Gönderen Konu: Nefslerin Temizliği ( Müzekkin Nüfus )  (Okunma sayısı 83563 defa)

0 Üye ve 4 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Togika

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 226
Ynt: Nefslerin Temizliği ( Müzekkin Nüfus )
« Yanıtla #105 : 25 Mayıs 2024, 20:28:51 »

Hikaye
Bir gün Ömer (ra) Peygamber Efendimizin (sav) yanına vardı. Gördü ki Efendimiz (sav) bir hasır üzerinde yatmakta ve mûbarek teni hasırdan üzerinde izler taşımaktadır. Efendimizin teninde hasırın iz yaptığını görünce Hazret-i Ömer (ra) ağladı.
Efendimiz Hz. Ömer'e sordu:
- Niçin ağlarsın yâ Ömer (ra) ?
Hz. Ömer (ra) buyurdu ki:
-Niçin ağlamayayım yâ Resûlullah? Kisra ile Kayser bunca ni'metler içinde, kalın döşeklerde garkolup yatarlar. Onlar Allah'ın (cc) düşmanlarıdır. Sen Allah'ın (cc) Habibi iken mûbarek tenin hasır iziyle yol yol olmuş. Altına abadan bir döşek alsan olmaz mı yâ Resûlullah (sav)?
Efendimiz (sav):
- Yâ Ömer (ra)! Onlar öyle kavimdirler ki ahiretin hoşluğunu istemeyip dünyanın rahatlığını isterler, tercih ederler. Biz ise öyle bir kavimiz ki dünya rahatlığını terk ile âhiret rahatlığını tercih eder isteriz.Yâ Ömer (ra) bu dünya âhirete nisbetle şuna benzer ki, bir kimse denize serçe parmağını soksa o serçe parmakla ne kadar su ve yaşlık mevcut olursa olsun sıcak bir yaz gününde kısa bir zamanda o yaşlık buhar olup uçar gider. Dünyanın var olması serçe parmaktaki su gibidir. Bel bağlamaya gelmez. Bu dünyanın bunun gibi olan hayâline aldanan kimseye yazıklar olsun yâ Ömer (ra)! Bu dünyayı hoşluk ile geçirenin âhirette nasibi olmaz. Bu dünyayı zahmet ile geçiren ise âhiretini rahat ve huzur içinde geçirir.>>
Uğrunda Fedakarlık Yapamadığın Sevgiyi Boşuna Yüreğinde Taşıyıp'ta Yük Etme.

Çevrimiçi Togika

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 226
Ynt: Nefslerin Temizliği ( Müzekkin Nüfus )
« Yanıtla #106 : 27 Mayıs 2024, 18:07:54 »
Azizim! Şimdi sen dünyayı sevmem diyorsun amma bu iddiada doğruluğun, dünyadan kaçman, onda bulununlara ehemmiyet vermemenle sabit olur. Dünyayı sevmeyenler ondan kaçtılar. Âdet şudur ki insan sevmediğinden kaçar. Gece gündüz dünya ile meşgul olanın hâlinden dünyayı sevdiği anlaşılır. Dünyayı maksûd edinip istersen, malûm olur ki sevilen istenir. Sevilmeyen istenmez.
 Ey biçâre! Fakire bir şey verdiğin, ona para ve mal yardımında bulunduğunda sanki canından ve teninden et kesip de veriyormuş gibi istemeye istemeye yaparsın. Öyle verirsin ki, verdiğin şey ne sana yarar bir şeydir ne de o verdiğin kimseye... En fazla, ihsan ve yardımın yüz dirhem, yahut elli. Fakat kendi nefsin için on binleri, yirmi binleri harcarsın. Bu tasarruf  nefsine hoş gelir. Hoşuna giden yerlere malını saçar savurursun. Bil ki bu türlü mal, salih mal değildir. Zira salih malın hak yoluna sarf olunması gerekirdi. İbrahim Halilullahın (as) malı salih mal idi, zira kendisi abâ giyerdi, akçaların binlercesini fakir fukaraya verirdi. Kendi arpa ekmeği yer, fakirlere türlü türlü ni'metler ihsan ve ikram ederdi. Halbuki senin fakirlere yedirdiğin, senin önünden arta kalandır. Şimdiki zamanın zenginleri bir çekirdeği iki fakire verirler. Kendileri için pişirilen yiyeceklerin kokusundan fakirlerin aklı gider. Ağzının suyu akar. Bu yiyeceklerden fakirlere bir lokma bile tattırmazlar. Amma lafa gelince << Sulehâdan, yâni sailh kimselerdeniz >> derler. Kendilerinin bahil ve cimriler sınıfından olduğunu hiç bilmezler. Akıllarına bile getirmezler. Hattâ akıllarına bu hususun gelmesine bile tahammüleri azdır. Efendimiz (sav) fakirlere para verdiği zaman o altın veya gümüş parayı yıkar ondan sonra verirdi. Hatta misk ile kokulardı.
Hatta:
<< Fukara eli Allah-u Teâlâ'nın (cc) Kudret elidir.<< buyurmuşlardır.

Uğrunda Fedakarlık Yapamadığın Sevgiyi Boşuna Yüreğinde Taşıyıp'ta Yük Etme.

Çevrimiçi Togika

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 226
Ynt: Nefslerin Temizliği ( Müzekkin Nüfus )
« Yanıtla #107 : 28 Mayıs 2024, 22:31:56 »
Azizim! sana cimrilik ile fakirlerden yardım elini çektiren bil ki mutlak şeytan ve nefsindir. Şeytanın her yerde ve her zamanda daima âdeti budur. Bir kimse fakire bir şey verecek olsa şeytan bırakmaz, men'eder ve der ki:
- Malını yok yere çürütme. Kimseye verme. Belki işin sonunda sen kötürüm ve muhtaç olacaksın. Sonra o zaman bakalım sana veren olacak mı? O zaman o malın sana çok lâzım olacak. 
İşte şeytan telkinâtı daima böyledir. Bu telkinâtlar sana şeytan tarfından değil de insan tarafından yapılacak olursa bil ki o kimse insan suretindeki şeytandır. Zira Allah-u Teâlâ (cc) buyurur ki:
- Sen yardımda bulunacağın sırada sana fakir düşeceğini ilka eden, sana yoksulluğunu gözünün önüne getiren şeytandır. Sen onun sözünü tutma. Ben seni afvolunmana kılavuzlarım. Sözümü tut.
Niteki Kuran-ı Kerim'de buyurulur:
- Şeytan, sizi, fakir olacaksınız diye korkutur. Size cimrilik ve sadaka vermemekle emreder. Allah (cc) ise lûtfundan bir mağfiret ve bol nimet vaad ediyor. Allah'ın (cc) kudreti geniştir. Her şeyi kemâliyle bilendir.>> ( El- Bakara sûresi, 268 )
Uğrunda Fedakarlık Yapamadığın Sevgiyi Boşuna Yüreğinde Taşıyıp'ta Yük Etme.

Çevrimiçi Togika

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 226
Ynt: Nefslerin Temizliği ( Müzekkin Nüfus )
« Yanıtla #108 : 31 Mayıs 2024, 22:35:24 »
Bu dünya bir gölge gibidir. Âhiret yolunda yürünmeli, Hak Teâlâ'nın (cc) emirlerini tutmalıdır. Cehennemin yolunda gidip şeytanın sözünü tutanlarda bu yaptıklarından sonra en ziyade kendileri pişman olacaklardır.
Cennetin yolu,malını kendinden, evinden, ailenden, çoluk-çocuğundan kısıp fakirlere vermededir. Cehennemin yolu da malı,kendine, evine, ailene, çoluk-çocuğuna harcedip fakirlerden kısmandır.
Hasan ve Hüseyin (ra) Efendilerimiz mallarını kendi nefislerinden keserek fakirlere verirlerdi, fakirlere yedirirlerdi. Gün olurdu ki kendileri 3 gün bir şey bulup ta yiyemezlerdi.
Peygamber Efendimiz (sav) vefat ettikten sonra ashabtan Zûbeyr (ra) Âişe (r.anh) validemize yirmi bin dirhem gümüş getirdi. Âişe (r.anh) validemiz de o yirmi bin dirhem gümüşün tamamını fakirlere uaştırdı. Akşam olduğunda Âişe (r.anh) validemiz cariyesine buyurdular ki:
- Bir yiyecek var mı, oruçluyum?
Cariye:
- Bir kaç zeytin vardır, buyurdu.
Önüne getirdi ve Âişe (r.anh) validemize dönüp dedi ki:
- O gümüş akçaları paylaştırdın. Bana bir iki akça vermedin. Eğer  bana bir miktarını verse idin şimdi çarşı pazardan birşeyler alır sana yiyecek iftarlık hazırlardım.
Âişe (r.anh) validemiz bunun üzerine buyurdu:
- Beni cimrileştirme. Allah-u Teâlâ'nın (cc) düşmanı enbiyanın ve evliyanın en büyük düşmanı melâmet ve cimriliktir. Para, pul bunlar en büyük düşmandır. O bana geldi. Kendime düşman olan şeyi acele tarafından elimden çıkardım. Mal-mülk düşman olduğu için, ben korkmadan bir an önce onu elimden çıkardım. Sana bir miktar vermeyi unutmama sebep korkmuş olmamdır. 
Bu kıssa hadis kitaplarında mevcuttur. ( İhyâ-i Ulûm'id-Din Zekât bahsine bak. )
Uğrunda Fedakarlık Yapamadığın Sevgiyi Boşuna Yüreğinde Taşıyıp'ta Yük Etme.

Çevrimiçi Togika

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 226
Ynt: Nefslerin Temizliği ( Müzekkin Nüfus )
« Yanıtla #109 : 02 Haziran 2024, 13:50:37 »
Çokları parayı-pulu keselere depo edip sandıklara saklarlar, onun endişesi içinde sabahlara kadar uyumazlar. Lâfa gelince dünyayı sevmediklerinden bahisle dâvada bulunurlar. Bunların bu halleri bilmezliklerinden ve cahilliklerindendir. Bunlar kendi kendilerine insanları aldattıklarını zannederler. Yarın hakkın huzuruna vardıkalırında acaba ne diyecekler? Allah-u Teâlâ'-nın kendinin muhabbetine tahsis edilsin diye yarattığı gönlü, mal-mülk sevgisiyle doldurduklarından sorulan suâllerin cevabını nasıl vercekler? Acaba:
<< Senin muhabbetinle doldurulmak icâbeden gönlü senin gayrının sevgi ve muhabbetiyle doldurduk.>>  diyebilecekler mi?
Azizim! Bu fâni mülk ne gönül verecek bir yerdir, ne de aldanacak bir yer. Bu dünya zindanına Resul (as) cife demiştir. Onu isteyenlere, <<it>> demiştir. Hakkın talibi olanlar ondan asla safa bulmazlar, demiştir.
Bu dünyaya asla alıcı gözüyle bakmamalıdır.
Bu dünyanın misâli şuna benzer: Bir kimse bir ejderha yavrusu buldu. Bu ne güzel bir mahlûk! Büyüdüğünde ne güzel bir şey olur dedi. Aldı koynuna koydu ve evine getirdi. Besledi ve büyüttü. O ejderha yavrusu büyüdüğünde ansızın bir gün o kimseyi aldığı gibi ağzına yuttu. Veya sokup zehirledi. O kise canını teslim etti. Allah-u Teâlâ bizi dünyanın ve dünyanın içinde olanların şerrinden korusun.
Uğrunda Fedakarlık Yapamadığın Sevgiyi Boşuna Yüreğinde Taşıyıp'ta Yük Etme.

Çevrimiçi Togika

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 226
Ynt: Nefslerin Temizliği ( Müzekkin Nüfus )
« Yanıtla #110 : 06 Haziran 2024, 22:41:49 »
MÜELLİFİN BEYİTLERİ
Bu dünya bir ejderhadır bil sen
Bu ejderhayı sen niçin seversin.
Bu dünya agulu bir yılandır
Cefası çok, safası hep yalandır.
Bunun ağusunu şeker sanırlar
Anın içün buna hep aldanırlar.
Kime ki parmağıyla ağu verdi
Ona sonra taşıyla ağu verdi.
Kimin ki yüzüne şu'le bıraktı
Onu sihri ile sonra od'a yaktı.
Kime ki bir saatlik yoldaşlık etti
Onu gör ki sonra nice yuttu.
Buna gönül verenler oldu mabzûl
Bunu terk eyleyenler oldu makbul,
Buna çûn dedi Fahr-i Âlem,
Buna niçün aldana akıllı âdem.
Bu dünya cifedir çirkin kokulu
Hezârân ( Binlerce ) mekrûhiyle içi dolu.
Bunun kokusunu burnun duyaydı
Damağında dimağın söküleydi.
Lâkin mezkûn olduğundan duymazsın,
Onun için sen dünyaya doyamazsın.
Getir at dünyayı dünya itine,
Ne aldandın sen bunun lezzetine?
Mademki derdin var, yürü dermanını
İste ki dünya sevgisi canını kıldı hasta.
Eğer hasta değilseydi canın, işiteydi bu sözleri kulağın.
Uğrunda Fedakarlık Yapamadığın Sevgiyi Boşuna Yüreğinde Taşıyıp'ta Yük Etme.

Çevrimiçi Togika

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 226
Ynt: Nefslerin Temizliği ( Müzekkin Nüfus )
« Yanıtla #111 : 08 Haziran 2024, 00:12:56 »
Âdem (as) baba ile Havva Anamız dünyaya indikleri zaman dünyanın çirkin kokularını duydular. Başlarından akılları gitti. Kırk gün yattılar. Uyandıktan sonra işin ne olduğunu derhal farkettiler. Senin de burnun, kirişçi ve deri ile uğraşanların burnu gibi kokuyu almaktan mahrum olmasa bu cifeyi gönlün kabul etmezdi. Derici, kirişçi ve debbağların dükkânına var. Bir lâhza oturabilir misin? Amma onlara hoş gelir. Yadırgamaksızın orada otururlar. Yemek yerler, hiç incinmezler, tiksinmezler.
Bu dünyanın murdarlığı ve çirkin koktuğu enbiya ve evliyaya ma'lûmdur, muhakkaktır.
Yahya bin Muâz (ra) buyurur ki:
- Hikmet gönüllerden gönüllere karar eder. Lâkin bir zerre dünya kokusu bulunan gönüllere ne iner, ne de karar kılar. Bu murdarın muhabbetini gönülden gider. Civanmerdliği kendine âdet edenleri gör. Tâ Hak Teâlâ'nın (cc) huzuruna vardığında:
- Sana verdiğim dünyayı ne ettin? Gel hesabını ver, diyeceği vakti sakın unutma. Hiç bir zaman aklından çıkarma. Hak Teâlâ (cc) bizzat her verdiği ni'metin hesabını istese gerektir. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de buyurulur:
<< Sonra and olsun o gün (kıyamette) ni'metin şükründen sorulacaksınız.
(Et Tekâsûr sûresi, 8 )
Fakat Hasan-ı Basri Hazretleri;
- Allah-u Teâlâ (cc) kulundan fakirlere verilen ni'metlerin hesabını sormayacak buyurdu. ( Her şeyin doğrusunu Allah-u Teâlâ (cc) bilir.)
Uğrunda Fedakarlık Yapamadığın Sevgiyi Boşuna Yüreğinde Taşıyıp'ta Yük Etme.

Çevrimiçi Togika

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 226
Ynt: Nefslerin Temizliği ( Müzekkin Nüfus )
« Yanıtla #112 : 12 Haziran 2024, 23:51:15 »
CİMRİLİK ve CÖMERTLİK
Daha önce dünyanın yaramazlığını, Hak Teâlâ (cc) katında horluğunu, bu dünyanın faniliğini, bu dünyaya gönül verenin cefasını  kaydettik. Dünyanın misalini, dünya malının salih ve fesadını, hayırlısını ve fâsıkını kaydettik. Dünyaya haris olup gönül verenlerin dünyadan nasıl gittiklerini, dünyada neler çektiklerini anlattık.
Şimdiden sonra da cömertlik edip mallarını Allah yolunda verenlerle cimrilik edip vermeyenlerden bahsedeceğiz.
Cömertlik cennete, cimrilik de cehenneme girmeye sebeptir. Cimrilik şeytandan, cömertlik de Rahmandandır.
Bir kimse cömertlik edip elindekilerden muhtaç olan fakir müslümanlara vermek istese şeytan gelir der ki:
- Elinde olan dünyalığı sıkı tut, sakın dağıtma. Yoksa çok geçmez bir gün fakir düşersin. İnsanlar arasında senin izzet ve şerefin malın ve mülkün iledir. Dünya malı elinden giderse sana kimse iltifat etmez. Fakir diye kimse yüzüne bakmaz. Hasta, pir, fâni ve kötürüm olduğun zaman veya başına türlü türlü haller geldiği zaman malın mülkün olmazsa çok darlık ve sıkıntılar içinde kalırsın. Çok muhtaç durumlara düşebilirsin. Onun için elindekileri sakın dağıtıp saçma. Sonra senin halin nice olur?
İşte Şeytan ( aleyhillâ'ne), böyle der. Halktan gönlünden geçip cömertlikte bulunmak isteyenlere böyle şeyler söyler. İğvalarda bulunur. Şeytanın muradı seni cimri etmek ve seni cehennemde kendisine yoldaş olarak bırakmaktır. Sende kendisiyle birlikte yanasın ister.
Şu hadis-i şerifi hiç bir zaman unutma:
İşte Efendimiz (sav)'in buyruğu:<< Cimri âbid ve zâhid dahi olsa cennete giremez.>>
Uğrunda Fedakarlık Yapamadığın Sevgiyi Boşuna Yüreğinde Taşıyıp'ta Yük Etme.

Çevrimiçi Togika

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 226
Ynt: Nefslerin Temizliği ( Müzekkin Nüfus )
« Yanıtla #113 : 18 Haziran 2024, 16:46:52 »
İnsana lâzım olan şeytanın sözüne uymamak, fakirlikten korkmamaktır.Bahadırlık edip şeytanı kahretmek gerekir. Hak yolunda durmadan vermelidir. Fakirlerin gönlüne girmeli. İnsan kendi harçlığından kesip kısmalı, fakirlere vermelidir. Allah-u Teâlâ (cc) sana verdiği malı mülkü sakla demedi. Ölüm arka yolunu almadan ver, dedi.
Efendimiz (sav) buyururlar ki:
<< Cennet cömertlerin yurdudur.>>
Hak Teâlâ (cc) buyurmuştur bir hadis-i kudside:
- Ya kulum! O malını fakirlere ver. Ben sizin malınıza bereket bırakırım. Bire on veririm.
Kuran-ı Kerim'de buyurulur ki:
<< İyiliklere on misli ile mukabele edilir.>>( El - En'am sûresi, 160 )
Başka bir yerde de:
<< De ki, gerçekten Rabbim kullarından dilediği kimseye rızkı genişletir ve ona daraltır. Her neyi hayra harcarsanız Allah (cc), onun arkasından karşılığı verir.>>( Sebe sûresi, 39 ) buyurulur.
Siz Hakkın emirlererine muhalefet etmeyiniz. Malınızdan verdiğinizde ikiyüz dirhemden yâni (640) gramdan beş dirhem yâni (17,5) gram verin. Eğer yerde bitenden verirseniz onda bir verin. Bu malınızı eve getirmeden borçlu gelirse derhal borcunu öde. Düşmüşlerden ve çaresizlerden gelen olursa elinden tut ve kaldır. Tâ ki yârın Hak Teâlâ da  senin elinden tutsun ve kaldırsın. Fukaraya verdiğin mallar için kat'iyyen minnet etme.
Hatta o, sana minnet ederse revadır. Bu şekilde hareket eden, âhiret için olan azığını hazırlamış olur. fukaraya verdiğin zaman minnet etmesini istersen o taktirde verdiklerinin tamamı bâtıl ve yok olur. Yâni bu durumda âhirette sana verilecek olan şey verilmez. İşte Cenâb-ı Hakkın fermanı:
<< Ey iman edenler! Sakın sadakalarınızı, insanlara gösteriş için malını harcayan, Allah'a ve âhiret gününe inanmayan kimse gibi başa kakmak ve eziyet etmet suretiyle boşa çıkarmayın...>>   ( El Bakara sûresi, 264 )
Uğrunda Fedakarlık Yapamadığın Sevgiyi Boşuna Yüreğinde Taşıyıp'ta Yük Etme.