Gönderen Konu: Karatay Diyeti Nedir?  (Okunma sayısı 46029 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9228
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Öneri 29 - Kilo Verme Hızı
« Yanıtla #45 : 13 Mayıs 2016, 09:45:15 »

Öneri 29

Kilo Verme Hızı


Genellikle Karatay Sağlıklı Beslenme ilkelerini, acil kilo verme ihtiyacı olan kişiler uygulamaya başlıyor ve doğal olarak sabırsızlıkla sonuç almak istiyorlar. Bazıları kısa bir süre sonra tartıda fark görüyor ve daha büyük motivasyonla devam ediyor. Bazı kişilerin ise uzun zamanda gelişmiş olan insülin dirençleri hemen kırılamıyor ve tartıda bir fark göremiyorlar. Böyle durumlarda, "Bu diyet bana uymadı, işe yaramadı." gibi düşüncelerle daha tam anlamıyla alışmadıkları beslenme düzeninden vaz geçme eğiliminde oluyorlar. Bu yapılabilecek en büyük hata. Çünkü bu bir diyet değil, şişman -zayıf, sağlıklı-hasta, genç-yaşlı herkesin uyması gereken sağlıklı beslenme ilkeleri. İnsülin direnci de herkeste farklı hızda kırılıyor.

Kilo verme sürecinde hep aynı hızda kilo verilemiyor. Cinsiyet farklılığı, yaş, verilmesi gereken kilonun fazlalığı gibi etkenler kilo verme hızını etkiliyor.

Örneğin, Okan'ın verecek kilosu benden daha fazlaydı, o nedenle hızla vermeye başladı. Kadınlarda, hele de menopozlu kadınlarda kilo verme hızı bayağı yavaş oluyor. Benim insülin direncim hem daha geç kırıldı ve kilo vermeye başladım hem de daha yavaş kilo verdim. Arada aynı kiloda haftalarca takıldığım oldu. Okan'ın takılmaları daha geç başladı ve daha kısa sürüyordu. Sonuç olarak, aynı şekilde beslenmeye devam ettik. Kitapta yazanları iyice özümsediğimiz için hiçbir zaman kısa vadeli düşünmedik.

Sağlıklı Yaşıyoruz sayfasının takipçilerinin de, yapılan yorumlardan anladığımız kadarıyla, bu konuda değişik deneyimleri var. Bu önerinin altında paylaşmak isteyenler kendi süreçleriyle ilgili yorumlarda bulunurlarsa yeni başlayanlar için yararlı olacaktır. https://www.facebook.com/ObezliktenKurtul

Yarın: Kilo verme hızı nasıl arttırılabilir?




http://woto.com/oneriler#%C3%96neri%2029


Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9228
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Magnezyum Eksikliğinin Neden Olduğu 36 Sorun
« Yanıtla #46 : 14 Mayıs 2016, 21:36:37 »
Magnezyum Eksikliğinin Neden Olduğu 36 Sorun

Sebze ve meyveler artık yeterince mineral ve vitamin içermiyor!

Günümüzde çoğumuz yediklerimizden vücudumuz için gereken besinleri alamadığımız için çeşitli sağlık sorunları yaşıyoruz. Bunun da en önemli nedenlerinden biri toprakların mineral yapısının bozulmuş olması. Bu topraklarda yetişen sebze ve meyveler eskinin ürünlerine göre çok daha az miktarda mineral ve vitamin içermektedir. Bilimsel çalışmalar da bu durumu belgelemekte ve artık kimsenin midesinin gereken besinleri alacak kadar sebze meyveyi alabilecek kapasitede olmadığı sonucuna varılmaktadır.

Kan testinde magnezyum normal çıkıyor ama eksik olabilir.

Magnezyum insan sağlığı için en önemli minerallerin başında geliyor. Magnezyum eksikliğinin kan tahliliyle saptanması çok zor çünkü kalp atışlarının devam etmesi için kandaki magnezyum belirli bir düzeyde olmak durumunda. Bu hayati dengeyi sağlamak üzere kandaki magnezyum düzeyi düşerse eksikliği tamamlamak için kemik ve kaslardan magnezyum çekilerek kandaki düzey korunuyor. O nedenle kan tahlilinde magnezyum eksikliği saptanmıyor.

Magnezyumunun 2  2.5 mg/dl olması gerekiyor!

Prof. Dr. Canan Karatay'ın magnezyum için tavsiye ettiği değer de D ve B12 vitaminleri gibi referans aralığının üzerinde. Canan Hoca kan testinde magnezyumun en az 2 - 2.5 mg/dl olması gerektiğini söylüyor.

Magnezyum eksikliği nasıl ölçülüyor?

Dr. Carolyn Dean'e göre magnezyum eksikliği İyonize Magnezyum Testi ile teşhis edilebilir ki bu da ancak tıbbi araştırmalarda kullanılan bir test. Bir diğer yöntem de kırmızı kan hücrelerindeki magnezyumu ölçmek ki bu test ABD'de giderek yaygınlaşıyor.

Magnezyum sadece kramp ve ritim bozukluğu demek değil artık!

Magnezyum eksikliğinin bacaklardaki kramplara ve kalp atışlarındaki düzensizliğe neden olduğu bilinirdi. Ancak Dr. Carolyn Dean'in "TheMagnesiumMiracle" (Magnezyum Mucizesi) kitabında daha pek çok sağlık problemine neden olduğu yazıyor. Bunlar şöyle sıralanmış:

Magnezyum eksikliğinin neden olduğu sorunlar:

1- Reflü
2- Adrenal yorgunluk
3- Alzheimer hastalığı
4- Anjin
5- Endişe (anksiyete) ve panik atak
6- Artrit
7- Astım
8- Kalsiyum plaklarının bulunduğu ateroskleroz
9- Kan pıhtıları oluşumu
10- Bağırsak hastalıkları
11- Beyin fonksiyonlarında bozukluk
12- Yüksek kolesterol
13- Sistit
14- Depresyon
15- Detoks sistemlerinin çalışmaması
16- Diyabet
17- Yorgunluk
18- Baş ağrısı
19- Kalp hastalığı
20- Hipertansiyon
21- Hipoglisemi
22- Hazımsızlık
23- İnflamasyon
24- İnsomniya (uykusuzluk)
25- Hassas Bağırsak Sendromu (IBS)
26- Böbrek hastalığı
27- Böbrek taşı
28- Migren
29- Kas-iskelet sistemi bozuklukları
30- Sinir sistemi sorunları
31- Jinekolojik problemler
32- Osteoporoz (kemik erimesi)
33- Parkinson hastalığı
34- Raynaud Sendromu (spastik damar kasılmaları)
35- Spor sakatlanmaları
36- Diş çürükleri


SONUÇ: Çok yaygın olan bu sorunların ortaya çıkışını açıklayacak bir neden bazen bulunamamasına rağmen magnezyum eksikliği akla gelmemektedir. Zaten kan tahliliyle de magnezyum eksikliği anlaşılmadığından Dr. Carolyn Dean magnezyumun takviye edilmesini tavsiye ediyor. Prof. Dr. Canan Karatay da magnezyumun en az 2 - 2.5 mg/dl olması gerektiğini söylüyor.

Sizin magnezyumunuz kaç? Bu konuyu doktorunuza hatırlatmanızı öneriyoruz.

Kaynak: Dean, Carolyn, TheMagnesiumMiracle, BallantineBooks, New York, 2014.


http://www.yarimadaninsesi.com/haberdetay.asp?ID=3732[/color]

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9228
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Öneri 30 - Kilo Verme Hızı Nasıl Arttırılabilir?
« Yanıtla #47 : 15 Mayıs 2016, 21:45:24 »
Öneri 30

Kilo Verme Hızı Nasıl Arttırılabilir?



Öneri 29 da kilo verme hızını işlemiştik. 

Hepimizin eski alışkanlıklarımız arasında fazla miktarda karbonhidrat tüketmek var. Bunun çeşitli nedenleri var. Eski beslenme piramidinin tabanında karbonhidratlar vardı. Canan Hocadan öğrendiğimize göre; Harvard Üniversitesi'nde yapılan araştırmalar sonucu 2002 yılında yeni bir beslenme piramidi yayınlandı. Buna göre tabanda bedensel hareket ve yağlar var, karbonhidratlar ise en tepede, en az tüketilecek olan besinler arasında yer alıyor. Bilgilerini güncelleyemeyen ve ezberlerini bir türlü bozamayan hekimler ve diyetisyenler bizleri ısrarla fazla miktarda karbonhidrat yemeye alıştırdılar. 

Bu alışkanlıkla Karatay Diyeti'ne başlandığında, yasak karbonhidratlar yenmiyor ama serbest olan karbonhidratlar fazlaca tüketilmeye devam ediliyor. Karatay Menüsünde pek çok sağlıklı yiyecek varken “Karatay Keki”, “Karatay Kurabiyesi” ve “Karatay Lokumu” şayet en fazla paylaşılan yiyecekler oluyorsa biraz düşünmek gerekiyor bazı arkadaşların neden yeterince kilo veremediğini. Bu durum da bir çok arkadaşımızın eski alışkanlıklarından bir türlü kurtulamamış olduğunu gösteriyor. Kilo vermekte zorlanan arkadaşların bir kısmının Facebook sayfasına baktığınız zaman pek çok zararlı yiyeceklerin tariflerinin olduğu sayfaları beğendikleri ve halen takip ettiklerini görüyoruz. Bu da bazı arkadaşların beyinlerini yeterince resetleyemediğinin çok açık bir göstergesi. Bu arkadaşların amaçlarının sadece kilo vermek olduğunu, Karatay Diyeti’ni de geçici bir kilo verme aracı olarak gördüklerini anlıyoruz. Oysa sağlıklı beslenmek öncelikli amacınız olmalı. Şayet sağlıklı beslenecek olursanız bunun doğal sonucu olarak mutlaka fazla kilolarınızdan kurtulacaksınız. 

Öneri 2 de sözünü ettiğimiz yenilen yağ miktarı ile Öneri 19da belirttiğimiz yürüyüş süre ve mesafesi , verilecek olan kilo miktarı ile doğru orantılı olduğunu hiç unutmamak gerekir. Kilo vermekte zorlanan arkadaşlara "yediğiniz yağ miktarı ile yürüyüş süre ve mesafesini arttırın" dediğimiz zaman mutlaka kilo verme hızlarının arttığını görüyoruz. 

Sadece ekmeği şekeri kesmekle Karatay Diyeti uygulanamaz. Canan Karatay'ın “Karatay Diyeti’yle Beslenme Tuzaklarından Kurtuluş Rehberi” isimli son kitabında sağlıklı beslenmede protein ve yağların en büyük yeri tutması gerektiği çok açık bir şekilde dile getirilmiş. Protein ve yağların daha zor hazmedildikleri için mide ve ince bağırsaklarda daha uzun süre kaldığı, bunun da tokluk süresini uzattığı anlatılıyor. 

Bu çerçeveden bakıldığında, kilo verme sürecinde takılmalar yaşayanlar ile kilo verme hızlarını arttırmak isteyen arkadaşlara, karbonhidrat tüketimlerini biraz azaltıp protein ve yağ tüketimlerini arttırmalarını öneriyoruz. Bunun yanında bedensel hareket de arttırılırsa takılma daha çabuk aşılacak ve kilo verme hızı artacaktır.


http://woto.com/oneriler#%C3%96neri%2030

Çevrimdışı Togika

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 168
Ynt: Karatay Diyeti Nedir?
« Yanıtla #48 : 15 Mayıs 2016, 22:58:09 »
Değerli arkadaşlarım bu konuyla ilgili uzun zamandır yazmak istediğim şeyler var fakat kimliğimizin ortaya çıkma ihtimali yüksek olduğundan dolayı kısa ve mümkün olduğunca özet şeklinde aydınlatıcı bilgiler aktarmaya çalışayım biiznillah.
öncelikle; "yaktığın kaloriden daha az alırsan otomatik olarak kilo verirsin'' mantığı tamamen geçersizdir, eğer öyle bir düz mantık doğru olsaydı kilo sorunu olan herkes 1500 kcal günlük beslenmeyle zayıflardı, zira önemli olan kilo vermek değil; önemli olan yağ yakmak. bakın siz az kalori alınca neler oluyor kısaca onu anlatmaya çalışayım:
vücut önce aldığınız her karbonhidratla birlikte depoladığı suyu (1 gram karbonhidrat 3 gram su depolar) bir güzel atıyor vücuttan ki bizim "ödem atmak" dediğimiz şey bu, siz tartıya çıkıp da "1 haftada 2 kilo verdim" deyip kilo verdik sanıyoruz aslında  bu hep vücuttan atılan su oluyor. halbuki yağ yakımı henüz yok. böyle düşük kaloriyle beslenmeye devam edince ne oluyor peki? vücut diyor ki dışarıda bi olaylar oluyor, ben şu yağları bi korumaya çekeyim de  iç organlara zarar gelmesin, hormonların üretimi durmasın, hücre yapısı bozulmasın, iyi kolesterolü düşmesin, bağışıklık sistemi çökmesin de ölmesin sistem. Neden peki? Çünkü tüm bu faaliyetlerin devamlılığı o yağlarla oluyor, çünkü kilo vericem diye yağı kestin tuzu kestin proteini kestin peki sistem nasıl ayakta kalıcak? hücrelerin yarısı yağlardan oluşuyor hormonlarımızın faaliyeti hep o yağlar sayesinde artan iyi kolesterol sayesinde üretiliyor. Peki bu düşük karbonhidrat beslenmeyle durum nedir? vücut enerjisiz kaldı, enerji arayışına girdi. çünkü senin aldığın kaloriler ancak hayati fonksiyonların devamlılığı için kullanılıyor, o da yarım yamalak. bazal metabolizma hızı düşürülerek idareli kullanılıyor ama yetmiyor. peki gerekli olan enerjiyi nereden bulacak bu vücut?  Almanız gereken protein karbonhidrat ve yağ değerlerini bilmeniz gerekir ki dengeli bir şekilde size uygun  bir sportif faaliyetle yağ yıkım sürecini başlatabilesiniz.
Aksi halde vücut en kolay şekilde enerjiye çevireceği maddeye koştu; yani proteinlere, yani kaslarınıza, kendinizi aç bırakınca yada yeterli besin vücuda kazandırılmazsa vücut evvela dokularda ve karaciğerde bulunan 500 gramlık karbonhidrat yapılı şekeri yakıp beraberinde su attı; sonra yeterli besini vermediğin için  enerji kaynağı olan yağları korumaya çekti ve gitti proteinleri glukoza çevirdi, en basiti buydu  çünkü vücut kolaycıdır, tembeldir ve proteini glukoza çevirince aynı zamanda kas kaybıda yaşarsınız ki bu istenmeyen bir durumdur çünkü kas kaybetmek aynı zamanda metabolizma hızınızıda düşürür, basit mantık değilmi ne kadar az kas o kadar az enerji gereksinimi ve o kadar az yağ yakma ihtiyacı. Glukoz kan şekerini yükseltince insülin salgıladınız, insülin salgılayınca yağ yakımını durdurup yağ depolamaya başladınız, yani hem var olan birkaç kiloluk  kaslarınızı kaybettiniz hem de kilo vereyim derken tekrar yağ depoladınız.
Ne yapılmalı? Yemek yemekten korkmayın fakat bildiğiniz gibi hazır gıdalar ve fastfood tarzı değil bunlar düşmalarınız. Kilo aldıran şeyler tükettiğiniz an insülin salgılatan basit karbonhidratlardır. insülin dediğiniz hormon 1 numaralı depolayıcı hormondur. siz kan şekerinizi yükselttiğiniz an insülin sahne alır ve kandaki şekeri hücrelere sokar, ama siz yemeye devam ederseniz kalan şekeri karaciğere gönderip yağ sentezi yapar ki buda kilo almak demektir. kanda insülin varsa yağ yakma sürecini başlatan glukagon hormonu olmaz,  leptin olmaz  growth hormonu olmaz,  o yüzden insülin salgılatan bir şey gördüğünüzde kesinlikle uzak durun sevgili arkadaşlarım. Beslenme yoluyla ancak bu şekilde kilo verebilirsiniz bu arada eğer yaptığınız sportif faaliyette vücudunuzda enerji açığı oluşturacak direnç uygulamaları yani kas sistemini devreye sokarak çalışmalar yapmalısınız eğer bunu yapmıyorsanız kısa bir süre sonra vücudunuz buna alışır ve yerinizde saymaya devam edersiniz, çünki vücudunuz alıştığı enerji rezervlerini her zaman korumak taraftarıdır kullanmak istemez.
Kısmetse daha sonra sorusu olan arkadaşlarım olursa naçizane bilgim dahilinde paylaşımlarımız olur inşaAllah.

Uğrunda Fedakarlık Yapamadığın Sevgiyi Boşuna Yüreğinde Taşıyıp'ta Yük Etme.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9228
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Karatay Diyeti Nedir?
« Yanıtla #49 : 15 Mayıs 2016, 23:02:54 »
Bu değerli bilgiler için teşekkür ederiz Togika.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9228
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Öneri 31 - Hangi Undan Yapılan Ekmeği, Hangi Makarnayı Yiyebiliriz?
« Yanıtla #50 : 18 Mayıs 2016, 01:21:19 »
Öneri 31

Hangi Undan Yapılan Ekmeği, Hangi Makarnayı Yiyebiliriz?


Geçtiğimiz aylarda Datça’nın Kızlan Köyü’ndeki taş değirmende tam buğday unu yapılışını izlemiştik. 

Bir taraftan buğdayı taş değirmene koyuyorsunuz diğer taraftan her şeyiyle birlikte öğütülmüş olarak yani gerçek anlamda “hakiki tam buğday unu” olarak alıyorsunuz. 

Biz bu undan yapılan erişte veya lavaş ekmeğinin diğer unlara göre çok farklı olduğunu düşünerek Canan Hanım Datça’ya geldiğinde bu konuyu sorduk ve şunları öğrendik. 

Tabii ki bu un rafine edilmiş una göre daha iyi ama sonuçta buğday un ufak olduğu için daha ağzınıza attığınız anda sindirim başlıyor ve şekerinizi yükseltiyor. Siz buğdayı alıp un ufak edip un haline getirdikten sonra o elde ettiğiniz unu ister hiç elekten geçirmeyin ve aynen kullanın isterseniz de eleyin hatta isterseniz de rafine edip beyazlaştırın hiç bir şey değişmiyormuş. Hepsinde ağzınıza aldığınız andan itibaren sindirim başlıyor. Ama aynı buğdayı bir kaç parçaya bölüp bulgur yaptığınızda sindirim süresi biraz daha uzuyor. Onun için bulguru 2-3 kaşık veriyor Canan Hoca. Ama o buğdayı bölmeden buğday olarak yerseniz sindirim süresi daha da uzuyor. Onun için Canan Hoca buğday salatasında sınır yazmamış. 

Yani buğday ufalandıkça Gİ yükseliyor çünkü sindirim süresi çok çok kısalıyor. 

Pek çok diyetisyenin, doktorun önerdiği tam buğday unuyla yapılan ürünler sadece rafine edilmemiş olanlara göre ehveni şer yeni deyimle kötünün iyisi. Rafine edilen ürünler rafine edilmemişlere göre çok daha sağlıksız. 

Makarna ve ekmeğin her çeşidi hangi undan yaparsanız yapın sonuç pek değişmiyor.  İster tam buğday unundan yapılmış olsun isterse kepekten isterse de rafine edilmiş undan hiçbirini yemememiz ve mutfağımıza bile sokmamamız gerekiyor.   

Sadece tarhana gibi evde yapılan sağlıklı ürünlerin içine çok az miktarda tam buğday unu koyabiliyoruz. Ramazanda küçük bir parça pide yenebileceğini söylemişti Canan Hoca. Ancak "mutlaka tereyağı sürerek pideyi yiyin" demişti. Tereyağı pidenin hazmini geciktiriyor ve dolayısıyla da Gİ ni düşürmüş oluyor. . 

Tam buğday unundan yapılmış bir dilim ekmeğin bir çorba kaşığı şeker yemiş gibi şekerinizi yükselttiğini biliyor musunuz?

Sonuç olarak; unun iyisi kötüsü olmaz. Un, undur ve şeker demektir. “Benim kullandığım un, şöyle iyi böyle iyi” gibi bir kavram yok yani. 

Kanser, damar tıkanıklığı vb Dejeneratif hastalıklara yakalanmak istemiyor ve sağlıklı yaşamak istiyorsanız un ve unlu gıdalardan mutlaka uzak durmanız gerekiyor. 

Ekmek = Şeker = Kanser, damar tıkanıklığı ve pek çok hastalık. 

http://woto.com/oneriler#%C3%96neri%2031




Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9228
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Öneri 32 - Hangi Meyve Suyu Çok Yararlı?
« Yanıtla #51 : 19 Mayıs 2016, 15:19:41 »
Öneri 32

Hangi Meyve Suyu Çok Yararlı?


Bundan yaklaşık 4 yıl önce kış aylarında hasta olmamak için bir katı meyve sıkacağı alalım dedik. Çünkü o sıralarda TV lerde bol bol reklam dönüyor ve bazı ünlü doktorlar katı meyve sıkacağı öneriyordu. Kışın hasta olmamak için biz de bu meyve sıkacaklarından aldık ve bol bol meyve suyu içmeye başladık. Öylesine içiyorduk ki tam bir vitamin dopingi yaptığımızı sanıyorduk. Ama maalesef o kış da hasta olmaktan kurtulamadık. Ama yine de içtiklerimiz bize çok keyif veriyordu. Meyve suyu içmelerimiz Karatay Diyeti kitabıyla tanışana kadar devam etti. 

Meyveler çok miktarda A ve C vitamini içerdikleri için kuvvetli antioksidandırlar. Bu açıdan yaklaşıp bol miktarda meyve tüketmek, hatta daha fazla yararlanmak amacıyla taze sıkılmış meyve suları içmenin sağlığımız için önemli bir tehlike olduğunu öğrendik. 

Meyve şekeri olan früktoz bütün şekerlerin en tehlikelisi olarak kabul ediliyor. Früktoz karaciğerde metabolize olduğu için, fazla meyve karaciğer yağlanmasına neden olmaktadır.

Meyveler sıkılarak meyve suyu haline dönüştüğü zaman lifleri parçalanmakta ve posalı özelliklerini kaybetmekte. Bu da hızla hazmedilip kan şekeri ve insülinin yükselmesine neden olmakta. Fazla meyve ve meyve suyu tüketimi insülin direnci ve diyabetin gelişmesine ve dolayısıyla obeziteye neden olmaktadır. Maalesef biz eşeğin yaptığı gibi suyunu içtik posasını bıraktık. Ama ne bilebilirdik ki içtiğimiz su sadece şekerli su asıl vitamin bizim attığımız posasında.

Bu nedenlerle, Canan hoca kitaplarında ve konuşmalarında,  günde 1-2 adet glisemik indeksi yüksek olmayan meyve yenebileceğini fazlasının yenmemesi gerektiğini söylüyor ama meyve sularının ise hiçbir şekilde içilmemesi gerektiğini belirtiyor. Sokakta taze meyve suyu içen birisini gördüğümde "eşek hoş laftan ne anlar" sözünün yeni değişmiş hali olan “eşek hoşaftan ne anlar suyunu içer tanesini bırakır” aklıma geliyor. 

Tabii ki taze sıkılmış meyve suyunu hiç içemezken marketlerde satılan meyve suyunun yanına bile yanaşmamak gerekiyor. 

http://woto.com/oneriler#%C3%96neri%2032




Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9228
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Öneri 33

Öğrenmenin Sonu Yok

1 - Mutfağımızdaki Değişiklikler



Canan Karatay'ın ilk kitabını okuyup Karatay Sağlıklı Beslenmesini uygulamaya başladıktan sonra Canan hanımın her yeni kitabıyla ve uyguladıkça yeni bilgiler edindik. Bu bitmeyen bir öğrenme, öğrendikçe alışkanlıklarını değiştirme, kısacası bir dönüşüm süreci. 

Canan hanımdan sağlıklı beslenmek için yemeklerde kullanılan malzemeler kadar yemek pişirme araç gereçleri ve pişirme biçiminin de önemli olduğunu öğrendik. Mutfağımızda yaptığımız değişiklikleri şöyle özetleyebiliriz: 

1- Tencere-tepsi olarak çelik, cam ve toprak dışında malzeme kullanmıyoruz. (Teflon, alüminyum yok) 
2- Basınçlı tencere (düdüklü) tencere kullanılabilir hatta buharı kaçmadığı için Canan Hoca tercih edin diyor. 
3- Hangi yağla olursa olsun kesinlikle kızartma yapmıyoruz. (Arada sırada zeytinyağında kızartılmış Arnavut ciğeri yiyorduk artık onu da yemeyeceğiz) 
4- Soğan veya başka malzemeyi kavurmadan, tüm malzemeleri çiğden koyarak yemek yapıyoruz.   
5- Yemekleri az suyla, kısık ateşte pişiriyoruz.   
6- Fırın tepsilerinde pişirme kağıdı veya fırın yemeklerinde pişirme torbası veya alüminyum folyo kesinlikle kullanmıyoruz.   
7- Yemeklerin tuzunu yemek piştikten sonra ekliyoruz.
8- Rafine edilmiş tuz kullanmıyoruz, kaya tuzu kullanıyoruz. Daha önce Himalaya Tuzu kullanıyorduk artık Çankırı Acem tuz kullanıyoruz. Fiyatı da 8 misli daha ucuz. 
9- İlk başladığımızda kırılmış ceviz alıyorduk. Sonra bu cevizlerin ithal olduğunu öğrendik ve yerli ceviz arayışına girdik. Şimdi sadece kabuklu yerli ceviz yiyoruz. (Bu konuyu ayrıca işleyeceğiz) 


http://woto.com/oneriler#%C3%96neri%2033

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9228
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Öneri 34 - Öğrenmenin Sonu Yok
« Yanıtla #53 : 23 Mayıs 2016, 14:20:17 »
Öneri 34

Öğrenmenin Sonu Yok

2– Yediklerimizdeki Değişiklikler


Bugüne kadar Canan Hocadan öğrendiklerimiz ile uygulamalarımızın sonuçlarını sizlerle “Öneriler” başlığı altında bir ayı aşkın süredir paylaştık. Canan Hocanın son kitabından da yine bir çok şey öğrendik. Bu son öğrendiklerimizin başında da yağlar konusu geliyor o nedenle bu konuda yazmak istedim.

En son bilgiler ışığında kullandığımız yağlarda da değişiklik yapma kararı aldık ve artık fındık yağı kullanmayacağız. Biz Çotanak marka fındık yağı kullanıyorduk. Bu sabah tenekesinin üstüne baktık “SOĞUK SIKIM” olduğuna ilişkin hiçbir ibare göremedik. Biz bundan sonra soğuk sıkım olmayan, yani ısıl işlemden geçmiş hiçbir yağı ağzımıza sokmayacağız.  Sadece evde yaptığımız veya pazardan aldığımız tereyağı ile Datça’nın soğuk sıkım sızma zeytinyağını kullanmaya karar verdik.

Alışabilirsek içyağı ve kuyrukyağını deneyeceğiz. Canan hanım son yazdığı kitabında ısıl işlemlerle elde edilen yağların mutlaka trans yağ içerdiğini söylüyor. Fındık yağı, ayçiçek yağı, susam yağı ve zeytinyağının soğuk sıkım olursa sağlıklı, endüstriyel olursa trans yağ olduğunu söylüyor. Ben eskiden fındık yağı ısıya dayanıklı, kolay kolay trans yağ olmaz diye düşünerek piyasadaki fındık yağlarından kullanıyordum. Okan tereyağı sevmediği için, etli yemeklere de zeytinyağını yakıştıramadığımızdan fındık yağını bazı yemeklerde kullanıyordum. Ancak artık kullanmayacağız.

Susam yağı da ısıl işlem gördüğünde trans yağa dönüşüyormuş. Bu durumda tahin yapılırken ısıl işlemlerden geçiyorsa o da trans yağ oluyordur. Ben tahin sağlıklı diye her gün bile yenebilir demiştim ama tahinin nasıl elde edildiğini bilmediğim için bu konuda tereddütlerim var.


http://woto.com/oneriler#%C3%96neri%2034

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9228
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
"Sağlıklı Yaşıyoruz" Sağlık/Sıhhat Sitesi
« Yanıtla #54 : 23 Mayıs 2016, 14:26:00 »
"Sağlıklı Yaşıyoruz" Sağlık/Sıhhat Sitesi



https://www.facebook.com/ObezliktenKurtul

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9228
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Karatay Diyeti Nedir?
« Yanıtla #55 : 23 Mayıs 2016, 14:35:11 »
"Sağlıklı Yaşıyoruz" Sağlık/Sıhhat Sitesi



http://tofo.me/saglikliyasiyoruzcom

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9228
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Her Kalori Aynı Değil...
« Yanıtla #56 : 29 Mayıs 2016, 18:23:18 »

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9228
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Karatay Diyetinde Neler Serbest Neler Yasak
« Yanıtla #57 : 28 Haziran 2016, 11:16:12 »
Karatay Diyetinde Neler Serbest Neler Yasak

Canan Karatay Diyeti sağlıklı beslenmeden taviz vermeyen ve aç kalmaya olanak sağlamayan bir diyet listesidir. Ancak diyetin kurallarına harfi harfine uymak gerekir. Aksi takdirde uygulanan Karatay Diyet Listesi ile istenilen sonuca ulaşmak mümkün olmaz.

Karatay Diyetinde diğer diyet listelerinde olduğu gibi kalori hesabı yapma ya da uygulama gibi bir sıkıntı olmayacaktır. Diyette aç kalmadan doyana kadar yemek yenilebilmektedir.
Karatay diyetinde öğünden sonra 5 saat içinde açlık hissediliyorsa ya sofradan tamamen doyulmadan kalkılıyor ya da yanlış gıdalar ile besleniliyor demektir. Bu nedenle Karatay diyetinde yasaklı ve yasak olmayan gıdalar tam anlamı ile bilinmelidir. Diyet ile beraber mutlaka günde en az 2,5 litre su içmek ihmal edilmemelidir.

Karatay Diyetinde Neler Serbest
* Bulgur
* Havuç (pişmemiş)
* Elma, armut, portakal, mandalina, ayva, çilek gibi meyveler
* Organik tavuk
* İşlem görmemiş doğal ürünler
* Yumurta, pastırma
* Evde hazırlanmış katkı maddesiz yoğurt
* Ev yoğurdu ile hazırlanmış ayran
* Türk kahvesi, filtre kahve
* Zeytinyağı, tereyağı ve fındık yağı
* Et ve balık
* Sebze, bakliyat ve salata çeşitleri
* Akşam saat 20.00'dan sonra ayran, bitki çayı ya da doğal maden suyu
* Sofradan doymadan kalkmamak gerekir, eğer ara öğüne ihtiyaç duyulursa bir porsiyon meyve
* Günde mutlaka 45-60 dakikalık yürüyüş


Karatay Diyetinde Yasak Olanlar

* Tatlandırıcılar, şekerli gıdalar ve şeker türleri
* Pişmiş havuç, patates ve pirinç
* Kavun, karpuz, üzüm ve incir gibi tatlı meyveler
* Organik olmayan tavuk, salam, sucuk, yumurta
* Light içecekler, neskafe, alkol, meyveli yoğurtlar
* Ay çiçek yağı, margarin ve mısırözü yağı
* Öğütülmüş tahıllar
* Hareketsiz bir yaşam tarzı
* Akşam en geç 20.00'dan sonra bir şeyler yemek
* Öğünlerden doymadan kalkmak ve sık sık ara öğün yapmak


Kaynak: http://canan-karatay.diyeti.gen.tr/

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9228
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Canan Karatay Ramazan Diyeti
« Yanıtla #58 : 28 Haziran 2016, 11:18:00 »
Canan Karatay Ramazan Diyeti
 
Ramazan ayında da sağlıklı bir şekilde beslenerek kilo verebilirsiniz. Kahvaltı yerine sahurda tercih edilecek besinler ramazandan önce kahvaltıda olduğu gibi protein yönünden zengin, zengin olduğu kadar sağlıklı yağ ve karbonhidrat içerikli olmalıdır. Bu tarz bir beslenmeye dikkat ettiğiniz takdirde ramazanda da sağlığınızı riske atmadan kilo kaybı yaşayabilirsiniz. Canan Karatay ramazan diyetini uygulayarak fit bir vücuda kavuşabilirsiniz.

 
Canan Karatay Ramazan Diyeti Listesi Sahur İçin

Arzuya göre istenilen kıvamda pişmiş iki adet yumurta, tereyağında hazırlanmış omlet, menemen

1 kibrit kutusu kadar tuzsuz peynir
1 kahve fincanı fındık, ceviz ya da badem
Tuzu alınmış 10 adet zeytin
Domates, salatalık yeşilbiber ve yeşillik
2 fincan çay ya da süt
1 porsiyon çorba (buğday, tarhana, tavuk suyu çorbası, sebze çorbası)

İftar İçin Örnek Menüler

1. Menü

1 porsiyon çorba (isteğe bağlı)
1 küçük parça peynirli ya da ıspanaklı börek ya da ufak 1 lahmacun
Az pişmiş 2 adet yumurta
1 kibrit kutusu kadar beyaz peynir
1 kahve fincanı ceviz, fındık ya da badem
1 ufak kase yoğurt
Tuzu alınmış 10 adet zeytin
Domates, salatalık, yeşilbiber ve bol yeşillik
İstenilen meyveden hazırlanmış şekersiz komposto


2. Menü

İsteğe göre 1 porsiyon, patlıcan kebabı, köfte, sebze yemekleri, karnı yarık, fırında kuzu pirzola, hünkar beğendi, tepsi kebabı, saç tava gibi yemek çeşitlerden birisi seçilebilir
2-3 kaşık pilav ya da 3-4 adet sarma
1 porsiyon cacık, salata, ayran ve mutlaka bol su


3. Menü

İsteğe bağlı olarak etli kuru fasulye, zeytinyağlı barbunya, Bulgur pilavı (yeşil mercimek ilave edilmiş), kıymalı lahana dolması, zeytinyağlı biber dolması gibi seçeneklerden bir tanesi seçilebilir.
Peynir, sirke, sızma zeytinyağı, limon ve nar ekşisi ilave edilmiş bol salata
Şekersiz vişne, erik gibi herhangi bir meyveden hazırlanmış komposto
Tatlı olarak hurmalı dondurma, şekersiz kabak tatlısı ya da sütlü incir tatlısı ve mutlaka bolca su içilmelidir.

Ramazan ayında da Canan Karatay Diyetine sadık kaldığınız sürece mutlaka diyetin güzel sonuçlarından yararlanacaksınız…

http://canan-karatay.diyeti.gen.tr/canan-karatay-ramazan-diyeti/

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9228
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
"Proteinden zengin diyetler kilo kontrolünü kolaylaştırıyor"
« Yanıtla #59 : 15 Ağustos 2016, 11:51:11 »
"Proteinden zengin diyetler kilo kontrolünü kolaylaştırıyor"

Başlıklı haber, bugünkü Hürriyet Gazetesi'nde, Prof. Dr. Osman Müftüoğlu'nun köşesinden.

Yazının ilk paragrafındaki " Protein oranı yükseltilmiş probiyotiklerden zengin beslenme tarzı yeni beslenme trendlerinin en çok rağbet edilenlerinden biri. Protein zengini besinler açlık ve tatlı krizlerini azalttıkları, metabolizmayı hızlandırdıkları ve diyete rağmen enerji yoksunluğuna sürüklemedikleri için diyet yapanlar tarafından tercih ediliyor." bu cümleler adeta KARATAY DİYETİ'ni anlatıyor ama bize göre en büyük eksiği YAĞ konusunudan bahsedilmemesi. Tabii ki bizler yağ deyince ilaç gibi naturel sızma zeytinyağı ile ev yapımı veya köy tereyağını ve hayvanın etiyle birlikte olan yağlarını anlıyoruz. Trans yağları asla tüketmiyoruz.

Sabah kahvaltıda protein bakımından zengin iki adet yumurta en az bir avuç içi büyüklüğünde tam yağlı peynir ve yeterince yağ yiyen bir kişi en az 6-8 saat acıkmaz. Dolayısıyla da genelde iki öğün beslenir. Sabah erken kalkanlar ise günü 2,5 öğünle çok kolay tamamlarlar. Osman Hocanın dediği gibi birden fazla "ana öğünler"e ihtiyaç duymazlar. Sabah yapılan bir Karatay Kahvaltısı ve akşam yenen bir ana öğün çok rahat yeter. Açlık duyanlar da arada yarım öğün diye tabir ettiğimiz yoğurt kuruyemiş vb yiyebilirler. Bu beslenme biçiminde ana hedeflerden biri de leptin hormonunun salgılanmasına ve vücudun enerjisinin stoktaki yağların yakılarak sağlanmasına olanak vermektir.

Karatay Diyeti'nin en önemli özelliklerinden biri de doğal beslenmektir. Biz asla kapalı bir çiftlikte yetiştirilen hayvan ve balık etini yemeyiz. Biz doğada, güneşin altında, serbest dolaşan hayvan eti ve yumurtasını yeriz. Yani marketlerde satılan ürünleri almaz sadece pazarlardan ve mümkün olduğunca üreticinin kendisinden ürünleri almaya çalışırız. Osman Hoca'nın önerdiği gibi mercimek, kuru fasulye vb. bakliyat gibi protein zengini bitkisel gıdalara biz de önem veririz. (Not: Sonu "at" ile biten kelimeler çoğuldur. Örneğin inşaat, hafriyat, ziraat, bakliyat, hububat vb. Yani yazıda geçen "bakliyatlar" ibaresi yanlıştır. Bakliyat zaten çoğuldur, "bakliyat" olması gerekir.)

Sağlıklı ve doğal beslenmek, enerjinizden hiç kaybetmeden fazla kilolarınızdan kurulmak istiyorsanız yapmanız gereken ilk şey bizlerin de yaşamını değiştiren "Bilimsel Gerçeklerle Kilo Vermenin ABC'si Karatay Diyeti" kitabını okumak.

Şimdi Osman Hocanın bugünkü yazısını hep birlikte okuyalım. "Proteinden zengin diyetler kilo kontrolünü kolaylaştırıyor"

Protein oranı yükseltilmiş probiyotiklerden zengin beslenme tarzı yeni beslenme trendlerinin en çok rağbet edilenlerinden biri. Protein zengini besinler açlık ve tatlı krizlerini azalttıkları, metabolizmayı hızlandırdıkları ve diyete rağmen enerji yoksunluğuna sürüklemedikleri için diyet yapanlar tarafından tercih ediliyor.

Ana öğünlerde kırmızı et, tavuk, hindi eti, balık, yumurta, peynir gibi protein içeriği yüksek hayvansal besinlere veya mercimek, kuru fasulye vb. bakliyatlar gibi protein zengini bitkisel gıdalara ağırlık vererek, atıştırmalarda da makul miktarda badem, fındık, ceviz yiyip içecek olarak ayran tercih ederek protein bakımından güçlendirilmiş bir beslenme planını oluşturabilirsiniz.

Ama bunu yaparken protein zengini yiyecekleri de sınırsız miktarlarda tüketebileceğinizi düşünmeyin ve yürümekten vazgeçmeyin."

Kaynak:
http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/osman-muftuoglu_96/teknede-tatil-sismanlatiyor_40190960