Haberler:


X adresimiz

Ana Menü

Çok komik Fıkralar :)

Başlatan Miftahulkuluub, 20 Temmuz 2007, 02:18:34

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

enfa

İki haftalık evli bir çift…adam bir akşam yalnız başına çıkıp arkadaşları ile eğlenmek ister.
karısına der ki;

-canım, ben çıkıyorum…

Karısı sorar,

-nereye gidiyorsun hayatım?

-kahveye gidiyorum arkadaşlarla bir şeyler içeceğiz…

Kadın, aman da aman benim kocacığım çay mı istiyormuş?Diye hemen mutfağa koşar ve istediği çayı kocasının önüne koyar….

Adam bunun üzerine;

-benim düşünceli karıcığım…çok teşekkür ederim ama kahvede…biliyorsun ince belli bardakta..

Adam daha lafını bitiremeden  kadın hemen mutfağa koşar ve ince belli bardaktaki yeni çayı hazırlayıp  koşa koşa adama getirir….

-aman da aman ..benim kocacığım çayını ince belli bardakta mı içmek istiyormuş…al bakalım..

Adam artık dudaklarını ısırmaya başlar ve son bir güçle kadına der ki:

-ama benim güzel karım, kahvede biliyorsun hani arkadaş arkadaşa ortamda…yav erkek erkeğe bir muhabbet vardır bilirsin..hani biz kendi aramızda biraz “rahat” konuşuruz….

Aman da aman benim bitanecik kocam erkek erkeğe muhabbet etmek mi istiyormuş diye gülümser kadın ve;

-bana bak oğlum git şu mutfağa ve çayını doldurup zıkkımlan. hiçbir yere gitmiyorsun…anladın mı koçum.


Zaman diyorum, biraz daha zaman.Dilimin ucundaki kelimeler bu kış donmazsa bir dahaki yıl uçmayı öğrenecekler!

Devri Âlem

Dursun, saatlerin geri alinacagini duyunca,evdeki tüm saatleri toplayip Saatci Temel'e gider.
- Ula Temel, saatler geri alunacakmis. Bizde evdeki saatleri senden satin aldigimiz için sana
getirdik.Bunlari geri alacaksun.
Temel kendinden emin bir sekilde:
- Oyle yagma yok.Bende duydum ama 1 saat geri alinacakmis. 1 tanesini alirim ama digerlerini almam.

:hihi :hihi
اَلْعِلْمُ يَرْفَع بُيوتًا لاَعِمَادًا لَهَا وَالْجِهلُ يَهْدِم بِيُوتَ اْلعِزَّ وَلْكَرَمِ

suure

yeni evli adam iştençıkınca doğru eve gelir ev darmadağın yemek yok hanım oturmuş televizyon izliyo hiçbirşey umrundadeğil adam hanım ben geldim der hanımdan ses yok adam sinirlenir yemek yokmu kadın evliliğimiz aceleye geldi sana bazı huylarımı anlatamadım benim ayda bir kere hanımlığım tutar hiç bir iş yapmam der adam iyice sinirlenir benimde bir huyumvar haftada bir deliliğim tutar demiş kadının üstüne yürümüş kadın dayak yiyince bey gel senle anlaşalım bundan sonra nesenin deliliğin tutsun nede benim hanımlığım tutsun

Fatihan

Adam, dekoratörlerin ne iş yaptıklarını bir arkadaşına sorar. O da dilinin döndüğü kadar anlatır:

- Dekoratör sözgelimi, hangi odanın ne şekilde boyanacağını, ne biçim duvar kağıdı ile kaplanacağını söyler. Hangi odaya hangi eşyaların yerleştirileceğini, koltukların nereye konacağını belirtir. Perdeler konusunda fikir verir.

- Desene kaynanam gibi birşey. Böyle meslek mi olur?

mevsim

adamın biri adağının gerçekleşmesi üzerine kurban kesiyormuş fakat kurban kesmeyi bilmiyormuş. Bunun üzerine en yekın camiye girip müslüman var mı diye sormuş. Yaşlı bir adam kalkıp adamın yanına geelmiş. Adam yaşlı adamdan kurbanı kesmesini istemiş. Yaşlı adam kurbanı biraz kestikten sonra yorulmuş ve adama sen gidip başka bir müslüman bul demiş. Bunun üzerine adam tekrar camiye girip tekrar müslüma yok mu diye dormuş elinde kanlı bıçakla. Cemmaat bunun üzerine hep beraber imama dönmüş. Korkmuş imam da 2rekat namaz kıldık diye hemen müdlüman nı olduk be demiş

Lika

Aslan, ormanda dolaşırken kurtla karşılaşır. "Söyle bakalım, bu ormanın kralı kim?" der. Kurt, "Sizsiniz efendim" yanıtını verir. Bir süre sonra aslanın karşısına tilki çıkar. Aslan, pençe atarak aynı soruyu tilkiye de sorar. "Ormanın kralı sizsiniz" yanıtını alır. Derken aslan, file de rastlar. Kükreyerek sorar. "Kim bu ormanın kralı?" diye. Fil, hortumuyla tuttuğu gibi aslanı bir ağaca çarpar. Aslan, acı içinde şöyle der: "Ne kızıyorsun be? Bilmiyorsan, bilmiyorum de!"

:hihi :hihi
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Günbatımı

Alıntı yapılan: Tesniye - 18 Mart 2008, 14:05:17
zekeriya beyaz bir gün hacca gitmiş....herşey yapıldıktan sonra sıra şeytan taşlamaya gelmiş....ve bizim zekeriya taşı almış tam atacakken,şeytan çıkarmış başını ve SENDEMİ
ZEKEYİYA demişşşşşş

:D :D :D :D :D
Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana 

Günbatımı

Alıntı yapılan: enfa - 23 Kasım 2007, 00:34:26
Şapka satarak geçinen bir adamin yolu bir gün bir ormana düsmüs. Adam
biraz yürüdükten sonra sicaktan ve yorgunluktan bunalmis, bir
agacin altina oturmus. Sapkalarla dolu sepetini de yere koymus ve
uykuya dalmis. Birkaç saat sonra adam tuhaf sesler duyarak uyanmis.
Birde bakmis ki yanindaki sepet bombos... Sapkalar gitmis. Kafasini
kaldirip agaca bakmis,agacin dallarinda bir sürü maymun, her birinin
kafasinda adamin sapkalari...Adam baslamis dusunmeye; "Ben simdi ne
yapacağım, sapkalari bu maymunlardan nasil geri alacağım" Düsünceli
bir sekilde kafasini kasirken bakmis ki, maymunlar da adamin
taklidini yapiyor, kafalarini kasiyorlar. Adam ellerini havaya
kaldirmis, maymunlar da...derken adam ne yapacagini bulmus, kendi
kafasindaki sapkayi çikarip yere atmis, maymunlar da şapkaları çıkartıp
aşağı atmışlar... Adam böylece bütün sapkalari geri almis, sepetine
koyup yoluna devam etmis.Aradan 50 yil geçmis...Artik adamin bir torunu
varmis, o da dedesi gibi sapka saticisi olmus. Günlerden bir gün onun
da yolu ayni ormana düsmüs. Hava yine çok sicakmis ve genç adam bir
agacin altina oturmus, sapkalarla dolu sepetini yanina koymus ve uykuya
dalmis... Bir saat sonra uyanmis, bir de bakmis ki sepetin içinde
sapkalar yok... Derken tuhaf sesler duymus, bir de kafasini
kaldirmis ki agacin üstünde bir sürü maymun, hepsinin kafasinda birer
sapka. Düsünmüs..." Dedem yillar once bana bir hikaye
anlatmisti...ne yapacagimi çok iyi biliyorum..." demiş.Adam
kafasini kasimaya baslamis, maymunlar da aynisini yapmislar...Adam
ellerini havaya kaldirmis, maymunlar da..ve adam gülümseyerek kendi
basindaki sapkayi çikarmis yere atmis...O anda agaçtaki maymunlardan
biri yere inmis, adamin yere attigi sapkayi kapmis, adama da okkalı bir
tokat atmis ve söyle demis:"Sadece senin mi deden var şerefsiz "

&) :hihi :hihi :hihi
Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana 

Günbatımı

Alıntı yapılan: fatihan - 13 Ağustos 2007, 18:17:19
Yasak

Bir grup İngiliz,amerikan ve Türk gemiyle yolculuk ediyorlarmış.
Birden şiddetli bir fırtına kopmuş. Geminin batacağını anlayan
kaptan hemen yolculara koşup gemiyi boşaltmalarını istemiş. Fakat
kimse buna inanmayarak kendini denize atmayı kabul etmemiş.
Bir süre sonra bütün yolcuların ölüm tehlikesiyle karşı
karşıya olduğunu gören kaptan hemen bir tayfasını çağırmış.
-Git bir de sen dene onları gemiden atlamaya ikna etmeyi" demiş.
Tayfa gitmiş ve kısa bir süre sonra geri dönmüş.Kaptan merakla
sormuş:
-Eee,noldu?
-Hepsi atladılar efendim.
Kaptan çok şaşırmış:
-Nasıl olur,daha demin kıllarını bile kıpırdatmamışlardı. Ne
dedin onlara?
-Çok kolay. İngilizlere "Sizin gibi soylu insanlar batmak üzere olan
bir gemide olmamalılar" dedim. Amerikalılara deniz suyunun insan
vücudu için çok faydalı olduğunu söyledim.
-Peki ya Türklere ne dedin?
-Onlara da "Denize girmek yasak! " dedim.
&) :hihi :hihi :hihi :hihi
Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana 

Günbatımı

Ben bu fıkrayı her okuyuşumda, ilk kez okumuş gibi gülerim... :hihi


Hallk Dili

Zamanın birinde bir medrese varmış. Bu medresede avâm (halk) lisânı ile konuşmak yasakmış, konuşanlara ceza verirlermiş.
Bir gün talebeler, hocaları ile birlikte bir mesîre yerine teferrüce (pikniğe) gitmişler. Hoca talebelerden birisinin 'su içtim' dediğini işitmiş. Talebeye kızgın bir şekilde:
- Size kaç defâ lisân-ı avâm ile ifâde-i merâm eylemeyeceksünüz dedüm. İmdi şöyle demelüydün; 'Bir kadeh-i lebrîz-i hoş-güvârı nûş ile, teskîn-i âteş-i dil-figâr ve iktisâb-ı ferâh-ı bî-şümâr eyledim.'
Talebeyi bir güzel fırçalayan hoca bir daha böyle konuşması durumunda cezasının falaka olacağını da ifade etmiş.
Bir müddet sonra hoca, geçmiş mangalın başına. Bu esnada bir kıvılcım sıçramış hocanın kavuğuna. Biraz önce haşlanan talebe görmüş vaziyeti. Koşmuş hocanın yanına telaş içinde, söyleyememiş 'kavuk yanıyor!' diye, başlamış söze havas lisânı ile:
- Ey hâce-i bî-misâl ve ey üstâd-ı zî-kemâl bu şâkird-i pür-kelâl size şu vech ile arz-ı hâl eyler ki; bir şerâre-i cevvâl, bî hikmet'il-müteâl, nâr-ı mangaldan pür-tâb ile ser-i âlînizdeki kavuğu iş'âl eylemiştir!.. demiş. Lâkin deyinceye kadar da kavuk yanmıştır.

:hihi :hihi :hihi :hihi :hihi :hihi

Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana 

Fatihan

Alıntı yapılan: günbatımı - 24 Kasım 2008, 13:45:59
Ben bu fıkrayı her okuyuşumda, ilk kez okumuş gibi gülerim... :hihi


Hallk Dili

Zamanın birinde bir medrese varmış. Bu medresede avâm (halk) lisânı ile konuşmak yasakmış, konuşanlara ceza verirlermiş.
Bir gün talebeler, hocaları ile birlikte bir mesîre yerine teferrüce (pikniğe) gitmişler. Hoca talebelerden birisinin 'su içtim' dediğini işitmiş. Talebeye kızgın bir şekilde:
- Size kaç defâ lisân-ı avâm ile ifâde-i merâm eylemeyeceksünüz dedüm. İmdi şöyle demelüydün; 'Bir kadeh-i lebrîz-i hoş-güvârı nûş ile, teskîn-i âteş-i dil-figâr ve iktisâb-ı ferâh-ı bî-şümâr eyledim.'
Talebeyi bir güzel fırçalayan hoca bir daha böyle konuşması durumunda cezasının falaka olacağını da ifade etmiş.
Bir müddet sonra hoca, geçmiş mangalın başına. Bu esnada bir kıvılcım sıçramış hocanın kavuğuna. Biraz önce haşlanan talebe görmüş vaziyeti. Koşmuş hocanın yanına telaş içinde, söyleyememiş 'kavuk yanıyor!' diye, başlamış söze havas lisânı ile:
- Ey hâce-i bî-misâl ve ey üstâd-ı zî-kemâl bu şâkird-i pür-kelâl size şu vech ile arz-ı hâl eyler ki; bir şerâre-i cevvâl, bî hikmet'il-müteâl, nâr-ı mangaldan pür-tâb ile ser-i âlînizdeki kavuğu iş'âl eylemiştir!.. demiş. Lâkin deyinceye kadar da kavuk yanmıştır.

:hihi :hihi :hihi :hihi :hihi :hihi



çok güzeldi teşekkürler.......

ihvan

Alıntı yapılan: günbatımı - 24 Kasım 2008, 13:19:53
Alıntı yapılan: Tesniye - 18 Mart 2008, 14:05:17
zekeriya beyaz bir gün hacca gitmiş....herşey yapıldıktan sonra sıra şeytan taşlamaya gelmiş....ve bizim zekeriya taşı almış tam atacakken,şeytan çıkarmış başını ve SENDEMİ
ZEKEYİYA demişşşşşş....onun aslı.SENDEMİ AMCAOĞLU DEMİŞ

:D :D :D :D :D

Günbatımı

Bir arslanla bir öküz, bir akşam bir kaçamak yapmışlar. Muhabbet, yemek, içki derken saat oldukça ilerlemiş. Aslan:
_ "Geç oldu, bana müsaade." demiş. Öküz:
_ "Ya bırak, ne geçi! Hanımdan mı korkuyorsun yoksa?" demiş. Aslan:
_ "Evet korkuyorum. Çünkü beni evde bir sığır değil, dişi bir arslan bekliyor." diye cevap vermiş.
Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana 

Gül_Sultan

Alıntı yapılan: günbatımı - 24 Kasım 2008, 13:45:59
Ben bu fıkrayı her okuyuşumda, ilk kez okumuş gibi gülerim... :hihi


Hallk Dili

Zamanın birinde bir medrese varmış. Bu medresede avâm (halk) lisânı ile konuşmak yasakmış, konuşanlara ceza verirlermiş.
Bir gün talebeler, hocaları ile birlikte bir mesîre yerine teferrüce (pikniğe) gitmişler. Hoca talebelerden birisinin 'su içtim' dediğini işitmiş. Talebeye kızgın bir şekilde:
- Size kaç defâ lisân-ı avâm ile ifâde-i merâm eylemeyeceksünüz dedüm. İmdi şöyle demelüydün; 'Bir kadeh-i lebrîz-i hoş-güvârı nûş ile, teskîn-i âteş-i dil-figâr ve iktisâb-ı ferâh-ı bî-şümâr eyledim.'
Talebeyi bir güzel fırçalayan hoca bir daha böyle konuşması durumunda cezasının falaka olacağını da ifade etmiş.
Bir müddet sonra hoca, geçmiş mangalın başına. Bu esnada bir kıvılcım sıçramış hocanın kavuğuna. Biraz önce haşlanan talebe görmüş vaziyeti. Koşmuş hocanın yanına telaş içinde, söyleyememiş 'kavuk yanıyor!' diye, başlamış söze havas lisânı ile:
- Ey hâce-i bî-misâl ve ey üstâd-ı zî-kemâl bu şâkird-i pür-kelâl size şu vech ile arz-ı hâl eyler ki; bir şerâre-i cevvâl, bî hikmet'il-müteâl, nâr-ı mangaldan pür-tâb ile ser-i âlînizdeki kavuğu iş'âl eylemiştir!.. demiş. Lâkin deyinceye kadar da kavuk yanmıştır.

:hihi :hihi :hihi :hihi :hihi :hihi



:) :)
Dünya geçer, İnsan göçer ancak kurtuluş Müttakîlerindir.

meyyit-i müteharrik

yavru deve annesine sormuş 'neden bizim hörgücümüz var'
annesi;çölde susuzluğa dayanabilelim diye
deve;anne niye bizim toynaklarımız bu kadar geniş
annesi;çölde yürürken kuma batmayalım diye
deve;peki bizim boynumuz neden bu kadar uzun
annesi;çölde uzaktaki tehlikeleri görebilelim diye
deve;o zaman Allah aşkına söyle bizim hayvanat bahçesinde ne işimiz var ....!
görmem mümkünken açamıyorum gözlerimi