allah`ın kendisine cezbe ve ilham verdiği zatların anlayabileceği bir kitaptır..Bu bağlamda Ömer Çelakıl kendince girmiş olduğu bu yolda faydalı olmaktan ziyade hataya düşmüştür..Kuran ve Ehl-i sünnete tam tabi olup,bu yolda İslama ve kurana hizmet eden Alimleri örnek alarak gittiğin yolun doğru olmadığını anlamalıdır..Kendince fetvalar verip burda şu şifre var,burda şu giz var deyip vebal almayıp,kişileri yanlış yönlendirmemelidir..

Allah-u Teala Kurandan,Ehl-i sünnetten ve Peygamber Efendimizin Hakiki varisleri olan Alim kullarının izinden cümlemizi ayırmasın..

Essalamu Aleykum..
« Son Düzenleme: 26 Ağustos 2011, 01:48:36 Gönderen: fazıl14 »
"El-mücâhid fî sebîlillâh, el-müştâk ilâ cemâlillâh, hüve ünvânüküm"

("Ünvanı: Cemal-i ilâhiye âşık, Allah yolunda mücahit")

"İtikaden Ehl-i Sünnet, Amelen Hanefi, Meşreben Nakşî-yi Müceddidî"

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: İşte 73 fırkanın listesi
« Yanıtla #11 : 26 Ağustos 2011, 02:33:34 »
Alıntı
6.   Ömer ÇELAKIL

Doktorla ilgili bilgi arıyordum, neye dayanarak Ehl-i Sünnet dışı düşüncelere sahip olduğu söylenmiş acaba? Bilgi sahibi olan varsa lütfen eklesin  bizlerde etrafımızdakilere anlatabiliriz..

Kur'an-ı Kerim'in şifresi,  kullandığı “Simetrik Sayı Dizisi” sebebiyle geleneksel batîni çalışmalardan kısmen ayrılsa da hûrifilik türü postmodern batîni bir çalışmadır.

Ayrıca yazılarında ve konuşmalarında muharref Tevrattan verdiği benzer şifre misalleriyle "Tevrat bozulmamış, hak bir kitapmış" gibi bir sonuç çıkabilmektedir.

fazıl14 hocamın dediği gibi kendini ve arkasından gidenleri ateşe atmaktadır. İşin daha da vahimi ehli sünnet dışı, islamı içerden yıkmak isteyenler tarafından keşfedilip desteklenmesi yüksek muhtemeldir.

Allahü zül celal vel kemal ve tegaddes hazretleri başta aciz olmak üzere cümlemize hidayet, takva, iffet ve gönül zenginliği versin. Amin.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Verilen Bir hükmün Doğru veya Yanlış Olduğu Nasıl Anlaşılır?
« Yanıtla #12 : 28 Ağustos 2011, 01:52:25 »
Verilen Bir hükmün Doğru veya Yanlış Olduğu Nasıl Anlaşılır?

İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki:

"Bir hükmün doğru veya yanlış olduğu Ehl-i Sünnet âlimlerinin bildirdiklerine uygun olup olmamakla anlaşılır. Çünkü Ehl-i Sünnet âlimlerinin bildirdiklerine uymayan her mana, her buluş kıymetsizdir, yanlıştır. Çünkü her sapık kimse, Kur'an-ı kerime ve hadis-i şeriflere uyduğunu iddia eder. Yarım aklı, kısa görüşü ile, bu kaynaklardan yanlış manalar çıkarır. Doğru yoldan kayar, felakete gider.

Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
"Kur'an-ı kerimde bildirilen misaller, çoğunu küfre sürüklediği gibi, çoğunu da hidayete ulaştırır." [Bakara 26]

Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdikleri manalar doğrudur, bunlara uymayanlar yanlıştır."



Mektubat-ı Şerife Cilt 1 - Mektub 286 / İmâm-ı Rabbânî Hazretleri (k.s.)

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Âhir Zaman ( İman-ı Koruma Zamanı )
« Yanıtla #13 : 29 Ağustos 2011, 01:38:15 »
Âhir Zaman ( İman-ı Koruma Zamanı )

 
Âhir zaman, Ehl-i sünnet vel cemaat itikadını doğru öğrenip, iman hırsızlarına karşı imanı koruma zamanıdır. Başka şey çalınsa o kadar önemli olmaz; ama Allah korusun, imanı çalınan sonsuz olarak Cehenneme gider. İlmihalini bilmeyen, imanını koruyamaz.
Bozuk din adamlarını dinlemek, bozuk bir din kitabını okumak çok zararlıdır; çünkü imanı kaybetme tehlikesi vardır. İnsan altını, elması sokağa bırakmaz. Aksine, en iyi şekilde korumaya çalışır. İman ise bunlarla kıyaslanamayacak derecede kıymetlidir. Bu yüzden, öyle kimseleri dinlemek, öyle yazıları okumak çok tehlikelidir.





Bir gün Hazret-i Huzeyfe, Resulullah efendimize sordu:
"Yâ ResulAllah, acaba Müslümanlar İslamiyet’ten önceki hallerine döner mi?"

Efendimiz:
"Hayır, dönmezler; ama bizden sonra bulanık bir zaman gelir."

Hazret-i Huzeyfe:
"Bulanık ne demektir yâ ResulAllah?"

Efendimiz:
"Yani iyiler olur, kötüler olur, âlimler olur, zalimler olur, karışık bir zaman olur. Ondan sonra, daha kötü bir zaman gelir."

Hazret-i Huzeyfe:
"O zaman neler olur ya ResulAllah?"

Efendimiz:
"O zaman, dini anlatanların peşine gidenler Cehenneme gidecek."

Hazret-i Huzeyfe:
"Din diye neyi anlatacaklar?"

Efendimiz:
"Kur’an-ı kerimden, hadis-i şeriften bahsederler. Ancak Allah’ın, Resulullahın bildirdiklerini değil, kendi düşüncelerini Allah’ın, peygamberin emri gibi anlatırlar. İşte onların peşinden gidenler felakete uğrayacaktır."

Hazret-i Huzeyfe:
"Yâ ResulAllah, o zamanda ben dünyaya gelmiş olsam ne yapmam gerekir?"

Efendimiz:
"Dünyada hak yolda olan bir cemaat kıyamete kadar bulunur. Bu cemaati bul, onlara uy ve kurtul!"

Hazret-i Huzeyfe:
"Yâ ResulAllah, o cemaati de bulamazsam ne yapmalıyım?"

Efendimiz:
"Onu da bulamazsan evinde otur, kimseye karışma!"

(Mişkatül Mesabih)

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
"Bize yalnız kuran yeter" diyenlerin haberi
« Yanıtla #14 : 04 Eylül 2011, 23:24:25 »

13- “Her âlim bir şey söylüyor, hangisinin doğru olduğunu nereden bilelim? Onun için yalnız Kur’ana uymak lazım.” derler.



"Şunu iyi biliniz ki bana Kur'an-ı Kerim ile birlikte onun bir benzeri de verilmiştir. Dikkatli olun koltuğuna kurulan tok bir adamın size 'Sadece şu Kur'an lazımdır, onda bulduğunuz helali helal, haramı da haram kabul ediniz yeter', diyeceği günler yakındır..."


(Ebu Davud, Sünnet, 6, İmare 33; Tirmizi, İlim 10)