Gönderen Konu: Bizler Seni Görmeden Sevdik Efendim (S.A.V)  (Okunma sayısı 174460 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı chechen

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1194
Bizler Seni Görmeden Sevdik Efendim (S.A.V)
« Yanıtla #60 : 19 Aralık 2006, 23:58:08 »

Alıntı yapılan: "Hayve"
Alah razı olsun Cahit kardeşim


HZ.Allah CÜMLEMİZDEN RAZI OLSUN AHDE VEFALI DOST
Kim Allah'ı, Resûlünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar süphesiz Allah'ın tarafını tutanlardır.(Maide 55,56)

Çevrimdışı chechen

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1194
Bizler Seni Görmeden Sevdik Efendim (S.A.V)
« Yanıtla #61 : 21 Aralık 2006, 23:41:07 »


Pahalı elbiseler giyinmniş
parmaklarında altın yüzüklerle
çıkageldiler medineye...
Necran hristiyanlarıydılar...
selam verip gül sultana konuşmak isteselerde
akşama kadar bir tek ses bile vermedi
iki cihanın sultanı...s.a.v
ne vakit ki soyundular elbiselerini
çıkardılar altın yüzüklerini
kovdular yanlarından iblisi...
konuşmaya başladı aşkımın sahibi...s.a.v...
musadan sordular....
babası kimdir?
imran dedi....
seninki dediler
abdullah dedi..
isanın ki dediler...
güllerin efendisi sustu..
maksadı anladı ve sustu..
ama susmayan biri vardı...
Allah Azze ve celle....!
ve o an vahiy yetişti....
"Gerçekten İsanın örneği
Allah yanında Ademin örneği gibidir ki,
onu (Adem) topraktan yarattı." ali imran 59

biz dediler bu dediğini hiçbir kitapta görmedik...
kızmazsan dediklerin yalan kabul ettik...
duruma çok üzülmüştü Muhammed Mustafam..s.a.v..
ama Rabbi kesmemişti vahyi
devam etti peşisıra..
"Her kim sana gelen ilimden sonra
onun (İsa) hakkında seninle tartışırsa de ki:
Gelin çocuklarımızı ve çocuklarınızı,
kadınlarınızı ve kadınlarımızı,
kendimizi ve kendilerinizi çağıralım;
sonra bedduâ edip Allahın lanetini
yalancıların üzerine atalım." ali imran 61

sözleştiler bir gün sonraya....
beddua için buluşmaya...
şart bu ya...
getirecek her taraf kendinden..
hem kadınından hem bebesinden...

bir gün sonra sagında Hasan
solunda Huseyn torunu
arkasında Fatıması geliyordu meydana....
devasız sevdaların sebebi.s.a.v...
işte dedi evlatlarım ve benden olan kadınlardan...
gelin yalvaralım kim yalancı ise
AllahIN LANETİ ÜZERİNE OLSUN...
işte ben buradayım....
ey hasanım huseynim fatımam...
ben dua edecegim
lütfen yavrularım siz de amin deyin...

meydan boştu...
boşuna bekliyordu gül sultan..s.a.v.
gelmemişti necranlı hristiyanlar
karar almışlardı korkak kafalar...
eger yarın yanında ehli beyt olursa...
sakın beddualaşmayın...
helak oluruz..
sakın bunu yapmayın...
bir ses duyuluyordu bu ara bir papazdan..
"Ey Hıristiyan topluluğu,
ben öyle yüzler görüyorum ki,
eğer Allahtan bir dağın yerinden
oynamasını isteseler
Allah dualarını kabul eder
ve dağ yerinden oynar.
Asla sakın şimdi beddualaşmayınız,
hepiniz helak olursunuz
ve kıyamet gününe kadar yeryüzünde
Müslümanlardan başka bir kimse kalmaz."

Efendim sultanım s.a.v..
o gün seni sinirlendiren hristiyanlar
yıl 2006 hala bizimle beddualaşamıyorlar.
onlar gerçegi bildiği halde saklıyor..
biz ise bir elimize oglumuzu
bir elimize torunumuzu
arkamıza da namusumuzu alarak...
çıkamıyoruz meydanlara...
onlar kafirliklerinde aynılar
ama biz asr-ı saadet imanından
fersah fersah uzaktayız
sana hakaret eden bir densizi
ülkemizde agırlamak hazırlıklarındayız...
Rabbim bize muhammedi bir yürek nasip eylesin...
kafir önünde izzetimizi iade eylesin....
HEPİMİZİN  özrümüzü  EFENDİMİZ  kabul eylesin...!


Kim Allah'ı, Resûlünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar süphesiz Allah'ın tarafını tutanlardır.(Maide 55,56)

Çevrimdışı chechen

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1194
Bizler Seni Görmeden Sevdik Efendim (S.A.V)
« Yanıtla #62 : 26 Aralık 2006, 22:59:49 »







Sagdan geliyorlardı soldan....
önden ve arkadan...
sanki arı kovanından boşalıyorlardı...
hiçkimse kalmamıştı Sultanın yanında...
bir er vardı arslanlar kıskanır yüregini
bir er...
kurban bir gönül...
verdiği sözde duran bir arslan....
TALHA........r.a

yer Uhud meydanı ....
ter içinde TALHA....
canını hiçe sayıyor...
yarına (s.a.v.)kıyamıyor...
döne döne çarpişmakta TALHA.....
azrail sırayı şaşırmakta...
her inen kılıç...
bir ölüm fermanı yazdırmakta....

bir ok atıLmış...
hedefte GÜLLERİN EFENDİSİ...!
bir el açılıyor.....
perde Nurun ala nura...s.a.v.
el parçalanıyor,sinirler dagılmakta...
hiç haberi yok...
kendinde değilki TALHA...
tek derdi aman birşey olmasın...
kılına Efendimin kimse dokunmasın...!

GÜL SULTAN S.A.V. ANLATIYOR...
"o gün sagımda cebrail solumda TALHA...
başka hiçkimse yoktu arasamda..."

Heryeri kılıç darbesi TALHANIN....
kan musluğu yaralar...
altmışaltı büyük,sayısız küçük yara...
bayılınca bir ara aşkla savaşırken...
kuşuverdi EBUBEKİR kardeşinin yardımına...
su serpti yüzüne başını kaldırırken...
ayılınca TALHA...
soruverdi...
RASÜLULLAH NASIL?
iyidir deyince EBUBEKİR...
O iyiyse bizde iyiyiz deyiverdi...

görünce ayıldığını TALHA'nın...
Rasülullah geldi yanına...
öpülesi eller mesh etti,sıvazladı...
ellerine açıp RABBİNE AGLADI..
"AllahIM TALHA'MA ŞİFA VER"

takipteydi nasipsiz bir kafir bu ara...
yılan gibi Rasüle sokulmakta...
Bir kılıç darbesi vurdu Peygambere...s.a.v.
düşüverdi Gül sultan çukura.
düşerken migferinin demirleri yüzüne battı...
yüzü yaralandı...
çok kötüydü durum...
DURULMAMALIYDI BU MEKANDA..
Yetmişten ziyade kılıç darbesi almıştı Peygamber...
ayakta duramıyor yürüyemiyordu...
bir şey yapmalıydı TALHA.....r.a
sırtlayı verdi kendi yaralarını unutup SULTANI...
ta kayaların başına taşıdı...
öldü öldü derlerken RASULE...
BASINIZ EFENDİM SIRTIMA...
ÇIKINIZ ŞU KAYAYA...
GÖRSÜNLERDE ANLASINLAR...
BİZ ÖLMEDİK DEYİVERDİ...
VE ÇIKTI GÜLLERİN EFENDİSİ...s.a.v.
ÜMMETİN SEVGİLİSİ...

O zaman Resûlullah efendimiz buyurdu....
"TALHA bana yardım ettiği zaman
Cennet ona vacib oldu"

SELAM OLSUN...
UHUD EHLİ....
SELAM OLSUN TALHA R.A..
SAYISIZ SALAT SAYISIZ SELAM OLSUN
EY GÜZEL PAYGAMBERİM...S.A.V.





Kim Allah'ı, Resûlünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar süphesiz Allah'ın tarafını tutanlardır.(Maide 55,56)

Çevrimdışı chechen

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1194
Bizler Seni Görmeden Sevdik Efendim (S.A.V)
« Yanıtla #63 : 29 Aralık 2006, 21:49:37 »
[


Ya RasulAllah! Bugün seninle dertleşmek istiyorum, şu aciz ümmetini, şu
günahkâr ümmetini dinlermisin? Bugün sana gözyaşlarıyla derdimi, içimi
dökmek istiyorum. Kırık dökük de olsa, eksik ve yanlış da olsa, şu günahkâr
ümmetinin yüreğinden gelen sözleri dinlermisin?

Sen ki, şehidlerin sultanı, amcan Hz. Hamza'yı şehid eden vahşiyi bile
dinledin ve O insan bir vahşi iken seninle dertleştikten sonra, kalbinde
güller açarak bir yiğit, bir yıldız ve bir cennet varisi oldu. Hz. Vahşi
oldu, senin ümmetin oldu ya RasulAllah

işte bende, şu vahşileşen insanların arasından bir an sıyrılarak, Hz vahşi
gibi, Hz. Enes Bin malik gibi, Hz. Mus'ab Bin ümeyr gibi ve Hz. Ebu Hureyre
gibi dertleşmek istiyorum sevgili efendim. Ama O'nlar gibi olmamanın ve
olamamanın ezikliğini hissederek yine de sana seslenmek ve seninle
dertleşmek istiyorum, çağlar ötesi bir zamandan efendim…

Ey gül yüzünde gülücükler eksik olmayan sevgili efendim! Sana ilk önce şu
itirafımı yapmak istiyorum. Aklıma geldikçe yüreğimi ezen, beni gözyaşlarına
boğan, şu itirafımı yapmak istiyorum…

Ya Rasül, hani ümmetine seslenirken üzerine çıkıp mübarek ağzından
inciler döktüğün hurma kütüğü vardı ya, hani ümmetine yine bir gün
seslendiğinde bu hurma kütüğünün üstüne çıkmayıp Ashabı'nın yaptığı minberin
üstüne çıkınca, etrafa hıçkıra hıçkıra bir ağlama sesi yayılmıştı ya,
ağlamanın hiçbir insandan gelmediği anlaşılınca hurma kütüğünün yanına gidip
onun ağladığını, senden ayrı kalınca hıçkırıklara boğulduğunu görünce onu
mübarek ellerinle teselli etmiştin ya hani efendim.
işte ben, işte ben senden ayrı kaldığım o kadar zamana rağmen bir hurma
kütüğü kadar ağlamıyorum, ağlayamıyorum gözümün nuru, gönlümün sultanı
efendim.

şu ümmetin bir kütük kadar olamıyor ve ayrılığına yanıp kavrulmuyor
sultanım. Ne olur, ne olur efendim gel beni de teselli et, bir hurma kütüğü
gibi ağlamasam da, bir mağaranın önünde bekleyen KITMiR gibi sadık olamasam
da ve senden ayrılacağını anlayan bir deve kadar içim yanmıyorsa da, ne olur
Ya Rasül ben seni görmeden sevdim, çağlar ötesi zamandan "KARDEşLERiM"
hitabına "buyur canımın canı, buyur anamı-babamı ve her şeyimi yoluna feda
ettiğim canım efendim" diyerek sana iman ettim gönlümün sultanı.

Sana layık ümmet olmasam da, sana KITMiR gibi sadık kalmasam da, sana bir
örümcek kadar hasretinle yanmasam da ve seni gördüğünde heyecandan ufacık
kalbi yerinden çıkacakmış gibi atan bir güvercinin yüreği kadar yüreğim
tertemiz olmasa da, gel ne olur, rüya da olsa bile gel, gel de şu günah
çukuruna batmış ümmetini teselli et.


(alıntı..)
Kim Allah'ı, Resûlünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar süphesiz Allah'ın tarafını tutanlardır.(Maide 55,56)

Çevrimdışı chechen

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1194
Bizler Seni Görmeden Sevdik Efendim (S.A.V)
« Yanıtla #64 : 07 Ocak 2007, 00:33:31 »


Es SeLamu ALeykum

ey Rabbimin habibi,
ey meleklerin refiki,
ey alemlere rahmet, bereket, mürüvvet kişi

ey ademin selefi, ibrahimin duası, musanın yoldaşı,
ey abdülmüttalibin neşesi, abdullahın yetimi, aminenin tesellisi; çiçeği
ey haticenin sevdiği fatımanın hasreti, aişenin efendisi,
ey cennet gençlerinin iki gülü, hasan ile hüseynin eşsiz dedesi

ey ahir zaman nebisi,
ey cennetin mübeşşiri,
ey cehennemin neziri
ey Rahmanın varlığının şahidi.
ey vahyin mübelliği, mümessili

ey gönlümün neşvesi, idrakimin güneşi
yıllar süren hasretimin,hüznümün sebebi, vesilesi
ey insanlığımın rehberi, cümle mahkukatın fahri, önderi
ey hasta kalplerin devası, tabibi

ey güzelliğin timsali,
adı göklerde Ahmed-i Mahmud.,
zatı arzda, Muhammed Mustafa
sonsuz sayıda selat,selam sana, zatına...

sensiz geçirdiğimiz zamanlar acılar getirdi,
ancak felaketler doğurdu,
fitne tabiatımız, atalet mesleğimiz,meskenet; meskenlerimiz oldu...
kan ve gözyaşlarımız sel oldu,
acımasız seyelanlarda idraklerimiz boğuldu.
ayrılığın ayırımlara, yokluğun yoksunluklara icbar etti bedenlerimizi.
ve bedenlerimiz zilletten vücudlar buldu

SeLam ve Dua İLe


Kim Allah'ı, Resûlünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar süphesiz Allah'ın tarafını tutanlardır.(Maide 55,56)

Çevrimdışı chechen

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1194
Bizler Seni Görmeden Sevdik Efendim (S.A.V)
« Yanıtla #65 : 07 Ocak 2007, 22:14:33 »


Yollara sular dökün,
Bahçelere müjdeler edin,
Bahar kokuları geliyor,
O geliyor, o
Ay parçamız, sevgilimiz, yarimiz geliyor.

Yol verin, açılın, savulun.
Beri durun, beri.
Yüzü apaydınlık, akpak,
Bastığı yeri ardında gündüzler gibi bırakarak
O geliyor, o.
Ay parçamız, sevgilimiz, yarimiz geliyor.

Gökler yeryüzünü kapladı, örttü bir anda.
Bir anda dört yanı misk gibi bir koku sardı.
Bir anda bir velvele, bir kıyamet koptu cihanda.
O geliyor, o.
Ay parçamız, sevgilimiz, yarimiz geliyor.

Bir anda can geldi bağlara, bağlar ışıdı.
Bir anda açıldı baktı bağlara gözler.
Bir anda bizde ne gam kaldı, ne dert kaldı, ne keder.
O geliyor, o.
Ay parçamız, sevgilimiz, yarimiz geliyor.

Yayından fırladı ok.
Hedefe ha vardı, ha varacak.
Bahçeler selama durdu.
Selviler ayağa kalktı.
Çayır çimen yollara düştü.
İşte konca, ata binmiş geliyor.
Biz ne duruyoruz,
O geliyor, o.
Ay parçamız, sevgilimiz, yarimiz geliyor.

Sen bizim yöremize gelirsen göreceksin, ey şems,
Huyumuz sadece susmak olmuş bizim, susmak.
Senin güzel gözlerinçin işte canım pusuda.
Rahatım kaçtı benim,
Geceleri uykum kalmadı gitti ama,
Bak işte o güzel günler yola çıkmış geliyor

 


Mevlana Celaleddin Rumi
Kim Allah'ı, Resûlünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar süphesiz Allah'ın tarafını tutanlardır.(Maide 55,56)

Çevrimdışı chechen

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1194
Bizler Seni Görmeden Sevdik Efendim (S.A.V)
« Yanıtla #66 : 08 Ocak 2007, 21:03:42 »


Ben kim miyim?
ben Seni Seviyorum
Gıpta ediyorum ashabına
Hz. Fatıma'yı anam, Hz. Hasan Hüseyin'i kardeşim olarak görüyorum!

Ne zaman hüzünlensem, Sen geliyorsun aklıma
Görmeden hayranım cemaline
Kalbin kadar güzel yüzünün hayalini kuruyorum...

ne zaman çok gülsem
Sen'in hafif kızgın bana baktığını görüyorum!
bana diyorsun ya" Yerinde olsam, az güler çok ağlardım " diye

Sonra nerede bir yetim görsem Sen'i buluyorum yanımda
Hani bana diyorsun ya "Beni istiyorsan onun başını okşa"

hep bir özlem var içimde
Hep vuslat var hayalimde
gözyaşları içinde, yeşil kubbenin resmine bakıyorum
hayal ediyorum hep Efendim
Safa-Merve arasında, önümde Sen varmışsın gibi koştuğumu..

uzun boylu, siyah saçlı, beyazlar içinde birine Sen diye sesleniyorum
Sonra adam arkasını dönünce
Senin olmadığını görüyorum da eğiyorum başımı,
Sevincim yerini hüzne bırakıyor

Sana gidecek her yolcuyla selam yolluyorum
Sonra da selamımı almışsın gibi seviniyorum
kalbimin bir yanı "ümit" derken,
Bir yanı korkuyla atıyor

Seni Seviyorum Ya Efendim
günahlarımı unutup, Seninde beni sevdiğini düşünüyorum
Duyuyorum "üMMETi" diye seslenişini

Ne zaman bir yüzük alsam elime
Senin yüzüğün geliyor aklıma
üzerinde Muhammedun ResulAllah yazılı olduğunu düşünüp,
Ebu Bekir ve ashabına selam yolluyorum

Sonra hep hayal ediyorum Efendim, arkanda namaz kıldığımı

anam, babam, canım Sana feda olsun diyorum

ben varım ya...
Seni Seviyorum...
çok Seviyorum..
Salat, Selam üzerine olsun Ya ResulAllah...

Ben kim miyim?
1400 yıl öncesinde Selam ettin ya..
Kardeş belledin ya..
Seni Seviyorum...
__________________
iki cihan güneşi Rasülullah ile kevser havuzundan su içmeyi nasip eyle Allah'ım

alıntı
Kim Allah'ı, Resûlünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar süphesiz Allah'ın tarafını tutanlardır.(Maide 55,56)

Çevrimdışı chechen

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1194
Bizler Seni Görmeden Sevdik Efendim (S.A.V)
« Yanıtla #67 : 19 Ocak 2007, 23:00:09 »
Efendimiz (SAV)'e

                   

Asrın günahkârları adına, Efendiler Efendisine (s.a.v),
Sana “gel” demeye yüzümüz yok Efendim. Sen kabul buyur bizi, sen davet et de biz varalım o ravzay-ı pâkine yalınayak. Gerekirse yollarında emekleye emekleye hatta sürünerek, yüzüstü gelelim huzuruna. Sen kabul et ki biz senin uğruna her türlü ezâya, cefâya razıyız.


Sümeyye’ler (r.a) misali bizi de ayaklarımızdan bağlayıp develeri ters istikamete sürsünler. Bedenlerimiz iki parça olsun. Vücudumuz tek parça olarak kapına gelmekten utanıyoruz. Bir değil bin parça olsun bedenlerimiz de yeter ki kabul et bizi. Kabul et ki Bilâl (r.a) gibi bizi de kızgın kumlara yatırsınlar ve diyebilelim Allah’ın huzuruna çıkarken, o gün, senin ve dinin için bütün meşakkatlere katlandık diye. Kabul et ki Habbab bin Eret (r.a) gibi bizi de bir hasıra sarmalasınlar ve sonra da yaksınlar. Senin yolunda feda edilmemiş bir can olarak huzuruna gelmekten utanıyoruz Efendim. Yeter ki sen “ümmetim” diye kabul et bu asrın günahkarlarını Efendim.
Bizi de “liva-ül hamd” sancağının altında topla, o dehşetli günde. O gün öyle dehşetli gün ki bütün beşeriyet hatta peygamberler dahi “nefsî, nefsî..” dediği gündür. Sadece senin “ümmetî, ümmetî..” diyeceğin o günde, bizi yani bu acizleri, bu günahkar ümmetini bir halimizle perişan bırakma Efendim.
Öyle bir hale düştük ki Efendim, gündüzlerimiz bile siyaha boyandı. Sen kokmayan gülleri büyüttük bahçelerimizde. Senin için olmayan neyimiz varsa hep renksiz, neyimiz varsa hep yağmalandı çaresiz. En kutsal hediyesiydin Yaradan’ın bize. Heyhat ki koruyamadık tam manasıyla seni. Asır, sinede ateş misali oldu.. İman elde kor gibi Efendim. Sevgili diye yılanlar atıldı koynumuza.
Ey Güllerin Sultanı! Sana gel demeye yüzümüz yok. Sen davet buyur bize. Biz gelelim alemlere rahmet olan Sen’in nurlu eşiğine. Davet et ki bütün meşakkatler kabulümüzdür. Tek temennimiz bu asrın biz çaresizlerini de “Ey rabbim! Bunlar da benim ümmetimdendir” demendir. Toprak olup aslımıza döneceğimiz günler elbette uzak değildir. Bir tebessüm buyur ki gittiğimiz yerler nurunla aydınlansın Efendim.
Amellerimiz bizi cennetin yanına bile götürmez ki sana muhabbetimiz olmadan. Bizi “ümmetim” diye kabul et ki asırlardır hep dünyaya bel bağlamış şu günahkarların artık Sen’in muhabbetinle yürekleri taşsın cihandan, cuş-u huruşa gelsin yüreklerimiz sana olan aşkla.
On dört asır evvelinden “Ümmetim yağmur misalidir. Evveli mi ahiri mi hayırlıdır bilinmez” buyurmuştun. Ama Efendim, biz haramlarla günahlarla hemhal olduk daim. İçimiz dışımıza bir çevrilse ne kadar acınacak halde olduğumuz görülecek. Allah ise bu halimiz mahşere sakladı. Bu yüzden başımız önümüzde eğik, bu yüzden sana “Gel Ey Efendim” diyemiyoruz. Çünkü sana gel demekten utanıyoruz Ey Gönüllerin Şehremini. Öyle ise biz gelelim kapına. Kapına gelip Kıtmir’in olalım Sen’in daima.
Kabul et nolur. Yoksa başımıza dağlardan daha büyük taşların yağacağı gün yakındır. O gün kaçacak yer olmayacak Efendim. Azığımız olan salih amelleri boynumuzda gerdanlık yapamadık bu dünya zindanında. Kalplerimiz taş kesildi Ey Gönüllerin Sultanı! Ummanlar çekilip kurudu birer birer. Hayat çöl ortasında kaldı çaresiz.
Sana “gel” diyemiyoruz Efendim, “doğ gecelerimize” diyemiyoruz sana Sultanım. Ama nolur sen kabul et de senden gayrı neyimiz varsa hepsini geride bırakıp sana gelmek istiyoruz. “Af diliyoruz” kapında. Ey Güllerin Sultanı! Bize yüzünü çevirme nolursun.
Efendim! Sana salât olsun.. selamlar olsun..
Bizleri sana ümmet yapana hamdler olsun..


Kim Allah'ı, Resûlünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar süphesiz Allah'ın tarafını tutanlardır.(Maide 55,56)

Çevrimdışı chechen

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1194
Bizler Seni Görmeden Sevdik Efendim (S.A.V)
« Yanıtla #68 : 21 Ocak 2007, 01:30:52 »


Yazıklar olsun seni tanımadan karanlıklarda bogulanlara

Yazıklar olsun senden herhangibiriymiş gibi bahsedenlere.

Yazıklar olsun o Sözlerini dillerine yakışmadıgı halde kullananlara

Yazıklar olsun o yüreklerde senden başkasını taşıyanlara.

Yazıklar olsun seninle alay eden dillere.

Seni tanıyamadılar AFFET
Kim Allah'ı, Resûlünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar süphesiz Allah'ın tarafını tutanlardır.(Maide 55,56)

Çevrimdışı chechen

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1194
Bizler Seni Görmeden Sevdik Efendim (S.A.V)
« Yanıtla #69 : 24 Ocak 2007, 23:00:39 »



VEFA SULTANI...... S.A.V.....  

bilmiyorlar YARAB...demişti..
bilseler yapmazlardı..

taş yagmurundan ve ihanetten çıkan...
kanlar içindeki bir candan çıkıyordu
asırlarca ulaşılamayacak bu yüce sözler...

taifte olanları duyan mekke müşrikleri..
bir linçte mekkede..
yaparız niyetindeydiler..
yapayalnız kalmıştı...
yetimdi..
öksüzdü..
ve himayesizdi...
çalınan kapılar yüzüne kapanıyordu..
kim mekkede koruyacaktı ki onu...

fakat biri vardı.....
o biri...
kureşli bir inkarcı idi....
taiften mekkeye dönerken güllerin efendisi...
izin verilmeyince mekkeye girişine..
kimse almayınca himayesine...
silahlandırarak evlatlarını
bir o kabul etmişti korumayı...
o Mu'tim di.....

yıllar sonra bedir de öldürüldü mu'tim...
ve düşman saflarında idi...
görünce savaş meydanında ölü bedenini...
acı bir tebessüm buyurdu...
kalbimin padişahı...s.a.v.
güneş dişlerini öpüyordu...
tebessümün arkasından inciler döküldü..
nur agızdan....
"Şayet mu'tim ölmeyip esirim olsaydı...
ve esirleri bırakmamı isteseydi
hepsini serbest bırakırdım...
ve hiçbirinden fidye istemezdim"

HEYHAT EFENDİM.....S.A.V.
bu ne vefadır...
bu ne unutulmaz bir hatır...
seni öldürmeye gelenin ..
yıllar önceki iyiliğini unutmamışsın...
yoksa SULTANIM....
seninle beraber mi gitti
aramızdan vefa....
acaba..
vefa bir sözlükte
bir de istanbulda semt isminde mi kaldı...
bildiğim tekşey bugün...
ne vefa...
ne hatır kaldı...
ahir zamanın son demlerinde
birbirinde kusur arayan bir ümmet kaldı..

Kim Allah'ı, Resûlünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar süphesiz Allah'ın tarafını tutanlardır.(Maide 55,56)

Çevrimdışı Hayve

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 33
Bizler Seni Görmeden Sevdik Efendim (S.A.V)
« Yanıtla #70 : 25 Ocak 2007, 23:35:30 »
Gittin
--------------------------------------------------------------------------------

Kan revan içinde her yer
Ağlıyor Peygamber
Her şey bizler için değil miydi zaten
Bizler için değil miydi uykusuz geçen gecelerde akıttığın göz yaşları
Bizler yüzünden değil miydi sana yapılan tüm eziyetler
Bu şefaatini dilenen günahkâr ümmetin için değil miydi her şey
Sen sabrettin, yılmadın, şükrettin
Dedenin ölümünden sonra güvenebileceğin tek insan amcan Ebu Talib'ti
Sana ayrı gözle aktı kendi gözünden bile sakındı
Küçücük yaşta bir insanın göreceği her acıyı ve güzelliği tattın
Gördün ama asla yılmadın
Sonra sessizce gittin giderken kalplere imanı bırakıp gittin

Ben seni gören şanlı ümmetinden biri olmak isterdim
Gül olmak isterdim sen kokmak için
Ne şanslıydı torunun Hasan Ve Hüseyin ne şanslıydı...
Bülbül olmak isterdim birlikte Yaradanı zikretmek için
Ümmetinden Hamza gibi Zeyd gibi ölümün en güzel olanını isterdim
Onlar gibi yanında olmak için canımı vermek isterdim
Bastığın taş, yaslandığın ağaç olmak isterdim
Sadece seni bir kez olsun görmek ve dokunmak için
Ama sen gittin giderken büyük bir serveti bırakıp da gittin...
Bu serveti biz nasıl harcıyoruz
Nerede nasıl kullanıyoruz, acaba sahip çıkıyor muyuz bilinmez
Günahkâr ümmetin senin şefaatini diler ve seni 1 kezde olsa görmeyi çok ister...
#)   Ey Filistin! Eger seni sevdiklerimden daha üstün tutmazsam,en sevdiklerimin acisi ile yüregim daglansin!

Çevrimdışı chechen

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1194
Bizler Seni Görmeden Sevdik Efendim (S.A.V)
« Yanıtla #71 : 29 Ocak 2007, 23:22:27 »








Günlerden cuma...
Uhut'a gelenler var.
Medine yolu toz duman...
Uhut'a gelenler var.
Bir dağılsa da şu hava,
Görsek medine-i münevvere'den uhut'a gelenleri.
Bir görsek Allah rasulü'nü
Ve eroğlu erleri...
Bakın göründüler işte;
Atının üzerinde evrenin efendisi!
Cihanın gözbebeği!
Uhut'un sevgilisi!
Sağında ve solunda ashab-ı güzin
Önündeyse iki üveyk yürüyor;
Biri sad bin muaz,
Diğeri sad bin übade.
Allah'ım bu ne edep
Atlarının bile başı yerde...
Bakın şu iki gence!
İkisi de onbeşinde...
Şu kısa boylu olanı rafi' bin hadic!
Parmaklarının ucuna basıyor ki
Boyu uzun görünsün!
İyi ok attığı söylenince
İzin veriyor efendimiz.
Diğer gençse semüre bin cündüp...
Ağlayarak peygamberinin yanına gidiyor.
Ya rasulAllah! diyor,
Rafi'ye izin verdiniz. bana niye izin yok?
Ben rafi'yi güreşte yeniyorum.
Efendimiz tebessüm buyuruyorlar.
Ve bu iki ana kuzusuna güreş tutturuyorlar.
Semüre rafi'yi yenince güreşte,
Fahr-i kainat ona da izin veriyor.
Günlerden cumartesi...
Uhud'a gelenler var.
İşte ayneyn tepesi-okçular tepesi-
Başlarında abdullah bin cübeyr
Sultanı dinliyorlar.
Düşmanı yendiğimzi görsenizde
Size haber vermedikçe, adam göndermedikçe
Yerlerinizden asla ayrılmayın!
Kuşların cesetlerimizi kapıştıklarını görseniz dahi
Ben size adam göndermedikçe
Yerlerinizden asla ayrılmayın!
İki ordu da hazır...
İki ordu da harp nizamında...
Ve uhud'un kalp atışları dışında yeryüzü nefes bile almıyor!
Sessizliği bozan kureyş'in sancaktarı'dır.
Söylediği her söz küfür kokulu...
Benimle çarpışmaya er meydanına kim çıkar!
Bu bir meydan okumadır.
Cevapsa bir çift ayak sesi...
Gözler uhud toprağında yürüyen bu ayaklarda...
Kime ait bu adımlar ki bastığı toprak 'Allah' diyor!
Ve esedullah namıyla hz. ali(r.a.) yürüyor.
Birkaç saniye, bir tek hamle...
Allah'ın(c.c.) arslanı dimdik ayakta
Kureyş'in sancağı ise yerde...
Ardından bir başkası yükseltiyor sancağı
Ama bilmiyor ki bu defa kim var uhud meydanında
Gökyüzünde yıldırımlar
Yeryüzünde hamza var.
Asıl şimdi başladı uhud'un türküsü.
Tam üç katı düşmanla peygamber(a.s.m) ordusu
Göz göze ve diş dişe.
Uhud'da yiğitler var.
İşte: ebu lücane...
Kılıcın üzerinde bir yazı
Korkaklıkta ar
İlerlemekte şeref var!
İşte: musab bin umeyr...
Zırhını giyinince
Nasılda peygamber'e(a.s.m.) benziyor.
Ve döne döne savaşan hz. hamza...
Ben Allah'ın(c.c.) arslanı'yım diyor!
Ebu katade'ye bakın.
Bakın bir ok fırlıyor müşrik yayından
Bir havayı yara yara geliyor.
Hedefte rasulullah(a.s.m.) var.
İşte: ebu katade...
Okun fahr-i kainat'a(a.s.m) doğru gittiğini görünce
Allah'ı(c.c.) andı önce
Ve uzattı başını!
Ok katade'nin gözüne saplandı.
Uhud'da yiğitler var...
Şirk ordusunu bozguna uğratan...
Ömer bin hattab'a bakın
Gözleri çakmak çakmak...
Ama telaş var yüzünde hz. ömer'in(r.a.)
Bu ne hal ey ömer...
Düşman hüsran yaşarken
Zafer kaznılmışken
Bu ne hal ey koca ömer!
Niçin okçular tepesine bakıyorsun?
Neler oluyor orda?
Niye iniyor okçular ayneyn tepesi'nden?
Allah rasulü(a.s.m) haber vermeden niye iniyorlar?
Ey abdullah bin cübeyr!
Durdursana okçuları!
Durun, Allah(c.c.) aşkına durun!
Arkanızdan düşman geliyor, inmeyin yerinizden.
Sahabe sendeliyor inmeyin yerinizden.
Kainat yalvarıyor inmeyin!
Sultanlar sultanı'nı(a.s.m) incitecekler, inmeyin
!







xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx




Peygamber(a.s.m) ordusu iki ateş arasında...
Efendimizin(a.s.m) etrafında on beş sahabe...
Bakın, mübarek elleri rasulullah'ın(a.s.m.)
Yüzüne kapanıyor!
Kainatın affı için semaya kalkan eller
Şimdi kan içinde!
Yetiş ey ebu ubeyde!
Nur saçan yüz kan içinde
!




Zaman donuyor sanki,
Ve dudaklarının arasından birşey düşüyor.
Kıpkırmızı bir yakut gibi
Peygamberin(a.s.m.) mübarek dişi!
Uhud dağı'nı bir titreme alıyor.
Zaman donuyor sanki,
Ve gökler yırtılıyor!
Uhud dağı'nı bir titreme alıyor!
Kimse uhud'a ilişmesin.
Çünkü bir ses geliyor altı yerden!
Muhammed'in(a.s.m.) dişi yere düşmesin!
Ve cibril-i emin yaratıldığı günden beri,
En hızlı inişiyle iniyor!
Çünkü altı yönden bir ses geliyor!
Yere düşmesin muhammed'in(a.s.m.) dişi!

Kara bulutlar çöktü uhud'a!
Bir ses ortalığı velveleye verdi:
Muhammed(a.s.m.) öldürüldü!
Muhammed(a.s.m.) öldürüldü!
"eğer o(a.s.m.) öldürüldüyse ben niye yaşıyorum!"
Diyen enes bin nad atıdı küfrün alevleri arasına!
Artık yaşlı gözler sevgili'yi(a.s.m.) arıyor.
Kab bin malik hz. sesi duyuldu:
"rasuluh(a.s.m) yaşıyor,
Allah(c.c.)'ın rasulü(a.s.m.) yaşıyor,
Onu(a.s.m.) miğferinin arasından ışıl ışıl parlayan gözlerinden tanıdım.
Habibullah(a.s.m.) yaşıyor.
Onu(a.s.m.) şefkat dolu gözlerinden tanıdım."

Ashab-ı güzin'in sevincine bir bakın!
Uhud'un sevincine bir bakın!
Hz.hamza duydu ya bu yeter!
Rasulullah(a.s.m.) yaşıyor ya bu yeter!
Yine daldı hamza kureyş'in dalgalarına!
Ama savaşırken bir ara sendeledi hamza.
Ve boşlukta bir mızrak belirdi.
Ey hamza! uhud'u her anışımızda kaç mü'min girmek ister mızrakla senin arana?
Kaç mü'min keşke ben öleydim, keşke mızrak benim sineme saplansaydı der?
Ama şehidlerin seyyidi sensin!
Şehidlerin efendisi sensin!
Uhud'da şehidler var...
Şehidlerin seyyidi hamza var uhud'da!
Rasul-i zişan'ın(a.s.m.) gözlerinden boşalan yaş,
Hamza'yı yıkar gibiydi!
Fahr-i kainat(a.s.m.) hiç bu kadar elem duymamıştı!
Hiç bu kadar üzülmemişti!
Ve amcasına hiç böyle seslenmemişti:
"ey rasulullah'ın(a.s.m) amcası hamza;
Ey Allah(c.c.)'ın ve rasulü'nün(a.s.m) arslanı hamza;
Ey hayırlar işleyen hamza;
Ey rasulullah'a(a.s.m) koruyucu olan hamza;
Allah(c.c.) sana rahmet etsin!
Eğer senden sonra yas tutmak gerekseydi;
Sevinmeyi bırakıp sana yas tutardım!"
Ve bir ayet yankılanıyor ahzab dağında:
(bismillahirrahmanirrahim-rahman ve rahim olan Allah'ın adıyla!)
"mü'minlerden öyle yiğitler vardır ki,
Onlar Allah(c.c.)'a verdikleri sözde sadakat gösterdiler.
Onlardan bazıları şehid oluncaya kadar
Çarpışacağına dair yaptığı adağını yerine getirdi.
Kimisi de şehid olmayı bekliyor.
Onlar verdikleri sözü asla değiştirmediler
."

Kim Allah'ı, Resûlünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar süphesiz Allah'ın tarafını tutanlardır.(Maide 55,56)

Çevrimdışı chechen

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1194
Bizler Seni Görmeden Sevdik Efendim (S.A.V)
« Yanıtla #72 : 03 Şubat 2007, 21:15:00 »







   




Güzelliğin gülü, Âlemlerin Efendisine(s.a.v),
Cefâya kalkışanın tüm zarârı kendisine
Ebû Cehil deve işkembesiyle etti ezâ,
Hemen Bedir günü cân aldı bir vuruşta Hüdâ!
Güneş hudûduna saldırsa bir eşek arısı,
İlerledikçe kül eyler cehennemî bir ısı
Hilâle havlasa azgın köpek, verir mi ziyan?
Helâk olur, sürünür, kasteden zehirli yılan!
Atarsa kim ki çamur, yerde-gökte en güzele,
Dönüştürür yüce Mevlâ(c.c), rezîli müptezele
Ezel-ebed yaşayanlarda can Muhammed(s.a.v) var,
Durur ayakta bu dünyâ, içinde Ahmed(s.a.v) var!..

Senin küpündeki çirkef nedir rezil fırka?
Felekte sen düşeceksin çevirdiğin çarka!..
Nedir Muhammed-i Muhtâra(s.a.v) bitmeyen gayzın,
Sıvar mı gündüzü balçık, nedir o kirli çıkın?
Uyan kepâze akılsız, uyan vakit varken,
Başında kor tütecek kükreyen kıyâmetten!
Ne biz, ne yer, ne semâ affeder rezâletini,
Uzaksa tevbeye kalbin, çeker felâketini!...
Habîbi Ahmedi(s.a.v) Mevlâ yanında öyle korur,
Rakîbe sille-i Rahmânı pür gazapla vurur!
Basılmasın diye tâc etti Hak(c.c), O Yâsîni,
O'nun düşürmedi hattâ zemîne gölgesini
O'nun, sinek bile değdirmiyordu gül yüzüne,
Kömürlü fırçayı, hiç değdirir mi nûr özüne?
Nifakçı! Boş yere seçtin şu iftirâ yolunu!
Hiç umma cenneti, tuttukça şeytanın kolunu!
Rasûl'(s.a.v)e saldıran eller Ebû Leheb gibidir,
Sonunda sonları ancak cehennemin dibidir

Taşırdı gayrı, İlâhî, gönül elemlerini,
Rasûle(s.a.v) kim çamur attıysa kır kalemlerini!
Eğer hidâyeti mümkün değilse silleni vur,
Yalancı dilleri bir bir cehenneminde kavur!
Senin Habîbine(s.a.v) yâ Rab(c.c), sataşmasın kuzgun,
Rezîlin elleri kopsun, yeşermesin, kurusun!..
Vefâsı yok, yaratılmış da gonca hürmetine,
Bütün azâbını dök, nankörün cehâletine!...
Rasûle(s.a.v) azdı hakârette çizgi hürriyeti,
Çetin belâlara hapset, bu denli melaneti!
Kimin çıkarları uğrunda bunca serserilik?
Ki yoktu devr-i cehâlette böyle bir gerilik!
Nedir Muhammede(s.a.v) çirkin bakışlı sinsi roket?
Bu saygısızlığa hâyır, bu şerre bin lânet!..
Nedir bu saldırı, bitmez hücûmu bin senedir!
Nedir şu salyalı vicdan ki dîn için kenedir!
Nedir şu fâre beyinler, ya taş kemirmekte,
Ya Müslümanlara vampir olup semirmekte!..

Terör terör niye İslâmı suçluyor despot?
Bu haçlı rûhunu farz oldu etmemiz boykot!
Sürülmesin leke, bizden çıkan parayla, aman,
Rasûle(s.a.v) olmalıyız, ok geçirmeyen kalkan!...
Sahâbeler ki, civârında durdular dimdik,
Ne halde gayretimiz, vasfımız ki kardeşlik!
O Yâre aşk ile hürmet, hayat temellerimiz,
Sakın, sakın boşa savrulmasın amellerimiz!
Sevip de cân u gönülden O Yâre yâr olalım,
O Yâre kış günü bizler, bahar bahâr olalım!
Bu cân, O Hazrete aşkın "nefahtü" cânı bize,
Bu ân, O Rahmete candan da sevgi ânı bize!
Bu çağ, O Ahmed ü Mahmûda(s.a.v) bağlılık çağıdır,
Bu bâğ, O Servere Allâh(c.c) için gönül bağıdır!
Zaman, Muhammedi(s.a.v) idrak zamânıdır gönüle,
Devir, muhabbeti artırma devridir O Güle!

Bugün Muhammede(s.a.v) sevdâda imtihan günüdür!

Şaşırtma kalbi İlâhî, huzurda yüz güldür!
Cihanda Sen yine son ver şu eşkiyâ oyuna,
Halel getirmesin iblis, Muhammedin(s.a.v) yoluna!
O'nun için yine Seyrî kederli bir mecnûn,

Zamâne kendine gelsin muhabbetiyle O'nun!..  

alıntı
Kim Allah'ı, Resûlünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar süphesiz Allah'ın tarafını tutanlardır.(Maide 55,56)

Çevrimdışı duha

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 5143
  • ѕησωƒℓαкє
Bizler Seni Görmeden Sevdik Efendim (S.A.V)
« Yanıtla #73 : 03 Şubat 2007, 22:37:19 »
Allah Razı Olsun
« Son Düzenleme: 22 Ağustos 2009, 07:03:46 Gönderen: Lika »
söz Hayâtî'dir; İnanç taşıyoruz.....

[/center]

Çevrimdışı chechen

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1194
Bizler Seni Görmeden Sevdik Efendim (S.A.V)
« Yanıtla #74 : 06 Şubat 2007, 22:48:34 »


Lafımın dostusunuz, çilemin yabancısı
Yok mudur, sizin köyde, çeken fikir sancısı."
(Necip Fazıl)

Issızda yakarışların yankılanır da, fezada bir çift muzdarip el daha bilmem kanatlanır mı? Rahmet çağlarken el'an gözlerinden art arda, bari bir haldaş çıkar da yüreği ıslar mı? Bağışla, Efendim, sana yakışmak isterdik...
"Yolcu benmişim gibi,
Bir gemi demir aldı.
Ey her yerin garibi,
Vatan ırakta kaldı."
(Necip Fazıl)

Yalnızlık gurbette hepten zor, zordan da öte bir zor! Çilede yalnızlık, elde değil, sinedeki kor... Anlamadan sevenler, bilmeden hakaret edenler... Çileden nasibi yok, aşka istidatsız benler... Bağışla, Efendim, sana yakışmak isterdik...
"Bir kalbim var ki benim, sevdiğinden burkulur:
Kahredenden ziyade, sevilenden korkulur."
(Necip Fazıl)




İnciten yüreğini, bilirim, taşlar değil, dostun gülüdür. Ya taşı dost atarsa, bu, ölümden önce ölümdür. Mahzun Nebi'nin dertli varisi... Ağlayan mı, gülen mi? Ağlayan bizimle mi ağlar, bizim yüzümüzden mi? Sevenler bizimle mi sever, yoksa bize rağmen mi? Efendim, sana yakışmak isterdik.
...



Bağışla,   Gül Efendim!
Perişan hâlimizle bir serzeniştir bu. Derdi dert edinmeye davet, kendimizi kendimize şikâyettir bu. Gamsızın harcı değil ki; ötelerden gelen bir mesuliyettir bu... "Rabbim, yolunda büyütsün, yolunda yürütsün, yolunda çürütsün." Nefis putu, rahat tutkusu göz açıp kapayıncaya kadar dahi fırsat bulamasın da ölsün
.



Bağışla, Gül Efendim!
Ümidimiz senden yine: "Biz sende olmasak bile, sen bizdesin gene."
Yazın yeşil tonları çekilince mekândan,
Her yanda bir vaveyla.. sitem var yaşanandan..
..


Kim Allah'ı, Resûlünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar süphesiz Allah'ın tarafını tutanlardır.(Maide 55,56)