Haberler:


X adresimiz

Ana Menü

Faydalı Bilgiler

Başlatan Tuğra, 14 Ocak 2008, 21:51:49

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tuğra

Ancak bu rahatsızlığın etkisini en aza indirmek elinizde.

Osteoporoz, özellikle kadınlarda menopoz sonrası dönemde görülen kemiklerin güçsüzleştiği, eridiği, hatta kolayca kırılabildiği bir hastalık. Ancak bu rahatsızlığın etkisini en aza indirmek elinizde. Ulusal Kadın Sağlığı Bilgi Merkezi, osteoporozdan korunmak için önerilerde bulundu...

Ulusal Kadın Sağlığı Bilgi Merkezi, osteoporozdan korunmaya yardımcı öneriler sunuyor:

1. Yediğiniz yiyecek ve içecekler ile bol miktarda kalsiyum alın ya da doktorunuzun tavsiye edeceği ilaçlarla kalsiyum takviye edin.

2. Süt ürünleri tüketerek ya da ilaçlarla yeterince D vitamini alın. Güneş kremi sürdükten sonra doğrudan güneş ışığına çıkarak,

3. Vitamin ve protein bakımından zengin gıdalar tüketin.

4. Yeterince egzersiz yapın.

5. Sigara ve alkolden uzak durun.

6. Kemik kaybını önlemeye yardımcı olmak ya da tedavi etmek için doktorunuzun önereceği ilaçları kullanın. 

healthday.com
〰〰〰〰🐠

Tuğra

Fazlası vücuda büyük zarar veren bu ürün, bilinçli kullanıldığında ise tam bir sağlık kaynağı...

Fazlası birçok sağlık sorununa yol açan tuz dengeli bir şekilde kullanıldığında cildi güzelleştiriyor, dişleri beyazlatıyor ve yaralara iyi geliyor...Tuzda acılık ve burukluk vardır. Kimisi hoş, kimisi ise yara yapıcıdır. Bu cins, kirli kristaller halindedir.



Bir başka cinsi neftidir, koyu renklidir; fakat bu rengi kendi İçeriğindan ileri gelmez, içine karıştığı neftten ileri gelir. Eritilip, nefti uçurulursa, geriye kalanı kirli kristaller halindedir. Bir başka Hint tuzu; siyah renklidir; İçeriği mineral İçeriğindan kaynaklanır. Deniz tuzu, suya girer girmez erir. kaya tuzu ise erimez.

ET BENLERİNİ TEMİZLİYOR

GÜZELLİK

Yakıcı tuz, dişlerin çürüğünü temizler. Haricen sürüldüğünde her türlü kan toplanması ve morartıları giderir. Normal dozda kullanılırsa, tuz, cildi ve rengi güzelleştirir.

İÇERİĞİ

İkinci derecede sıcak ve kurudur. Acılığı ne kadar fazla olursa, sıcaklığı da o kadar fazla olur.

ŞİŞLER

Tuz, bal ve zebible (kuru hurma veya incir) birlikte merhem yapılarak, apselere karşı kullanılır. Bal ve futenc (pelin otu) ile birlikte balgami urlara haricen etkili olur. Karıncalanmayı (nemle) önler.

BAŞ ORGANLARI

Saçlı deride çıkan sivilcelere (busur) karşı tuz, hanzal etiyle karıştırılıp, sürülür. Mılh-ı endurani, zihni kuvvetlendirir. Tuz, gevşemiş olan diş etlerini sıkıştırır. Sirkeyle birlikte kulak ağrısına karşı kullanılır.

YARARLARI

Temizleyici, eritici, kabız, kurutucu yararları vardır. Kabız ve eritici özelliği nedeniyle kabız etkisi diğerlerinden daha fazladır. Gaz gidericidir. Kavrulmuş tuzun kurutucu ve eritici etkisi fazladır. Kokuşmayı önler. Sertleşmiş hıltlara da yararı olur. Kristal tuz, normal ve yakıcı tuza göre daha yumuşaktır. Toz edilmiş tuz da kristal tuza benzer. Kristal ve toz tuzların eritici etkinliği daha fazladır.

Yara yapıcı tuzun yumuşatıcı ve eritici etkinliği daha azdır. Fakat yenebilir hale geldikten sonra bu etkisi artar ve öldürücü tuza benzer. Yara yapıcı tuz uzun süre yıkanırsa, yakmadan kurutucu etki kazanır. Hoş olan tuzun temizleyici özelliği fazladır. Soğuk yemeklere katıldığında, tadını yönlendirir. Parçalayan tuz gaz gidericidir. Acılığı fazla olan tuzun eritici etkisi de şiddetli olur. Bütün tuz çeşitleri donmuş hıltları çözer. Acı tuzda eritici etkinin yanında ısıtıcı etki de şiddetlidir.

ZEHİRLENME

Keten tohumu ile birlikte tuz, akrep sokmalarına iyi gelir ve dağ futeneci (pelin otu), zufa ve balla birlikte boynuzlu yılana (nehşetü'l-müfrin) karşı kullanılır. Sirkeyle ve balla birlikte dört boynuzlu nehşe ve kırkayak (erbain) ve arı sokmalarına iyi gelir. Sekincebinle afyonun vereceği zarara karşı korur.

YARALAR

Ciltteki et benlerini ve pürüzleri temizler. Uyuz ve uyuzun sebep olduğu yarlara iyi gelir. Zeytinyağı ve sirke ile ateşe yakın bir yerde karıştırılarak hazırlanan terkip, haricen kullanıldığında, alerjik kaşıntılara karşı etkili olur, özellikle de kaşıntı balgami yapıdaysa, daha da etkilidir.

Ateş yanıkları üzerine zeytinyağı ile birlikte uygulanırsa, kızarıp kabarmasını engeller; özellikle burki ve Afrika cinsinden olanların, diğer tuz cinslerine göre kurutucu Yararları çok fazladır ve rutubetli olanları eritir. Ayrıca dokuları kurutup, büzüştürür.

GÖRME

Göz kapaklarındaki yersiz kıl ve et benlerini yok eder. Kristal tuz, özellikle gözdeki perdeye ve katarakta etkili olur. Göz morarmasına karşı haricen tuz zebib (kuru hurma veya incir) ve bal karışımı kullanılır.

HAREKET ORGANLAR

Tuz, un ve balla birlikte sinir burkulmalarına karşı dışarıdan kullanılır. Zeytinyağı karıştırılıp, yorgun kaslar bu terkiple ovulur.

BESLENME

Tuz, kusturucudur. Özellikle nefti ve endurani olanlar etkendir. Soğuk mide ağrılarına iyi gelir. Bütün tuz türleri hazmı engelleyerek, ishal etki gösterirler.

DIŞARI ATAN ORGANLAR

Tuz , kokuşmuş balgami sıvıyı, safrayı ve kara safrayı keser. Çok koyu renkte olan fakat nefti olmayan tuz, balgama ve sevdaya ishal etkisi gösterir. Acı tuz da sevdayı (kara safrayı) dışarı atar. Endurani olanı, (hem balgami hem de sevdavi olan hıltı) ishal eder. Tuzun kendisi dizanteri üzerinde etkilidir.

Müshil terkiplerde sevdayı ve rutubeti atmaya uygun bir ilaçtır. Pelin otu ve tereyağı ile birlikte hamur haline getirilir ve balgami olan yumurtalık (ünseyeyn) urlarında kullanılır.

Aktif Haber
〰〰〰〰🐠

Tuğra

Genellikle yemek ve salatalarda kullanılan nanenin bilmediğimiz bir çok özelliği mevcut...



İSTER DAMAK TADI İÇİN İSTER İLAÇ NİYETİNE

NANE

Yüzyıllardır insanlığa faydalı olan nanenin bilmediğimiz pek çok özelliği İbn-i Sina tarafından gün yüzüne çıktı. Örneğin; kavrulmuş unla birlikte sürülen nane sivilceleri önlüyor. Sarılık tedavisinde etkili. Baş ve kulak ağrısını gideren nane, anne sütünü de artırıyor...

SOLUNUM

Solunum yolu kanamalarına iyi gelir,göğüse sürülürse, sütün orada tutulmasına, donmasına sebep olur;şişleri giderir.

BESLENME ORGANLARI

Mideyi güçlendirir ve onu sağlıklı kılar; hıçkırığı sakinleştirir; sindirime yardımcı olur. Balgamı ve kanlı kusmaları engeller; özellikle içildiğinde, sarılığın tedavisinde etkili olur.

ŞİŞLER

Kavrulmuş unla birlikte sivilceler üzerine tatbik edilir. Nane, pelin otuna benzemez, çünkü fudanecde ekşilik yoktur. Nanede eritici, ısıtıcı, hastalık nedenini uzaklaştırıcı özellikler vardır.

BAŞ ORGANLARI

Nane, alna haricen tatbik edilirse, baş ağrısını (suda) giderir. Özellikle arpa bulamacıyla (çorbasıyla) birlikte verildiğinde yararlı olur. Onunla dilin sertliği de giderilir. Onun öz suyu kratin (safran) ile karıştırılıp, kulağa damlatılırsa, kulak ağrısına iyi gelir.

ZEHİRLENME

Kuduza karşı etkilidir; özellikle tohumunun bu etkisi vardır.

YARARLARI

Isıtıcı ve kabız gücü vardır. İhtiva ettiği maddeler yenebilen sebzelere göre daha hafiftir. Birkaç nane dalı sütün içine konsa, sütün ekşimesini önler. Öz suyu sirkeyle birlikte içilse, karın içi kanamalarını dindirir.

DIŞARI ATAN ORGANLAR

Bostani olan gaz yapar ki, bu özellik pelin otunda yoktur. Nane,güçlendirir. Bağırsak kurtlarını öldürür.Eğer birkaç dalı nar tanesiyle birlikte yenirse, mide ekşimesini engeller.

DARI

Üç cinsi vardır:

a) Bunlardan biri pirince benzer, ancak pirincin besleyici gücü daha farklıdır.
b) Bütün durumlarda darı daha iyidir. Çünkü onun daha etkili kabız gücü vardır...

İçeriği:

İkinci derecenin sınırında soğuk ve kuru niteliği vardır. Bazıları, onun birinci derecede sıcak olduğunu söyler, fakat bu doğru değildir.

Yararları:

Onda kabız ve yakmadan kurutma gücü vardır. Darı, sakinleştirici ve ağrı gidericidir. Eğer darı yiyen kişide idrar akışı olmazsa, darıyı yiyen kişi zehirlenir. Bunun biraz besleme özelliği ve biraz yumuşatma özelliği vardır. ancak bazılarına göre, eğer süt veya kepek suyu ile pişirilirse, onun beslenme özelliği artar. Semen ve badem yağı ile yenirse, çok besleyici olur.

Beslenme organları:

O, mide için ağır gelir. Ondan ekmek yapılır.

Dışarı atan organlar: İdrar söktürücüdür.

SUMAK

Horasan ve Şam'da yetişen türleri vardır. Şami olan, Horasani olandan daha küçüktür; kırmızı mercimek gibidir ve o, akasyanın ve gülün etkili olduğu alanlarda etkili olur. Sumak, suyla kaynatılıp, bal kıvamına getirildiğinde, hadadın etkili olduğu alanlarda da etkili olur.

İÇERİĞİ

İkinci derecede soğuk ve üçüncü derecede kurudur.

YARARLARI

Kabız, takviye edici, durdurucu yararları vardır. Sirkeden daha çok derinlere nüfus edebilir. Kanı dindirir; hatta bir kavim, eğer kanaması olan kişinin boynuna sumak asılırsa, kanamayı durdurduğunu söylemiştir. Sumak, safranın iç organlara akışını engeller.

GÜZELLİK

Pişmiş sumak,tüylerin rengini açar.

ŞİŞLER

Şişlerin üzerine yakı şeklinde tatbik edilir; kızarmayı ve şişi önler. Dolamaya (dahis) iyi gelir. Şişlerin büyümesini engeller.

HAREKET ORGANLARI

Pişmişi ile şişmemiş yaralar yıkanır.

BAŞ ORGANLARI

Kulak iltihabını (akıntısını) engeller. Eğer sumağın zamkı çürük dişler üzerine konursa, ağrısını teskin eder.

BESLENME

Mideyi sıvayarak, kuvvetlendirir; susuzluğu, ekşiliği giderir ve safravi kusmayı teskin eder.

DIŞA ATAN ORGANLAR

Tutucu özelliği vardır; regl tutar, hapseder dindirir ve rahim ülserini (kötü huylu iltihaplı yaraları) engeller.

Eğer yiyecekler içine konursa, kronik ishali, bağırsak yaralarını ve bir çeşit karaciğer hastalığı veya boyundaki kernebi ve midedeki düzensizliği giderir.

Aktif Haber
〰〰〰〰🐠

Tuğra


Zannedildiğinin aksine gerçek gıda alerjisi çok ender görülen bir durumdur. Çocuklarda % 1 veya en çok %2 oranında görülürken, erişkinlerde bu sayı 1000'de 1–2 dolayındadır.

Ancak yine de yaz aylarında sıcakların da etkisi ile gıdaların neden olduğu rahatsızlıklara çok sık rastlamaktayız.



Çocuklarda yaygın alerjiyi kışkırtıcı gıdalar inek sütü proteini, tavuğun beyaz yumurtası, buğday, soya fasulyesi, morina balığı ve yerfıstığı olarak karşımıza çıkar. Erişkinlerde kuruyemişler, meyveler(şeftali, kayısı, elma, çilek ve turunçgiller) ve sebzeler(kereviz, domates, soğan, sarımsak ve maydanoz) yaygın alerjenlerdir. Balık, midye, yengeç, karides gibi deniz ürünleri de alerjiye neden olabilirler.

Belirtiler Nelerdir?
Besin alerjileri kusma, kaşıntı, döküntü, egzama ve hırıltılı solunum gibi belirtilerle ortaya çıkıyor. Alerji konusunda özellikle yumurtaya dikkat edilmesi gerekiyor.

Yumurtanın özellikle akı, küçük ve yetişkin insanlar için besin alerjisine neden olabilirken, yumurtaya karşı alerjik reaksiyonların görülme sıklığı çocuklarda erginlere göre daha fazla oluyor. Besin alerjisi, gerekli önlemlerin alınmaması durumunda ciddi hastalıklara hatta ölümlere bile neden olabilirken, besin alerjisinin tüm olumsuz etkilerinden korunmak için görülen ilk belirtilerde doktora başvurulup tedaviye başlanılması gerekiyor.

Gıda alerjisini yerfıstığına karşı olan alerji ile örneklendirmek gerekirse;
Yerfıstığı alerjisi özellikle çocuklar arasında giderek artmakta olan bir alerjidir. Alerji olayları her 50 çocukta bir ve her 200 yetişkinde bir görülmekte ve anafilaksiye (bir maddeye karsı gösterilen asırı hassasiyet) ve ölüme neden olmaktadır.

Bir çocuğun yerfıstığına karsı alerjisi olduğu çok küçük yaslarda belli olur. Çocuklar yerfıstığına karsı hassasiyetleri olduğunu yerfıstığını doğrudan doğruya yemek yanında daha başka yollardan da belli ederler. Bunlar arasında aşağıdaki durumları gösterebiliriz:

• Ana sütü yoluyla (annenin aldığı gıdalara bağlı olarak)
• Sık sık yerfıstığı veya içinde yerfıstığı bulunan gıdaları yiyen bir kişiyle yakın temasta bulunmak yoluyla
• Yerfıstığından yapılmış yağlarla vücuda masaj yapılması yoluyla

Eğer çocuk yerfıstığına karsı hassasiyet veya tepki göstermeye baslarsa ve bunu takiben yerfıstığı yerse ciddi alerjik tepki gösterebilir. Aşırı hassasiyeti olan kişiler az miktarda da olsa yerfıstığına karsı tepki gösterebilirler.

Söylendiğine göre, bir tek yerfıstığının 1/2000'lik parçası bile alerji yapmaktadır.

Belirtiler yerfıstığını yedikten veya içinde yerfıstığı bulunan bir gıdayla temas ettikten hemen sonra görülebilir. Bunları aşağıda veriyoruz:

• Özellikle ağız kenarlarında kasıntı
• Dilin şişmesi
• Yüzün kızarması
• Soluk almakta zorluk
• Kramp ve mide bulantısı
• Kusma
• İshal
• Bilinç kaybı

Mideye giren yerfıstığı hayatı tehdit edici tepkilere neden olabilir. Alerjik tepki, yerfıstığıyla veya içinde yerfıstığı olan gıdalarla deri veya göz yoluyla temas etmek hatta bu gıdaları koklamakla da meydana gelebilir. İyice saflaştırılmış yerfıstığı yağına alerjik kişilerin tepki göstermesi olasılığı pek yoktur. Yapılan araştırmalar saflaştırmanın yerfıstığı proteinini giderdiğini göstermektedir. Bununla birlikte, hassas olduğu bilinen kişiler, yağın içinde eser halinde bile yerfıstığı proteini kalmış olabileceği için, iyice saflaştırılmamış yerfıstığı yağından uzak durmalıdırlar.

Yerfıstığı alerjisi, çocukların büyüdükçe direnç kazandıkları süt ve yumurta alerjisinden farklı olarak, erişkinlik ve yetişkinlik devrelerine kadar devam eder. Yerfıstığına karsı hassasiyeti olan kişiler yerfıstığı yemezlerse ve içinde yerfıstığı bulunan maddelerden uzak dururlarsa şiddetli alerjik tepkilerden kendilerini koruyabilirler.

Satın aldığınız ve yediğiniz her gıda maddesinin üzerindeki etiketi okumanız ve bu gıdalarda yerfıstığından herhangi bir eser olup olmadığını kontrol etmeniz tavsiye edilir. Evin dışında bir yerde yemek yiyecekseniz yemeklerin içinde neler bulunduğunu ve nasıl pişirildiklerini sorun. Hem kendinizin hem de çocuğunuzun yerfıstığına karsı alerjisi varsa alerji belirtilerinin de bilinmesi önemlidir ve çocuğa yerfıstığı yememesi gerektiği öğretilmelidir. Okul ilgilileri de içinde olmak üzere diğer kişilere de çocuğun yerfıstığına karsı alerjisi olduğu söylenmelidir.

Bilgi almak için ayrıca bir sağlık görevlisine de başvurabilirsiniz. Kendinizde veya çocuğunuzda yerfıstığına karsı herhangi bir alerjik tepki görürseniz çabuk hareket ederek hemen bir tıbbi tedavi yolu arayın.

Öneriler;
•İlk basamakta yiyeceklere ait bir not defteri tutmanızdır. Bu deftere birkaç haftalık bir periyotta yediğiniz ve içtiğiniz her şeyi yazın. Her türlü bulguyu ve bu bulguların gelişmesinin ne kadar zaman aldığını not edin.

•Bütün uzmanlar, gıda alerjisinden şüphelenen birisinin alerji ve bağışıklık dalında ihtisas yapmış bir hekime muayene olmasını önermektedirler. Hekimden teşhis ve tedavi planı ile maliyeti hakkında bilgi alınmalıdır. Yapılacak testlerin bilimsel değerinin kabul edilmiş standartlara uyup uymadığı yine hekime sorulmalıdır.

•Gıda alerjisinin teşhisi titiz bir anamnez (sorgulama), fiziki muayene, uygun hazırlanmış diyet ve diğer durumları ayırt edici tanısal testler ile konulabilir. Testler alerjik deri testleri, kan testleri veya şüphelenilen gıdalar için "hariç tutma ve deneme" testlerini içerebilir.

•Şayet size gıda alerjisi tanısı koyulduysa potansiyel gıda alerjeni kaynaklarını tespit etmek için yiyecek etiketlerini çok dikkatli inceleyiniz.

•Şayet bir lokantada yemek yiyorsanız şüphelendiğiniz yemeklerin içerikleri hakkında lokanta sorumlusundan bilgi alınız. Yanınızda epinefrin (adrenalin) bulundurun ve nasıl uygulanacağını öğrenin.

•Şayet bir reaksiyonun başladığını fark ederseniz semptomun ciddiyeti hafif bile olsa hemen tıbbı yardım arayın. Hafif semptomlar 10–60 dakika sonra çok ciddi problemlere dönüşebilir

sağlık.turk.net
〰〰〰〰🐠

ENE 67

#394
Yağı yok eden 10 süper besin

Yağları parçalayıp hazmı kolaylaştırıyor. Ayrıca kilo vermeye yarayan kalsiyum içeriyor.
Yaz geliyor, tatil için hazırlıklar şimdiden başladı. Peki siz tatile hazırsınız ancak ya vücudunuz! İşte size süper 10 yiyecek;
Esmer pirinç: B Vitamini deposu olması sayesinde proteinleri, yağları parçalıyor, hazmı kolaylaştırıyor.

Greyfurt: Metabolizmayı hızlandırıyor, vücut direncini artırıyor.

Kırmızı üzüm: Dolaşım sistemini temizliyor. İçerdiği lif, vitamin ve mineraller sayesine kolesterolün düşmeye yardımcı oluyor.

Salatalık: Lif zengini olması sayesinde tokluk hissi veriyor. Ayrıca sağlıklı bir su deposu

Nar: Hormonları dengeliyor. Bu sayede kilonuzu kontrol etmeniz daha kolaylaşıyor. Ayrıca güçlü bir antioksidan.

Adzuki fasulyesi: (Küçük kırmızı fasulye) Fasulyeler arasında en az yağ oranına sahip. Vücutta daha fazla suyu tutuyor.

Brokoli: Lif ve C vitamini deposu. Ayrıca kilo vermeye yarayan kalsiyum içeriyor. Karaciğere iyi geliyor. Hazma yardımcı oluyor.

Elma: Hafif tatlı, bağırsakları harekete geçiriyor.

Kiraz: Yumuşak bir müshil etkisi yapıyor ve kilo kaybına neden oluyor.

Yulaf: Tok ve şişkinlik hissi veriyor. Bir kase lapası vücutta üç kase su tutmayı sağlıyor.


SIKINTI VE HUZURSUZLUK MUTLAKA BIR GÜNAHIN CEZASI,HUZUR ISE BIR IBADETIN KARSILIGIDIR
HZ.Mevlana

ENE 67

#395
Cildiye Uzmanı Alaaddin Atalık, pek çok kişinin yağdan kurtulmak için saçını sık aralıklarla yıkadığını, bunun çok yanlış bir uygulama olduğunu belirtti. Atalık, ne kadar sık yıkanırsa yıkansın yağ bezlerinin saçı tekrar yağlandıracağını kaydetti.

HAFTADA ÜÇ GÜN
Atalık, "Saçın her gün yıkanması deride tahribata ve kaşınmaya yol açabilir. Saçın haftada 3 kez yıkanması gerekir. Saç derisinde sürekli görülen kaşınma nedeniyle bazı kişiler, saçın yağlandığını düşünerek yıkamaya yöneliyor. Bu düşünceden vazgeçilmeli" dedi.


SIKINTI VE HUZURSUZLUK MUTLAKA BIR GÜNAHIN CEZASI,HUZUR ISE BIR IBADETIN KARSILIGIDIR
HZ.Mevlana

Tuğra


Eğer gerekli besinleri almıyorsanız, istediğiniz kadar en iddalı saç bakım malzemesi kullanın. Saç sağlığında önemli olan bakımdan ziyade, nasıl beslendiğinizdir" Peki bu beslenme nasıl olmalı?

Şampuan ve saç kremi ne yazık ki özlediğiniz sağlıklı saçlara kavuşmada tek başına yeterli değil. Sağlıklı ve ışıldayan saçlara sahip olmak için, banyodan çıkıp mutfağa yönelmelisiniz. Amerikalı ünlü diyetiysen Dawn Jackson Blatner, konuyla ilgili “Saçınız her ay yarım santim ila 1 santim arasında uzuyor ve uzayan saç ve tırnaklarımızın, hatta yeni oluşan derimizin kaynağı beslendiğimiz yiyeceklerdir. Eğer sağlıklı bir diyetteyseniz, bütün vücudunuzda, içinde ve dışında, daha sağlıklı ve güçlü hücreler oluşacaktır” diyor...

Dengeli diyet ŞART

Sağlıklı bir saç ve güzel bir dış görünüm için en iyi şeyin çeşitliliğe özen göstermek olduğunu belirten Dyt. Dawn Jackson Blatner Yağsız proteinleri, tahılları, sebze ve meyveleri, düşük yağlı süt ürünlerini, yağlı balık ürünlerini (somon gibi) ve baklagilleri içeren dengeli ve genel bir diyet, sağlıklı saçlara sahip olma konusunda size yardım edecektir” diyor.
Saç kaybı yapabilir

Eğer son çıkan diyetlerden biriyle hızlı bir şekilde kilo vermek istiyorsanız ise bu karnınızın aç kalması dışında sağlıklı saçlar için de size yardımcı olmayacaktır. Düşük kalorili diyetlerde genelde sağlıklı saçlar için çok önemli olan A vitamini, çinko, Omega-3 yağı gibi besleyiciler çok azdır. Saçınızın sağlıksızlaşması ve donuklaşmasına ek olarak bu diyetler, saç kaybına bile neden olabilirler."

Hızlı kilo hızlı sorun

“Kilo verdirici diyetler saçın seyrini etkileyebilir” diyen Dyt. Blatner “Kısa bir zaman içinde hatırı sayılır bir biçimde kilo vermek, normal saç ritmini etkileyebilir. 2-3 ay içinde saçınızın dökülmesinde büyük bir artış olduğunu fark edebilirsiniz. Ama bu, geniş kapsamlı ve dolgun bir diyetle üstesinden gelebileceğiniz, geçici bir problemdir” dedi.

Somon, süt, havuç

Blatner, "Eğer doğuştan hassas ve seyrek saçlara sahipseniz, saçlarınız bir halat kadar sert olmayacak, ancak içinde geliştirici birçok protein ve demir barındıran iyi dengelenmiş bir diyet, onları potansiyellerin en üst seviyesine çıkarabilir" uyarısını yapıyor. Diyetisyen Blatner saçın hızlı uzaması veya güçlenmesi amacıyla piyasaya sürülen destek diyet ürünlerine de dikkat edilmeli, bu ürünler geri epebildiğini ve saçların hızlı süreçlere çok yatkın olmadığını belirtiyor.
Saçı besleyen 10 yiyecek

Blatner, sağlıklı bir saç diyetinin kaynağı olması gereken 10 yiyeceği sofralardan eksik etmemek gerektiğini ve saçını sevenin mutfağa girmesi gerektiğinin de altını ısrarla çiziyor...

İşte o yiyecekler: Somon, koyu yeşil sebzeler, fasulye, fındık, tavuk, yumurta, tahıllar, düşük yağlı süt ürünleri, havuç...

(Bugün)
〰〰〰〰🐠

Tuğra

Dr. Oktay Baygun, aşırı sıcak havalarda öğle arası en az iki saat uyku molası verilmesi gerektiğini söyledi.

Hava sıcaklığıyla birlikte nemin de arttığını ifade eden Baygun, "Gün ortasında güneş ışınları çok dik gelir ve özellikle dış ortamda çalışan insanlar için sorun oluşturuyor. Eğer mümkünse öğle tatilinde siesta yani, öğle uykusundan yararlanmakta fayda var.

Vücut, sıcakta yorulduğu için bu küçük dinlenme molası vücudun kendini yenilemesine destek olur." dedi.

Sıcak havalarda yeterince su ve mineral almak şartıyla vücudun kayıplarının karşılanması gerektiğini vurgulayan Dr. Baygun, şu tavsiyelerde bulundu: "Aşırı sıcaktan korumak için klimalı ortamlarda ve hava akımı iyi olan mekanlarda oturmalı. Bol ve açık renk giysiler tercih edilmeli ve sıvı kaybına karşı dikkatli olunmalı.

Özellikle diyabet dolaşım sistemi hastalığı, anemi yani kansızlık, alkol bağımlılığı ve tiroit hastalığı olanlar için sıcaklar çok daha zordur. Astım ve tansiyon hastaları kötü etkileniyor. Bu tip rahatsızlığı olanlar, öğle saatlerinde ve sıcağın en yoğun olduğu dönemlerde dışarı çıkmaktan kaçınmalı.

Sıcak sendromları, hava sıcaklığı 32 derecenin, nem oranı da yüzde 60'ın üzerindeyse ortaya çıkar. Çocuklar ve yaşlılar sıcaklardan daha fazla etkilenir. Özellikle bebekler için sıcaklar çok tehlikeli.

Çünkü kendilerini ifade edemezler. Bu nedenle sıcak havalarda güneş ışınlarından korunmanın en etkili yolu Akdeniz ülkelerinde yapıldığı gibi öğle arası Siesta yani öğle uykusu ile sıcaktan korunabilir."

Cihan
〰〰〰〰🐠

Tuğra

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Taner Çamsarı, vücudun su ihtiyacının idrar rengiyle tespit edilebileceğini belirtti

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Taner Çamsarı, vücudun su ihtiyacının idrar rengiyle tespit edilebileceğini belirterek, ''idrar koyu renkliyse vücudun suya ihtiyacı vardır ve su takviyesi yapılmalıdır. İdrar açık renkliyse vücudun su takviyesine ihtiyacı yok demektir'' dedi.

Prof. Dr. Çamsarı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çok su içmenin her derde deva olduğu yönünde yanlış bir anlayışın topluma hakim olduğunu, vücudun ihtiyaç duyduğu kadar su içilmesinin en sağlıklı yöntem olduğunu belirtti.

''YAZ AYLARINDA SUSUZ KALMAK BÖBREKLER İÇİN ÇOK TEHLİKELİ''

Sağlıklı bir insanın günde 1-1,5 litre idrar yaptığını, özellikle yaz aylarındaki terlemelerle birlikte günlük su ihtiyacının 2-2,5 litre civarında olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Çamsarı, ''Yaz aylarında susuz kalmak böbrekler için çok tehlikelidir'' diye konuştu.

Prof. Dr. Çamsarı şöyle konuştu:

''Kış aylarında vücudun su ihtiyacı daha azdır ve günlük 1-1,5 litreye düşer, yazın ise terlemelerle birlikte 2-2,5 litreye çıkar. Günde 4-5-6 litre su içen hastalarımız var. Vücut, gereksinimi olmadığı halde alınan suyu böbrekler de çalışıyorsa atar. Az su içildiği zaman da vücut idrar yapımını azaltır ve durdurur.

Sağlıklı bir bünye zaten susadığında, vücudun suya ihtiyacı olduğunda beyni uyarır ve o kişi gider su içer. Yaşlı insanlarda susama duygusu körleşir. Bunların bir miktar daha su alması gerekir. 3-4 litre su içilmesine gerek yok. Vücudun su ihtiyacı ne kadarsa o kadar içilmeli. Günde 1,5 litre sıvı kaybeden biri, 1,5 litre sıvı alacak demektir.''

İDRAR RENGİ, SU İHTİYACININ HABERCİSİ

İnsanların vücudunun su gereksinimi olup olmadığını kolay şekilde tespit edebileceğinin altını çizen Prof. Dr. Çamsarı, ''çok az su içen insanların idrarı koyu olur. İdrar koyu renkliyse vücudun suya ihtiyacı vardır ve su takviyesi yapılmalıdır, idrar açık renkliyse vücudun su takviyesine ihtiyacı yok demektir'' dedi.

Günde 20 litre su içen hastalar bulunduğunu dile getiren Prof. Dr. Çamsarı, şunları kaydetti:

''Bu psikolojik bir durum. Buna biz psikojenik diyabetes diyoruz. Adam günde 20 litre su içiyor. Çok fazla su içenlerin böbreğinde duyarlılıklar azalıyor. Böbreğin içindeki belli ünitelerin duyarlılığı, eşik düzeyleri değişiyor. Gereksiz yere böbrek zorlanmış oluyor. İdrarın içinde toksik maddeler var. Böbrek belli bir sıvıyla bunları dışarı atar.

Bir litre sıvının içerisinde atılan toksin miktarı bellidir. Mesela bir litrede 30 gram toksin dışarı atılıyorsa çok sıvı içen birininkinde bu toksin miktarı 10-15 grama düşer. Su artık idrar gibi çıkmaya başlar. Çünkü aşırı sudan dolayı vücut bunu ayarlayamamaya başlar.

Gereğinden fazla su içen insan sürekli tuvalete gider ve yaşam kalitesi düşer. İki litre herkesin içtiği sıvıdır, bunun ötesi gereksizdir. Yaşlıların susamadıkları halde bile bir miktar daha su içmesini, bol sıvılı gıdalarla beslenmelerini öneriyorum.''

AA
〰〰〰〰🐠

Tuğra

Salataların vazgeçilmez malzemesi olan bu bitki tam bir şifa deposu...

Üniversitelerde 700 yıl ders olarak okutulan hekimlerin piri İbn-i Sina’nın 'Tıp Kanunu' kitabından bugüne kadar hiçbir yerde rastlamadığınız çok özel formülleriyle şifa bitkilerin reçeteleri…
Dr. Yaman SÖNMEZ ve Tarihçi Ahmet ALMAZ hazırladı.

Salataların ana malzemesi marul, mide iltihabına karşı etkili. Ödem söktürücü özelliği olan marul uykusuzluğa da iyi geliyor...

İlaç niyetine yiyin

MARUL

Galenos, bostani marulda soğukluk olmadığını, ancak gül suyu kadar soğukluk olduğunu söylemiştir. Onun, rutubeti, pancar ve ebegümecinin rutubeti arasında yer alır.

Bazılarına göre, marulun yapı ve kuruluk bakımından lahanayla pazı türü sebzeler arasında yer aldığı söylenir. Ben, onun üçüncü derecede soğuk olduğunu söylediklerini ifade ediyorum. Hekimlere göre, besin olarak zararlı veya pek az besleyicidir. Bu doğru değildir. Marul, ikinci derecede soğuktur.

YARARLARI

Marulun temizleyici, büzücü ve söktürücü özellikleri yoktur. Tuzlu , ekşi gibi özellikleri olmadığı için, bundan oluşan kan, diğer sebzelerden oluşan kana göre daha kırmızıdır. pişmiş marul besleyicidir. Marul, sıvıların birbiri ile uyuşmazlığından doğan şikayetlerde yararlıdır.

Yıkanmış marul iyidir. Yıkamak, marulun gaz yapıcı özelliğini artırır ve aynı zamanda bütün sebzelerin soğukluğunu fazlalaştırır.

ŞİŞLER

Yangılı şiş ve ödemler üzerinde etkilidir. Büyük ödemler üzerinde etkili olamaz.

HAREKET ORGANLARI

Eklemler üzerine haricen (yakı, lapa) uygulandığında yararlı olur.

BAŞ ORGANLARI

Çiğ ya da pişmişi, uyku verir; dolayısıyla uykusuzluğu giderir. Sayıklamayı önler. Ayrıca başı güneşte yanmaktan korur. Bu drog, tıkanıklıkların ilacıdır.

GÖRME

Yabani marulun sütü, kornea yaralarını temizler. Bostani marulun sütü de aynı etkiyi gösterir. Marul külü, yanıklar için kullanılır. Yabani marul sütü, kirpiklerin dökülmesini önler. Yenmesi, göze zarar verir.

DIŞARI ATAN ORGANLAR

Yarım dirhem marul sütü, suyla içilirse, bağırsaklarda ishal etkisi yapar. Büyümüş göbekli bostani marulun sütü, yabani marul sütüne yakın etkiye sahip olur. Marulun bağırsaklar üzerinde ishal ya da kabız etkisi yoktur.

Aktif Haber
〰〰〰〰🐠

Tuğra

İnsanoğlunun varoluşundan bugüne kadar kahvaltının önemi biliniyordu. Ne yazık ki şehirlerde yaşayan kesimin anımsanmayacak şekilde bu alışkanlıklarını yitirdiklerini gözlüyoruz...

Nedenini sorduğumuzda ev ile iş arasının çok uzak olması, zamana karşı yarıştıkları şeklinde hiç de tatmin etmeyen yanıtlarla karşılaşıyoruz. Halbuki kahvaltıyı akşam yatmadan önce on beş dakikalık keyifli bir çalışmayla hazırlayabilirsiniz.



Niye kahvaltı bu kadar önemli? Çünkü günün üç öğününden ilkidir ve vücudu bir makina olarak kabul edersek devreye sokulması kahvaltı ile başlar. Vücut uyurken sürekli çalışmaya devam eder, gün içerisinde alınan enerjiyi sabaha kadar tüketebiliriz. Bu nedenle gün içinde harcadığımız enerjinin anahtan kahvaltıdır.

Kahvaltı; demir, fosfor, kalsiyum ve protein açısından gerçek bir kaynaktır. Uyanır uyanmaz gereksinim duyulan tüm besinleri karşılayıp, büyük işler başarmak için vücudu tümüyle hazır hale getirir.

Güne kahvaltısız başlandığında; yorgun, stresli ve kontrasyon bozukluklarının yaşandığı keyifsiz bir gün davet edilir. Kahvaltı yapılmadığında, saat 10-12 arasında vücuttaki enerjide büyük bir azalma olur. Buda kas kasılması, kontrolden yoksun bir sinir sistemi, baş dönmesi, açlık duygusu ve uyuşukluğa neden olur.

Bu olumsuzluklar öğrencileri daha da fazla etkiler. Kahvaltı yapmayan çocuklar ve gençlerde, diğerlerine göre derslerde algılama süreçlerinin uzadığı görülmüştür. Sabah kahvaltısını aksatan erişkinlerin serum-kolesterol düzeylerinin kahvaltı edenlere göre daha yüksek çıktığı görülmüştür. Kahvaltısın güne başlayanlarda bedensel olumsuzluklarının yanı sıra, ruhsal çöküntülere de rastlanabilir.

Karnı aç olan çocuğun canı ne görürse çeker. Bu da, oburluğa atılan ilk adım olur. Metabolizmayı % 20-30 civarında hızlandıran kahvaltıdır. Kahvaltıyı azalttığında bir sonraki ana öğünde metabolizma intikam alır.

Yarın aynı işlerin yine başına geleceğini çok iyi bilen, hemen koruma sistemini devreye sokarak tüm yenilenleri yağa dönüştürerek depolar. Bir de öğle yemeği geçiştirildi ise akşam yemeğinde olumsuzlukların boyutları da büyür. Çevreye dikkatlice bakılırsa şişman insanların çoğunun kahvaltı yapmadığı gözlenir.

Kahvaltı sayesinde saat 10:00'dan itibaren vücut fonksiyonları eksiksiz çalışır. Kahvaltıda alınan besinlerle hücrelerde azalan kan şekeri dengelenir. Kahvaltı müthiş bir enerji kaynağıdır. Karbonhidratlardan ekmek, mide bağırsak sisteminin çalışmasını kolaylaştırır, sindirim sorunu yaratmaz, açlık duygusunu bastırır.

Türk mutfağında kahvaltıda genellikle B vitamini eksikliği görülür. B1 vitamininin en iyi kaynağı buğdaydır. Ancak buğday da temizlenirken % 30 kayıp olur. Zaman zaman mısır gevrekleri bu eksikliğin giderilmesini, yanında tüketilen süt ve peynir ile kolaylaştırabilir. B1 vitamini, besinlerden alman karbonhidratın enerjiye dönüşmesini sağlar. Depresyon ve zihinsel yorgunluğu engeller.

Kahvaltıda Gereken Ürünler...

Süt ve ürünleri:

Beyinsel ve bedensel oluşumun güçlenmesini sağlar. Yağ. protein, karbonhidrat, mineral ve vitaminden oluşan süt, her yaşa hitap eder. Erişkinlerde az yağlı olanlarının tercih edilmesi uygundur. Büyüme çağındaki çocukların, hamilelerin, emzirenlernin bu ürünleri gün içerisinde belirtilen oranlarda alması gerekir.

Peynir:

Kalsiyum ve B vitamini yönünden oldukça zengindir. Günlük peynir ihtiyacı yaşa ve özel durumlara göre değişir. Ortalama 1 ya da 2 kibrit kutusu ihtiyacımızı karşılar.

Yumurta:

İyi bir protein kaynağıdır. Erişkinler, haftada 2 kere peynir yerine 2 adet yumurta, çocuklar ise gün aşın tüketilmelidir.

Kahve ya da çay:

Midesi zayıf veya ülser olanlar, yüksek tansiyonlu ve kalp rahatsızlığı çekenler kafeinden uzak durmalıdır. Çayın içinde bulunan "tanen" kafeine oranla daha uyarıcıdır. Ancak bir bardak çayda bulunan "tanen" aynı orandaki kahveye kıyasla daha azdır. Çay ya çok açık veya limonlu tüketilerek ya da çok demlenerek "tanen" miktarı düşürülebilir. Bu madde demir emilimini zorlaştırır ve kansızlığa sevk eder.

İdeal Kahvaltı

Bir bardak oda sıcaklığında su, bunu C vitamini ağırlıklı bir porsiyon meyva ve daha sonra yukarıda sayılan besin ögelerinden en az 1 porsiyon peynir, bir bardak süt, 4 adet zeytin, 1 tatlı kaşığı bal ya da reçel; 2-3 dilim çavdar, kepek ya da yulaf ekmeği ve bir porsiyon söğüş domates-salatalık ile mükemmel bir kahvaltı yapıp güne zinde başlanabilir.

Dr. Haluk Saçaklı
〰〰〰〰🐠

Tuğra

Yaz geldi kadınlar kozmetik ürünleri sıkça kullanmaya başladı. Orjinal ambalajlı sahte parfümler piyasaya sürülebiliyor.

Yaz aylarında tüketimi artan kozmetik ürünlere karşı tüketicileri uyaran Tüketici Hakları Derneği (THD) Alanya Şube Başkanı Cemal Şencan, son günlerde derneğe başvuranların büyük bölümünün sahte parfümden şikayetçi olduğunu belirtti. Cemal Şencan, orijinal ambalajlı sahte parfümlerin müşterilere pazarlandığını kaydetti.

Özellikle insanların yoğun olduğu turizm bölgelerinde sahte ürünlerin piyasaya çok fazla sürülebildiğine işaret eden Şencan, sahte kozmetik ürünlerin çoğunda yabancı maddelere rastlandığını kaydetti.

NASIL ANLAYACAKSINIZ?

Cemal Şencan kozmetik ürünler alırken dikkat edilmesi gerekenleri sıraladı: “Şüpheli ürünler alınmamalı, pazar yerlerinde kontrolsüz satılan ürünleri almamaya özen gösterilmeli, satın alınacak kozmetiklerin özellikle dış ve iç ambalajları temiz olmalı, ürünlerin üzerindeki yazılar düzgün ve okunabilir olmalı, yönetmelik açısından gerekli olan içeriği, miktarı, saklama koşulları, son kullanma tarihi veya açıldıktan sonraki kullanım süresinin yazılmış olmasına dikkat edilmeli, cam şişeli ürünlerin, içindeki sıvıların berrak olmalarına özen gösterilmeli."

ALERJİ YAPIYOR

Sahte ürünlerin ciltte tahriş, kızarıklık, kaşıntı ve döküntüye, hatta ciddi boyutlarda alerjik sorunlara neden olduğunun altını çizen Şencan, yapılan araştırmalarda, sahte parfüm ve benzeri ürünlerde fazla miktarda metanol saptandığını kaydetti.

Şencan, sahte ürünlerin çevre sağlığına zararları yanında, sprey deodorant ve diğer kozmetiklerin içeriğindeki maddelerin ozon tabakasını tahrip ettiğini de hatırlattı.

tıme Turk
〰〰〰〰🐠

İsra

Tahta kaşık, spatula, doğrama tahtası gibi yiyeceklerimizle doğrudan temas eden ahşap eşyaların temizliği ve bakımı ayrı bir özen istiyor. Bu eşyaların vernikli olanlarının mutfağa dahi sokulmaması ve hiçbirinin bulaşık makinesinde yıkanmaması gerekiyor.

Prof. Dr. Ümit Cafer Yıldız, bulaşık makinesinde yüksek sıcaklıkta verniğin eriyeceğini, sıcak bir yemeği karıştırırken verniğin kaşıktan yemeğe geçeceğini bildiriyor.

Geçmişten günümüze mutfak eşyaları ne kadar renklenip çeşitlense de tahta kaşıklar, spatulalar yerini hep korudu. Teflon tencere ve tavaların hayatımıza girmesiyle de vazgeçilmez hale geldi. Ancak, eskiden sadece şimşir, kayın gibi ağır ağaçlardan yapılan sağlam kaşıkların yerine rafları çok daha ucuz ve basit yapılı olan, çabuk kırılan, çatlayan, aşınan ürünler işgal etti. Üstelik, nasıl kullanılacağı ve temizleneceğine dair oluşmuş ortak bir kanaat de bulunmuyor. Konuyla ilgili sorularımızı cevaplayan Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Endüstri Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ümit Cafer Yıldız, özellikle vernik konusuna dikkat çekerek, kesinlikle verniksiz olanların kullanılmasını öneriyor.

Verniklenmiş eşyalar daha şık ve parlak göründüğü için cazip geliyor. Üstelik, daha kolay temizleniyor, kararmıyor, leke tutmuyor. Normalde ahşabın doğal yapısını korumak için kullanılan sentetik bir petrol ürünü olan vernik, ısıyla temas ettiğinde eriyor. İçeriğindeki zararlı kimyasallar gıda yoluyla vücuda geçiyor. Ahşap eşya alırken şimşir, kayın, gürgen gibi sert yapraklı ağaçlardan üretilenlerin tercih edilmesini tavsiye eden Prof. Dr. Cafer Yıldız, bunların bakımı için de mineral yağların kullanılabileceğini belirtiyor.

Ahşap eşyaların en büyük düşmanı ise bulaşık makineleri. Yüksek ısı nedeniyle çabuk yıpranan tahta ürünler, eğer vernikli ise sıcağın etkisiyle vernik çatlıyor; pul pul dökülüyor. Verniksiz ise bulaşık deterjanı ahşabın içine işliyor.

Elde yıkarken de bulaşık deterjanını önermeyen Prof. Yıldız şu bilgileri veriyor: "Ahşap ürünlerin çamaşır suyunda bekletilmesi de doğru değildir. Çünkü, ahşabın bileşenleri, özellikle lignin bileşeni çamaşır suyundaki klor ile reaksiyona girerek insan sağlığına zararlı olan dioksin maddeler meydana getirebilmektedir. Doğru uygulama olarak; sabun veya sabun tozuyla yıkama yapılmalı. Veya sadece suyla yıkama yapılıp kurutulmalı ve kuru tutulmalıdır. Bir de, hidrojen peroksit maddesi (oksijenli su, marketlerde bulunmaktadır) seyreltilerek ahşap mutfak gereçleri bunun içinde bir süre bekletilebilir. Çatlayan eşyaların da kullanılmaması gerekir."

zaman

Lika



Her zaman diyete başladığınızda bir süre sonra açlığınıza yenilip diyetinizi yarıda bırakıyor musunuz? İşte size Reader's Digest'tan açlığınızla baş etmeniz için 10 tavsiye:

1. Kendinize meyve hediye edin: Açlığınızı kontrol altında tutabildiğiniz zamanlarda, kendinize gerçek bir hediye olarak taze meyve ya da içecek alın.

2. Bir miktar fındık açlığınızı bastırabilir: Eğer yeme arzunuza yenilirseniz ve bir kutu şekerleme ya da diğer tetikleyici gıdalar alırsanız kendinizi kötü hissedersiniz. Bu tür yiyecekler, yağ olarak size dönecektir.

3. Sert kabuklu yemiş yiyin: Günde 2 bardak su için ve bir miktar kabuklu kuru yemişlerden yiyin. 20 dakika içinde bu vücut kimyanızı değiştirerek açlığınızı ve iştahınızı bastıracağı belirtliyor.

4. Şekerleme yerine içecek bir şeyler deneyin: Kafein açlığınızı bastıramaz, fakat kafein iştahınızı bastırıp sizi kaloriden kurtarır.

5. Stresten uzak durun: Stres açlığın en büyük tetikleyicisidir. Stresle başetmenin yolunu öğrenirseniz potansiyel olarak günde yüzlerce kaloriden uzak durursunuz. Derin derin nefes almayı ya da gözünüzde sakin, durgun sahneler canlandırmaya çalışın.

6. Kısa şekerlemeler yapın: Yorgun olduğumuzda, açlığımız da açığa çıkar. İş yerindeyseniz kapınızı kapatıp, gözlerinizi bir süre kapatın ve enerji toplayın.

7. Dişlerinizi fırçalayın, gargara yapın. Temiz ve ferah bir ağıza sahip olduğunuzda bir şeyler yiyerek bunu bozmak istemezsiniz.

8. Kendinizi meşgul edecek bir şeyler yapın. Canınız dondurma isterse, bu açlık değil, nefistir. Nefsin 10 dakika içinde sona erdiği düşünülüyor. Bunun ayrımını yapın ve aklınızı başka tarafa çevirin. Bir arkadaşınızı arayın,  ya da egzersiz yapın.

9. Sınırlar dahilinde kendinizi biraz şımartabilirsiniz. Gidin ve bir dondurma alın, ancak küçük bir külahta alın, bardakta değil. Küçük çikolatalar, yer fıstığı ya da tuzlu krakerler yiyin. Bunları yedikten sonra yapacağınız 15 dakikalık bir yürüs 100 kalori ya da daha fazlasını yakmanızı sağlayacaktır.

10. Pastane ürünleri ya da pizzalardan kaçınmak için rutininizi değiştirin. Karşı konulamaz bir doğum günü pastasıyla karşılaşacağınızı biliyorsanız, başka yiyeceklerinizden kısarak diyetinizde pasta için yeterince kalori ayırın

Zaman Online
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Lika

Bunaltıcı yaz sıcaklarında en sağlıklı serinleme yönteminin, soğuk duş, deniz ya da havuza girmek gibi suyla yapılan serinleme olduğu vurgulandı.

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Akbaş, Online Sağlık'a (www.onlinesaglik.com) yaptığı açıklamada, artan yaz sıcaklarının özellikle çocuklar ve yaşlılar için risk oluşturduğunu belirtti.

Kısa süreli de olsa yoğun şekilde güneşin etkisine maruz kalınmasının "güneş çarpması" olarak bilinen sağlık sorununa yol açabileceğini ifade eden Dr. Murat Akbaş, aşırı sıcağa bağlı olumsuzluklarla karşılaşmamak için özellikle sıcaklığın etkili olduğu saatlerde dışarıda fazla kalınmaması gerektiğini söyledi.

Dr. Akbaş, sıcakta bol su tüketilmesinin çok önemli olduğunu, aşırı soğuk olmamak kaydıyla su içilmesinin, sıvı ihtiyacını karşılaması yanında vücudun serinlemesine katkı yaptığını belirtti.

Yaz aylarında serinlemek için özellikle ev ve arabalarda klimaların tercih edildiğini, ancak bu yöntemin pek de sağlıklı olmadığını ifade eden Murat Akbaş, şunları kaydetti:

"Klimalar aynı havayı dolaştırıp veriyorlar, aynı zamanda ortamdaki tozun da hava hareketleriyle dolaşıma geçmesine neden oluyor. Bu durum, partikül ve hastalık yapan mikropların doğrudan solunum sistemine girmesine yol açabiliyor. Klimanın üflediği havanın kişilerin vücuduna, özellikle de yüzleriyle doğrudan temas etmesi ise yüz felci gibi rahatsızlıklara neden olabiliyor.

Bu yüzden, bunaltıcı yaz sıcaklarında en sağlıklı serinleme yöntemi, soğuk duş, deniz ya da havuza girmek gibi suyla yapılan serinlemedir. Çocuklar nasıl ateşlendiklerinde soğuk suyla banyo yaptırılıyorsa, sıcakta vücut ısını düşürmek için de su tercih edilmelidir."

Dr. Murat Akbaş, suya girip serinledikten sonra hemen kurulanmak gerektiğini, özellikle ıslak saçla güneşe ya da rüzgara maruz kalınmasının sinüzite neden olabildiğini belirtti.

Serinlemek için havuzu tercih edenlere ise hijyene dikkat etmeleri uyarısı yapan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Akbaş, göz ve kulak iltihabıyla karşılaşmamak için sürekli temizlenen, temiz havuzların tercih edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
(ÖK-ÖK-Y)

timeturk
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim